© Teknik Elektrik 2017-2024

Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması İdris Küçükömer

İlk kez yayınlandığı 1969 yılında bütün siyasi kavramların altüst eden ve şok etkisi yaratan Düzenin yabancılaşması, ilerice-gerici, sağ-sol denkleminin yerlerini değiştirmişti. İdris Küçükömer’e göre Türkiye’nin solcuları gericiydi ve halkı yönetilecek koyun olarak görüyordu. Türkiye’nin ilericileri ise sağ cenahta görülen muhafazakar geniş İslamcı halk kitleleriydi. Küçükömer döneminin aydınlarının aksine 1960 anayasasını ve Milli Güvenlik Kurulu’nu antidemokratik buluyordu. Kurtuluş Savaşı antiemperyalist değildi, sadece bir Türk-Yunan savaşıydı. Kimsenin söylemeye bile cesaret edemediği fikirleri hala ilk günkü tazeliğini koruyan ve tartışılan Küçükömer ciddi bir övgüyü hak ediyor.


ÖNSÖZ

Bu kitapçık, Akşam Gazetesinde 14-17 Ekim 1968 tarihleri arasında “Ortanın Solu” denen akımı eleştirmek üzere yayınlanan dört makalenin genişletilmesiyle ortaya çıkmıştır.Buna  girişmemde  asıl  sebep,  makalelerin  yayınlanmasından  sonra  çeşitli çevrelerden gelen dilek ve ısrarlardır.Dört makale içinde bence, “Osmanlılarda Kapitalist Düzene Neden Geçilemedi?” adlı mekale esastır. Ve ilerde belgeleriyle ayrı bir kitap halinde yayınlanacaktır.Elinizdeki  şu  kitapçıkta,  Osmanlı  ve  dolayısıyla  Cumhuriyet  düzeninin  nasıl yabancılaştırılmış  bir  düzen  olduğunu  ve  bunun  sonuçlarını  özet  olarak açıklamak  istedim.  Bana  göre,  düzenin  yabancılaştırılması  ile  bugüne  kadar gözlediğimiz batılaşmak özdeş görünmektedir. Bu ters düşen hareket karşısında, büyük halk yığınlarının kendilerini savunma cephesi giderek kurulmuştur. Ve bu cephe İslamcıolarak içe dönük ve kapalı olmaya itilmiştir. İşte bu ikileşmenin getirdiği sonuçları da açıklamakta yararlık gördük. Anlatmak istediğim de budur.Bu küçük kitabın başlangıcında okuyucuyu yoracak bir anlatımla karşılaşılabilir. Çünkü, bu bölüm büyükölçüde, uzun tarihi bir sürecin açıklanmasında, bir ilk yaklaşımı  özet  olarak  verir.  Eğer  okuyucu,  sabırlı  olabilirse,  daha  sonraki bölümlerde  düğümlerin  bize  göre  olan  çözümünü  bulacaktır.  Çözümlemeye çalışırken,  tarihi  yoğurmak  isteyen  kişi  ya  da  grupların  tarih  içinde  nasıl yoğrulduklarınıda göstermek istedim. Amaç, bu arada bazı kişi ya da gurupları kınamak  değildi.  Ancak  kullanmaya  çalıştığım  metod,  açıklanan  sonuçları getirdi.Kitapçık hazırlanırken hoca olarak, dost olarak İhsan Ada, Prof. Dr. Tarık  Zafer Tunaya, Doç. Dr. Halil Sahillioğlu, Nurkalp Devrim, Dr. Mahir Kaynak, Dr. A. S. Akat, Mehmet Genç, Hüseyin Özdeğer, Enver Meriçli ve Tektaş Ağaoğlu’nun konu üzerinde  tartışmalarda  ve  belgeler  hususunda  değerli  yardımları  olmuştur. Kendilerine teşekkür ederim. Fakat burada mevcut iddiaların meydana getirdiği bütünün sorumluluğu elbette dostlara ait değildir.Eğer  bu  kadarı  ile,  Türkiye’de  halen  mevcut  cephe,  sınıf  ve  bağımsızlık meselelerinin anlaşılmasına, ancak ana bazı çizgilerle yardımım olursa bu, mutlu kişi olmama yeter.


SUNUŞ

Düzenin Yabancılaşması üçüncü baskısını yapıyor...Kimin  “sağcı”,  kimin  “solcu”  olduğunu  anlamak  için  bir  turnusol  kağıdı  idi, Düzenin Yabancılaşması...Bu  gün  de  bu  özelliğini  yitirmeden  koruyor...  Ve ilginçtir,  giderek  daha  çok ihtiyaç  duyulmakta  İdris  Küçükömer’e.  İdris  Küçükömer’in  sağlığında  anlamı değerlendirilmeyen  görüşleri,  bu  gün  değişik  siyasi  yelpazelerde  değişik biçimlerde  ifade  edilmekte  ve  politik  hayatta  kullanıma  sokulmaya çalışılmaktadır.İdris Küçükömer’in 1969’da şok etkisi yapacak tezleri neydi? Bu tezler bu gün de şok etkisi yapabilir mi? İdris Küçükömer 1969’larda demişti ki;


Türkiye’nin  “solcuları  gericidir.  Üretim  güçlerinin  gelişmesinden  yana değillerdir,  tek  merkezli,  yukardan  aşağı  otoriter  bir  örgütlenmenin savunucusudurlar. Halkı yönetilecek sürü olarak görürler.

Türkiye’nin ilericileri “sağ”cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir. Onlara bu niteliği kazandıran, onların değişmeye ve gelişmeye, dönüşmeye açık  olan sosyal,  ekonomik  istekleridir.  Bu  istekler  üretim  güçlerini geliştiricidir, toplumdaki monolitik iktidar yapısını çatlatıcı ve çoğulcudur.

1960 Anayasası gerici, antidemokratik bir Anayasadır:

Bu  Anayasa’daki  Milli  Güvenlik  Kurulu  antidemokratik  bir  oluşumdur. Sivil  iradeyi,  askeri  monolitik,  antidemokratik  topak  bir  güce  mecbur edicidir.  OYAK  vb.  girişimlerle  ordu  yürürlükteki  mekanizmaya  uyumlu hale getirilmektedir.

Türk  Milli  Kurtuluş  Savaşı  antiemperyalist  değildir.  Bir  Türk-Yunan savaşıdır.

Yakın dönemtarihinin yeniden yazılması gerekecektir.

Türkiye’de  “sivil  toplum”  ilişkilerinin  kurulmasının  önündeki  engeller Türkiye’nin ilerici olduğu sanılan güçleridir.

Türk halkının demokratik yaşamı seçebilmesinin önünde genetik engeller olabilir. Çünkü yüzyıllar boyu sürekli merkezi, topak bir iktidar gücünün önünde “teba”ve “kul” olagelmiş insanlarla demokrasi kurulabilir mi? Bu nitelikteki  bireyler  demokrasiyi  isterler  mi?  İşte,  İdris  Küçükömer’in Düzenin Yabancılaşması’’nda ve sonraki dönemde işlediği tezler...


‘Türkiye’de sağ sol, sol da sağdır. Türkiye’nin “solcuları” gericidir. Türkiye’nin ilericileri “sağ” cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir.’


İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER