Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Başınızı Örtecekler!


Nisan 2017 - 197. Sayı
Bu makale 2017-05-08 11:17:39 eklenmiş ve 260 kez görüntülenmiştir.
Güldalı COŞKUN

Geçenlerde, bir ankette referanduma sunulan maddeleri okuma oranının, Evet oyunu tercih edenlerde daha yüksek olduğunu yazmıştım. Her iki kesimde de maddeleri okuma oranının yüzde 100 çıkması zaten mümkün değil. Çünkü, sunulanın ne olduğu değil, kim(ler) tarafından sunulduğuna bakılarak davranan parti tabanları var.

Seçimlerde belirleyici olanlar da bu tabanların dışında kalan kitlelerdir. Dolayısıyla hedef kitledirler ve sunum yapılırken onların talepleri gözardı edilemez. Bu da daha geniş düşünmeyi, farklılıklara saygı duymayı ve daha kapsayıcı olmayı gerektirir. Siyasi partilerin gittikçe büyümesi ya da küçülüp marjinalleşmesi, bu yaklaşıma karşı aldıkları mesafeyle ilgilidir.

Bir referanduma gidiyoruz. Bir parti seçimi değil. Bir rejim değişikliği hiç değil. Sadece sistemsel bir değişiklik. Yıllardır, birçok siyasetçinin söylediği gibi sistemin tıkanıklığının ve ürettiği sorunların, gerçekten hizmet üretmek isteyen için büyük bir engel olduğu âşikar.


Sistemden memnun olan ise daima kendisini ‘çağdaş ve ilerici’ gösteren, değişimi asla benimsemeyen, hatta sistemin sorunu var mı yok mu bunu bile dert edinmeyen bir püsküllü muhalefetimiz var. Muhalefet diyorsak, halkın çoğunluğunun oyunu alamadığı için muhalefet. Ancak, ideolojisi ve ürettiği bürokratik oligarşisiyle daima iktidar olan muhalefet, yani malumunuz CHP.

Sadece “Hayır” diyor CHP. Daima “hayır” diyor. Halkın partisi güya ama halkın sorunları hiç ilgisini çekmiyor. İşte böyle talihsiz bir muhalefetle, zaman zaman yaptıklarını değiştirerek, kendisine muhalefet etmek zorunda kalan bir iktidar partimiz var.

Şu sistem değişikliği, aslında AK Parti’nin kendisine muhalefetten başka bir şey değil. Aldığı oy oranları ortada. Araştırmalar da en az 2 dönem daha halkın kendisini tercih edeceğini gösterirken, bu sistem değişikliğine gitmek de ne oluyor şimdi diyebiliriz, değil mi?

O halde, bu değişikliği elzem gören ve 15 yıldır sistemin sıkıntılarıyla boğuşan bu iktidar partisine bir kulak vermek gerekmez mi! Nihayet sistemler bir araçtır. Değiştirilmesi, tabu ya da imkansız değildir. Önemli bir değişikliktir ve hep birlikte karar vermeliyiz. Sonuçta partilerüstü bir durumdur. İlerde hangi parti iktidara gelirse, daha kolay hizmet edebilmenin yolu açılmalıdır.

İdeolojik kaprislerle, insanı güldürecek komik argümanlarla, yapılmak istenileni tartışmak yerine show yapmak da kime ne fayda getirecek? Muhalefet ve Hayır cephesi, öyle saçma şeyler söylüyor ki, iktidar kanadı cevap verirken gülmemek için çaba harcıyor.

Lokantalar kapatılıyor, muhtarlıklar kapatılıyor, iş yerlerine kilit vuruluyor, 24 saatte ülke ele geçiriliyor vs. vs. vs….. “Allah’ım neydi günahım!” dedirten, bir zeka ile karşı karşıyayız.

Kimden bahsediyor, zaten 15 yıldır iktidarda olan Hükümetten. Eleştirmek için bile bir kalite olmalı değil mi! Kapı kapı dolaşıp, “bunlar sizin başınızı örtecek, padişahlığı geri getirecekler, asacaklar-kesecekler!..” Dedim ya, insanın eleştirmesi için de bir kalite şart!

Bu hafta bana en çarpıcı gelen, petshopu olan orta yaşlı bir hanımın, intiharı bile düşünecek kadar korkutulmasıydı. Ona gelip demişler ki; “Tayyip, meydanlarda hepiniz kapanacaksınız dedi!” Şimdi, bunu söyleyeni geçtim, peki bir zahmet edip, demiş mi diye araştırmayana mı kızalım, yoksa bunu yayanlara mı?

Hadi gelin yüzyılın günah keçisine kızalım! Ey Erdoğan, kapsayıcı ol biraz ve günde 3 öğün “sizi kapatmayacağız” de! Şaka gibi her şey. İnsanın uyanıp da düş olmasını istediği şeylerden.

Bu muhalefetten şikâyetçi olan bir grup Hayırcı da var. Çok da haklı olarak, bunun tartışmayı perdelediğini söylüyorlar. Onların da argümanları, “tek adam” dolaylarında geziniyor. Kimisi, maddelerdeki detaylara girerek bu tezini güçlendirmeye çalışıyor. İşte bu en azından karşılıklı tartışmayı getiriyor. Yürütme, yasama ve yargının tek elde toplanmasının sakıncalarını anlatıyorlar.

Haklılar, tek elde toplanmasını kimse savunamaz. Ancak getirilen tasarıda mevcut durumdan daha fazla güçler ayrılığı olduğunu görmemek için paradoksal biçimde mevcut durumdaki parlamento çoğunluğunu ölçü alıyorlar. Yani kafalarında hep Erdoğan ve AK Parti figürü esas alınıyor.

Cumhurbaşkanı seçimle iş başına geliyorsa neden bu illa ki çoğunluk partisinden kabul ediliyor? Kaldı ki, partili olma zorunluluğu değil, partisiz de olabilir deniyorken neden illa aynı parti ve başkanının seçilebileceği düşünülüyor? Mevcut sistemin ürettiği parti lideri kültü, yasama ve yürütmenin aynı elde olması gibi sorunları, neden henüz uygulamasını bile görmediğimiz bir sisteme yüklüyoruz?

Demokrasi demek, hayatı zorlaştırmak mı ki, maddeleri didiklerken uyumdan çok uyumsuzluğu, birlikte çalışmaktan çok çatışmayı öne çıkaran fikirler üretiliyor? Yani, iş verdiğimiz adamlar demokrasi adına varsın didişsinler çalışmak yerine!

Bakın biz çok demokratız, yiyoruz birbirimizi! Bu mu yani ideal olan!


Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ