© Teknik Elektrik 2017-2024

Ortadoğu Oyunları ve Büyük Türkiye Refleksi

Dış Politikalar ebedi dostluklar ve ebedi düşmanlıklar üzerine kurulmaz. Hattı zatında normal kişisel dostluklar da böyledir. Çok sevdiğiniz bir arkadaşınızla hiç aranız bozulmadı mı? Ya da hiç hoşlanmam dediğiniz biri ile sonradan aranız iyi olmadı mı? Tabii ki EVET dediğinizi duyar gibiyim… İşte Devletler de böyledir. Tıpkı insanlar gibidir. Dün ESED’ le ortak bakanlar kurulu yaparken bugün bir an da Zalim Esed diyebilirsiniz... Efendim niye döndün? Yahu ben dönmedim... Ben kardeşim ESED derken o esnada cinayet işlemiyordu, bomba atmıyordu halkının üstüne. Günde bin kişi öldürmeye başladıktan sonra bana ''ne oldu da “kardeşim Esed” bir anda “zalim Esed” oldu” dersen, buradan 2 netice çıkar...

Ya siz cinayet işlediği an ile işlemediği normal bir insan gibi durduğu an da o kişiye aynı muameleyi gösteririm diyecek kadar DUYGUSUZ, ZALİM birisiniz ya da siz olayları muhakeme edemeyen Eşeğin tekisiniz! '' bunun ortası yoktur... Bu aynı şekilde komşuluk ilişkilerinde de geçerlidir... Çok samimi olduğunuz aynı apartman komşunuz bir den kendi ailesini çoluğunu çocuğunu akşam içip içip dövmeye başlarsa, camı çerçeveyi kırarsa, siz ne kadar samimi iyi komşu olursanız olun MÜDAHALE etmez misiniz? Yapma etme komşum, size yakışmıyor vs. demez misiniz? Komşunuz da size ''sana ne kardeşim ne bana müdahale ediyorsun iç işlerime karışıyorsun vs. dese, daha dün beraber pikniğe gitmiştik o zaman iyiydik '' derse o komşu haklı mı olur? İşte tüm Dış Politikalarda bu şekilde cereyan eder... Komşunuz kendi halkına zulmeder yüzbinlerce milyonlarca halkı size mülteci veya muhacir olarak sığınırsa siz de o komşu ülke ile kötü olursunuz? Gelelim Irak’ta ki gelişmelere...

Türkiye Cumhuriyeti gerek Saddam zamanında gerekse daha sonra gelen Şii Liderle yönetimler zamanında da Irak’ın kuzeyinde yaşayan ve katliama, kimyasal silahlarla soykırıma, açlığa mahkûm edilen Irak Kürtlerine sahip çıkmış, nefes aldırmış katliam ve soykırımın daha genişlemesine mani olmuştur...

Irak Kürtlerine Türkiye her zaman destek olmuş ve Dünya ya açılan penceresi olmuştur... Bu esnada özerk bir yapı olarak kurulan Kürt Federe devleti ile de çok güzel ilişkiler kurmuş Irak’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde ticari siyasi sosyal her türlü münasebet sağlamış ve karşılıklı işbirliğine gitmiştir... Bu uğurda Irak Kürtlerine hasmane tutumları sebebi ile de gerek Maliki gerekse de İbadi zamanında ki Irak yönetimleri ile kavga etmiştir...

Yine bu zaman zarfında Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ( IKBY ) lideri Mesut Barzani ve aynı aileden Necirvan Barzani defalarca Türkiye ye gelmiş hem Devletimizle hem de Ak Parti çevreleri ile çok sıcak ilişkiler kurmuşlardır. Çözüm sürecine de destek vermiş Türkiye Kürtlerinin demokratik haklarının gelişmesi için Türkiye Cumhuriyetine her türlü desteği vermeye çalışmışlardır... Yani buraya kadar her şey normal değil mi? Aramızın bozulmasını gerektirecek bir şey var mı? Yok!

Birden Kürt Federe yönetimi bir açıklama yapıyor ve biz bu şeklimizle Irak’tan ayrılacağız müstakil bir Kürt Devleti ilan edeceğiz diyor... İşte zurnanın zırt dediği yer burasıdır... Türkiye buna razı olmayacağını söylüyor ve evvela gayet yumuşak ve diplomatik bir lisanla ve güzellikle daha sonra da daha sert bir şekilde Kuzey Irak yönetimini uyardı... Neden Uyarıyor peki Kürt Federe Yönetimini Türkiye? Sadece bu yönetimin Rudaw isimli TV kanalının hava durumuna baksanız anlarsınız Türkiye’nin neden itiraz hatta isyan ettiğini... Bağımsızlık ilan edeceğini ve adının Kürdistan Olduğunu iddia edecek olan bu yavru Devletin Haritaları nereyi gösteriyor biliyor musunuz? Taa Mersin’i, Sivas kapılarını ve Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin tümünü içine alan bir harita sergiliyor... Bulundukları yer Güney Kürdistanmış ya o zaman her Güney in bir Kuzey i olur ya? O Kuzey de Türkiye’nin Güneydoğusu ve Doğusu imiş! Peki, açıkça fütursuzca Kürdistan Devlet haritası diye Türkiye’nin 3 de 1’ini gösteren bu uyduruk devlete Türkiye müsaade eder mi? Senin nefesini kesmez mi ey Barzani? Sen açlıktan ölürken Kimyasal bombalarla soyun kurutulurken Türkiye’ye sığınacaksın bitlenip palazlanacaksın ama sonra kendine gelince Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden haritalar yayınlayacaksın ve utanmadan tehdit edeceksin? Hem de Türkiye’nin daha 1926 yılında ki Ankara Muahedesi (antlaşması )’ ne göre Musul ve Kerkük’ün Türkiye ve Irak’ın toprak bütünlüğü sağlanması kaydı ile Irak’a bırakılmışken öyle mi? Bu Ankara Antlaşması sona erince Türkiye’nin Musul Kerkük başta olmak üzere Irak’ın kuzeyine müdahale etme hakkı olmasına rağmen! Bağımsızlık benim rüyalarımı 16 yaşından beri süslüyor ha? Tamam o halde Musul ile Kerkük de bizim rüyalarımızı süslüyor... Ne de olsa orası Türkiye’nin yeni Güneydoğusu... Hadi bakalım Halep oradaysa arşın da burada… Kur da görelim Devletini bakalım?

 

Bırak ekmeği suyu Hava bile alabilecek misin IKYB? Şimdi toprak bütünlüğü parçalanan İbadi ile senin yüzünden kopmuş olan ilişkiler nasıl düzelecek ve Türkiye artık muhatap olarak Erbil’i değil Bağdat’ı alacak göreceksin? Dedik ya yazımızın başında... Sadece kişisel değil devletlerarası komşuluklar da değişkendir!

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER