<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden</title>
        <link>https://www.teknikelektrik.com/</link>
        <description>Teknik Elektrik Postası</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-16118</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-16118</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda artan kalp hastalıklarına karşı uyarıda bulundu. Hatalı beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin; nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda artan kalp hastalıklarına karşı uyarıda bulundu. Hatalı beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin; nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirtti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor.</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” dedi.</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/11/1778482314-murat-ahin-1778516611-142-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ</strong></p>

<p>Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.</p>

<p>Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.</p>

<p>Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar.</p>

<p>Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.</p>

<p><strong>AŞIRI TUZ TÜKETİMİ</strong></p>

<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.</p>

<p>Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 07:47:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-1778561242.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi-16097</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi-16097</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bir yolcu gemisinde patlak veren hantavirüs salgınının yeni bir küresel pandemi anlamına gelmediğini açıkladı. DSÖ yetkilileri, virüsün yayılma şeklinin COVID-19'dan farklı olduğunu ve riskin düşük seviyede kalacağını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ salgın hastalıklar uzmanı Maria van Kerkhove, hantavirüsün COVID-19 gibi hava yoluyla değil, "yakın ve uzun süreli temasla" bulaştığını belirtti. Van Kerkhove, durumun altı yıl önceki COVID-19 başlangıcından tamamen farklı olduğunu vurguladı.</p><p>Üç kişi hayatını kaybetti<br>Hollanda bandıralı MV Hondius adlı lüks yolcu gemisinde görülen salgında şimdiye kadar sekiz şüpheli vakadan beşi doğrulandı.</p><p>Virüs nedeniyle 69 yaşındaki Hollandalı bir kadın, eşi ve bir Alman vatandaşı olmak üzere toplam üç kişi yaşamını yitirdi.</p><p>Vakalar üzerindeki incelemeler devam ederken, virüsün insandan insana bulaşmasının bu salgınla birlikte ilk kez belgelendiği ifade edildi.</p><p>Temaslılar takip ediliyor<br>1 Nisan'da Arjantin'den yola çıkan ve 10 Mayıs'ta İspanya'nın Kanarya Adaları'na varması beklenen gemide, yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat bulunduğu açıklandı.</p><p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, virüsü ilk kapan kişilerin Güney Amerika'da katıldıkları bir kuş gözlem turunda enfekte olmuş olabileceğini belirtti.</p><p>Hastalığın altı haftaya kadar sürebilen kuluçka süresi nedeniyle yeni vakaların görülebileceği uyarısı yapıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi-1778216078.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuk ve ergenlerde 6 tehlike sinyaline dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cocuk-ve-ergenlerde-6-tehlike-sinyaline-dikkat-16080</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cocuk-ve-ergenlerde-6-tehlike-sinyaline-dikkat-16080</guid>
                <description><![CDATA[Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuk ve ergenlerde artan öfke patlamaları, içe kapanma ve dijital risklerin önemli ruhsal sorunların habercisi olabileceğini belirterek aileleri uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuk ve ergenlerde artan öfke patlamaları, içe kapanma ve dijital risklerin önemli ruhsal sorunların habercisi olabileceğini belirterek aileleri uyardı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Uzman Psikolog Sena Sivri, son yıllarda çocuklar ve ergenler arasında öfke patlamaları, akran zorbalığı, içe kapanma ve riskli davranışlarda artış gözlendiğini belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Sivri, bu tabloyu besleyen temel etkenler arasında dijital dünyanın kontrolsüz etkisi, sosyal medyada şiddetin normalleşmesi, aile içi iletişim eksikliği, yoğun akademik baskı ve yalnızlık hissinin yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Birçok ebeveynin çocuklarının güvenliği ve sosyal çevresi konusunda kaygı yaşadığını belirten Sivri, bazı ailelerin aşırı kontrolcü, bazılarının ise çaresiz hissettiğini söyledi.</p>

<p>Çocukların çoğu zaman yaşadıkları sorunları sözlü olarak ifade etmek yerine davranışlarıyla gösterdiğini vurguladı.</p>

<p>Sivri, çocuklarda dikkatle izlenmesi gereken 6 önemli belirtiyi şu şekilde sıraladı:</p>

<p><strong>1. Ani öfke ve saldırganlık: </strong>Sıklaşan öfke patlamalarının bastırılmış stres veya zorbalıkla ilişkili olabileceği belirtildi.<br />
<strong>2. İçe kapanma: </strong>Sosyal ilişkilerden uzaklaşmanın depresif belirtilere işaret edebileceği ifade edildi.<br />
<strong>3. Uyku ve iştah bozuklukları:</strong> Ruhsal yükün fiziksel belirtilerle ortaya çıkabileceği vurgulandı.<br />
<strong>4. Akademik düşüş:</strong> Ani başarı kaybının duygusal stresle bağlantılı olabileceği aktarıldı.<br />
<strong>5. Dijital gizlilik ve riskli davranışlar: </strong>Aşırı gizleme ve çevrim içi risklerin dikkatle izlenmesi gerektiği belirtildi.<br />
<strong>6. Umutsuzluk ve kendine zarar verme söylemleri:</strong> Bu tür ifadelerin asla ihmal edilmemesi gerektiği uyarısı yapıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:22:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/05/cocuk-ve-ergenlerde-6-tehlike-sinyaline-dikkat-1777954971.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-16060</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-16060</guid>
                <description><![CDATA[Zeytin ve sütte "yeni nesil" dönem başladı. Olivtech Fuarı’na katılan bilim insanları, gıdadaki bilgi kirliliğine karşı uyardı: Etiketleri doğru okuyun, bilimsel veriden şaşmayın. Barışın simgesi zeytin ve sağlığın temeli süt için İzmir’de güç birliği yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zeytin ve sütte "yeni nesil" dönem başladı. Olivtech Fuarı’na katılan bilim insanları, gıdadaki bilgi kirliliğine karşı uyardı: Etiketleri doğru okuyun, bilimsel veriden şaşmayın. Barışın simgesi zeytin ve sağlığın temeli süt için İzmir’de güç birliği yapıldı.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, düzenlenen paneller ve deneyim alanlarıyla sektör profesyonellerini, akademisyenleri ve ziyaretçileri bir araya getirdi. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda, süt ve zeytinyağı başta olmak üzere temel gıda ürünleri; bilimsel veriler, kültürel miras ve sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alınırken, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri ve sergilerle ziyaretçilere çok yönlü bir fuar deneyimi sunuldu.</p>

<p><strong>DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR</strong></p>

<p>Grme İzmir – Olivtech Fuarı Etkinlik Sahnesi’nde, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla düzenlenen oturumlar ve tadım etkinlikleri büyük ilgi gördü.</p>

<p>“Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlıklı panelin moderatörlüğü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Karagözlü tarafından gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Cem Karagözlü, süt ve süt ürünlerinin gıda sektörü içindeki stratejik konumuna dikkat çekerek, “Tüketici alışkanlıkları hızla değişirken, beslenmede doğru bildiğimiz pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Tüketici nereye doğru evriliyor, doğru bilinen yanlışlar neler; bu soruların yanıtlarını alanında uzman isimlerle birlikte değerlendireceğiz” dedi.</p>

<p><img class="" height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/03/3-05-2026-c1a627d1-1b0f-4409-aec4-ca26a621a930-1777803920-842-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sumer Tömek Bayındır, süt üretiminde kalite ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için üreticinin doğru bilgi ve teknolojiyle desteklenmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Bayındır, “Süt sektörünün hak ettiği değeri bulamaması üreticiyi zorlayan önemli bir konu. Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi de sektör açısından kritik. Üreticinin birlikte hareket etmesi, pazarlama gücünü ve dayanıklılığını artıracaktır. Üreticiye doğru teknolojilerin ulaştırılmasıyla birlikte ise sektör daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşabilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>BİLİNÇLİ TÜKETİM VE DOĞRU ETİKET OKUMANIN ÖNEMİ</strong></p>

<p>Prof. Dr. Sedef Nehir El, gıda tüketiminde bilinçli tercihlere dikkat çekerek, tüketicilerin ürün etiketlerini doğru okumasının önemini vurguladı. Sedef Nehir El, “Tüketicinin yalnızca tek bir değere odaklanmak yerine, ürünün genel besin profilini birlikte değerlendirmesi gerekir. Doğru bilgiye dayalı tüketim alışkanlıkları da hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımakta. Gıda seçimlerinde ise bilimsel verilerin rehber alınması gerekir” diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Aykan Candemir, süt ve süt ürünleri özelinde tüketici davranışlarının son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, pazarlamada artık yalnızca ürünün değil; sürdürülebilirlik, marka değeri ve teknolojinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Candemir, “Süt ve süt ürünlerinde de artık temel beklenti yalnızca tüketim değil; işlev, fayda ve güven unsurları. Artık üreticilerin rekabet edebilmesi için hikayesi olan, sürdürülebilir ve katma değer yaratan ürünlere yönelmesi gerekiyor. Doğru kurgulandığında bu alanda çok başarılı işler ortaya koymak mümkün” diyerek doğru planlama ve strateji ile sektörün önemli fırsatlar barındırdığını vurguladı.</p>

<p>“Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı panelde ise zeytinyağının kültürel mirastan günümüz beslenme alışkanlıklarına uzanan yolculuğu, çok yönlü ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın üstlendiği oturumda, Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Seda Genç ile Endokrin, Metabolizma, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer, zeytinyağının üretim süreçleri, sağlık üzerindeki etkileri ve doğru tüketim alışkanlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Küçükaltan, zeytinin kültürel ve tarihsel önemine dikkat çekerek, “Zeytin; barışın, bereketin, bolluğun ve medeniyetin sembolü olarak kabul ediliyor. Zeytinyağı ise ekonomik, sağlık ve kültür açısından son derece önemli bir değere sahip. Bu panelde tüm bu boyutlarıyla zeytinyağını kapsamlı şekilde ele alacağız” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 May 2026 14:44:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/05/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-1777808684.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık çalışanları için sıfır tolerans protokolü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/saglik-calisanlari-icin-sifir-tolerans-protokolu-15892</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/saglik-calisanlari-icin-sifir-tolerans-protokolu-15892</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası ile Düzce Üniversitesi Hastanesi arasında, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve tacizin önlenmesine ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası ile Düzce Üniversitesi Hastanesi arasında, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve tacizin önlenmesine ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.</p><p><strong>Sefer DEMİR / DÜZCE (İGFA) - </strong>“Şiddet ve Tacize Sıfır Tolerans” yaklaşımı esas alınarak hazırlanan protokolün, sağlık çalışanlarının daha güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapmasına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Protokol kapsamında, sağlık çalışanlarının eşit ve güvenli koşullarda çalışabilmesi için gerekli adımların atılması, şiddet ve taciz vakalarına karşı ortak mücadele yürütülmesi planlanırken, kurum içi farkındalığın artırılması, önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir çalışma ortamının oluşturulması da amaçlandı.</p>

<p>Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen imza törenine hastane yönetimi ile sendika temsilcileri katıldı.</p>

<p><img class="" height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/08/9c9e813d-fa8a-4d87-9d18-0d8462dc4cb2-1775662223-446-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Törende Başhekim Prof. Dr. Cengiz Tuncer, Başhekim Yardımcısı ve Başmüdür Mehmet Fuat Çetin ile Müdür Yardımcısı Nuray Odabaşı yer aldı. Sendika adına ise Zonguldak Şube Başkanı Hakan Uzun, Şube Mali Sekreteri Merve Üvez, Şube Kadın Komisyonu Başkanı Filiz Özdoğan ile işyeri temsilcileri Seyfettin Çakır ve Selman Cirit hazır bulundu.</p>

<p>Yetkililer, imzalanan protokol ile sağlık çalışanlarının çalışma şartlarının iyileştirilmesi adına önemli bir adım atıldığını belirterek, benzer uygulamaların yaygınlaştırılması konusunda ortak irade ortaya konulduğunu ifade etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:09:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/04/saglik-calisanlari-icin-sifir-tolerans-protokolu-1775682599.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baharın habercisi... Alerjik Konjonktivit</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit-15853</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit-15853</guid>
                <description><![CDATA[Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mitat Altuğ, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artış gösteren göz alerjileri ve korunma yöntemleri hakkında kritik uyarılarda bulundu. Özellikle polenlerin yanı sıra güneş ışınları ve havuz klorunun da tetikleyici olduğunu belirten Altuğ, en sık rastlanan tablonun "Alerjik Konjonktivit" olduğunu vurgulayarak her 100 kişiden yaklaşık 30’u mevsimsel göz alerjisi problemi yaşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mitat Altuğ, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artış gösteren göz alerjileri ve korunma yöntemleri hakkında kritik uyarılarda bulundu. Özellikle polenlerin yanı sıra güneş ışınları ve havuz klorunun da tetikleyici olduğunu belirten Altuğ, en sık rastlanan tablonun "Alerjik Konjonktivit" olduğunu vurgulayarak her 100 kişiden yaklaşık 30’u mevsimsel göz alerjisi problemi yaşıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Göz kapaklarının iç kısmını ve gözün beyazını örten zar tabakasının iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bu hastalık; <b>kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve ışık hassasiyeti</b> ile kendini gösteriyor.</p>

<p>Dr. Altuğ, bahar aylarında özellikle iki tip konjonktivite dikkat çekiyor:</p>

<p><b>İşte Op. Dr. Mitat Altuğ’un açıklamaları ışığında bahar alerjisi ve göz sağlığına dair merak edilenler </b></p>

<p><b>MEVSİMSEL ALERJİK KONJONKTİVİT</b></p>

<p>Dr. Altuğ, temel nedenin havadaki polenler olduğunu belirterek; özellikle Türkiye’de Nisan ve Temmuz ayları arasında yoğunlaşan çayır otu polenlerinin ana tetikleyici rol oynadığını vurguladı. Belirtiler arasında göz kapaklarında şişlik, yanma ve sulanma görüldüğünü ifade eden Altuğ, bu durumun genellikle görme yetisini etkilemediğini ancak sıklıkla hapşırma ve burun akıntısı (saman nezlesi) gibi şikâyetlerin tabloya eşlik ettiğini kaydetti. Ayrıca; tüm vakaların yaklaşık yarısını oluşturan bu tür, genellikle çocuklarda görülüyor bilgisini ekledi.</p>

<p><b>VERNAL (BAHAR) KERATOKONJONKTİVİTİ ERKEK ÇOCUKLARINDA SIK RASTLANIYOR</b></p>

<p>Dr. Altuğ, özellikle daha ciddi bir tablo çizen Vernal (Bahar) Keratokonjonktiviti konusunda ise şu uyarılarda bulundu: "Çocukluk döneminde başlayıp 20’li yaşlara kadar devam edebilen bu tür, ergenlik öncesi dönemdeki erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla görülmektedir. Sadece kaşıntı ve yanma ile sınırlı kalmayan bu rahatsızlık, ağır vakalarda kornea (saydam tabaka) tutulumuna yol açarak görme azlığına neden olabilmektedir. Ayrıca hastalarımızın gözlerini şiddetli şekilde ovuşturması, zamanla yapısal ve ilerleyici bir kornea hastalığı olan Keratokonus gelişme riskini de ciddi oranda artırmaktadır."</p>

<p><img class="" height="794" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/02/whatsapp-image-2026-04-02-at-13-10-42-1775124853-447-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>ALERJİDEN KORUNMAK İÇİN 10 ALTIN KURAL</b></p>

<p>Op. Dr. Mitat Altuğ, şikâyetleri minimalize etmek için şu önlemleri sıralıyor:</p>

<ul>
 <li><b>Saat  Aralığına Dikkat:</b> Güneşin en dik geldiği 10.00 - 17.00  saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.</li>
 <li><b>Aksesuar  Kullanın:</b>  Dışarıda mutlaka güneş gözlüğü, şapka veya şemsiye kullanın. </li>
 <li><b>Hava  Filtresi:</b>  Klimalardan uzak durun; kullanılacaksa polen filtreli olanları tercih  edin. </li>
 <li><b>İzolasyon:</b> Polen  mevsiminde ev ve araba camlarını kapalı tutun. </li>
 <li><b>Temiz  Hava:</b>  Sigara dumanından ve havasız ortamlardan kaçının. </li>
 <li><b>Ev  Dekorasyonu:</b>  Toz tutan halı ve kilim gibi eşyaları evinizden uzaklaştırın. </li>
 <li><b>Asla  Ovuşturmayın:</b>  Gözlerinizi kaşımaktan kaçının (kornea hasarı riski) </li>
 <li><b>Soğuk  Uygulama:</b>  Gözlere soğuk kompres yapmak inflamasyonu azaltır. </li>
 <li><b>Suni  Gözyaşı:</b>  Doktor önerisiyle suni gözyaşı damlalarını soğuk olarak damlatın. </li>
 <li><b>Lens  Molası:</b>  Alerji dönemlerinde kontakt lens kullanımına ara verin.</li>
</ul>

<p><b>"KORTİZONLU DAMLALARA DİKKAT!"</b></p>

<p>Önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda mutlaka bir göz hekimine başvurulması gerektiğini belirten Dr. Altuğ, tedavi süreciyle ilgili önemli bir uyarıda bulundu:                                 </p>

<p>"Hekim kontrolünde antihistaminik veya gerekli hallerde kortizonlu damlalar kullanılabilir. Ancak kontrolsüz ve uzun süreli kortizon kullanımı, geri dönüşü olmayan görme kayıplarına, göz tansiyonuna (glokom) ve katarakta yol açabilir."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 13:35:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/04/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit-1775126129.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıkta şiddet endişe verici boyutta!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/saglikta-siddet-endise-verici-boyutta-15651</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/saglikta-siddet-endise-verici-boyutta-15651</guid>
                <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Türkiye’de sağlık çalışanlarının yaklaşık her 30 dakikada bir şiddet, hakaret veya tehdide maruz kaldığını açıkladı. 17 bin 594 Beyaz Kod vakasının yaşandığını belirten Mehlepçi, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde güvenli çalışma ortamının önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Türkiye’de sağlık çalışanlarının yaklaşık her 30 dakikada bir şiddet, hakaret veya tehdide maruz kaldığını açıkladı. 17 bin 594 Beyaz Kod vakasının yaşandığını belirten Mehlepçi, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde güvenli çalışma ortamının önemine dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan doktor, ebe ve hemşireleri temsil eden Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ciddi bir sorun haline geldiğini belirtti.</p>

<p>Son yıllarda yaşanan Beyaz Kod vakalarının endişe verici boyutlara ulaştığını vurgulayan Mehlepçi, “Sağlık çalışanları olarak güvenli ortamlarda çalışmak ve mesleğimizi tehdit altında olmadan icra etmek istiyoruz” dedi.</p>

<p>Dr. Mehlepçi, bugüne kadar yaşanan Beyaz Kod vakalarının sayısının 17 bin 594 olduğunu açıklayarak, çalışanların maruz kaldığı şiddet olaylarında psikolojik destek sağlanmasının ve hukuki süreçlerin etkin yürütülmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Sendika olarak üyelerine bu süreçlerde destek sağladıklarını ifade eden Mehlepçi, Bakanlığın vakaların bir önceki yıla göre yüzde 4 düştüğüne dair açıklamasını ise yetersiz bulduğunu belirterek, “Bu açıklama, Beyaz Kod vakalarının kanıksandığını gösteriyor. Durum çok daha vahim.” dedi.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının toplumun yaşam döngüsünde kritik görevler üstlendiğine dikkat çeken Mehlepçi, “Bizler bir annenin gebeliğinden çocuğun doğumuna, büyümesine ve yaşlılığa kadar toplumun yanında olan sağlık çalışanlarıyız. Fedakârca çalışıyoruz ama işimizi yaparken şiddet görmek, hakaret duymak veya tehdit edilmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı. Dr. Mehlepçi, sağlıkta şiddetin yalnızca bireysel bir sorun değil, sistemsel bir problem olduğunu vurgulayarak daha güçlü önlemler alınması gerektiğini söyledi. Mehlepçi ayrıca, aşı karşıtlığı, bürokratik baskılar ve iş yükü gibi faktörlerin sağlık çalışanlarının değerini düşürdüğünü belirterek, “Ersin Arslan bir annenin evladıydı, Ekrem Karakaya çocuklarının babasıydı, Ömür Erez hemşire birilerinin kız kardeşiydi. Sağlık çalışanlarını bu şekilde değersizleştiren sistem, işimizi zorlaştırıyor. Formaliteler, hasta yoğunluğu ve yapay zekâ üzerinden yapılan denetimler moralimizi olumsuz etkiliyor.” diye konuştu.</p>

<p>Dr. Mehlepçi, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde sağlık çalışanlarının güvenli ve destekleyici bir ortamda görev yapmasının kritik önem taşıdığını belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 13:37:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/03/saglikta-siddet-endise-verici-boyutta-1772966226.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’da bin 114’üncü ASM Silivri’de hizmete girdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi-15642</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi-15642</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, “Aziz İstanbul’a İyiliğin 1000 Hali” projesi kapsamında hayırsever Metin Zafer tarafından yaptırılan Silivri Nermin–Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valisi Davut Gül, “Aziz İstanbul’a İyiliğin 1000 Hali” projesi kapsamında hayırsever Metin Zafer tarafından yaptırılan Silivri Nermin–Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İstanbul’da sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlar sürüyor. İstanbul Valiliği’nin “Aziz İstanbul’a İyiliğin 1000 Hali” projesi kapsamında Silivri’de yaptırılan Nermin–Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>

<p>Hayırsever iş insanı Metin Zafer tarafından yaptırılan merkez, İstanbul genelinde hizmet veren 1114’üncü Aile Sağlığı Merkezi oldu. Açılış törenine İstanbul Valisi Davut Gül başta olmak üzere yerel yöneticiler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/hcpvhjdakae5u2n-1772725527-45-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Törende konuşan Vali Davut Gül, İstanbul’da sağlık alanında önemli yatırımların hayata geçirildiğini belirterek, “İstanbul’umuzun her tarafında Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde sağlık hizmetinde adeta devrim niteliğinde işler yapılıyor” dedi.</p>

<p>Yeni aile sağlığı merkezinin Silivri ve çevresinde yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/hcpvhulxgaailju-1772725538-642-x750.jpeg" width="750" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 00:04:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/03/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi-1772744651.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Avcılar’da böbrek sağlığı için güç birliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/istanbul-avcilarda-bobrek-sagligi-icin-guc-birligi-15589</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/istanbul-avcilarda-bobrek-sagligi-icin-guc-birligi-15589</guid>
                <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı ile Avcılar Belediyesi, toplum sağlığını korumak ve böbrek hastalıklarına karşı farkındalık yaratmak için iş birliği protokolü imzaladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı ile Avcılar Belediyesi, toplum sağlığını korumak ve böbrek hastalıklarına karşı farkındalık yaratmak için iş birliği protokolü imzaladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Böbrek Vakfı ile Avcılar Belediyesi arasındaki protokolün imza törenine Avcılar Belediye Başkanvekili Yüksel Can ve Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk katıldı.</p><p>Koruyucu sağlık ve sağlıklı yaşam kültürünü ilçede yaygınlaştırmayı amaçlayan Protokol kapsamında, böbrek sağlığı ve sağlıklı yaşam bilinci için eğitimler, seminerler, atölye çalışmaları ve farkındalık kampanyaları düzenlenecek.</p><p>Ayrıca, dezavantajlı gruplar ve Tip 1 diyabetli çocuklara yönelik bilgilendirme programları hayata geçirilecek.</p><p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, böbrek hastalıklarının çoğunlukla sessiz ilerlediğine dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgularken Avcılar Belediye Başkanvekili Yüksel Can ise iş birliğinin Avcılar’daki halk sağlığına doğrudan katkı sağlayacağını belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 04:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/02/istanbul-avcilarda-bobrek-sagligi-icin-guc-birligi-1772134289.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş Hekimliği Fakültesi sayısına düzenleme getirilmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dis-hekimligi-fakultesi-sayisina-duzenleme-getirilmeli-15555</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dis-hekimligi-fakultesi-sayisina-duzenleme-getirilmeli-15555</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Atinel, sektörde yaşanan haksız rekabetin önüne geçilmesi için diş hekimliği fakültesi sayısına düzenleme getirilmesi çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Atinel, sektörde yaşanan haksız rekabetin önüne geçilmesi için diş hekimliği fakültesi sayısına düzenleme getirilmesi çağrısında bulundu.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Türkiye'de hizmet veren diş hekimliği fakültesi sayısının 106'ya yükseldiğini belirten Atinel, buradan mezun olan hekimlerin işsizlikle karşı karşıya olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye genelinde birbiri ardına açılan diş hekimliği fakültelerinin mesleğe faydadan çok zarar verdiğini vurgulayan Başkan Ersin Atinel, “Akademisyen kadrosunun yeterli olmadığı bazı fakültelerde, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinin yetiştirdiği öğrenciler mezun ediliyor.</p>

<p>Ülkemizde akademik kadro, tıbbi ekipmanlar ve uygulama ünitelerinin yeterli olmadığı bazı fakülteler var. Ülkemizde geçen yıl 45 bin diş hekimi vardı; şu anki mezuniyet rakamlarına göre bu sayı 5 yıl sonra 90 bine çıkacak. Bu kadar çok mezun istihdam edilemez, sektörde haksız rekabete neden olur ve kalite de düşer. Diş hekimliğinde doktora programı da kaldırıldı. Diş hekimliği kontenjanları da geçtiğimiz yıl sınırlandırıldı. Fakat fakülte sayısının da düzenlenmesi lazım. Bu konuda hükümet nezdinde gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” diye konuştu.</p>

<p><strong>YENİ MEZUNLAR İŞSİZ KALIYOR</strong></p>

<p>Ersin Atinel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir yıl önce getirilen düzenlemeyle, bir diş hekimi yanında sertifikalı başka bir diş hekimini çalıştırmaya hak kazandı. Muayenehane sahibi hekimler doğal olarak yanında çalıştıracağı kişinin kalifiye olmasını istiyor. Fakat artan işletme maliyetlerinin yanı sıra; diş hekimliği mezunu olan bazı hekimlerinin akademik anlamda yeterli beceri, deneyim ve donanıma sahip olmaması nedeniyle de bu düzenleme çok ilgi görmedi. Pandemi süreci de uzaktan eğitim nedeniyle sektör adına bir takım olumsuzluklar yaşanmasına neden oldu. Öğrencinin fakülte bünyesinde edinebileceği hastaya yaklaşım, el becerisi ve pratik gibi konularda aksamalar yaşandı. Bu öğrenciler yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadığı için mezun olduktan sonra işsizlikle karşı karşıya kalıyor. En büyük arzumuz toplumun ihtiyaçlarıyla örtüşecek sayıda, donanımlı hekimlerin sektöre kazandırılmasıdır”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 06:11:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/02/dis-hekimligi-fakultesi-sayisina-duzenleme-getirilmeli-1771816283.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kardeş kıskançlığı doğal ama yönetilmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kardes-kiskancligi-dogal-ama-yonetilmeli-15513</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kardes-kiskancligi-dogal-ama-yonetilmeli-15513</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve ebeveynlerin bu süreçte dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve ebeveynlerin bu süreçte dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kardeş kıskançlığı, neredeyse her ailede görülebilen ve hayatın doğal akışının bir parçası olan bir durum olduğunu söyleyen Dr. Lale Allahyarova, “Kardeşi doğana kadar ebeveynin sevgisini ve ilgisini tek başına alan çocuk, bunu paylaşmak durumunda kalır. Tepkiler her çocukta farklı olabilir; mizacı, yaş aralığı ve çevresel faktörler belirleyici rol oynar” dedi.</p><p><strong>HANGİ YAŞLARDA DAHA YOĞUN?</strong></p><p>1,5–3,5 yaş arası çocuklarda kıskançlık daha sık görülüyor. Dr. Allahyarova, sebebini, “Bu yaşlarda kalıcı hafıza tam olarak gelişmemiştir. Büyük çocuk, kendisine daha fazla ilgi gösterilirken yeni doğan çocuğa sürekli bakım verildiğini düşünebilir. Altı yaş ve üzeri ile 4–5 yaş farkı gibi durumlar da süreci etkileyebilir” dedi.</p><p>Kardeş kıskançlığı farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini söyleyen Dr. Allahyarova, "Kardeşi görmezden gelmek, yokmuş gibi davranmak. Fiziksel şiddet uygulamak. “Keşke gelmeseydin” gibi sözlerle duygularına karşı “Bu tepkiler doğal ama yönetilmesi gereken bir süreçtir. Çocuk bu duyguyu sağlıklı şekilde işleyebilmelidir, aksi halde ilerideki rekabet durumlarını yönetmekte zorlanabilir” uyarısında bulundu.</p><p>Dr. Allahyarova, kardeş doğmadan önce ve sonra ailelerin yapması gerekenleri şöyle özetledi:</p><ul><li>Çocuğu aşırı şımartmamak ve her isteğini yerine getirmemek</li><li>Gerçekçi açıklamalar yapmak: “Bir oyun arkadaşı gelecek” yerine, “Sen küçükken böyle bakılıyordun, o da öyle olacak” demek</li><li>Çocuğu kıskançlıkla etiketlememek, duygularını dinlemek ve anlamak</li><li>Kıyaslamaktan kaçınmak; “Sen büyüksün” gibi sorumluluk yüklememek</li></ul><p>Dr. Allahyarova, çocuklar arasında kavga olduğunda ebeveynin taraf tutmadan dengeyi koruması gerektiğini vurguladı.</p><p>Kardeş kıskançlığını tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını söyleyen dr. Allahyarova, "Önemli olan, rekabeti baş edilebilir düzeyde tutmak ve çocuğa ileriki yaşamında karşılaşacağı rekabet durumlarıyla baş etmeyi öğretmek. Evdeki rekabet, çocuğu hayata hazırlayan bir deneyimdir.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 05:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/02/kardes-kiskancligi-dogal-ama-yonetilmeli-1771186859.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hazır çorba uyarısı: Tuz ve proteine dikkat edilmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/hazir-corba-uyarisi-tuz-ve-proteine-dikkat-edilmeli-15456</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/hazir-corba-uyarisi-tuz-ve-proteine-dikkat-edilmeli-15456</guid>
                <description><![CDATA[Pratikliği dolayısıyla hazır çorbaların sıkça tercih edildiğini belirten uzmanlar, yüksek sodyum içerikleriyle farkında olmadan günlük tuz alımını artırabildiklerini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pratikliği dolayısıyla hazır çorbaların sıkça tercih edildiğini belirten uzmanlar, yüksek sodyum içerikleriyle farkında olmadan günlük tuz alımını artırabildiklerini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, hazır çorbaların sık ve kontrolsüz tüketiminin yüksek tuz alımına yol açabileceğini, ana öğün olarak tüketildiğinde ise proteinle desteklenmesi gerektiğini açıkladı.</p>

<p>Hazır çorbaların pratik olmasına rağmen içeriklerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Yiğit, “Hazır çorbaların büyük bölümü rafine un, nişasta, bitkisel yağ ve tuz içeriyor. Sebze oranı sınırlı, bazı ürünlerde aroma vericiler ve lezzet artırıcı katkı maddeleri bulunabiliyor” dedi. Yiğit, özellikle yüksek sodyum içeriğine dikkat çekerek, “Birçok hazır çorba tek porsiyonda günlük tuz ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabiliyor. Fazla tuz alımı su tutulmasına ve kısa vadede geçici kilo artışına yol açabilir. Kilo kontrolü veya kilo verme hedefi olanlar için bu durum süreci zorlaştırabilir” uyarısında bulundu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/26/1748073209-h-lya-yi-it-t-bbi-kadro-1748253269-172-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hazır çorbaların çoğunlukla karbonhidrat ağırlıklı olduğunu, protein içeriklerinin düşük kaldığını belirten Yiğit, ana öğün olarak tüketildiklerinde yanına yoğurt, ayran veya kefir gibi protein kaynaklarının eklenmesinin faydalı olacağını söyledi.</p>

<p>Seçim yaparken etiket okuma alışkanlığı kazanmanın önemine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “İçindekiler listesinin kısa olması, tuzun ilk sıralarda yer almaması ve katkı maddelerinin sınırlı olması daha sağlıklı bir tercih için yol gösterir. Hazır çorbalar tamamen kaçınılması gereken besinler değil; doğru ürün seçildiğinde ve dengeli tüketildiğinde beslenme düzeninde yer alabilir” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 13:06:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/02/hazir-corba-uyarisi-tuz-ve-proteine-dikkat-edilmeli-1770545186.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ani hava değişimleri kalp krizini artırır mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ani-hava-degisimleri-kalp-krizini-artirir-mi-15454</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ani-hava-degisimleri-kalp-krizini-artirir-mi-15454</guid>
                <description><![CDATA[Ani hava değişimleri, özellikle aşırı soğuk ve sıcak dalgaları, kalp üzerinde doğrudan stres oluşturur. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, ani sıcaklık değişimlerinin kalp krizi riskini artırdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ani hava değişimleri, özellikle aşırı soğuk ve sıcak dalgaları, kalp üzerinde doğrudan stres oluşturur. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, ani sıcaklık değişimlerinin kalp krizi riskini artırdığını vurguladı.</p><p class="MsoNoSpacing">İSTANBUL (İGFA) - Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, kalp krizi riskleri ve ani hava değişimin etkileri konusunda yaptığı açıklamada, “Soğuk hava, damarların daralmasına neden olur. Bu durum,</p>

<p class="MsoNoSpacing">Kan basıncını yükseltir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Kalbin iş yükünü artırır.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Kalp kasının oksijen ihtiyacını yükseltir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Ani soğuk hava maruziyeti, özellikle kalp hastalığı olan bireylerde kalp krizini tetikler.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Sıcak havalar, dehidrasyona yol açar.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Damarları genişletir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Kalp ritmini bozar.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Bu süreç, kalbin daha hızlı ve düzensiz çalışmasına neden olur ve kalp krizi riskini yükseltir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">2015 yılında Circulation dergisinde yayımlanan bir çalışmada, ani sıcaklık değişimlerinin özellikle 65 yaş üstü bireylerde kalp krizi sıklığını artırdığı gösterilmiştir.</p>

<p class="MsoNoSpacing">Kimler daha fazla risk altında?</p>

<p class="MsoNoSpacing">Ani hava değişimleri, kalp hastalığı olanlar, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol hastaları, obez bireyler, ileri yaştakiler için daha yüksek risk oluşturur.” dedi.</p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 10:44:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/02/ani-hava-degisimleri-kalp-krizini-artirir-mi-1770450244.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin en büyük diş hastanesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turkiyenin-en-buyuk-dis-hastanesi-15406</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turkiyenin-en-buyuk-dis-hastanesi-15406</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nin yeni  Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nin yeni  Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı.</p><p>KAYSERİ (İGFA) - Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç beraberinde ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile yeni hastane binasını gezerek, bilgi aldı.</p>

<p>399 diş ünit sayısı yılda 450 binin üzerinde hastanın tedavi edilmesi planlanan Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olan ERÜ Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı.</p>

<p>İlk hastalarını alan yeni hastane binasını ziyaret eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç,  ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile birlikte Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan Topçuoğlu ve Başhekim Prof. Dr. Sezer Demirbuğa’dan hastane hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Ziyaretinde hastalar ile de sohbet eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, hastanenin hayırlı olması temennisinde bulunarak, yeni binanın şehre kazandırılmasında emeği geçen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun ve ekibine teşekkür etti.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’un geçtiğimiz günlerde ERÜ’ye yaptırılacak olan 800 yataklı yeni Tıp Fakültesi Hastanesi’nin müjdesi ile çok mutlu olduklarını belirten Vali Gökmen Çiçek, bugünde Türkiye’nin en büyük Diş Hastanesi’nin yeni hizmet binasını gezince gururlandıklarını söyledi.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’un büyük mücadeleler vererek, bu hastane binasını şehre kazandırdığını belirten Vali Gökmen Çiçek, artık muayene randevusu konusunda hastaların hiç bir sıkıntı yaşamayacağını söyledi.</p>

<p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise yaptığı konuşmada ERÜ Diş Hastanesi’nin sağlık alanında önemli bir bina olduğunu belirtti.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi’nin sağlık alanında bölgeye hizmet veren bir pilot kurum olduğuna dikkat çeken Başkan Dr. Büyükkılıç “ERÜ Hastaneleri Kayserimizin gururu. Sağlık camiasında insanlara olarak böyle güzel tesisleri görünce içimiz açılıyor. İnsanda güven duygusu oluşturuyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz” dedi.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Fatih Altun da yaptığı konuşmada Diş Hastanesi’nin yeni binası ile  214 diş ünit kapasitesinden, 399 ünit kapasitesine çıkarıldığına ve mevcut binada yılda 322 bin hastaya hizmet verirken, yeni bina ile 450 binin üzerinde hastaya hizmet vereceklerini söyledi.</p>

<p>41 bin metrekare kapalı alan ile Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Altun, şunları kaydetti: “ Yeni diş hastanemiz ile kapalı metrekare alan ve ünit sayısı ile Türkiye’nin bir numarası olmuş durumdayız. Yeni binamız sadece Kayserimize değil, bölgemize hizmet verecek bir bina. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu binanın kazandırılmasında destekleri çok önemli. Bu yapının maliyeti 1 milyon 260 milyon TL.  Yapım süreçlerinde Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Sayın İbrahim Şenel, Kayseri Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç’ın da bizlere her türlü desteği vermeleri önemli oldu. Peyzaj çalışmasına destek olan Melikgazi Belediye Başkanı Sayın Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu da emeğini hiç esirgemedi bizlere. Ben desteklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:12:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/01/turkiyenin-en-buyuk-dis-hastanesi-1769753523.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Böbrek Vakfı’ndan diyabet farkındalığı etkinliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turk-bobrek-vakfindan-diyabet-farkindaligi-etkinligi-15404</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turk-bobrek-vakfindan-diyabet-farkindaligi-etkinligi-15404</guid>
                <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı (TBV), çocuklarda böbrek sağlığının korunmasına yönelik saha çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türk Böbrek Vakfı tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Küçük Şefler Mutfakta: Sağlıklı Beslenme ve Böbrek Dostu Tarifler” etkinliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nde gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı (TBV), çocuklarda böbrek sağlığının korunmasına yönelik saha çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türk Böbrek Vakfı tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Küçük Şefler Mutfakta: Sağlıklı Beslenme ve Böbrek Dostu Tarifler” etkinliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nde gerçekleştirildi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Etkinlikte Tip 1 diyabetli çocuklar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nün uygulama mutfağında böbrek dostu ve sağlıklı tarifler hazırladı.</p>

<p>Çocuklar pizzadan dondurmaya kadar sevilen yiyecekleri, uygun malzemelerle hazırlarken, aileler ise eş zamanlı olarak düzenlenen panelde alanında uzman isimlerden bilgi aldı.</p>

<p>Sivil toplum ve üniversite işbirliği açısından da dikkat çekici bir örnek oluşturan “Küçük Şefler Mutfakta” etkinliği; İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü iş birliği ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin desteğiyle hayata geçirildi. Mutfak atölyesi, Gastronomi Bölümü öğretim üyelerinin liderliğinde ve bölüm öğrencilerinin rehberliğinde gerçekleştirildi. Etkinlik sonunda çocuklar kendi hazırladıkları pizza ve meyveli dondurmaların tadını çıkardı. Son olarak küçük şeflere katılım sertifikası, çocuklara mentorluk yapan Bilgi Üniversitesi öğrencilerine ve öğretim üyelerine teşekkür belgeleri takdim edildi.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/01/30/tbv-panel-1769752627-631-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>TBV BAŞKANI TİMUR ERK: “DİYABET, BÖBREK HASTALIKLARININ EN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİRİ”</b></p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, diyabet ve böbrek sağlığı arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek şunları söyledi: “Böbrek hastalıklarının en önemli sebeplerinden biri diyabet. Bu nedenle sağlıklı beslenmenin önemini anlatmak için yıllardır okul okul geziyoruz. Bugüne kadar 60 ilde, yüzlerce okulda yaklaşık 2 milyon öğrenciye sağlıklı beslenme eğitimi verdik. Bugün burada diyabet tanısı almış çocuklarımızla birlikteyiz. Doğru beslenme ve tedaviyle akranlarından hiçbir farkları kalmaz.”</p>

<p>Kendisinin de 28 yıldır Tip 2 diyabet hastası olduğunu hatırlatan Erk, “80 yaşımdaki formumu düzenli spor ve sağlıklı beslenmeye borçluyum” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:11:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/01/turk-bobrek-vakfindan-diyabet-farkindaligi-etkinligi-1769753465.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda elektrikli diş fırçası dikkat istiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarda-elektrikli-dis-fircasi-dikkat-istiyor-15389</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarda-elektrikli-dis-fircasi-dikkat-istiyor-15389</guid>
                <description><![CDATA[Ankara’da çocuk diş hekimi Nurgül Demir, elektrikli diş fırçalarının çocuklar için avantajlı olduğunu ancak yanlış kullanımın diş eti yaralanmalarına neden olabileceğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da çocuk diş hekimi Nurgül Demir, elektrikli diş fırçalarının çocuklar için avantajlı olduğunu ancak yanlış kullanımın diş eti yaralanmalarına neden olabileceğini açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Çocuklarda diş fırçalamayı eğlenceli hale getiren renkli ve ışıklı elektrikli diş fırçaları giderek yaygınlaşıyor.</p>

<p>Ancak Ankara’da çalışan çocuk diş hekimi Nurgül Demir, özellikle döner başlıklı fırçaların yanlış kullanımının diş etlerinde yaralanmalara yol açabileceğine dikkat çekti. Demir, fırça seçiminde çocuğun yaşına uygunluk ve tercihlerinin önemine vurgu yaparak, ebeveynlerin seçim sürecinde rehberlik etmesi gerektiğini söyledi. Elektrikli fırçaların plak temizliği konusunda avantaj sağladığını belirten Demir, özellikle el becerileri henüz gelişmekte olan çocuklarda manuel fırçaya göre daha etkili olabileceğini kaydetti.</p>

<p><img class="" height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/10/19/1760706593-nurg-l-demir-1-1760871119-104-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Bununla birlikte, karma dişlenme döneminde diş etleri daha hassas olduğundan elektrikli fırçaların kullanımına ara verilmesini öneren Demir, çapraşık dişlerde ve küçük yaşlarda mutlaka ebeveyn kontrolüyle kullanılmasını tavsiye etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 00:06:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/01/cocuklarda-elektrikli-dis-fircasi-dikkat-istiyor-1769547977.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Portakal kabuğu görüntüsü basit sorun değil!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/portakal-kabugu-goruntusu-basit-sorun-degil-15353</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/portakal-kabugu-goruntusu-basit-sorun-degil-15353</guid>
                <description><![CDATA[Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, selülitin derin metabolik sorunların yüzeye yansıması olduğunu vurguladı. Karacalar, sadece estetik yöntemlerle müdahalenin yeterli olmadığını, altta yatan nedenlerin medikal yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, selülitin derin metabolik sorunların yüzeye yansıması olduğunu vurguladı. Karacalar, sadece estetik yöntemlerle müdahalenin yeterli olmadığını, altta yatan nedenlerin medikal yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Selülit tedavisinde geleneksel yüzeysel yöntemlerin ötesine geçen yeni bir yaklaşım geliştiren Prof. Dr. Ahmet Karacalar, portakal kabuğu görüntüsünün basit bir kozmetik sorun olmadığını belirtti. Karacalar, bu görüntünün vücudun derinliklerindeki metabolik sorunların bir yansıması olduğunu ifade etti.</p>

<p>Karacalar, “Selülit sadece selülit değildir. Görülen portakal kabuğu aslında lipödem, insülin direnci, kronik inflamasyon, östrojen baskınlığı, mitokondriyal bozukluk, mikrobiyota dengesizliği ve vitamin eksiklikleri gibi altta yatan sorunların yansımasıdır. Bu nedenle konu, kozmetik değil medikal bir bakış açısı gerektirir” dedi.</p>

<p>Selülitin fizyolojik mekanizmasını da açıklayan Karacalar, yüksek insülin seviyelerinin yağ hücrelerini büyütüp sertleştirdiğini, bunun inflamasyonu artırarak lenf drenajı ve kan dolaşımını bozduğunu söyledi. Östrojen baskınlığının ise yağ depolanmasını artırarak portakal kabuğu görünümünü belirginleştirdiğine dikkat çekti. Ayrıca sedanter yaşam tarzı ve kas kaybının dolaşımı daha da olumsuz etkilediğini aktardı.</p>

<p>Prof. Dr. Karacalar, mitokondrilerin enerji fabrikaları olduğunu belirterek, enerji üretiminde bozulma olan bireylerde yağ yakımının zorlaştığını ve bağırsak sağlığı ile vitamin eksikliklerinin de süreci etkilediğini ekledi. Estetik müdahalelerde kritik uyarıda bulunan Prof. Dr. Karacalar, “Altyapı düzeltilmeden yapılan ısı veren cihazlarla müdahaleler durumu daha kötüleştirebilir. Önce tıbbi bir sorun olarak ele almak ve ardından estetik işlemleri planlamak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 09:07:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/01/portakal-kabugu-goruntusu-basit-sorun-degil-1769148449.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış yorgunluğunda beslenme faktörü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-15296</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-15296</guid>
                <description><![CDATA[KTO Karatay Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, serotonin-melatonin döngüsünün ışık ve besinlerle ilişkili olduğunu belirterek, triptofan içeren gıdalar, B6 vitamini, magnezyum ve karbonhidratlar bu hormonların üretimi için önemli olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KTO Karatay Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, serotonin-melatonin döngüsünün ışık ve besinlerle ilişkili olduğunu belirterek, triptofan içeren gıdalar, B6 vitamini, magnezyum ve karbonhidratlar bu hormonların üretimi için önemli olduğunu söyledi.</p><p><strong>KONYA (İGFA) - </strong>Kış aylarında artan yorgunluk, isteksizlik ya da uykuya dalmakta zorlanma gibi şikâyetler, çoğu zaman “uykusuzluk” olarak değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Bu durumun arkasında daha derin bir biyolojik denge, serotonin-melatonin döngüsüyer alıyor. KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, gün ışığının azalmasıyla birlikte vücudun biyolojik saatinin değiştiğini belirterek şunları kaydetti: “Gün ışığının azalmasıyla birlikte vücudumuzun biyolojik saati şaşar. Uyku-uyanıklık ritmini düzenleyen melatonin hormonunun üretimi karanlıkta artarken, serotonin yani “mutluluk hormonu” düzeyleri ışığa bağlı olarak düşer. Bu nedenle kış aylarında hem uyku düzeni bozulabilir hem de enerji seviyesi düşebilir.”</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/01/14/prof-dr-nurhan-unusan-1768372280-479-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“ÖĞÜNLERİN YETERSİZ OLMASI, YORGUNLUĞUN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDENDİR”</strong></p>

<p>Serotonin ve melatonin üretiminin, ışığın yanı sıra besinlere de bağlantılı olduğunu söyleyen Ünüsan; “Özellikle triptofan içeren gıdalar, (yumurta, süt, hindi, yulaf) B6 vitamini kaynakları, (muz, patates, balık) magnezyum, (kabak çekirdeği, kakao, badem) kompleks karbonhidratlar, (tam tahıllar, kuru baklagiller) bu hormonların sentezinde kritik rol oynar. Yani yorgunluğunuz, sadece uyku eksikliğinden değil, bu döngüyü destekleyen öğünlerin yetersiz olmasından da kaynaklanabilir” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“YORGUNLUK HİSSİ, BİYOLOJİK RİTMİN GÖNDERDİĞİ BİR MESAJDIR”</strong></p>

<p>Yorgunluk hissinin, biyolojik ritmin gönderdiği bir mesaj olduğunu belirten Ünüsan; “Kış döneminde sabah saatlerinde gün ışığına çıkmak, akşam saatlerinde ekran maruziyetini azaltmak melatonin sentezini destekler. Bedeninizi, mevsime uygun yaşamakta özgür bırakın. Biraz daha erken uyumak, daha az uyarana maruz kalmak ve öğünleri mevsimsel gıdalara göre düzenlemek, bu dönemde en etkili yenilenme adımlarıdır. Yorgunluk hissi, biyolojik ritmin gönderdiği bir mesajdır. Bedeninizin kışa göre ayarlandığını fark edin; bu döngüyü doğru beslenme, yeterli ışık ve düzenli uyku ile destekleyin” diyerek yorgunluk hissinin azaltılmasında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 10:54:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2026/01/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-1768377283.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye-15194</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye-15194</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda artan ısı derken kış aylarında ciltte kuruluk neredeyse herkesin ortak sorunu hâline geliyor. Ayrıca günlük alışkanlıklar ve cilt bakım hataları gerginlik, pullanma ve hassasiyet hissini artırabiliyor. İşte, soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda artan ısı derken kış aylarında ciltte kuruluk neredeyse herkesin ortak sorunu hâline geliyor. Ayrıca günlük alışkanlıklar ve cilt bakım hataları gerginlik, pullanma ve hassasiyet hissini artırabiliyor. İşte, soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye...</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kış aylarında yapılan bazı bakım ve temizlik alışkanlıklarının cilt bariyerini daha da zayıflattığını vurgulayan Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, sıcak ve uzun duşların cildin doğal yağ tabakasını azaltırken, sık sabun kullanımının da cilt bariyerini bozduğunu söyledi. Alkol, parfüm ve köpüren temizleyicilerin cildi kuruttuğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın, "Fazla peeling, asit veya retinoid kullanmak, düzenli nemlendirici sürmemek, güneş koruyucuyu bırakmak, el yıkama sonrası krem kullanmamak ve rüzgârda dudakları yalamak kışın en sık yapılan cilt bakım hataları arasında yer alır” dedi.</p>

<p>Bazı kişiler soğuk havaya bağlı cilt kuruluğunu daha sık yaşadığını belirrten Uzm. Doç. Dr. Aşkın, gerginlik hissi, pullanma, mat görünüm, hafif kızarıklık ve kaşıntı ile ortaya çıkan cilt kuruluğunun ilerlemesi halinde; tahriş, egzama alevlenmeleri ve elde fissürler yani derin çatlakların oluşabildiğini söyledi. </p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/12/30/1766996914-asm-ozgeaskin-gorseli-1767110065-830-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Aşkın, yeterli su tüketimi ve güneş koruyucu kullanımının da önemine dikkati çekerek, "Yetersiz su tüketimi fazla kafein alımıyla birleştiğinde dehidrasyon riski artar” dedi.</p>

<p>Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, soğuk havada cilt sağlığını korumak için pratik bakım önerileri şöyle paylaştı:</p>

<ul>
 <li>Duş alırken <strong>suyun ılık olmasına </strong>özen gösterin, duş süresini 10 dakikayla sınırlayın ve çok sıcak derecelerden kaçının.</li>
 <li>Cildi kurutmamak ve tahriş etmemek için <strong>sabun içermeyen, </strong>yumuşak temizleyiciler kullanın, syndet formüller bu açıdan daha uygun olabilir.</li>
 <li>Duştan sonra <strong>nemlendirici uygulamasını </strong>geciktirmeyin. Cilt hafif nemliyken yani ilk 3 dakika içinde krem sürmeye dikkat edin.</li>
 <li>Cilt bariyerini güçlendirmek için seramid, kolesterol, <strong>yağ asidi, </strong>skualan ve hyaluronik asit içeren ürünleri bakım rutininize ekleyin.</li>
 <li>Ev ortamındaki kuru havayı dengelemek için <strong>nemlendirici cihazlardan </strong>faydalanın ya da kaloriferlerin yanına su kapları yerleştirin.</li>
 <li>UVA ışınlarının kış aylarında da etkili olduğunu unutmayın ve güneş koruyucu kullanımını ihmal etmeyin.</li>
 <li>Her yıkamadan sonra elleri mutlaka <strong>nemlendirin, </strong>dudaklar için ise <strong>koruyucu </strong>ve yoğun yapılı bir balm tercih edin.</li>
 <li>Soğuk ve rüzgârlı havalarda cildi korumak için <strong>özellikle yüz bölgesini örtmeye </strong>özen gösterin.</li>
 <li>Gün içinde yeterli miktarda <strong>su için </strong>ve omega-3 içeren besinlerle cilt bariyerini içeriden destekleyin.</li>
 <li>Sert lifler, kese ve peeling gibi ürünleri sık kullanmaktan kaçının. Bu tür uygulamalar cilt bariyerini zayıflatarak kuruluğu artırabilir.</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 00:37:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/12/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye-1767130623.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastanelerde enfeksiyon kontrolüne yeni düzenleme</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/hastanelerde-enfeksiyon-kontrolune-yeni-duzenleme-15132</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/hastanelerde-enfeksiyon-kontrolune-yeni-duzenleme-15132</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle enfeksiyon kontrol komitelerinin yapısı, görevleri ve yetkileri yeniden belirlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle enfeksiyon kontrol komitelerinin yapısı, görevleri ve yetkileri yeniden belirlendi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı, yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonların önlenmesi ve kontrol altına alınmasına yönelik kapsamlı bir düzenlemeye imza attı. Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yeni yönetmelik; kamu, özel ve üniversite hastaneleri dahil olmak üzere tüm yataklı tedavi kurumlarını kapsıyor. Düzenlemeyle birlikte hastanelerde enfeksiyon kontrol komitesi kurulması zorunlu hale getirildi ve bu komitelerin görev, yetki ve çalışma usulleri ayrıntılı biçimde tanımlandı. Yönetmeliğe göre enfeksiyon kontrol komiteleri; başhekimlik temsilcileri, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, dahili ve cerrahi branş temsilcileri, yoğun bakım sorumluları, enfeksiyon kontrol hemşireleri, eczane sorumlusu ve iş sağlığı güvenliği birimi temsilcilerinden oluşacak. Komite kararlarının bağlayıcı olduğu vurgulanırken, yönetimlerin bu kararları uygulamakla yükümlü olduğu belirtildi.</p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında enfeksiyon kontrol ekiplerinin sürveyans faaliyetleri, antibiyotik kullanımının izlenmesi, salgın şüphesi durumunda yapılacak işlemler ve sterilizasyon-denetim süreçleri de ayrıntılandırıldı. Sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyon verilerinin Ulusal Sağlık Hizmeti ile İlişkili Enfeksiyonlar Sürveyans Ağı’na (USHİESA) düzenli ve zamanında girilmesi zorunlu tutuldu.</p>

<p>Yönetmelik, enfeksiyon kontrol hemşirelerinin sayısını da hastanelerin yatak kapasitesine göre yeniden düzenledi. Buna göre her 150 yatak için en az bir enfeksiyon kontrol hemşiresi görevlendirilecek; yoğun bakım yatak sayısı yüksek olan hastanelerde bu sayı artırılacak.</p>

<p>Ayrıca enfeksiyon kontrol hemşirelerine, görev alanları dışında ek sorumluluk verilmesi yasaklandı ve bu personelin uzun süreli görev güvencesi sağlandı. Eğitim ve sertifikasyon süreçlerinin ise Sağlık Bakanlığı tarafından belirleneceği kaydedildi.</p>

<p>Yeni yönetmelikle birlikte 2005 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı. Düzenlemenin, hastanelerde enfeksiyon risklerinin azaltılması ve hasta güvenliğinin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Söz konusu yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/12/20251218-1.htm"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 09:23:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/12/hastanelerde-enfeksiyon-kontrolune-yeni-duzenleme-1766125395.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleceğin hemşireleri Mudanya’da sağlık için buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/gelecegin-hemsireleri-mudanyada-saglik-icin-bulustu-15061</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/gelecegin-hemsireleri-mudanyada-saglik-icin-bulustu-15061</guid>
                <description><![CDATA[Mudanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, ruh sağlığı farkındalığı için "Stresle Baş Etme Yolları" standı açtı. Üniversiteli öğrencilerin "Mudanya'da sağlıkla buluşalım" projesi kapsamında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi'yle iş birliği içinde gerçekleştireceği temalı stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe erişime açık olacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mudanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, ruh sağlığı farkındalığı için "Stresle Baş Etme Yolları" standı açtı. Üniversiteli öğrencilerin "Mudanya'da sağlıkla buluşalım" projesi kapsamında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi'yle iş birliği içinde gerçekleştireceği temalı stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe erişime açık olacak.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Her dört kişiden birinin yaşamının bir döneminde ruh sağlığı sorunları yaşadığı gerçeğinden hareketle Mudanya Üniversitesi, toplumun ruh sağlığına katkı sunmak için anlamlı bir projeye imza attı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Şenay Sarmasoğlu Kılıkçıer ve Öğr. Gör. Şeyma Erkuş’un yürüttüğü “Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği” dersi kapsamında, Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi ile iş birliği yapılarak sahil hattında tematik stant uygulamaları başlatıldı.</p>

<p><img height="450" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/12/07/whatsapp-image-2025-12-06-at-08-30-02-3-1765094872-330-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>İlk stant, “Gerginlikten Özgürlüğe: Stresle Baş Etme Yolları” temasıyla Mudanya sahilinde kuruldu. Vatandaşlara stresle baş etme yöntemleri, nefes egzersizleri ve temel sağlık ölçümleri sunularak birebir etkileşimli çalışmalar gerçekleştirildi. Katılımcıların olumlu geri bildirimleri, uygulamanın hem bireysel iyilik hâline hem de koruyucu ruh sağlığı yaklaşımına katkı sağladığını ortaya koydu.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/12/07/whatsapp-image-2025-12-06-at-08-30-02-1-1765094881-68-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermeyi ve sağlık hizmetlerini daha erişilebilir kılmayı amaçlayan proje kapsamında stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe 13.00 ile 15.00 saatleri arasında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi önünde ziyaret edilebilecek.</p>

<p><img height="530" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/12/07/whatsapp-image-2025-12-06-at-08-30-02-1765094894-854-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Yetkililer, tüm Mudanyalıları sağlıklı buluşmalara davet ederken, üniversite öğrencilerinin 11 Aralık Perşembe günü açacakları bir sonraki stantta “Ruh sağlığını korumada beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı” konularında bilgilendirme yapacaklarını duyurdu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Dec 2025 14:48:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/12/gelecegin-hemsireleri-mudanyada-saglik-icin-bulustu-1765108082.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEN, alzheimer için umut doğdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/gen-alzheimer-icin-umut-dogdu-15042</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/gen-alzheimer-icin-umut-dogdu-15042</guid>
                <description><![CDATA[Faz 1 sonuçları, SUL-238’in güvenli, iyi tolere edilen, elverişli farmakokinetik profile sahip olduğunu ve yaşlı sağlıklı gönüllülerde yüksek BOS penetrasyonu gösterdiğini ortaya koyuyor; bu bulgular Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklarda klinik gelişimin bir sonraki aşamasını destekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Faz 1 sonuçları, SUL-238’in güvenli, iyi tolere edilen, elverişli farmakokinetik profile sahip olduğunu ve yaşlı sağlıklı gönüllülerde yüksek BOS penetrasyonu gösterdiğini ortaya koyuyor; bu bulgular Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklarda klinik gelişimin bir sonraki aşamasını destekliyor.</p><p class="Default"><b>ACCESS Newswire / ANKARA (İGFA) - </b>GEN İlaç ve Sağlık Ürünleri A.Ş. (GENIL.IS), Türkiye’nin önde gelen uzmanlaşmış ilaç şirketi, ilk-in-sınıf, ağızdan uygulanan, mitokondri hedefli yeni ilaç adayı SUL-238’in yaşlı sağlıklı gönüllülerde güvenlik, tolere edilebilirlik ve farmakokinetik (PK) özelliklerini değerlendiren Faz 1 klinik çalışmasına ilişkin yeni olumlu sonuçları açıkladı. Bulgular bugün San Diego, Kaliforniya’da düzenlenen 18. Alzheimer Hastalığı Klinik Çalışmaları Kongresi (CTAD) kapsamında sunuldu.</p>

<p class="Default">SUL-238 başlangıçta Sulfateq tarafından keşfedildi ve daha sonra Sulfateq ve GEN’in ortak geliştirme çalışmalarıyla nörodejeneratif hastalıklara yönelik yeni bir tedavi olarak daha da ileri taşındı.</p>

<p class="Default">Bu Faz 1 randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışma, çoklu artan dozlarda (MAD) ağızdan uygulanan SUL-238’in güvenliliğini, tolere edilebilirliğini ve farmakokinetiğini ≥40 yaş sağlıklı kadın ve erkek gönüllülerde değerlendirdi. Çalışmada 14 günlük tedavi dönemi ve dozlamanın ardından 14 günlük güvenlilik takip süresi olan iki kohort yer aldı. Her bir kohorta 15 sağlıklı yetişkin 2:1 oranında SUL-238 veya plasebo almak üzere randomize edildi. Toplam günlük SUL-238 dozu: birinci kohortta 4000 mg (2000 mg günde iki kez), ikinci kohortta 4500 mg (1500 mg günde üç kez) olarak uygulandı. Her iki kohortta da SUL-238 çoklu dozlamada mükemmel bir güvenlilik ve tolere edilebilirlik profili gösterdi; ayrıca elverişli PK özellikleri ve yüksek beyin omurilik sıvısı (BOS) penetrasyonu sergileyerek Alzheimer ve Parkinson dahil nörodejeneratif hastalıklarda ileri klinik gelişim için güçlü bir aday olduğunu ortaya koydu.</p>

<p class="Default"><b>Temel Bulgular</b></p>

<p class="Default">Her iki grupta güvenlik:</p>

<ul>
 <li class="Default">Fiziksel ve nörolojik muayenelerde, hayati bulgularda, EKG’de ve klinik laboratuvar sonuçlarında klinik açıdan anlamlı değişiklik gözlenmedi. </li>
 <li class="Default">Yan etki (AE) oranları SUL-238 ve plasebo alan katılımcılar arasında benzerdi. </li>
 <li class="Default">Tüm yan etkiler hafif şiddetteydi veya SUL-238 ile ilişkili olmadığı değerlendirildi.</li>
</ul>

<p class="Default"><b>Birinci Gruptaki PK verileri (2000 mg b.i.d.):</b></p>

<ul>
 <li>SUL-238 hızla emildi; maksimum plazma konsantrasyonuna (Tmax) ulaşma süresi:<br />
 1.25±0.54 saat (1. gün), 1.50±0.53 saat (14. gün)</li>
 <li>Ortalama terminal eliminasyon yarı ömrü (t1/2):<br />
 3.50±1.06 saat (14. gün) </li>
 <li>Ortalama çukur plazma konsantrasyonu (Cmin):<br />
 39.23±24.31 ng/mL (8. gün)<br />
 41.49±18.20 ng/mL (14. gün)</li>
</ul>

<p class="Default"><b>İkinci Gruptaki PK verileri (1500 mg t.i.d.):</b></p>

<ul>
 <li>Tmax değerleri:<br />
 0.95±0.16 saat (1. gün), 1.00±0.00 saat (14. gün)</li>
 <li>t1/2:<br />
 3.74±1.84 saat (14. gün) </li>
 <li>Ortalama çukur plazma konsantrasyonu:<br />
 57.98±31.08 ng/mL (8. gün)<br />
 60.63±64.14 ng/mL (14. gün)</li>
</ul>

<p class="Default">GEN Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, "SUL-238'in Faz 1 denememizde elde ettiğimiz bu yeni olumlu sonuçlar bizi büyük ölçüde motive ediyor. Bu sonuçlar, Alzheimer hastalığının biyolojik temellerine yönelik önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p class="Default">GEN Ar-Ge Başkan Yardımcısı Dr. Nadir Ulu “Bu Çoklu Artan Dozlu Faz 1 çalışmasında SUL-238’in mükemmel güvenlilik ve PK profili, onu Alzheimer dahil nörodejeneratif hastalıklardaki kritik karşılanmamış ihtiyaçları hedefleyen ileri klinik geliştirme için son derece güçlü bir aday olarak konumlandırıyor.” dedi.</p>

<p class="Default"><b>SUL-238 HAKKINDA</b></p>

<p class="Default"><em>SUL-238, kış uykusundan ilham alınarak geliştirilmiş, mitokondrileri hedefleyen küçük moleküllerden oluşan yeni bir terapötik sınıfın ilk temsilcisidir. Mitokondriyal biyogenezi destekler, kompleks I/IV aktivasyonu yoluyla enerji üretimini optimize eder ve nörodejeneratif, kardiyovasküler, renal hastalık modellerinde ve hızlandırılmış yaşlanma çalışmalarında mitokondri fonksiyonunu artırır. Kan-beyin bariyerini geçebilme yeteneğine sahiptir ve kapsamlı preklinik ile Faz 1 güvenlilik çalışmalarından geçmiştir. GEN, SUL-238’in nörodejeneratif hastalıklara yönelik kullanım hakkını Sulfateq B.V.’den lisanslamıştır.</em></p>

<p class="Default"><b>GEN HAKKINDA</b></p>

<p class="Default"><em>1998 yılında kurulan GEN, Türkiye’nin lider uzman ilaç şirketidir. Çoklu terapötik alanlarda yenilikçi tedaviler geliştirmeye odaklanan şirket, güçlü Ar-Ge yatırımları ve küresel iş birlikleriyle dünya çapında sağlık çözümlerini ileri taşımaktadır. GMP sertifikalı üretim tesisinde yüksek kaliteli ve rekabetçi ürünler geliştiren GEN, iki özel Ar-Ge merkeziyle özgün ilaç geliştirme çalışmalarını sürdürmektedir.</em></p>

<p class="Default"><b>SULFATEQ HAKKINDA</b></p>

<p class="Default"><em>Sulfateq B.V., akademik ve endüstriyel araştırma merkezleriyle stratejik iş birlikleri yürüterek yenilikçi ilaçların erken geliştirilmesini hızlandıran Hollanda merkezli bir biyoteknoloji şirketidir. Şirket, mitokondri sağlığını korumayı hedefleyen SUL bileşik sınıfının geliştiricisidir.</em></p>

<p class="Default"><b>Daha fazla bilgi iç</b><b>in:</b><br />
<a href="https://www.genilac.com.tr">www.genilac.com.tr</a><br />
<a href="https://www.sulfateqbv.com">www.sulfateqbv.com</a></p>

<p class="Default"><b>KAYNAK:</b> GEN İlaç ve Sağlık Ürünleri A.Ş.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 00:48:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/12/gen-alzheimer-icin-umut-dogdu-1764712130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sakarya’da ücretsiz check-up ilgisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sakaryada-ucretsiz-check-up-ilgisi-15025</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sakaryada-ucretsiz-check-up-ilgisi-15025</guid>
                <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin evlilikte 30 yılı geride bırakan çiftlere yönelik başlattığı ücretsiz check-up hizmeti yoğun ilgi görüyor. Uygulamadan şu ana kadar 176 çift yararlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin evlilikte 30 yılı geride bırakan çiftlere yönelik başlattığı ücretsiz check-up hizmeti yoğun ilgi görüyor. Uygulamadan şu ana kadar 176 çift yararlandı.</p><p><strong>SAKARYA (İGFA) - </strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesinin ardından aile yapısını güçlendirecek çalışmalarına hız veren Sakarya Büyükşehir Belediyesi, “Hayatta ve Sağlıkta Birliktelik” sloganıyla hayata geçirdiği ‘Ücretsiz Check-Up’hizmetiyle hem aile bağlarına hem de halk sağlığına katkı sunuyor.</p>

<p>Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğinde yürütülen çalışmada çiftler, Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’nde başvurularını evlilik cüzdanlarıyla yaptıktan sonra Tıp Merkezi’nde sıra beklemeden kontrol ediliyor.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/11/30/2-28-1764501352-769-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>176 ÇİFT FAYDALANDI</strong></p>

<p>5 ay önce başlayan hizmette şu ana kadar 176 çift, muayene, laboratuvar testleri, röntgen, EKG, işitme testi (odiometri) ve solunum fonksiyon testi (SFT) gibi kapsamlı taramalardan ücretsiz olarak faydalandı.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:58:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/11/sakaryada-ucretsiz-check-up-ilgisi-1764518297.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atık ilaçlar çevreyi kirletmeden toplanacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-15021</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-15021</guid>
                <description><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisa Eczacı Odası ile birlikte çevreci bir projeye imza atıyor. Kent genelindeki tüm eczanelerde toplanacak olan miadı dolmuş ilaçlar, Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonunda akredite edilmiş laboratuvarlarda bertaraf edilecek. Eczacıların elinde kalan ilaçlar için de aynı yöntem uygulanacak. örnek uygulama 1 Aralık'ta başlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisa Eczacı Odası ile birlikte çevreci bir projeye imza atıyor. Kent genelindeki tüm eczanelerde toplanacak olan miadı dolmuş ilaçlar, Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonunda akredite edilmiş laboratuvarlarda bertaraf edilecek. Eczacıların elinde kalan ilaçlar için de aynı yöntem uygulanacak. örnek uygulama 1 Aralık'ta başlıyor.</p><p><strong>MANİSA (İGFA) - </strong>Manisa Büyükşehir Belediyesi, atık ilaçların çevre ve insan sağlığına zarar vermemesi için önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor.</p>

<p><strong>“1 ARALIK’TA TOPLAMAYA BAŞLIYORUZ”</strong></p>

<p>Atık ilaçların zararlarını çok iyi bildiğini söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu sorunun çözümüne yönelik önemli bir projeyi başlattıklarını söyledi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/11/30/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-4-1764506281-749-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Başkan Dutlulu, “Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak Manisa Eczacı Odamız ile birlikte gerçekten çok güzel örnek bir projeye imza atıyoruz. 17 ilçemizdeki eczanelerde ve vatandaşlarımızın evlerinde miadı geçen ilaçlar bizler için büyük bir sorundu. İlaçlar da aynı atık piller ve diğer tehlikeli atıklar gibi çevreyi, toprağı, suyu kirleten birer maddeydi. Büyükşehir Belediyesi olarak Manisa Eczacı Odası ile ilaçları toplayarak uygun bir şekilde bertaraf ediyoruz. Bu bakımdan 1 Aralık tarihinden itibaren atık ilaçları toplamaya başlayacağız. Manisa’daki tüm hemşehrilerimiz evindeki miadı geçmiş ilaçları lütfen çöpe atmasınlar. Eczanenize götürün, biz bunları uygun bir şekilde, uygun tesislerde imha edelim. Herkese şimdiden çok teşekkür ederim” dedi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/11/30/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-2-1764506272-477-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Manisa Eczacı Odası Başkanı Uzman Eczacı Duygu Elmas Mutlu, atık ilaçların insan ve çevre sağlığı için büyük bir risk oluşturduğunu ifade ederek, “Atık ilaçlar doğru şekilde toplanıp, doğru şekilde bertaraf edilmediği takdirde hem çevre sağlığına hem halk sağlığına çok ciddi riskler oluşturabiliyor. Bu anlamda hastalarımızın özellikle evde miadı geçen ilaçları, bozulmuş ilaçları, artık kullanmadıkları ilaçlarını toplamak adına güzel bir projeye başladık. Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle önemli bir adım attığımızı düşünüyorum. Aynı zamanda eczanelerimizde birikmiş olan miadı geçen ilaçlarımız da var. Onları da toplayacağız. Onların da doğru şekilde bertaraf edilmesini sağlayacağız. Besim Başkanıma çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:57:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/11/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-1764518247.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigara bırakma eğitimleri ile bağımlılık son buluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sigara-birakma-egitimleri-ile-bagimlilik-son-buluyor-14963</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sigara-birakma-egitimleri-ile-bagimlilik-son-buluyor-14963</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bağımlılıkla mücadele alanındaki örnek çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Bağımlılıkla Mücadele Birimi ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinasyonunda Büyükşehir personeline “Sigarayı Bırakma Eğitimi” düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bağımlılıkla mücadele alanındaki örnek çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Bağımlılıkla Mücadele Birimi ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinasyonunda Büyükşehir personeline “Sigarayı Bırakma Eğitimi” düzenlendi.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Kocaeli İzmit Sivil Toplum Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitime İl Sağlık Müdürlüğü’nden Uzman Doktor Onay Merve Pekel katıldı. Eğitimde; sigaranın zararları, bırakma sürecinde yaşanan zorluklar ve baş etme yöntemleri ile tedavi süreçleri hakkında detaylı bilgi verildi. Bağımlılık türlerinden biri olan tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında düzenlenen program, personelin tütün bağımlılığından kurtulmasını hedefliyor.</p>

<p><b>VALİLİKTEN ÖDÜL DESTEĞİ</b></p>

<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde farklı daire ve birimlerde çalışan pek çok danışan eğitim programına aktif olarak katılım gösterdi. Eğitim sonunda katılımcılar, otomatik olarak “Sigara Bırakma Polikliniklerine” yönlendirilerek randevuları oluşturuldu. Öte yandan Kocaeli Valiliği tarafından sigarayı bırakmayı başaran personele ödül verileceği açıklandı. Bu uygulama, danışanların motivasyonunu artırmasını ve sigarayı bırakma sürecinin kalıcılığını desteklemesini hedefliyor.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/11/20/buyuksehirden-sigara-birakma-egitimi-3-large-1763617581-765-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b> TOPLUMSAL HUZURA KATKI SAĞLAYAN ÇALIŞMALAR</b></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi, 2022 yılından bu yana yürüttüğü bağımlılıkla mücadele programı kapsamında madde ve davranışsal bağımlılık yaşayan bireylerin yeniden topluma kazandırılmasını hedefliyor. Bu kapsamda psikoterapi, manevi değerler eğitimi, sosyal aktiviteler ve bağımlı yakınlarına yönelik bilgilendirici eğitimler verilirken, 7/24 hizmet veren merkezlerde ise iyileşme sürecinin kalıcı hale gelmesi için çalışmalar yürütülüyor. Ayrıca düzenlenen eğitimlerle hem personel hem de vatandaşlar bağımlılıkla mücadele konusunda bilinçlendiriliyor. Bağımlılıkla mücadele alanında örnek gösterilen bu çalışmalar, yalnızca bireylerin değil, toplumun genel huzur ve refah düzeyinin artmasına da önemli katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 09:17:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/11/sigara-birakma-egitimleri-ile-bagimlilik-son-buluyor-1763619439.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-14962</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-14962</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde son haftalarda gündeme gelen yeni H3N2 varyantı, influenza A virüsünün alt türlerinden biri olarak öne çıkıyor. Güney Yarım Küre’nin sezon sonu verileri, bu alt soyun beklenenden daha hızlı yayıldığını gösterirken, Kuzey Yarım Küre’de ise İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde varyantın sezon başında şaşırtıcı hızla baskın hale geldiği görülüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde son haftalarda gündeme gelen yeni H3N2 varyantı, influenza A virüsünün alt türlerinden biri olarak öne çıkıyor. Güney Yarım Küre’nin sezon sonu verileri, bu alt soyun beklenenden daha hızlı yayıldığını gösterirken, Kuzey Yarım Küre’de ise İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde varyantın sezon başında şaşırtıcı hızla baskın hale geldiği görülüyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Cengiz Duygulu, bu yıl grip dinamiklerinin küresel ölçekte alışılmışın dışında seyrettiğine dikkat çekerek, H3N2’nin K alt soyunun İngiltere ve Japonya’da erken dönemde yüzde 90 oranında hakimiyet kurduğunu belirtti.</p><p>Söz konusu durumun aşı uyumsuzluğu ihtimalini gündeme getirdiğini ifade eden Uzm. Dr. Duygulu, "Aşı, ağır hastalık, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm riskini azaltmada önemli bir rol oynuyor. Ancak bu yıl, önceki yıllardan farklı bir grip seyri ile karşılaşma ihtimalimiz var" dedi.</p><p><strong>YENİ VARYANTIN BELİRTİLERİ</strong></p><p>Türkiye’de Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Ekim ayının son iki haftasında influenza bildirimi bulunmazken, yeni varyantın olası belirtileri arasında; ani başlayan yüksek ateş<br>Kas ve eklem ağrıları, yoğun halsizlik, kuru öksürük, yeni varyantın seyri konuları yer alıyor. Özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olmaları gerekiyor.</p><p><strong>KIŞ DALGASI BEKLENTİSİ</strong></p><p>Uzm. Dr. Duygulu, grip riskini en çok azaltan adımın halen aşılama olduğunu belirterek, her yıl olduğu gibi bu yıl da mevsimsel grip dalgasının görülmesi bekleniyor. Yeni varyantın seyrine bağlı olarak dalganın daha erken başlayabileceği değerlendiriliyor.</p><p>Topluma yönelik koruyucu öneriler arasında; kapalı alanlarda maske kullanımı, ellerin sık sık yıkanması, kalabalık ortamlarda mesafe korunması, risk gruplarının mutlaka aşılanması olduğunu belirten Uzm. Dr. Duygulu; yüksek ateş, nefes darlığı, genel durum bozukluğu ve istirahatle geçmeyen halsizlikler durumunda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi. Uzm. Dr. Duygulu, yeni H3N2 varyantının özellikle risk gruplarında daha ağır seyredebileceğini belirterek, belirtileri hafife almadan koruyucu adımları zamanında uygulamanın bu yıl her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 07:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/11/yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-1763491064.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocukların diş tedavisinde şeffaf plaklar dönemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarin-dis-tedavisinde-seffaf-plaklar-donemi-14851</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarin-dis-tedavisinde-seffaf-plaklar-donemi-14851</guid>
                <description><![CDATA[Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) Ortodonti Uzmanı Doç. Dr. Bülent Çatalbaş, çocuklarda erken yaşta diş kontrollerinin önemine dikkat çekerek, yeni nesil ortodontik tedavi yöntemlerinden biri olan şeffaf plakların, hem estetik hem de hijyenik avantajlarıyla öne çıktığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) Ortodonti Uzmanı Doç. Dr. Bülent Çatalbaş, çocuklarda erken yaşta diş kontrollerinin önemine dikkat çekerek, yeni nesil ortodontik tedavi yöntemlerinden biri olan şeffaf plakların, hem estetik hem de hijyenik avantajlarıyla öne çıktığını söyledi.</p><p>BURSA (İGFA) - Sağlıklı ve düzgün dişlere sahip olmanın sadece estetik bir konu olmadığını belirten Ortodonti Uzmanı Doç. Dr. Çatalbaş, “Erken yaşlarda dişlerdeki çapraşıklıklar veya çene darlıkları fark edilmediğinde, bu durum ilerleyen yaşlarda hem konuşma hem de özgüven üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Özellikle 6–12 yaş arası, diş gelişimi açısından en kritik dönemdir” dedi.</p>

<p style="text-align: start;">Çocuklarda 6–8 yaş aralığında süt dişlerinin dökülüp kalıcı dişlerin sürmeye başladığını hatırlatan Doç. Dr. Bülent Çatalbaş, bu dönemde düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti ve “Bu yaşlarda dişlerdeki boyut uyumsuzlukları ve çapraşıklıklar erken fark edilirse, kısa sürede ve kolayca müdahale edilebilir. Ayrıca parmak emme veya ağızdan nefes alma gibi alışkanlıklar da üst çene darlığına yol açabileceği için mutlaka takip edilmelidir” şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align: start;"><b>“TELLERİN YERİNİ ŞEFFAF PLAKLAR ALIYOR”</b></p>

<p style="text-align: start;">Ortodonti tedavilerinde uzun yıllar boyunca metal teller ve akrilik apareylerin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Bülent Çatalbaş, bu yöntemlerin bakım zorlukları, kopma ve batma gibi sorunlar nedeniyle çocuklar için zaman zaman tedavi motivasyonunu düşürdüğünü söyledi.<br />
Ancak gelişen teknolojiyle birlikte şeffaf plakların devreye girdiğini belirten Çatalbaş, bu yöntemin hem çocuklar hem de ebeveynler için büyük kolaylık sağladığını kaydetti.</p>

<p style="text-align: start;">Doç. Dr. Bülent Çatalbaş açıklamasına, “Şeffaf plaklar her hafta yenilenen setlerden oluşuyor. Bu sayede hastalarımız her defasında temiz, hijyenik ve estetik bir plakla tedaviye devam edebiliyor. Ayrıca yemek yerken çıkarılabilmeleri ve ağrısız oluşları, çocukların tedaviye uyumunu son derece artırıyor” sözleriyle devam etti.</p>

<p style="text-align: start;">Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) Ortodonti Uzmanı Doç. Dr. Bülent Çatalbaş son olarak çocukların sağlıklı ve özgüvenli bir gülümsemeye sahip olabilmeleri için düzenli ortodonti kontrollerinin şart olduğunu vurguladı ve “Çocuklarımız geleceğimiz. Onları sağlıklı, mutlu ve özgüvenli bireyler olarak yetiştirmenin yollarından biri de güzel bir gülüş kazandırmaktır. Şeffaf plaklar, bu hedefe ulaşmada modern ortodontinin en büyük yardımcılarından biri haline geldi” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Nov 2025 13:17:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/11/cocuklarin-dis-tedavisinde-seffaf-plaklar-donemi-1761992246.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara’da 4 bin 875 doz ücretsiz HPV aşısı uygulandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ankarada-4-bin-875-doz-ucretsiz-hpv-asisi-uygulandi-14819</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ankarada-4-bin-875-doz-ucretsiz-hpv-asisi-uygulandi-14819</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) yürüttüğü “HPV Aşı Uygulaması Projesi” kapsamında bugüne kadar 3 bin 269 kişiye toplam 4 bin 875 doz ücretsiz HPV aşısı yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) yürüttüğü “HPV Aşı Uygulaması Projesi” kapsamında bugüne kadar 3 bin 269 kişiye toplam 4 bin 875 doz ücretsiz HPV aşısı yapıldı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ankara Büyükşehir Belediyesi, toplumun Human Papilloma Virüsü’ne (HPV) karşı korunması hedefiyle Türkiye’de bu kapsamda ilk kez yerel yönetimler eliyle bir halk sağlığı girişimi başlattı.</p>

<p>ABB’nin sosyal belediyecilik anlayışı ve Gazi Üniversitesi’nin bilimsel desteğiyle yürütülen “HPV Aşı Uygulaması Projesi” ile 9-30 yaş arasındaki sosyal yardım alan kadın ve kız çocuklarına ücretsiz HPV aşısı uygulandı. </p>

<p>Ekim 2024 itibarıyla başlatılan uygulama kapsamında bugüne kadar 3 bin 269 kişiye toplam 4 bin 875 doz HPV aşısı yapıldı. Kısa sürede geniş bir katılıma ulaşan projede 1843 kişi birinci dozunu, 1715 kişi ikinci dozunu, 1317 kişi üçüncü dozunu tamamladı.</p>

<p>ABB, 5 bin doz aşı uygulaması hedefi içinse yeni başvuruları “http://forms.ankara.bel.tr/hpv-asi-uygulamasi” adresi üzerinden almaya başladı. </p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/10/26/74184ed03dbcb1dfa11c113bf5fa036b-1761489155-77-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>İLHAM VEREN KAMU YÖNETİMİ PROJE ÖDÜLÜ</strong></p>

<p>“Sağlıkta Eşitlik ve Güvence Programı” alt başlığıyla KalDer “İlham Veren Kamu Yönetimi Proje Ödülü”ne layık görülen proje, sadece yerel değil, ulusal ölçekte de örnek bir halk sağlığı modeli olarak kabul edildi.</p>

<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, HPV’nin hem kadın hem erkek sağlığı için büyük bir tehdit olduğunu vurgulayarak, “HPV, kadın kanserlerinin başında gelen rahim ağzı kanserine yol açan önemli bir hastalık etkenidir. Ama sadece bununla sınırlı değil; ağız-boğaz kanserlerinin de dörtte bir kadarının sorumlusu olduğunu biliyoruz. Yerkürede insanın en çok karşılaştığı virüstür ve insanlar yaşamları boyunca bu virüsle yüzde 80-85 karşılaşmaktadır. Ve bu karşılaşmaların yaklaşık yarısı da en çok 15-25 yaş arasında pik yapmaktadır” dedi.</p>

<p>Şenol, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Üniversitesi Hastanesi iş birliğiyle yürütülen aşılama programını “örnek bir sosyal sorumluluk projesi” olarak nitelendirerek şunları söyledi:</p>

<p>“Proje kapsamında aşıladığımız kadınlarda kanseri önledik, bu müthiş bir şey. Bilim dediğimiz şey tam olarak toplum ve bireyin sağlığını koruyan ve önceleyen; tıp disiplini açısından ele alırsak bizim gibi kalabalık, nüfusu dağınık, tanı ve tedavi merkezlerine erişim sorunu yaşayan ülkelerde en önemli halk sağlığı önlemidir. Bu anlamda çok önemli bir proje. Bir belediyenin kapsayıcılığında muhakkak bulunması gereken bir sosyal sorumluluk projesi. Ayrıca kadınları gözeten, sağlığını önemseyen ve kadın sağlığını koruduğumuzda toplum sağlığını nasıl koruyacağımızı bize anlatan çok güzel bir proje.”</p>

<p><strong>ÖRNEK BİR SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ</strong></p>

<p>HPV’ye bağlı kanserlerin özellikle 15-45 yaş arasında görüldüğünü belirten Şenol, “Her gün üç kadın bu hastalıktan ölüyor. İlla ki ölmek ve ileri evresinde olmak değil kastımız. En üretken çağı, en fonksiyonel yaşamının dönemi ve bu dönemde erken tanı alsa bile yapılan işlemler nedeniyle pek çok psikolojik, fizyolojik ve fiziksel kapasite sorunu ve kaybına yol açan bir sürece geçmiş oluyor. Ve biz bu aşıyla şunu söyleyebiliyoruz; ‘Siz kanser olmayacaksınız.’ Ne kadar önemli bir not değil mi? Herhâlde bilimin ve aklın varmak isteyeceği son nokta burasıdır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şenol, Ankara’daki uygulamanın başka belediyelere de örnek olduğunu belirterek, “Pek çok belediyeye de bunu verdik ve onlar da yapıyorlar. Ama dilerim ki Türkiye bunu toptan halletmiş olsun” dedi.</p>

<p><strong>KANSER TARAMALARINDA ÜCRETSİZ DÖNEM</strong></p>

<p>ABB Sağlık İşleri Daire Başkanlığı ayrıca halk sağlığının korunması ve erken tanının teşviki amacıyla yeni bir tarama programını da hayata geçirdi. Kadın sağlığının güçlendirilmesi ve kanser farkındalığının artırılması hedefiyle, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) iş birliğiyle rahim ağzı, meme ve kolon kanseri taramaları başlatıldı. Bu kapsamda, belediye bünyesindeki Kadın Lokali üyeleri ve belediye çalışanları, ücretsiz kanser taramalarından yararlanabiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Oct 2025 18:34:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/10/ankarada-4-bin-875-doz-ucretsiz-hpv-asisi-uygulandi-1761492859.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-14816</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-14816</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme, ilerleyen yaşlarda kilit rol oynar!</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa’da 65 yaş üstü bireylerin sayısının 15 yaş altı bireylerin sayısını geçebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kilit bir rol oynadığı belirtiliyor.” dedi. </p>

<p>İlerleyen yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebildiğini ifade eden Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede mutlaka yer verilmeli! </strong></p>

<p>Besinler süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş gruba ayrıldığında özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ilerleyen yaşlardaki her birey; günlük toplamda 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer açmalı. Yoğurt tüketimi özellikle ilerleyen yaşlarda oluşan uyku bozukluğu sorunlarına da yardımcı olur.” dedi.</p>

<p>İleri yaşlarda belli porsiyonlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etlere, Omega 3 kaynağı olan yağlı küçük balıklara, kuru baklagil gibi bitkisel kaynaklı proteinlere yönelmekte fayda olduğunu kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Ancak kurubaklagillere gaz şikayetlerini arttırması nedeniyle dikkat edilmeli. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz şikayetlerini azaltabilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlayabilmesi, kabızlık şikayetlerinin yaşanmaması için posa ihtiyacı da unutulmamalı. Bu nedenle tam buğday unundan yapılmış ekmekler, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka bulunmalı. Unutmayın bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminlerine de ihtiyaç duyar ve bunların en iyi kaynakları arasında tam tahıllar vardır.”</p>

<p><strong>Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı yaşlanma için önemli! </strong></p>

<p>Günlük toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ilerleyen yaşlarda elzem olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebze ve meyveler fitokimyasallardan, beta karotenlerden, A ve C vitaminlerinden oldukça zengindir. Bu nedenle tek öğünde farklı renklerde sebze ve meyvelerin bulunması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ kavramı oldukça uygun.” dedi.</p>

<p>Özellikle ilerleyen yaşlarda kalp damar sağlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Günlük olarak beslenmede zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar mutlaka bulundurulmalı. Eğer diş problemleri yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birlikte, küçük parçalara bölünerek, yumuşatılarak da tüketilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Oct 2025 13:48:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/10/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-1761389302.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Omurganız yılların altında ezilmesin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/omurganiz-yillarin-altinda-ezilmesin-14760</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/omurganiz-yillarin-altinda-ezilmesin-14760</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, uzun süreli oturma ve yanlış duruşun omurga sağlığını tehdit ettiğini belirtti. Doğru duruş alışkanlıkları, egzersiz, uyku pozisyonu ve düzenli doktor kontrolleri öneren Prof. Dr. Onur Yaman, omurga sağlığının yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, uzun süreli oturma ve yanlış duruşun omurga sağlığını tehdit ettiğini belirtti. Doğru duruş alışkanlıkları, egzersiz, uyku pozisyonu ve düzenli doktor kontrolleri öneren Prof. Dr. Onur Yaman, omurga sağlığının yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong>  Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurgayı genç tutmanın ilk adımının doğru duruş alışkanlıkları kazanmak olduğunu söyledi.</p>

<p>Uyku pozisyonu ve kaldırma tekniklerinin de omurga üzerindeki baskıyı azaltmada büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman, teknoloji kullanımında ekran ve telefon hizasına dikkat etmenin postürü koruduğunu dile getirdi.</p>

<p>Omurganın, insan vücudunun hem destek sistemi hem de hareket merkezi olarak hayati bir rol oynadığını hatırlatan Prof. Dr. Yaman, “Modern hayatın getirileri olan uzun süreli oturma, yanlış duruş alışkanlıkları ve fiziksel aktivite eksikliği, omurganın sağlığını tehdit edebilir” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Yaman, omurgayı genç ve sağlıklı tutmanın, yalnızca fiziksel görünüşü iyileştirmekle kalmadığını, aynı zamanda genel sağlığı ve hareket kabiliyetini korumaya yardımcı olduğunu vurgulayarak, “Otururken sandalyede dik oturmak, sırtınızı desteklemek ve ayaklarınızı tam olarak yere basmak çok önemlidir. Ayakta dururken omuzlarınızı geride ve gevşek tutmalı, başınızı ise çok öne çıkarmaktan kaçınmalısınız. Yürürken ileriye bakarak omuzlarınızı rahat tutmak ve dengeli adımlar atmak omurga sağlığınızı destekler" diye konuştu.</p>

<p>Egzersizin, omurga sağlığını korumanın en etkili yollarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yaman, “Yoga ve pilates gibi esneklik egzersizleri omurganızın dengesini geliştirirken, sırt, karın ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler omurgayı destekleyen kasları kuvvetlendirir. Yürüyüş, yüzme ya da bisiklet gibi aerobik aktiviteler ise kan dolaşımını iyileştirerek omurga dokularının daha iyi beslenmesini sağlar.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 08:59:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/10/omurganiz-yillarin-altinda-ezilmesin-1760594397.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de 750 bin kişiye kadar Hepatit C taşıyıcısı olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turkiyede-750-bin-kisiye-kadar-hepatit-c-tasiyicisi-olabilir-14672</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turkiyede-750-bin-kisiye-kadar-hepatit-c-tasiyicisi-olabilir-14672</guid>
                <description><![CDATA[1 Ekim Dünya Hepatit Bilinçlendirme Günü’nde uzmanlar, Türkiye’de yaklaşık 500 bin kişinin Hepatit C’yi bilmeden taşıdığını vurguladı. Uzm. Dr. Halil Onur Özarı, “Sessiz ilerleyen bu hastalık siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir. Erken tanı için basit bir kan testi hayat kurtarır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1 Ekim Dünya Hepatit Bilinçlendirme Günü’nde uzmanlar, Türkiye’de yaklaşık 500 bin kişinin Hepatit C’yi bilmeden taşıdığını vurguladı. Uzm. Dr. Halil Onur Özarı, “Sessiz ilerleyen bu hastalık siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir. Erken tanı için basit bir kan testi hayat kurtarır" dedi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>1 Ekim Dünya Hepatit Bilinçlendirme Günü’nde, Hepatit C’nin sinsi tehlikesi gündeme geldi.</p>

<p>T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 350-750 bin kişi Hepatit C virüsüyle enfekte; yaklaşık 500 bini ise habersiz.</p>

<p>Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Dr. Halil Onur Özarı, hastalığın yıllarca belirti vermeden karaciğeri tahrip edebileceğini, siroz ve karaciğer kanserine yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/30/1759221786-halil-onur-1759241191-405-x750.png" width="750" /></p>

<p>Kan yoluyla bulaşan Hepatit C, özellikle 1996 öncesi kan nakli alanlar, enjektör paylaşanlar, steril olmayan dövme/piercing yaptıranlar ve hemodiyaliz hastalarında riskli olduğunu belirten Dr. Özarı, “Basit bir anti-HCV testiyle tanı mümkün. Yeni nesil ilaçlarla tedavi başarı oranı çok yüksek” dedi.</p>

<p>Dr. Özarı, habersiz taşıyıcılığın hem birey hem toplum sağlığını tehdit ettiğini vurgulayarak, “Toplumsal tarama programları artırılmalı. Risk grubundaysanız, vakit kaybetmeden test yaptırın,” çağrısı yaptı.</p>

<p>Bu arada Dünya Sağlık Örgütü’nün “Hepatiti Eliminasyonla Durdur” hedefiyle, Türkiye’de test ve tedavi erişiminin kolay olduğu belirtildi.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/10/turkiyede-750-bin-kisiye-kadar-hepatit-c-tasiyicisi-olabilir-1759297860.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evde sirke yaparken dikkat! Asidite oranı düşük sirkeler sağlık riski taşıyabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/evde-sirke-yaparken-dikkat-asidite-orani-dusuk-sirkeler-saglik-riski-tasiyabilir-14662</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/evde-sirke-yaparken-dikkat-asidite-orani-dusuk-sirkeler-saglik-riski-tasiyabilir-14662</guid>
                <description><![CDATA[Elma mevsimiyle birlikte evde sirke yapımı yeniden popülerleşti. Ancak uzmanlar, ev ortamında hazırlanan sirkelerin her zaman güvenilir olmayabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle fermantasyon sürecinin kontrolsüzlüğü ve asidite oranının yetersiz kalması, sağlık açısından risk oluşturabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elma mevsimiyle birlikte evde sirke yapımı yeniden popülerleşti. Ancak uzmanlar, ev ortamında hazırlanan sirkelerin her zaman güvenilir olmayabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle fermantasyon sürecinin kontrolsüzlüğü ve asidite oranının yetersiz kalması, sağlık açısından risk oluşturabiliyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -  </strong>Ajinomoto İstanbul Kemal Kükrer Tedarik Zincirinden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi, Gıda Mühendisi Berna Portakal, gerçek bir sirke için en az yüzde 4 asetik asit oranı gerektiğini ifade ederek ev ortamında yapılan sirkelerde bu oranı tutturmakta yetersiz kalındığını söyledi. Yeterli asiditeye ulaşamayan sirkelerin küf oluşumuna zemin hazırlayarak toksik etkilere yol açabildiğini ifade eden Berna Portakal, bu nedenle ev yapımı ürünlerin sanıldığı gibi her zaman sağlıklı olmayabileceğine vurgu yaptı.</p>

<p>Evde sirke yaparken hammaddenin kalitesi kadar fermantasyon koşullarının da belirleyici olduğuna dikkat çeken Berna Portakal, profesyonel analizler yapılmadığı için tüketicilerin ev yapımı sirkeyi güvenli bir şekilde üretmelerinin oldukça güç olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Tüketicilerin sağlık açısından risk almamak adına, geleneksel fermantasyon yöntemleriyle üretilmiş ve denetimden geçmiş markaları tercih etmeleri çok daha doğru olacaktır.”</p>

<p><img class="" height="1125" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/28/1758617804-icra-kurulu-u-yesi-berna-portakal-1759068407-17-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“EVDE YAPILAN SİRKELER, SİRKEDEN ÇOK MEYVE KOKTEYLİ OLUYOR”</strong></p>

<p>Geleneksel üretim tekniklerine bağlı kalmanın, sirkenin doğallığını koruması açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Berna Portakal, “100 yılı aşkın bir süredir geleneksel üretim tekniklerine bağlı şekilde aynı kalite ve doğallıkta üretim yapıyoruz. Yavaş ve doğal bir fermantasyon, sirkeye özgü tat ve aromaların derinleşmesine olanak tanırken aynı zamanda yüksek kalite ve tat sağlıyor. 30-40 günü bulan fermantasyon sürecimiz, sirkenin istenilen asitlik oranına ve lezzet profiline ulaşmasını sağlıyor. Sirkenin en doğal halini elde etmek için kontrollü geleneksel üretim süreci, kaliteden taviz vermemek adına çok önemli. Evde yapılan sirkeler ise profesyonel analizler olmadan bu kalitede üretilemiyor. Dolayısıyla evde yapılan sirkeler sirke değil meyve şarabı ya da meyve kokteyli formunda oluyor” dedi.</p>

<p><strong>DOĞAL, GÜVENİLİR VE KONTROLLÜ ÜRETİM</strong></p>

<p>Elma sirkesi, içeriğindeki probiyotik bakteri lifleri ve doğal asidik yapısı sayesinde salataların ve hafif yaz yemeklerinin en doğal eşlikçilerinden biri. O nedenle de en sevilen ve en çok tüketilen sirkeler arasında yer alıyor. 1915’ten bu yana geleneksel yöntemleri modern üretim teknolojileriyle buluşturan Kemal Kükrer, tüm ürünlerini titizlikle yürütülen fermantasyon ve laboratuvar kontrollerinden geçiriyor. Bu sayede hem asidite seviyesi hem de duyusal ve fiziksel özellikler açısından standartlara uygun şekilde tüketiciye sunuluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 00:49:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/09/evde-sirke-yaparken-dikkat-asidite-orani-dusuk-sirkeler-saglik-riski-tasiyabilir-1759096165.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-14580</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-14580</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>

<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>

<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>

<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>

<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>

<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>

<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>

<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>

<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>

<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>

<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>

<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 23:06:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/09/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-1757794001.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ezbere ilaç kullananlar... Bu haberi iyi okuyun!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun-14538</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun-14538</guid>
                <description><![CDATA[İnternette gıda takviyesi olarak satılan ve bir ayda 10 kilo verdirdiği iddia edilen üründe sibutramin maddesine rastlandı. Sibutramin ani ölümlere, kalp krizi ve felçlere neden olabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnternette gıda takviyesi olarak satılan ve bir ayda 10 kilo verdirdiği iddia edilen üründe sibutramin maddesine rastlandı. Sibutramin ani ölümlere, kalp krizi ve felçlere neden olabiliyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan "Sibutramin" maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Uzbay, “Sibutramin” maddesinin beyinde neden olduğu etkiyi ve tehlike boyutuna dikkati çekti.</p>

<p>Tehlikenin temelinde yatan yasal boşluğa ve denetim zafiyetine vurgu yapan Prof. Dr. Uzbay, "Buradaki problem aslında bu gıda takviyelerinin Tarım Bakanlığı tarafından onaylanması, kolayca piyasaya sürülmesi ve denetimlerinin az olmasıdır. Sibutramin maddesi başka nelere konuyor, onu bilmiyoruz. Bu yetkinin tamamen Sağlık Bakanlığı'na geçmesi ve bu ürünlerin bu kadar kolay piyasaya çıkmaması lazım." dedi.</p>

<p>Halk arasında yaygın olan yanlış bir algının tehlikeyi büyüttüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, "bitkisel" ve "ilaç değildir" etiketlerinin birer aldatmaca olduğunu belirterek, "Halkın ilaç okuryazarlığı maalesef çok düşük ve şöyle bir şey pompalandı: 'Bitkisel olan, bitki kökenli ürünlerin tamamı zararsızdır.' O nedenle de burada Sağlık Bakanlığı denetimi devre dışı kaldı. Önemli olan etken maddenin böyle bir etki oluşturmasıdır. Bitkisel olması, bir etken maddenin yan etkileri olmayacağı anlamına gelmiyor. Bu ürünlerin üzerinde ne yazıyor? ‘İlaç değildir.’ Ama bunların hepsi sağlık için pazarlanıyor, hastalıklara iyi geleceği iddia ediliyor ve aynen bir ilaç gibi eczanelerde de satılıyor." diye konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/07/1756190243-tayfun-uzbay-002-1757258880-793-x750.png" width="750" /></p>

<p><strong>"VİAGRA ETKEN MADDESİ DE KATILIYOR"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Uzbay, bu sahtekarlığın sadece zayıflama ürünleriyle sınırlı olmadığını, cinsel gücü artırdığı iddia edilen takviyelerde de benzer bir durumun yaşandığını ifade ederek, “Cinsel gücü arttırdığı iddia edilen birçok başka takviye var piyasada satılan. Bunlar üzerinde de inceleme yapılsa çoğunda Viagra diye bildiğimiz sildenafil etken maddesi bulunuyor. Bunlar internetten ve elden pazarlayan şirketlerden de temin edilebiliyor, kuryelerle kapıya kadar getirilebiliyor." ifadesinde bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu ölümcül ticaretin önüne geçmek için atılması gereken adımları şöyle sıraladı:</p>

<p>"Bunu yapan firma ve bunu piyasaya sürenler her kimlerse, bunların cezalandırılması gerekiyor. Yani yasaklamaktan önce caydırıcı cezaların açık seçik ortaya konması lazım. Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor. Ve denetimi yapmaya yetkili olan bakanlığın Tarım Bakanlığı'ndan ziyade Sağlık Bakanlığı olması lazım. Üzerinde ‘ilaç değildir’ yazınca sorumluluktan da kurtuluyorsunuz. Hâlbuki bir hekim böyle bir ilaç verse ve hasta zarar görse ciddi sorumlulukları var. Bunların da bir sorumluluk dâhilinde olması lazım."</p>

<p><strong>"EZBERE İLAÇ KULLANMAYIN!"</strong></p>

<p>Bir ayda 10-15 kilo vermek çok sağlıklı bir şey olmadığının altını çizen Prof. Dr. Uzbay, "Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz. Mutlaka bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi, reçetesi veya tavsiyesi ve bir diyetisyenin gözetiminde yapılması lazım. Yoksa insanlar çok ağır sonuçlarla karşılaşabilir" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 08:31:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/09/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun-1757309488.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Duygusal destek arayışında yapay zeka dönemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-14517</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-14517</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor.  İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, duygusal konularda yapay zekâya danışılmasının insanların “güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma” gibi temel psikolojik ihtiyaçlarının bir yansıması olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor.  </span></span></b><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, </span></span></span></b><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>duygusal konularda yapay zekâya danışılmasının insanların “güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma” gibi temel psikolojik ihtiyaçlarının bir yansıması olduğunu söyledi. </span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay </span></span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>zekânın </span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>duygusal destek arayışındaki rolünü değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>Yapay </span></span></span></b><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>zekâ</span></span></b><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>ya en çok sorulan 10 soru…</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>Günümüzde pek çok alanda kullanılan yapay </span></span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>zekânın </span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>artık duygusal destek arayışında da kullanıldığını belirten</span></span></span><b> </b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, </span></span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>insanların duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekâya en çok sorduğu ilk 10 sorunun sorulma sıklığına göre sıralamasının şu şekilde olduğunu söyledi: </span></span></span></span></span></p>

<ol>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Beni gerçekten seviyor mu?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Onunla devam etmeli miyim yoksa ayrılmalı mıyım?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Aldatıyor olabilir mi?” / ”Sadık mı?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Beni neden aramıyor / yazmıyor?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”İlişkimiz uzun vadede evliliğe gider mi?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Neden uzaklaştı?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Onu nasıl geri kazanabilirim?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Doğru kişi o mu?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”İlişkimde nasıl mutlu olabilirim?”</span></span></span></span></span></span></li>
	<li style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”tab-stops:list 36.0pt”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>”Benden hoşlanıyor mu?”</span></span></span></span></span></span></li>
</ol>

<p style=”border:none”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Yakın çevrenin yerini yapay zekâ alıyor</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İlişkilerin insan yaşamının en önemli duygusal bağlamlarından biri olduğunu belirten </span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu</span></span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>, “Bu sorulardan da anlaşılacağı üzere belirsizlik, kaygı ve güven sorunları ilişkilerde sık görülen psikolojik yükler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorular geleneksel olarak yakın çevreyle paylaşılırken, günümüzde birçok birey bu soruları yapay zekâ sistemlerine yöneltmektedir.  Yukarıda örnekleri görülen ve yapay zekaya yöneltilme sıklığı giderek artan duygusal ve ilişki odaklı sorular yalnızca bilgi arayışını değil, aynı zamanda duygusal regülasyon ihtiyacını da ortaya koymaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Belirsizliği azaltma ihtiyacı, en başta yer alıyor</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İnsanların yapay zekâya ilişkiyle ilgili duygusal sorular yöneltmesinin aslında birkaç temel psikolojik ihtiyaca işaret ettiğini belirten Ömerbaşoğlu, “Bunların en başta geleni, ‘belirsizliği azaltma ihtiyacı’dır. İlişkilerdeki en zorlayıcı durumlardan biri olan belirsizlik, başta kaygı olmak üzere üzüntü, öfke, çaresizlik, yetersizlik gibi<b> </b>baş edilmesi güç duygular ortaya çıkarmaktadır. ‘Beni seviyor mu, uzaklaşır mı, aldatıyor mu?’ gibi sorulara cevap aramak, belirsizliği netleştirme çabasının bir göstergesidir. Bu noktada yapay zekâ, kesinlik veremese de düzenli ve mantıklı bir çerçeve ya da çeşitli davranışsal stratejiler sunarak kişinin düşüncelerini ve davranışlarının düzenlemesine, zor duygularla başa çıkabilmesine katkıda bulunabilmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı da önemli</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Yapay zekaya yöneltilen soruların altında yatan bir başka temel ihtiyacın ise “duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı”<b> </b>olduğunu belirten Ömerbaşoğlu, “İnsanlar aslında cevabı çoğu zaman içten içe bilse de emin olmak için dışarıdan bir sese ihtiyaç duyabilmektedir. Çünkü, ilişkilerde yaşanan belirsizlik, yoğun kaygı ve çelişkili duygular bireyde ne hissettiği konusunda bir karmaşa yaratabilir. Yapay zekâya soru sormak, kişinin kendi duygularını yansıtma ve düzenleme biçimi olarak işlev görebilmektedir. Yapay zekâ, sunduğu yansıtıcı cevaplarla bireyin duygularını söze dökmesine ve kendi düşünce örüntülerini fark etmesine yardımcı olabilmektedir. Bu durum kişinin duygularını düzenli bir dile aktarmasına imkân tanıyarak bir çeşit öz-farkındalık geliştirmesine katkı sunabilmektedir. </span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Yapay zekâ, güvenli alan duygusu yaratıyor</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İnsanı duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekada cevap aramaya iten bir diğer ihtiyacın da <b>“</b>tarafsız ve yargısız dinlenme” ihtiyacı olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu, “İnsanlar, bir sorunu ya da durumu yakın çevreleriyle paylaşma söz konusu olduğunda yargılanmaktan, eleştirilmekten veya dedikodudan çekinebilmektedir. Özellikle utanç veya kırılganlık hislerinin yoğun olduğu konularda yapay zekânın eleştirmeyen, önyargısız şekilde cevap vermesi “güvenli alan” duygusu yaratabilmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı karşılanıyor</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>“Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı”nın da bir başka önemli nokta olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu<b>, “</b>Bireyler çoğu zaman bir sorunu ya da durumu paylaşırken çözüm ya da öneri ihtiyacıyla değil, paylaşmak ihtiyacıyla anlatsa da genellikle çözüm önerileri duymaktadır. Yapay zekâ<b> </b>algoritmalarının empatik dille verdiği yanıtlar, kişilerin bu en temel iki ihtiyacını karşılamasına katkı sağlayarak yalnızlık duygusunu azaltabilmektedir” dedi. </span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Hızlı ve kolay erişilebilir destek…</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Son olarak “hızlı ve kolay erişilebilir destek” arayışının da bireyleri yapay zekâya yönlendiren ihtiyaçlardan biri olduğunu ifade eden Ömerbaşoğlu, “Birçok kişi ilişkide yaşadığı kaygıyı hemen paylaşmak istemekte ama herkese açılamamaktadır. Arkadaşa açılmak yüksek duygusal yatırım gerektirirken, psikoloğa gitmek hem duygusal hem maddi yatırım gerektirmektedir. Bu noktada yapay zekâ daha erişilebilir, düşük riskli ve düşük maliyetli bir seçenek olarak görülmektedir. Tüm bu noktalardan hareketle, yapay zekâya sorulan ilişki sorularının aslında insanların güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma ihtiyaçlarının bir yansıması olduğu söylenebilir” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Yapay zekanın önerileri doğru değerlendirilmeli</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”><span style=”color:black”>Yapay zeka tarafından sunulan önerilerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Özünde </span></span></span><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>yapay zekadan fikir alınmasında bir sakınca olmamakla birlikte bireyin, yapay zekâ tarafından sunulan önerilerin kendi varoluşuna uygunluğunu değerlendirebilme becerisinin düzeyi kritik önem taşımaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Uzmana başvurulmalı ve destek alınmalı</span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:normal”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İkili ilişkilerde yaşanan sorunların çözümünde kişinin kendini, eşini ya da partnerini tanımasının önemli olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, <span style=”color:black”>yapay zekadan alınan önerilerin kısa vadeli destek, bir ilkyardım olarak değerlendirilebileceğini yaşanan sorunlara yönelik kalıcı ve uzun vadeli çözümler oluşturmak için çift terapisi konusunda uzmanlaşmış psikolog ya da psikiyatristlerden destek alınması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”border:none; text-align:justify”> </p>

<p style=”border:none; text-align:justify”> </p>

<p style=”border:none; text-align:justify”> </p>

<p style=”border:none; text-align:justify”> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 17:47:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/09/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-1756910857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonuna erken müdahale hayat kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-14482</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-14482</guid>
                <description><![CDATA[Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, bu nedenle çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, bu nedenle çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, bu enfeksiyonların erken tanı ve tedavisiyle böbrek sağlığının korunabileceğini, aksi takdirde kronik böbrek yetmezliği riskinin artabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>KIZ ÇOCUKLARINDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</strong></p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonları, ilk 6 AYDA sünnet derisi altındaki bakteriler nedeniyle erkek çocuklarda daha sık görülürken, 6 aydan sonra üretranın kısa olması ve anüse yakınlığı nedeniyle kız çocuklarında daha yaygın hale geliyor.</p>

<p>Enfeksiyonların yüzde 80’inden fazlasında E. Coli bakterisi sorumlu. En yaygın nedenler arasında az su tüketimi, idrar tutma, kabızlık, küvette banyo, kirli havuzlar ve parfümlü dezenfektan kullanımı yer alıyor. Ayrıca, idrar kesesi işlev bozuklukları ve yapısal anormallikler de riski artırıyor.</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonları, alt ve üst idrar yolu enfeksiyonu olarak ikiye ayrılıyor. Alt idrar yolu enfeksiyonunda idrarda kötü koku, yanma, sık idrara çıkma ve hafif ateş görülüyor. Tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere ulaşarak üst idrar yolu enfeksiyonuna yol açıyor; bu durumda yüksek ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi ciddi belirtiler ortaya çıkıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Aydoğ, üst idrar yolu enfeksiyonunun böbrek hasarına neden olabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>ÇOCUKLARI İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNDAN KORUMAK İÇİN 7 KRİTİK KURAL!</strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonundan korumak için almanız gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Bol bol su içmesini sağlayın</li>
 <li>İdrarını tutmamasına, yani sık idrar yapmasına dikkat edin</li>
 <li>Günlük dışkılaması önemli. Bunun için diyet uygulanabilir, gerekirse dışkıyı yumuşatan ürünlere ve lavmana başvurulabilir.</li>
 <li>Perineal ve perianal bölge hijyenine dikkat edin. Ancak parfümlü ve alkollü dezenfektan içeren ürünlerden, ıslak mendil kullanımından kaçının.</li>
 <li>Banyosunu ayakta, duş şeklinde yaptırın.</li>
 <li>Temizliğinden emin olmadığınız havuza sokmayın.</li>
 <li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
</ul>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 08:08:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/08/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-1756357692.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyahatiniz hastalığa davetiye çıkarmasın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/seyahatiniz-hastaliga-davetiye-cikarmasin-14472</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/seyahatiniz-hastaliga-davetiye-cikarmasin-14472</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, özellikle uluslararası seyahatlerde karşılaşılabilecek enfeksiyon hastalıkları, risk grupları, alınması gereken önlemler ve seyahat sonrası dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p><strong>Seyahat enfeksiyonları üç grupta ele alınıyor!</strong></p><p>Seyahat hastalıklarının yolculuk yapılan yere, yolculuk şekline ve gidilen yerde yapılan aktivitelere bağlı olarak ortaya çıkan sağlık problemleri olduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Seyahat enfeksiyonları genel olarak bulaşıcı hastalıklar, seyahatin kendisinden kaynaklı sorunlar, çevresel ve bölgesel faktörlerden kaynaklı sorunlar şeklinde üç grupta ele alınabilir.” dedi.</p><p>Hangi durumlarda ne tür hastalıklar görülebileceğine değinen Mamçu, “Tropikal bölgelerde sıtma, sarı humma, dengue, Zika, kolera, tifo, hepatit A-B gibi enfeksiyonlar sık görülür. Kirli su ve yiyeceklerle seyahat ishali bulaşabilir. Jet lag (zaman farkı yorgunluğu), derin ven trombozu (uzun süre hareketsiz oturmaya bağlı pıhtı oluşumu) ve seyahat hastalığı (motion sickness � araç tutması) gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Yüksek irtifa hastalığı, güneş çarpması, sıcak çarpması, dehidratasyon, soğuk iklimlerde donma, hipotermi, böcek ve hayvan ısırıkları ile karşılaşılabilir.” şeklinde konuştu.</p><p><strong>Seyahat edenlerin yüzde 65’i az ya da çok etkilendikleri bir sağlık sorunu yaşıyor!</strong></p><p>Günümüzde yılda 1.2 milyar insanın uluslararası seyahat ettiğini ve her yıl bu sayının arttığını aktaran Dr. Dilek&nbsp;Leyla&nbsp;Mamçu, “2030’da sayının 2 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Seyahatlerin yarısından fazlası, gelişmekte olan ülkelere yapılıyor.” dedi.</p><p>Hastalıkların daha çok gelişmiş ülkeden gelişmemiş ülkeye seyahatte ortaya çıktığına dikkat çeken Mamçu, şunları söyledi:</p><p>“Gelişmiş alt yapıları olan ülkelere kıyasla bazı Afrika ülkeleri, Güney Doğu Asya ve Güney Amerika’ da bazı bölgeler &nbsp;daha fazla risk içerir. Ayrıca ülkelerden bağımsız olarak, hijyen ve sanitasyon şartlarının sağlıklı olmadığı, su kaynaklarının kirli olduğu bölgelerde enfeksiyonlar daha sık görülür. Yapılan çalışmalara göre seyahat edenlerin yüzde 65’i gittikleri bölgede az ya da çok etkilendikleri bir sağlık sorunu yaşıyor. Bu sorunların önemli bir kısmı diyare, solunum yolu enfeksiyonu, deri hastalıkları gibi çoğu hafif ve kendini sınırlayan özellikte hastalıklar. Bununla beraber, daha ciddi sorunlara yol açan enfeksiyonlarla da karşılaşılabiliyor, seyahat edenlerin bir kısmı seyahatini yarıda keserek ülkesine dönmek zorunda kalabiliyor.”</p><p><strong>Seyahatten en geç dört hafta önce Seyahat Hastalıkları Kliniğine başvurulmalı!</strong></p><p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) hem hastalar hem de hekimler için yararlı web siteleri bulunduğunu hatırlatan&nbsp;Dr. Dilek&nbsp;Leyla&nbsp;Mamçu, “Bu kaynaklar, dünyanın tüm ülkelerinde ortaya çıkan hastalık ve salgınları yakından izleyerek sık sık güncelleniyor.” dedi.</p><p>Alınacak önlemlerin gidilecek ülkeye, kalınacak süreye ve yapılacak aktiviteye göre değiştiğini dile getiren Mamçu, “Ülkemizde&nbsp;Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, yurt dışına çıkacaklara seyahat sağlığı hizmeti sunuyor. Bölgelere göre &nbsp;WHO ve CDC’nin önerdiği aşılar; gidilen bölgeye, kalınacak süreye, kişinin bağışıklık durumuna &nbsp;ve o anda mevcut salgın hastalık durumuna göre değişebileceği için mutlaka &nbsp;konunun uzmanları tarafından &nbsp;Seyahat Hastalıkları Kliniklerinde uygulanmalı.&nbsp;Sahra altı Afrika, Uzak Asya gibi bazı coğrafi bölgelere gitmeden önce aşılama ile yeterli düzeyde bağışıklık oluşturulmalı. Bu da en az 3- 4 hafta süreceği için planlanan seyahatten en geç dört hafta önce sağlık kuruşuna başvurulmalı.” açıklamasını yaptı.</p><p><strong>Seyahatle ilişkili hastalıklar açısından bazı kişiler ‘yüksek riskli yolcu’!</strong></p><p>Seyahat öncesi bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına danışmanın seyahatle ilişkili hastalıkların önlenmesinde kritik öneme sahip olduğunu belirten&nbsp;Dr. Dilek&nbsp;Leyla&nbsp;Mamçu, “Temel sağlık değerlendirmesi, seyahat programının gözden geçirilmesi, uygun aşıların uygulanması ve danışmanlık hizmetleri için uzmana başvurulabilir.” dedi.</p><p>Seyahatle ilişkili hastalıklar açısından bazı kişilerin ‘yüksek riskli yolcu’ olarak tanımlandığına dikkat çeken Mamçu, “Bunlar; ciddi sağlık sorunları nedeniyle yakın zamanda hastaneye yatış öyküsü olanlar, kronik hastalıkları olanlar, immün yetmezliği olanlar, çocuklar ve yaşlılar, gebelik veya emzirme dönemindeki kadınlar, özellikle kaliteli tıbbi hizmetten uzak, gelişmekte olan ülkelere yolculuk edecek<strong>&nbsp;</strong>yolcular, uzun süreli seyahat edecekler, sırt çantalılar ve insani yardım, tıbbi hizmet amacıyla seyahat edenler. Özellikle bu kişiler seyahat öncesi bir Seyahat Hastalıkları Kliniğine başvurmalı.” uyarısında bulundu.</p><p><strong>En sık sıtma ile karşılaşılıyor…</strong></p><p>Seyahat dönüşünde altı hafta içinde ateş , sarılık, baş ağrısı, uykuya eğilim, kanamalar &nbsp; veya &nbsp;nörolojik bulguların varlığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizen&nbsp;Dr. Dilek&nbsp;Leyla&nbsp;Mamçu, “Başvuruda &nbsp;seyahat ve seyahatte yapılan yüzme, mağaracılık, trekking gibi aktiviteler anlatılmalıdır.” dedi.</p><p>En sık saptanan ateşli hastalığın sıtma olduğunu kaydeden Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>“Sıtmanın kuluçka süresi bir yılı bulabilir. Ateş, nezle hali, terleme, üşüme gibi şikayetlerle başlayabilir. Sıtma dışında; gidilen ülkenin mikrobik yapısına ve vücudun bağışıklık durumuna bağlı olarak, ülkemizde görülmeyen pek çok tropikal hastalık görülebilir.</p><p>Bununla birlikte Türkiye’ye gelen yabancı turistler açısından, ülkemizin alt yapı, hijyen ve sanitasyon şartları yeterli olup, WHO tarafından seyahat öncesi herhangi bir önlem önerilmeyen ülkeler arasında. Bununla beraber Güneydoğu veya Çukurova Bölgesi’nde sıtma, Güneydoğu’da tifo, amipli dizanteri, bruselloz, leyişmaniyoz ve Tokat, Sivas, Erzurum, Trabzon gibi Kelkit Vadisi çevre illerinde Kırım-Kongo hemorajik ateşi hastalıklarına karşı dikkatli olmak gerekebilir.”</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 05:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/08/seyahatiniz-hastaliga-davetiye-cikarmasin-1756150635.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikkat! Kalsiyum eksikliği diş kaybına yol açabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir-14460</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir-14460</guid>
                <description><![CDATA[Kalsiyumun, sadece kemik sağlığı için değil, dişlerin gelişimi ve korunması için de önem taşıdığını belirten uzmanlar, diş minesinin ana bileşeninin kalsiyum olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalsiyumun, sadece kemik sağlığı için değil, dişlerin gelişimi ve korunması için de önem taşıdığını belirten uzmanlar, diş minesinin ana bileşeninin kalsiyum olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kalsiyumun ağız ve diş sağlığı üzerindeki temel rolü ve eksikliğinin yol açabileceği sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Kalsiyumun, diş sağlığı açısından temel bir mineral olduğunu ve pek çok fonksiyonu bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Kalsiyum mine ve dentin yapısının ana bileşenidir. Diş minesi yaklaşık yüzde 96 oranında inorganik maddelerden oluşur. Bunun büyük kısmı hidroksiapatit kristalleridir. Bu kristallerin temel yapı taşlarından biri de kalsiyumdur.” dedi.</p>

<p>Özellikle çocukluk döneminde dişlerin oluşumu ve gelişimi sırasında sağlıklı mineralizasyon için kalsiyum gerekli olduğunu dile getiren Şen, “Demineralizasyon ve remineralizasyonda rol alır. Örneğin asidik gıdalar sonrası ağız içi pH düştüğünde, diş yüzeyinden kalsiyum ve fosfat iyonları çözünür. Tükürükte yeterli düzeyde kalsiyum bulunması, bu iyonların tekrar mineye geçişini ve minenin güçlenmesini sağlar. Yeterli kalsiyum düzeyleri, diş dokularının asitlere karşı dirençli kalmasına katkıda bulunur ve çürük oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Dişleri destekleyen alveolar kemik de kalsiyuma bağımlıdır. Uzun vadede yetersizlik, kemik kaybına ve diş kaybına neden olabilir” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımının, osteopeni veya osteoporoz gibi sistemik kemik kayıplarına yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu durum, dişleri çevreleyen alveolar kemiği de etkiler ve diş kaybı riskini artırır” dedi.</p>

<p>Kalsiyumun doğal yollarla mı yoksa takviyelerle mi alınmasının daha etkili olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Doğal kaynaklar daha iyi emilir.” dedi.</p>

<p>Süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler ve badem gibi besinlerde bulunan kalsiyumun, genellikle vücut tarafından daha verimli emildiğini vurgulayan Şen, kalsiyumun yanı sıra diş sağlığı için ana besinler olan proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller ve yağda çözünen A, E, D ve K vitaminlerinin ağız sağlığı için son derece önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “A vitamini minenin erken gelişiminde rol oynar. Epitel hücrelerinin proliferasyonunu kontrol eder ve eksikliği tüm ektodermal oluşumları etkiler. Kaynakları balık yağı, biber, domates, inek sütü, balkabağı olabilir.” diye konuştu.</p>

<p>Şen, D vitamininin dişlerin mineral yoğunluğuna, diş minesinin inşasına, kalsiyumun diş ve kemik dokusuna aktarılmasına ve emilmesine katkıda bulunduğuna dikkati çekti.</p>

<p>Kalsiyum eksikliği sadece sistemik kemik sağlığını değil, diş dokularının yapısını, çene kemiğini ve periodontal sağlığı da olumsuz etkileyebileceğini belirten Şen, bu nedenle, her yaşta yeterli kalsiyum alımı ağız-diş sağlığının sürdürülebilirliği açısından da kritik olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 00:37:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/08/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir-1756071454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diz sağlığını korumak için öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-14417</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-14417</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların diz sağlığını koruması amacıyla Anne Şehir Merkezi Akasya’da bilgilendirme semineri düzenledi. Seminerde katılımcılara diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların diz sağlığını koruması amacıyla Anne Şehir Merkezi Akasya’da bilgilendirme semineri düzenledi. Seminerde katılımcılara diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verildi.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların sağlık bilincini artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri fizyoterapistlerinden Hatice Kübra Gür, düzenlenen seminerde üyelere diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/18/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-1-1755498103-333-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“DİZ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN”</strong></p>

<p>Diz ekleminin yapısını, menisküs, bağ yaralanmaları, bursit, kireçlenme, romatoid artrit gibi yaygın diz problemlerini anlatan Gür, “Diz ağrısının kaynağı doğru tespit edilmeden yapılan uygulamalar bazen sorunu büyütebilir. Bu yüzden bu ağrıyı hafife almayın. Doğru teşhis, doğru tedavi planının temelidir. Diz sağlığı için uygun zeminlerde yürümenin, doğru egzersizlerin ve ayak basış problemlerinin düzeltilmesi önemlidir. Diz eklemini zorlayacak tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü sağlamak, doğru egzersizleri tercih etmek, ayak basış problemlerini gidermek ve doğru ayakkabı seçmek diz sağlığını korumada en önemli adımlardır” dedi.</p>

<p>Seminerin sonunda katılımcıların soruları yanıtlanarak, merak edilen konulara açıklık getirildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 09:38:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/08/diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-1755499138.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş gözlüğü seçimi hayati önem taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/gunes-gozlugu-secimi-hayati-onem-tasiyor-14345</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/gunes-gozlugu-secimi-hayati-onem-tasiyor-14345</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Özel Hayat Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Metin Yıldız, yaz aylarında artan güneş ışınlarının sadece cilt sağlığını değil, göz sağlığını da ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, “Gözleri zararlı ultraviyole (UV) ışınlardan korumanın en etkili yollarından biri doğru güneş gözlüğü kullanımıdır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Özel Hayat Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Metin Yıldız, yaz aylarında artan güneş ışınlarının sadece cilt sağlığını değil, göz sağlığını da ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, “Gözleri zararlı ultraviyole (UV) ışınlardan korumanın en etkili yollarından biri doğru güneş gözlüğü kullanımıdır” dedi.</p><p>BURSA (İGFA) - Çocukların UV ışınlarına karşı daha savunmasız olduğunu da ifade eden Op. Dr. Yıldız, “Çocukların göz mercekleri daha saydam, göz bebekleri ise erişkinlere göre daha büyük olduğu için ultraviyole ışınları göze daha kolay nüfuz eder ve hasar riski artar. Bu nedenle küçük yaşlardan itibaren güneş gözlüğü kullanımı son derece önemlidir” açıklamasında bulundu.</p>

<p><b>Güneş gözlüğü seçerken dikkat edilmesi gerekenler</b></p>

<p>Bursa Özel Hayat Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Metin Yıldız, güneş gözlüğü seçiminde dikkat edilmesi gereken temel kriterleri açıklarken de şunları söyledi:</p>

<p>“Güneş gözlüğü seçerken ilk dikkat edilmesi gereken nokta, yüzde 100 UV koruması sağlamasıdır. UV400 ibaresi bulunan gözlükler, zararlı UVA ve UVB ışınlarını tamamen engelleyerek gözleri güneşin olumsuz etkilerinden korur. Ayrıca camların optik kalitesi büyük önem taşır. Kalitesiz camlar göz yorgunluğuna ve baş ağrısına yol açabilirken, polarize camlar yansımaları azaltarak daha net ve konforlu bir görüş sunar. Gözlüğün çerçeve yapısı da göz sağlığı kadar kullanım konforunu etkiler. Hafif ve esnek çerçeveler, özellikle uzun süreli kullanımlarda büyük avantaj sağlar.</p>

<p>Cam koyuluğu ise gözlüğün kullanılacağı ortama göre seçilmelidir. Açık renkli camlar güneşli havalarda yeterli koruma sağlamayabilirken, çok koyu camlar da kapalı ya da loş ortamlarda görüşü zorlaştırabilir. Cam rengi tercihi de göz sağlığı açısından önemlidir. Gri, kahverengi ve yeşil tonlarındaki camlar, doğal renk algısını bozmadıkları ve gözü dinlendirdikleri için günlük kullanımda en ideal seçenekler arasında yer alır. Tüm bu özellikler göz önünde bulundurularak yapılan doğru güneş gözlüğü seçimi, gözleri sadece güneşin zararlı etkilerinden değil, uzun vadeli sağlık sorunlarından da korumaya yardımcı olur.”</p>

<p><img height="681" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/02/goz-hastaliklari-uzmani-op-dr-metin-yildiz-1754117047-969-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Kalitesiz güneş gözlüklerinin, gözleri korumak bir yana, ciddi zararlar verebileceği konusunda uyarıda bulunan Dr. Metin Yıldız, “Güneş gözlüğü sadece şık bir aksesuar değil, aynı zamanda koruyucu bir sağlık aracıdır. UV filtresi olmayan ve sertifikasız ürünler fayda yerine zarar verebilir. Bu yüzden mutlaka güvenilir ve sertifikalı ürünler tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p>Bursa Özel Hayat Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Metin Yıldız açıklamasını, “Göz sağlığınızı riske atmamak için güneş gözlüğü seçimi bilinçli yapılarak, gözler koruma altına alınmalıdır” diyerek tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Aug 2025 18:38:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/08/gunes-gozlugu-secimi-hayati-onem-tasiyor-1754149089.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ceviz gibi Omega-3 kaynakları, çocuk ve ergenlerde beyin gelişimiyle ilişkilendirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ceviz-gibi-omega-3-kaynaklari-cocuk-ve-ergenlerde-beyin-gelisimiyle-iliskilendirildi-14334</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ceviz-gibi-omega-3-kaynaklari-cocuk-ve-ergenlerde-beyin-gelisimiyle-iliskilendirildi-14334</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yayımlanan iki çalışma, gebelik sırasında annenin diyetinin, çocuğun beyin gelişimi ve karar verme becerileri üzerinde uzun vadeli etkileri olduğunu gösteren kanıtlara yenilerini ekliyor. Bu etkiler yalnızca bebeklik döneminde değil, ergenlik yıllarına kadar uzanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yayımlanan iki çalışma, gebelik sırasında annenin diyetinin, çocuğun beyin gelişimi ve karar verme becerileri üzerinde uzun vadeli etkileri olduğunu gösteren kanıtlara yenilerini ekliyor. Bu etkiler yalnızca bebeklik döneminde değil, ergenlik yıllarına kadar uzanıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -<em><a href="https://ajcn.nutrition.org/article/S0002-9165(25)00249-7/fulltext"> </a></em></strong><em><a href="https://ajcn.nutrition.org/article/S0002-9165(25)00249-7/fulltext">The American Journal of Clinical Nutrition</a></em> dergisinde yayımlanan popülasyon temelli bir kohort çalışmasında, hamilelik sırasında daha fazla kuruyemiş ve deniz ürünü tüketen annelerin çocuklarının, 4 ila 15 yaş arasında daha iyi nöropsikolojik işlevler gösterdiği bulundu.¹</p>

<p><em><a href="https://link.springer.com/article/10.1007/s00787-025-02750-5">European Child & Adolescent Psychiatry</a></em> dergisinde yayımlanan tamamlayıcı bir çalışmada ise, annenin kuruyemiş ve balık tüketiminin, çocukların 11 yaşındaki riskli karar alma davranışlarını azalttığıyla ilişkili olduğu bildirildi.²</p>

<p>Çalışmada, İspanya'nın dört bölgesinden 1.700'den fazla anne-çocuk çifti incelendi. Annelerin diyetleri, bir besin sıklığı anketi aracılığıyla analiz edildi; çocukların nöropsikolojik işlevleri ise reaksiyon süresi ve değişkenliği (dikkat), çalışma belleği ve akıcı zekâyı ölçen standart testlerle değerlendirildi.</p>

<p>Her ne kadar çalışmalar yalnızca cevize odaklanmamış olsa da, her ikisi de sağlıklı bir doğum öncesi diyetin parçası olarak, kuruyemiş gibi besin değeri yüksek gıdaların rolünü destekleyen genel kanıtlara katkıda bulunuyor.</p>

<p><strong>Temel bulgular:</strong><br />
•    Anneleri hamilelik döneminde daha fazla kuruyemiş ve deniz ürünü tüketen çocuklar, dikkat, çalışma belleği ve yürütücü işlev gibi ölçütlerde çocukluk ve ergenlik boyunca daha yüksek puanlar aldı.<br />
•    Bu çocuklar ayrıca erken ergenlik döneminde dürtüsel ve yüksek riskli kararlar alma eğiliminde daha az bulundu.<br />
•    Ceviz ve yağlı balıklarda bol miktarda bulunan Omega-3 yağ asitleri, bu faydalarla ilişkili temel besin öğesi olarak belirlendi. Ceviz, <a href="https://walnuts.org/nutrition/nutrition-information/">bitki bazlı omega-3 yağ asidi</a> olan ALA’nın mükemmel bir kaynağı olan tek ağaçta yetişen kuruyemiştir (her 28 gramda 2,7 gram ALA içerir).</p>

<p><strong>TÜRKİYE’DEN VERİLER</strong></p>

<p>Bu bulgular, Türkiye’deki mevcut nörolojik sağlık yükü göz önünde bulundurulduğunda, anne beslenmesine yönelik programlara veya gelecekteki araştırmalara yol gösterebilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocuklarda ve ergenlerde en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir. ³</p>

<p>DEHB'nin erkeklerde kızlara oranla daha yaygın olduğu biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya genelinde çocukların yaklaşık %5-7’si DEHB tanısı alabilir.⁴</p>

<p>Türkiye’de ise DEHB yaklaşık %8–13 oranında çocukları etkilemekte olup, bölgesel farklılıklar görülebilmektedir. ⁵</p>

<p>Cevizin beyin sağlığındaki rolü hakkında daha fazla bilgi veya tarif önerileri için lütfen <a href="http://www.californiawalnut.com.tr/">www.californiawalnut.com.tr</a> adresini ziyaret edin.</p>

<p><strong>California Ceviz Komisyonu Hakkında</strong></p>

<p><em>California Ceviz Komisyonu (CWC), çok kuşaklı çiftçilerin aile bahçelerinde yetiştirilen 3.700'den fazla California ceviz yetiştiricisini ve yaklaşık 70 işleyiciyi temsil etmektedir. California cevizleri, mükemmel besin değerleri ve kaliteleriyle bilinmekte olup, yıl boyunca dünyanın dört bir yanına gönderilmekte ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yetiştirilen cevizlerin %99'undan fazlası California'dan gelmektedir. 1987'de kurulan CWC, iç ve ihracat pazarını geliştirme faaliyetleri yoluyla ceviz kullanımını teşvik etmenin yanı sıra ceviz tüketimiyle ilgili sağlık araştırmalarını da desteklemektedir.</em></p>

<p><br />
<strong>Kaynakça:</strong></p>

<p><strong>1.  </strong>  Pinar-Martí A, Ayala-Aldana N, Ruiz-Rivera M, Lertxundi N, Subiza-Pérez M, González-Safont L, Vioque J, Riaño-Galán I, Rodríguez-Dehli C, Iglesias-Vázquez L, Arija V, Fernández-Barrés S, Romaguera D, Pascual-Rubio V, Fabregat-Sanjuan A, Healy D, Basagaña X, Vrijheid M, Guxens M, Foraster M, Julvez J. Maternal prenatal nut and seafood consumption and child neuropsychological function from 4 to 15 years of age: a population-based cohort study. Am J Clin Nutr. 2025 May 5:S0002-9165(25)00249-7. doi: 10.1016/j.ajcnut.2025.04.032. Epub ahead of print. PMID: 40334748.<br />
<strong>2.   </strong> Rivera MR, Pinar-Martí A, Babarro I, Ibarluzea J, Vioque J, Llop S, Fernández-Somoano A, Tardón A, Pascual-Rubio V, Fabregat-Sanjuan A, Fernández-Barrés S, Romaguera D, Guxens M, Julvez J. Maternal nut and fish consumption during pregnancy and child risky decision-making at 11 years old. Eur Child Adolesc Psychiatry. 2025 Jun 10. doi: 10.1007/s00787-025-02750-5. Epub ahead of print. PMID: 40493090.<br />
<strong>3.  </strong>  https://oftalmoloji.org/tr/makaleler/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu-tanisi-alan-cocuklarda-tedavi-oncesi-stereopsis-fuzyonel-verjans-amplitudleri-ve-refraksiyon-kusurlarinin-incelenmesi/doi/tjo.galenos.2019.17802<br />
<strong>4.   </strong> https://atakumsm.saglik.gov.tr/TR-327928/dikkat-eksikligi-hiperaktivite-bozuklugu.html#:~:text=Global%20Prevalans%3A%20D%C3%BCnya%20Sa%C4%9Fl%C4%B1k%20%C3%96rg%C3%BCt%C3%BC,oranla%20daha%20yayg%C4%B1n%20oldu%C4%9Fu%20belirtilmektedir.<br />
<strong>5.</strong>    https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40418911/</p>

<p></p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Jul 2025 09:26:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/07/ceviz-gibi-omega-3-kaynaklari-cocuk-ve-ergenlerde-beyin-gelisimiyle-iliskilendirildi-1753856807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUÜ’lü akademisyene TÜSEB desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/buulu-akademisyene-tuseb-destegi-14324</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/buulu-akademisyene-tuseb-destegi-14324</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Ferah Budak Şener’in doku mühendisliği alanında hazırladığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından 3 milyon TL destek almayı başardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Ferah Budak Şener’in doku mühendisliği alanında hazırladığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından 3 milyon TL destek almayı başardı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>BUÜ Tıp Fakültesi İmmünoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ferah Budak Şener tarafından sunulan proje önerisi, TÜSEB’in açtığı 2025-B-01 çağrı kodlu Ar-Ge Projeleri Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.</p>

<p>“Gıda, Venom veya İlaç ile Tetiklenen Anafilakside Retinoik Asit Temelli Antijen Spesifik Sensitizasyonun Yeni Bir Prognostik Model ile Analizi” başlıklı ve 3 milyon TL bütçeli projede, İmmünoloji Anabilim Dalı’ndan Arş. Gör. Abdurrahman Şimşek, Doktora Öğrencisi Muhammed Ali Kızmaz ve Doktora Öğrencisi Tuğçe Bozkurt'un yanı sıra Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sara Şebnem Kılıç Gültekin ve Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Dane Ediger yer alıyor.</p>

<p><strong>KAPSAMLI İMMÜNOLOJİK ANALİZLER YAPILACAK</strong></p>

<p>Çalışmanın içeriği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ferah Budak Şener, doku mühendisliği alanında hazırlanan ve kapsamlı immünolojik analizler içeren proje ile anafilaksi gibi yaşamı tehdit eden sistemik alerjik reaksiyonların daha iyi anlaşılmasını ve yeni bir prognostik modelin geliştirilmesini hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Şener, projeyle ilgili altyapı hazırlıklarının tamamlandığı ve en kısa sürede çalışmaya başlayacakları bilgisini verdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 19:19:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/07/buulu-akademisyene-tuseb-destegi-1753805969.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz serinliği göz sağlığınızı tehdit etmesin: 6 koruyucu öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yaz-serinligi-goz-sagliginizi-tehdit-etmesin-6-koruyucu-oneri-14261</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yaz-serinligi-goz-sagliginizi-tehdit-etmesin-6-koruyucu-oneri-14261</guid>
                <description><![CDATA[Kavurucu sıcaklarla mücadelede deniz ve havuzlara yönelen bireyler, göz sağlığı konusunda önemli risklerle karşı karşıya. Tuz, klor, UV ışınları ve mikroplar; koruyucu önlemler alınmazsa kalıcı göz hasarlarına yol açabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklarla mücadelede deniz ve havuzlara yönelen bireyler, göz sağlığı konusunda önemli risklerle karşı karşıya. Tuz, klor, UV ışınları ve mikroplar; koruyucu önlemler alınmazsa kalıcı göz hasarlarına yol açabiliyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Yaz döneminde deniz ve havuz kullanımına bağlı göz rahatsızlıklarına dikkat çekerek en sık karşılaşılan durumun klor kaynaklı konjunktivit olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, uzmanlara göre gözlerde kızarıklık, batma, kaşınma ve çapaklanma gibi belirtiler ortaya çıktığında bir sağlık kurumuna başvurmak hayati önem taşıdığını söyledi.</p><p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, yaz aylarında akın edilen deniz ve havuzların göz sağlığına kalıcı zararlar vermemesi için 6 önemli tavsiyede bulundu:</p><p><strong>YÜZÜCÜ GÖZLÜĞÜ TAKIN</strong></p><p>Deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klor, gözleri tahriş edebilir. Yüzücü gözlüğü, fazla tuz ve klor gibi kimyasalların göze temasını engelleyerek koruyucu bir bariyer oluşturur.</p><p><strong>KONTAKT LENSLE YÜZMEKTEN KAÇININ</strong></p><p>Kontakt lenslerle denize ya da havuza girmek, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Suda bulunan mikroorganizmalar lense yapışarak kornea bütünlüğünü tehdit eder.</p><p><strong>HİJYENİNDEN EMİN OLMADIĞINIZ HAVUZLARA GİRMEYİN</strong></p><p>Berrak olmayan, ağır klor kokan veya kalabalık havuzlar bakteri riski taşır. Göz enfeksiyonlarının önemli bir kısmı bu tarz ortamlardan kaynaklanır.</p><p><strong>SUDAN ÇIKTIKTAN SONRA GÖZLERİNİZİ TEMİZLEYİN</strong></p><p>Deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra gözlerinizi mutlaka temiz suyla durulayın. Göz kuruluğu ya da batma hissi varsa, suni gözyaşı damlası kullanmak faydalı olabilir.</p><p><strong>UV KORUMALI GÜNEŞ GÖZLÜKLERİ KULLANIN</strong></p><p>Kaynağı güneş olan UV ışınları, dozunda faydalı olsa da kontrolsüz bir şekilde maruz kalındığında önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle su yüzeyi güneş ışığını yansıttığı için gözler daha fazla zarar görebilir. Özetle sadece cildi değil gözleri de etkileyen bu ışınlardan korunmak için UV filtresi olan güneş gözlükleri tercih edilebilir.</p><p><strong>ŞİKAYETLERİ ÖNEMSEYİN, DOKTORA BAŞVURUN</strong></p><p>Gözlerde kısa sürede geçmeyen; batma, kızarıklık, kaşıntı, bulanık görme ya da çapaklanma gibi belirtiler varsa bir göz uzmanına görünmeyi ihmal etmeyin.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/09/11/1726039963-asm-opdrburcuustauslu-gorseli-1726065527-934-x750.jpeg" height="207" width="750"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 05:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/07/yaz-serinligi-goz-sagliginizi-tehdit-etmesin-6-koruyucu-oneri-1752698866.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Sağlık Sen’den nöbet düzenlemesi eleştirisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turk-saglik-senden-nobet-duzenlemesi-elestirisi-14166</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turk-saglik-senden-nobet-duzenlemesi-elestirisi-14166</guid>
                <description><![CDATA[Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yeni nöbet düzenlemesinin çalışanların haklarını geriye götürdüğünü belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yeni nöbet düzenlemesinin çalışanların haklarını geriye götürdüğünü belirtti.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sosyal hizmet çalışanlarına yönelik yeni nöbet düzenlemesiyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Başkan Çeker, düzenlemenin çalışanların haklarını kısıtladığını ve nöbet ücretlerinde adaletsizliğe yol açtığını vurguladı.</p>

<p><strong>“HAKLAR GERİYE GÖTÜRÜLDÜ”</strong></p>

<p>“Yeni nöbet yönergesi, makul ücret ve çalışan haklarının tam teslimini beklerken, hakları geriye götürdü" diyen Çeker, "Nöbet ücreti ödememek için kurnazlıklar yönergeye yansımış. İdarecinin uygun gördüğü zamanda nöbetler için izin verileceği belirtilmiş, bu kabul edilemez” dedi.</p>

<p>Nöbet ücretlerinin her nöbet günü için 4 saat ek ders ücretiyle sınırlı olduğunu ve haftada 12 saati geçemeyeceğini belirten Çeker, “Bu sınırlandırma, ödemeleri adeta kuşa çevirdi. Nöbet ücretleri yeniden değerlendirilmeli. Kamu çalışanları, işçiler gibi adil bir mesai ücretine kavuşmalı. Ücretler, idarenin takdirine değil, çalışanın talebiyle izne çevrilmeli; aksi halde alın terinin karşılığı ödenmelidir” diye konuştu.</p>

<p>Çeker, Bakanlığın düzenlemeyi gözden geçirerek çalışanların haklarını koruyacak adımlar atmasını talep etti.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Jun 2025 20:22:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/06/turk-saglik-senden-nobet-duzenlemesi-elestirisi-1751217778.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser Tedavisinde Yenilikçi Çözüm</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kanser-tedavisinde-yenilikci-cozum-14128</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kanser-tedavisinde-yenilikci-cozum-14128</guid>
                <description><![CDATA[Kanser tedavisinde uygulanmak üzere özel bir nano-taşıyıcı geliştirilmesine yönelik projesiyle TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) 2247-D Ulusal Genç Liderler Araştırmacı Programınca ‘Türkiye’nin 7 Genç Lider Araştırmacısından’ biri olarak destek alan, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Eczacılık Fakültesinden Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba laboratuvar çalışmalarına başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style=”text-align:start”>
<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Kanser tedavisinde uygulanmak üzere özel bir nano-taşıyıcı geliştirilmesine yönelik projesiyle TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) 2247-D Ulusal Genç Liderler Araştırmacı Programınca ‘Türkiye’nin 7 Genç Lider Araştırmacısından’ biri olarak destek alan, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Eczacılık Fakültesinden Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba laboratuvar çalışmalarına başladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>ABD’deki Üniversitelerde ‘Gen ve Hücre Tedavileri’ Alanında Araştırmacı Olarak Çalıştı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Toplam 8.5 milyon TL bütçeye sahip, “Tümöre hedeflenebilir mRNA yüklü ekstraselüler vezikül-lipozom hibritlerinin geliştirilmesi ve antikanser etkinliğinin in vitro /in vivo değerlendirilmesi” başlıklı projeyle ilgili bilgi veren İKÇÜ Eczacılık Teknolojisi Bölümü Farmasötik Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba, Türkiye’nin biyoteknoloji ve gen tedavisi alanındaki çalışmalarına katkı sunmayı amaçladığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba, “2247-D Ulusal Genç Liderler Programı, bilimin ve teknolojinin her alanında genç bilim insanlarının çalışmalarını desteklemesi açısından oldukça önemli bir kazanım. Daha önce yerli COVID-19 aşısı geliştirilmesi, Alzheimer ve diğer farklı beyin hastalıklarına yönelik biyoteknolojik tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi gibi araştırmalarda yer almıştım. 2017 yılında TÜBİTAK 2214-A Yurt Dışı Doktora Sırası Araştırma Burs Programı ile Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Departmanında beyin kanseri üzerine araştırmalarda bulunmuştum. Geçtiğimiz yıl da University of Connecticut’da, piezoelektirik sistemler ve mikroiğneler alanında, doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştım. Bu süreçte, ‘Gen ve Hücre Tedavileri’ alanında ABD’de yürütülen çalışmaları yakından takip etme ve bizzat yer alma fırsatım oldu. Ülkemizin genç araştırmacılara sunduğu bu imkanların ışığında   üniversitemizin destekleriyle çalışmalarımı toplum sağlığı adına ileri taşıma gayesindeyim” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><b><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Kanser Hücrelerine Tedavi Edici mRNA’lar Taşıyacak</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Araştırmasında, kanser tedavisinde kullanılan ilaçları tümör bölgesine daha iyi ulaştırmak için özel bir nano-taşıyıcı üzerinde çalıştığını söyleyen Doç. Dr.  Erel Akbaba, 3 yıl sürecek laboratuvar aşamasına başladığını aktardı. Doç. Dr. Erel Akbaba, “Tümör bölgesinde bazı proteinlerin kaybı oluyor. Başladığım bu çalışma, bir nanopartikul ile tedavide kullanılan biyoteknolojik ilaçları hücre içine taşımayı ve kanserle savaşacak proteinlerin kaybını önlemeye yönelik bir araştırmayı içermektedir. Bu taşıyıcının, kanser hücrelerini hedef alarak, ilgili bölgeye tedavi edici mRNA’ları taşıması amaçlanmaktadır. PTEN gen ekspresyonunun azaldığı kanser türlerinde (meme, prostat, beyin vb.) bu ekspresyonu artırmak için PTEN mRNA’sı geliştirilecek hibrit taşıyıcıya yüklenecek ve etkinlik değerlendirme çalışmaları gerçekleştirilecektir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><b><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Hedefim Patent Almak</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class=”228bf8a64b8551e1” style=”margin-bottom:11px”><span style=”font-size:16px”><span style=”color:#1a1a1a”><span style=”font-family:”YS Text”, Arial, sans-serif”><span style=”font-style:normal”><span style=”font-variant-ligatures:normal”><span style=”font-weight:400”><span style=”white-space:normal”><span style=”background-color:#ffffff”><span style=”text-decoration-thickness:initial”><span style=”text-decoration-style:initial”><span style=”text-decoration-color:initial”><span style=”font-size:11pt”><span style=”font-family:calibri, sans-serif”><span style=”line-height:15.6933px”><span style=”font-size:13pt”><span style=”font-family:”times new roman”, serif”><span style=”line-height:18.5467px”>Genç bilim insanları olarak ülkemiz açısından yüksek katma değerli yenilikçi teknolojiler, yaklaşımlar geliştirme hedefiyle çalıştıklarını aktaran Doç. Dr. Erel Akbaba, özellikle biyoteknoloji ve gen tedavisi alanındaki bilgi birikiminin artırılmasının oldukça önemli olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Erel Akbaba, “Çalıştığımız alanlarda sunulan destekler biz genç araştırmacılara yüksek motivasyon sağlıyor. Bu anlamda bizi her zaman cesaretlendiren ve bilimsel keşiflere teşvik eden üniversiteme, çok değerli hocalarıma, genç araştırmacılara sundukları imkanlar için “Milli araştırma kurumumuz olan TÜBİTAK’a ve Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığına (BİDEB) teşekkür ederim. Hedefim, kanser tedavilerine ilişkin bu çalışmalarımı geliştirerek patentlemek ve klinik çalışmalara geçilmesini sağlamak” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
</div>

<div style=”text-align:start”> </div>

<p> </p>

<p> </p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Jun 2025 21:10:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/06/kanser-tedavisinde-yenilikci-cozum-1750615851.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile hekimlerine kesinti şoku!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/aile-hekimlerine-kesinti-soku-14098</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/aile-hekimlerine-kesinti-soku-14098</guid>
                <description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker, Aile Sağlığı Merkezleri’nde (ASM) 6 ay uğramayan vatandaşlar nedeniyle maaş kesintisi yapılan aile hekimleri ve çalışanlarının mağduriyetine isyan etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Sağlık-Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker, Aile Sağlığı Merkezleri’nde (ASM) 6 ay uğramayan vatandaşlar nedeniyle maaş kesintisi yapılan aile hekimleri ve çalışanlarının mağduriyetine isyan etti.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Kocaeli Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Ömer Çeker, Aile Sağlığı Merkezleri’nde (ASM) görev yapan aile hekimleri ve çalışanlarını ziyaret ederek, maaş kesintilerine tepki gösterdi. Çeker, “6 ay ASM’ye uğramayan vatandaşlar nedeniyle çalışanların maaşlarından kesinti yapılması hiçbir vicdanın kabul edeceği bir durum değil” dedi.</p>

<p><strong>KESİNTİLER VE NEGATİF PERFORMANS MAĞDURİYETİ</strong></p>

<p>Çeker, ASM çalışanlarının, vatandaşların gelmemesinden kaynaklı cezalandırıldığını vurguladı. 6 ay uğramayan hastalar nedeniyle maaşlarda ciddi kayıplar yaşandığını belirten Çeker, örneklerle durumu gözler önüne serdi: 3470 kayıtlı nüfusu olan bir çalışan 7 bin TL, 3550 nüfusu olan  8 bin 856 TL, 3880 nüfusu olan ise 11 bin 500 TL eksik maaş aldı. Ayrıca, Hastalık Yönetim Platformu (HYP) düzenlemelerinin de mağduriyeti artırdığını ifade etti.</p>

<p>Negatif performans uygulamasının kaldırılmasını talep eden Çeker, “Günlük 75 hasta başvurusuna ulaşan hekim tam performans alırken, 43-44 başvuruda negatif performansla cezalandırılıyor. Sorumluluk eşit dağıtılmalı” dedi.</p>

<p><strong>BAKANLIĞA ACİL DÜZENLEME ÇAĞRISI</strong></p>

<p>Türk Sağlık-Sen’in, Genel Başkan Önder Kahveci aracılığıyla konuyu Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci’ye ilettiğini belirten Çeker, Bakan Yardımcısı’nın kısa sürede düzenleme sözü verdiğini ancak henüz adım atılmadığını söyledi. Kesintilerin çalışanların maaşlarında yüzde 20’ye varan kayıplara yol açtığını vurgulayan Çeker, “Bu kayıp kabul edilemez. Bakanlık acilen düzenleme yapmalı ve bu mağduriyeti gidermeli. Sağlık çalışanlarının ekonomisi belirsizliğe sürüklenmemeli” diye konuştu.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Jun 2025 12:31:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/06/aile-hekimlerine-kesinti-soku-1750239116.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda omurga sağlığına dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/bayramda-omurga-sagligina-dikkat-14032</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/bayramda-omurga-sagligina-dikkat-14032</guid>
                <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı’nda kurban kesimi ve et doğrama sırasında omurga sağlığını koruma ve el yaralanmalarını önleme konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı’nda kurban kesimi ve et doğrama sırasında omurga sağlığını koruma ve el yaralanmalarını önleme konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı’nda omurga sağlığını korumak için doğru ekipman kullanımı ve uygun pozisyonların önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzun süre aynı pozisyonda çalışmanın ve ağır kaldırmanın bel ve boyun fıtığı gibi sorunlara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. İnanır, “Saatlerce aynı pozisyonda çalışmaktan kaçınılmalı, molalar verilmeli ve pozisyon değiştirilmeli. Yük kaldırma dizler üzerinde, bel düz tutularak ve yük paylaşarak yapılmalı” dedi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/09/doc-dr-ahmet-inanir-1741505548-510-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>FITIK HASTALARINA ÖZEL TAVSİYELER</strong></p>

<p>Fıtık hastalarının omurgaya yük binerken dizlerini kırarak ve beli düz tutarak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. İnanır,  “Uygunsuz açılarda yüklenmek bel fıtığı, tutulma veya diz problemlerine neden olabilir. Ağrılar önemsenmeli ve en kısa sürede bir uzmana başvurulmalı” uyarısında bulundu. İlk olarak belde yanma ve hareket kısıtlılığıyla başlayan ağrıların, ilerleyen dönemde bacaklara yayılabileceğini ve ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>ERGONOMİK ORTAM VE HAREKET ÖNERİLERİ</strong></p>

<p>Kurban kesimi veya et doğrama sırasında çalışma ortamının ergonomik olması gerektiğini ifade eden Do. Dr. Ahmet İnanır, “Masa ve sandalye yüksekliği bel ve boyuna eğim vermeyecek şekilde ayarlanmalı. Diz ile ayak arası 90 derece olmalı. Bel korsesi kullanımı ani hareketleri önleyerek bel ağrısı ve fıtık riskini azaltır. Et taşırken ağırlık her iki ele eşit dağıtılmalı ve gövdeye yakın tutulmalı” dedi.</p>

<p>İnanır, uzun süre oturmaktan kaçınılmasını ve uygun pozisyonların yaşam tarzı haline getirilmesini önerdi.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Jun 2025 00:09:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/06/bayramda-omurga-sagligina-dikkat-1749244198.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar ayları çocuğunuza kâbus olmasın! Çocuklarda alerjik nezle alarmı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-13913</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-13913</guid>
                <description><![CDATA[Bahar aylarında çocuklarda sık görülen alerjik nezle, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntıya yol açıyor. Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, bu rahatsızlığın astımlı çocuklarda daha yaygın olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında çocuklarda sık görülen alerjik nezle, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntıya yol açıyor. Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, bu rahatsızlığın astımlı çocuklarda daha yaygın olduğunu belirtti.</p><p><strong>ANTALYA (İGFA) - </strong>Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, bahar aylarında çocuklarda artan alerjik nezle (rinit) yani saman nezlesi hakkında uyarılarda bulundu.</p>

<p>Soğuk algınlığıyla karıştırılan bu rahatsızlığın, ilkbahar ve yaz aylarında 3 haftadan uzun sürmesi durumunda alerjik nezle şüphesi taşıdığını ifade eden Duman, böyle durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/11/1746774662-uz-dr-mehmet-ali-duman-1746970519-550-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Alerjik rinit, mevsimsel veya yıl boyu sürebiliyor. Bahar aylarında polenlerin artmasıyla tetiklenen mevsimsel rinit, hapşırma, burun tıkanıklığı, akıntı, kaşıntı, gözlerde sulanma ve burun kanamaları gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Yıl boyu süren rinitte ise horlama, ağızdan nefes alma, koku kaybı ve tekrarlayan kulak enfeksiyonları görülebiliyor. Astımlı çocukların %80’inde alerjik rinit olduğunu belirten Duman, egzama, gıda alerjisi veya astımı olan çocuklar ile ailesinde alerji öyküsü bulunanların risk altında olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>POLENLER VE EV TOZU TETİKLEYİCİ</strong></p>

<p>Alerjik nezle, yalnızca polenlerle değil, ev tozu, hayvan tüyleri ve tütün dumanı gibi alerjenlerle de ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Özellikle açık alanlarda bulunan bitkilerin polenleri, şikayetleri artırıyor.</p>

<p>Dr. Duman, alerjik nezlesi olan çocuklarda astım riskinin yüksek olduğunu, bu nedenle öksürük ve hırıltı gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Çocuklukta başlayan bu rahatsızlığın, ömür boyu sürebileceğine dikkat çekti.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 May 2025 09:00:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/05/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-1747029640.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de yüzbinler habersiz...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turkiyede-yuzbinler-habersiz-13904</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turkiyede-yuzbinler-habersiz-13904</guid>
                <description><![CDATA[Çölyak hastalığı, her 100 kişiden 1’ini etkiliyor ancak hastaların büyük çoğunluğu çölyaklı olduğunu bilmeden hayatına devam ediyor. Fark edilmeyen çölyak hastalığı ise ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çölyak hastalığı, her 100 kişiden 1’ini etkiliyor ancak hastaların büyük çoğunluğu çölyaklı olduğunu bilmeden hayatına devam ediyor. Fark edilmeyen çölyak hastalığı ise ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>9 Mayıs Dünya Çölyak Günü yaklaşırken, çölyak hastalığının geç teşhisi ve toplumda yeterince tanınmaması yeniden gündemde.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 166 bin 614 çölyak hastası bulunurken, uzmanlar bu sayının 850 bine ulaşabileceğini tahmin ediyor. Belirtilerin diğer hastalıklarla karışması nedeniyle teşhis gecikebiliyor. Tedavi edilmediğinde kansızlık, depresyon, kısırlık ve kanser gibi ciddi sorunlara yol açabilen çölyak için erken teşhis kritik önem taşıyor.</p>

<p>Sektör temsilcilerinden ozelbeslenme.com kurucusu İsmail Cem Erzincanlı, çölyak hastalığının sindirim, bağışıklık ve sinir sistemini etkileyen ciddi bir rahatsızlık olduğunu belirterek, “Tek tedavisi glutensiz beslenme. Ancak teşhis edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Çoğu hasta, çölyak olduğunu bilmeden yaşıyor. Erken teşhis hayati” dedi.</p>

<p>Biocard Çölyak Testi’nin, parmaktan alınan bir damla kanla 5 dakikada yüzde 96,7 duyarlılıkla ön tanı sağladığını vurgulayan Erzincanlı, testin çölyak şüphesi olanlar, hastaların aile üyeleri ve otoimmün hastalığı bulunanlar için önemli bir adım olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>ÇÖLYAK BELİRTİLERİ NELER?</strong></p>

<p>Çölyak hastalığı; karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık, reflü, baş ağrısı, depresyon, eklem ağrıları, saç dökülmesi, cilt döküntüleri, kansızlık, vitamin eksiklikleri, diş mine bozukluğu, tırnak kırılması ve kas ağrıları gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Kadınlarda adet düzensizlikleri, kısırlık, tekrarlayan düşüklere; erkeklerde ise hormonal dengesizlik ve iktidarsızlığa neden olabiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 00:09:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/05/turkiyede-yuzbinler-habersiz-1746738569.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara Üniversitesi’nden Bakü’de sağlık turizmi hamlesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ankara-universitesinden-bakude-saglik-turizmi-hamlesi-13902</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ankara-universitesinden-bakude-saglik-turizmi-hamlesi-13902</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Sağlık Turizmi İrtibat Bürosu açtı. Rektör Prof. Dr. Necdet Ünüvar, “Türkiye sağlıkta devrim yaptı. Bu merkez, Azerbaycan ile sağlık ve eğitim bağlarını güçlendirecek” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Sağlık Turizmi İrtibat Bürosu açtı. Rektör Prof. Dr. Necdet Ünüvar, “Türkiye sağlıkta devrim yaptı. Bu merkez, Azerbaycan ile sağlık ve eğitim bağlarını güçlendirecek” dedi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ankara Üniversitesi, Azerbaycan Diller Üniversitesi bünyesinde TÖMER İrtibat Bürosu’nun ardından, Bakü’de Sağlık Turizmi İrtibat Bürosu’nu açtı. Açılış törenine Rektör Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Azerbaycan milletvekilleri, üniversite rektörleri, akademisyenler ve sağlık yöneticileri katıldı.</p>

<p>Tören, iki ülkenin milli marşlarının okunması ve protokol konuşmalarıyla başladı.</p>

<p>Rektör Ünüvar, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu vurguladı. “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye sağlıkta devrim yaptı. Sağlık göstergeleri ve memnuniyet oranlarında büyük başarılar elde ettik. Azerbaycanlı kardeşlerimiz de Türkiye’de eğitim alıp burada görev yapıyor. Bu merkez, sağlık alanındaki bağları pekiştirecek ve küçük bir tohum gibi görünse de büyük bir ağaca dönüşecek” dedi.</p>

<p><strong>AVRUPA’NIN EN BÜYÜK DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ</strong></p>

<p>Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kaan Orhan, fakültenin 2022’de modern binasına taşındığını, 250’den fazla ünit ve 20 yataklı servisle Avrupa’nın en büyük kapalı alanına sahip diş hekimliği fakültelerinden biri olduğunu belirtti. Orhan, “Sağlık Bakanlığımızdan tam puan alarak 17 Ekim’de Sağlık Turizmi Yetki Belgemizi aldık. Modern kliniklerimiz ve deneyimli kadromuzla yurt dışından gelen hastalara hizmet sunuyoruz. İncir Health ve MedEra Hastanesi desteğiyle açtığımız bu büro, Azerbaycan ile akademik ve sağlık iş birliğini derinleştirecek” dedi. Orhan, yakında Azerbaycanlı hekimler için bir eğitim merkezinin de açılacağını müjdeledi.</p>

<p>Törende konuşan Azerbaycanlı yetkililer, sağlık turizmi ve akademik iş birliğinin iki kardeş ülke ilişkilerine yeni bir boyut kazandıracağını vurguladı.</p>

<p>Açılış sonrasında Ünüvar, Ankara Üniversitesi mezunu olan MedEra Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. İbrahim Aliyev ve Diş Hekimi Seher Hüfzolizan’a rozet takdim etti.</p>

<p>Büronun, sağlık hizmetleri ve eğitimde uluslararası standartları yaygınlaştırması bekleniyor.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 00:08:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/05/ankara-universitesinden-bakude-saglik-turizmi-hamlesi-1746738508.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Toprak sağlığı ve gıda güvenliği öncelikli konumuz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/toprak-sagligi-ve-gida-guvenligi-oncelikli-konumuz-13878</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/toprak-sagligi-ve-gida-guvenligi-oncelikli-konumuz-13878</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 43. Olağan Meclis Toplantısı ve Bağımlılık Paneli İstanbul’da Bahçelievler Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıda konuşan Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay,  toprak sağlığı ve gıda güvenliğinin ele alınması gereken iki önemli konu olduğunu belirterek, “Siyaset üstü bir bakış açısıyla,  kol kola,  omuz omuza ülkemizin sağlığı, aydınlığı, refahı için çalışmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 43. Olağan Meclis Toplantısı ve Bağımlılık Paneli İstanbul’da Bahçelievler Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıda konuşan Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay,  toprak sağlığı ve gıda güvenliğinin ele alınması gereken iki önemli konu olduğunu belirterek, “Siyaset üstü bir bakış açısıyla,  kol kola,  omuz omuza ülkemizin sağlığı, aydınlığı, refahı için çalışmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. </p>

<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği 43. Olağan Meclis Toplantısı, İstanbul Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır’ın ev sahipliğinde Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile birliğe üye belediye başkanlarının katılımıyla Gorrion Hotel’de yapıldı. Sağlıklı şehirler için ortak akıl ve güçlü iş birliği vurgusunun yapıldığı toplantıda üye belediyeler, İstanbul Kent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kültegin ÖGEL moderatörlüğündeki panelde bağımlılık ile mücadele çalışmalarını aktardı. </p>

<p><strong>Tugay yaptıkları çalışmaları anlattı</strong></p>

<p>Toplantının açılışında Türkiye’nin dört bir köşesinden gelen üye belediyelerin temsilcilerini selamlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay,  “Bir arada olmak bize güç veriyor” diyerek konuşmasına başladı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği olarak yaptıkları çalışmaları aktaran Başkan Tugay,  danışma kurulunu genişlettiklerini, farklı çalışma grupları oluşturduklarını, İzmir’de üye belediyelere teknik destek sağlayacak ofis açtıklarını söyledi. Başkan Tugay, yurt dışından sağlanacak hibe ve destekler üzerine bu ofisin yoğun çalışacağını belirtti.  </p>

<p><strong>“Madde ve kumar bağımlığı ciddi bir sorun”</strong></p>

<p>Birliğin 43. Olağan Meclis Toplantısı’nda gündeme aldıkları bağımlılıkla mücadele çalışmalarının önemine değinen Başkan Tugay, “Bağımlılık konusunda konuşulan konular aslında nasıl bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu  gösteriyor. Yapılan çalışmalar sorunun ne kadar yaygın olduğunu,  her bir belediyemizin bu konuda endişeli olduğunu ve elinden geleni  yapmaya çalıştığını ortaya koydu. Birliğe üye belediyelerimizin yaptığı çalışmaları dinledik.  Kentlerimize döndüğümüzde bizler daha fazla ne yapabiliriz diye kafa yoracağız.  Ülkemizin ve dünyanın sosyolojik sorun yaşadığını sadece madde bağımlığının değil kumar bağımlılığı sorununun ne kadar yaygınlaştığını gördük ve değerlendirme imkanı bulduk” dedi.  </p>

<p><strong>“Doğru politikalar uygulanmalı”</strong></p>

<p>Türkiye’de ve dünyada iklim krizinin sonuçlarının ağır bir şekilde ilerlemeye devam ettiğini söyleyen Başkan Tugay, şunları söyledi: “Kuraklığın önümüzdeki yıllarda da devam etmesi halinde her birimiz başa çıkması zor olan sorunlarla yüzleşeceğiz. Bu yıl yaşanan don  tarımda rekolte düşmesine neden oldu. Türkiye’nin her yerinde atık yönetimi ile ilgili sorunlar var. Denizlerde,  göllerde,  akarsularda, toprakta,  havada çok ciddi bir kimyasal kirlilik var. Mikroplastik yoğunluğunun arttığını görüyoruz. Geri dönüşüm, atıkları doğru bertaraf etme konusunda başarısızız. Karbon emisyonlarımızı düşüremiyoruz,  yenilenebilir enerji üretimleri istenen düzeyde değil. Fosil yakıtlardan enerji üretimi çok fazla.  Daha da kötüsü enerjiyi verimli bir şekilde kullanmayla ilgili bilinç yok. Bu konuyu insanların inisiyatifine bırakmak yerine sıkı kararlar alınması, doğru politikalar uygulanması lazım. Kamunun bu konuda kısıtlamalar getirmesi lazım.”</p>

<p><strong>“Toprak sağlığı ve gıda güvenliği ciddi sorun”</strong></p>

<p>Toprak sağlığı ve gıda güvenliği ile ilgili ülkede çok ciddi bir sorun olduğunu ve bu iki konuya herkesin dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Başkan Tugay, şunları söyledi: “Türkiye’de marketlerde ve pazarlarda satılan gıdanın sağlığı ile ilgili bir çalışma yapılmış.  Her üç üründen birinde insan sağlığına zararlı pestisit varlığı var. Yurt dışına ihracat edilen ürünlerin önemli bir bölümü geri dönüyor. Ortadoğu kaynaklı, merdiven altı üretilmiş, sağlık standartlarını karşılamayan tarım ilaçları karar mekanizmaları yeterli olmadığı için çiftçilerimiz tarafından ucuz olduğu için kullanılıyor. Science Dergisi tarafından yapılan bir araştırmayla öğrendik ki Türkiye topraktaki ağır metal kirliliği açısından dünyanın en kötü ülkeleri arasında.  800 bin noktadan  alınan toprak örneği ile yapılan bir araştırma toprağın insan sağlığını bozacak şekilde kirlendiğini ortaya koydu.  Bu araştırmanın sonuçlarını görmezden gelmek çok büyük bir sorumsuzluk olur. Sağlıklı Kentler Birliği olarak bu iki konuda bir şeyler yapmak görevimiz. Bu konu hepimize yüksek sağlık harcamaları, hasta vatandaşlarımız,  çocuklarımız olarak geri dönecek. Sağlıklı Kentler Birliği Türkiye için çok önemli. Çünkü gündemdeki konuların hepsi hayat. Türkiye’de dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin de ciddi boyutta arttığını görüyoruz. Madencilik faaliyetlerinin sağlıksız ve kötü yapılması yüzünden topraktaki ağır metal yükü artıyor. Bunun bedelini herkes ödeyecek. Bu madenlerin düzgün,  çevreyi kirletmeden işletilmesini sağlamak hepimizin görevi.  Öncelikli hükümet; yerel yönetimlerin de sorumlulukları var. Belediyeler olarak bizlere düşen sorumlu olduğumuz konularda atıkların çevreyi kirletmeyecek şekilde depolanması, bertarafı. Tüm bu konulardaki sorumluğumuzu hakkıyla taşımamız lazım.  Bu tür mücadeleler birkaç kişinin yapması ile olmaz, herkesin katkı koyması gerekiyor.  Ülkemiz sıkıntılar içinde.  Bu sıkıntıların kaynağı ’şudur,  budur’ ama sıkıntılar bir soruna sahip çıkmakla, onu çözmek üzere çalışmakla olur. Hepimizin siyaset üstü bir bakış açısıyla,  kol kola,  omuz omuza ülkemizin sağlığı, aydınlığı, refahı ve demokrasi için çalışması gerektiğini düşünüyorum.  Hangi partiden olursa olsun,  hangi siyasi görüşten olursa olsun,  milletini seven,  siyasi sorumluluk almış yerel yönetim sorumluğu almış olan herkesin  böyle bir duyarlılıkla bu işe bakması lazım.  ’Ben bunu yapmayayım, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yapsın’ diyemeyiz. Her  birimizin sahip çıkması,  dayanışma içinde mücadele etmesi gerekiyor.”</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 08:48:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/05/toprak-sagligi-ve-gida-guvenligi-oncelikli-konumuz-1746424122.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş eti çekiliyorsa kemik de eriyordur!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dis-eti-cekiliyorsa-kemik-de-eriyordur-13876</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dis-eti-cekiliyorsa-kemik-de-eriyordur-13876</guid>
                <description><![CDATA[Diş eti çekilmesinin başlıca nedeninin diş taşı birikimi olduğunu belirten uzmanlar, diş eti çekilmesinin aynı zamanda kemik kaybı anlamına geldiği konusunda uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diş eti çekilmesinin başlıca nedeninin diş taşı birikimi olduğunu belirten uzmanlar, diş eti çekilmesinin aynı zamanda kemik kaybı anlamına geldiği konusunda uyardı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diş eti çekilmesinin, diş köklerinin açığa çıkmasına ve dişlerin sallanmasına neden olabileceğini ifade eden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, düzenli hekim ziyaretlerinin diş taşına bağlı diş eti çekilmesini önleyebileceğini dile getirerek, uygun hastalarda diş eti çekilmesinin cerrahi olarak düzeltilebileceğini aktardı.</p>

<p>Uzmanı Dr. Güler, diş eti çekilmesinin nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/04/1746003379-k-bra-g-ler-1746365546-352-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Diş eti çekilmelerinin genel olarak diş taşlarına bağlı olarak oluştuğunu kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Diş taşı birikimiyle birlikte diş eti itilmesi gerçekleşir. Frenulum dediğimiz ağız içerisinde bir takım kas bağlantıları vardır. Bu kas bağlantıları bazen dişe yakın yerden bağlandığı için dudağın her hareketiyle diş etinin çekilmesine sebep olur.” dedi.</p>

<p>Bu gibi durumlarda frenektomi denilen işlemle kas bağlantısının alındığını dile getiren Güler, “Tırnakla diş etini geri itme ağıza kalem, anahtarlık gibi ürünler alma ve agresif diş fırçalama gibi durumlarda diş eti geri çekilebilir. Diş normalde daha beyaz kök ise sarı renklidir. Bakıldığında bu renk ayrımı anlaşılır. Sarılık fark ettiğimizde diş eti çekilmesi yaşanmış olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Diş etinin sadece kendisinin yalın olarak çekilmediğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, şunları kaydetti:</p>

<p>“Diş eti ile kemik arasında her zaman belirli bir mesafe vardır. Dolayısıyla diş eti çekildiği zaman kemikte çekilmiş, erimiştir. Yani kemik kaybı da vardır. Dişin kökünü kemik üzerinde tutan alveolitlerdir. Bunda erime olursa diş sallanmaya başlar, zamanla çekilmesi gerekebilir. Aynı zamanda diş eti çekilmesi olan dişte kök yüzeyi açıktadır. Kök yüzeyi çok pürüzlü bir yapıya sahiptir, mine gibi pürüzsüz değildir. Bu nedenle yemek artıklarının daha fazla oluşmasına neden olur. Temizlenmesi çok daha zordur. Temizlenmemesi durumunda da diş çürüklerine sebep olabilir.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 08:44:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/05/dis-eti-cekiliyorsa-kemik-de-eriyordur-1746423867.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-13836</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-13836</guid>
                <description><![CDATA[Yapılan son araştırmalar koronavirüsle beraber 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, kalp krizinin yaşanmadan önce hastaların büyük çoğunluğunda kritik sinyaller verdiğini söylüyor. Ancak Prof. Dr. Erdoğan, özellikle diyabetik hasta ve yaşlılarda kalp krizinin işaret vermeden meydana gelebileceği konusunda da uyarıyor. Peki, kalp krizinden önce vücudumuz bizi nasıl uyarıyor? Son yıllarda kalp krizi vakalarındaki artışın ardında ne var? Erken tanı neden önemli? Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, kalp kriziyle ilgili merak edilenleri şöyle anlattı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>HER İKİ HASTADAN BİRİNDE SEMPTOMLAR GÖRÜLÜYOR</strong></p>

<p>“Kalp krizi geçiren hastaların önemli bir kısmında daha önce bazı belirtiler veya risk işaretleri olabilir, ancak bunlar her zaman açık ya da belirgin olmak zorunda değil. Yüzde 50-70 civarında hastada, kalp krizinden günler ya da haftalar önce bazı uyarıcı semptomlar görülebilir. Bu belirtiler genellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik gibi bulgulardır. Ancak yüzde 25-30 kadar hastada hiçbir ön belirti olmadan kalp krizi meydana gelebilir. Bu özellikle diyabetik hastalarda ve yaşlılarda daha sık görülür. Bununla beraber yaklaşık yüzde 10-20 hasta ise sessiz geçirir. Bu türde hasta farkında bile olmayabilir. Kriz tesadüfen EKG veya başka bir görüntüleme sırasında saptanabilir.</p>

<p><strong>GECE UYKUDAN UYANDIRAN GÖĞÜS AĞRISI</strong></p>

<p>Kalp krizi belirtileriyse genellikle benzer şekilde karşımıza çıkar. Eforla gelen göğüs ağrısı veya baskı hissi, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma, sırta, kola, çeneye vuran ağrı, aşırı yorgunluk ve gece uykudan uyandıran göğüs rahatsızlığı olarak genellikle ‘ben geliyorum’ der. Bununla birlikte hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi, sigara, aile öyküsü ve obezite gibi riskler varsa ön belirti olmasa da risk yüksektir. Bulgularımız kadınlarda belirtilerin değişebildiğini de gösteriyor. Mesela mide bulantısı, yorgunluk ve sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar karşımıza çıkabiliyor.</p>

<p><strong>KORONAVİRÜSLE BERABER KALP KRİZİ ARTTI</strong></p>

<p>Son yıllarda Türkiye ve dünyada kalp krizinde artış göze çarpıyor. Bunun birçok sebebi olsa da en önemlisi COVİD-19 salgını olarak görülebilir. Son bulgular özellikle 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi görülme oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor. Bunun yanında yaşam tarzı da etkili. Pandemi sürecinde fiziksel aktivitenin azalması, sağlıksız beslenme ve obezite gibi faktörler kalp krizi riskini yükseltiyor. Yine genetik faktörler ve ailesel hiperkolesterolemi de kalp krizi riskini artıran faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca yine pandeminin etkisiyle rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmesi de kalp krizine yönelik tedavide geç kalınmasına yol açtığını söylemek mümkün. Tüm bunları dikkate aldığımızda, erken tanı korener arter (damar tıkanıklığı) hastalıklarında, hastalığın ilerleyerek kalp krizine neden olmaması için çok önemli. Erken tanı ile damar tıkanıklığı fark edilerek tedaviye hemen başlanılır. Bu aşamada damar daralması ilerlemeden müdahale edilirse kişi uzun süre normal yaşamına devam edebilir.”</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 00:04:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-1745960650.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Toplumsal dayanışmadan klinik müdahaleye</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/toplumsal-dayanismadan-klinik-mudahaleye-13830</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/toplumsal-dayanismadan-klinik-mudahaleye-13830</guid>
                <description><![CDATA[Depremin psikolojik etkileriyle baş etmede günlük yaşamda alınacak önlemler etkili olabilir. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Hale Kahyaoğlu Çakmakcı, bu süreçte uyku düzeninden sağlıklı beslenme rutinlerinin sürdürülmesine kadar günlük yaşamda alınacak bazı önlemlerin ruh sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını söyledi.
Büyükşehirlerde deprem korkusu yardıma ulaşamama endişesiyle artıyor
İstanbul gibi yoğun nüfuslu kentlerde deprem korkusunun yalnızca sarsıntıyla sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Hale Kahyaoğlu Çakmakcı, “Büyük şehirlerde insanların birbirine ulaşamaması ve yardım alamayacağına ilişkin korkuların artması doğaldır. Bireylerin önceliği hem kendi yaşamlarını hem de yakınlarının güvenliğini temin etmektir” ifadelerini kullandı.
Toplumsal dayanışmanın önemine de dikkat çeken Kahyaoğlu Çakmakcı, “Kişilerin ve sevdiklerinin yaşamını tehdit eden ve acil müdahale gerektiren afet durumlarında, toplumsal yapımızın en belirgin özelliklerinden biri olarak pro-sosyal davranışlar, yani toplumsal dayanışma eğilimleri ön plana çıkmaktadır. Bu tür kriz anlarında, hem fiziksel olarak olay yerinde bulunan bireyler hem de dijital platformlar aracılığıyla etkileşimde bulunan topluluklar tarafından sergilenen yardımsever tutumlar, bireylerin yalnız olmadıkları duygusunu pekiştirmekte ve psikolojik dayanıklılığı artırmaktadır” dedi.
Travmatik süreçlerde en sık görülen klinik durum: Akut Stres Bozukluğu
Depremin hemen ardından toplum genelinde yoğun bir duygusal reaksiyon gözlemlendiğini belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Depremin ardından ilk iki gün boyunca ölüm korkusu, belirsizlik, çaresizlik, suçluluk ve öfke gibi duygular yaygın olarak yaşanabilir. Toplumun büyük çoğunluğu doğal afetler sonrasında toplumsal dayanışma, aile desteği ile bu endişelerini atlatabilmektedir. Bunun yanında ilk günlerden 1 aya kadar devam eden tabloda Akut Stres Bozukluğu en sık görülen tablolardandır. Akut Stres Bozukluğu’nun en belirgin belirtileri arasında çaresizlik duygusu, duygusal hissizlik, travmatik olaya ilişkin tekrar eden kabuslar ve rahatsız edici anılar, dikkat ve konsantrasyonda bozulmalar ile aşırı uyarılmışlık hali yer almaktadır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Depremin psikolojik etkileriyle baş etmede günlük yaşamda alınacak önlemler etkili olabilir. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Hale Kahyaoğlu Çakmakcı, bu süreçte uyku düzeninden sağlıklı beslenme rutinlerinin sürdürülmesine kadar günlük yaşamda alınacak bazı önlemlerin ruh sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını söyledi.<br>Büyükşehirlerde deprem korkusu yardıma ulaşamama endişesiyle artıyor<br>İstanbul gibi yoğun nüfuslu kentlerde deprem korkusunun yalnızca sarsıntıyla sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Hale Kahyaoğlu Çakmakcı, “Büyük şehirlerde insanların birbirine ulaşamaması ve yardım alamayacağına ilişkin korkuların artması doğaldır. Bireylerin önceliği hem kendi yaşamlarını hem de yakınlarının güvenliğini temin etmektir” ifadelerini kullandı.<br>Toplumsal dayanışmanın önemine de dikkat çeken Kahyaoğlu Çakmakcı, “Kişilerin ve sevdiklerinin yaşamını tehdit eden ve acil müdahale gerektiren afet durumlarında, toplumsal yapımızın en belirgin özelliklerinden biri olarak pro-sosyal davranışlar, yani toplumsal dayanışma eğilimleri ön plana çıkmaktadır. Bu tür kriz anlarında, hem fiziksel olarak olay yerinde bulunan bireyler hem de dijital platformlar aracılığıyla etkileşimde bulunan topluluklar tarafından sergilenen yardımsever tutumlar, bireylerin yalnız olmadıkları duygusunu pekiştirmekte ve psikolojik dayanıklılığı artırmaktadır” dedi.<br>Travmatik süreçlerde en sık görülen klinik durum: Akut Stres Bozukluğu<br>Depremin hemen ardından toplum genelinde yoğun bir duygusal reaksiyon gözlemlendiğini belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Depremin ardından ilk iki gün boyunca ölüm korkusu, belirsizlik, çaresizlik, suçluluk ve öfke gibi duygular yaygın olarak yaşanabilir. Toplumun büyük çoğunluğu doğal afetler sonrasında toplumsal dayanışma, aile desteği ile bu endişelerini atlatabilmektedir. Bunun yanında ilk günlerden 1 aya kadar devam eden tabloda Akut Stres Bozukluğu en sık görülen tablolardandır. Akut Stres Bozukluğu’nun en belirgin belirtileri arasında çaresizlik duygusu, duygusal hissizlik, travmatik olaya ilişkin tekrar eden kabuslar ve rahatsız edici anılar, dikkat ve konsantrasyonda bozulmalar ile aşırı uyarılmışlık hali yer almaktadır” dedi.</p><p>&nbsp;</p><p>Akut Stres Bozukluğu’nun uzun süre devam etmesi durumunda, toplumda yüzde üç ila yüzde beş oranında görülen Travma Sonrası Stres Bozukuğu’na (TSSB) dikkat çeken Kahyaoğlu Çakmakcı “Bu bozukluk, bireyin kendisini travmatik olaydan zihinsel olarak uzaklaştıramaması, olaya ilişkin olumsuz düşünce ve duyguların yoğun bir şekilde rahatsızlık vermesiyle karakterizedir. TSSB’ye ek olarak, depresyon, anksiyete bozuklukları, yas sürecine ilişkin güçlükler ile alkol ve madde kullanımında artış da gözlenebilir. Ayrıca, stresin bedensel yansımaları olarak karın ağrısı, mide sorunları, baş ağrıları, aşırı yorgunluk ve nefes alamama hissi gibi psikosomatik belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bu tür belirtilerin bireyin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebileceği göz önünde bulundurularak, başa çıkmakta zorlanılan durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından ya da psikologdan profesyonel destek alınması önemlidir” diye belirtti.</p><p>Çocuklarla deprem hakkında açık ve yaş düzeyine uygun konuşulmalı<br>Depremin çocuklar üzerindeki etkilerine de değinen Kahyaoğlu Çakmakcı, çocuklara yapılacak açıklamaların açık ve yaşa uygun olması gerektiğini vurguladı ve “Çocuklara depremin tüm doğa olayları kadar normal olduğunu anlatmak gerekir. Ancak karmaşık, belirsiz ya da çelişkili açıklamalar çocuklarda kaygıyı artırabilir. Sorduğu sorulara açık ve net yanıtlar verilmeli, çocukların duygusal tepkilerinin normal olduğu ifade edilmelidir” dedi.<br>Çocuğun deprem görüntülerine sosyal medyada denk gelmesi ya da çevresindeki kişilerin korkulu tepkilerine maruz kalmasının travmayı kalıcı hale getirebileceğini belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Ebeveynler önce kendilerinin güvende olduğunu içselleştirmeli, sonra çocuğa bunu aktarabilmelidir. Çocukların depremi yaşamasından ziyade medyada deprem ve panik anlarını izlemeleri, endişe ve kaygı içerikli konuşmalara şahit olmaları çocukları olumsuz etkiler. Ebeveynlere aşırı bağlanma, oyun içeriklerinde korku temalarının öne çıkması, sık ağlama, kabus görme, alt ıslatma, öfke nöbetleri, yalnız uyumakta zorlanma ve karanlıktan ya da yalnız tuvalete gitmekten korkma gibi yeni korkuların gelişmesi yer alabilir. Bu belirtilerin bir aydan uzun süre devam etmesi durumunda, mutlaka bir uzmandan profesyonel yardım alınmalıdır. Çocukların yaş grubu ve gelişim düzeyine uygun olarak EMDR ve Oyun Terapisi gibi terapötik müdahaleler, travmaya bağlı gelişen kaygı ve korkular için yardımcı olabilir.”</p><p>Psikolojik sağlık için rutinler ve sosyal destek hayati rol oynar<br>Bireylerin bu süreçte psikolojik sağlıklarını koruyabilmeleri için önerilerde bulunan Kahyaoğlu Çakmakcı, “Uyku düzeni, sağlıklı beslenme ve günlük rutinlerin sürdürülmesi kritik rol oynar. Düzenli uyumaya, sağlıklı beslenmeye ve günlük rutinlerinizi sürdürmeye devam edin. Ailenizle ve yakın çevrenizle birlikte olmak, çocuklarla zaman geçirmek, güvenli alanlarda bulunmaya&nbsp;</p><p><br>özen göstermek kişilerin kendisini toparlamasına yardımcı olur. İkincil travmaların önlenebilmesi için felaket haberlerine sürekli maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.”<br>Kahyaoğlu Çakmakcı, bir ayı geçen psikolojik belirtilerin mutlaka uzman desteğiyle ele alınması gerektiğini belirterek, “Bu süreçte geçmiş travmalar da tetiklenebilir. Psikoterapi ve travmaya özgü müdahale yöntemleri bireyin iyileşmesini destekleyebilir” dedi.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><br>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 05:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/afet-psikolojisi-toplumsal-dayanismadan-klinik-mudahaleye-1745872086.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEÜ Onkoloji Araştırmalarına KİTVAK Desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/deu-onkoloji-arastirmalarina-kitvak-destegi-13829</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/deu-onkoloji-arastirmalarina-kitvak-destegi-13829</guid>
                <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı (KİTVAK) arasında imzalanan protokol kapsamında, DEÜ Onkoloji Enstitüsü’nün laboratuvar altyapısı yaklaşık 3,5 milyon liralık destekle güçlendirilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><i><strong>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı (KİTVAK) arasında imzalanan protokol kapsamında, DEÜ Onkoloji Enstitüsü’nün laboratuvar altyapısı yaklaşık 3,5 milyon liralık destekle güçlendirilecek.</strong></i></p><p>&nbsp;</p><p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı (KİTVAK) arasında önemli bir bağış protokolü imzalandı. DEÜ Rektörlüğü’nde yapılan imza töreni, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, KİTVAK Mütevelli Heyet Başkanı H.Engin Cankeş, Yönetim Kurulu Başkanı A. İklil Ulueren ve yönetim kurulu üyeleri ile DEÜ Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Refik Emre Çeçen’in katılımıyla gerçekleştirildi.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>ARAŞTIRMALARA KATKI SUNACAK</strong></p><p>İmzalanan protokol kapsamında, DEÜ Onkoloji Enstitüsü Temel Onkoloji Bölümü Laboratuvarı’nın yeniden yapılandırılması sürecinde ihtiyaç duyulan araç ve gereçlerin bir kısmı KİTVAK tarafından sağlanan yaklaşık 3,5 milyon liralık destekle temin edilerek Üniversite’ye bağışlanacak. Destek sayesinde, onkoloji hastalarında tekrarlayan, tedaviye direnç gösteren ya da tedaviye yanıt vermeyen klinik tabloların araştırılması için gerekli altyapının güçlendirilmesi ve genel anlamda kanser araştırmalarına katkı sunması hedefleniyor.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>“KİTVAK İLE UYUM İÇİNDEYİZ”</strong></p><p>KİTVAK’a sağladığı destek için teşekkür eden DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, “Ülkemizin en önemli hayır kuruluşlarından biri olan KİTVAK ile uzun yıllara dayanan bir iş birliğimiz, paydaşlığımız var. Gerek Balçova’daki sağlık kampüsümüzde hasta yakınlarına yönelik kurulan KİTVAK Abdulrezzak Sancak Hasta ve Hasta Yakınları Konukevi gerek kanser araştırmalarımıza yönelik bizlere sundukları destekler ile iyi ve uyumlu bir çalışma içindeyiz. İlgilendiğimiz konular zorlu süreçler. Bugün de bir araya gelmemizin sebebi halihazırdaki iş birliklerimizi pekiştirmek. İmzaladığımız protokol ile güncel destek olarak yaklaşık 3,5 milyon Türk lirası değerinde bir bağışla, Onkoloji Enstitümüzde yer alan laboratuvarımızın malzeme ihtiyacının karşılanmasına önemli bir katkı sağladılar. Gerçekten tüm katkıları için Üniversitemiz, hastalarımız ve yakınları adına Vakfımıza şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varlar” dedi.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>TOPLUMSAL FAYDAYA KATKI</strong></p><p>Türkiye’de yalnızca üç Onkoloji Enstitüsünden biri olma özelliğini taşıyan ve Ege Bölgesi’nde alanında kurulan tek enstitü olan DEÜ Onkoloji Enstitüsü’nün bu destekle araştırma ve tedavi çalışmalarını daha ileri bir seviyeye taşıyacağını belirten Rektör Yılmaz, üniversite-sanayi-vakıf iş birliklerinin akademik ilerleme ve toplumsal fayda açısından büyük önem taşıdığını da vurguladı.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>“İYİLİKTE BULUŞUYORUZ”</strong></p><p>KİTVAK Yönetim Kurulu Başkanı A. İklil Ulueren ise kanser araştırmalarına katkıda bulunmanın toplum sağlığı için taşıdığı öneme dikkat çekerek, Dokuz Eylül Üniversitesi ile iş birliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti. Ulueren, “KİTVAK’ın varlığı hastaya ve hasta yakınlarına hep destek olmuştur. Bununla onur duyuyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi ile de uzun yıllara dayanan bir paydaşlığımız var. Bu birlikteliği iyilik amaçlı devam ettirmek istiyoruz. Bugün de bu kapsamda Üniversite ile bir araya geldik ve hastalığa umut olacak son derece önemli bir yatırıma daha imza attık. Birlikten kuvvet doğar. Bize yüreğini açan ve son derece samimi yaklaşan Sayın Rektörümüze ve tüm üniversite yetkililerine teşekkür ediyoruz” ifadesinde bulundu.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>“HASTALARA HİZMET OLARAK GERİ VERECEĞİZ”</strong></p><p>DEÜ Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Refik Emre Çeçen ise konuşmasında şunları kaydetti: “KİTVAK yetkililerine iyi ki varsınız demek istiyorum. Sağlık alanının geneli şüphesiz çok önemli ama onkoloji apayrı. Bir ailenin bir çocuğun başına geldiğinde adeta bir afet gibi geliyor ve tüm aile etkileniyor. Ertelenemez bir hastalık. Bu anlamda KİTVAK bu zorlu süreçlerde gerek hastalara gerek hasta yakınlarına sunduğu destekler ile gerçekten büyük destekçilerimiz arasında. Kendilerine tüm destekleri için teşekkür ediyorum. Rektörümüze de çok teşekkür ediyorum çünkü bugüne kadar her konuda bizim önümüzü açtı, yardımcı oldu. Bizler de bu gelişmeleri hastalarımıza hizmet, araştırma anlamında ileriye taşıyacağız” diye konuştu.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 05:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/deu-onkoloji-arastirmalarina-kitvak-destegi-1745872017.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vejeteryan beslenmede doğru planlama önemli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/vejeteryan-beslenmede-dogru-planlama-onemli-13823</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/vejeteryan-beslenmede-dogru-planlama-onemli-13823</guid>
                <description><![CDATA[Vejetaryen beslenmenin dikkatli uygulanması gerektiğini belirten uzmanlar, yanlış planlandığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Vejetaryen beslenmenin dikkatli uygulanması gerektiğini belirten uzmanlar, yanlış planlandığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, vejetaryen beslenmenin yanlış planlandığında oluşturabileceği riskleri açıkladı ve vejetaryen beslenenlerin dikkat etmesi gereken noktalara değindi.</p>

<p>Vejetaryen beslenmenin, bitkisel besinlerin ön planda olduğu ve hayvansal besinlerin tamamen ya da kısmen diyetten çıkarıldığı, farklı türleri olan bir beslenme tarzı olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Lakto-vejetaryenler sadece süt ürünlerini, ovo-vejetaryenler ise yalnızca yumurtayı tüketir. Lakto-ovo vejetaryenler hem süt ürünlerini hem de yumurtayı dahil ederken, veganlar hayvansal hiçbir ürünü tüketmezler.” dedi.</p>

<p>Söz konusu diyetin, doğru planlanmadığında protein, demir, çinko, B12 vitamini ve omega-3 yağ asitleri gibi hayvansal besinlerden sağlanan temel besin ögelerinde eksikliklere yol açabileceğine dikkat çeken Yiğit, “Özellikle B12 vitamini eksikliği, sinir sistemi üzerinde ciddi sorunlara neden olabilir ve takviye alımını zorunlu kılabilir. Ancak dengeli ve yeterli bir planla, bu tarz beslenme kronik hastalıkların bazı risk faktörlerini yönetmeye yardımcı olabilir. Lif içeriği sayesinde sindirim sistemine katkıda bulunarak kilo kontrolünü destekleyebilir. Bu faydalar, diyetteki çeşitliliğe ve besin öğelerinin dengeli alınmasına bağlıdır. Yanlış planlanmış bir diyet sağlık açısından tehlike yaratabilir.” uyarısında bulundu.</p>

<p>Vejetaryen diyetin oluşturulmasında, özellikle protein ihtiyacının karşılanmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bitkisel sütler kalsiyum ve bazı mineraller açısından zengin olsa da, protein gereksinimini tam anlamıyla karşılayamaz. Baklagiller, kinoa, chia tohumu gibi protein kaynaklarının dengeli bir şekilde tüketilmesi gereklidir. Sporcular için ise bu beslenme tarzı, protein ve mineral ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalabilir, bu yüzden dikkatle planlanmalı ve gerekli durumlarda ek takviyeler düşünülmelidir.” dedi.</p>

<p>Gelişim çağındaki çocukların, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlar gibi hassas gruplar için ise potansiyel riskler barındırabildiğini vurgulayan Yiğit, “Bu grupların ihtiyaç duyduğu besinlerin eksikliği, sağlık problemleri yaratabilir, bu yüzden uzman kontrolünde değerlendirilmelidir. Eksiklikler, takviyelerle veya farklı besin kaynaklarıyla giderilebilir.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 07:07:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/vejeteryan-beslenmede-dogru-planlama-onemli-1745813228.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş taşından Hollywood gülüşüne</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dis-tasindan-hollywood-gulusune-13719</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dis-tasindan-hollywood-gulusune-13719</guid>
                <description><![CDATA[Diş sağlığına dair sıkça sorulan soruları Diş Hekimi Hatice Uslu Yeniçeri yanıtladı. Diş taşı temizliğinden implantlara, diş beyazlatmanın etkisinden Hollywood gülüşünün herkes için mümkün olup olmadığına kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yaptı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diş sağlığına dair sıkça sorulan soruları Diş Hekimi Hatice Uslu Yeniçeri yanıtladı. Diş taşı temizliğinden implantlara, diş beyazlatmanın etkisinden Hollywood gülüşünün herkes için mümkün olup olmadığına kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yaptı</p><p><strong>Reyhan ÖZBAKIR - Herkes Duysun / BURSA (İGFA) -&nbsp;</strong><br>Diş sağlığı, sindirim sisteminden boşaltım sistemine kadar vücudun her alanına etki edebilecek kadar önem taşıyor. Diş sağlığı ve diş bakımı ile ilgili merak edilen soruları, Diş Hekimi Hatice Uslu Yeniçeri yanıtladı.</p><p><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/pz51yVRXh8s" width="640"></iframe></p><p><strong>DİŞ TAŞI TEMİZLİĞİ ZARAR VERİR Mİ?</strong></p><p>Diş sağlığı ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri olarak öne çıkan diş taşı temizliği ile ilgili bilgilendirmelerde bulunan Diş Hekimi Hatice Uslu Yeniçeri, diş taşı temizliğinin dişlerin üzerinde biriken tartarın temizlenmesi için yapılan düzenli bir işlem olduğunu belirtti. Yeniçeri, "Hastalarımıza genellikle 6 ayda bir ya da yılda bir periyodik kontrollerini öneriyoruz. Diş taşı temizliği, dişlerin sağlıklı kalmasını sağlayan ve ileride daha büyük problemleri engelleyen bir işlemdir." dedi.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2025/04/08/haticepng-1744114908-360-x750-1744121471-936-x750.png" height="527" width="750"></p><p><strong>DİŞ BEYAZLATMA ETKİSİ NE KADAR SÜRER?</strong></p><p>Diş beyazlatmanın etkisinin, hastanın günlük alışkanlıklarına bağlı olarak değişeceğini kaydeden Diş Hekimi Yeniçeri, beyazlatma sonrası dikkat edilmesi gerekenlere vurgu yaparak, beyazlatmadan sonra kahve, çay gibi renkli içeceklerden uzak durulması gerektiğini söyledi. "Beyaz bir tişörte renk veren her şey dişlerde de lekelenmelere yol açabilir" diyen Yeniçeri, "Özellikle beyazlatma işleminden sonra ilk iki hafta içinde bu tür gıdalardan kaçınılması gerekir. Beyazlatmanın etkisi, kişinin yaşam tarzına göre değişir ancak doğru bakım ve diş hijyenine dikkat edilirse etkisi uzun süre devam edebilir." dedi.</p><p><strong>HERKES HOLLYWOOD GÜLÜŞÜNE SAHİP OLABİLİR Mİ?</strong></p><p>Hollywood gülüşünün estetik açıdan ideal kabul edilen bir gülüş türüdür ancak herkesin bu gülüşe sahip olup olamayacağı kişisel diş yapısına bağlı olduğunu ifade eden Yeniçeri, muayene yapılmadan böyle bir sonucu tahmin etmenin zor olduğunu belirtti. "Kişinin diş yapısı ve genetik faktörler bu konuda oldukça belirleyicidir" diyen Yeniçeri, muayene etmeden herkese Hollywood gülüşü vadedilemeyeceği, ancak çeşitli estetik işlemlerle çoğu kişiye estetik açıdan hoş bir gülüş kazandırılabileceğini söyledi.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2025/04/08/haticepnh-1744114919-155-x750-1744121448-781-x750.png" height="412" width="750"></p><p><strong>İMPLANT KEMİK KANSERİ RİSKİ TAŞIR MI?</strong></p><p>İmplantların kemik kanseri yaptığına dair söylentiler ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yeniçeri, implantların vücuda zarar vermediğini ve özellikle dişsiz kalmış hastalar için uygun çözümü sunduğunu belirterek, "İmplantlar, çene kemiğine uyumlu bir şekilde yerleştirilen titanyum vidalar olup, vücutta herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Dişsiz kalan hastalar için en etkili ve sağlıklı çözüm yöntemlerinden biridir" diye konuştu.</p><p>https://youtu.be/pz51yVRXh8s</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Apr 2025 05:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/dis-tasindan-hollywood-gulusune-1744144696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Severek yapılan egzersizler, stresle başa çıkmanın anahtarı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/severek-yapilan-egzersizler-stresle-basa-cikmanin-anahtari-13701</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/severek-yapilan-egzersizler-stresle-basa-cikmanin-anahtari-13701</guid>
                <description><![CDATA[Düzenli egzersiz yapmanın stres yönetiminde etkili bir yöntem olarak öne çıktığını belirten uzmanlar, fiziksel aktivitelerin adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarına karşı psikolojik dayanıklılığı artırdığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli egzersiz yapmanın stres yönetiminde etkili bir yöntem olarak öne çıktığını belirten uzmanlar, fiziksel aktivitelerin adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarına karşı psikolojik dayanıklılığı artırdığını söyledi.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, fiziksel aktivitelerin stres yönetimine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Fiziksel aktivitelerin hafızayı, odaklanmayı ve bireysel işlevselliği artırdığını dile getiren&nbsp;Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Kişinin severek yaptığı egzersizler stres ile başa çıkmada daha verimli olur.” dedi.&nbsp;Egzersiz konusunda motive kalabilmenin anahtarının, gerçekten keyif alınan bir aktiviteyi seçmek olduğunun altını çizen Kurt,&nbsp;aşırı egzersizin ise fiziksel yorgunluk ve mental tükenmişlik yaratabileceği konusunda uyardı.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 16:54:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/severek-yapilan-egzersizler-stresle-basa-cikmanin-anahtari-1743861292.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zekanın önerdiği menülere dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yapay-zekanin-onerdigi-menulere-dikkat-13693</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yapay-zekanin-onerdigi-menulere-dikkat-13693</guid>
                <description><![CDATA[Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, yapay zekanın menü oluşturması ve niteliğini değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, yapay zekanın menü oluşturması ve niteliğini değerlendirdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yapay zeka destekli menü planlamasının, sağlıklı beslenme açısından bazı faydalar sunabileceğini ifade eden uzmanlar, yapay zekanın yalnızca bir rehber olarak kullanılması, kesinlikle uzman diyetisyenlerin önerileriyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yapay zeka destekli menü planlamanın, diyetisyenlerin rolünü destekleyici bir araç olarak kalacağını dile getiren Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Yapay zeka, diyetisyenlerin iş yükünü hafifletebilir ve rutin analizlerde yardımcı olabilir, ancak hala insanların bireysel ihtiyaçlarını anlamada ve uygun çözümler geliştirmede diyetisyenlerin tecrübesine ihtiyaç var.” dedi.</p>

<p>Yapay zeka destekli menü planlamanın, restoran ve gıda hizmetleri sektöründe bazı olumlu dönüşümler oluşturabileceğini de belirten Hatunoğlu, "Yapay zeka, restoranların müşteri tercihlerini ve geçmiş verilerini analiz ederek menülerini optimize etmelerine yardımcı olabilir. Bu durum, müşteri memnuniyetini artırarak daha popüler yemeklerin ön plana çıkmasını sağlayabilir. Ayrıca, besin israfını azaltmak adına malzeme tedarik zincirini iyileştirebilir. Ancak, yapay zekanın tamamen manuel iş gücünün yerini alması, bazı restoranlar için aşırı otomasyon ve kişisellikten uzaklaşma gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. İnsan dokunuşu ve müşteriyle doğrudan iletişim, birçok restoranda hala büyük bir rol oynamaktadır. Yani, yapay zeka destekli menü planlama sektörde verimlilik ve maliyet avantajı sağlasa da müşteri deneyimi ve geleneksel yemek hazırlama gibi faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır" diye konuştu.</p>

<p>Gelecekte, yapay zekanın daha kişiselleştirilmiş menüler ve beslenme planları oluşturma konusunda gelişebileceğine dikkat çeken Hatunoğlu, “Örneğin, bireylerin sağlık durumu ve yaşam tarzlarına göre daha uygun öneriler sunabilir. Ancak yapay zeka, insanların kişisel tercihlerini ve kültürel farklılıklarını tam olarak anlamayabilir. Bu nedenle, teknoloji ilerlese de bireylerin ihtiyaçlarına tam olarak hitap etme konusunda sınırlamaları olabilir.” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Apr 2025 10:02:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/04/yapay-zekanin-onerdigi-menulere-dikkat-1743663766.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>420 bin sağlık çalışanı için yeni istihdam</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/420-bin-saglik-calisani-icin-yeni-istihdam-13674</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/420-bin-saglik-calisani-icin-yeni-istihdam-13674</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "9 sağlık meslek grubunda yaklaşık 420 bin sağlık çalışanı için yeni istihdam alanı oluşturuyoruz" dedi. Sağlık Bakanlığının ilgili yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. Yeni düzenleme ile hasta haklarını korumaya yönelik önemli adımlar atıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Yönetmeliğe göre sadece aynı meslek ünvanına sahip, en fazla üç sağlık meslek mensubu bir araya gelerek müşterek sağlık meslek hizmet birimi açabilecek.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Müşterek açılacak sağlık meslek hizmet biriminin ruhsatı her bir sağlık meslek mensubu için ayrı düzenlenecek.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Yeni sağlık meslek hizmet birimlerinin açılmasıyla söz konusu mesleklere istihdam alanı oluşmasının yanı sıra destek hizmetlerine yönelik sağlık personeli, sekreter ve temizlik görevlisi gibi iş alanlarında da istihdam fırsatları oluşmuş olacak.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Sağlık meslek hizmet biriminde fizyoterapist yanında fizyoterapi teknikeri, klinik psikolog yanında psikolog, odyolog yanında odyometri teknikeri, ergoterapist yanında ergoterapi teknikeri çalışabilecek.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Yetki dışında uygulama yapılamayacak</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Yönetmelik ile sağlık meslek hizmet birimlerinde yalnızca meslek yetkisi kapsamında hizmet verilebilecek, hekim tarafından tanı konulmuş hastalara tedavi planı veya reçete doğrultusunda hizmet sunulacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/420-bin-saglik-calisani-icin-yeni-istihdam-1743230205.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Down sendromu hastalık değil, bir farklılık</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/down-sendromu-hastalik-degil-bir-farklilik-13664</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/down-sendromu-hastalik-degil-bir-farklilik-13664</guid>
                <description><![CDATA[Down sendromunun bir hastalık değil, kromozomal bir farklılık olduğunu vurgulayan uzmanlar, doğru eğitim ve terapilerle Down sendromlu bireylerin önemli gelişimler gösterebileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Down sendromunun bir hastalık değil, kromozomal bir farklılık olduğunu vurgulayan uzmanlar, doğru eğitim ve terapilerle Down sendromlu bireylerin önemli gelişimler gösterebileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Down sendromunun konuşma gecikmesi, sosyal etkileşim farklılıkları ve bazı sağlık risklerini beraberinde getirdiğini aktaran Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Down sendromlular doğru bir eğitim, ergoterapinin de içinde yer aldığı terapilerle beraber daha yavaş olsa da son derece güzel bir gelişim sağlayabiliyorlar” dedi.</p><p>İleri anne yaşının, en büyük risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Kilit, 35 yaş sonrası down sendromlu bebek doğurma olasılığının arttığını ifade etti.</p><p>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, Down sendromunun bir hastalık değil, kromozomal bir farklılık olduğunu vurgulayarak, genetik sebepleri, etkileri ve uygun eğitim ile Down sendromlu bireylerin gelişim gösterebileceğini anlattı.</p><p>Normalde bir insanda 46 tane kromozom bulunduğunu, Down sendromlu bireylerde ise 21’inci kromozomda bir anneden bir babadan gelen 2 değil 3 kromozom olduğunu aktaran Kilit, “Yani artı bir kromozomun söz konusu olduğu bir kromozomal farklılıktır. Down sendromlu bireylerde yüz görünümü olarak farklılıklar bulunabilmekle birlikte maalesef kalp hastalıklarına daha fazla yatkınlık olabiliyor. Konuşma ve işitme konusunda problemler yaşayabiliyor ve ilerleyen zamanlarda Alzheimer riskinde bir artış söz konusu olabiliyor. Gelişim ve psikiyatrik olarak bakıldığında Down sendromlular doğru bir eğitim, ergoterapinin de içinde yer aldığı terapilerle beraber daha yavaş olsa da son derece güzel bir gelişim sağlayabiliyorlar.” şeklinde konuştu.</p><p>Down sendromlularda bilişsel olarak sosyal alanlarda, yürütücü işlevlerde ve zihin kuramında bazı gerilikler görülebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Otizmli bireylerle kıyaslandığında Down sendromunda taklit, jest ve mimiklerin kullanımı, sosyal etkileşim çok daha fazla olabiliyor. Zihin kuramı bazında bakıldığında insanların duygu ve düşüncelerini anlama, kendininkinden farklı duygu ve düşüncelerin ayrımına varma, kendi duygu ve düşüncelerini ifade etme konusunda bazı gerilikler görülebiliyor.” dedi.</p><p>Kilit, down sendromunda konuşma gecikmesi ve konuşmada yaşanan problemlerin de bilindik gerçekler olduğuna dikkati çekerek, “Erken yaşlarda özel eğitim başta olmak üzere, terapilere başlanırsa Down sendromlu bireylerin yazar olabildikleri, normal zekâ kapasitesine sahip bireyler haline bile gelebildikleri, okuma yazma alanı başta olmak üzere üniversiteler bitirebildikleri de bilinen gerçeklikler. O yüzden Down sendromunu bir hastalık olarak değil; kromozomal bir farklılık olarak görmek gerekir. Sabırla, onlara uygun bir eğitim stiliyle ve terapilerle her şeyi yapabilecek bireyler haline gelebilecekleri hiçbir zaman unutulmamalı" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Mar 2025 05:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/down-sendromu-hastalik-degil-bir-farklilik-1743022730.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Huzursuz bacak sendromuna dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/huzursuz-bacak-sendromuna-dikkat-13655</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/huzursuz-bacak-sendromuna-dikkat-13655</guid>
                <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.</p><p><b>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</b>Huzursuz bacak sendromu istirahatte (kara ve havayolu seyahatlerinde dahi yaşanabilir) veya uyurken bacak ağrısı, kramp, karıncalanma, kaşıntı ve yanma hissi ile kendini belli eden bir semptomlar bütünü olup,&nbsp;bacaklar&nbsp;dışında vücudun başka yerlerinde de ortaya çıkabilir.&nbsp;Hastaların birçoğu, önleyemedikleri bir hareket etme mecburiyetinden&nbsp;(dayanılmaz dürtüsel hareket ettirme gereksinimi) yakınmakta ve hastalık kaynaklı uyku problemi yaşamaktadırlar.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1"><b>BELİRTİLERİ NELERDİR ?</b></p>

<p class="228bf8a64b8551e1">Huzursuz bacak sendromunun belirtileri: bacak ağrısı ve hareket ettirme mecburiyeti(kolları da etkileyebilir), kramp, uyuşmak hissi, karıncalanma, kaşıntı ve yanma olabilmektedir. Şikayetlerin kötüleşmesi veya sıklığının artması uyku kalitesini ciddi etkilemekte ve depresyon, panik bozukluk ve agresif tavırlara neden olabilmektedir. Genellikle yavaş başlayıp tedrici olarak artış göstermektedir. Bacaklarda hissedilen huzursuzluk hissini birçok hastalık sağlayabiliyor.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1">Huzursuz bacak sendromunda görülen bacak şikayetleri genellikle bacakların hareket ettirilmesiyle rahatlayabilmektedir, bu bulgular durgunlaşmış dokuda meydana gelmektedir. Bulgular gün sonuna doğru, uzun istirahat ve gece yarısında insanları daha çok rahatsız ediyor. Genetik kökenli olabileceği gibi diyabet, hamilelik, hipotroidi, ağır metal toksinleri, polinöropati, hormonal hastalıklar, Romatoid Artrit, Fibromiyalji Sendromu, Miyofasiyal Ağrı Sendromu, Disk Hernileri(fıtıklar), Kas hastalıklar, kansızlık, üremi, sigara içme, kafein, alkol, böbrek yetmezliği, bacaklarda kan dolaşımı yetersizliği, bazı ilaçlar nedeni ile de meydana gelebilmektedir.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1"><b>HASTALIK EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR ?</b></p>

<p class="228bf8a64b8551e1">Huzursuz bacak daha çok kadınlarda görülmekle birlikte erkeklerde ve gebelik döneminde de görülebilmektedir.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1"><b>TANISI NASIL KONULUR ?</b></p>

<p class="228bf8a64b8551e1">Huzursuz&nbsp; bacak sendromu görüntüleme yöntemleriyle veya kan tetkikleri ile ortaya çıkmamaktadır. Hastaların şikayetlerine göre teşhis konulmaktadır. Tanıyı koyabilmek için bacakları hareket ettirme ihtiyacı duyma bulgusu ön planda tutulmaktadır. Bazı hastaların değişik ifadeleri olabilmektedir. Bacaklarının gece ağrı makinası gibi rahatsız ettiği, kaslarını mengene gibi sıkıştırdığı, sanki bacaklarında karınca geziyormuş hissi deneyimlediklerini ifade etmekteler. Bu şikayetlerin hareket etmekle geçtiği veya hafiflediği görülmektedir.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1"><img height="999" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/17/doc-dr-ahmet-inanir-1739796835-416-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p class="228bf8a64b8551e1"><b>TEDAVİSİ NEDİR ?</b></p>

<p>Huzursuz&nbsp; bacak sendromu belirtilerinin görüldüğü hastalarda detaylı bir muayene ile sorunun kaynağının saptanması büyük önem taşır. Tedavi görmeyen hastalarda, gündüz aşırı uyku hali, sıklıkla günlük yaşamlarında, işlerinde, sosyal ilişkilerinde problemler, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, depresyona yatkınlık sık görülür. Huzursuz bacak sendromunun tedavisinde hastalığın altında yatan nedenleri (demir eksikliği, diyabet vs.) tedavi etmek amacı ile ilaçlar kullanılabilir.</p>

<p>Ayrıca kesin tanılı hastalarda İlaç tedavisi olarak dopamin düzeyini artırıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Hafif hastalık belirtisi gösteren hastalarda günlük egzersizler, masajlar, soğuk veya sıcak uygulamalar belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur. Ayrıca hastalığın ortaya çıkmasına neden olan ilaçların kullanımının kısıtlanması gerekir.</p>

<p>Alkol, kahve,&nbsp;çikolata ve sigara kullanımı sonlandırılmalıdır. Parkinson hastalığı, böbrek hastalığı, varis, romatizmal bir hastalıkları var ise öncelikle tedavi edilmelidir.&nbsp; Vitamin(özellikle B12 ve D- vitamini,) ve mineral(Magnezyum) eksiklikleri giderilmelidir. Hastaların tedavisinde kısıtlı kalınmamalı; Nöralterapi, Manuel terapi, Prolotrapi, Kupa terapi, Kinezyolojik bantlama, Ozon terapi ve çok&nbsp;güncel bir tedavi yaklaşımı olan rejeneratif tedavi seçenekleri hastanın hizmetine sunulmalıdır.&nbsp;Tedaviye, hastanın şikayetleri kayboluncaya kadar devam edilmelidir.&nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Mar 2025 08:19:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/huzursuz-bacak-sendromuna-dikkat-1742966377.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyabet Nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/diyabet-nedir-13626</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/diyabet-nedir-13626</guid>
                <description><![CDATA[Diyabet Nedir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Diyabet, insülinin yeterli üretilememesi, etkisinin zayıf olması ya da her iki durumun bir arada bulunması nedeniyle vücutta kan şekeri dengesinin bozulduğu bir metabolik bozukluktur. Bu süreç, genetik yatkınlık, yaşam tarzı faktörleri, obezite ve çevresel etkenlerle birleşerek hastalığın gelişimini etkiler. </p>

<p><strong>Tip 1 Diyabet</strong></p>

<ul>
	<li>Genellikle ani ve hızla gelişir. Genellikle 30 yaşından önce başlar. </li>
	<li>Çocuklarda ve gençlerde görülür.</li>
	<li>Vücut, çok az insülin üretir ya da hiç insülin üretmez. İnsülin eksikliği nedeniyle kan şekeri yüksek seviyelerde kalır. Bu bireyler, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutabilmek için yaşamları boyunca insülin almak zorundadırlar.</li>
	<li>Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür.</li>
</ul>

<p> </p>

<p><strong>Tip 1 Diyabetin Belirtileri;</strong></p>

<p>Tip I diyabetin semptomları hemen her zaman birdenbire ortaya çıkar.</p>

<ul>
	<li>Aşırı susama</li>
	<li>Aşırı acıkma</li>
	<li>Ani kilo kaybı</li>
	<li>Sık idrar yapma</li>
	<li>Aşırı yorgunluk hissi şeklinde görülür.</li>
</ul>

<p><strong>Tip II Diyabet </strong></p>

<ul>
	<li>Ailesinde diyabetli olanlar,</li>
	<li>BMI >25</li>
	<li>4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar,</li>
	<li>Stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.</li>
	<li>Ayrıca pankreasın kronik iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ile hipertiroidi, akromegali gibi bazı hormon hastalıkları Tip 2 diyabete yol açabilir.</li>
</ul>

<p><strong>Tip II Diyabetin Belirtileri </strong></p>

<ul>
	<li>Yorgunluk hissetmek,</li>
	<li>Sık sık infeksiyon gelişmesi</li>
	<li>Ciltteki kesiklerin veya yaraların çok yavaş iyileşmesi</li>
	<li>Sık idrar yapma8</li>
	<li>Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma</li>
	<li>Açlık hissinin fazlalaşması ve çok yeme</li>
	<li>Ağız kuruluğu ve çok su içme </li>
</ul>

<p><strong>Tip II Diyabetin Nedenleri</strong></p>

<ul>
	<li>Karaciğerde glikoz üretimi artışı</li>
	<li>İnsülin direnci </li>
</ul>

<p><strong>Tıp II Diyabette Risk Faktörleri</strong></p>

<ul>
	<li>Yaşı 40’ın üzerinde olanlar,</li>
	<li>Şişmanlar,</li>
	<li>Ailelerinde başka diyabet hastaları bulunanlar,</li>
	<li>Gebelik sırasında diyabet gelişenler,</li>
	<li>4,5 kg’dan daha ağır bebek doğuranlar,</li>
	<li>Bir hastalığın veya yaralanmanın stresini yaşayanlar,</li>
	<li>Tansiyonu yüksek olanlar</li>
</ul>

<p><strong>Gestasyonel Diyabet</strong></p>

<p>Gestasyonel diyabet (GD), diyabeti olmayan ancak hamilelik sırasında diyabet gelişen kadınlarda görülen bir durumdur. Genellikle gebelik sonrasında düzelir, ancak sonraki gebeliklerde yeniden ortaya çıkma riski bulunur.  </p>

<ul>
	<li>Gestasyonel diyabetin %80’i, ilerleyen yıllarda tip 2 diyabete dönüşme eğilimindedir.  </li>
	<li>Gestasyonel diyabet geçiren kadınların, 16 yıl içinde diyabet geliştirme riski %30 iken, bu oran genel nüfus için sadece %10’dur.  </li>
	<li>Hamilelik sırasında kilo artışı 20 kg’ı aşarsa, gestasyonel diyabet tanısı kesin olarak konulur.</li>
</ul>

<p><strong>Diyabetin Teşhisi</strong></p>

<ol>
	<li>Kan şekeri ölçümü = AKŞ > 126 mg / dl ise DM</li>
	<li>Oral Glukoz Tolerans TESTİ (OGTT) = Akş 100-126 mg/dl. Arasında olanlara yapılır.</li>
	<li>İdrar Şekerinin Kontrolü </li>
	<li>Keton Testi </li>
</ol>

<p> </p>

<p><strong>Diyetisyenin Diyabetteki Rolü Nedir?</strong></p>

<p>Diyetisyenler, diyabetin yönetiminde önemli bir rol oynar ve kişiye özel beslenme planları oluşturarak kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. </p>

<p>Bireylerin beslenme ihtiyaçlarını değerlendirir, onlara uygun yemek planları sunar ve yaşam tarzı değişikliklerini benimsemelerine rehberlik eder.</p>

<p>Danışanı ile birlikte çalışarak diyet alışkanlıklarını iyileştirir, kilo kontrolünü destekler ve yeterli beslenmeyi sağlar. Bu süreç, karbonhidrat, yağ ve protein gibi makro besinlerin doğru miktarda ve zamanında tüketilmesiyle kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesini hedefler. </p>

<p>Diyabetli bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlamak için beslenme düzeninin yanı sıra düzenli egzersiz yapmaları için de önerilerde bulunur. </p>

<p><strong>Hangi Yiyecekler Tüketilmelidir? </strong></p>

<p>Herhangi bir yiyeceği aşırı miktarda tüketmekten kaçının; sağlıklı beslenmenin temelinde denge vardır. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri doğru miktarda ve zamanında almak, hiperglisemi ve hipoglisemi risklerini azaltarak kan şekerini kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Ayrıca, bu denge hem kısa vadede hem de uzun vadede olası komplikasyonların önlenmesine veya ertelenmesine katkı sağlar.</p>

<p>Yağsız süt, düşük yağ içeriğine sahip olsa da kalorisi bulunmaktadır. Diyet ürünleri şekersiz olabilir, ancak bunların içinde bulunan un, yağ ya da meyve şekeri, kan şekeri ve yağ seviyelerinin kontrolü için ideal olmayabilir. Eğer porsiyonlarınızı düzgün bir şekilde kontrol edebiliyorsanız, sevdiğiniz pek çok farklı yiyeceği, dengeli bir şekilde tüketebilirsiniz.</p>

<p><strong>Beslenme Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></p>

<p>Diyabetin beslenme tedavisinin amacı, diyabetli birey için yaşam boyu sürdürülebilir ve ideal bir beslenme planı oluşturmaktır. Bu planın hedefleri şunlardır:</p>

<ul>
	<li>Kan şekerini normal seviyelerde tutmak,  </li>
	<li>Hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ve hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) gibi ani komplikasyonları önlemek,  </li>
	<li>İdeal vücut ağırlığını sağlamak ve bunu korumaktır.</li>
	<li>Tip 2 diyabetli bireyler için, beslenme tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:</li>
	<li>Bireysel ihtiyaçlara uygun, yeterli miktarda ve doğru zamanlamayla yemek yemek,  </li>
	<li>Kan şekeri kontrolünü sağlamak için kişiye uygun miktarda karbonhidrat içeren besinler tüketmek,  </li>
	<li>Besin çeşitliliğini artırmak,  </li>
	<li>Lif alımını artırarak posalı besinler tüketmek,   </li>
	<li>Basit şekerler (örneğin, toz şeker, bal, tatlılar, meyve suyu) yalnızca diyetisyen önerisi ve kontrolü altında tüketmek.</li>
</ul>

<p><strong> </strong></p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 10:55:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/diyabet-nedir-1742543750.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşırı ekran süresi dikkat dağınıklığı ve öfke nöbetlerini tetikliyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/asiri-ekran-suresi-dikkat-daginikligi-ve-ofke-nobetlerini-tetikliyor-13623</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/asiri-ekran-suresi-dikkat-daginikligi-ve-ofke-nobetlerini-tetikliyor-13623</guid>
                <description><![CDATA[Aşırı ekran süresinin dikkat dağınıklığı, öfke nöbetleri ve motor beceri gelişiminde gerileme gibi sorunlara yol açabildiğine dikkat çeken Ergoterapi Uzmanı Emrullah Harun Kaya, otizmli çocukların ekran kullanımının sınırlı, denetimli ve bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde yönetilmesi hem eğitimsel hem de gelişimsel süreçleri desteklemek adına önemli olduğunu söyledi. Kaya, yaş gruplarına göre ekran sürelerinin de ne kadar olması gerektiğini anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı ekran süresinin dikkat dağınıklığı, öfke nöbetleri ve motor beceri gelişiminde gerileme gibi sorunlara yol açabildiğine dikkat çeken Ergoterapi Uzmanı Emrullah Harun Kaya, otizmli çocukların ekran kullanımının sınırlı, denetimli ve bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde yönetilmesi hem eğitimsel hem de gelişimsel süreçleri desteklemek adına önemli olduğunu söyledi. Kaya, yaş gruplarına göre ekran sürelerinin de ne kadar olması gerektiğini anlattı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Ergoterapi Uzmanı Emrullah Harun Kaya, özellikle küçük yaş gruplarında ekran süresinin sınırlı tutulmasının büyük önem taşıdığını belirterek, içeriğin düşük uyarımlı ve eğitici olması ayrıca, ebeveyn veya eğitimcilerin çocuklara eşlik etmesi önerisinde bulundu.</p><p>Aşırı ekran sürelerinin otizmli çocuklar üzerindeki etkilerinden bahseden Kaya, ekran süresinin uzunluğu otizmli çocukların sosyal etkileşiminden uzak kalmalarına neden olduğunu söyledi.</p><p>Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların ekran kullanımı ile ilgili gözlemlerin bireysel farklılıklar gösterdiğini aktaran Kaya, “Ortak eğilimlere bakmak daha doğru sonuçlar ortaya koyabiliyor. Otizmli çocuklar genellikle çevreden alınan uyaranlara karşı duyarlıdırlar ve bu nedenle ekran dikkatlerini çeker. Ancak ekran süresinin uzun olması durumunda, bu çocukların sosyal etkileşimden uzak kaldıkları ve çift yönlü etkileşim becerilerinde zorluk yaşadıkları gözlemleniyor.” dedi.</p><p>Ayrıca ekran başında geçirilen sürede dikkat sürelerinin kısaldığı, bir aktiviteye odaklanma sürelerinde azalma olduğunun görüldüğünü dile getiren Kaya, “Bu durum davranışsal sorunlarının artmasına neden olabilir. Dil becerilerinde zayıflık ve duyusal entegrasyonlarının desteklenmesi gereken Otizmli bireylerin ekran kullanımının sınırlandırılması büyük önem taşır.” şeklinde konuştu.</p><p><strong>DİKKAT DAĞINIKLIĞI VE ÖFKE NÖBETLERİ, AŞIRI EKRAN KULLANIMIN OLUMSUZ SONUÇLARI ARASINDA…</strong></p><p>Ekran kullanımının otizmli bireyler üzerindeki etkilerine bakıldığında hem olumlu hem de olumsuz yanları olduğunu ifade eden Emrullah Harun Kaya, “Olumlu etkileri arasında, dijital uygulamaların dil gelişimi, iletişim becerileri ve bilişsel süreçler üzerinde destekleyici rol oynandığına dair bulgular gösterilebilir.” dedi.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/20/1742463568-emrullah-harun-kaya-t-bbi-kadro-1742478599-288-x750.jpeg" height="499" width="750"></p><p>Ancak ekran kullanımın aşırıya kaçması durumunda çeşitli olumsuz etkiler ortaya çıkabildiğini vurgulayan Kaya, “Uzun süreli ekran maruziyeti, çocuklarda sosyal ilişkiler, davranışsal problemler ve sosyal becerilerde gerileme gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca, ekran başında geçirilen zamanın artması motor beceri gelişimi ve fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Dikkat dağınıklığı, aşırı uyarılma ve öfke nöbetleri gibi davranışsal bozukluklar, aşırı ekran kullanımın olumsuz sonuçları arasında yer alır. Bu bağlamda otizmli çocukların ekran kullanımının sınırlı, denetimli ve bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde yönetilmesi hem eğitimsel hem de gelişimsel süreçleri desteklemek adına önemlidir.” diye konuştu.</p><p><strong>YAŞ GRUPLARINA GÖRE EKRAN SÜRELERİ KAÇ YAŞ OLMALI?</strong></p><p>Genel yaş gruplarına göre önerilen ekran sürelerini hatırlatan Kaya, “0-2 yaş arası çocuklar için ekran süresi genellikle önerilmez. Bu yaş grubundaki çocukların erken gelişimlerinde, özellikle dil, motor beceriler ve sosyal etkileşimler açısından, yüz yüze iletişim ve fiziksel oyunlar daha önemli kabul edilir. 2-5 yaş arasındaki çocuklar için, ekran süresi günde 1 saati geçmemeli. Bu yaş grubunda, ekran zamanı eğitici ve interaktif olmalı. 6 yaş ve üzeri çocuklar için ekran süresi, günlük 1-2 saat arasında olmalı. Bu yaş grubunda, eğitici programlar, okuma ve yazma becerilerini geliştiren içerikler, sosyal etkileşimi teşvik eden oyunlar ve diğer öğrenme aktiviteleri önerilir.” dedi.</p><p>“Otizmli çocukların ekran kullanımı sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, ekran süresinin sınırlı tutulması, içeriğin eğitici ve yapılandırılmış olması ve çocukların gelişimsel ihtiyaçlarına uygun içeriklerin tercih edilmesidir.” diyen Emrullah Harun Kaya, ekran içeriğinin, düşük uyarımlı, sakinleştirici ve dikkat dağıtmayan unsurlardan oluşması, görsel ve işitsel öğelerin uyumlu olması gerektiğini vurgularken, ekran süresi sonrası sosyal etkileşimlere ve fiziksel aktivitelere zaman ayrılması, çocukların sağlıklı gelişimini destekler.” önerisinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 05:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/asiri-ekran-suresi-dikkat-daginikligi-ve-ofke-nobetlerini-tetikliyor-1742501966.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-13607</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-13607</guid>
                <description><![CDATA[Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güçlü ve&nbsp;sağlıklı kemiklere&nbsp;sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız.&nbsp;Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı&nbsp;Doç.Dr.Ahmet&nbsp;İnanır&nbsp;konu hakkında önemli bilgiler verdi.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong>Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir.</p><p class="228bf8a64b8551e1">Kemikleri&nbsp; sağlıklı &nbsp;tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve &nbsp;içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><strong>SAĞLIKLI KEMİK İÇİN HANGİ BESİNLERİ TÜKETMEK GEREKİYOR ?</strong></p><p class="228bf8a64b8551e1">Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri, &nbsp;soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun &nbsp;sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini&nbsp; balık&nbsp; yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır.</p><p class="228bf8a64b8551e1">Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini&nbsp; turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, &nbsp;bamya, brokoli,&nbsp; şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde &nbsp;kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini&nbsp; kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz &nbsp;ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de&nbsp;kemik&nbsp;gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><strong>KEMİK SAĞLIĞINI KORUMAK NEDEN ÖNEMLİ ?</strong></p><p class="228bf8a64b8551e1">İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><strong>KEMİKLERİ GÜÇLENDİREN BESİNLER NELERDİR ?</strong></p><p class="228bf8a64b8551e1">Süt &nbsp;ürünleri,&nbsp; soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak,&nbsp; bamya, brokoli,&nbsp; şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><strong>KEMİK SAĞLIĞI İÇİN HANGİ BESİNLERDEN UZAK DURALIM ?</strong></p><p class="228bf8a64b8551e1">Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO’lu ürünlerden de titizlikle &nbsp;uzak kalınmalıdır.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><strong>KEMİK ERİMESİNE KARŞI ÖNERİLERİNİZ ?</strong></p><p class="228bf8a64b8551e1">Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de&nbsp; mücadele edilmelidir.</p><p class="228bf8a64b8551e1"><img src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/17/doc-dr-ahmet-inanir-1739796835-416-x750.jpeg" height="999" width="750"></p><p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 05:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-1742326516.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklardan mükemmellik beklemek olumsuz sonuçlanabiliyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cocuklardan-mukemmellik-beklemek-olumsuz-sonuclanabiliyor-13578</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cocuklardan-mukemmellik-beklemek-olumsuz-sonuclanabiliyor-13578</guid>
                <description><![CDATA[Birçok ebeveynin, çocuklarının başarılı olmasını istediğini belirten uzmanlar, ancak bazen bu beklentilerin abartılarak çocukların her alanda mükemmel olmalarının istendiğini söylüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birçok ebeveynin, çocuklarının başarılı olmasını istediğini belirten uzmanlar, ancak bazen bu beklentilerin abartılarak çocukların her alanda mükemmel olmalarının istendiğini söylüyor.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocuklardan mükemmellik beklemenin kısa ve uzun vadedeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Mükemmeliyetçi ebeveyn tutumunun, çocuklarda kaygı, özgüven eksikliği ve başarısızlık korkusuna yol açabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocuklukta sürekli eleştirilen veya yeterince iyi olmadığı hissettirilen bireyler, yetişkinliklerinde yoğun kaygı, başarısızlık korkusu ve depresyon belirtileri gösterebilirler.” dedi. Başarıyı sadece notlarla değerlendirmenin, merak duygusunu körelterek öğrenmeyi bir zorunluluk haline getirebileceğini aktaran Ülkü, ebeveynlerin çocuklarına sadece başarılarıyla değil, kendileri olarak değerli hissettirmeleri gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Mar 2025 14:06:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/cocuklardan-mukemmellik-beklemek-olumsuz-sonuclanabiliyor-1742036796.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sırt Ağrısı Omurga Tümörü Habercisi Olabilir!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sirt-agrisi-omurga-tumoru-habercisi-olabilir-13499</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sirt-agrisi-omurga-tumoru-habercisi-olabilir-13499</guid>
                <description><![CDATA[Omurga (Vertebra) tümörleri çeşitli şekillerde tanımlanabilir. Öncelikle omurga kemiği ile omurilik tümörlerini birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Biz burada sizlere omurga kemiği tümörlerinden bahsedeceğiz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Omurga kemiği tümörleri kendi dokusundan (primer=birincil) ve vücudun başka kanser odağından kaynaklanan (metastatik=sekonder) olmak üzere iki gruba ayrılır.</p>

<p>Omurga, akciğer ve karaciğeri takiben kanser hücrelerinin metastaz yaptığı en yaygın üçüncü bölgedir Omurları etkileyen çoğu tümör, vücudun başka bir yerinden omurgaya yayılır (metastaz yapmış) ve genellikle prostat, meme, akciğer, böbrek, tiroid veya barsak kaynaklıdır. Vücudun herhangi bir yerinde kansere yakalanmış tüm hastaların% 40’ından fazlası, kanserlerinin yaşamları boyunca omurgalarına yayılmasını yaşayacaktır. Neyse ki, bu hastaların sadece% 10’unda şikayete neden olur. Bu nedenle vertebral tümörler, daha önce kanser öyküsü olan kişilerde daha yaygındır. </p>

<p>Omurganın kendi dokusundan kaynaklı (primer) tümörler çok daha az yaygındır. Primer tümörler iyi (benign) ya da kötü (malign) karakterde olabilir.</p>

<p>• İyi huylu bir spinal tümör genellikle düzgün sınırlara sahiptir. İyi huylu bir tümör kanser değildir, ancak şikayetlere neden oluyorsa, omurga üzerinde hasara neden oluyorsa veya sinirlere baskı oluşturuyorsa çıkarılması gerekebilir. Anevrizmal kemik kisti, osteoid osteoma, osteoblastoma, osteokondrom ve hemanjiom bunlara örnektir.</p>

<p>• Kötü huylu tümörler komşu sağlıklı dokulara yayılabilen, başka organlara (akciğer, karaciğer vs) sıçrayabilen ve hayatı tehdit edebilen kanserlerdir. Malign omurga tümörlerinde kondrosarkomlar, Ewing sarkomları ve osteosarkomlar bulunur.</p>

<p>Omurga tümörleri, özellikle büyüdükçe ve bulunduğu yerdeki dokulara hasar verdiği ölçüde, farklı şikayetlere neden olabilir. Tümörler omurga kemiğiniz dışında omuriliğinizi veya sinir köklerini, kan damarlarını veya komşu organlarınızı etkileyebilir. Omurga tümör belirtileri ve semptomları arasında şunlar olabilir:</p>

<p>• En sık şikayet sırt ağrısıdır. Sırt ağrısı istirahat ile hafiflemediği gibi geceleri daha şiddetli olabilir. </p>

<p>• Özellikle kollarınız veya bacaklarınızda duyu kaybı veya kas zayıflığı</p>

<p>• Yürüme zorluğu, bazen düşmelere neden olabilir.</p>

<p>• Bağırsak veya mesane fonksiyonunun kaybı (idrar ve dışkı yapamama/kontrol edememe)</p>

<p>• Yavaş ya da hızlı gelişen kol ya da bacağın bir kısmını yada tümünü etkileyen felç gelişebilir.</p>

<p>Omurga tümörleri, tümör tipine bağlı olarak farklı oranlarda ilerler.</p>

<p><strong>Ne zaman doktora görünmek gerekir</strong></p>

<p>Sırt ağrısının birçok nedeni vardır ve çoğu sırt ağrısına bir tümör neden olmaz. Ancak, erken tanı ve tedavi vertebral tümörler için önemli olduğu için, doktorunuza sırt ağrınız ile ilgili şu bilgileri verin:</p>

<p>• Kalıcı ve ilerleyici</p>

<p>• Etkinlikle ilgili değil</p>

<p>• Geceleri daha da kötüleşiyor</p>

<p>• Kanser hikayeniz var ve yeni sırt ağrısı gelişti</p>

<p><strong>Aşağıdaki durumlarda hemen tıbbi yardım alın:</strong></p>

<p>• Bacaklarınızda veya kollarınızda ilerleyici kas zayıflığı veya uyuşma</p>

<p>• Bağırsak veya mesane fonksiyonundaki değişiklikler</p>

<p><strong>Gidişat (Prognoz)</strong></p>

<p>Bir omurga tümöründe gidişatı belirleyen mevcut tümörün iyi ya da kötü olmasıdır. İyi huylu tümörler uygun cerrahi ile genellikle sorunsuz iyileşir. Omurganın kendisinden kaynaklanan (primer) kötü huylu tümörlerde gidişatın iyi olması, tümörün başka organa yayılmamasına, cerrahi ile tamamının çıkarılmasına ve kemoterapi ve/veya radyoterapiye iyi bir cevap vermesine bağlıdır.   </p>

<p>Başka bir kanser odağından kaynaklanan (metastaz) omurga tümörlerinde gidişat başlıca, mevcut kanserin cinsi, omurga dışında başka bir organa yayılım varlığı ve hastanın genel durumuna bağlıdır.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><strong>Riskler</strong></p>

<p>Hem iyi hem de kötü vertebral tümörler, omiriliğinizdeki sinirleri sıkıştırarak, tümörün bulunduğu yerin altında bir hareket veya duyu kaybına yol açabilir. Bu bazen bağırsak ve mesane fonksiyonunda değişikliklere neden olabilir. Sinir hasarı kalıcı olabilir.</p>

<p>Bir vertebral tümör, omurganın kemiklerine de zarar verebilir ve onu dengesiz hale getirebilir; bu da ani bir kırık veya omuriliği yaralayabilecek omurganın çökmesi riskini artırır.</p>

<p>Bununla birlikte, eğer tümör erken yakalanır ve hızlı bir şekilde tedavi edilirse, daha fazla fonksiyon kaybını önlemek ve sinir fonksiyonunu yeniden kazanmak mümkün olabilir. Yerleşin yerine bağlı olarak, omuriliğin kendisine doğru baskı yapan bir tümör yaşamı tehdit edici olabilir.</p>

<p><strong>Teşhis</strong></p>

<p>Vertebral tümörler bazen göz ardı edilebilir çünkü semptomları daha sık görülen durumlara benzemektedir. Bu nedenle, doktorunuzun tam tıbbi geçmişinizi bilmesi ve genel fiziksel ve nörolojik muayeneleri yapması özellikle önemlidir.</p>

<p>Eğer doktorunuz bir vertebral tümörden şüpheleniyorsa, aşağıdaki testlerden biri veya birkaçı tanının doğrulanmasına yardımcı olabilir ve tümörün yerini belirleyebilir:</p>

<p>Düz grafi: Düz radyografi, pediküllerin veya omur gövdesinin erozyonunu göstermek için kullanılır. Bununla birlikte, radyolojik bulgular sadece kemik yıkımı% 30-50’ye ulaştığında ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>• Manyetik rezonans görüntüleme (MRG). MRG, omurga, omurilik ve sinirlerinizin doğru görüntülerini üretmek için güçlü bir mıknatıs ve radyo dalgaları kullanır. MRG genellikle vertebral tümörleri teşhis etmek için tercih edilen testtir. Belli dokular ve yapıları vurgulamaya yardımcı olan bir kontrast madde, test sırasında ayağınızdaki veya önkoldaki bir damar içine enjekte edilebilir.</p>

<p>• Bilgisayarlı tomografi (BT) taraması. MRG yumuşak dokuları daha ayrıntılı gösterirken BT kemik yapıları göstermede daha üstün ve kullanışlıdır. BT taraması MRG ile kombinasyon halinde kullanılabilir. Ayrıca nereden kaynaklandığı bilinmeyen metastaz hastalarında primer odağı saptamak için akciğer, karın (batın) tomografisi çekilir. </p>

<p>Metastatik hastalarda başka bir omurga lokalizasyonunda da lezyon olabilme ihtimalinden dolayı (%15) görüntüleme yöntemleri tüm omurgayı içerecek şekilde çekilmelidir.</p>

<p>Kemik tarama(sintigrafi): Özellikle metastaz hastalarında omurga dışında başka bir kemikte lezyon olup olmadığını teyit etmek için kullanılır.</p>

<p>Pozitron emisyon tomografisi (PET) �CT: Sistemik hastalığın hızlı taranmasına ve evrelemesine izin verir. Ayrıca kanserli hastalarda kemoterapiye yanıtı belirlemek için kontrol amaçlı çekilebilir.</p>

<p>• Biyopsi. Çoğu zaman, tümör tipini belirlemenin tek yolu, bir mikroskop altında küçük bir doku örneğini (biyopsi) incelemektir. Biyopsi sonuçları tedavi seçeneklerini belirlemede yardımcı olacaktır.</p>

<p>Biyopsi örneğini elde etmek için kullanılan yöntem, genel tedavi planının başarısı için kritik olabilir. Çoğu durumda anestezi altında bir görüntüleme (genellikle X-ışını=skopi veya BT ) klavuzluğunda biyopsi iğnesi ile kapalı olarak işlem uygulanır.</p>

<p>Çoğu vertebral tümör için tedavi seçenekleri şunlardır:</p>

<p>• <strong>Ameliyat.</strong></p>

<p>Cerrahi olarak vertebral tümörün çıkarılması ve oluşan boşluğun doldurulması: İdeal olarak, vertebral tümör tedavisinin amacı tümörden tamamen kurtulmaktır. Ancak, bu, omurilikte veya çevredeki sinirlerde kalıcı hasar riskiyle beraber olabilir. Bu seçenek genellikle genel durumu iyi olup uzun dönem yaşam beklentisi olan hastalar için tercih edilir.</p>

<p>Omirilik basısına neden olan tümör dokusunun ortadan kaldırılması ve omurganın sabitlenmesi: Özellikle malign karakterdeki tümörler omirilik basısına neden olarak kısmı yada tam felçe neden olabilir. Bu durumda basıyı ortadan kaldırmak için omiriliğin etrafı boşaltılır (seperasyon cerrahisi) ve etkilenen omurgayı sabitlemek için vidalama yöntemi (enstrümentasyon) uygulanır.  </p>

<p>Vertebroplasti/ Kifoplasti: Bu prosedürler, çökmüş vertebral kemiği yeniden yapılandırıp hizalanmayı düzeltmesine veya bir sinir üzerindeki basıncı gidermesine izin verir. Vertebroplasti ve kifoplasti, X-ray ekipmanı (skopi) olan bir ameliyathanede gerçekleştirilen görüntü kılavuzlu prosedürlerdir.</p>

<p>Bu prosedür ya genel anestezi altında ya da lokal anestezi destekli sedasyon altında (hastanın uyanık olduğu) yapılır. Bir veya iki iğne, arkadaki deriden kırık vertebraya röntgen rehberliği altında kapalı olarak ilerletilir. Skopi ile iyi iğne yerleşimini doğruladıktan sonra, cerrah kemik çimentosunu kırık vertebraya enjekte eder. Çimento, birkaç dakika içinde sertleşir, kemikte ani stabilite ve ağrının giderilmesini sağlar. Bu yöntem genel durumu iyi olmayan kanser hastalarında uygulanabilir.</p>

<p>•<strong>Radyoterapi: </strong> Bu, tümüyle çıkarılamayacak tümörlerin kalıntılarını ortadan kaldırmak için operasyonu takiben veya ameliyat edilemez tümörleri tedavi etmek için uygulanabilir</p>

<p>Bazı vertebral tümörler için ilk basamak tedavi olabilir. Radyasyon tedavisi, ameliyat çok riskli olduğunda yalnızca ağrıyı hafifletmek için de kullanılabilir.</p>

<p>Stereotaktik radyocerrahi (SRS). Aslında cerrahi olmayan bu tedavi, yüksek dozda kesin olarak hedeflenen radyasyon sağlar. SRS’de, doktorlar, bilgisayarları radyasyon ışınlarını tüm noktalarda kesin doğrulukta ve birden çok açıdan odaklamak için kullanır. Klasik radyoterapi yöntemlerine göre etkinliği yüksek ve yan etkisi düşüktür. Radyocerrahide, vertebra tümörlerini tedavi etmek için radyasyonu stereotaktik olarak kullanan farklı tipte (Cyberknife vs) teknolojiler vardır. </p>

<p>• <strong>Kemoterapi: </strong> Birçok kanser türü için standart bir tedavi olan kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya büyümelerini engellemek için kullanılır. Tek başına ya da diğer terapilerle kombinasyon halinde kullanılabilir.</p>

<p>• <strong>Hormonoterapi:</strong> Sıklıkla prostat ve meme kanserli hastalarda kullanılır.</p>

<p> •<strong>İmmünoterapi:</strong> Melanom, akciğer ve böbrek kanserine bağlı metastatik hastalarda kullanılır</p>

<p>•<strong>Steroidler:</strong> Cerrahi ve radyasyon terapisi, tümörlerin kendisi de omurilikte mikropsuz iltihaba (enflamasyon) neden olabilir, doktorlar bazen ameliyatı takiben ya da radyasyon tedavisi sırasında ödemii azaltmak için kortikosteroidler reçete ederler.</p>

<p>Kortikosteroidler inflamasyonu azaltsalar da, kas güçsüzlüğü, osteoporoz, yüksek tansiyon, diyabet ve enfeksiyona karşı artmış duyarlılık gibi ciddi yan etkilere neden olduğu için genellikle kısa süreli olarak kullanılırlar.</p>

<p>• <strong>Bifosfanatlar:</strong> Kemik güçlendirmesi için kullanılan bu ilaçlar tümörden etkilenen kemiklerde çökme ve kırılma riskini azaltmaktadır.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 12:48:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/sirt-agrisi-omurga-tumoru-habercisi-olabilir-1740995323.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyetisyen Gargin, Ramazan’da sağlıklı beslenmeye yönelik tavsiyelerde bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/diyetisyen-gargin-ramazanda-saglikli-beslenmeye-yonelik-tavsiyelerde-bulundu-13498</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/diyetisyen-gargin-ramazanda-saglikli-beslenmeye-yonelik-tavsiyelerde-bulundu-13498</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarında önemli değişiklikler meydana geliyor. Yemek saatlerinin değişmesiyle birlikte tüketilen yiyeceklerin çeşitleri ve miktarları da farklılaşıyor. İftar sofralarında sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat etmek büyük önem taşıyor. Ege Üniversitesi Hastanesi Sorumlu Mutfak Diyetisyeni Seylan Gargin, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için sahur öğününün atlanmaması gerektiğini söyledi. İftarda aşırı yemek tüketiminden kaçınılması ve besin çeşitliliğinin sağlanması gerektiğine değinen Diyetisyen Seylan Gargin, sağlıklı bir beslenme düzeni için Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’ye özel olarak hazırladığı “Sağlıklı Yemek Tabağı” modelinin dikkate alınmasının altını çizdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><b>“Sahura kalkmamak, halsizlik ve isteksizlik hissine neden olabilir”</b></p>

<p>Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin en önemli adımlarından birinin sahur öğünü olduğunu vurgulayan Diyetisyen Gargin, “Sahura kalkmamak ya da sadece su içmek, kan şekerinin erken saatlerde düşmesine, gün içinde halsizlik ve isteksizlik hissine neden olabilir. Uzun süre bu şekilde beslenmek sağlık açısından risk oluşturur.  Metabolizma hızı gece saatlerinde düştüğü için sahurda aşırı yağlı ve ağır yemeklerden kaçınmak gerekir. Bunun yerine süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler, çiğ sebze ve meyve gibi hafif bir kahvaltı tercih edilebilir. Alternatif olarak çorba, zeytinyağlı sebzeler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün de tüketilebilir” dedi.</p>

<p>İftar öğünlerinde aşırı yemek tüketiminin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirten Diyetisyen Gargin, “Büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra küçük porsiyonlarla beslenmek daha sağlıklıdır. Izgara, haşlama, fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin. Kavrulmuş ve kızartılmış yemeklerden kaçının. Orucu, su, hurma veya zeytinle açtıktan sonra bir miktar çorba ve salata ile başlamak, ardından 10-15 dakika sonra hafif bir et yemeği, etli sebze yemeği veya zeytinyağlı sebzelerle devam etmek sağlıklı bir seçim olacaktır. Ekmek tüketiminde ise pide yerine tam tahıllı ekmek tercih edilebilir. İftar ve sahur arasında sık sık su içmek, susama hissini engeller. Ayrıca yemekleri yeterince çiğnemek ve çok hızlı yememek sindirim problemlerini önlemek açısından önemlidir” diye konuştu.</p>

<p><b> “ Hamur işinden sakının”</b></p>

<p>Oruç tutarken rafine ürünlerden ve şekerli gıdalardan kaçınılması gerektiğini söyleyen Gargin, beyaz undan yapılan kek, poğaça, beyaz ekmek, pirinç pilavı ve kızarmış patates gibi kan şekerini hızlıca yükselten yiyeceklerin yerine, bulgur pilavı, tam buğday ekmeği ve kepekli makarnanın tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, çiğ ya da az pişmiş hayvan ürünlerinden kaçınılması gerektiğini belirtti. İftardan sonra tatlı olarak sütlü tatlılar, meyve tatlıları, kabak tatlısı, hoşaf ve kompostoların tercih edilmesini öneren Gargin, “Bağışıklık sistemini güçlendiren A ve C vitamini açısından zengin sebzelerin (havuç, brokoli, kabak, lahana) ve meyvelerin (portakal, mandalina, elma) tüketimi önemlidir. Günlük 3 porsiyon sebze, 15-20 fındık veya 5-6 ceviz ve haftada 2-3 kez kuru baklagil tüketilmeli” dedi. Diyetisyen Gargin, D vitamininin bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynadığını belirterek, “D vitamini güneş ışınlarıyla üretilir ve besinlerde sınırlı bulunur, bu yüzden güneşten faydalanılamayan durumlarda takviye alınabilir” dedi.</p>

<p><b>”Günlük sıvı tüketimi 2500-3000 ml arasında olmalıdır”</b></p>

<p>Spor yapan kişilerin oruç tutmadıkları dönemde su tüketimlerine dikkat etmeleri gerektiğini belirten Gargin, ”Günlük sıvı tüketimi 2500-3000 ml arasında olmalıdır. Spor yapan bireylerin protein ve su ihtiyacı daha fazla olduğu için, oruç tutmadıkları zaman diliminde su alımlarını artırmaları gerekir. Özellikle sadece su ya da mineralli su içmeleri önerilir. Çay, yeşil çay ve benzeri bitki çaylarının tüketilmesi, idrarla sıvı kaybına yol açabilir ve bu durum vücutta susuzluk hissi oluşturabilir. Bu tür içecekler, sıvı kaybını artırdığı için böbrek ve kalp gibi organlarda sorunlara yol açabilir. Bu nedenle spor yapan kişilerin dikkatli olmaları gerekir” dedi. Diyetisyen Seylan Gargin, oruç tutarken sindirimi kolaylaştırmak için iftardan 1-2 saat sonra kısa yürüyüşler yapılmasını tavsiye etti. “Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmalıyız” diyen Gargin, diş sağlığını korumak için de iftar ve sahur sonrası diş fırçalamanın ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 12:47:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/03/diyetisyen-gargin-ramazanda-saglikli-beslenmeye-yonelik-tavsiyelerde-bulundu-1740995254.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da doğru su tüketimi nasıl olmalı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ramazanda-dogru-su-tuketimi-nasil-olmali-13480</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ramazanda-dogru-su-tuketimi-nasil-olmali-13480</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayının gelmesiyle birlikte sağlıklı beslenme ve oruç süresini daha rahat geçirilmesi için tavsiyelerde bulunan Büyükşehir Tıp Merkezi Diyestisyeni Betül Kurt, vatandaşlara zinde kalmanın formülü olarak aşırı yağlı, şekerli ve tuzlu gıdalardan uzak durmayı önererek, “Bol su tüketmeyi asla ihmal etmeyin” uyarısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte sağlıklı beslenme ve oruç süresini daha rahat geçirilmesi için tavsiyelerde bulunan Büyükşehir Tıp Merkezi Diyestisyeni Betül Kurt, vatandaşlara zinde kalmanın formülü olarak aşırı yağlı, şekerli ve tuzlu gıdalardan uzak durmayı önererek, “Bol su tüketmeyi asla ihmal etmeyin” uyarısı yaptı.</p><p style="text-align: justify;"><strong>SAKARYA (İGFA) -&nbsp;</strong>Ramazan ayına sayılı günler kala pek çok kişi Ramazan süresince nasıl beslenilmesi gerektiğini araştırırken, Büyükşehir Tıp Merkezi Diyetisyeni Betül Kurt’tanRamazan’da oruç sürecini daha rahat geçirmeye yardımcı olacak sağlıklı beslenme önerisi geldi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>FORMÜL BELLİ</b></p>

<p style="text-align: justify;">Sahurda protein, lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin besinler tüketmenin gün boyu tokluk sağlayacağına dikkat çeken Diyetisyen Kurt, iftarda ise ani kan şekeri yükselmelerini önlemek için hafif ve dengeli beslenmenin önemini vurguladı.</p>

<p style="text-align: justify;">Kurt, Ramazan’da zinde kalmanın formülü olarak ise aşırı yağlı, şekerli ve tuzlu gıdalar tüketmekten kaçınmayı ve su tüketimini ihmal etmemeyi önerdi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>SAĞLIKLI ORUÇ AÇMANIN PÜF NOKTALARI</b></p>

<p style="text-align: justify;">Bu yıl Ramazan’da oruç süresinin 13-14 saat olacağını hatırlatan Diyetisyen Betül Kurt; “Uzun süren açlığın ardından orucu hafif besinlerle açmak büyük önem taşıyor. Zeytin, hurma ve çorba gibi besinlerle orucu açtıktan sonra, sindirimi rahatlatmak ve kan şekerinin ani yükselmesini önlemek için 5-10 dakika beklemek faydalı olacaktır. Bu kısa aranın ardından ana yemeğe geçilmesi, mideyi yormadan daha sağlıklı bir iftar yapılmasına yardımcı olur” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>DOĞRU SU TÜKETİMİ</b></p>

<p style="text-align: justify;">Kurt, “Orucu açarken ilk olarak su içmek oldukça önemlidir ancak iftar sırasında aşırı su tüketiminden kaçınılmalıdır. Su alımını birden değil, iftar sonrası sahura kadar zamana yayarak tüketmek daha sağlıklıdır. Bu sayede vücudun su dengesi korunur ve sindirim rahatlar. Ayrıca ayran veya az şekerli hoşaf gibi içecekler de sıvı alımını destekleyebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>“SAHUR YAPIN, GÜN BOYU ZİNDE KALIN”</b></p>

<p style="text-align: justify;">Ramazan’da en sık yapılan hatalardan birinin sahur yapmadan sadece iftarla oruç tutmak olduğuna değinen Kurt şöyle dedi: “Tek öğünle vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri yeterince almak mümkün değildir. Bu nedenle sahur yapmak hem yeterli enerji alımı hem de oruç süresince daha rahat hissetmek için büyük önem taşır.Sahurda ise mideyi yormayan, sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Özellikle yağlı kızartmalar ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmak, gün boyunca daha konforlu ve enerjik hissetmeye yardımcı olur”&nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/27/diyetisyen-betul-kurt-1740652249-978-x750.jpeg" width="750" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 17:03:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/ramazanda-dogru-su-tuketimi-nasil-olmali-1740665014.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uçaklarda gürültüye bağlı işitme kaybına dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ucaklarda-gurultuye-bagli-isitme-kaybina-dikkat-13464</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ucaklarda-gurultuye-bagli-isitme-kaybina-dikkat-13464</guid>
                <description><![CDATA[Uçak içerisindeki gürültü özellikle uzun uçuşlarda rahatsız edici olabilir ve işitme sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uçak içerisindeki gürültü özellikle uzun uçuşlarda rahatsız edici olabilir ve işitme sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong>Kişisel ekipman kullanımı yani kulaklıklar gürültülü ortamlarda ses seviyesini düşürerek kulakları korur Özellikle endüstriyel ortamlarda mutlaka gürültüyü engelleyici kulaklıklar kullanmak gerekir.Ses seviyesinin mutlaka kontrol edilmesi gerekir 60 /60 kuralını uygulamak faydalı olur yani ses seviyesini %60’ın altında tutmak ve 60 dakikadan fazla kulaklık kullanmamak.&nbsp;</p><p>Bir diğer önemli konu gürültülü ortamlarda maruz kalma süresi eğer gürültülü ortamlarda çalışıyorsanız mutlaka düzenli molalar vermek gerekiyor, sessiz alanlar oluşturarak belli bir süre sessiz alanda zaman geçirmek ve kulağımızı dinlendirmemiz lazım.<br>İşitme kaybı olup olmadığını düzenli işitme testleri yaptıraraktan takip etmemiz gerekiyor, bununla beraber iş ortamında gürültü seviyesi ölçülüp gürültü maruziyet süresi ölçülmelidir. 8 saatlik normal bir çalışmada gürültüye maruziyet süresi izin verilen en üst seviye 85 dB dir. Bu seviyede, çalışanlar 8 saat boyunca gürültüye maruz kalabilir. Gürültü Seviyesi Artışı her 3 dB artışında, izin verilen maruziyet süresi yarıya düşer.&nbsp;</p><p>Örneğin:</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;- 88 dB için izin verilen süre 4 saattir.</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;- 91 dB için izin verilen süre 2 saattir.</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;- 94 dB için izin verilen süre 1 saattir.</p><p>Yani iş yerinde 85 desibel‘i aşan gürültü durumunda mutlaka önlem almak gerekir .</p><p>Uçak içerisindeki gürültü özellikle uzun uçuşlarda rahatsız edici olabilir ve işitme sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.Uçak içi gürültüden korunmak için aşağıdaki önlemleri alabiliriz.Kulak taçları, uçaktaki gürültüyü azaltarak sizi gürültüden korur özellikle motor gürültüsünü engellemede etkilidir.Yine gürültü önleyici kulaklıklar uçak içindeki düşük frekanslı gürültüyü etkili bir şekilde azaltır.Bu kulaklıklar uzun uçuşlarda konfor sağlar.Müzik dinlerken mutlaka ses seviyesini kontrol etmek gerekir.</p><p>Uçağın Sessiz bölgeleri tercih edilebilir.Örneğin uçağın ön bölgeleri ve arka kısımları biraz daha az gürültülüdür motor ve kanat seviyeleri daha fazla gürültü oluşturur.Uzun uçuşlarda mutlaka kulaklarınızı dinlendirmek ara sıra kulaklıklarınızı çıkarmak ve sessiz bir şekilde oturmak konsantrasyon uyku ve stres için etkilidir. Yine uçaktaki gürültüyü azaltmak için yastık ve battaniye ile başınızı desteklemek bir miktar gürültüyü engelleyebilir.Duvar kenarındaki koltuklar diğer yolcuların gürültüsünden daha az etkilenme sağlayabilir.</p><p>Yine uçuş öncesi ve uçuş sonrası yüksek gürültüye maruz kalmak yani havalimanında yüksek sesle müzik dinlemek sizin gürültüye karşı toleransınızı etkiler. Onun için öncesinde gürültüden sakınmakta yarar var.Kalkış ve iniş esnasında kabin içerisindeki gürültü ortalama 80 -85 dB civarındadır motorlara yakın koltuklarda da gürültü seviyesi daha yüksek olabilir.Yani 90 dB’e kadar da çıkabilir.Seyir esnasında uçak içerisinde ortalama gürültü seviyesi 75 -80 dB civarında seyreder.Ön ve arka kısımdaki koltuklarda motordan daha uzak olduğu için buralar biraz daha sessizdir.</p><p>Uçak dışı gürültü seviyesi kalkış esnasında 140 desibel’e çıkabilir, iniş esnasında da 120 dB civarında olabilir.85 dB ve üzerindeki gürültü maruziyetleri işitme kaybına, yorgunluk, stres ve konsantrasyon bozukluklarına neden olabilir.</p><p><strong>Peki gürültü ne gibi problemler oluşturur ?</strong></p><p>İşitme kaybı, kulak çınlaması, stres, kaygı bozukluklari, uyku bozukluklari, tansiyon artışı, kalp hızında artış, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, hafıza problemleri, depresyon, sinirlilik, baş ağrısı, iletişim sorunları ve çocuklarda gelişimsel sorunlara neden olabilir.</p><p>Prof.Dr.Yavuz Selim Yıldırım,''Onun için mutlaka gürültünün sağlık üzerindeki etkileri ciddi olabilir bu nedenle gürültü maruziyetini azaltmak ve koruyucu önlemler almak büyük önem taşır.''dedi.</p><p><br><img class="" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/25/doc-dr-yavuz-selim-bey-2-1740483067-592-x750.jpeg" height="1000" width="750"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 06:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/ucaklarda-gurultuye-bagli-isitme-kaybina-dikkat-1740488610.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LÖSEV’DEN farkındalık ve bilinçlilik semineri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/losevden-farkindalik-ve-bilinclilik-semineri-13445</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/losevden-farkindalik-ve-bilinclilik-semineri-13445</guid>
                <description><![CDATA[“Belediyeler LÖSEV ile bilinçleniyor” farkındalık semineri kapsamında, 1998 yılında Hematolog, Onkolog Dr. Üstün Ezer tarafından Ankara’da kurulan LÖSEV - Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın çalışmaları hakkında bilgi verildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Ahmet Taner Kışlalı Toplantı Salonu’nda yapılan farkındalık ve tanıtım sunumunda LÖSEV Halkla İlişkiler Sorumlusu Hasret Hantırak ve Aktif İletişim Personeli Neslişah Kandemirli “Hayatımız Çocuklarımız” sloganıyla çalışmalarını yürüten LÖSEV ‘in çalışma alanları, faaliyetleri ve projeleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Sunumda LÖSEV’ in lösemi ve kanser hastası çocuk ve yetişkinlerin ailelerine ayni ve nakdi yardım, sosyal ve psikolojik destek, eğitim desteği, iyileşmiş gençlere istihdam olanaklarının yanı sıra seyahat ve etkinlikler düzenlendiği belirtildi.</p>

<p><b>ÇOCUKLARIMIZI VE YAKINLARINI AİLE OLARAK GÖRÜYORUZ</b></p>

<p>LÖSEV tarafından 2015 yılında Avrupa’nın ilk, ülkemizin en donanımlı Lösemili Çocuklar Kenti ve multidisipliner çocuk-yetişkin hastanesi LÖSANTE’ nin kurulduğu bilgisini veren Hasret Hantırak, lösemi ve kanser hastası çocukların eğitimlerine de katkı verdiklerini belirterek; “LÖSEV bünyesinde Ankara’da kurduğumuz LSV Eğitim Kurumlarında ilk-ortaokul ve lise düzeyinde ücretsiz eğitim veriliyor. Biz çocuklarımız ve yakınlarını bir aile olarak görüyoruz. Anne Üretim Atölyelerimizde tüm geliri üretim yapan annelerimize; lösemili-kanser hastası çocuklarımızın sağlık ve eğitim giderlerine aktarılmak üzere Lösemili ve kanser hastası çocuklarımızın annelerine yetkinlikler kazandırmak ve yaşadıkları sıkıntılı sürecin acısının hafifletmeyi amaç edindik. Anne Üretim Atölyelerinde üretilen ürünler LSV Dükkanda satılıyor” dedi.</p>

<p><b>LÖSEV GÖNÜLLÜSÜ OLALIM</b></p>

<p>Türkiye genelinde 110 bini aşkın lösemi ve kanser hastası çocuk ile yetişkine ücretsiz tedavi hizmeti veren, imkanları kısıtlı ailelere eğitimden konaklamaya, her türlü maddi ve manevi desteği sağlayarak ailelere moral ve motivasyon kaynağı olan bir sivil toplum kuruluşu olan LÖSEV’in çalışmalarında gönüllülerin katkılarının önemine değinen Hasret Hantırak; “LÖSEV gönüllüsü olmak için herhangi bir yaş sınırı, eğitim şartı yok. Her yaştan duyarlı vatandaşın LÖSEV için yapabileceği bir şeyler mutlaka var. LÖSEV’ in tanıtımına destek vermek, organizasyonların düzenlenmesine yardımcı olmak, satış ve tanıtım stantlarında görev almak, bazen sadece bir sosyal medya paylaşımıyla destek vermek gibi hepimizin aslında LÖSEV için yapacağı bir şey mutlaka vardır” diyerek herkesi LÖSEV gönüllüsü olmaya davet etti.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Feb 2025 13:42:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/losevden-farkindalik-ve-bilinclilik-semineri-1740220941.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşlerin birlikte uyuması uyku kalitesini nasıl etkiliyor?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/eslerin-birlikte-uyumasi-uyku-kalitesini-nasil-etkiliyor-13444</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/eslerin-birlikte-uyumasi-uyku-kalitesini-nasil-etkiliyor-13444</guid>
                <description><![CDATA[Fiziksel temasın, oksitosin salgılanmasını artırarak güven hissi sağlayabileceğini ve uykuya dalmayı kolaylaştırabileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Bazı bireyler için partnerle yakın temas halinde uyumak güven verici bir etki yaratırken, bazıları için bu durum uykunun sık sık bölünmesine neden olabilir.” dedi. Uyku düzeni uyumsuzluğu yaşayan çiftler için ayrı uyumanın ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesine yardımcı olabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, ideal bir uyku ortamı oluşturmak için çiftlerin benzer uyku saatlerini benimsemesi, oda koşullarını birlikte belirlemesi ve uyku öncesi rahatlatıcı rutinler oluşturmasını önerdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, eşlerin birlikte uyumasının uyku kalitesine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Fiziksel temas huzurlu bir uyku sağlayabilir…</strong></p>

<p>Uykunun, fizyolojik ve psikolojik süreçlerin etkileşim içinde olduğu, vücudun dinlenmesini ve yenilenmesini sağlayan kritik bir zaman dilimi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Partnerler arasındaki fiziksel temas, uykuya dalma sürecini ve uykunun kalitesini çeşitli şekillerde etkileyebilir. Çiftler arasında yatakta sarılma, el ele tutuşma veya yakın temasta bulunma gibi davranışlar, uykuya geçiş sürecini olumlu veya olumsuz yönde değiştirebilir.” dedi.</p>

<p>Fiziksel temasın olumlu etkileri arasında, oksitosin hormonunun artışının yer aldığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Oksitosin, ‘bağlanma hormonu’ olarak bilinir ve stres seviyelerini düşürerek bireyin daha rahat bir uyku deneyimi yaşamasına katkıda bulunabilir. Özellikle kaygı bozukluğu yaşayan bireylerde, eşleriyle temas halinde olmak güven hissini artırarak uykuya dalmayı kolaylaştırabilir. Ayrıca, sarılmak veya el ele tutuşmak, parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp ritmini yavaşlatır ve bireyin daha huzurlu bir şekilde uyumasına yardımcı olabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Bazıları için uykunun bölünmesine de neden olabilir!</strong></p>

<p>Her çift için fiziksel temasın etkilerinin aynı olmayabileceğine de değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Bazı bireyler için partnerle yakın temas halinde uyumak güven verici bir etki yaratırken, bazıları için bu durum uykunun sık sık bölünmesine neden olabilir. Bu nedenle, çiftlerin kendi konfor seviyelerini keşfetmeleri ve birbirlerinin ihtiyaçlarına uyum sağlamaları önemlidir. Fiziksel temasın derecesi, çiftlerin iletişimi ile belirlenebilir ve uyku kalitesini artıracak çözümler üretilebilir. Örneğin, yatakta yakın temas kurup uyumakta zorlanan çiftler için büyük yatak tercih edilmesi veya uyku esnasında temasın belirli bir sürede sınırlandırılması faydalı olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Farklı uyku alışkanlıkları uyku kalitesini doğrudan etkileyebilir…</strong></p>

<p>“Eşlerin uyku alışkanlıkları birbirinden farklı olduğunda, bu durum uyku kalitesi üzerinde belirgin bir etki yaratabilir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, bireylerin biyolojik saatlerinin, uykuya geçiş süresinin, yatakta hareket etme sıklığının, uyurgezerlik ve diş gıcırdatma gibi faktörlerin, uyku ortamının huzurlu veya kesintili olmasına sebep olabileceğini bu farklılıkların da çiftlerin dinlenme sürecini doğrudan etkileyebileceğini aktardı. </p>

<p>Biyolojik ritimleri farklı olan bireyler arasında uyku uyumunu sağlamanın güç olabileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Bir partnerin erken yatıp erken kalkarken, diğer partnerin geç saatlere kadar uyanık kalmayı tercih etmesi bir tarafın uykuya dalmasını geciktirebilir. Ayrıca, bir eşin horlama, uyurgezerlik veya sık sık hareket etme gibi alışkanlıkları varsa, diğerinin uykusunun bölünmesine ve dinlenme kalitesinin düşmesine yol açabilir. Özellikle derin uykuya geçiş sürecinde bu tür dışsal faktörlerin etkisi, uyku kalitesini doğrudan etkileyerek bireyde yorgunluk hissine neden olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Birlikte uyumanın ilişkinin temel taşı olduğu fikri her birey için geçerli değil!</strong></p>

<p>Birlikte uyumanın pek çok çift için duygusal yakınlık ve bağlılık göstergesi olarak algılandığına vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Ancak, uyku kalitesini etkileyen faktörler nedeniyle bazı çiftler ayrı yataklarda ya da ayrı odalarda uyumayı tercih edebilir. Bu durum, ilişkinin dinamiğini değiştirebilir ve bazı bireylerde duygusal mesafe hissiyatı oluşturabilir.” dedi.</p>

<p>Ayrı uyumanın ilişkide yarattığı etkilerin, çiftin iletişimine ve birlikte geçirdiği zamanın niteliğine bağlı olduğunu da sözlerine ekleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, şöyle devam etti:</p>

<p>“Araştırmalar, kötü uyku deneyimlerinin çiftler arasındaki tartışmaları artırabildiğini ve bireylerin daha huzursuz hissetmesine neden olabileceğini gösteriyor. Ancak, birlikte uyumanın ilişkinin temel taşı olduğu fikri her birey için geçerli değil. Uyku düzeni bozuk olan, farklı uyku alışkanlıklarına sahip çiftler için ayrı uyumak, ilişkilerini daha sağlıklı sürdürebilmeleri adına faydalı olabilir. Bu bağlamda, ayrı uyuma düzeni tercih eden çiftlerin, gün içerisinde birlikte kaliteli zaman geçirmeye özen göstermesi önemli. Sarılma, sohbet etme gibi bağlanmayı destekleyen davranışlar sayesinde, ayrı yatakta uyumak ilişkide duygusal mesafeye neden olmadan sürdürülebilir hale gelebilir.”</p>

<p><strong>Birlikte rahat uyumak için alışkanlıklarınızı senkronize etmelisiniz…</strong></p>

<p>Uykunun, yalnızca bireysel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda çiftlerin ilişkisini ve genel yaşam kalitesini etkileyen temel unsurlardan biri olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, “Yapılan araştırmalar, uyku düzeni ve uyku kalitesinin çiftler arasındaki duygusal bağ, iletişim ve stres yönetimi üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>

<p>Çiftlerin daha sağlıklı ve dinlendirici uyuyabilmeleri için önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Merve Türkkol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Mümkünse, benzer saatlerde uyuyup uyanmaya çalışın. Odanın sıcaklığı, ses seviyesi ve yatak takımlarının rahatlığı gibi unsurları birlikte belirleyerek, ikinizin de konforlu hissedeceği bir uyku alanı oluşturabilirsiniz. Fiziksel teması rutine dahil etmeye çalışın. Uyumadan önce meditasyon, nefes egzersizleri veya hafif germe hareketleri gibi birlikte yapacağınız rahatlatıcı aktiviteler, uykuya geçiş sürecini kolaylaştırabilir. Yatak odasını huzurlu bir alan olarak görmek ve olumsuz duyguları buraya taşımamak önemlidir. Eğer tekrarlayan bir şekilde uyku öncesi tartışmalar yaşıyorsanız, bu durumu fark edip gün içinde duygularınızı daha sağlıklı bir şekilde ifade etmeye çalışabilirsiniz. Uyumadan önce telefon veya televizyon yerine birlikte kitap okumak, hafif bir müzik dinlemek ya da sohbet etmek, hem uyku kalitesini artırabilir hem de ilişkinize olumlu katkılar sunabilir.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Feb 2025 13:42:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/eslerin-birlikte-uyumasi-uyku-kalitesini-nasil-etkiliyor-1740220921.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış aylarında bağışıklığınızı düşürmeyin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kis-aylarinda-bagisikliginizi-dusurmeyin-13416</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kis-aylarinda-bagisikliginizi-dusurmeyin-13416</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk havalarla birlikte grip, soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlar daha yaygın hale geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler için probiyotikler ve fermente gıdalar önemli bir rol oynuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havalarla birlikte grip, soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlar daha yaygın hale geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler için probiyotikler ve fermente gıdalar önemli bir rol oynuyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong>Bağışıklık sistemi, vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı koruyan en önemli savunma mekanizmalarından biri olarak biliniyor.</p>

<p>İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Güler Yenipınar, bağırsak sağlığının bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu ve doğru beslenme ile kış hastalıklarına karşı daha güçlü bir vücut oluşturmanın bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/18/dr-o-g-r-u-y-zeynep-gu-ler-yenipinar-103121404-1739895221-18-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Dr. Zeynep Güler Yenipınar’a göre, probiyotikler ve fermente gıdalar, bağışıklık sisteminin daha güçlü çalışması ve hastalıklara karşı daha dirençli bir vücut için kritik bir rol oynuyor.</p>

<p>Bağırsak sağlığı, bağışıklık hücrelerinin yüzde 70’inden fazlasının bulunduğu bir alandır ve bu yüzden bağırsak florasındaki yararlı bakterilerin artırılması, bağışıklık sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olduğunu ifade eden Dr. Yenipınar, bu süreçte probiyotiklerin öneminin büyük olduğunu söyledi.</p>

<p>Probiyotikler ve fermente gıdalar, vücudu zararlı mikroplara karşı koruduğunu ifade eden Dr. Yenipınar, "Bağırsaklarda yer alan yararlı bakteriler, zararlı patojenlere karşı koruyucu bir bariyer oluşturur ve vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirir. Fermente gıdalarda bulunan probiyotiklerin, vücuttaki kronik inflamasyonu azaltarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bu gıdalar aynı zamanda vitamin ve mineral emilimini artırarak vücuda daha fazla besin desteği sağlıyor" diye konuştu.</p>

<p>Dr. Yenipınar, antibiyotik tedavisi gören bireylerin probiyotik alımına dikkat etmeleri gerektiğini belirterek, sağlıklı bir sindirim sistemi için düzenli bağırsak hareketlerinin önemine dikkat çekerek, kabızlık, ishal gibi sindirim sorunlarının da probiyotikler sayesinde önlenebileceğini söyledi.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Feb 2025 08:19:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/kis-aylarinda-bagisikliginizi-dusurmeyin-1739942341.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnfluenza vakaları 3 kat arttı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/influenza-vakalari-3-kat-artti-13390</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/influenza-vakalari-3-kat-artti-13390</guid>
                <description><![CDATA[Influenza (grip) vakasıyla başvuranların sayısı iki-üç kat arttı. Uzman Doktor Sedat Aydın ise bu virüsle mücadelenin panzehirini açıklayarak vatandaşlara önemli tavsiyeler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi’ne salgın haline gelen influenza (grip) vakasıyla başvuranların sayısı iki-üç kat arttı. Uzman Doktor Sedat Aydın ise bu virüsle mücadelenin panzehirini açıklayarak vatandaşlara önemli tavsiyeler verdi.</p><p style="text-align: justify;"><strong>SAKARYA (İGFA) -&nbsp;</strong>Kış aylarının ve mevsim şartlarının değişkenliği sebebiyle son aylarda tüm Türkiye’de “influenza”gribal enfeksiyonu yayılmaya devam ediyor. Uzmanlar sık sık bu gribe karşı vatandaşların daha bilinçli olması yönünde ikazlar yapıyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>TIP MERKEZİ’NE BAŞVURULAR İKİ-ÜÇ KAT ARTTI</b></p>

<p style="text-align: justify;">Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi, son bir ayda bu hastalık nedeniyle başvuranların sayısının iki-üç kat arttığını açıkladı. Tıp Merkezi Başhekimi Dahiliye UzmanıUzman Doktor Sedat Aydın, artan vakalar nedeniyle Sakaryalıları uyardı. Bu salgından korunmak için hijyen kurallarına ve mesafeye dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Aydın, gribin panzehiri olarak ise bol sıvı tüketimi ve istirahati gösterdi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ</b></p>

<p style="text-align: justify;">Uzm. Dr. Sedat Aydın,“Gribal enfeksiyon genellikle kulak, burun, boğaz ve bronşlardan kaynaklanır. Enfeksiyon ilk olarak boğaza yerleşir ve ateş, öksürük, boğaz tahrişi ile solunum güçlüğü gibi belirtilerle kendini belli eder. Bu gibi şikayetleri olanların hemen doktora başvurması, enfeksiyonun yayılmasını önlemek açısından büyük önem taşır” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>“YAKIN TEMASTAN KAÇININ, MASKE KULLANIN”</b></p>

<p style="text-align: justify;">Uzm.Dr. Aydın,<b> “</b>Özellikle mevsimsel risklerin arttığı bu dönemlerde, hastalıklardan korunmak için yakın temaslardan kaçınmak ve kalabalık ortamlarda mutlaka maske gibi koruyucu önlemler almak gerekir. Belirtilerin ortaya çıkması durumunda ise, evde kendi kendinize ilaç kullanmamalı veya serum taktırmamalısınız. Mutlaka doktora başvurmalı, tedavi sürecini uzman kontrolünde, doktorunuzun önerdiği yöntemlerle sürdürmelisiniz” diye uyardı.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>“İSTİRAHAT, BOL SIVI VE BAĞIŞIKLIK GÜÇLENDİREN BESİNLER”</b></p>

<p style="text-align: justify;">Dr. Aydın ayrıca, “Enfeksiyon durumunda, vücudumuzun iyileşmesi için en önemli tedavi yöntemlerinden biri istirahat etmek ve bol miktarda sıvı almaktır. Bol sıvı tüketmenin önemi, vücudun enfeksiyonla savaşırken ihtiyaç duyduğu suyun sağlanmasıdır.</p>

<p style="text-align: justify;">Virüslerle savaşan vücut, sürekli olarak zayıflar ve bu zayıflama, terleme ya da idrar yoluyla atılmadığı takdirde aşırı yorgunluk, halsizlik gibi şikayetlere yol açabilir. C vitamini açısından zengin olan narenciye ve diğer meyve ve sebzeler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur ve enfeksiyonla mücadelede vücuda önemli bir destek sağlar. Bu nedenle, doğru beslenme ve bol sıvı alımı, iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olacaktır” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Feb 2025 13:55:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/influenza-vakalari-3-kat-artti-1739703307.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar uyarıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/uzmanlar-uyariyor-13388</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/uzmanlar-uyariyor-13388</guid>
                <description><![CDATA[Matcha çayını günde 1-3 fincan tüketin!
Son günlerde oyuncu Elvin Levinler’in sık tükettiği matcha çayı nedeniyle kalp sağlığı sorunu yaşadığı iddiası, bu popüler içeceğin olası zararlarını yeniden gündeme getirdi. Yüksek oranda kafein içeren matcha çayının sağlık üzerindeki etkileri konusunda uzmanlar uyarılarda bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Matcha çayının yüksek miktarda kafein içerdiğini ve fazla miktarda tüketildiğinde uyku bozuklukları, anksiyete, kalp çarpıntısı ve baş ağrısı gibi kafeinle ilişkili yan etkilere yol açabildiğini kaydeden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, hem sağlık faydalarından yararlanmak hem de aşırı kafein ve oksalat alımından kaçınmak için sağlıklı bireylerde günde 1-3 fincan matcha çayı tüketiminin önerilebileceğini söyledi. </strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Kübra Şahin, matcha çayının sağlık üzerindeki etkileri konusunda uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Matcha çayı diğer çaylardan farklı</strong></p>

<p>Matcha çayının Japonya kökenli, Camellia sinensis bitkisinin gölgede yetiştirilen yapraklarından elde edilen ince bir yeşil çay tozu olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Diğer yeşil çaylardan farklı olarak, matcha çayı yaprakların tamamının kullanılması nedeniyle daha yoğun bir lezzet ve daha yüksek bir besin değeri sunar. Gölgede tutulan çay yaprakları elle toplanıp, damar ve saplarından ayırdıktan sonra buharla işlenir. Buhar işleminden sonra yapraklar, nemin giderilmesi için kurutulur. Kurutulan yapraklar, taş değirmenlerde özel olarak öğütülmesiyle ince toz haline getirilir.” dedi.</p>

<p>Son yıllarda sağlıklı yaşam ve doğal beslenme trendlerinin artmasıyla birlikte, matcha gibi doğal ürünlere olan ilginin de arttığına dikkat çeken Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Vegan ve glutensiz diyetlere de uyum sağlıyor.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Matcha çayının faydaları…</strong></p>

<p>Matcha çayının faydalarına da işaret eden Öğr. Gör. Kübra Şahin,<strong> “</strong>Yüksek antioksidan içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklardan korur. Ayrıca metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekler. A, C ve E vitaminleri gibi vitaminler içerir, bağışıklık sistemini destekler. Magnezyum, potasyum ve demir gibi mineraller açısından zengindir. Sindirim sağlığını destekleyen lif içerir. İçerdiği L-theanine aminoasidi sayesinde, kafeinle birlikte dengeli bir enerji sağlar. L-theanine sayesinde stresi azaltır. Gün boyunca zihin açıklığı, odaklanma ve konsantrasyonu artırdığı da biliniyor.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Fazla miktarda tüketim anksiyete ve kalp çarpıntısı yapıyor</strong></p>

<p>Aşırı matcha çayı tüketiminin bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Öğr. Gör. Kübra Şahin, şöyle devam etti:</p>

<p>“Matcha, yüksek miktarda kafein içermektedir. Fazla miktarda tüketim, uyku bozuklukları, anksiyete, kalp çarpıntısı ve baş ağrısı gibi kafeinle ilişkili yan etkilere yol açabilir. Mide rahatsızlıkları, bulantı veya ishal gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Yüksek oksalat içeriği nedeniyle demir emilimini azaltabilir. Özellikle ağır metaller (kurşun, arsenik gibi) açısından kirlenmiş matcha tozlarından kaynaklanabilecek toksisite riskini artırabilir.”</p>

<p><strong>Böbrek taşı oluşumuna katkıda bulunabiliyor</strong></p>

<p>Matcha çayının lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olup, bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önlediğini ifade eden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “İçerdiği antioksidanlar, mide zarında iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Matcha’nın asidik yapısı mide rahatsızlıklarına veya reflüye yol açabilir. Fazla tüketimle mide bulantısı mide bulantısına neden olabilir. Matcha, yüksek oksalat içeriği nedeniyle, böbrek taşı oluşumuna katkıda bulunabilir. Yüksek kafein içeriği, diüretik etki yaparak vücuttan sıvı atılımını artırabilir. Bu durum, böbreklerin aşırı çalışmasına neden olabilir. Matcha’nın kafein içeriği yüksek olduğundan, aşırı tüketim karaciğer üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Kalitesiz matcha tozları, ağır metaller veya pestisit kalıntıları içerebilir. Bu tür kirleticiler, karaciğerin detoksifikasyon işlevini zorlayabilir. Aşırı tüketim veya düşük kaliteli ürünler, uzun vadede organ sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.” dedi.</p>

<p><strong>Hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlar için uyarılar!</strong></p>

<p>Bazı bireylerin matcha çayı tüketiminde daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Yüksek oksalat içeriği nedeniyle böbrek taşı geçmişi olan bireylerin matcha çayı tüketiminde dikkatli olmaları gerekir. Karaciğer hastalığı veya işlev bozukluğu olan kişiler, matcha’nın potansiyel toksinlerini göz önünde bulundurarak dikkatli olmalıdır. Anksiyete, kalp ritmi bozuklukları veya uyku sorunları yaşayan kişiler, kafeine duyarlı olduklarından, matcha çayını fazla miktarda tüketmemelidir. Yüksek kafein içeriği nedeniyle, hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlar için fazla tüketim önerilmez. Kafein, fetüsün veya bebeklerin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Mide rahatsızlıkları veya reflü gibi sorunları olan bireyler, matcha’nın asidik yapısı nedeniyle rahatsızlık hissi yaşayabilir.” ifadesinde de bulundu.</p>

<p><strong>Günde 1-3 fincan tüketilmeli</strong></p>

<p>Öğr. Gör. Kübra Şahin, hem sağlık faydalarından yararlanmak hem de aşırı kafein ve oksalat alımından kaçınmak için sağlıklı bireylerde günde 1-3 fincan matcha çayı tüketiminin önerilebileceğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Feb 2025 23:50:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/uzmanlar-uyariyor-1739652636.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hedef 3 milyon ünite! Kan bağışını ihmal etmeyelim!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/hedef-3-milyon-unite-kan-bagisini-ihmal-etmeyelim-13340</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/hedef-3-milyon-unite-kan-bagisini-ihmal-etmeyelim-13340</guid>
                <description><![CDATA[Geçtiğimiz yıl ülkemizin kan ihtiyacının yüzde 97’sini karşılamayı başaran Türk Kızılay, 2025 yılında ulusal çapta 3 milyon ünite kan bağışına ulaşmayı hedefliyor. 2024’ün kan bağışı şampiyonu Isparta olurken, yaklaşan Ramazan dolayısıyla da kan bağışının ihmal edilmemesi istendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl ülkemizin kan ihtiyacının yüzde 97’sini karşılamayı başaran Türk Kızılay, 2025 yılında ulusal çapta 3 milyon ünite kan bağışına ulaşmayı hedefliyor. 2024’ün kan bağışı şampiyonu Isparta olurken, yaklaşan Ramazan dolayısıyla da kan bağışının ihmal edilmemesi istendi.</p><p>Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Günün birinde kendimiz ya da sevdiklerimiz için kana ihtiyaç duyabiliriz. Bu yüzden zorlu kış aylarında ve yaklaşan Ramazan’da kan ile ilgili sıkıntı yaşamamamız için kan bağışında bulunmayı ihmal etmeyelim” dedi.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türkiye’nin kan ihtiyacının “güvenli ve düzenli kan bağışı” yoluyla sağlanması için çalışmalarını yürüten Türk Kızılay, 2024 yılında 2.7 milyon ünite kan bağışına ulaşarak ülkemizin kan ihtiyacının yüzde 97’sini karşılamayı başardı.</p>

<p>2025 yılında 3 milyon kan bağışını hedefleyen Kızılay, kış aylarında kan bağışının mevsimsel olarak azalması nedeniyle stoklarında olası bir düşüşü önlemek için 18-65 yaş arasındaki vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulundu.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/09/1738995336-kizilay-kan-bagisi-2-1739104231-200-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>GÜNDE 9 BİN ÜNİTE KAN BAĞIŞINA İHTİYAÇ VAR</strong></p>

<p>Türk Kızılay, hastanelerin tüm gruplarda kan ve kan bileşeni ihtiyacını yüzde yüz oranında karşılamaya yetecek stok seviyesini korumak için günlük 9000 ünite kan bağışı alma hedefiyle çalışıyor. Her gün yaklaşık bin 200 hastanenin kan ve kan bileşeni ihtiyacını karşılayan Kızılay, 2025 yılında ulusal çapta 3 milyon ünite kan bağışına ulaşmayı hedefliyor. Kan uzun süre stoklanamayan bir tedavi aracı olduğu için Kızılay, yılın 365 günü aynı oranda kan bağışını koruma hedefiyle çalışıyor.</p>

<p><strong>GENEL BAŞKAN YILMAZ: KIŞ AYLARINDA İHMAL ETMEYELİM</strong></p>

<p>Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Biliyoruz ki kan, yerine başka hiçbir şey koyamadığımız bir tedavi aracı. Her birimiz günün birinde kendimiz ya da sevdiklerimiz için kan ihtiyacı duyabiliriz. Özellikle acil durumlar söz konusu olduğunda, kan bağışlarının toplanmış, test edilmiş ve hastanelere sevk etmeye hazır şekilde stoklarımızda bekliyor olması gerekiyor. Bunun sürekliliği ise düzenli kan bağışçılarımızın artmasıyla mümkün. Unutmayalım, bir ünite kan üç kişiyi hayata bağlıyor. Bu yüzden zorlu kış aylarında ve yaklaşan Ramazan ayı öncesinde kan bağışında bulunmayı ihmal etmeyelim diyoruz ve vatandaşlarımızı düzenli kan bağışında bulunmaya davet ediyoruz” dedi.</p>

<p><img height="493" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/09/1738995341-kizilay-kan-bagisi-6-1739104251-36-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Türk Kızılay, 2024 yılında toplamda 2,3 milyon bağışçıdan 2,7 milyon ünite kan bağışına aldı. Kan bağışlayanların yüzde 87’sini erkekler, yüzde 13’ünü ise kadınlar oluşturdu.</p>

<p>Eğitim durumuna göre en fazla kan bağışı, bağışçıların yüzde 34’ünü oluşturan lise mezunları ile yüzde 21’ini oluşturan üniversite mezunlarından alındı.</p>

<p>2024 yılında en yüksek kan bağışı alınan iller sırasıyla İstanbul (511 bin 183 ünite), Ankara (211 bin 012 ünite) ve İzmir (154 bin 784 ünite) oldu. Kan bağış rakamları nüfus etkisinden arındırıldığında ise bağış oranı en yüksek şehir yaklaşık yüzde 11’le Isparta oldu.</p>

<p>Isparta’yı yüzde 10’la Erzincan ve yüzde 9’la Gaziantep izledi.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Feb 2025 17:34:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/hedef-3-milyon-unite-kan-bagisini-ihmal-etmeyelim-1739111680.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İdeal kiloda olmak kanser riskini azaltıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ideal-kiloda-olmak-kanser-riskini-azaltiyor-13315</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ideal-kiloda-olmak-kanser-riskini-azaltiyor-13315</guid>
                <description><![CDATA[Kanser riskini artıran faktörler arasında sağlıklı ve dengeli olmayan beslenme şeklinin geldiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş, özellikle meme, kalın bağırsak-rektum ve kan kanserlerinin obez bireylerde normal ağırlıktakilere göre daha fazla görüldüğüne dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p><b>Sağlıklı vücut ağırlığına ve bel çevresine ulaşarak ideal ağırlığı korumanın önemli olduğunu söyleyen Demirbaş, günlük en az beş porsiyon sebze ve meyve tüketilmesini, beslenmede tam tahıllı besinlere ve kurubaklagillere daha sık yer verilmesini, enerji yoğunluğu düşük besinlerin tercih edilmesini, düzenli egzersiz ve fiziksel aktivitenin artırılmasını tavsiye etti.</b></p>

<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş, kanserin önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p><b>2050’de 35 milyondan fazla kanser vakası öngörülüyor</b></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle kanserin küresel durumuna ilişkin her 4 yılda bir Dünya Kanser Raporu hazırlandığını belirten Demirbaş, “2024 yılında yayınlanan raporda, 2022’de kanser teşhisi konulan kişi sayısının 20 milyon olduğu ve kanser nedeniyle 9,7 milyon ölümün yaşandığı bildirildi. Raporda yapılan tahminlere göre 2050 yılında dünyada 35 milyondan fazla yeni kanser vakasının olacağı öngörülüyor” dedi.</p>

<p><b>Her 5 kişiden 1’i kansere yakalanıyor</b></p>

<p>Dünya genelinde her 5 kişiden 1’i kansere yakalanırken, 9 erkekten 1’i ve 12 kadından 1’inin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Demirbaş, “Dünya genelinde 2022’de en sık görülen kanser türleri sırasıyla akciğer kanseri, meme kanseri, kolorektal kanser, prostat ve mide kanseridir. Türkiye’de 2022 yılında 240 bin 13 yeni kanser vakası görüldü” dedi.</p>

<p><b>Kanser ve beslenme ilişkisi çok fazla…</b></p>

<p>Günlük yaşamda kanser riskini arttıran ya da azaltan faktörler olduğunu kaydeden Demirbaş, “Özellikle sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, bakteri ve virüs enfeksiyonu, yüksek miktarda pestisit ve yapay kimyasallara maruz kalma, radyasyona maruziyet, yüksek yağlı besinlerin fazla miktarda tüketimi, yetersiz taze sebze ve meyve tüketimi, yetersiz posa tüketimi, olumsuz çalışma koşulları ve tuzlanmış, tütsülenmiş ve dumanlanmış besinlerin fazla tüketimi, fiziksel hareketsizlik, fazla kilolu veya obez olmak kansere yakalanma riskini artırmaktadır” uyarısında bulundu. </p>

<p><b>Yağlı besinler ve rafine edilmiş unlar riski artırıyor</b></p>

<p>Özellikle meme, kalın bağırsak-rektum ve kan kanserlerinin obez bireylerde normal ağırlıktakilere göre daha fazla görüldüğünü vurgulayan Demirbaş, “Yağ tüketiminin yüksek olması, obeziteye neden olmaktadır. Yağlı besinler ve bozulmuş yağ tüketimi, kanser yapıcı ve ilerletici maddelerin de alımının artmasına neden olmaktadır. Beslenmede özellikle rafine edilmiş unların kullanımı kolorektal, mide, üst sindirim sistemi, meme ve tiroid kanserleri riskini arttırmaktadır” dedi. </p>

<p><b>Kanserin kendisi de beslenmeyi olumsuz etkiliyor</b></p>

<p>Beslenme şeklinin kanser oluşumunda etkili olmasının yanı sıra kanserin kendisinin de bireyin beslenme durumunu olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Demirbaş, “Tedavide kullanılan kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler metabolizmaya etki ederek besin öğelerine ve enerjiye olan gereksinimi arttırır. Hem tedavilerin yan etkileri hem de hastalığın kendisi besin alımı ve kullanımını olumsuz etkiler” dedi.</p>

<p><b>Kanserden korunmak için nasıl beslenilmelidir?</b></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş, kanserden korunmak için beslenme önerilerini de şöyle sıraladı:</p>

<p> Sağlıklı vücut ağırlığına ve bel çevresine ulaşmak, ağırlık kazanımından kaçınarak bu ağırlığı korumak, </p>

<p> Mevsimin taze sebze ve meyvelerini seçerek, günlük en az beş porsiyon ve üzerinde tüketmek (400- 800 gram), tüketmeden veya hazırlamadan önce suyun altında, gerekli durumlarda sirkeli suda bekleterek, iyice temizlemek, </p>

<p> Posa alımını arttırmak (25-35 gram/gün),</p>

<p>  Süt ve süt ürünleri tüketimini en az 2 porsiyon/gün olarak tüketmek, </p>

<p> Kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeriği yüksek olan yiyecek ve içeceklerin tüketimini sınırlamak (sağlıklı bireyler için günlük total kafein alımı ≤ 400 mg olacak şekilde), </p>

<p> Enerji yoğunluğu düşük besinlerin tüketimini tercih ederek, fast-food tarzı besinlerin tüketimini azaltmak, mümkünse hiç tüketmemek, </p>

<p> Beslenmede tam tahıllı besinlere ve kurubaklagillere daha sık yer vermek,</p>

<p>  Günlük total enerjinin yüzde 30’undan daha azını yağlardan sağlamak, </p>

<p> Kırmızı et yerine beyaz et (tavuk, balık, hindi eti) tercih etmek ve kırmızı eti sınırlamak (≤ 3 porsiyon / hafta, ≤ 80 gram / gün),</p>

<p> Basit şeker, çay şekeri ve şekerli içeceklerin tüketimini azaltmak ya da tamamen kaldırmak ve basit şeker yerine kompleks karbonhidratları tercih etmek, </p>

<p> Sigara, alkol tüketiminden ve sedanter yaşamdan kaçınarak düzenli egzersiz veya fiziksel aktivite yapmak, </p>

<p> Besinleri saklama koşullarına dikkat ederek küf, mantar oluşumunu engellemek,</p>

<p>  Katkı maddesi içeren besinleri düzenli olarak tüketmekten kaçınmak, </p>

<p> Tütsülenmiş besinleri, kızartma, kavurma, ateşe direkt maruz kalacak yakınlıkta ızgara gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama, buğulama, fırında pişirme gibi yöntemleri kullanmak,</p>

<p>  Turşu ve salamura gibi tuz içeriği yüksek besinlerin tüketiminden kaçınmak. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 17:53:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/02/ideal-kiloda-olmak-kanser-riskini-azaltiyor-1738767236.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlığı tehlikeye düşürebilecek ürünlerin sayısı 1061&#039;e yükseldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sagligi-tehlikeye-dusurebilecek-urunlerin-sayisi-1061e-yukseldi-13294</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sagligi-tehlikeye-dusurebilecek-urunlerin-sayisi-1061e-yukseldi-13294</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit-tağşiş yapılan ve sağlığı tehlikeye düşürebilecek gıdalar listesini güncellemeye devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlık, "guvenilirgida.tarimorman.gov.tr" adresindeki bilgilere ekleme yaptı.</p>

<p>Buna göre, "kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş ve değiştirilmiş ürün" sayısı 181'e, taklit-tağşiş yapıldığı kesinleşmiş ürün sayısı 880'e yükseldi.</p>

<p>Listede bulunan ürünlerde, kanatlı eti, sakatat ve tek tırnaklı tespiti ile taklit, tağşiş ve bitkisel yağ tespiti gibi birçok uygunsuzluk yer alıyor.</p>

<p>Listeye yapılan eklemeye göre, dana kıymada tek tırnaklı eti, bitki karışımlı çikolatada ilaç etken maddesi tespit edilirken, geleneksel tereyağında bitkisel yağ, sumakta&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/gida/" target="_blank">gıda</a>&nbsp;boyası ve baklavada yer fıstığı bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 06:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2025/01/sagligi-tehlikeye-dusurebilecek-urunlerin-sayisi-1061e-yukseldi-1736454160.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağırsak kanseri küresel çapta 50 yaş altında artış gösteriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/bagirsak-kanseri-kuresel-capta-50-yas-altinda-artis-gosteriyor-13242</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/bagirsak-kanseri-kuresel-capta-50-yas-altinda-artis-gosteriyor-13242</guid>
                <description><![CDATA[Dünyanın dört bir yanında 50 yaş altı bireylerde bağırsak kanseri teşhisleri artıyor. Lancet Oncology'de yayımlanan araştırmaya göre, Bağırsak kanseri oranlarının en hızlı arttığı ülkeler arasında Yeni Zelanda ve Şili yer alıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırma, Avrupa ve Kuzey Amerika'dan Asya ve Okyanusya'ya kadar birçok bölgede, genç yetişkinlerde erken başlangıçlı bağırsak kanserinde artış yaşandığını ortaya koyuyor.</p>

<p>İncelenen 50 ülkenin 27’sinde bu artış gözlemlenirken, en yüksek yıllık artış oranları Yeni Zelanda (yüzde 4), Şili (yüzde 4), Porto Riko (yüzde 3,8) ve İngiltere'de (yüzde 3,6) görüldü.</p>

<p>Nedenleri ve etkileri<br />
Uzmanlar, bu artışın arkasındaki nedenlerin hâlâ tam olarak anlaşılamadığını, ancak sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve obezite gibi faktörlerin önemli rol oynayabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Amerikan Kanser Derneği’nden Dr. Hyuna Sung, “Bu artış öncelikle yüksek gelirli Batı ülkelerinde gözlemleniyordu ancak artık farklı ekonomik ve coğrafi bölgelerde de belgelenmiş durumda” dedi.</p>

<p>Araştırma, genç yetişkinlerdeki bağırsak kanseri artışının, ilerleyen yıllarda yaşlı nüfusta da oranların artmasına yol açabileceği ve hastalığa karşı elde edilen onlarca yıllık ilerlemeyi tersine çevirebileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Farkındalık ve önleme stratejileri şart<br />
Araştırmacılar, kanserle mücadelede yeni yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Sung, “Diyet alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve aşırı kilo ile bağlantılı kanserleri önlemek ve kontrol etmek için yenilikçi araçlara ihtiyaç var” dedi.</p>

<p>Ayrıca, genç bireylerin hastalık belirtileri konusunda daha bilinçli olması gerektiği ifade ediliyor. Bu belirtiler arasında rektal kanama, karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve açıklanamayan kilo kaybı yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 09:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/12/bagirsak-kanseri-kuresel-capta-50-yas-altinda-artis-gosteriyor-1733984834.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Etkisi 24 saat süren yan etkisiz ağrı kesici keşfi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/etkisi-24-saat-suren-yan-etkisiz-agri-kesici-kesfi-13214</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/etkisi-24-saat-suren-yan-etkisiz-agri-kesici-kesfi-13214</guid>
                <description><![CDATA[Japonya’daki Kindai Üniversitesi'nden bilim insanları, ağrı yönetiminde çığır açacak bir keşif gerçekleştirdi. Hücre adezyon molekülü 1’i (CADM1) hedef alan yeni bir antikor olan 3E1, yan etkisiz ve uzun süreli ağrı kesici etkisiyle dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>3E1 antikoru, sinir hücrelerinin yüzeyinde bulunan CADM1 proteinini hedef alarak yalnızca duyu sinirlerine etki ediyor.</p>

<p>Araştırma ekibi, bu antikorun ağrı sinyallerini ileten sinirlerin aktivitesini baskılayabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Kindai Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Akihiko Ito ve Dr. Fuka Takeuchi liderliğindeki çalışma, sonuçlarını bilim dergisi Life Sciences’da yayımladı.</p>

<p>Çalışma kapsamında 3E1 antikoru farelerin derisine enjekte edildi ve antikorun yalnızca deri altındaki duyu sinirlerinde lokalize olduğu gözlemlendi.</p>

<p>Kimyasal kaynaklı ağrı testlerinde, 3E1 uygulanan farelerin ağrıya dair davranışlarının kontrol grubuna kıyasla belirgin şekilde azaldığı görüldü. Bu etkiler, mevcut lokal anesteziklerden çok daha uzun sürerek 24 saate kadar devam etti.</p>

<p>Etkinlik ve güvenlik bir arada<br />
Araştırma ekibine göre, 3E1’in en önemli avantajlarından biri motor sinirler üzerinde herhangi bir olumsuz etki göstermemesi.</p>

<p>Farelerde yapılan deneylerde antikorun felç ya da davranışsal anormalliklere yol açmadığı, sadece ağrı algısını baskıladığı tespit edildi.</p>

<p>Prof. Ito, “Bir enjeksiyonla sinirlerde biriken ve ağrı kesici etki sağlayan bir antikorun keşfi, ‘antikor anestezikleri’ adıyla yeni bir alanın kapılarını aralayabilir” diyerek çalışmanın önemini vurguladı.</p>

<p>Mevcut ağrı tedavilerine yeni bir alternatif<br />
Son yıllarda osteoartrit ve kronik ağrıyı tedavi etmek için geliştirilen antikor bazlı ilaçlar, ciddi yan etkiler nedeniyle sınırlı başarı sağladı. Ancak 3E1, motor sinirleri etkilemeden ve toksik etkiler yaratmadan güvenli bir alternatif sunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar, insanlarda kullanıma uygun hale getirilmesi için antikorun daha uzun süreli etkiler sunan versiyonları üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bu yeni tedavi yöntemi, kronik ağrı ve diğer ağrı kaynaklı durumlar için umut vaat ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 09:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/11/etkisi-24-saat-suren-yan-etkisiz-agri-kesici-kesfi-1732776508.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlımızı tehlikeye atan firmalar listesi güncellendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/saglimizi-tehlikeye-atan-firmalar-listesi-guncellendi-13213</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/saglimizi-tehlikeye-atan-firmalar-listesi-guncellendi-13213</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı'nın insan sağlığını tehlikeye atan gıdalar listesi güncellendi. Listede, hamburgerde dana köftesi yerine tek tırnaklı etinin bulunması dikkati çekti. İşte ifşa edilen o ürünler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve&nbsp;Orman&nbsp;Bakanlığı, "guvenilirgida.tarimorman.gov.tr" adresindeki bilgilere ekleme yaptı.</p>

<p><strong><a href="https://guvenilirgida.tarimorman.gov.tr/GuvenilirGida/gkd/SagligiTehlikeyeDusurecek?siteYayinDurumu=True">Listeyi görmek için tıklayınız</a></strong></p>

<p>Taklit ve tağşiş yapılan gıdalar listesinde; sızma zeytinyağının içerisine&nbsp;tohum&nbsp;yağı katıldığı, tereyağının içerisine bitkisel yağ, peynirlerin içerisine de nişasta katıldığı bilgileri yer aldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="Liste güncellendi: İşte taklit veya tağşiş yapılan gıdalar" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/ffffff.PNG" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<h2>Sağlığı tehlikeye düşürecek gıdalar</h2>

<p>Yapılan son denetimlerde sağlığı tehlikeye düşürecek ürünler de belli oldu.</p>

<p>Hamburgerde dana köftesi yerine tek tırnaklı eti, bitkisel yağda ise gıdada kullanıma izin verilmeyen boya tespit edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="Liste güncellendi: İşte taklit veya tağşiş yapılan gıdalar" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1loppopujp.PNG" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 09:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/11/saglimizi-tehlikeye-atan-firmalar-listesi-guncellendi-1732776409.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yürüme robotuyla 9 ayda 300 hasta sağlığına kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yurume-robotuyla-9-ayda-300-hasta-sagligina-kavustu-13050</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yurume-robotuyla-9-ayda-300-hasta-sagligina-kavustu-13050</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünde kurulan yürüme robotuyla 300 hasta sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aralık ayında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümüne kurulan robot ile felç, inme, omurilik yaralanması, travmatik beyin hasarı, multiple skleroz, parkinson ile kas ve kemik hastalarına hizmet veriliyor.</p>

<p>Yaklaşık 9 aydır hastanede bulunan robotla yaklaşık 300 hastaya şifa dağıtıldı.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doktor Çiğdem Şentüre Önder, cihazın yürüme yetisini kısmen veya tamamen kaybetmiş hastalar için umut olduğunu ifade etti.</p>

<p>Cihaz çevre illere de destek sağlıyor<br />
Cihazın psikolojik olarak da hastalara etkisi bulunduğunu aktaran Şentüre, "Özellikle nörolojik hastalıklarda kullandığımız için hastaların beynine yeniden uyarı gönderiyoruz. Bu uyarımla beraber yürüme fonksiyonunu kazanıyor hem de sanal gerçeklikle beraber de psikolojik olarak hastaya destek oluyor. Beyne yeniden yürümeyi öğretiyor da diyebiliriz" bilgisini verdi.</p>

<p>Fizyoterapist Ömürcan Durak da cihazın Gaziantep'in yanı sıra çevre illere de olanak sağladığını kaydetti.</p>

<p>Cihazı fizik tedavi sonrasında da kullandıklarını aktaran Durak, "Aralık ayından bu yana aktif olarak hizmet veriyoruz ve yaklaşık 300 hastamıza tedavi uyguladık." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 07:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/08/yurume-robotuyla-9-ayda-300-hasta-sagligina-kavustu-1723753844.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Heimlich&#039;i öğrenen hayat kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/heimlichi-ogrenen-hayat-kurtariyor-12975</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/heimlichi-ogrenen-hayat-kurtariyor-12975</guid>
                <description><![CDATA[Kritik anlarda hayat kurtaran Heimlich manevrası, herkesin bilmesi gereken bir ilk yardım tekniği olarak öne çıkıyor. Sosyal medyada sıkça paylaşılan manevranın kullanıldığı videolar da farkındalığın artmasına katkıda bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Henry Heimlich tarafından geliştirilen manevra, acil durumlarda hayat kurtarmak için önemli bir ilk yardım yöntemi...</p>

<p>Sosyal medya platformlarında paylaşılan videolarda, bu manevra sayesinde kurtarılan insanlara sıklıkla tanık oluyoruz. Bu videolar, milyonlarca izlenme alarak Heimlich manevrasının bilinirliğini artırıyor ve daha fazla insanın bu kritik müdahaleyi öğrenmesini sağlıyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu tür önemli bilgilerin sosyal medyada yayılmasının, acil durumlar karşısında toplumun hazırlıklı olmasında büyük bir rol oynadığını vurguluyor. İnsan hayatı açısından bu bilinçlendirme kampanyalarının önemli bir katkı sağladığı belirtiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><strong>Heimlich manevrası nasıl yapılıyor?</strong></h2>

<p>Şişli Hamidiye Etfal&nbsp;Eğitim&nbsp;ve&nbsp;Araştırma&nbsp;Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Dr. Özgür Çevrim, heimlich manevrasının nasıl binlerce kişiyi hayatta tuttuğunu ve bu tekniklerin sosyal medya aracılığıyla nasıl daha geniş bir kitleye ulaştırılabileceğini TRT Haber'e anlattı.</p>

<p>Heimlich manevrasının temel prensipleri ve doğru uygulama yöntemleri hakkında önemli bilgiler veren Dr. Çevrim, özellikle acil durumlarda nasıl doğru müdahale edilebileceği konusunda toplumu bilinçlendirme çağrısında bulundu.</p>

<p>Özgür Çevrim, bu uygulamaya kısmi ya da tam tıkanma durumlarında başvurulması gerektiğini söyleyerek, manevrayı şöyle anlatıyor:</p>

<p>“Bir elimizi kişinin göğsüne koyup solunum yolunu hafifçe aşağı alarak iki kürek kemiğinin ortasına bir saniye boyunca beş kez vurmak olacaktır.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 07:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/07/heimlichi-ogrenen-hayat-kurtariyor-1720478562.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zeka ile kanser teşhisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yapay-zeka-ile-kanser-teshisi-12932</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yapay-zeka-ile-kanser-teshisi-12932</guid>
                <description><![CDATA[İskoçya'da araştırmacılar, kanseri yüksek oranda doğru tespit etmek için yapay zekadan yararlandıkları bilgisayar programı geliştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Glasgow Üniversitesinden yapay zeka uzmanları ve kanser hakkında çalışmalar yapan bilim insanlarından oluşan bir ekip, kanser hastalıklarının teşhisinin kolaylaşması için yapay zeka teknolojisinden yararlandı.</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirdikleri "Histomorfolojik Fenotip Öğrenme" (HPL) adlı programla patologların kanser teşhisi koymasının kolaylaşıp hızlanabileceğini açıkladı.</p>

<p>Çalışma kapsamında, ABD Kanser Enstitüsünün Kanser Genom Atlası veri tabanındaki 452 hastanın akciğer doku örneklerinin binlerce yüksek çözünürlüklü görüntüleri toplandı.</p>

<p>Araştırmacılar, görüntüleri analiz etmek ve görüntülerdeki örüntüleri tespit etmek için kendi kendini eğiten bir algoritma geliştirdi.</p>

<p>Görüntüleri binlerce küçük kareye ayıran algoritmanın, doku örneklerindeki hücrelerin görsel özelliklerini tanıma ve sınıflandırma sürecinde kendini eğiterek yüzde 99 doğruluk oranıyla ayrım yapabildiğini saptadı.</p>

<p>Doktorlar, kanserin tekrarlama olasılığını ve zamanlamasını yüzde 64 oranında doğru tahmin ederken, HPL'de bu oranın yüzde 72 olduğu gözlemlendi.</p>

<p>Öte yandan, araştırmacılar bu yapay zeka sistemi ile göğüs ve prostat gibi 10 kanser çeşidinde de tutarlı sonuçlar elde etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Jun 2024 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/06/yapay-zeka-ile-kanser-teshisi-1718347073.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk doktorun Fındık tekniği  dünya tıp literatürüne girdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turk-doktorun-findik-teknigi-dunya-tip-literaturune-girdi-12845</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turk-doktorun-findik-teknigi-dunya-tip-literaturune-girdi-12845</guid>
                <description><![CDATA[Türk doktorun “Fındık tekniği” yöntemi dünya tıp literatürüne girdi... 
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Göktürk Fındık, kalp zarının alınmasının gerektiği lokal ileri akciğer kanseri ameliyatlarında "yapay protez" kullanmadan uygulanan "Fındık tekniği" yöntemini ilk kez dünya tıp literatürüne kazandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık bir ay önce uluslararası hakemli bilimsel tıp dergisi BMC Surgery'da yayımlanan, literatüre kendi soy ismiyle giren cerrahi yönteme ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Fındık, bu tekniği lokal ileri akciğer kanseri ameliyatlarında 2018'den itibaren uyguladıklarını anlattı.</p>

<p>Lokal ileri akciğer kanserlerinin bazen kalp zarına yapışık halde bulunabileceğini aktaran Fındık, "Böyle durumlarda tümörü kalp zarıyla birlikte almamız gerekiyor. Bu noktada kalp dokusunun dışarıya doğru fıtıklaşmasını önlemek için oldukça yaygın kullanılan 'yapay protez' kalp zarına dikiliyor. Genel olarak ameliyatlar böyle şekilleniyor" bilgisini paylaştı.</p>

<p><strong>Enfeksiyon ve aritmi riskini azaltıyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Fındık, yapay protezin hastalarda sonradan bazı sıkıntılar ortaya çıkarabildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><em>"Kalp zarına dikilen yapay protezin çeşitli dezavantajları söz konusu. Yabancı bir dokunun kalp zarına yerleştirilmesi, enfeksiyon riski, tekrar ameliyat olma, aritmi gibi problemleri ortaya çıkarabiliyor. Bu nedenle yapay protez yerine nasıl bir yöntem uygulanabilir noktasında çalışmalarımıza başladık ve yeni bir teknik geliştirdik. Hastalarımızda 2018'den beri başarıyla uyguladığımız bu teknik, Avrupa'nın saygın bilimsel dergilerinden birinde yayımlandı.</em></p>

<p><em>'Fındık tekniği' olarak adlandırdığımız, literatüre de bu isimle giren yöntemde, yapay protez kullanmıyoruz. Bunun yerine farklı bir dikiş tekniğiyle kalp zarını birleştiriyoruz. Bu sayede de hastalarda enfeksiyon, aritmi, tekrar ameliyat olma riski azalıyor. Ameliyat sonrasında daha rahat, sıkıntısız bir süreç geçiriyorlar."</em></p>

<p><strong>"Olumlu geri dönüşler aldık"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Göktürk Fındık, bu yöntemle ameliyat olan hastalardan olumlu geri dönüşler aldıklarını ve ameliyat sonuçlarının uluslararası makalede de yer aldığını söyledi.</p>

<p>Mesleğinde 25 yılı geride bıraktığına işaret eden ve yöntemi dünya literatürüne kazandırmaktan onur duyduğunu vurgulayan Fındık, "'Pericardial rug weave' dediğimiz, literatüre 'Fındık tekniği' ismiyle de giren bu yöntemi geliştirmiş olmaktan dolayı gururlu ve mutluyum. Umarım bütün hastalarımıza şifa, fayda imkanı olsun" değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 May 2024 08:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/05/turk-doktorun-findik-teknigi-dunya-tip-literaturune-girdi-1715117018.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çin ölümcül bir virüsle laboratuvar deneyleri yapıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cin-olumcul-bir-virusle-laboratuvar-deneyleri-yapiyor-12607</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cin-olumcul-bir-virusle-laboratuvar-deneyleri-yapiyor-12607</guid>
                <description><![CDATA[Çin ölümcül bir virüsle laboratuvar deneyleri yapıyor: Fareler enfekte olduktan sadece sekiz gün sonra öldü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pekin Kimyasal Teknoloji Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma kapsamında Çin'in Covid-19 benzeri ölümcül bir virüsle laboratuvar deneyleri yaptığı belirlendi. İddialara göre virüs, 2017 yılında Covid salgını öncesinde keşfedilmişti.</p>

<p>Çinli bilim insanları farelerde yüzde 100 öldürme oranına sahip ölümcül bir virüs üzerinde deneyler yapıyor.</p>

<p><br />
Çinli bilim insanlarının yürüttüğü çalışmada ölümcül virüs "GX_P2V" olarak adlandırıldı. Virüs laboratuvar ortamında genetik olarak insanlara benzeyecek şekilde tasarlanmış farelerin beyinlerini hedef aldı.</p>

<p>Gözleri beyaza döndürüyor<br />
Araştırmacılar farelerin enfeksiyondan sonraki beş gün içinde önemli ölçüde kilo verdiklerini, uyuştuklarını ve gözlerinin beyaza döndüğünü gözlemledi.</p>

<p><br />
Fareler enfekte olduktan sadece sekiz gün sonra öldü. Bilim insanları virüsün fareleri bu kadar hızlı öldürmesine şaşırdıklarını ifade etti.</p>

<p><br />
Beyin enfeksiyonuna neden oluyor<br />
Bilim insanları ölen farelerin vücutlarını analiz ettikten sonra virüsün akciğerlere, kemiklere, gözlere, soluk borusuna ve beyine bulaştığını tespit etti. Virüs kaynaklı beyin enfeksiyonu hayvanları öldürecek kadar şiddetliydi.</p>

<p><br />
Pekin Kimyasal Teknoloji Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmaya göre virüs "Sars-CoV-2"ye benziyordu ve 2017 yılında Covid salgını öncesinde zaten keşfedilmişti.</p>

<p><br />
Araştırmacılar, "Bu durum "GX_P2V"nin insanlara yayılma riskinin altını çiziyor ve SARS-CoV-2 ile ilişkili virüslerin patojenik mekanizmalarını anlamak için benzersiz bir model sağlıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Covid ile kesiştiğinde yüzde 100 ölümcül<br />
Araştırma ekibi koronavirüsle enfekte olmuş farelerde ölüm oranının yüzde 100 olduğunu bildirdi. Bu bulgu daha önce yapılmış çalışmaların ötesine geçerek türünün ilk örneği bir çalışma teşkil ediyor.</p>

<p><br />
Ancak çalışmanın sonuçları arasında virüsün insanları nasıl etkileyebileceği yer almıyor. Çalışma internette yayınlanır yayınlanmaz uzmanlar endişelerini dile getirdi.</p>

<p><br />
University College London'ın Genetik Enstitüsü'nden epidemiyoloji uzmanı Francois Balloux, araştırmayı "korkunç" ve "bilimsel açıdan tamamen anlamsız" olarak nitelendirdi.</p>

<p><br />
"Bu çılgınlık durdurulmalı"</p>

<p><br />
Uzman sosyal medya hesabında, "İnsanlaştırılmış garip bir fare türünün rastgele bir virüsle zorla enfekte edilmesinden öğrenilebilecek ilgi çekici hiçbir şey göremiyorum. Tam tersine, bu tür deneylerin ters gidebileceğini görebiliyordum" diye yazdı.</p>

<p><br />
Stanford'dan emekli tıp profesörü Dr. Gennadi Glinsky ise deney hakkında, "Bu çılgınlığın çok geç olmadan durdurulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/01/cin-olumcul-bir-virusle-laboratuvar-deneyleri-yapiyor-1705576353.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni bir antibiyotik türü bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yeni-bir-antibiyotik-turu-bulundu-12590</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yeni-bir-antibiyotik-turu-bulundu-12590</guid>
                <description><![CDATA[İlaca dirençli bir bakteriyle mücadele edebilecek yeni antibiyotik türü bulundu... 
Bilim insanları, yol açtığı ölümcül enfeksiyonlarla bilinen ve antibiyotik direncine sahip patojenler arasından bulunan "Acinetobacter baumannii" bakterisini yok etme potansiyeline sahip yeni bir antibiyotik türü buldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CNN'in haberine göre, Harvard Üniversitesi ve İsviçreli ilaç firması Hoffmann-La Roche'dan araştırmacılar, insan vücudunda ölümcül enfeksiyonlara sebep olan ve ilaçlara dirençli bakterilere karşı klinik tedavi yolları bulmak için yaklaşık 45 bin antibiyotik molekülünü inceledi.</p>

<p>Söz konusu inceleme sırasında, "Zosurabalpin" isimli antibiyotik türünün laboratuvar ortamında, ilaca dirençli "Acinetobacter baumannii" bakterisini büyük oranda etkisizleştirdiği görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, "Zosurabalpin" isimli antibiyotiğin "Acinetobacter baumannii" kaynaklı bakteri seviyesini önemli ölçüde azalttığını gözlemledi.</p>

<p>"100'den fazla klinik örnekte mücadele etmeyi başardı"</p>

<p>Çalışmalar, Zosurabalpin'in dünya genelinde bu denli etkili olan "Acinetobacter baumannii" isimli bakterinin yol açtığı enfeksiyonla 100'den fazla klinik örnekte mücadele etmeyi başardığını gösterdi.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, mevcut kullanımdaki antibiyotik türlerine karşı yüksek dirence sahip "Acinetobacter baumannii" bakterisi; akciğerler, idrar yolları ve kanda ciddi ve yüksek ölüm oranına sahip enfeksiyonlara yol açıyor.</p>

<p>ABD'de her yıl yaklaşık 8 bin 500 enfeksiyona ve 700 kişinin ölümüne yol açıyor</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) "acilen yeni antibiyotiklere ihtiyaç duyulan bakteriler" listesinin başında yer alan bu tür, ABD'de her yıl yaklaşık 8 bin 500 enfeksiyona ve 700 kişinin ölümüne yol açıyor.</p>

<p>Ayrıca Asya ve Orta Doğu'da daha yaygın olan bu bakteri türü, dünya genelinde yoğun bakım ünitelerindeki enfeksiyonların yüzde 20'sine neden oluyor.</p>

<p>Hastaneler ve bakımevleri gibi tıbbi ortamlarda gelişen bu bakteri türü, enfeksiyon riski en yüksek olan solunum cihazına bağlı veya ameliyattan ötürü açık yaraları bulunan kişileri etkiliyor.</p>

<p>Dr. Kenneth Bradley, Zosurabalpin'in zorlu bir bariyer oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, "Nature" dergisinde yayımlandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 15:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2024/01/yeni-bir-antibiyotik-turu-bulundu-1704371426.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye sağlık turizminde merkez olma yolunda</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turkiye-saglik-turizminde-merkez-olma-yolunda-12403</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turkiye-saglik-turizminde-merkez-olma-yolunda-12403</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'nin son dönemde sağlık turizminde bir merkez olmaya başladığını belirterek, "Sağlık turizminin yoğunlaştığı dünyada üçüncü ülke olmaya doğru gidiyoruz. 'Health Türkiye' markasını da her geçen gün farklılaştırarak, sağlık turizmiyle ilgili Türkiye'nin daha önde bir pay almasını sağlamak istiyoruz" dedi.&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Aug 2023 17:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2023/08/turkiye-saglik-turizminde-merkez-olma-yolunda-1692370219.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İyisiyle kötüsüyle kolesterol</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/iyisiyle-kotusuyle-kolesterol-12259</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/iyisiyle-kotusuyle-kolesterol-12259</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Sağlıklı yaşam için gerekli bir yapı taşı olan kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunuyor. Ancak halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL’nin belli bir seviyenin üstüne çıkmasıyla sorunlar başlıyor. Hareketsiz yaşamdan sağlıksız beslenmeye pek çok sebep kötü kolesterolü tetikliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;İnsan vücudunda ciddi sorunlara yol açıyor, uzun yıllar fark edilemiyor, kontrol altına alınmazsa damar sertliğine varan önemli sorunlar doğuruyor. Neredeyse üç kişiden birinde görülen kolesterolden bahsediyoruz...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Aslında sağlıklı yaşamak için gerekli bir yapı taşı olan kolesterol nasıl vücudun düşmanı hale geliyor? Halk dilinde “kötü” olarak bilinen kolesterol hangisi? Sağlıklı bir kişide olması gereken kolesterol düzeyi ne? Sağlık Bilimleri Üniversitesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Alpaslan Tanoğlu merak edilenleri TRT Haber'e anlattı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;Sağlıklı yaşam için gerekli yapı taşı</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“Kolesterol hem kanda hem de başta karaciğer olmak üzere birçok organda vücut tarafından yapılan bir lipit; yani yağ türevi” diyen Doç. Dr. Tanoğlu, devamında şunları anlatıyor:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“Sağlıklı yaşamamız için gerekli bir yapı taşıdır. Onun için vücutta normalde de bulunuyor.”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Doç. Dr. Tanoğlu, kolesterolün insan vücudu için neden gerekli olduğunu ise şöyle ifade ediyor:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“Hücrelerin dışında bir hücre zarı bulunuyor. Bunun sağlıklı bir şekilde devamı için gerekli. Yine bir kısım hormonların yapısı için de kolesterole ihtiyaç var. Mesela D vitamini oluşturulmasında bile kolesterol vazife alır. Yani aslında vücuttaki fizyolojik olaylarda da rol olan bir yapı taşıdır. Onun için tamamıyla kolesterol zararlıdır demek aslında yanlış bir tanımlama.”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;LDL ve HDL ne anlama geliyor?</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kolesterol suda çözünmüyor. Yani kana kendi başına geçemiyor ve vücutta dolaşamıyor. Bu noktada devreye karaciğer tarafından üretilen lipoproteinler giriyor. Kolesterol vücuda işte bu lipoproteinler tarafından dağıtılıyor. Bunlar düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ve yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) olarak ikiye ayrılıyor. LDL, halk arasında “kötü kolesterol” olarak biliniyor. Doç. Dr. Tanoğlu'na kulak veriyoruz:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“Eğer kolesterol seviyesi normalde olması gereken düzeyden fazla çıkarsa damarların iç çeperlerinde birikmeye başlıyor. Böylece damar sertliği olarak bilinen artero skleroz dediğimiz o yapı oluşuyor. Kolesterol plakları oluşuyor. Sonra yavaş yavaş zamanla o damarın hem elastikiyetini bozuyor hem de damarın içini doldurarak daralmaya sebep oluyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kanda küçük pıhtılar halinde birikerek maalesef kan akışını bozabiliyor, hatta ciddi bir şekilde yavaşlayabiliyor. Bu durum kalp damarlarında olursa kalp krizine sebep oluyor. Bacaklarda olursa kan gitmediği için o hastanın yürümesini bile engelliyor. Hangi organı, hangi dokuyu etkilerse o doku ya da organın fonksiyonlarını kötü yönde etkiliyor.”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;Kötü kolesterol neden artıyor?</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Peki kötü kolesterol neden artıyor? Bunun başta gelen sebebinin hareketsiz yaşam tarzı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tanoğlu, “Egzersiz yapılmaması hem lipit ve yağ dengesini hem de kolesterol dengesini negatif yönde etkileyerek kötü kolesterolün artmasına sebep oluyor” diyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bir diğer önemli sebep ise beslenme şekli... Dengesiz ve sağlıksız beslenme, fast-food tarzı beslenme, abur cubur tüketme, özelikle trans yağlar bakımından zengin gıdalar tüketme alışkanlığının kolesterolü artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Tanoğlu, şöyle devam ediyor:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“Özellikle kırmızı ette bir kısım yağ oranı yüksek. Yani hayvani gıdalar da çok tüketilirse kolesterol yükselebiliyor. Onun dışında obezite de vücuttaki dengenin ve hormonal düzenin bozulmasına neden olduğu için kolesterolü artırabilir. Sigara alışkanlığı, şeker hastalığı gibi bir kısım hastalıklar kolesterol seviyesini bozabiliyor. İleri yaş da yine iyi ve kötü kolesterol dengesini bozulmasına sebep olabiliyor.”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;Kolesterolü düşürmenin yolları</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kötü kolesterolü düşürmenin ilk yolu düzenli egzersiz… Prof. Dr. Tanoğlu, bunun için haftanın 3-5 günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş öneriyor. Sigara ve alkol alışkanlığı olanların bunu bırakması gerektiğini de ifade ediyor. Yine kilo fazlası olanların da ideal kilo ağırlığına dönmeleri gerektiğini vurguluyor. Beslenme şekline de dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, Akdeniz mutfağı gibi özellikle sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyi öneriyor. Balık, zeytinyağı, kepekli tahılları tüketmenin kötü kolesterolden koruduğunun ve iyi kolesterolü olumlu yönde etkilediğinin altını çiziyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Mar 2023 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2023/03/iyisiyle-kotusuyle-kolesterol-1678976899.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>100 ambulansla gezerek sağlık hizmeti veriyorlar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/100-ambulansla-gezerek-saglik-hizmeti-veriyorlar-12166</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/100-ambulansla-gezerek-saglik-hizmeti-veriyorlar-12166</guid>
                <description><![CDATA[Hatay'ın kırsal mahallelerini 100 ambulansla gezerek sağlık hizmeti veriyorlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli depremlerden en fazla etkilenen illerden Hatay'ın kırsal mahallelerinde sağlık hizmetinin aksamaması için 400 kişilik ekip, gece gündüz görev yapıyor.</p>

<p>"Asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen depremlerin ardından Hatay'da halkın sağlık durumu yakından takip ediliyor.</p>

<p>Pazarcık merkezli depremin yaşandığı andan itibaren kırsal mahallelere hizmet götüren sağlık ekipleri, ihtiyacı olanlara ilaç verip kontrollerini gerçekleştiriyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Feb 2023 16:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2023/02/100-ambulansla-gezerek-saglik-hizmeti-veriyorlar-1676469058.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Titreyen eller hangi hastalığın habercisi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/titreyen-eller-hangi-hastaligin-habercisi-12089</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/titreyen-eller-hangi-hastaligin-habercisi-12089</guid>
                <description><![CDATA[Medicana Ataşehir Hastanesi Nöroloji ve Hareket Bozuklukları Uzmanı Doç. Dr. Murat Gültekin, tremor, parkinson, distoni, miyoklonus, ataksi ve tik bozukluğu gibi her türlü hareket bozukluğu yaşayanların doğru tanı ve güncel tedavi seçenekleri için bu alanda pratik yapan hekimlere ulaşması gerektiğini bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Medicana'dan yapılan açıklamaya göre, elde titreme (tremor), "kas kontraksiyonlarından kaynaklanan istemsiz hareket" olarak tanımlanıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Tremor hastalığı en sık ellerde görülürken, bunun dışında bacakta, seste, başta, dudakta, çenede veya vücudun başka bir bölgesinde de ortaya çıkabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Farklı toplumlarda yapılan çalışmalarda tremor (titreme) hastalığının tik bozukluğundan sonra en sık görülen hareket bozukluğu olduğu gösteriliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Ataşehir Hastanesi Nöroloji ve Hareket Bozuklukları Uzmanı Doç. Dr. Murat Gültekin, elde olan titremenin hangi durumlarda parkinson veya tremor olarak yorumlandığına dair değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yaş arttıkça görülme sıklığı artıyor<br />
Gültekin, tremorun, 60 yaş üzerinde toplumda yüzde 10-20 arasında görülebildiğini, yaş arttıkça görülme sıklığının da artış gösterdiğini belirterek, şu bilgileri verdi:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">"Uzun yıllardır olmasına rağmen hareketlerde yavaşlamaya neden olmayabilir. Genellikle her iki elde olabilir. Genellikle aksiyon (çay-kahve içerken, çorba içerken, elini kullanırken, ince motor beceride) tremoru olur. Aile öyküsü daha fazladır, anne, baba, kardeşlerde tremor olabilir (yaklaşık yüzde 20-40). Eğer kafada titreme varsa tremor lehine yorumlanır. Parkinson hastalığında kafa-baş tremoru olmaz diye kabul edilir."</span></p>

<p><span style="font-size:20px">"Parkinson hastalığı erken yaşlarda görülebilir"<br />
Doç. Dr. Murat Gültekin, parkinsonun, toplumda 60 yaş civarında yaklaşık yüzde 1 görüldüğünü ancak son 10 yılda yapılan araştırmalarda, hastalığın görülme sıklığının giderek daha erken yaşlarda (60 yaş öncesi) ve daha fazla kişide ortaya çıktığının belirlendiğini aktardı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Gültekin, "Parkinson hastalarında tremor ile birlikte hareketlerde yavaşlama da eşlik eder. Hastalık yıllar içinde ilerler. Genellikle tek taraflı başlangıç olabilir. Genellikle istirahat halinde (oturduğu yerde, elini kullanmadığı zaman) veya yürürken, elde tremor olabilir. Aile öyküsü azdır." değerlendirmesini yaptı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Jan 2023 12:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2023/01/titreyen-eller-hangi-hastaligin-habercisi-1674482320.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyada 552 milyon dozdan fazla Kovid-19 aşısı yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dunyada-552-milyon-dozdan-fazla-kovid-19-asisi-yapildi-9775</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dunyada-552-milyon-dozdan-fazla-kovid-19-asisi-yapildi-9775</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde yeni tip koronavirüse bağışıklık sağlamak amacıyla 552 milyon dozdan fazla aşı yapıldı, Türkiye, 15 milyon 109 bin 75 doz aşıyla 6. sırada yer aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kovid-19 aşı verileri</strong>nin derlendiği "<strong>ourworldindata.org</strong>" sitesine göre ABD, 143 milyon 460 bin doz aşı ile dünyada en fazla aşı yapılan ülke olurken, onu 106 milyon 610 bin doz ile Çin, 60 milyon 530 bin doz ile Hindistan, 33 milyon 680 bin ile İngiltere, 17 milyon 710 bin ile Brezilya, 15 milyon 109 bin ile Türkiye, 12 milyon 970 bin ile Almanya, 10 milyon 600 bin ile Rusya, 10 milyon 430 bin ile Endonezya, 10 milyon 390 bin ile Fransa izledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/22612" target="_blank"><img alt="" src="https://www.aa.com.tr/uploads/userFiles/de89f914-66b1-4a0b-9347-13c0eafe70cc/2021%2F03%2Fasiic.jpg" /></a></p>

<p>Nüfusa oranla her 100 kişide en fazla doz aşı yapılan ülke İsrail oldu. Şu ana dek uygulanan doz sayısının ülke nüfusunu aştığı İsrail'de her 100 kişiye düşen doz sayısı 114,77 oldu. Bu ülkeyi, 98,15 doz ile Seyşeller, 81,71 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 50,46 ile Şili, 49,61 ile İngiltere, 46,07 ile Monako, 43,24 ile Bahreyn, 42,95 ile Maldivler ve 42,9 ile ABD izledi.</p>

<h3>Türkiye en çok aşı yapılan 6. ülke</h3>

<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de 29 Mart itibarıyla 15 milyon 109 bin 75 doz Kovid-19 aşısı yapıldı. Türkiye, toplam aşı sayısı bakımından dünya ülkeleri arasında 6. sırada yer alırken, her 100 kişiye düşen aşı sayısı 17,37 oldu.</p>

<p>8 milyon 470 bin 776 kişiye ilk doz, 6 milyon 638 bin 299 kişiye ise ikinci doz aşılar uygulandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>AA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Mar 2021 09:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/03/dunyada-552-milyon-dozdan-fazla-kovid-19-asisi-yapildi-1617084681.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mayıs sonuna kadar toplam 100 milyon doz Kovid-19 aşısının Türkiye&#039;ye ulaşmasını bekliyoruz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/mayis-sonuna-kadar-toplam-100-milyon-doz-kovid-19-asisinin-turkiyeye-ulasmasini-bekliyoruz-9756</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/mayis-sonuna-kadar-toplam-100-milyon-doz-kovid-19-asisinin-turkiyeye-ulasmasini-bekliyoruz-9756</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Koca, Kovid-19 aşısına ilişkin, "Mayıs sonuna kadar toplam 100 milyon dozun Türkiye'ye ulaşmasını bekliyoruz." bilgisini verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,</strong>&nbsp;video konferans yöntemiyle katılarak başkanlık ettiği&nbsp;<strong>Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı</strong>nın ardından açıklama yaptı. Koca'nın açıklaması, Bakanlığın YouTube kanalından da paylaşıldı.</p>

<p>Konuşmasına vatandaşlara en içten saygı ve selamlarını sunarak başlayan Koca, "Bugünlerde toplumun biri sınırlı, diğeri ise asıl büyük kesimine baktığımızda birbiriyle çelişen düşünceler görüyoruz. Toplumun bir kesimiyle bilim insanlarını kastediyorum. Büyük kesimiyle de artık bıkkınlık duyguları yaşayan insanlarımızı kastediyorum." diye konuştu.</p>

<p>Koca, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Çelişik olan bence şudur. Bilim insanları aşıyla artık yoluna girecek bir hayattan bahsediyor ve Kovid-19'a karşı zafer duygusu dünyanın her yerinde alttan alta artık yükseliyor. İtimat edeceğimiz, ayların biriktirdiği bir yorgunluk değil, budur. Önümüzde hayatın ışığı var.</p>

<p>Hepiniz biliyorsunuz ki maske ve sosyal mesafe tedbirleri Kovid-19 virüsünü yeryüzünden silip atamaz. Bu iki tedbir bizi hastalıktan ve virüsün yol açacağı ölümden korur. Tedbirlere bu yüzden uymak zorundayız. Yine hepiniz biliyorsunuz ki insanlık virüs karşısındaki zaferini, adı aşı olan silahla elde edecek."</p>

<p>Bugün birçok insanın karamsarlık ve belirsizlik, yılgınlık duyguları içinde olmasının, aşı hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklandığını vurgulayan Koca, "Dahası ülkemizdeki aşılama programı, aşı tedariki ve aşı çalışmaları hakkındaki bilgi eksikliğidir. Bugün bu konulara değinecek, sayılar ve bilgiler vereceğim." dedi.</p>

<h3>"Mayıs sonuna kadar toplam 100 milyon dozun Türkiye'ye ulaşmasını bekliyoruz"</h3>

<p>Türkiye Kovid-19 Aşı Tablosu hakkında bazı verileri paylaşan Koca, sayılara bilhassa dikkat edilmesini istedi.</p>

<p>Bakan Koca, sayıların büyük önem arz ettiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Türkiye'de şu ana kadar 14 milyon dozdan fazla aşı uygulandı. Yurt dışından getirerek kullanıma aldığımız aşı toplam 18 milyon dozun üzerinde. Ayrıca bugün itibarıyla 10 milyon doza tekabül eden, dolumu Türkiye'de yapılacak aşı elimize ulaşmış durumda. Mayıs sonuna kadarsa toplam 100 milyon dozun Türkiye'ye ulaşmasını bekliyoruz. Anlaşma bu şekilde yapılmıştır. Bunlar, her birinize güven telkin edecek sayılardır. Bunlar, neyi geride bıraktığınızı ve sizi nasıl bir hayatın beklediğini gösteren sayılardır. Size bu güveni perçinleyecek başka bilgiler de vermek istiyorum.</p>

<p>Bildiğiniz gibi, yakın zamana kadar süreci Sinovac aşısıyla yürüttük. Şimdi, Alman menşeli BioNTech aşısı da sürece dahil oldu. 1,4 milyon doz BioNTech aşısı bugün itibariyle elimize ulaşmış durumdadır. Nisan ayı başında, bu 4,5 milyon doza ulaşacak. Buna ek olaraksa 30 milyon dozluk opsiyonlu anlaşma yapılmıştır. Başında Türk bilim insanlarının bulunduğu BioNTech'in üretim kapasitesi arttıkça, Türkiye aşıdan daha fazla yararlanacak."</p>

<h3>"Sputnik'in tedariki için ilk görüşmelere başlanmıştır"</h3>

<p>Kamuoyunda adı sık geçen Rus menşeli aşı Sputnik'in gelişim süreçlerini yakından izlediklerine de işaret eden Koca, "Sputnik'in tedariki için ilk görüşmelere başlanmıştır. Bu aşı, uygunluğunun kesinlik kazanmasına dönük test sürecinden sonra yaygın kullanıma alınabilecek." bilgisini verdi.</p>

<p>Bakan Koca, dünyada kullanımda olan diğer aşılarla ilgili olarak da girişimlerin devam ettiğini aktararak, "Firmalarla görüşmelerimizde haziran ayından önce aşı gelmesi için gayretimiz sürüyor." açıklamasında bulundu.</p>

<h3>"Nisan ayı sonunda, son aşama olan Faz 3 aşamasına geçilecek"</h3>

<p>Bakan Koca, aşının uzun vadeli bir ihtiyaç olacağını vurgulayarak, "Böyle bir salgında, bir başka ülkenin ürettiği aşıya bel bağlamaksa yanlıştır. Tedarikte zorlanmanın ötesinde, bunun ekonomik bedelleri de ağır olur. Kendi aşımız, kendi silahımızdır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yerli aşı çalışmalarının sonuca doğru önemli gelişmeler katettiğini anlatan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Erciyes Üniversitesi tarafından geliştirilen inaktif aşı Faz 2 safhasındadır. Son gönüllünün ikinci doz aşısı 9 Nisan'da yapılacak, sonuçların elde edilmesini takiben Nisan ayı sonunda, son aşama olan Faz 3 aşamasına geçilecek.</p>

<p>Bir diğer önemli gelişme şudur. Ülkemiz, bugün VLP, yani Virus Like Particle, virüs benzeri parçacık aşısının Faz 1 çalışmalarına başlamıştır. Bu aşı türü, tüm dünyadaki en inovatif aşı adaylarından biridir. Yerli aşı konusunda sıralanacak başka gelişmeler de var. Kısaca değinecek olursam, Faz 1 insan çalışmalarına başlayan bir inaktif aşıyı, Faz 1 çalışmalarına geçmek için birkaç güne ihtiyacı olan bir başka inaktif aşıyı iki örnek olarak anabilirim.</p>

<p>Bunlara ilaveten şu gelişme de son derece dikkate değerdir. Çünkü aşıda yeni bir teknik söz konusudur. Bu yeni teknikte aşının burundan sprey olarak uygulanması amaçlanmaktadır. İntranazal Kovid aşısı denilen bu aşının da çok yakında Faz 1 çalışmalarına başlanacak. Türk bilim insanlarının bu girişimi sonuçlanırsa bu, dünyadaki ilk intranazal Kovid aşısı olacak. Üretim verimliliği son derece yüksek olan bu aşıdan sadece 1 tesiste, yılda 250 milyon doz üretilebilecek."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>AA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Mar 2021 09:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/03/mayis-sonuna-kadar-toplam-100-milyon-doz-kovid-19-asisinin-turkiyeye-ulasmasini-bekliyoruz-1616738511.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her şey yolunda giderse bu ay sonunda Türkiye&#039;de aşılamaya başlayabiliriz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/her-sey-yolunda-giderse-bu-ay-sonunda-turkiyede-asilamaya-baslayabiliriz-9730</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/her-sey-yolunda-giderse-bu-ay-sonunda-turkiyede-asilamaya-baslayabiliriz-9730</guid>
                <description><![CDATA[AA'ya açıklamalarda bulunan BioNTech'in kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, "Yetkili kurumlarca onaylanan 4 aşıyla Avrupa'da yaz sonuna kadar virüse karşı bağışıklık sağlanabileceğine inanıyorum. Fakat bu konuda halen yapacak çok şey var." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni tip&nbsp;<strong>koronavirüs</strong>&nbsp;(<strong>Kovid-19</strong>)&nbsp;<strong>aşı</strong>sını geliştiren, Alman biyoteknoloji firması&nbsp;<strong>BioNTech</strong>'in kurucu ortağı&nbsp;<strong>Prof. Dr. Uğur Şahin</strong>, aşılama faaliyetlerine hız verilmesiyle Avrupa'da yaz sonuna kadar bağışıklığın sağlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Şahin, AA muhabirine,&nbsp;<strong>pandemi</strong>de yeni dalganın birkaç ay insanlıkla beraber olacağına işaret ederek, "Mümkün olan en fazla enfeksiyonu önlememiz çok önemli. Buna paralel olarak aşılamaya devam etmemiz gerekiyor." dedi.</p>

<p>Uğur Şahin, "Yetkili kurumlarca onaylanan 4 aşıyla Avrupa'da yaz sonuna kadar virüse karşı bağışıklık sağlanabileceğine inanıyorum fakat bu konuda halen yapacak çok şey var." ifadesini kullandı.</p>

<p>İngiltere’de ortaya çıkan virüs varyantları ile pandemide yeni bir başlangıç olduğunu dile getiren Şahin, "İngiltere'de ortaya çıkan Kovid-19 varyantında sorun virüsün daha hızlı ve kolay bulaşması. Her seviyede bu konuda çalışmamız gerekiyor. Herkes kendini ve diğerlerini korumalı. Bu pandemiyi kontrol etmenin tek yolu." diye konuştu.</p>

<p>Salgının hiç beklemedikleri bir anda geldiğinin altını çizen Şahin, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bir yıldır bu salgın ile mücadele ediyoruz. Tıp tarihinde bu kadar çabuk bir aşı bulunmamıştı. Bu uluslararası çalışanların bilgiyi kullanmaları ile mümkün olabildi. Gelecek 6 ay içinde bu sorunu çözeceğiz. Mühim olan gelecek salgına karşı hazırlıklı olmamız lazım. Aşı üretme kapasitesini çıkarmamız lazım. Bir daha salgın çıkarsa daha hızlı hareket edebilelim diye planlarımızın olması gerekiyor."</p>

<p>Aşı çalışmalarına başladıkları zaman amaçlarının güvenli, etkili ve mümkün olan en fazla dağıtımı yapmak olduğunu belirten Şahin, "Bunları başardık. Aşıyı bir yıldan az bir sürede geliştirdik ve aşıları dağıtmaya başladık. 2021 hedefimiz mümkün olan en fazla aşının dağıtımını yapmak. 60'dan fazla ülkeye aşı dozlarını dağıtmaya başladık." diye konuştu.</p>

<h3>Aynı kişide iki farklı aşı uygulanabilir</h3>

<p>Koronavirüse karşı iki farklı aşının aynı kişi üzerinde uygulanmasının mümkün olduğunu anlatan Şahin, "Bu mümkün olabilir fakat test edilmesi gerekir. İngiltere'de bu konuda klinik deney başlatıldı." diye konuştu.</p>

<p>Alman hükümetinin aşılama stratejisinin eleştirilmesine ilişkin görüşlerini açıklayan Şahin, şunları dile getirdi:</p>

<p>"Hedeflerimize ulaşmaya odaklanmaya inanıyorum. İnsanları eleştirmenin vakti ve yeri değil. Herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Daha önce karşılaşmadığımız bir durumla karşı karşıya kaldık. Uygulanması beklenen bir çözüm kutuda yok. Bununla başa çıkmak zorundayız. Böyle bir zor durumda herkesin yardımının önemli olduğunu düşünüyorum. İnsanlar dikkatli olarak ve kendilerini koruyarak yardımcı olabilirler. Gelecek günlerde daha fazla aşı dağıtımı yapacağız. Bu aşıların mümkün olan en hızlı dağıtımı için bir yol bulmamız önemli."</p>

<h3>TÜBİTAK ile görüşüyoruz</h3>

<p>Uğur Şahin TÜBİTAK ile kanser araştırmalarıyla ilgili ortak çalışmalar yapmak için görüşmelerin sürdüğünü vurgulayarak, "Bizden ve TÜBİTAK'tan bilim adamlarımız görüşüyorlar. Şu anda salgın nedeniyle hemen bir nihai sonuç almak zaman alaca ama kesinlikle bu konuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz." dedi.</p>

<p>Türkiye'ye gönderilecek 4,5 milyon doz aşıya ilişkin de konuşan Şahin, "Bu konuda mevzuat, teknik ve kalite kontrol işleri yapmak zorundaydık bunlar geçen hafta tamamlandı. Her şey yolunda giderse bu ay sonunda Türkiye'de aşılamaya başlayabiliriz. 2021'in ikinci yarısında daha fazla aşı gönderilmesi konusunda çalışıyoruz." ifadesini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>AA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Mar 2021 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/03/her-sey-yolunda-giderse-bu-ay-sonunda-turkiyede-asilamaya-baslayabiliriz-1616221780.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UNICEF 85 ülkeye Kovid-19 aşısı tedariki için AstraZeneca ile anlaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/unicef-85-ulkeye-kovid-19-asisi-tedariki-icin-astrazeneca-ile-anlasti-9680</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/unicef-85-ulkeye-kovid-19-asisi-tedariki-icin-astrazeneca-ile-anlasti-9680</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birleşmiş Milletler&nbsp;</strong>Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF),&nbsp;<strong>85 ülkeye 170 milyon doz&nbsp;</strong>yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı sağlamak için&nbsp;<strong>AstraZeneca&nbsp;</strong>ile anlaşma imzaladı.</p>

<p>UNICEF'ten yapılan açıklamaya göre, Örgüt ve AstraZeneca arasında Dünya Sağlık Örgütü'nün aşı programı&nbsp;<strong>COVAX&nbsp;</strong>adına Kovid-19 aşısı tedariki için anlaşmaya varıldı.</p>

<p>İmzalanan anlaşma kapsamında UNICEF, AstaZeneca'dan 85 ülke için 170 milyon doz aşı tedarik edecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Feb 2021 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/02/unicef-85-ulkeye-kovid-19-asisi-tedariki-icin-astrazeneca-ile-anlasti-1614319838.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Koca, il bazında 7 günlük Kovid-19 vaka sayılarını açıkladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/saglik-bakani-koca-il-bazinda-7-gunluk-kovid-19-vaka-sayilarini-acikladi-9632</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/saglik-bakani-koca-il-bazinda-7-gunluk-kovid-19-vaka-sayilarini-acikladi-9632</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, il bazında 7 günlük Kovid-19 vaka sayılarını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca</strong>, illere göre&nbsp;<strong>7 günlük her 100 bin kişide görülen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayılarını</strong>&nbsp;açıkladı.</p>

<p>Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 8-14 Şubat haftasına ait il bazında Kovid-19 vaka sayılarına yer vererek, "Son basın toplantımızda illerimizdeki vaka sayısını paylaşacağımızı belirtmiştim. Bundan sonra her hafta başında 7 günün vaka sayısını ilan edeceğiz. Yerinde karar dönemindeyiz." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Feb 2021 10:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/02/saglik-bakani-koca-il-bazinda-7-gunluk-kovid-19-vaka-sayilarini-acikladi-1613460236.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hedef, nüfusumuzun en az yüzde 60&#039;ının aşılanmasını sağlamak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/hedef-nufusumuzun-en-az-yuzde-60inin-asilanmasini-saglamak-9615</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/hedef-nufusumuzun-en-az-yuzde-60inin-asilanmasini-saglamak-9615</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Koca, "Yarından itibaren ilk aşılanan grubumuzun ikinci doz aşılarına başlıyoruz. Hedef, nüfusumuzun en az yüzde 60'ının aşılanmasını sağlamaktır." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca</strong>, Bilkent Yerleşkesi'nde birlikte gerçekleşen Toplum Bilim Kurulu ve Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelenin bir yılı aşkın süredir devam ettiğini anımsatan Koca, bu zor dönemlerin vatandaşların dikkati ve sağlık çalışanlarının üstün gayretleriyle başarıyla geride bırakıldığını söyledi.</p>

<p>Koca, salgının insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisi yanında çok daha önemli ve zorlayıcı bir yönü daha olduğunun altını çizerek, "Salgın hayatımızı planlamamıza engel oluyor. İş yerlerimiz ekonomik planlama yapamıyor. Gençlerimiz evlilik planlarını yapamıyor. Öğrencilerimiz eğitim planlamalarını yapamıyor. Hayatın her alanında ama her alanında öngörülebilir bir plan yapmamıza imkan tanımayan bir mücadele dönemindeyiz." diye konuştu.</p>

<p>Öngörülebilir bir gelecek sunabilmek için aşı programının titizlikle ele alındığını vurgulayan Koca, şöyle devam etti:</p>

<p>"Müsterih olunuz. Çok yakında hayatımızı planlamamız mümkün olacak. İş yerlerimiz ne zaman açılabileceklerini, öğrencilerimiz okullarına hangi şartlar altında kavuşacaklarını öngörebileceklerdir.</p>

<p>Hastalığın bizi en çok yıprattığı büyüklerimizin sağlığı ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımızın aşılanması önceliğinde tüm hassasiyetimizi ortaya koyduk. Bu grubun aşılanması ile daha önce ışığı gördüğümüz tünelin ucuna doğru ilerliyoruz. Pazartesi gününden itibaren il bazında 7 günlük vaka sayılarının ortalaması canlı olarak yayınlanacak. Böylelikle gerektiğinde İl Hıfzıssıhha Kurullarımız bölgesel olarak kararlar alabilecekler. Artık planlanabilir bir gelecek için bölgesel çalışmaların da yürütülebileceği bir döneme geçiyoruz. Salgın yönetiminde yeni dönemin adı 'yerinde karar' dönemidir."</p>

<h3>"2 milyon 800 bini aşkın vatandaşımızın ilk doz aşılaması tamamlandı"</h3>

<p>Salgının daha fazla yıpratmasına izin verilmeyeceğini ifade eden Koca, esnafın, öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının önünü görebileceği, karamsarlıktan uzak bir geleceğe adım adım ilerlendiğini belirtti. Koca, "Ancak bu süreçte çok dikkatli ve birlikte hareket etmemiz gereken bir konu var. Tedbirlere uymak." uyarısında bulundu.</p>

<p>Bakan Koca, şunları kaydetti:</p>

<p>"Tedbirlere bazılarımız uyarak başarımızı sürdürmemiz mümkün değil. Ülkemizin salgın yönetimindeki en büyük gücü vatandaşlarımızın uyumudur. Sizler sabrederek, gösterilen yoldan ilerleyerek bu başarının mimarı oldunuz. Hep birlikte mücadeleye devam edecek ve aydınlık geleceğimize en kısa sürede kavuşacağız.</p>

<p>28 gün önce Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı aşı programımızda, bugün itibarıyla 2 milyon 800 bini aşkın vatandaşımızın ilk doz aşılaması tamamlandı. Yarından itibaren ilk aşılanan grubumuzun ikinci doz aşılarına başlıyoruz. Amacımız hedef nüfusumuzun en az yüzde 60'ının aşılanmasını sağlamaktır. Bu hedefe ulaşabilmek için bütün alternatifleri zorladığımızdan emin olun.</p>

<p>Nüfusumuzun yüzde 3,5'ini aşılamış olmamız bir çoğunuza az bir oran gibi gelebilir. Ancak birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi aşı üreticisi ülkelerden biri olan Almanya'da bu oranın yüzde 3,7 olduğunu göz önünde bulundurursak, aşı konusunda ülkemizin başarısı daha iyi anlaşılacaktır. Elbette çok yakın bir gelecekte hem aşının üretimi hem de temini, bu oranı hedeflediğimiz seviyeye ulaştıracaktır."</p>

<h3>"Yarından itibaren 70 yaş üzeri vatandaşlar aşı olmak için sisteme tanımlanacak"</h3>

<p>Küresel basından da takip edilebileceği üzere aşı tedarikinde tüm ülkelerin zorluk yaşadığına dikkati çeken Koca, "Buna ürettiği aşılar kullanıma giren ülkeler de dahil." dedi.</p>

<p>Koca, salgın yönetimi boyunca her konuda eleştirildiklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Yaptıklarımız eksik ya da fazla bulundu. Her bir eleştiriyi yönetimi daha iyi nasıl yapabiliriz fikri ile sahiplendik ve rövanş almak için değil, birlikte daha iyisini başarmak için kullandık. Vicdan sahibi gönüller, verdiğimiz mücadelede ne büyük başarılara imza atıldığını kabul edecektir. Bizim milletimizin sağlığı ve huzurundan başka hiçbir gayemiz de gayretimiz de yoktur.</p>

<p>Yarından itibaren 70 yaş üzeri ve cuma gününden itibaren 65 yaş üzeri vatandaşlar aşı olmak için sisteme tanımlanacak. Bilim Kurulumuzun da önerileri doğrultusunda kritik kamu hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesini sağlamak ve toplumsal mobilizasyonu teşvik etmek amacıyla, hafta sonundan itibaren başta kabine üyelerimiz olmak üzere devlet üst yöneticilerini aşılanmaya davet ediyorum. Vali, il emniyet müdürü, kaymakam ve belediye başkanlarımızın kendi bölgelerindeki sağlık tesislerimizde aşılarını yaptırarak vatandaşlarımıza önderlik etmesini bekliyorum."</p>

<h3>"Şu an 17 aşı adayımız var"</h3>

<p>Bakan Koca, farklı ülkelerin ürettiği Kovid-19 aşıları arasında tercihlerini özellikle inaktif aşıdan yana kullandıklarına işaret etti.</p>

<p>Bu aşının, düşük riskli ve daha etkili olduğu yönünde 24 Aralık'ta yapılan basın toplantısında açıklama yaptığını hatırlatan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bu tercihimiz birçok kesimden eleştiriler almıştı, ancak süreç bir kere daha haklı olduğumuzu gösterdi. Şu anda başta Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülke, inaktif aşıya yönelmiş durumda.</p>

<p>Elimizdeki verilere göre aşı, koronavirüs mücadelesinde en etkili çıkış yolu olarak görünüyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, toplam nüfusu 2,5 milyara ulaşan yaklaşık 130 ülkenin Kovid-19 aşısı temin edemediğini duyurdu. Ülkemiz ise yaklaşık 15 milyon doz aşıyı temin etti ve toplamda 100 milyon dozdan fazla aşı için anlaşmalarını tamamladı.</p>

<p>Bununla da kalmadık. Yerli aşı projelerimizi gün ve gün takip ederek hayata geçmesi için gayret sarf ettik. Şu an 17 aşı adayımız var. Bugün en önde giden aşı adayımız için Faz 2 insan deneylerinin gönüllüleri aşılanmaya başlandı."</p>

<p>Yerli aşı çalışmalarının başarıya ulaşmasının Türkiye açısından önemli olduğu kadar umudunu bu topraklara bağlamış ülkeler için de son derece değerli olduğunun altını çizen Koca, "Tüm dünyada aşıların devreye girişi Kovid-19 mücadelesinde yeni bir umut doğmasına yol açtı. Ancak ardı sıra gelen mutasyon haberleri yeni sorular ve yeni sorunlar ortaya çıkarmaktadır." dedi.</p>

<h3>"Kaynağı belli olmayan çok sayıda mutasyon ülkemizde de görülmektedir"</h3>

<p>Bakan Koca, dünyanın üç ülkesinde görülen önemli mutasyonları ve etkilerini yakından takip ettiklerini dile getirerek, "Bunların dışında klinik seyir bakımından farklılık göstermediğini düşündüğümüz kaynağı belli olmayan çok sayıda mutasyon, dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülmektedir." diye konuştu.</p>

<p>Bugüne kadar mutasyon tespit edilerek halk sağlığı laboratuvarına gönderilen 3 bin 758 örnekten 416'sının tüm genom sekansının incelendiğini anlatan Koca, "263 İngiltere (B.1.1.7), 23 Güney Afrika (B.1.351) varyantı, 106 kökeni belli olmayan varyant tespit edildi. İngiltere'de başlayan mutasyonun, hastalığın seyrinde bir değişiklik yapmamakla birlikte bulaşıcılığını artırdığına yönelik önemli bulgular vardır. Güney Afrika ve Brezilya mutasyonları ise henüz bilinmezliğini koruyor." dedi.</p>

<p>Koca, mutasyonlu virüse ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Mutasyonların varlığı, kısıtlamalarla ilgili takvimimizi de etkiliyor. Bilim Kurulumuzun tavsiyesi, kısıtlamaların hafifletilmesinde acele etmeden vaka seyrinin takip edilmesi yönünde. Virüs mutasyona uğramış olsa da virüs aynı virüs, tedbirler aynı, korunma yolları da aynı. Bulaştırıcılığın artmasından dolayı aynı tedbirlere daha dikkatli bir şekilde uymalıyız.</p>

<p>İstediğimiz düşüşü yakalarsak kısıtlamaların, yine elbette tedbirler eşliğinde, hafifletilmesi en önemli gündemimiz. Sizlerden artık sabretmenizi değil, sadece kurallara daha sıkı sarılmanızı talep ediyorum. Çok yakında daha normal şartlarda yaşayacağız. Önümüzdeki sınırlı günleri, maske, mesafe ve temizlik kurallarının yanı sıra genel tedbirlere ve kısıtlamalara sıkı sıkıya riayet ederek atlatmalıyız. Özellikle kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durmalıyız. Mücadeleyi kazanmak için birlikte davranmak zorundayız."</p>

<h3>"Ülkemizde mutasyonların bölgesel bir farklılığa yol açmadı"</h3>

<p>Mutasyonlu virüslerle ilgili değerlendirmesi sorulan Bakan Koca, yeni tedbirler anlamında Bilim Kurulu'nun şu an var olan tedbirlerin devamından yana olduğunu ifade ederek, "Yeni bir tedbir ilavesi şu an öneri olarak düşünülmüyor. Var olan tedbirlerin devamı öneri olarak düşünülüyor." dedi.</p>

<p>Mutasyonlu virüslerin dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde salgının seyrinde etkisinin fazla olduğunu bildiklerini dile getiren Koca, "Ülkemizde mutasyonların bölgesel bir farklılığa yol açmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz." diye konuştu.</p>

<p>Koca, mutasyon sayılarının giderek artmaya devam ettiğini ama var olan vaka sayılarında önemli oranda bir etkisinin şu an olmadığını gördüklerini belirterek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Ülkede yaygın olarak bütün illerimizde benzer şekilde özellikle son iki hafta vaka artışının olduğunu genel olarak görüyoruz. Özelde mutasyonun bulunduğu bölgede daha yoğun bir artış şeklinde bir gözlemimiz şu an yok ama bunu da çok yakından takip ediyoruz. Bu anlamda bir gelişme olursa zaten paylaşmış oluruz. Ama mutasyonda bizim esas üzerinde durmamız gereken konu şu an mutasyonda bulaştırıcılığın daha fazla olduğu. Yani daha önce 10-15 dakikada bir arada bulunmakla geçen virüsün daha kısa süreyle bu bulaştırıcılığı olduğunu biliyoruz. Ve halen virülansı üzerinde virüsün bir etkisinin olmadığını biliyoruz ama Güney Afrika ve Brezilya için bu anlamda farklı birtakım yaklaşımlar söz konusu. Bununla ilgili daha net bir şey şu an söyleyemiyoruz. O nedenle bizim bu mutasyonların görüldüğü şu dönemde özellikle tedbirler noktasında daha hassas davranmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum."</p>

<h3>Bakan Koca, Bilim Kurulu üyeleriyle birlikte ikinci doz aşılarını yaptırdı</h3>

<p>Bakan Koca, bir başka soru üzerine bugün Bilim Kurulu üyeleriyle birlikte toplantıdan önce Şehir Hastanesinde ikinci doz aşılarını birlikte yaptırdıklarını bildirdi.</p>

<p>Son partide gelen aşıların 14 günlük analizlerinin tamamlandığını, bu nedenle 70 ve cuma günü 65 yaş üzerine olmak üzere aşı takvimini genişletmiş olduklarını aktaran Koca, "Onun için bundan sonraki dönemde 65 yaşa kadar vatandaşımızı sağlık kuruluşlarımızda aşılamaya davet ediyorum. Önümüzdeki süreçte giderek aşılama tedariki ile birlikte takvimi de genişleteceğimizi zaten biliyorsunuz. Bu dönemde daha önce 50 milyon doz aşı için bir sözleşme yapılmıştı. 50+50 milyon talebimiz şeklindeydi. 100 milyon doz aşının sözleşmesinin imzaladığını söyleyebilirim." ifadelerini kullandı.</p>

<p>YÖK'ün üniversitelerde bahar döneminde yüz yüze eğitime ilişkin Bilim Kurulu'ndan acil görüş istediğinin hatırlatılması üzerine Bakan Koca, "Bu konuyla ilgili Bilim Kurulumuz görüşüyor. Zannediyorum biz bu hafta bu konuyla ilgili bir cevap vermiş olacağız. Ama şunu söyleyebilirim; şu an salgının geldiği seyir vakaların özellikle son iki hafta giderek bir artış içinde olduğu, mutasyonların giderek varlığını gösterdiği şeklinde. Özellikle yüz yüze eğitimin uygulamalı eğitimler dışında bu dönemde başlatılmasının risk teşkil ettiğini şimdiden söyleyebilirim." diye konuştu.</p>

<h3>Yüz yüze eğitimdeki öğrenmenler Şubat sonunda aşılama takvimine alınacak</h3>

<p>Koca, bir başka soru üzerine yüz yüze eğitime geçecek okullar için Milli Eğitim Bakanlığından listelerin alındığını ifade ederek, "Şubat sonuna doğru öğretmenlerimiz için de, özellikle eğitim başlanacak olan sınıflar için söylüyorum, aşılama takvimi başlamış olacak." dedi.</p>

<p>Aşı konusunda başından beri bütün tedarik edilebilecek aşılarla ilgili devrede olduklarını belirten Sağlık Bakanı Koca, inaktif aşının geleneksel ve güvenilir olduğu için özellikle devrede olduklarını vurguladı. Koca, "Ama diğer aşılarla ilgili de ilk günden itibaren hem AstraZeneca, hem Sputnik, hem Pfizer-BioNTech aşısıyla ilgili başından beri devrede olduk. Ama gönlümüz güvenilir aşıyı daha çok temin etmekten yana oldu." diye konuştu.</p>

<p>Koca, alabilme potansiyelini düşünerek 4 ay kadar önce Rusya'dan Sputnik, Çin'den CoronaVac ve Türk bilim insanlarının geliştirdiği Pfizer-BioNTech aşılarının faz-3 çalışmalarının Türkiye'de başlatılmasını, özellikle Türk toplumundaki etkisini ve sonuçlarını görerek, buna göre aksiyon almak istediklerini söylediğini hatırlattı.</p>

<p>BioNTech ve Sinovac'ın faz-3 çalışmasının başladığını, hatta Sinovac'ın faz-3 çalışmaları için bakanlık olarak destek verdiklerini anlatan Koca, Sputnik ile ilgili de toksikolojisinin istenilen şartlarda sağlanması için karar verildiğini söyledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>AA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Feb 2021 08:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/02/hedef-nufusumuzun-en-az-yuzde-60inin-asilanmasini-saglamak-1613022967.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güvenlik testlerinin ardından 65 yaş üstü ve 2. gruba dahil vatandaşların aşılanmasına geçilecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/guvenlik-testlerinin-ardindan-65-yas-ustu-ve-2-gruba-dahil-vatandaslarin-asilanmasina-gecilecek-9586</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/guvenlik-testlerinin-ardindan-65-yas-ustu-ve-2-gruba-dahil-vatandaslarin-asilanmasina-gecilecek-9586</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Koca, ikinci parti aşıların güvenlik testleri tamamlandıktan sonra 65 yaş üstü ile ikinci gruba dahil vatandaşların aşılanmasına geçileceğini, tedarik planlaması ve aşı programının planlandığı şekliyle sürdüğünü bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca</strong>, video konferans yöntemiyle katılarak başkanlık ettiği&nbsp;<strong>Koronavirüs Bilim Kurulu</strong>&nbsp;toplantısının ardından yazılı açıklama yaptı.</p>

<p>Kovid-19 salgınının tüm dünyada tehdit olmaya devam ettiğine dikkati çeken Koca, "Bu tehdidi her boyutuyla takip eden ve ülkemizin en az zararla çıkmasını gözeten Bilim Kurulumuz bugün haftalık toplantısını yaparak dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri görüşmüş, virüs ve sebep olduğu hastalık hakkındaki son bilimsel çalışmalarla ilgili fikir alışverişinde bulunmuştur." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Sağlık personelinin ilk doz aşılamalarını takiben 75 yaş üstündekilerin aşılarının yapılmasına devam edildiğini belirten Koca, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bugün itibarıyla 2 milyon 400 bin kişinin ilk doz aşıları tamamlandı. İkinci parti aşıların güvenlik testleri tamamlandıktan sonra 65 yaş üstü büyüklerimizin ve aşama aşama ikinci gruba dahil vatandaşlarımızın aşılanmasına geçilecektir. Tedarik planlaması ve aşı programımız planlandığı şekliyle sürmektedir.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde ülkemizde görülen mutasyonlu virüs hakkında açıklamalarda bulunmuştuk. Bu hususu dikkatle takip ediyoruz. Belli mutasyonlarda bulaşıcılığının daha yüksek olduğu yönünde bulgular var. Böyle durumlarda tedbirlerde gevşeme, riskin daha fazla artmasına yol açabilecektir. Ülkemizde mevcut İngiltere mutasyonları dışında iki vatandaşımızda Güney Afrika varyantı, bir vatandaşımızda da Brezilya varyantı ile karşılaşıldı. Bu vatandaşlarımız tedbir kapsamında hastanede izole edilmektedir. Temaslıları da benzer şekilde izole edilmiş durumdadır."</p>

<h3>"Çok hassas bir denge içinde hareket etmemiz gerekmektedir"</h3>

<p>Bakan Koca, kısıtlayıcı tedbirlerin hayatı ne denli zorlaştırdığının farkında olduklarının altını çizerek, bu yüzden kontrolü elden bırakmadan bazı düzenlemeler yaptıklarına işaret etti.</p>

<p>Okullarda sınırlı şekilde yüz yüze eğitime tekrar başlanması yönünde karar alındığını hatırlatan Koca, şöyle devam etti:</p>

<p>"Hareketliliğin daha az olduğu köy okullarında 15 Şubat'tan itibaren yüz yüze eğitime başlanacak. Mart ayında ise ilkokullarımız, 8 ve 12'nci sınıflar ve özel eğitim okullarında salgının seyrine göre kontrollü ve seyreltilmiş şekilde eğitimin başlaması hedeflenmektedir. Sınırlı da olsa artan hareketlilikle beraber doğacak muhtemel risklere karşı sıkı bir takip yapılacaktır. Elde edilecek bulgular sonraki adımlarımızın belirleyicisi olacaktır. Biliyoruz, öğrencilerimiz okullarını, öğretmenlerimiz öğrencilerini özledi. Ailelerimizin bu husustaki endişelerinin farkındayız ancak salgının hızının artması ile kaybolabilecek hayatların telafisi mümkün değildir. Bunu gözeterek çok hassas bir denge içinde hareket etmemiz gerekmektedir."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>AA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Feb 2021 09:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/02/guvenlik-testlerinin-ardindan-65-yas-ustu-ve-2-gruba-dahil-vatandaslarin-asilanmasina-gecilecek-1612419185.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de Kovid-19&#039;la mücadele kapsamında aşılananların sayısı 2 milyonu aştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/turkiyede-kovid-19la-mucadele-kapsaminda-asilananlarin-sayisi-2-milyonu-asti-9574</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/turkiyede-kovid-19la-mucadele-kapsaminda-asilananlarin-sayisi-2-milyonu-asti-9574</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'de yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında aşılananların toplam sayısı 2 milyonu aştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında CoronaVac aşısının ülke genelinde uygulanmaya başlanmasının 19'uncu gününde aşılananların toplam sayısı 2 milyonu aştı.</p>

<p>"Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi" kapsamında, 14 Ocak'ta sağlık çalışanlarından başlanan aşılama çalışmalarına devam ediliyor.</p>

<p>Türkiye'ye 30 Aralık'ta getirilen CoronaVac aşılarının 3 milyon dozluk ilk partisinin depolanma, dağıtım ve uygulama süreçleri sorunsuz ilerledi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Aşı ve İlaç Deposu'nda muhafaza edilen aşılardan rastgele alınan numuneler, öncelikle Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) laboratuvarlarında analiz edildi.</p>

<p>Daha sonra aşılar Bakanlığa ait iklimlendirmeli, eksi 20 ila artı 20 derece arası ayarlanabilir sıcaklıkta, aşı ve ilaç taşımaya uygun 60-90 metreküp hacmindeki frigorifik araçlarla belirlenen güzergah ve rota planlaması dahilinde 81 ile ulaştırıldı.</p>

<p>Tamamı canlı takip edilebilen araçların sıcaklığı, konumu ve içindeki ürünlerin tüm ayrıntıları nakil sırasında dakika dakika izlendi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Feb 2021 10:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/02/turkiyede-kovid-19la-mucadele-kapsaminda-asilananlarin-sayisi-2-milyonu-asti-1612164527.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnaktif aşıların ikinci sevkiyatının ikinci bölümü Türkiye&#039;ye geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/inaktif-asilarin-ikinci-sevkiyatinin-ikinci-bolumu-turkiyeye-geldi-9558</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/inaktif-asilarin-ikinci-sevkiyatinin-ikinci-bolumu-turkiyeye-geldi-9558</guid>
                <description><![CDATA[Çin'den sipariş edilen 10 milyon dozluk Kovid-19 aşılarının ikinci partisinin ikinci bölümünü taşıyan uçak İstanbul Havalimanı’na indi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in başkenti Pekin'deki havalimanından kalkan Türk Hava Yollarına ait "TK 6175" sefer sayılı "Boeing 777" tipi uçağın saat 06.10’da İstanbul'a inişiyle&nbsp;<strong>aşı</strong>ların bulunduğu konteynerler, gümrük işlemlerinin yapılmasının ardından uçaktan alınarak depolara taşınmaya başlandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Jan 2021 09:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/01/inaktif-asilarin-ikinci-sevkiyatinin-ikinci-bolumu-turkiyeye-geldi-1611901002.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
