<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden</title>
        <link>https://www.teknikelektrik.com/</link>
        <description>Teknik Elektrik Postası</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>SUSE ( Sousse)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/suse-sousse-12152</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/suse-sousse-12152</guid>
                <description><![CDATA[Tunus - Suse Akdeniz sahilinde tarihi bir şehir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Tunus’un doğusunda Akdeniz sahilinde yer alan şehir küçük bir tepenin eteğinde kurulmuş, kuzey ve kuzeybatıdan Bilîbân ve Harrûb ile güneyden Hallûf vadileri tarafından çevrilmiştir. Başşehir Tunus’a 140 km. uzaklıktadır. Tunus’un sahil bölgesinin tam merkezinde yer alan şehrin çevresindeki arazi alüvyonlu olduğundan verimlidir. Özellikle zeytin, meyve ve sebze üretilir. Sûse’nin konumu Kal‘atülkübrâ, Kal‘atüssuğrâ ve Ekkûde gibi komşu yerleşim merkezleriyle benzer şekilde savunma amaçlı bir karakter göstermekteydi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İslâm coğrafyacılarına göre Sûse bu dönemde çeşitli emtia, tahıl, sebze, meyve, ipek ve tekstil ürünlerinin satıldığı çarşılara sahipti. Ebû Ubeyd el-Bekrî şehrin surlarından, büyük burcundan, sekiz kapısından ve sayısız çarşılarından bahsederken et, meyve ve sebzesinin çok iyi ve ucuz olduğunu kaydeder (el-Mesâlik, II, 688-689). Fâtımîler’in bölgede Şîiliği yayma teşebbüsleri karşısında Sûse Ribâtı muhalefetin ve çıkan isyanların merkezlerinden biri oldu (bk. SÛSE RİBÂTI). Sûse halkı, 332’de (943-44) Fâtımî yönetimine isyan eden Hâricî Ebû Yezîd en-Nükkârî’ye karşı bir hareket başlattı ve yenilmesinde rol oynadı. Endülüs Emevî donanması 335 (946-47) yılında Afrika sahillerine hücum edip Sûse bölgesini tahrip etti. İfrîkıye Zîrî Hükümdarı Muiz b. Bâdîs’in istediği verginin ödenmemesi üzerine Sûse, Mehdiye’den gönderilen donanma tarafından tahribata uğradı (445/1053). Şehir XI. yüzyıl ortalarında bir süre Hammâdî hâkimiyetini tanıdı. Bu yıllarda şehri Normanlar işgal etti. Fâtımîler’in bölgeyi elinde tutan Zîrîler’i cezalandırmak amacıyla Benî Hilâl ve Benî Süleym gibi Bedevî-Arap kabilelerini Kuzey Afrika’ya tehcir etmeye başlamalarının ardından V-VIII. (XI-XIV.) yüzyıllar arasında Sûse Benî Hilâl’in yaptığı yağmalar yüzünden istikrarını kaybetti. VII. (XIII.) yüzyılda Hafsî hâkimiyetine giren şehir hâfız adı verilen valiler tarafından yönetiliyordu. Ancak bedevî Arap kabilelerinin saldırılarına mâruz kalarak sık sık el değiştirdi ve nüfusu bu dönemde oldukça azaldı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">IX. (XV.) yüzyılda tekrar canlılık kazanmaya başlayan Sûse’de özellikle Cenevizliler’e ait “funduk”lar bulunmaktaydı. Hasan el-Vezzân şehir halkının denizci olduğunu ve Doğu ülkelerine gemilerle gidip ticaret yaptıklarını kaydetmekle birlikte XVI. yüzyıl başlarında nüfusunun azaldığını söyler (Vaṣfü İfrîḳıyye, II, 83-84). XVI. yüzyılda İspanyollar’ın Mehdiye’yi tahrip etmesinin ardından 15.000 civarındaki nüfusuyla Tunus’un Sâhil bölgesinin en önemli şehri olduğu anlaşılmaktadır. Sûse, XVII. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetinde iken tekrar eski istikrar ve canlılığına kavuştu. Bu dönemde pek çok imar faaliyetine sahne oldu. 1675’te ulucami avlusuna eklemeler yapıldı. Ağlebîler devrinde inşa edilen ribâtın bir kısmı 1723’te medreseye çevrildi. XVIII. yüzyılda Fransız ve İtalyan saldırılarına uğrayan şehrin surları yenilendi. 1848’de Driba Camii inşa edildi ve ribât onarıldı. Osmanlı garnizonunun bulunduğu Kasaba ise 1862 ve 1866 yıllarında genişletildi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">II. Dünya Savaşı esnasında pek çok defa hava saldırısına uğrayan şehir savaşın sona ermesinin ardından tekrar imar edildi. 1956 yılında Tunus’un bağımsızlığını kazanmasıyla Sûse aynı adı taşıyan vilâyetin merkezi oldu ve ülkenin önemli şehirlerinden biri haline geldi. Bu dönüşüm şehrin demografik ve topografik yapısında yeni gelişmelere yol açtı. 1885’te nüfusu 8577 iken 2004 yılında 173.000’e, 2008’de 191.000’e ulaştı. Sûse halkı, Fransız yönetimi süresince sahil kesimi surlarla çevrili olan eski şehirde yaşarken bağımsızlığın ardından eski şehrin etrafında her yönden genişleyen modern Sûse’de iskân edildi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Feb 2023 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2023/02/suse-sousse-1676377479.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sayda (Sidon)  400 yıl Osmanlı idaresinde kalan şehir</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sayda-sidon-400-yil-osmanli-idaresinde-kalan-sehir-12150</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sayda-sidon-400-yil-osmanli-idaresinde-kalan-sehir-12150</guid>
                <description><![CDATA[Lübnan - Sayda (Sidon)  400 yıl Osmanlı idaresinde kalan şehir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Beyrut’un yaklaşık 45 km. güneyinde yer alır. Lübnan’ı oluşturan idarî birimlerden (muhafaza) Cenûb idarî bölümünün merkezidir. Fenikeliler tarafından Sidon adıyla kurulmuş olup Antik dönemde sahildeki stratejik konumu ve limanı sebebiyle önemli bir ticaret yeriydi. Asur kitâbelerinde Siduunnu, Şidunu, Ziduna, Grek ve Latin kaynaklarında Sidon ve Sidonia olarak yer almış Arapça’ya Sayda şeklinde geçmiştir. Şehir, Büyük İskender’in istilâsının ardından milâttan sonra 64 yılında bütün Suriye ve Lübnan gibi Roma hâkimiyetine girmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sayda, Lübnan sahilindeki Irka, Cübeyl ve Beyrut gibi şehirlerle birlikte Yezîd b. Ebû Süfyân tarafından 16 (637) yılı civarında fethedildi ve Dımaşk cündüne bağlandı. Arap yarımadası ile Yemen’den getirilen çeşitli kabileler şehirde iskân edildi. Hz. Ömer’in hilâfetinin son yıllarında kısa bir süre Bizanslılar’ın eline geçtiyse de Hz. Osman’ın hilâfetinin ilk döneminde Suriye Valisi Muâviye tarafından geri alındı. Muâviye, Bizans saldırılarına karşı şehri korumak üzere karakollar kurdurup asker yerleştirdi, böylece Sayda bir ribât şehri haline geldi. Yine bu devirde Sayda’ya İranlılar’ın iskân edildiği belirtilmektedir. İlk dönem İslâm coğrafyacıları Sayda’yı Dımaşk’ın limanı diye zikreder.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Osmanlı Dönemi.</strong> </span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sayda, Yavuz Sultan Selim’in 922 (1516) Mercidâbık zaferinden sonra Osmanlı ülkesine katıldı. Osmanlılar, Suriye ve Filistin’de ele geçirdikleri bölgeleri vilâyet-i Arab adıyla teşkil ettikleri beylerbeyiliğe bağladılar. Sayda, Şam sancağının bir kaza merkezi olarak teşkilâtlandırıldı. XVI. yüzyılın ilk yarısında bu konumunu koruyan Sayda’nın, 975-982 (1568-1574) yıllarını kapsayan sancak tevcih defterinde Beyrut ile birlikte bir sancak durumuna getirildiği görülmektedir. Yine 986-995 (1578-1587) yıllarını ihtiva eden sancak tevcih defterinde Beyrut ve Sayda bir sancak olarak kaydedilmiş, ancak yanına “merfû”dur (sancaklıkları kaldırılmıştır) kaydı düşülmüştür. Sayda ve Beyrut, 1016’da (1607) hazırlanmış olan Ayn Ali Efendi Kanunnâmesi’nde ayrı birer sancak şeklinde Şam eyaleti sınırları içerisinde gösterilmiştir. </span></p>

<p><span style="font-size:20px">Osmanlı idaresi altındaki Sayda’nın fizikî durumuyla ilgili bilgiler XVI. yüzyılda tutulmuş tahrir defterlerinde yer alır. Buna göre Sayda üç müslüman ve bir yahudi mahallesine sahip küçük bir kasaba hüviyetindedir. Müslüman mahalleleri Kale, Dekakin ve Bahr isimlerini taşır. Bu defterlerden 977 (1569-70) tarihli olanına göre şehirde 530 hâne, 230 mücerret müslümanla yirmi beş yahudi ve üç cizye mükellefi hıristiyan nüfusu yaşamaktaydı. Söz konusu rakam şehrin 3000 dolayında bir nüfusa sahip olduğunu gösterir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sayda şehrinde 1893-1895 yıllarında 8287’si müslüman, 2448’i gayri müslim 10.735 kişi yaşamaktaydı. </span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bu nüfus 1900-1901’de 11.970’e yükseldi. Bunun 9299’u müslümanlardan, 2731’i gayri müslimlerden meydana gelmekteydi. </span></p>

<p><span style="font-size:20px">1908 yılında 12.627 olan şehrin nüfusu 1916-1917’de 14.167 kişiye yükseldi. Bu nüfusun 11.398’ini müslümanlar, 2769’unu çeşitli din ve mezheplere mensup gayri müslimler oluşturmaktaydı. </span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sayda, I. Dünya Savaşı’nın ardından Ekim 1918 başında İngilizler tarafından işgal edildi. </span></p>

<p><span style="font-size:20px">Nisan 1920’deki San Remo Konferansı’nda bütün Suriye ve Lübnan topraklarıyla birlikte Fransız manda yönetimine devredildi. Fransa’nın Eylül 1921’de Büyük Lübnan Devleti’nin kurulduğunu ilân etmesiyle bu devletin sınırları içerisinde yer aldı. </span></p>

<p><span style="font-size:20px">Şehir, 1948 Arap-İsrail savaşı ve sonrasındaki gelişmelerin ardından yoğun bir Filistinli göçmen akınıyla karşı karşıya kaldı. 1946’da 15.000 kadar olan şehrin nüfusu bu hadiselerle büyük bir patlama gösterdi. Şehrin 1980’de 117.000 kişiye ulaşan nüfusunun yarısını Filistinli göçmenler oluşturmaktaydı. Sayda giderek Filistinli gerillaların merkezi olmaya başladı. Bu gerillaların sınırı geçerek İsrail’de gerçekleştirdikleri eylemler 1970’lerin ortalarından itibaren Lübnan-İsrail ilişkilerinin bozulmasına yol açtı. Birkaç defa yoğun İsrail bombardımanına mâruz kalan Sayda 1982’de işgal edildi. Lübnan’daki İsrail işgali 17 Mayıs 1983 antlaşması gereğince 1985’te son buldu. Sayda’nın 2003 yılındaki nüfusu 140.000’dir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Feb 2023 13:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2023/02/sayda-sidon-400-yil-osmanli-idaresinde-kalan-sehir-1676283730.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fes  (Fas’ın labirent şehri)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/fes-fasin-labirent-sehri-11993</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/fes-fasin-labirent-sehri-11993</guid>
                <description><![CDATA[Fes, Fas’ın Fès-Boulemane bölgesinde bulunan ülkenin üçüncü büyük şehri.G eçmişte Fas Sultanlığı’na başkentlik yapmış kentlerden de biridir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Fes birçok gezginin oldukça beğendiği, kimilerinin de şüpheyle yaklaştığı bir şehir. Ama kesin olan bir şey var ki Fes, sıradanlığa çok uzak bir yer. Daracık sokaklardan oluşan eski şehir bölgesinde yürürken bir karınca yuvası labirentinde ilerliyormuşsunuz hissini alabilir, kaybolma stresi yaşayabilirsiniz. Bunun ötesinde, Fes’in havasını soludukça, kültürel zenginliğini tattıkça ve yapılar görsel anlamda size tatmin etmeye başladıkça mimari ve kültürel açıdan oldukça zengin olan bu kadim şehirden etkilenmemenin elde olmadığını göreceksiniz.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Fes, Fas’ın Fès-Boulemane bölgesinde bulunan ülkenin üçüncü büyük şehri. En son gerçekleştirilen son nüfus sayımında 1.008.000 nüfusa sahip olduğu tespit edilen şehir, geçmişte Fas Sultanlığı’na başkentlik yapmış kentlerden de biridir. Berberi ülkelerinin başkentlerine göre adlandırılması geleneğine uygun olarak, Tunus, Cezayir ve Trablus (Libya) örneklerinde olduğu gibi Fas ülkesi de başkenti Fes’ten (Fas) alıntılandırılarak isimlendirildi. Batı Avrupa dillerinde ise bu adlandırma diğer tarihi başkent Marakeş’ten bozma Maruecos, Maroc, Morocco, vs.ye dönüşmüştür.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Tarihi<br />
İdrisiler hanedanından I. İdris tarafından kurulan kent, daha sonra giderek gelişmiş ve bolca göç almasıyla nüfusu giderek artmıştır. 1250 yılından itibaren Meriniler hanedanının bölgede egemenlik kurmasıyla siyesi önemi de artmış, 1420 yılından itibaren Vattasi hanedanı güç kazanmış ve son Merini sultanı II.Abdülhak, Vattasi vezirlerinin hakimiyeti altında kalmıştır. 1465 yılında Fes Ayaklanması ile öldürülmüştür. 1471 yılında Vattasiler ülkeyi yönetmeye başlamıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Türk müdahalesi</strong><br />
16. yüzyılın başından beri Cezayir’e hakim olan Osmanlı Devleti ile sıcak ilişkilere sahip olan Vattasiler 1553’te kuzeye doğru ilerleyen Saadiler karşısında yenilgiye uğrayarak tahtlarını ve taht şehirleri Fes’i kaybetmişlerdir. Vattasiler’in devrik kralı Abou Hassoun’un yardım desteğini yanıtsız bırakmayan Cezayir Valisi Salih Paşa o yıl Fes kentine girerek adıgeçeni tahta çıkarmıştır. Ancak 1554 Eylül’ünde Saadi lideri Muhammad al-Şeyh Fes kentini geri almıştır. Buna rağmen, Saadiler de Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurmuşlardır.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">1576 yılında ise bu defa Saadilerden Abdülmelik, Fas Kralı yeğeni Muahmmed al-Mütevekkil’i devirmek ve tahta geçmek için Osmanlılar’dan yardım istemiş, hatta Osmanlıların Tunus’u fethiyle sonuçlanan sefere (1574) de katılmıştır. 1576 yılında tekrar Fes’e giren Osmanlı ordusu al-Mütevekkil’i devirerek Abdülmelik’i tahta çıkarmıştır. Böylece Fas ülkesi de Osmanlı himayesine girmiştir. Devrik Sultan al-Mütevekkil Portekizlileri yardıma çağırınca, Portekiz Kralı Sebastiao ile al-Mütevekkil’in bir yanda, Osmanlı ordusunun desteklediği Abdülmelik’in diğer yanda çarpıştığı Vadiyüsseyil Savaşı meydana gelmiştir (4 Ağustos 1578). Savaş neticesinde üç kral da maktul düşmüş, Portekiz ordusu iki yıl sonra İspanya egemenliğine düşecek kadar (1580) örselenmiş, Portekiz Donanması Tanca açıklarında Osmanlılarca imha edilmiş, Osmanlı yanlısı Ahmed al-Mansur tahta çıkmıştır. Osmanlılar, geride devre dışı kalmış, hatta egemenliğini kaybetmiş bir Portekiz ile Cezayir için tehdit arzetmeyen ve Osmanlı’ya eğilimli bir Fas sultanı bırakarak Fas topraklarından çekilmişlerdir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Fas Sultanlığı’nın yükselişi ve çöküşü sürecinde Fes</strong><br />
Üzerindeki Portekiz baskısından kurtulan Fas Sultanlığı XVI. ve XVII. yüzyıllar boyunca müreffehleştikçe Fes kenti de giderek daha mamur bir hale gelmiş, nüfus artışıyla birlikte eski şehrin yanına Fes Cedid (Yeni Fes) kurulmuştur.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Fes, Fransa’nın 1912 yılında Fas ülkesi üzerinde protektora (himaye) yönetimi tesis etmesine kadar ülkenin başkenti olarak kalmıştır. Fransız yönetimi tarafından Rabat’ın başkent ilan edilmesiyle Fas’ın siyasi önemi azalmaya başlamıştır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Dec 2022 16:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/12/fes-fasin-labirent-sehri-1671112380.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İştip</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/istip-11985</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/istip-11985</guid>
                <description><![CDATA[İştip (Stip) - Makedonya]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">İştip (Makedonca: Штип Štip), Kuzey Makedonya’nın orta kesiminin doğusunda bulunan bir kenttir. İştip, Kuzey Makedonya’nın doğu kesiminde, Doğu bölgesi sınırları içinde yer alır. Bu bölge içinde, İştip belediyesi sınırları dâhilinde 34 yerleşim yeri vardır. Belediyenin toplam nüfusu 47.796; İştip’in merkez nüfusu ise 42.625’dir. İştip’te 4 ilköğretim okulu, 2 bölgesel okul, 5 ortaöğretim okulu ve 1 üniversite (Gotse Delçev Üniversitesi) bulunur.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İştip’in merkezinden Otinya nehri akar ve şehri ikiye böler. Ayrıca, kasabanın bir havalimanı da vardır. İştip Akdeniz iklimi alanındadır. Toprak kültürü açısından elverişli, oldukça sıcak yazlar ve hafif kışlar görülür. İştip’in bulunduğu bölge ormansızlaşma bölgesi olup bu durum, bölge iklimine etki etmiştir. Yazlar 32-40 °C ortalamaya sahip sıcak ve kurudur. Kışlar iki aydan kısa sürer. -10 ila -2 °C arasında bir ortalamaya sahip olan kışlar ılımandır. İlkbahar genellikle Şubat ayında başlar.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İştip’e ilk yerleşenlerin Paeonia halkı olduğu düşünülür. Bu halk Vardar’ın batısında yaşamıştır. Bu dönemde şehrin Astibo olarak adlandırıldığı düşünülmektedir. 976-1014 tarihleri arasında İştip, Samoil Krallığı sınırlarında olmuştur. Samoil Krallığı sonrasında şehir sırasıyla Doğu Roma İmparatorluğu, Bulgar Devleti, Sırp İmparatorluğu egemenliklerine geçmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Osmanlı İmparatorluğu Dönemi<br />
1382 yılında İştip, Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1395 yılında da Türk egemenliği kesinleşmiştir. 1661 yılında ünlü Türk seyyah Evliya Çelebi İştip’i ziyaret etmiştir. 1683-1699 Osmanlı-Avusturya Savaşları sırasında Avusturya ordusu birlikleri, Balkanlar’daki Osmanlı İmparatorluğu topraklarına girmiştir. Bu saldırı sırasında 1689 yılında İştip, geçici olarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kontrolüne girmiştir. Rumeli Vilayeti’nin önemli şehirlerinden biri olmuştur. Nüfusun tamamına yakını Türk idi. 1911 Encyclopedia Britannica baskısı halkı için asil (nobel), ciddi (sober), disiplinli (order) Türk ırkının en güzel karakterlerini sergiler demektedir. Selçukluların asil ailelerinin yerleştirildiği yerdir. Hayırseverleri ve ulemalarıyla meşhurdur.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">1912-1913 Balkan Savaşları, İştip’te Osmanlı egemenliği son bulmuştur. Bu tarihlerden sonra, çeşitli saldırılar ve yıldırma çalışmaları sebebiyle şehrin büyük nüfus oranına sahip Türk nüfusu içinden Türkiye yönünde gelişen büyük göç hareketleri yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yugoslavya Krallığı Dönemi<br />
Osmanlı İmparatorluğu dönemi sonrasında bölge, küçüklü büyüklü birçok muharebe sonrasında İştip’in de yer aldığı bölge, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı egemenliğinde kalmıştır. Krallık, sonrasında Yugoslavya Krallığı olarak 1943 yılına dek egemen olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yugoslavya Dönemi<br />
1943 yılı ile beraber Yugoslavya Krallığı ortadan kalkmış, yerine Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu dönemde de İştip, devam eden idari yapı içinde yer almıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Makedonya Cumhuriyeti Dönemi<br />
1991 yılında Makedonya’nın Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nden bağımsızlığını ilan etmesiyle İştip, bağımsız Makedonya Cumhuriyeti içinde bugününe gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün İştip, tekstil ve moda sanayisi merkezidir. Küçüklü büyüklü birçok fabrikada çok sayıda işçi çalışmaktadır. Tekstil, İştip sanayisi için birincil olma özelliğini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">2002 sayımlarına göre İştip’in toplam nüfusu 47.796 kişidir. Bu nüfusun etnik dağılımı şu şekildedir: Makedonlar 41.670; Türkler 1.272; Romanlar 2.195; Ulahlar 2.074 ve diğerleri…</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bazı İştipliler<br />
Sabahattin Zaim (1926-2007) &nbsp;Yusuf Nalkesen (1923-2003)</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Dec 2022 13:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/12/istip-1671101969.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İslimye  (Sliven)  /   Bulgaristan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/islimye-sliven-bulgaristan-11869</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/islimye-sliven-bulgaristan-11869</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İslimiye (İngilizce ismi: Sliven, orjinal ismi: Sliven), Avrupa kıtasında yer alır. Bulgaristan’ın 96,4 bin nüfusla en kalabalık 8. şehridir.</p>

<p><img alt="Sliven - Vikipedi" src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/6b/CollageSliven.JPG" /></p>

<p>Bulgaristan’ın güneydoğusunda modern bir endüstri merkezi durumunda bulunan şehir Novoselska ve Asenovska ırmaklarının birleştiği noktada, büyük Trakya ovasının kuzey köşesinde Balkan dağlarının eteklerinde yer alır. Özellikle XIX. yüzyılda kalabalık nüfuslu, yirmiden fazla camisi bulunan, halkın yarısını müslümanların oluşturduğu, 1834’te kurulmuş olan dokuma fabrikasıyla Balkanlar’daki ilk endüstri şehri olarak önem kazanmıştır.</p>

<p>Şehrin tarihi Roma ve erken Bizans dönemlerine kadar iner. Kuvvetli bir istihkâm olarak ortaya çıktığı anlaşılan şehirde 1970’te yapılan kazılarda Roma devri surlarının kalıntıları ve Hisarlık denilen yerde Hıristiyanlığın ilk yayıldığı dönemlere ait bir bazilika tesbit edilmiştir. Şehrin duvarları bu dönemlerde 140 × 140 metrelik bir sahayı kaplamaktaydı. Burada Roma imparatorlarıyla XIII. yüzyıla kadar hâkimiyetlerini sürdüren Bizans idarecilerine ait paralar ve seramik parçaları bulunmuştur. Şehrin Osmanlı dönemindeki adı Slavca “erik şehri” anlamındaki Sliven’den gelmektedir. Bazı ansiklopedik kaynaklar İslimye’nin, ilk olarak “İstlivos” adıyla coğrafyacı İdrîsî’nin eserinde (yazılışı: 548/1153) anılmasından yola çıkarak 1153 tarihinde kurulduğunu belirtirler.</p>

<p>Kâtib Çelebi, coğrafyacı ve seyyah Âşık Mehmed’in XVI. yüzyıl sonlarında yazdığı Menâzırü’l-avâlim adlı eserine dayanarak İslimye’yi üç camisi, bir hamamı olan, meyveleri ve suları bol bir kaza merkezi olarak tarif eder. Kasaba, bilhassa XVII. yüzyılda önemli bir yerleşme yeri özelliği kazandı. Evliya Çelebi’ye göre, güney yönünde Çelebi Mehmed tarafından inşa ettirilmiş sarayın temellerinin bulunduğu kasaba, bir dağın eteğinde yüksek bir bayır üzerinde bağlarla ve bahçelerle çevrili bir yerleşme yeri durumundaydı. Burada on iki mescid vardı; çarşı içinde minareli ve cuma namazı kılmaya müsait bir cami (Eski Cami) bulunuyordu. Çarşıda keçe, pamuklu dokuma ve halıcılık hâkimdi. Özellikle keçe, kilim ve kebe dükkânları vardı ve satışa sunulan Yanbolu kebesi çok tutuluyordu. Ahali genellikle tiftik kebe ve renkli velense denilen bir tür kumaş imaliyle uğraşıyordu. Yünlüler suların bol olması sebebiyle su değirmenlerinde işleniyordu. Kâtib Çelebi de halkın yün battaniye imal ettiğini belirtir. Ayrıca 952 (1545) tarihli defterde, vergi gelirleri arasında “kebe mukātaası” olarak senelik 10.000 akçe kaydedilmişti. Bütün bunlar, yünlü imalât kolunun kasabada öteden beri yapılageldiğinin bir göstergesi olmalıdır. Evliya Çelebi kasabada bedestenin bulunmadığını, ancak on kadar hanından en mükellefinin Sofu Mehmed Paşa’nın 1052 (1642) tarihli hanı olduğunu, çarşıda 200 kadar dükkânın yer aldığını da yazar (Seyahatnâme, III, 375-376).</p>

<p>Bulgarlar, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında camilerin çoğunu yıktılar ve bu tarihten sonra şehirde müslüman nüfusu hızla düşüş kaydetti.</p>

<p>I. Dünya Savaşı’nın ardından özellikle komünist rejimin kuruluşundan sonra kasabanın İslâmî görünüşünün son izleri, şehrin hızlı bir şekilde modernize edilmesi ve gelişmesi sonucu yok olmuştur.</p>

<p>Osmanlı dönemi mimarisini yansıtan tek eser XVI. yüzyıla ait kaplıca hamamının kubbesidir.</p>

<p><strong>Nakit para taşımam gerekiyor mu?</strong><br />
Bulgaristan’da kredi kartı kullanımı ülke çapında çok yaygın olmadığı için yanınızda nakit para taşımanız önerilir. Ülke çapında yaklaşık 6 bin bankamatik bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Hangi diller konuşulur?</strong><br />
Bulgaristan’da Bulgarca konuşulmaktadır.</p>

<p><strong>Hangi para birimleri kullanılır?</strong><br />
Bulgaristan’da Bulgar Levası kullanılır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Sep 2022 11:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/09/islimye-sliven-bulgaristan-1664525671.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>STRUGA  /   Makedonya</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/struga-makedonya-11757</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/struga-makedonya-11757</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Struga (Makedonca: Струга; Arnavutça: Strugë), Kuzey Makedonya’nın güneybatısında, Ohri Gölü’nün kenarında bulunan turistik bir şehirdir. Hemen batısında, oldukça yakın bir konumda Arnavutluk sınırı vardır. Şehrin adı bazı eserlerde Ustruga şeklinde görülür.</p>

<p>Kuzey Makedonya’nın güneybatısında, Güneybatı Bölgesi idari yapılanması içinde yer alan Struga, Ohri Gölü’nün kuzey kıyısındadır. Gölden kaynak bulan Kara Drin, şehri ikiye böler.</p>

<p><strong>İklim</strong><br />
Alt tropikal iklim yapısına sahip olan Struga’nın etrafında birçok yükselti bulunur. Bu yükseltilerin yanında Kara Drin de iklimde etkilidir.</p>

<p><strong>TARİH<br />
Erken Tarih</strong><br />
Bölgede 6. ve 7. yüzyıllarda Berezit adlı bir kavmin yaşadığı söylenmektedir. 9. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu’nun egemenliğinde bölgede bazı özerk yapılar kurulmuştur. 893-927 tarihleri arasında Büyük Simeon adlı Bulgar hanı döneminde şehir, Bulgarların idaresi altında olmuştur.</p>

<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu Dönemi</strong><br />
Struga, 14. yüzyılın son çeyreğinde (1395 civarı) Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Bu dönemle beraber, çevredeki Ohri gibi, şehir birçok açıdan kalkınmıştır.</p>

<p>Bölgedeki Osmanlı egemenliği 1912 yılında sona ermiştir. Bu son dönem idari yapılanmasında Struga, Manastır Vilayeti sınırları içinde, Manastır Sancağı’na bağlı olmuştur.[</p>

<p><strong>Yugoslavya Dönemi</strong><br />
1943 yılı ile beraber Yugoslavya Krallığı ortadan kalkmış, yerine Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu dönemde de Struga, devam eden idari yapı içinde yer almıştır.</p>

<p><strong>Makedonya Cumhuriyeti Dönemi</strong><br />
1991 yılında Makedonya’nın Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nden bağımsızlığını ilan etmesiyle Struga, bağımsız Makedonya Cumhuriyeti içinde yer almıştır. Yugoslavya döneminde turistik yönü artan Struga, Makedonya’nın bağımsızlığı sonrasında Ohri ile beraber Makedonya’nın en ünlü turizm merkezinden biri olmuştur.</p>

<p><strong>Kültür</strong><br />
Şehir, 1966 yılından günümüze dek düzenli olarak her yıl yapılan Struga Şiir Akşamları adlı şiir etkinliğe ev sahipliği yapar.</p>

<p><strong>Turizm</strong><br />
Ohri Gölü bölgesi, Kuzey Makedonya’nın en ünlü turizm bölgesidir. Bu bölge içinde Struga ve Ohri, iki önemli turizm merkezidir. Her iki yerleşim yeri de gölün kıyısında yer alır.</p>

<p>Kara Drin kıyısı boyunca birçok restoran, kafe bulunur. Sakin yapısı ve güzel doğasıyla Struga, turistlerin tercih ettiği yerlerdendir.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
2002 sayımlarına göre Struga Belediyesi’nin toplam nüfusu 63.376 kişidir. Bu nüfusun etnik dağılımı şu şekildedir: Arnavutlar 36.029; Makedonlar 20.336; Türkler 3.628 ve diğerleri…<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Aug 2022 11:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/08/struga-makedonya-1661936000.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vidin  /   Bulgaristan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/vidin-bulgaristan-11653</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/vidin-bulgaristan-11653</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bulgaristan’ın kuzeybatı köşesinin en ucunda Tuna nehrinin sağ kıyısı üzerinde küçük bir sanayi ve liman şehridir. Şehrin tarihi dolaylı biçimde Roma dönemine kadar iner ve erken Ortaçağ’da Slav-Avar işgali esnasında yıkılan, 600 yılı civarında da ortadan kalkan küçük Roman şehri Bononia ile irtibatlandırılır. 1960’larda gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar X. yüzyılda, Romalılar zamanındaki temeller üzerinde Bulgarlar’ın yeni ve sağlam bir kale inşa ettiklerini ortaya koymuştur. Geç antik döneme ait arkeolojik bulgular VI. yüzyıla kadar gitmekte, erken Ortaçağ dönemine ait ilk bulgular ise X. yüzyıldan başlamaktadır. Roma şehrinden geriye sadece Bdin şeklinde Slavlaşmış adı kalmıştır, bu da daha sonra Türkçe’ye Vidin olarak geçmiştir. Vidin Kalesi 70 × 72 m. ebadında bir alanı kaplayan, nisbeten küçük fakat ele geçirilmesini son derece zorlaştıran, Tuna sularıyla doldurulmuş geniş ve derin bir hendekle çevriliydi. Bulgar Çarı Simeon idaresindeki Vidin’in piskoposluk merkezi olduğu zikredilir. Simeon’un ölümü ve I. Bulgar İmparatorluğu’nun çöküşünün (968) ardından şehir 1003 yılına kadar Bizans güçlerine karşı direndiyse de sekiz aylık bir kuşatmadan sonra ele geçirildi. Vidin’deki Bizans hâkimiyeti tekrar Bulgarlar’ın eline geçtiği 1185 yılına kadar sürdü.</p>

<p>Osmanlı idaresinde Vidin, Tuna nehri boyunca gelecek olan saldırıları karşılamak için bir üs ve Osmanlılar’ın kuzey sınırını muhafaza etmek için bir kale işlevi görmekteydi. Vidin şehri, Doğu Anadolu’dan gelen Türk göçmenlerle iskân edilmekle birlikte bölge hemen hemen tamamen hıristiyan yerleşmesi olarak kaldı. Sadece Fethülislâm (Kladovo) ve Banya/Sokobanya’da (bugün ikisi de Sırbistan’dadır) müslüman nüfus vardı; müslümanlara ait birkaç cami, tekke ve hamam mevcuttu. Günümüzde bunların hepsi yok olmuş durumdadır. Vidin şehri ise önemli bir İslâmî merkez haline geldi, ancak savaşlar ve yıkımlar büyümesini ve genişlemesini sık sık kesintiye uğrattı. 1408’de Çar İvan Şişman’ın oğlu Konstantin, Osmanlılar’a karşı bir isyan hareketi başlattı. 1413’te Mûsâ Çelebi’nin Vidin’i geri alma teşebbüsü o sırada Konstantin’in Vidin’i ele geçirdiğini gösterir. Vidin Kalesi’nin güneydoğu köşesindeki kule ile kapı kulesi üzerinde günümüze kötü durumda gelen iki Arapça kitâbe Çelebi Sultan Mehmed (1413-1421) tarafından yaptırılan onarımı bildirir. Kitâbeleri tam okuyamayan Evliya Çelebi, Mehmed b. Bayezid Han adıyla sultanın ismini zikreder.</p>

<p>Vidin Osmanlı-Habsburg savaşları sırasında uzun bir aradan sonra yeniden saldırılara uğradı. 1595’te Eflak Voyvodası Mihai Viteazul şehri kuşattı, ancak başarılı olamadı. 1596’da Erdel kumandanı Farkas da aynı âkıbete uğradı. 1598’de Mihai, Vidin yakınlarındaki Osmanlı ordusunu yenilgiye uğratıp şehre girdi ve buradaki 12.000 evin tamamını yakıp tahrip etti, fakat kale Türkler’in elinde kaldı. Bu felâketten sonra Vidin tekrar inşa edildi ve büyüdü. 1659’da Niğbolu Katolik Piskoposu Philip Stanislavov burayı, beş kilisesi bulunan 1500 hânelik Ortodoks Bulgar yanında dört büyük camisi olan 2000 Türk hânesinden ibaret bir yer diye tanıtır.</p>

<p>Bulgarlar’ın 1887’de yaptıkları sayıma göre Vidin’de nüfus dağılımı şöyleydi: 8020 Bulgar, 3487 Türk, 1323 yahudi, 329 Çingene ve 1613 diğerleri. Bağımsızlıktan itibaren Türkler’in oranı % 60’tan % 24’e düştü ve onların boşalttığı yerleri köylerden gelen Bulgarlar doldurdu. 1934’te şehir büyüse de nüfus karışımı tam anlamıyla değişti. Bulgarlar sayılarını iki misline çıkardı, buna karşılık Türkler ve yahudilerin sayısı yarıya indi. 1934’te 15.462 Bulgar, 2167 müslüman (üçte biri Çingene), 599 yahudi ve 237 diğerleri vardı. Böylece Ruslar’ın eline geçmesinden yarım asır sonra Vidin Osmanlı döneminin son yıllarındakinden daha küçük hale geldi.</p>

<p>Vidin’deki Osmanlı mimari eserlerinin ortadan kaldırılması tedrîcî bir seyir takip etti ve 1908’de on iki cami hâlâ ayaktaydı. 1970’lere kadar Vidin’de dört cami bulunmaktaydı: XVIII. yüzyıldan kalma Mustafa Paşa Camii, 1215’te (1800) Pazvandoğlu’nun annesi Rukiye Hanım tarafından tekrar inşa ettirilen Akcami, 1216 (1801) tarihli Pazvandoğlu Osman Camii ve 1856 tarihli Yahyâ Bey Camii. 1970’li yıllarda, 1724’teki sur inşaatından kalma İstanbul Kapısı restore edilerek ve Ortaçağ görünümü verilerek XIV. yüzyıla ait Çar Sratsimir Kalesi diye tanımlandı. Günümüzde ise sadece restore edilen Pazvandoğlu Camii ayaktadır.</p>

<p>2001 Martındaki nüfus sayımına göre bütün Vidin bölgesinde Türkçe konuşan yalnızca 139 müslüman nüfus vardı. Ağırlıklı askerî tarihine karşılık Vidin bazı meşhur Osmanlı âlimlerinin doğduğu yerdir. Bu silsile, II. Bayezid zamanında tamir edilen Vidin Kalesi’ndeki bazı kitâbelerin metinlerini hazırlayan ve diğer bazı tarih beyitleri yazan Zarîfî Çelebi ile başlar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Aug 2022 13:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/08/vidin-bulgaristan-1659350212.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rahofça  (Rahovec)   /  Kosova</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/rahofca-rahovec-kosova-11558</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/rahofca-rahovec-kosova-11558</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rahofça (Arnavutça: Rahovec; Sırpça: Orahovac / Ораховац), Kosova’nın güneybatısında bir kasaba ve belediye merkezi.</p>

<p>De facto olarak Kosova’nın Yakova ilinde; de jure olarak Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin Prizrenski ilinde yer alır. Ayrıca de jure olarak Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu’nun Yakova Bölgesi’nde (District of Dakovica) bulunur.</p>

<p><strong>Şehir Adı</strong><br />
Rahofça’nın ismi hakkındaki etimoloji çalışmalarında en başı çeken görüş, şehrin adının Sırpçası olan Orahovac ismiyle alakalı görülmektedir. Bu isimdeki Orah (Орах) sözü Sırpçada “ceviz” anlamındadır. Bu mantıktan hareketle kenti Cevizlik anlamında bir isme sahip olduğu söylenmiştir.</p>

<p><em>“Rahofça”</em> şeklinin yanında kullanımda “Rahovça” şekli de yer almaktadır. Buna karşılık söz konusu şeklin bir varyantı olan “Rahofça” şeklinin, Türkçede bulunan gerilek ünsüz benzeşmesi sebebiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir: -vç- &gt; -fç-. Çünkü /ç/ sesi sedasız bir sestir ve hemen yanındaki /v/ sesi ise sedalıdır.</p>

<p><strong>Coğrafya</strong><br />
Belediye sınırları 276 km² alana sahiptir. Bu alan 35 köyü kapsar.</p>

<p><strong>İklim</strong></p>

<ul>
	<li>En soğuk ay Ocak olup, ortalama yüksek sıcaklık 7°C, ortalama düşük sıcaklık ise 7°C’dir.</li>
	<li>En sıcak ay, ortalama 26°C maksimum sıcaklık ile Temmuz’dir.</li>
	<li>Yılın en kurak ayı ortalama 50 mm yağışla Ağustos’dir.</li>
	<li>En yağışlı ay, ortalama 96 mm yağış alan Kasım ayıdır.</li>
</ul>

<p><strong>Tarih</strong><br />
Rahofça, tarihî dönemlerde ön plana çıkan bir yerleşke olmamıştır.</p>

<p><strong>1998-1999 Savaşı</strong><br />
1998-1999 Kosova Savaşı’nda NATO bombardımanları sırasında, Yugoslavya Ordusu birlikleri Niş ve Leskofça üzerinden, Sırp polisi Kraljevo ve Pirot üzerinden, Rus birlikleri ve gönüllüleri de Sırbistan ve Bosna Hersek’e bağlı Sırp Cumhuriyeti üzerinden Rahofça’ya gelerek burada konumlanmışlardır.</p>

<p><strong>Mart 2004 Ayaklanması</strong><br />
2004’ün Mart ayında, ayın ortasına doğru, başını Kosovalı Arnavutların çektiği bir grup kasaba merkezinde protesto eylemi yapmıştır. Buradaki toplanma, kasabanın yukarı kısımlarındaki Sırp yerleşim bölgesine yönelik bir hâl almıştır. Bu yürüyüş Sırplara ait evlerin ve şahsî eşyaların ateşe verilmesi, bazı Sırplara saldırılması sonucunu doğurmuştur. 18 Mart 2004 günü Bırnyaça köyündeki Sırp Ortodoks Kilisesi ateşe verilmiştir. Bu olaylar sırasında 5 Sırp ailesi Rahofça’yı terk etmiştir. 1999’da savaşın bitmesinden sonra, bu civarda yaşayan Sırpların bir kısmı bölgeden göç etmişlerdir.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
2011 yılında Kosova genelinde yapılan nüfus sayımında Rahofça’nın nüfusu 55.053 çıkmıştır. Rahofça Belediyesi sınırları dâhilindeki Büyük Hoça köyünde 400 kadar Sırp yerleşimci vardır.</p>

<p><strong><em>''Yüzde 2’lik Müslüman-Türk nüfusuna da eşlik ediyor Rahofça.''</em></strong></p>

<p>19. yy.’da yaşamış araştırmacı ve yazar olan Branislav Nušić’in notlarında Sırp poturların yöredeki Arnavut ailelerin çocuklarıyla evlendiği ve bu yolla, dil ve kültür yönünden Arnavutlaşma yasadıklarını kaydetmiştir.</p>

<p><strong>Ekonomi</strong><br />
Rahofça ekonomisi tarıma yönelik bir yapıdadır. Burada özellikle sebzecilik ve bağcılık yaygındır. Rahofça bağlarında yetişen üzümden elde edilen şarap, Kosova’nın dışına taşan bir üne sahiptir. Buğday, mısır üretiminin dışında büyükbaş hayvan besiciliği de bölgede vardır. Kum ve çakıl üretimi de, belediyenin ikincil gelir kaynaklarını oluşturur. Rahofça’da plastik üretimi, ısıtma, soğutma ve geri dönüşüm üzerine girişimci tesisler vardır.</p>

<p>Rahofça, bağları ile Kosova çapında ün yapmış bir yerdir. Bu ünü eski Yugoslavya devrinde, ülke çapına sıçramıştı. Bugün Rahofça’da bağcılık, üzümcülük ve şarapçılık önemli geçim kaynaklarıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jun 2022 13:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/06/rahofca-rahovec-kosova-1656500202.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalkandelen /  Makedonya</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kalkandelen-makedonya-11490</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kalkandelen-makedonya-11490</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Makedonca’da ve bütün Slav dillerinde adı Tetovo, Arnavutça’da Tetovë olan şehir Üsküp’ün 42 km. batısında, Şar dağları ile Suha Gora dağları arasında bulunan Polog vadisinde yer alır. Osmanlı dönemi öncesinde bir Sırp bölgesi olan Polog vadisi ve Kalkandelen’de, Osmanlı yönetimi zamanında nüfusun dörtte üçünü çoğunlukla Arnavut, Türk ve Romlar’dan (Çingene) oluşan müslümanlar oluşturuyordu. 1913’ten itibaren müslümanların ve özellikle Türkler’in Türkiye’ye teşvik edilen göçlerine rağmen bu oran XX. yüzyılın sonlarına kadar değişmemiştir.</p>

<p><strong>Coğrafya</strong><br />
<br />
Yapılan arkeolojik kazılara dayanılarak Kalkandelen ve Polog vadisi etrafındaki iskânın milâttan önce 5000 yılına kadar indiği anlaşılmaktadır. Avarlar’ın ve Slavlar’ın buralara VI. yüzyılın sonlarına doğru geldikleri tesbit edilmektedir. XI. yüzyılın başlangıcında Çar Samuil Devleti’nin ortadan kalkmasıyla Polog vadisi ve Kalkandelen Bizans İmparatorluğu idaresine girdi. 1153 yılına ait İdrîsî’nin haritalarında da bölge Polog olarak zikredilir. XII. yüzyılın 80’li yıllarında başlatılan Haçlı seferleri sırasında Sırp Kralı Nemanya tarafından Polog vadisinin Sırp topraklarına katılmış olmasına rağmen çeşitli dönemlerde Bizans ile Sırp güçleri arasında el değiştirdi. 1258-1259’da Sırp krallığı tarafından yine işgal edildi, fakat kısa sürede yeniden Bizans hâkimiyetine girdi (1261). Sırp Kralı Milutin 1282 ve 1297’de Polog vadisini ve Kalkandelen’i tekrar aldı ve burası Osmanlılar’ın gelişine kadar Sırp Krallığı’nda kaldı. 1371’deki Meriç savaşı sırasında Sırp Valisi Vuk Brankovič tarafından yönetilmekteydi.</p>

<h3><strong>Tarih</strong></h3>

<p><strong>Erken Tarih</strong><br />
Kalkandelen yakınlarında Baltepe muhitinde bazı arkeolojik buluntular elde edilmiştir.</p>

<p><strong>Roma İmparatorluğu Dönemi</strong><br />
Kalkandelen, MÖ 168 tarihinde Roma egemenliğine geçmiştir. Hunlar, Ostrogotlar, Keltler gibi kavimlerin Roma topraklarına yoğun saldırılar düzenlediği dönem olan 3. ve 4. yüzyıldan sonra şehir güçlendirilmiş surlar, kaleler, hisarlar, hâkim tepelerle donatılmıştır. Bu savunma çalışmaları Kalkandelen ve civarındaki birçok köyü kapsamıştır.</p>

<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu Dönemi</strong><br />
14. yüzyılda Kalkandelen, bölgedeki birçok şehir gibi, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. 1452 yılına ait ve “Kalkandelen Nahiyesi” adıyla belirtilen şehre dair ilk Osmanlı kayıtlarında şehirde 146 Hristiyan aile ve 60 Müslüman aile var olmuştur. 1545 yılında 99 Hristiyan aile ve 101 Müslüman aile; 1568 yılında 108 Hristiyan aile ve 329 Müslüman aile Kalkandelen’de yaşamıştır.</p>

<p>Türk egemenliğiyle beraber şehirde birçok açıdan değişiklikler, yenilikler görülmüştür. Ticaret açısından gelişmeye başlayan şehirde ticaretaileler artmış; yeni binalar, hamam gibi yapılar kurulmuştur. Bu dönem ayrıca, Kalkandelen’deki Müslüman ve Türk nüfusun da artıp baskın nüfus hâline gelmesini sağlamıştır. Söz konusu durumla bağlantılı olarak şehirde birçok cami, mescit, dinî yapı kurulmuştur. Bunlar içinde 1438 yılında yapılan Alaca Cami birçok yönüyle önemlidir.</p>

<p>Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kalkandelen, önemli bir ticaret merkezi olduğu gibi, tarım, zanaat açısından da ön plana çıkmıştır. Bunların yanında şehir, askerî üs özelliği de taşımıştır.</p>

<p>Kalkandelen’de bugüne ulaşan çok sayıda tarihî eser vardır. Eskicami (Câmi-i Atîk) olarak bilinen caminin Üsküp sancak beyi, sonra da Bosna Beylerbeyi Îsâ Bey’e veya babası İshak Bey’e ait olduğu sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde restore edilmiş olup halen ayaktadır ve yanında Kalkandelen Müftülüğü bulunmaktadır. Yine en eski camilerden biri sayılan Saat Camii avlusunda 908 (1502) ve 954 (1547) yıllarına ait mezar taşlarına rastlanır. Gamgam Camii’nin de yine en eskilerden biri olduğu kaydedilmektedir. Sanat eseri özelliğini bugüne kadar koruyan Alaca Cami (Paşa Camii veya Hurşide ve Mensûre Kardeşler Camii) Foça’daki (Bosna-Hersek) Alaca Cami’yi hatırlatır. Yukarı Çarşı Camii de çeşitli dönemlerde restore edilmiştir. Kalkandelen ile Rečica köyü arasındaki Harâbâtî Baba Tekkesi bölgede önemli bir dinî merkez olarak faaliyet göstermiştir. Poroj köyünde Yarar Baba, Šipkovica köyünde Koyun Baba ve Vrutok köyünde Câfer Baba tekkeleri de zikre değerdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 May 2022 14:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/05/kalkandelen-makedonya-1653909602.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gilan (Gülhan)  /   Kosova</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/gilan-gulhan-kosova-11394</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/gilan-gulhan-kosova-11394</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gilan (Arnavutça: Gjilani veya Gjilan; Sırpça: Гњилане / Gnjilane; Osmanlıca: Gölhan, Gülhan veya Külhan) Kosova’nın doğusunda bir şehir.</p>

<p>De facto olarak Kosova’nın Gilan ilinde; de jure olarak Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin Kosovskopomoravski Okrug’unda yer alır.&nbsp;</p>

<p><strong>Kadim medeniyetin mirası</strong><br />
Kosova’nın tarihi şehri Gilan, kadim medeniyetlerden taşıdığı izlerle büyük öneme sahip. Osmanlı belgelerinde ‘Gülhan’ olarak geçen şehir, Makedonya ve Sırbistan sınırına yakın bir bölgede bulunuyor. Gilan adının kökeniyle ilgili uzun zamandır bir tartışma söz konusu.</p>

<p>Arnavutlar tarafından şehrin, geç Ortaçağ döneminde Balkanlar’ın merkezi olarak sayılan Novo Birdo’dan gelen Ginay ailesinden Bahti Bey Ginoli tarafından 1700’lü yıllarda kurulduğu iddia ediliyor. Arnavutça ‘Cilan’ olarak anılan şehir, Sırplar tarafından ‘Cinovdan’ adıyla tanınıyor. Osmanlı kaynaklarındaysa şehir ‘gülhan’ yahut ‘külhan’ olarak geçiyor.</p>

<p>Şehrin en önemli sorunlarından biri göç. Gilan’ın yerlileri nüfusun yüzde 20’sini oluşturuyor. Şehirde Kamenitsa, Novo Birdo, Presevo’dan gelenler yaşıyor. Gilan’daki Türkler’in sayısıysa yaklaşık 2 bin. Gilan Belediye Başkanı Lütfü Haziri, şehir hakkında şu ifadeleri kullandı: “Coğrafik konumu bakımından Gilan, Kosova’nın büyük şehirlerinden biri. Karadağ ve Kolak arasında merkezi bir şehir. Gilan’a bağlı belediyeleri ve civar köyleri de hesaba katarsak yaklaşık 500 binlik nüfusa sahip. Ayrıca şehrimiz Balkan ülkelerini bağlama özelliğine sahip. Gilan’ın tanınmasında gurbetçilerimizin de etkisi var. Türkiye’nin değişik yerlerinde de vatandaşlarımız yaşıyor. Bu yüzden Kosova denilince akla ilk gelen şehirlerden biri Gilan.”</p>

<p>Gilan aynı zamanda, tarihe tanıklık eden çok sayıda eseri muhafaza ediyor. Roma’dan Osmanlı’ya uzanan izleri şehirte görmek mümkün. 1998-1999’da yenilenmeye başlayan Gilan’da savaş sırasında yakılan ve yıkılan yapılar yeniden inşaa edilse de 2002 depreminde bu yapılar yine hasar gördü.</p>

<p>Restorasyon projesi kapsamında pek çok yapının yeni görünümüne kavuştuğu şehirde bakımsız durumda olan eserler de var. Türk köyü Doburçan’a sadece 15 dakika uzaklıkta olan Gilan, her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Belediyenin yürüttüğü çalışmalar bu artışta önemli yer tutuyor.</p>

<p>Farklı kültürlerin buluştuğu Gilan’da Osmanlı döneminden miras eserler önemli yer tutuyor. Bunlardan biri Gilan’ın merkezinde yer alan Büyük Camii. 2002 depreminde zarar gören camii, TİKA’nın restorasyon projesine dahil edilmiş durumda.</p>

<p><img alt="" src="https://www.teknikelektrik.com/public/images/detay/gilan4.jpg" style="height:800px; width:400px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tarih</strong><br />
Gilan isminin kökeni hakkında tartışmalar vardır. Arnavut kaynaklar şehrin geç Ortaçağ döneminde Balkanlar’ın merkezî yerlerinden olan Nobırda’dan gelen Ginay Ailesinden Bahti Beg Ginoli tarafından 1772’de kurulduğunu iddia ederler. Ginay Ailesi fikri, geç dönemi işaret ettiği için, pek geçerli görünmemektedir.</p>

<p>Osmanlı devri haritalarının bazılarına ve bazı telaffuzlara dayanılarak “Gilan” şeklinin, Gülhan olduğuna dair fikirler vardır. Eski devirlere ait bazı Osmanlıca Kosova haritalarında Türkçe, “Gülhan” imlasına rastlanır.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
Gilan’a bağlı belediyeleri ve civar köyleri de hesaba katarsak yaklaşık 500 binlik nüfusa sahiptir. Gilan, Türkiye’ye büyük oranda göç vermiş bir bölgedir. Bölgeden Türkiye’ye göçen aileler arasında Gilan, Gelan, Geylan soyadları yaygınca kullanılır.</p>

<p><strong>Kültürel Yapı</strong><br />
Gilan Belediyesi sınırları içinde Arnavutça, Sırpça ve Türkçe şehirdeki resmî diller arasında yer almaktadır.[6][8] Gilan’a bağlı Doburçan köyü de Türk yerleşimi açısından ön plandadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Apr 2022 15:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/04/gilan-gulhan-kosova-1651235337.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pazarcık   /   (Bulgaristan)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/pazarcik-bulgaristan-11294</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/pazarcik-bulgaristan-11294</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bulgaristan’ın başkenti Sofya’nın güneydoğusunda yer alan ve Kırım’dan gelen Tatarların 1418 yılında kurduğu Pazarcık şehri, ülkenin Osmanlı mimarisini yansıtan en otantik kentlerinden biri olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>Eski adıyla ‘’Tatar Pazarı’’ olarak da bilinen şehir, İstanbul’dan Avrupa’ya uzanan yolda önemli bir geçit, aynı zamanda hanları ve kervansaraylarıyla zengin bir ticaret yeri olarak biliniyordu. Tarihi kaynaklara göre, şehrin kuruluşu Sultan II. Beyazıt döneminde (1481-1512) Kırım Tatarlarının yöreye yerleştirilmesine denk geliyor. Akıncıların kayıtlarında, 1472 yılı itibarıyla o zamanki Pazarcık’ın 105 haneden ibaret olduğu ve tümüyle Müslümanlar tarafından iskan edildiği belirtilmektedir. Osmanlı döneminde halkın tümü Müslüman Tatar, Türk ve yörüklerden oluşmaktaydı.</p>

<p>Şehrin ayakta duran tek camisi<br />
Zamanla Yukarı Trakya Ovası’nın batısında önemli bir kavşak haline gelen şehirde ilk caminin şehrin kuzeyinde, günümüzde var olmayan Eski Cami olduğu ve kuruluşunun 1540 yılına dayandığı tahmin ediliyor. Pazarcık’ta daha sonra 18 cami daha inşa edilmiş olmasına rağmen günümüzde ayakta kalan tek cami, 25 metre yüksekliğindeki minaresiyle Kurşun Cami olarak bilinen Nazır Ağa Camisi. Nazır Ağa’nın 1667 yılında yaptırdığı cami, yöre halkı arasında Kurşun Cami olarak anılıyor. Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğünün himayesinde bulunan ve hala ibadete açık olan caminin içi ve avlusu, özellikle cuma günleri Pazarcık’ta yaşayan 20 bini aşkın Türk ve Roman kökenli Müslüman’ın buluşma yeri.</p>

<p><br />
ULAŞIM<br />
Pazarcık şehri, komşuları Sofya şehrine 100 km, Burgaz şehrine 260 km, Varna şehrine 314 km ve Filibe şehrine ise 357 km uzaklıktadır. Türkiye sınırı 200 km uzaklıktadır. Sırbistan sınırı ise 160 km uzaklıktadır.</p>

<p>NE YENİR-NE İÇİLİR<br />
Buraya yolunuz düşerse: “Sirene” isimli yöresel lezzeti tatmalısınız. Çırpılmış yumurta ve peynir karışımı ile harmanlanarak hazırlanır. Sabah kahvaltısı ve öğle yemeklerinde yanında yoğurt ile birlikte servis edilir. Ayrıca bölgedeki birçok restoranda: bir salata olan “Shopska” sunuluyor. Ayrıca: “Kebabcheta” denen bir yemek türü vardır.&nbsp;</p>

<p>GEZİLECEK YERLER<br />
Merkez Meydan-Toptata-Konstantin Velickov Meydanı<br />
Şehrin merkezindedir. Şehrin sembolü Saat kulesi vardır.<br />
Memorial Of Ovenes Savadjayan-Ovanes Savadjayan Anıtı<br />
Anıt: Ovanes Savadzhayan’a aittir ve 1878 yılında kasabayı yanmaktan kurtarmıştır.<br />
Park Freedom Island-Svoboda Parkı-Ostrova Parkı-Özgürlük Adası<br />
Şehrin güneyindedir. Parkın girişinde ücretsiz bir otopark vardır. Adada: anıtlar, havuzlar, heykeller, spor alanları, açık hava sahnesi, yüzme havuzu, oyun alanları, bahçeler ve kafeler vardır. Aleko Konstantinov’a ait bir anıt da bulunur. Zaten adada 50’den fazla heykelin bulunduğu en büyük açık hava heykel koleksiyonu vardır. Adada: dünyanın en uzun oturma bankı bulunuyor.<br />
History Museum-Ana Müze Binası<br />
Müze, 15 Konstantin Velichkov Meydanındadır.<br />
Ethnografpical Museum<br />
Otets Paisiy Street adresindedir. Hafta içi her gün saat: 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır.<br />
Kurshumlu Camii-Nazır Ağa Camii-Bullet Cami<br />
Osmanlı döneminde yörede 20 cami inşa edilmiştir. Ancak, ayakta kalarak günümüze ulaşan tek camisidir.<br />
Yunatsite Kazıları<br />
Köyde “Yassı höyük” bulunmaktadır. MÖ 3’ncü yüzyıla dayanan bir yerleşim yeridir.<br />
SAAT KULESİ<br />
Şehir meydanındaki saat kulesi, Osmanlı döneminden kalmadır. Kule: 1741 yılında inşa edilmiş, ancak 1924 yılında yıkılmıştır. Çünkü Pazarcık’ta bulunan tüm Osmanlı yapıları aynı tarihte yıkılarak yok edilmiştir.<br />
Church Of The Holy Mother Of God-Aziz Meryem Kilisesi<br />
Şehirde kurulan ilk kilisedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Mar 2022 11:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/03/pazarcik-bulgaristan-1648629592.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ELBASAN (İlbasan)  /   Arnavutluk</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/elbasan-ilbasan-arnavutluk-11180</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/elbasan-ilbasan-arnavutluk-11180</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elbasan ili (Arnavutça: Qarku i Elbasanit) Arnavutluk’un 12 ilinden birisidir. Elbasan, Grameç, Libraş ve Peklin ilçelerinden oluşur. İlin merkezi ise Elbasan şehridir. İl kuzeyde Debre, güneydoğuda Korice, güneyde Berat, güneybatıda Fier ve kuzeybatıda Tiran illerine komşudur. Ayrıca türk mutfağında bulunan Elbasan Tava bu bölgeye aittir. Türk mutfağına da Osmanlı zamanında girmiştir.</p>

<p>İlbasan, 1466’da Fâtih Sultan Mehmed tarafından Osmanlılar’a karşı isyan eden İskender Bey’in faaliyetlerini kontrol etmek ve ülkenin kuzeyine giden yolların emniyetini sağlamak amacıyla bir kale olarak kurulmuştur. Burası Arnavutlar’ca İlbasan, Avrupalılar’ca Elbasan şeklinde anılmakta olup bu adın “Arvanid ilini basan (gözetleyen) kale” anlamına geldiği ileri sürülür. Fâtih Sultan Mehmed’in yaptırdığı bu kale, milâdî VI. yüzyıldan beri boş ve harap durumda bulunan antik Scamba şehrinin kalıntıları üzerinde yükselmiştir. Sadece yeni yaptırılan kale değil aynı zamanda bu antik sur kalıntılarının büyük kısmı da bugün ayaktadır. 1912’de Osmanlı idaresinden çıkan İlbasan II. Dünya Savaşı’nın ardından yeniden gelişmeye başladı ve önemli bir endüstri merkezi oldu. 1967’den sonra Sinan Paşa ve Nâzır camileri hariç diğer bütün camiler yıktırıldı. Eski kale duvarları, içindeki evler ve XVII. yüzyıldan kalma olup 1315’te (1897-98) yenilenen saat kulesi korunması gereken tarihî eserler olarak restore edildi. Komünist idarenin sona ermesiyle birlikte şehirdeki İslâmî hayat yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır.</p>

<p><strong>Elbasan Gezilecek Yerler</strong><br />
Tarihi ve rivayetleri farklılık gösterse de günümüzde güzel gezi durakları ile Elbasan’ın gezi açısından keyifli bir yer olduğu konusunda hemfikiriz.<br />
<em><strong>Elbasan Kral Camii:</strong></em> Hünkar Camii olarak da anılan bu ibadethane tarihi bir Osmanlı yapısıdır. Arnavutluk’un milli kültür simgesi ilan edilen Kral Camii, Sultan II. Bayezid tarafından inşa edilmiştir. Ancak 1967 senesinde Arnavutluk komünist hükümet tarafından dünyanın ilk ateist devleti ilan edilince yapının minaresi yıkılıp avlusu değiştirilerek Halk Eğitimi Merkezi olarak işlev görmüştür.<br />
<em><strong>Elbasan Kalesi:</strong></em> Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı ve öncesinde de antik bir kent olan yerleşimin kale parçalarını burayı ziyaret ederek görebilirsiniz.<br />
<strong><em>Etnografya Müzesi:</em></strong> Kentin tarihi ve kültürü hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmak isterseniz sizin için en uygun gezi durağı Elbasan’daki etnografya müzesi olabilir. Osmanlı’nın etkisinin de kültüre işlemiş olduğu görebilirsiniz.<br />
<strong><em>Nazire Camii:</em></strong> Yine bir Osmanlı yapısı olan bu cami, Nazir Beg Camii adıyla da anılır. Yapı bir nazırın kızı tarafından 1599 senesinde yaptırılmıştır.</p>

<p><strong>Elbasan Yeme İçme</strong><br />
Elbasan tavayı sıklıkla duyuyoruz. Kökeninin Elbasan olduğu bu yemek dışında kentte tadabileceğiniz çok sayıda Arnavutluk lezzeti bulunuyor. Yoğurt ve hamur ile yapılan samsa mantı yerine geçebilecek bir lezzet olarak tadanların büyük beğenisini kazanıyor. Kuzu etlerinin yumurta ve yoğurtla bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan Elbasan tava ise adıyla hepimiz bildiği bir baş yapıt. Ayrıca pırasa böreği, nohutlu ekmek, tirit, adından anlaşılabilceği gibi Arnavut ciğeri, kaymaçina, petla, çerviş, Arnavut çullaması, mişoriz, fliya, pilaska ve kaçamak mutlaka tatmanız gereken birbirinden iddialı tatlar arasında yerini alıyor. Pule petka, perşeş de tatmadan dönmemeniz gereken lezzetler arasında başı çekiyor.</p>

<p><strong>Elbasan Konaklama</strong><br />
Elbasan’da konaklama yapabileceğiniz çok sayıda otel bulunuyor. İstediğiniz türde ve fiyatta otele Elbasan’da rahatlıkla ulaşabilirsiniz.</p>

<p><strong>Elbasan İklimi</strong><br />
Sıcak ve ılıman bir iklimi olan Elbasan, kış aylarında yağışlı olabilmektedir. Yaz aylarında ise sıcak seyreden hava en yüksek ısı derecesine Temmuz ayında ulaşır. Aralık ise yılın en çok yağış alan periyodudur. İlkbahar ayları ve yaz dönemi iyi bir seyahat için uygun zaman olabilir.</p>

<p><strong>Elbasan Ulaşım</strong><br />
Vizesiz olarak gidebileceğiniz Balkan ülkelerinden Arnavutluk’un Elbasan kenti için ilk olarak Tiran Rinas Havaalanı’na gidebilirsiniz. Daha sonra Elbasan’a otobüs ile devam edebilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Mar 2022 10:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/03/elbasan-ilbasan-arnavutluk-1646118273.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trebinye (trebinje)  /  Bosna Hersek</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/trebinye-trebinje-bosna-hersek-11058</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/trebinye-trebinje-bosna-hersek-11058</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trebin ya da Trebinye (Sırpça: Требиње, Trebinje), Bosna-Hersek’ın Sırp Cumhuriyeti’nde bulunan bir şehir ve belediyedir. Şehir ülkenin güneydoğusunda yer almaktadır. Trebişniça Nehri şehrin içinden akmaktadır. Yüzölçümü 854,5 km² olan şehrin nüfusu 2013 yılı itibarıyla 11.603’tür.</p>

<p>Trebinye’nin şehir merkezi 18. yüzyılda Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Arslanağa Köprüsü bu dönemde inşa edilmiştir.</p>

<p>Günümüzde Trebinje olarak adlandırılan şehir Güney Hersek’te bölgenin en büyük merkezi durumundadır. Trebišnjica nehrinin her iki yakasında deniz seviyesinden 273 m. yükseklikte kurulmuştur. Bizans İmparatoru VII. Konstantinos Porphyrogennetos X. yüzyılın ortalarında buradan Terebun diye söz eder. Aslında bu isim şehrin değil şehrin yer aldığı bölgenin (Župa) adıdır. Bu bölge yüksek ve kıraç dağlarla çevrilmiş olup Trebišnjica nehri ve kolları tarafından şekillendirilmiştir. Bölgenin köylerinde XII. yüzyıldan kalma Kiril (Slav) yazıtlarının saklandığı XIII ve XIV. yüzyıl kilisesi bulunmaktadır. Trebinye bir şehir halinde Karlofça Antlaşması’ndan sonra 1699 yılında Osmanlılar tarafından kurulmuştur.</p>

<p>1466’da Trebinye hemen hemen bütün Hersek bölgesiyle birlikte Osmanlılar tarafından ele geçirildi. 873 (1468-69) tarihli Bosna’nın en eski Osmanlı Tahrir Defteri’nde burası Trabina adıyla bir nahiye merkezi şeklinde geçer. Bağlı köy sayısı yirmi altıdır. Köyler biri müslüman, ikisi yeni müslüman olmuş, on dokuzu hıristiyan yirmi iki timarlı sipahiye aitti. Bu bilgiler İslâmiyet’in bölgeye yavaş yavaş yayıldığına işaret eder. 993 (1585) tarihli Tahrir Defteri’nde, Nova (Hersek Novi) kazasına tâbi olan Trebina nahiyesinin küçük ve dağınık haldeki köylerinde yaşayan sadece ufak bir müslüman gruptan söz edilir. Bugünkü Trebinye’ye yakın Çiçevo mezraasında yaşayanların yarısından fazlası müslümandı. 1570’lerde bölgede büyük bir inşa faaliyeti başladı. 1572 yılının başlarında Dubrovnik’ten İstanbul’a seyahat eden Fransız Du Fresne-Canaye, Trebišnjica nehrinden köprü olmadığı için bir sandalla geçmişti. 1574’te ise Pierre Lescalopier, yanı başında kurşunla kaplanmış büyük bir kervansaray bulunan güzel bir köprünün üzerinden geçtiğini bildirir. Bu iki yapı, Hersek sancak beyi iken genç yaşta ölen Vezîriâzam Sokullu Mehmed Paşa’nın oğlu Kurt Kasım Bey’in adına 981’de (1573-74) yaptırılmıştır. Halk arasında Arslanağa Köprüsü diye bilinen Sokullu Mehmed Paşa’nın bu köprüsü Vişegrad’daki ile birlikte Balkanlar’ın en güzel Osmanlı eserleri arasında yer alır (bk. ARSLANAĞA KÖPRÜSÜ). Kasım Paşa vakfının Arapça vakfiyesi (Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil, nr. 737) bir mescid, bir su yolu ve bir taş kaldırımdan da bahsetmektedir. Mahallî geleneğe göre Trebinye bölgesinde ilk cami, XVII. yüzyılın ikinci yarısında Police köyünde Trebinye’nin bir şehir olarak ortaya çıktığı yerde inşa edilmiştir. Pek çok müslüman, Hersek’in kıyı kasabalarından Novi, Risan ve Perast’ın 1687’de Venedikliler tarafından ele geçirilmesi üzerine bu bölgeye göç etti.</p>

<p>Bosna Hersek’ in hemen her yerinde Osmanlı eseri görmek mümkün. Bu eski şehir de yine Osmanlı eserleriyle dolu. Harika bir Osmanlı mimarisiyle çok güzel bir şehir. Pek çok kafe ve dükkan. Dubrovnik’den arabayla sadece 20 – 30 dakika (35 km) uzaklıkta. Küçük ancak sevimli, keyifli bir şehir. &nbsp;Dar sokaklar, taş evleri, küçük kafeler. . .</p>

<p>XVIII. yüzyıl boyunca Trebinye askerî önemini korudu. Temmuz 1795 tarihli bir berat Trebinye kaptanlığının askerî durumunu gösterir (892 asker: 390’ı süvari, kırk yedisi hıristiyan martolos). XIX. yüzyılda kalenin dışında yeni bir çarşıyı da içeren bir yerleşim yeri ortaya çıkmaya başladı. 1850’de Fransisken âlimi, keşiş Frano Jukiç, Trebinye nüfusunun hıristiyan, Ortodoks ve müslümanlardan oluşan 3000 kişiye ulaştığını; bir kadı, bir müftü ve bir askerî birliğin bulunduğunu yazar. 1878’den sonra çetin bir müdafaa sonrası bölge Avusturyalılar tarafından işgal edildi ve 1918’e kadar onların elinde kaldı.</p>

<p><strong>Arslanağa Köprüsü (Arslanagica Bridge)&nbsp;</strong><br />
1574 yılında Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan tarihi bir Osmanlı köprüsü. Trebişniça Nehri tarafından ikiye bölünen şehrin iki yakasını birbirine bağlıyor. Köprü, merkezi Bosna ve Herceg Novi’nin (bugün Karadağ’da) ticaret yollarını ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki diğer önemli yerleri bağlamak için kullanılıyordu. İlginç olarak, tüm köprü hidroelektrik yapımı nedeniyle 1970’lerin birkaç kilometre uzağında taşındı.Köprünün üstünde, köprünün dış tarafında oturabileceğiniz ve manzaranın tadını çıkarabileceğiniz küçük bir taş levha var .</p>

<p><strong>Kravica Şelalesi (Kravitse)</strong><br />
Yemek için öncelikli seçenek &nbsp;Cevapi. Cevapi, &nbsp;Balkanlarda pek çok yerde karşınıza çıkabilecek bir yiyecek. Aslında köfte içerisinde sadece soğan ve tuz var. Bizdeki gibi ekmek ve baharat yok. Yanında bizdeki tırnak pidesine benzeyen ekmeği ve küp doğranmış soğanı ile geliyor. Balkanlarda porsiyonlar büyüktür. Ona göre yarım porsiyon da söylenebilir.</p>

<p><strong>Zupa Camisi</strong><br />
Bosna Hersek’in Karadağ sınırındaki Trebinje şehrine bağlı Zupa köyünde bulunan 500 yıllık Zupa Camisi, tarih boyunca 6 kez yıkılmasına rağmen her defasında küllerinden yeniden doğmayı başardı.</p>

<p><strong>Köyde artık sadece 16 Müslüman yaşıyor</strong><br />
Bosna Hersek’te 2013’te yapılan son nüfus sayımına göre, savaş öncesinde 93 Müslüman Boşnak’ın yaşadığı köyde bugün sadece 16 Müslüman Boşnak var.</p>

<p>Kilitli tutulan camide, artık sadece yurt dışında yaşayan Zupalı Boşnakların köyü ziyarete geldiği bayramlarda namaz kılınıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Jan 2022 15:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/01/trebinye-trebinje-bosna-hersek-1643374483.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Banja Luka  (Banaluka)  /   Bosna Hersek</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/banja-luka-banaluka-bosna-hersek-10960</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/banja-luka-banaluka-bosna-hersek-10960</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Banja Luka ya da Banaluka (Sırp Kiril: Бања Лука, UFA: baɲaˈluːka), Bosna-Hersek’te bir şehir ve aynı zamanda Bosna-Hersek’te bulunan özerk yönetim Sırp Cumhuriyeti’nin fiilî başkentidir. Osmanlı kaynaklarında Banaluka (بنالوقه) olarak geçen şehir 1639 yılında değin Bosna beylerbeyinin ikâmetgâhı olarak büyük bir gelişme gösterdi. Daha sonra eyalet merkezinin Saraybosna’ya taşınmasıyla eski önemini yitirdi.</p>

<p>Bosna-Hersek’in batı kesiminde göz alıcı bir şehir olan Banja Luka dünyanın en az bilinen başkentlerinden birisi olarak nam salmıştır. Aynı zamanda Bosna-Hersek’in içerisinde özerk bir yönetim olan Sırp Cumhuriyeti’nin en büyük şehri de olan Banja Luka, Bosna-Hersek’teki ikinci büyük şehir olma özelliğine sahiptir. Oldukça canlı bir habitata sahip olan şehir nehir kıyısına kurulmuş ilginç yerleri ve büyüleyici Vrbas Kanyonları ile kırsal alana yayılmış bir doğa harikasıdır. Macera sporları ve adrenalinseverlerin gizli hazinesi olan Banja Luka’nın en önemli avantajı ise lokasyon açısından ulaşımın hayli kolay olduğu bir güzergâhta bulunmasıdır. Sırp Cumhuriyeti’nin başkenti Banja Luka’da yerel dil Sırpçadır. Sırp Cumhuriyeti’nin resmî dilleri arasında Sırpça ile fonetik benzerlik gösteren Hırvatça ve Boşnakça da vardır.</p>

<p>Arkeolojik çalışmalar göstermektedir ki Banja Luka’nın Kurulu olduğu topraklar Taş Devri dönemine dek tanıklık etmektedir. Aynı zamanda Orta Çağ döneminin kilit noktalarından birisi olan şehir 1969 depremi sırasında büyük tahribata uğramıştır. 1990’larda Balkanlar’daki kargaşa sırasında ciddi hasara uğrayan kentte bulunan pek çok tarihî yapı yağmalanmış ve tahribata uğramıştır. Bugün, kentin merkezindeki iki büyük cami ile beraber görkemini hala koruyan Ortodoks katedralinin etrafına kurulmuş çok fazla mimari çekicilikte yapı bulunmaktadır. Ancak, kentin en kıymetli yapıları sıralamasının başını UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde bulunan Ferhadija Camii çekmektedir. Bu yapı özenle yeniden inşa edilmiş olup büyüleyici bir müzeye ve etrafını sarmalayan birbirinden şık pek çok kafe ve restorana da ev sahipliği yapmaktadır.</p>

<p><strong>OSMANLI DÖNEMİ</strong><br />
Banaluka ismine tarihî vesikalarda ilk defa, Bosna Krallığı’nın 1463’te yıkılışı ve hemen ardından Macarlar’ın Yayça bölgesini ele geçirişi dolayısıyla rastlanmaktadır. Muhtemelen bu sırada yeniden teşekkül eden şehir Yayça banlığının yeni bir kalesi olarak ortaya çıkmış ve zaman zaman Osmanlı akınlarına mâruz kalmıştır. Nihayet Mohaç Zaferi’nden sonra Yayça bölgesinin alınışının hemen peşinden 1527-1528 kışında ele geçirilmiştir. Şehir küçük bir kale, dış yerleşme yeri (varoş) ve kaplıcadan ibaret iken özellikle XVI. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı hâkimiyeti devrinde süratli bir gelişme göstermiş ve aşağıya doğru yayılmıştır.</p>

<p>İdarî bakımdan 1540’ta Bosna sancağına bağlı müstakil bir nahiye olarak görünen Banaluka on altı köy, dokuz mezraa, iki çiftlik, bir yayla, iki panayır yeri ve bir kaleden oluşuyordu. Sınırda önemli bir askerî merkez ve ileri karakol durumunda olan şehir bu özelliği sebebiyle 1552’den itibaren Bosna sancak beylerinin ikametine tahsis edildi. Sokullu ailesine mensup olan Ferhad Bey (Paşa) sancak beyi olarak burada oturdu. Bu sırada yanında tarihçi Gelibolulu Âlî Mustafa Efendi de bulunuyordu. Âlî 1574-1575 yıllarında bu şehirde Zübdetü’t-tevârîh adlı eserini kaleme almıştı. Ferhad Paşa’nın 1580’de ilk Bosna beylerbeyi olarak burada oturması, şehrin Bosna eyaletinin merkezi haline gelmesine yol açtı ve bu durum 1639’da eyalet merkezinin Saraybosna’ya taşınmasına kadar devam etti. Banaluka özellikle bu devrede her yönden gelişmesini sürdürdü. 1661’de buraya gelen Evliya Çelebi şehirde iki kale, kırk beş mahalle, kırk beş cami ve mescid, birçok medrese, hamamlar, 300 dükkân, 100 dükkânlı bir bedesten ve 3700 hâne (tahminen 1015.000 kişi) bulunduğunu, verimli topraklarından bol miktarda mahsul alındığını, demirciliğin gelişmiş olduğunu ve külünk, balta, saban demiri gibi aletlerin yapıldığını belirtir. Evliya Çelebi ayrıca şehir yakınlarındaki demir madenlerinin işletilerek top güllesi döküldüğünü ve harp levazımatı imal edildiğini kaydetmektedir. Banaluka 4 Eylül 1699’da Avusturyalılar tarafından işgal olunmuş ve bir süre sonra çekilmeleri sırasında bazı kısımları yakılarak&nbsp;tahrip edilmiştir. 1732’de 7000 kişinin ölümüne yol açan veba salgınından sonra 1737’de Avusturyalılar’ın yeni bir saldırısına uğramışsa da Hekimoğlu Ali Paşa tarafından aynı yılın 4 Ağustos’unda kurtarılmıştır. Novili Kadı Ömer Efendi’nin Târîh-i Bosna der Zamân-ı Hekimzâde Ali Paşa adlı eserine konu teşkil eden bu mücadeleler sırasında da tahribata mâruz kalan şehir, bundan sonra eskisi kadar olmamakla birlikte yine gelişmesini sürdürmüştür. 1850’lerde otuz yedi mahallesi, 1126 vergi hânesi, yani yaklaşık 6000-6500 civarında nüfusu bulunuyordu. Otuz yedi mahallenin birkaçı müstesna diğerleri Gazanferiye, Kul, Meydan, Irmak, Sâlihiye, Hacı Zülfikar, Câfer Ağa, Hünkâriye, Tütüncü, Minare, Mehdi Bey, Simitçi, Paşaoğlu, Ferhâdiye, Sofu Mehmed Paşa, Osman Şah, Kalenderiye, Hacı Fîruz gibi Türk-müslüman adları taşımaktaydı.</p>

<ul>
	<li><em><strong>Bugün yeni sanayi kolları kurulan şehirde meyve ve konserve fabrikaları ile tütün işleme tesislerinin yanında elektrikli aletler, giyim eşyası ve kâğıt sanayii ile ilgili çeşitli kuruluşlar bulunmaktadır. Banaluka adı asırlardan beri Türkiye’de, en güzel örnekleri bu şehirde yapıldığı için benaluka veya manyaluka adıyla anılan işleme sanatı münasebetiyle yaşamaktadır.</strong></em></li>
</ul>

<p><strong>Banja Luka’ya Ulaşım</strong><br />
Banja Luka lokasyon açısından oldukça elverişli bir konuma sahiptir. Kente Bosna’nın Saraybosna, Sipovo, Prejidor gibi önemli kentlerinin yanı sıra Viyana, Linz, Zagreb, Split, Kopenhag, Paris, Lyon, Münih, Düseldorf, Karadağ, Amsterdam, Rotterdam, Utrecht, Belgrad, Stockholm, Zürih gibi pek çok Avrupa kentinden otobüsle ulaşım mümkündür. Kentin uluslararası havaalanı olasına rağmen buraya Türkiye’dendirekt uçuş yoktur. Ancak Belgrad, Sırbistan gibi kentlerden aktarmalı uçuşlarla kente gitmek de mümkündür. Kentin iki kilometre güneydoğusuna denk düşen tren yolu ise buraya ulaşımda bir diğer alternatiftir. Saraybosna, Zagreb ve Belgrad hattını takip eden tren yolu hattı boyunca birbirinden güzel manzaralar ile karşılaşırsınız.</p>

<p><strong>Banja Luka’da Görülmesi Gereken Yerler&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Ljubačke Doline:</strong> Yaklaşık 30 kurtarılmış ve yeniden inşa edilmiş tarihî kırsal binanın bulunduğu bu küçük ama keyifli köy, rustik eserlerle dolu olup güzel bir yamaç çayırına kurulmuştur. Yugoslav nostaljisinin küçük bir odası gibi olan köy, davetkâr müzesi, ormanlık alanları ve geleneksel yemeklerin en lezizlerini sunan bar ve restoranlarla tam bir cazibe merkezidir.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Mesih İsa’nın Ortodoks Katedrali:</strong> Banja Luka’nın Bizans tarzı Ortodoks katedrali, altın kubbe ve altın kubbesine kadar yükselen serbest duran çan kulesiyle oldukça ihtişamlı bir mimariye sahiptir. Altın-kahverengi ve yengeç-pembe taşlardan oluşan etkileyici yapının iç mekânı görkemli oyulmuş ikonostasis ve baş döndürücü mozaiklerinin yanı sıra ana kubbeden aşağıya bakan dev merkezi avizesi ile unutulmaz bir şaheserdir.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Ferhadija Cami: </strong>Bu küçük ama görkemli cami, Unesco listesinde yer almakta olup kaçırılmış bir Avusturya-Macar efendisinin fidyesiyle elde edilen parayla 1579 yılında inşa edilmiştir. Oldukça heybetli bir yapı olan caminin tamamı 1993 yılında Bosna Savaşı’nın bir parçası olarak yıkılmış, titiz rekonstrüksiyonu 16. yüzyıl teknikleri kullanılarak ve kurtarılan çeşitli orijinal kalıntıların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. El boyaması ile ve büyük bir titizlikle yapılmış iç mekan 2016 yılında tamamlanmıştır.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Sprske Müzesi:</strong> Sırp Cumhuriyeti’nin en büyük “ulusal” müzesi olan bu müze, arkeolojik kazılardan elde edilen pek çok eseri bünyesinde bulundurmaktadır. Yörenin tarihi boyunca İkinci Dünya Savaşı’nın Ustashi toplama kamplarındaki dehşetlere dek pek çok esere kaynaklık da eden müze bölgenin İlk çağlardan günümüze uzanan geçmişine kaynaklık etmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Jan 2022 16:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2022/01/banja-luka-banaluka-bosna-hersek-1641303635.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUMANONA   (Makedonya)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kumanona-makedonya-10827</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kumanona-makedonya-10827</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kumanova (Makedonca: Куманово Kumanovo; Arnavutça: Kumanova / Kumanovë), Kuzey Makedonya’nın Sırbistan sınırına yakın bulunan bir şehir ve belediye merkezidir. Şehir, Üsküp ve Manastır şehirleri ile birlikte ülkenin üç büyük şehrinden biridir.</p>

<p>Makedonya’nın kuzeyinde önemli bir kısmını Arnavutça konuşan müslümanların oluşturduğu, günümüzde 60.000’in üzerinde nüfusa sahip bulunan Kumanova, Vardar nehrine karışan Kriva suyunun küçük bir kolu üzerinde, Üsküp’ün 35 km. kadar kuzeydoğusunda engebeli bir düzlükte kurulmuştur. Makedonya ile Sırbistan arasındaki ana karayolu ve Selânik-Üsküp-Niş-Belgrad demiryolu üzerinde yer alır. Osmanlı döneminde (1395-1912) Edirne ve Filibe’den Köstendil, Eğri Palanka (Kriva Palanka) yoluyla Üsküp’e ve daha ileride Arnavutluk içlerine uzanan ve buradan geçen yol bugünkünden daha önemliydi. Kökeni Ortaçağ’a kadar uzanan Kumanova, XIV. yüzyılda tarihî Zegligovo bölgesinde bir köy olarak Velbuzd (Köstendil) Prensliği’nin bir parçası idi. XVI. yüzyıl boyunca gelişerek müslümanların hâkim olduğu bir yerleşim yeri haline dönüştü. Şehrin adı, XII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar bu bölgeye yerleşen Kumanlar’dan (Kıpçak Türkleri) gelir.</p>

<p><strong>Coğrafya</strong><br />
Makedonya’nın kuzey kesiminde, Kosova ve Sırbistan’a yakın bir konumda yer alır. Ayrıca, Bulgaristan hududu yolunun Makedonya kısmındaki ilk şehirdir. Ülkenin idari bölge dağılımında Kuzeydoğu bölgesi sınırları içindedir. Belediye yüzölçümü 509.48 kilometrekare olup denizden yüksekliği (rakım) 330 metredir.</p>

<p>Kumanova, Yunanistan sınırındaki Gevgeli’de başlayan uluslararası otoyolun (M1 Otoyolu) kavşaklarından birisidir. Bu otoyol Kumanova’dan devam edip Sırbistan’a çıkar. Yine otoyola burada doğu yönünden bağlanan karayolu ile Bulgaristan’a ulaşılır. Ayrıca, Üsküp’ü Kumanova ve Sırbistan demiryolu hattı da vardır.</p>

<p><strong>İklim</strong><br />
Kumanova sıcak bir iklime sahiptir. Şehrin Üsküp hava alanına yakınlığı turizmine katkı sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Tarih<br />
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi</strong><br />
Kumanova ilk olarak 1519 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından hazırlanmış bir Türkçe ev evrakında anılmıştır. Bu evrak İstanbul arşivlerindedir.</p>

<p>Kumanova hakkındaki en sağlam, gelişkin bilgiye 1660-61 yılında seyyah Evliya Çelebi Seyahatname’sinde vermektedir. Seyahatname’deki kısım şöyledir:</p>

<p>“Kumanova yerleşimi Üsküp Sancağı’nın sınırları içinde yer alır ve bir idari alanı belirtir. Şehir birçok dere ve kiremit çatılı 600 evle süslenmiştir. Şehir merkezinde bulunan cami çok güzeldir. Burada tekke, medrese, hamam, çok sayıda dükkân, değirmenler bulunur. İklimi keyif verici ve hoştur. Muhtelif sayıda üzüm bağı ve bahçeler de vardır.”</p>

<p>Şehir II. Viyana Kuşatması sonrası 1689 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden çıkmışsa da kısa sürede geri alınmıştır. Balkan Savaşları sırasında 23 – 24 Ekim 1912 tarihleri arasında Osmanlı İmparatorluğu ile Sırbistan Krallığı arasında gerçekleştirilen Kumanova Muharebesi Kumanova şehrinin bulunduğu bölgede gerçekleşmiştir. Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı İmparatorluğu bölgede hakimiyetini kaybetmiştir.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
2002 sayımlarına göre Kumanova Belediyesi’nin toplam nüfusu 105.484 kişidir. Bu nüfusun etnik dağılımı şu şekildedir: Makedonlar 63.746; Arnavutlar 27.290; Sırplar 9.062; Romanlar 4.256; Türkler 292 ve diğerleri…</p>

<p><strong>Kurmanova Gezilecek Yerler</strong><br />
Makedonya’nın 3 büyüklerinden biri olarak bilinen Kumanova’da gezilecek çok sayıda yer bulunuyor. Gezilecek yerlerden bazıları hakkında detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.</p>

<p>Josip Broz Tito Anıtı: Marksist - Leninist görüşe sahip olan ve Yugoslavya tarihinin önemli siyaset adamlarından biri olarak bilinen Josip Broz Tito’nun anısına dikilen bu anıt döneminin Yugoslavya federasyonu başkanıdır. Yugoslavya’yı bir arada tutan lider olarak anılan Josip Broz Tito 1980 senesinde vefat edince ülke de dağılmıştır. Farklı etnik kültürlere saygı ile bakan değerli bir siyaset adamı olan Tito’nun anısına dikilen bu büyük anıt görülmeye değerdir. Aynı zamanda coğrafyanın tarihi hakkında da bilgi edinmenizi sağlayacak bu anıtın önünde fotoğraf çekmeyi de unutmayın.<br />
Kokino Alanı: Sırbistan sınırına yakın bir mesafede bulunan Kokino arkeolojik alanı 2001 yılında keşfedilmiş bir yer olarak ilgi çekiyor. Hikâyesi günümüzden 4.000 yıl öncesine dayanan Kokino’nun Ay ve Güneş hareketlerini incelemek üzerine oluşturulmuş bir gözlem alanı olarak biliniyor. 24 saat boyunca ziyarete açık olan Kokino’ya gidecek olursanız çevreyi iyice incelemeli ve kayıtlar almalısınız.</p>

<p>Ayrıca Chetiri Bandere Anıtı, Aziz Nicholas Kilisesi ve Aziz GeorgiosKilisesi de mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor.</p>

<p><strong>Kumanova Etkinlikler</strong><br />
Renkli bir sosyal hayatı olan Kumanova çeşitli aktivitelere de yıl boyunca ev sahipliği yapıyor. 4 mevsim ayrı güzel olan şehirde turist nüfusunu artıran faktörlerin başında 4.000 yıllık antik şehir ve Folklor Festivali yer alıyor. Ayrıca Komedi Günleri Festivali de ziyaretçilerine eğlenceli zamanlar vadediyor. Kültürel bakımdan oldukça zengin olan Kumanova’da caz festivaline de denk gelebilirsiniz.</p>

<p>Kumanova’da Ne Yenir<br />
Lezzetli yemekleri ile gidenleri kendine hayran bırakan ve ilk fırsatta tekrar gitme özlemi uyandıran Makedon mutfağını Kumanova’da bulabilirsiniz. Şehrin büyüklüğü sebebiyle aradığınız her şeyi bulabileceğiniz yerde et yemekleri mutlaka tadılması gereken lezzetlerin başında geliyor. Osmanlı’nın da egemenlik sürdüğü şehirde tatlar Türklerin damak tadına oldukça uygun. Bol yeşillikli şehirde meyve ve sebzenin organik halini bulunca yemelere doyamayabilirsiniz. Ayrıca etli ve sebzeli çorbaları da denemekte fayda var. Ülke de yeşillikler ülkesi olunca sofraların olmazsa olmazları arasına salata da ekleniyor. Erik rakısı ise yöresel bir alkol olarak masanıza gelirse ona eşlik eden zengin ara sıcakları da tatmadan geçmemenizi öneririz. Şimdiden afiyetler olsun!</p>

<p><strong>Kumanova Ulaşım</strong><br />
Kumanova’ya özel aracınızla gitmek isterseniz Kosova ve Sırbistan’a olukça yakın olduğunu hatırlatmakta fayda var. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hızla gelişerek bugünkü görünümünü alan Kumanova’nın, Yunanistan sınırındaki Gevgeli’den başlayan uluslararası M1 otoyolunun kavşaklarından biri olduğunu söyleyelim. Bu yolu takip edecek olursanız Sırbistan’a kadar gidebilirsiniz. Dilerseniz Sırbistan ve Üsküp’ten demir yolu hattıyla da şehre ulaşabilirsiniz. İstanbul’dan Makedonya’ya uçak seferleri ile gidebilirsiniz. Bu şehre Türkiye’den direkt uçuşlar bulunmasa da uçak ile Üsküp’e gittikten sonra otobüs ya da trenle Kumanova’ya varabilirsiniz.</p>

<p><strong>Kumanova’da Nerede Kalınır?</strong><br />
Kumanova, Moğol İstilası’ndan kaçan Kıpçak Türklerinin (Kumanlar) yerleşerek, Osmanlı Devleti öncesi Rumeli’de yaşayan Türk boyu olarak kurdukları şehir olarak biliniyor. Üsküp’ün kuzeydoğusunda bulunan vadinin merkezindeki kent, ülkenin de gelişmiş ve büyük kentleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Şehirde mevcut olan kozmopolit nüfus Arnavut, Roman, Sırp ve Türk azınlıklardan oluşuyor. Kentin Türkleşmesi ardından Müslüman olması 16. yüzyıl başında inşa edilen kubbeli ve büyük cami ile oluyor ve bu cami yani TatarSinan Bey Camii Makedonya bölgesindeki Osmanlı mimarisinin en değerli örneği sayılıyor. Ülkenin kuzeyindeki şehir, Kumanova Ovası’nda Kara Dağ bölgesinin eteklerinde yer alıyor. Coğrafi konumu oldukça stratejik değere sahip olan şehir, bir geçiş noktası oluyor. Demir yolu ile de bu avantajını pekiştiren şehir, cazip bir konumda bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Nov 2021 15:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/11/kumanona-makedonya-1638277238.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İPEK  -  Kosova</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ipek-kosova-10677</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ipek-kosova-10677</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İpek (Arnavutça: Peja veya Pejë; Boşnakça: Peć; Sırpça: Peć / Пећ; Osmanlı Türkçesi: ايپك ), Kosova’nın kuzeybatısında bir şehir ve belediye merkezi. Kosova’nın büyük yerleşim birimlerinden birisidir.</p>

<p>De facto olarak Kosova’nın İpek ilinde; de jure olarak Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin Pećki ilinde yer alır. Ayrıca de jure olarak Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu’nun İpek Bölgesi’nde (District of Pec) bulunur.</p>

<p><strong>Tarih</strong><br />
İpek, 1219 yılında Sırp Ortodoks Kilisesi’nin patrikhanesinin kurulduğu yer olması bakımından Sırp tarihinde özel bir önem taşır. 6. ve 7. yüzyıllarda başlayan Sırp göçleri ile Slavlaştırılmaya başlanan bölge, 1200’lü yıllarda Ortodoksluk bakımından hatırı sayılır bir konuma ulaşmıştır. Sırplar, bölgenin o zamanki hâkimleri olan Bizans’la mücadeleleri neticesinde kurmaya muvaffak oldukları devletlerinin temelinde patrikhanelerin önemli yeri olmuştur.</p>

<p>Osmanlı Devleti’nin 1389 senesindeki 1. Kosova Savaşı sonrasında iyice genişleyen ve kökleşen hâkimiyetiyle beraber İpek ve havalisinin Türkleşme ve Müslümanlaşması da başladı denebilir. Bölgede, Osmanlı idaresi öncesinde de (genelde Müslüman olmayan) Türk öbeklerinin bulunduğunu, çeşitli Macar ve Doğu Roma kaynaklı göstermektedir. Dolayısıyla, 1. Kosova Savaşı ile beraber sözü edilen Türkleşme, Oğuz Türkleri ağırlıklı Müslüman Türk yapılanmasının yoğunlaşmasıdır.</p>

<p>Türk şair Mehmet Âkif Ersoy’un babası İpekli Tahir Efendi, burada doğup büyümüş, daha sonra İstanbul’a gelmiş ve Fatih Medresesi’nde uzun yıllar müderrislik yapmıştır. Tahir Efendi’nin doğup büyüdüğü yıllarda Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan İpek, Balkan Savaşı’ndan sonra, 22 Mart 1913 Londra Sefirler Toplantısı sonucu Sırbistan sınırları dâhilinde kaldı.</p>

<p><strong>Coğrafya</strong><br />
Kosova’nın kuzeybatısında yer alır. Sırbistan’ın Müslüman nüfusunun en yoğun olduğu bölgelerden Sancak bölgesi (Sırbistan) ile komşudur. Ayrıca, batısıyla da Karadağ’a yakın bir konumdadır.</p>

<p><strong>Kültürel Yapı</strong><br />
Priştine’den sonra gelen Prizren, Yakova, Ferizovik, Gilan ve Mitroviça gibi, Kosova’nın büyük şehirlerinden biri olan İpek, ülkenin mamur yerleri içinde yer alır. Türkçede İpek olarak adlandırılan şehrin özgün adının da İpek/Peja/Peć şekillerinden hangisine dayandığı konusu kesinlik kazanmamıştır. Üç şekil de birbirinin varyantı gibi durmaktadır.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
2011 yılında Kosova genelinde yapılan nüfus sayımında İpek’in nüfusu 95.723 çıkmıştır.</p>

<p><strong>İpek’e Nasıl Gidilir ?</strong><br />
İpek’e ülkemizden ulaşmak için en uygun seçenek Kosova’daki tek havalimanı olan Pristine Havalimanı’nı kullanmatır. İstanbul’dan Pristine’ye düzenli uçak seferleri yapılmaktadır.</p>

<p>Havalimanından ulaşımda en pratik çözüm ise araç kiralamaktır. Çözüm olarak Sixt rent a car internet sitesi üzerinden günlük 25 Euro’dan başlayan seçenekler ile kiralama yapabilirsiniz. İpek’e toplu ulaşım için ise havalimanından önce yakın mesafedeki Priştina’ya taksi ile ulaşım (15km) sağlayıp oradaki otogardan (bkz:Pristina otogar) kalkan otobüsleri kullanabilirsiniz. İpek, Tiran, Üsküp, Priştine, Prizren, Podgorica ve Belgrad gibi şehirlere yakındır. Çoğu gezi rotaları bu şehirleri içine alan bir tur oluşturur. Sizde benzer bir rota düşünüp, gidiş veya dönüş rotanızı Kosova üzerinden belirleyerek 3-5 gün içinde farklı ülkeleri içine alan plan yapabilirsiniz.</p>

<p><strong>İpek’te Nerede Kalınır ?</strong></p>

<p>İpek’te bir gece konaklamalı 2 gün geçirdiğinizde şehri tamamen keşfetmiş olacaksınız. İpek’in merkezine Bazaar Of Peja (İpek Çarşısı) olarak işaretli yer olarak belirtebiliriz. Bu bölgeye yakın konaklama seçeneği size ulaşım avantajı sağlayacaktır.</p>

<p><strong>İpek’te Yemek</strong><br />
Kosova’da aç kalmazsınız diyoruz. İpek’te bu söylemi övgüyle sahipleniyor. Sadece İpek’te değil Balkan topraklarında bizim damak tadımıza uygun çok seçenek var. Başlangıç noktamız tatlı olsun o zaman. Neden diye soracaklar için bölgede tatlı bir öğün yemekte bulunan ana yemek gibi olmazsa olmaz bir unsurdur. Çorbasız bir menü olur ama tatlısız olmaz.</p>

<p>Ëmbeltore Adriatik : Tatlı deyip tatlıdan giriş yapıyoruz.1974 ten beri 3 kuşaktır işletilen aile işletmesi İpek’in en tatlı pastanesi olma şerefini taşıyor. Eşimin Asım Amcasının işlettiği pastane dükkanı yöresel tatları denemeniz açısından güzel bir fırsat.</p>

<p><strong>İpek Gezilecek Yerler</strong><br />
Bayraklı Cami (Xhamia e Pejës)<br />
Peja Ortodoks Kilisesi (Orthodox Church of Peja)<br />
İpek Çarşısı<br />
Rugova Kanyonu<br />
Rugavo<br />
Drine<br />
Radaci cave</p>

<p><strong>Diğer Gezilecek Yerler</strong><br />
İpek’te yukarıda bahsettiklerimizin dışında merkezdeki Haxhi Zeka meydanına yakın konumda olan ve Etnografya müzesi olarak kullanılan tarihi konak Konaku i Tahir Beut, Tarihi yeldeğirmeni Mulliri i Haxhi Zekës, ilk yapımı ve ismi ile dikkat çeken Tahtalı Cami , kentin en eski camilerinden Kurşunlu Cami ile Defterdar Cami görülecek tarihi yerler arasındadır.</p>

<p><strong>İpek Kısa Kısa</strong></p>

<p><br />
<em>* İpek şehrinin nüfusu 190.000 kişi olarak tahmin edilmektedir. Bu rakam kenti Kosova’nın büyük şehirlerinden biri yapmaktadır.</em></p>

<p><em>* İpek, Balkanların en çok Müslüman nüfusa sahip bölgesi Sancak ile komşudur. Sancak bölgesi Sırbistan toprakları içinde yer alır.</em></p>

<p><em>* İpek kentine komşu diğer kent ise Yakova‘dır.Eski bir türk şehri olan Yakova’da Eski Çarşı, Hasan Baba Türbesi,Mahmut Paşa Cami, Saat Kulesi, Şeyh Emin Tekkesi, Bektaşi Tekkesi, Etnografya Müzesi ile Hadım Cami dikkat çeken turistik noktalardır.</em></p>

<p><em>* İpek ve dolayısı ile Kosova’nın da damak tatları ziyaretinizde sizi mutlu edecektir. Sucuklu Somun, Börekler, Kebaplar,Köfteler ile Sebzeli Tava, İmam Bayıldı, Ciza Biber gibi yemekler öne çıkmaktadır. Yani özetle Kosova’dan dönerken tombiş yanaklar ile ayva bir göbeğe sahip olabilirsiniz.</em></p>

<p><em>* İpek kenti ziyaretiniz için bahar aylarını tercih edebilirsiniz. 1 gece konaklamalı 2 gün size yeterli gelecektir.</em></p>

<p><em>* Kosova ve dolayısı ile İpek Türk Vatandaşları için vizesizdir. Pasaportunuzu cebinize koyup uçağınıza rahatlıkla binebilirsiniz.</em></p>

<p><em>* İpek kenti bütçe olarak sizi üzmeyecek sınırlı sayıdaki Avrupa kentlerinden biridir. Euro para birimini kullanan Kosova’da gideceğiniz birçok restoranda kişi başı 15 Euro maliyeti geçmek için çok yemek yemelisiniz.</em></p>

<p><em>* Kentte Eylül ayında bal günleri fuarı ve Haziran ayında kurtuluş günü şenlikleri düzenlenmektedir.</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Oct 2021 10:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/10/ipek-kosova-1635147974.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Razgrad  (Hezargrad)  -  Bulgaristan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/razgrad-hezargrad-bulgaristan-10561</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/razgrad-hezargrad-bulgaristan-10561</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Razgrad (Bulgarca: Разград), kuzeydoğu Bulgaristan’da, Deliorman olarak bilinen Türk bölgesinde bir şehirdir. Razgrad ilinin idari merkezidir. Tuna Nehri’nin 80 kilometre güneyinde yer alır.</p>

<p>Resmî olarak %27 ile, Kırcaali’den sonra en yüksek Türk nüfus oranına sahip Bulgaristan şehridir. Tarihindeki güreşçiler sebebiyle, “Pehlivanlar Şehri” olarak bilinir.</p>

<p>Şehrin en ünlü yapıları, 19. yüzyılda yapılan Varoşa mahallesi, etnografya müzesi, 1864’te yapılan Tanzimat Dönemi’nin karakteristiği saat kulesi, 1860’ta yapılan Mucizeci Aziz Nikolas Kilisesi ve İbrahim Paşa Camii’dir. Cami, 1530’da yapılmış olup, İstanbul hariç, Avrupa’nın en büyük camiidir. Cami, sosyalist dönemin başlangıcı olan 1944’ten beri yıkılmaya terk edilmiştir.</p>

<p><strong>Tarihi</strong><br />
Trakların, Roma ve Bizans medeniyetlerinin, Bulgar Devletleri’nin ve Osmanlı hakimiyetinin izlerini taşıyan Razgrad, Deliorman’ın başkenti kabul edilir. Farklı tarih dönemlerine ait yaklaşık 1.200 taşınmaz kültür anıtıyla Razgrad, tarihi açıdan oldukça zengindir.</p>

<p>Razgrad’ın kuruluş yılı tarihçiler tarafından kesin olarak saptanamasa da eski çağlardan beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı kesindir. Burada M.Ö. 12.000[kaynak belirtilmeli]yıllarından kalıntılar bulunmakta. Bunların arasında Mumcular (Sveştari)’daki Trak mezarlığı, Kalaycıköy (Radingrad)’deki Nekropol, eski Roma Trak köyü üzerine inşa edilen Abritus kasabası, İbrahim Paşa Camii, Roma dönemine ait ve 835 altın paradan oluşan Bulgaristan’da bulunmuş en büyük hazine yer alıyor. Osmanlı devrinde adı Hezargrad olmuştur.</p>

<p>Bölgeye yönelik ilk Osmanlı akınları XIV. yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşti. Vezîriâzam Çandarlı Ali Paşa 1388-1389 kışında bu bölgeyi ele geçirdi, 1393’te ise fetih tamamlandı. Fetihten sonra bu küçük ve yerleşmeye açık olmayan bölge Çernova (Cerven) kazasının bir parçasını teşkil etti. Ayrıca Tuna üzerindeki Rusçuk’u Şumnu ve Trakya’ya bağlayan eski ve önemli bir yol Hezargrad’ın bulunduğu yerin batısından geçmekteydi.</p>

<p>Bulgar tarihçileri, Hezargrad’ın XIV. yüzyılın sonlarına kadar önemli bir Bulgar şehri ve iş merkezi olduğunu, Osmanlı fethiyle buranın tamamen yakılıp yıkıldığını, halkının katliama uğradığını veya kovulduğunu iddia etmekte, tahrip edilen bu şehrin eski Abrittus’un harabeleri üzerinde kurulmuş bulunduğunu ileri sürmektedirler. Ancak XII, XIII ve XIV. yüzyıl Bizans ve Bulgar kroniklerinde böyle bir bilgiye rastlanmadığı gibi arkeolojik çalışmalar, bu eski yerleşme merkezinin 1000 yılından kısa bir süre sonra dağıldığını açık olarak göstermektedir. Ayrıca Abrittus kalıntılarının, Bulgarca bir şahıs ismi ve aynı zamanda eski bir Slav yağmur tanrısının adı olan Hraz’ın şehri anlamında “Hrazgrad” şeklinde adlandırıldığı da belirtilmektedir. Hoca Sâdeddin Efendi’nin eserinde geçen Hezargrad yazılışının buna delil olarak gösterilmesi ise doğru olmamalıdır. Zira bu eserde “Çetr-Hezar” kelimesi geçmekte ve bu da Ali Paşa tarafından ele geçirilen şehirlerin adlarını sıralayan Neşrî’nin eserinden alınan bilginin yanlış aktarılmasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p>Hezargrad, Osmanlı idaresi altında bir kadılık merkezi ve kaza statüsünde bulunmaktaydı. Burası, daha sonra Rusçuk kazası olarak adlandırılacak olan Çernovi kazasının güney parçasının ilâvesiyle oluşturulmuştu. Şumnu kazasının bir parçası da yine buraya katılmıştı. Hezargrad kazasından ilk olarak 1550 tahririnde söz edilmektedir. 1934’te millî hükümet Hezargrad bölgesinin yer adlarını değiştirmiş, 126 eski Türk köyüne Bulgarca yeni adlar&nbsp;</p>

<p>verilmiştir (meselâ Hasanlar: Getsevo, İnebey: Strazets, Sofular: Bogomiltsi ve Arnavut: Poroište). Bugün Hezargrad köylerindeki ahalinin bir kısmı, 1500-1550 yıllarında Anadolu’dan gelen ataları gibi Alevî temayüllüdür.</p>

<p>Türkler arasında Hezargrad adı etrafında bazı efsaneler ortaya çıkmıştır. Bunlara göre bu ad, bölgeye 1000 çadır olarak gelip yerleşen ilk Türk göçmenleri nitelemekteydi. Bu halk etimolojisi, tıpkı 1388-1389’da Osmanlılar’ca tahrip edilen eski bir Bulgar şehri hikâyesi gibi doğru değildir. XVI. yüzyılda İbrâhim Paşa Medresesi eğitim ve kültür bakımından önemli rol oynamasına rağmen burada yetişen meşhur bir şair veya müellife rastlanmamaktadır.</p>

<p><strong>İdâri yapı<br />
Razgrad ili şu yedi belediyeden oluşur:</strong></p>

<p>İsperih<br />
Kubrat<br />
Loznits<br />
Razgrad<br />
Samuil&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Tsar Kaloyan&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Zavet</p>

<p>Razgrad ili ayrıca 6 kasaba ve 107 köyden oluşan toplam 113 yerleşim yerini kapsamaktadır.</p>

<p>İl genelinde önemli miktarda Türk nüfusu bulunmaktadır. Toplam nüfus 114.475 iken ildeki Türk nüfusu 57.261’dir. Bu da nüfusun %50’sinden biraz fazladır. Razgrad kent nüfusunun ise %18.9’u Türk kökenlidir.[1]</p>

<p><strong>Edebiyat</strong><br />
Razgrad, edebiyat alanında büyük geleneğe sahiptir. Ahmet Şerif, Sabri Tata, Muharrem Tahsin, Şaban Mahmut, İsmail Çavuş, Ali Pir gibi isimler, Razgrad ilinin muhtelif köylerinde doğup yetişmiş edebiyatçılardır.</p>

<p><strong>Spor</strong><br />
Razgrad daha Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri pehlivanlarıyla tanınan bir bölgede bulunur. Bu güreşçiler arasında Koca Yusuf, Ahmet Kara, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Lütfi Ahmedov, Osman Durali ve Karagöz Köylü Hüseyin Pehlivan’ı sayabiliriz. Ayrıca 1976 olimpiyatlarında serbest stil hafif siklet minder güreşi dalında altın madalyayı Razgrad’lı Hasan İsaev Bulgaristan’a kazandırmıştır. Türkiye’ye birçok madalya getiren halterci Taner Sağır da Razgradlı’dır.</p>

<p>Şehrin, Ludogorets Razgrad (Лудогорец, Türkçe Deliormanlı manasına gelir) adlı bir futbol kulübü vardır. 2011-2012 sezonunda A PFG(Bulgaristan Süper Ligi)Ligi’ne yükselmiştir. Tarihinde ilk defa yükseldiği A PFG liginde Şampiyon olmuş ve aynı zamanda Bulgaristan kupasını alarak 2 kupayla tarihi bir başarı elde etmiştir. 2012-2013 Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Hırvatistan’ın Dinamo Zagreb takımına 2. maçın 90+6. dakikasında yediği golle elenmiştir. Ludogorets Razgrad hâlen A PFG liginde mücadele etmektedir. Maçlarını 8808 kişilik Ludogorets Arena Stadı’nda oynamaktadır.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Sep 2021 09:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/09/razgrad-hezargrad-bulgaristan-1632896756.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mitroviça      (Kosova)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/mitrovica-kosova-10415</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/mitrovica-kosova-10415</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mitroviça (Arnavutça: Mitrovica veya Mitrovicë; Sırpça: Косовска Митровица / Kosovska Mitrovica), Kosova’nın kuzeyinde bir şehir ve belediye merkezi.[2][3][4][5][6] Şehir, 1998-1999 Kosova Savaşı’ndan sonra bölünmüştür ve iki farklı belediye idaresinin kontrolündedir. Belediyenin kuzey kısmı, (İbre Nehri’nin kuzey yakası) 1998-1999 Kosova Savaşı’ndan sonraki süreçte Sırpların; güney kısmı Arnavut, Türk ve Boşnakların beraber yaşadığı Müslüman kontrolündedir.</p>

<p>De facto olarak Kosova’nın Mitroviça ilinde; de jure olarak Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin Kosovskomitrovački ilinde yer alır. Ayrıca de jure olarak Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu’nun Mitroviça Bölgesi’nde (District of Mitrovica) bulunur.</p>

<p><strong>Tarih</strong><br />
Ortaçağ esnasında yazılı dokümanlarda ilk olarak Mitroviça, Selanikli Aziz Dimitrios vesilesiyle geçer. Şehrin adının 14. yüzyılda bu hâli aldığına dair kaynaklardan ve bazı efsanelerden söz edilir.</p>

<p>Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde şehrin adı Mitroviça/Mitroviçe olarak geçer. Şehir Osmanlı devrinde tipik bir doğulu şehirdi. 19. yüzyılda hızlı bir gelişme yaşayan şehirde, maden cevheri tarihten günümüze, her devirde ön planda olmuştur. Madenin keşfinden ve bölgede maden çıkarıldıktan sonra, Mitroviça, Kosova’nın en büyük sanayi bölgelerinden birisi olmaya başlamıştır.</p>

<p>Mitroviça şehri ve havalisi, 1999 yılındaki son Kosova savaşından kötü bir şekilde etkilenmiştir. Savaş zamanında bölge, düzenli ve düzensiz orduların bulunduğu, çatıştığı bir durumda idi. NATO müdahalesiyle durdurulan savaştan sonra Mitroviça ve civarı, NATO’nun kontrolünde Fransız görev kuvvet komutanlığı emri altında kaldı. 7,000 Fransız askeri Mitroviça’da konuşlandı. Bunların dışında, Birleşik Arap Emirlikleri’nden 1,200 askerin birliğiyle de güçlendirildi ve buna Danimarka askerlerinin küçük bir sayısı eklendi.</p>

<p>Coğrafya<br />
42,53° Kuzey ve 25,52° Doğu koordinatlarına sahip şehir, Kosova’nın kuzeyinde, Kosova Ovası’nın kuzey düzlüklerinde yer alır. Mitroviça ve civarı, Sırbistan’a olan yakınlığı ve politik sebeplerden ötürü, Kosova Sırplarının ve Sırp etkililiğinin gözle görülür hâlde olduğu bir yerdir.</p>

<p>Şehrin içinden İbre ve Sitniça nehirleri geçer. Ibre Nehri aynı zamanda Müslümanlarla Ortodoksları ayıran bir sınır özelliği de taşır. Nehrin üstündeki köprü de sınır kapısı, geçiş noktası işlevindedir.</p>

<p>Kosova’nın sanayi damarlarından biri olan Trepçe kurşun ve çinko maden ocağı Mitroviça yakınlarındadır. Bu ocak, kaliteli ve bol kurşun ve çinko rezervleri sebebiyle tarihte, bölgeye yönelik işgal ve ekonomik politikalarında belirleyici olabilmiştir.</p>

<p><strong>Kültürel Yap</strong>ı<br />
Şehir, 1999’daki bu son savaşın olumsuz ve yıkıcı etkileri bakımından simge durumuna geldi. Şehrin kötü bir şekilde zarar verilen güney yarısı, tahminen 50,000 kadar Arnavut nüfusu tarafından tekrar dolduruldu. Bu rakam, çevre köylerden, taşradan merkeze mülteci ve çeşitli şekillerde göç etmelerle oluştu. Şehirde yaşadığı düşünülen yaklaşık olarak 6,000 kadar Roman’ın çoğunun, Sırbistan’a kaçtığı söylenmektedir.</p>

<p><strong>Nüfus</strong></p>

<p>2011 yılında Kosova genelinde yapılan nüfus sayımında Mitroviça’nın güney kesiminin nüfusu 71.601 çıkmıştır.[1] 2011 Kosova Genel Nüfus Sayımı’nda (REKOS2011) Mitroviça’nın sadece güney kesimi sayılmıştır. Kuzey kesiminde sayım boykot edilmiştir.</p>

<p>Mitroviça’nın kuzeyinde 3700 kadar Müslüman oturduğu tahmin edilmektedir. Güneyde ise Arnavut, Boşnak ve Türkler yaşamaktadır. Şehirde Arnavutça, Sırpça ve Türkçe resmî dil statüsündedir.</p>

<p>Mitroviça’nın kuzeyinde, 8-10.000 civârında Sırp yaşamaktadır. İbre Nehrinin kuzey bölümünde, çevrilmiş bir bölgede ayrıca, 2.000 kadar Kosovalı Arnavut ve 1,700 kadar Müslüman (Türk, Boşnak) Mitroviça’nın Sırpların kesiminde kalmıştır. Şehrin güney kısmında tüm Sırp nüfus kuzeye iltica etmiştir. Bu, güvenlik ve hayat idâmesi bakımlarından bir zorunluluk derecesindeydi. 2003’te şehrin toplam nüfusunun 75.600 olarak tahmin edildiği ve belediyenin nüfusunun da 105.000 dolayında olduğu tahmin edilmekteydi.</p>

<p>Priştine Üniversitesi’nin Sırbistan’a ait fakülteleri, 1999’da Priştine’den alınıp Mitroviça’nın kuzey kısmına yerleştirilmiştir.</p>

<p><strong>İki Kesimli Şehir: Mitroviça</strong><br />
Mitroviça, Kosova içinde Arnavut-Sırp çatışmasında odak noktasını oluşturageldi. Şehrin bugün İbre Nehri ile ikiye bölünmüş, iki yönetimli yapısı da bu gerçeği göstermektedir. Şehrin kuzeyinde, Kuzey Mitroviça’da tıpkı Sırbistan’daki gibi bir idare tarzı, hayat tarzı yaşanırken, Güney Mitroviça’da, Müslümanların toplandığı bir şehir kısmı hâlinde, hâlihazırdaki Kosova Cumhuriyeti kurallarına bağlı olarak yaşanmaktadır. Uluslararası Kosova Gücü (KFOR) ve Birleşmiş Milletler Kosova Misyonu (UNMIK) teşkilatları şehrin güvenliğinin, düzeninin sağlanmasında görev almaktadırlar. Bütün önlemlere rağmen, şehrin kuzey ve güneyinde saldırgan, kışkırtıcı ve çatışmacı hareketler bazen engellenememektedir.</p>

<p><strong>Resmî Dil Kullanımı</strong><br />
Mitroviça Belediyesi’nde Türkçe, Arnavutça, Sırpça eşit şartlarda resmî kullanıma sahiptir.[3] Ancak, ülke genelinde resmî dil uygulamalarında yaşanan çeşitli sıkıntılar bu belediyede de söz konusu olabilmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong><br />
Kosova’da Türk eğtimin 500 yıl sürmesi Osmanlıların Balkanlara yerleşmesiyle başlamıştır. Kosova’da eğtimle ilgili ilk yazılı belgeler 1513 yılında yazılan bir Vakıfnamede bulunmaktadır. Bu zaman sürecinde eğtimde gelişmeler, durulmalar vardı. Bu gelişmenin o zamanda süren politikaya bağlıydı.Osmanlı Devleti’nin 1877-1912 yılları arasında Kosova’da büyük eğitim yatırımları yaptığı, çok açıktır. 1903’te çıkan bir kararnamede Prizren sancağı Loma kazasına aynı kararname ile 18 iptidainin açılışı ilgi çekici bir örnek olsa gerektir. Aynı yıllarda Anadolu’nun pek çok sancağında bile 18 iptidai mektebi yoktur. Osmanlı ülkesi dâhilinde okullaşma problemi ilk önce Kosova’da çözülmüş gibi görünmektedir. Çok kısa zaman içerisinde yüzlerce okul açılmış, öğretmen tayinleri yapılmıştır. Kosova’da okula gitme oranının çok yüksek olduğu, açılan okulların kısa sürede ihtiyaca cevap veremez duruma gelmesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda ya okullara yeni bir kat yapılmış ya da yenileri inşa edilmiştir.</p>

<p>Mitroviça, daha o zamanlarda bir maden ocağı olan, tücarlığı gelişmiş bir şehrin eğtimi de diğer şehirlere göre daha yüksek bir seviyedeydi. Açılan mektepler vakıflara bağlı olduğu için dini ağırlığı vardı. Mekteplerde daha geç sosyal yöne yönlendirmeye, matematik, fizik, felsefe gibi dersler okutulmaya başlamıştır.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Aug 2021 14:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/08/mitrovica-kosova-1630321748.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>IVRACA (Vratsa)   /  Bulgaristan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ivraca-vratsa-bulgaristan-10286</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ivraca-vratsa-bulgaristan-10286</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Bulgaristan’da bir idarî birimin merkezi olup günümüzdeki adı Vratsa’dır. Batı Balkan dağlarının kuzey eteklerinde denizden 375 m. yükseklikte bir düzlükte kurulmuştur. Şehrin en eski kısmı, küçük bir dere olan Leva’nın dar ve oldukça güzel bir kanyonu geride bırakarak düzlüğe girdiği yerde bulunmaktadır. İvraca’nın daha yeni kısımları ise düzlüğün çeşitli yerlerine yayılmıştır. Bulgarca ismi, eski bir kelime olan ve şehrin en dar noktasını niteleyen Vracista’dan (kapı, kapıda) gelmektedir.</p>

<p><strong>Tarihçe</strong><br />
İvraca’ya yerleşim ilk topluluk Traklardır. Traklar’ı, Makedonya Krallığı ve Roma İmparatorluğu takip etmiştir. Tarihi yerleşim Leva Deresi kanyonunda kurulmuş olan Vratitsa’dır. Slavlar ve sonrasında Bizans hâkimiyetine giren yerleşim, 7. yüzyıl sonlarına doğru Birinci Bulgar İmparatorluğu topraklarına katıldı. II. Basileios’un Birinci Bulgar İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmasıyla yeniden Bizans hakimiyetine giren yerleşim, I. İvan Asen ile kardeşi II. Petro’ nun liderliğini yaptığı Bulgar isyanı sonucu 1185 yılında kurulan İkinci Bulgar İmparatorluğu topraklarına katıldı. Şehrin Osmanlı hakimiyetine girmesi hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte, 1393 yılında I. Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katıldığı düşünülmektedir. Tarihi yerleşim olan “Vratitsa” 1444 yılında Varna üzerine yürüyen Haçlı kuvvetlerince yıkıldı. Bunun üzerine yerleşim, kanyon dışına doğru açık alanda yeniden inşa edildi.</p>

<p>1479 tarihli tahrir kayıtlarında Niğbolu sancağına bağlı bir kaza ve pazar merkezi konumunda olan yerleşimde; 23 Müslüman ve 296 Hristiyan hânesi bulunurken, 1485 tarihli bir kayıtta ise 25 Müslüman ve 287 Hristiyan hane bulunmaktaydı. Bu tarihten sonra şehirdeki Müslüman nüfusta büyük artış yaşandı. 1516 yılına gelindiğinde dışarıdan gelenler ve İslam dinine gelenlerle birlikte şehirdeki Müslüman 70 haneye (350 civarında kişi) çıkarken, Hristiyanlarda 300 hane kadardı. Bu dönemde şıracılık ön plana çıkarken, hububat üretimi, su değirmenleri ve arıcılık da önemli gelir kaynaklarındandı. 1550 yılı tahrir kayıtlarında kasabada; 82 Müslüman ve 354 hane bulunuyordu. Gümüş madenciliği, tahıl ve bal üretimi ile şarapçılığın da gelişmesine bağlı olarak pazarcılığın da artmasıyla şehirde nüfus artışı yaşanmıştır. 1580 yılına gelindiğinde yerleşimdeki Müslümanlar üç mahallede 258 hane, Hristiyanlar on iki mahallede 583 hane, Çingeneler de ayrı olarak 7 hane şeklinde kaydedilmişti. 1595 yılında Eflak Voyvodası Mihai Viteazul tarafından tahrip edilirken, Hristiyan halkın bir kısmı da Eflak taraflarına götürüldü. 1642 tarihli Avarız kaydına göre kasabada, 3 Müslüman ve 7 Hristiyan mahalle bulunmaktaydı.[4]</p>

<p>Uzun süre Niğbolu sancağına bağlı olan yerleşim, 1864 yılında Tuna Vilayeti’nin kurulmasıyla Vidin Sancağına bağlandı ve bu durum Osmanlı hakimiyetinin sonuna kadar böyle devam etti. 1868 tarihli Tuna Vilâyeti Salnâmesi’ne göre İvraca’da; 2412 hâne, 659 dükkân, otuz yedi han, üç hamam, yirmi beş su değirmeni, üç fabrika, bir saat kulesi ile yedi cami, dört kilise ve bir sinagog bulunuyordu. Yahudi topluluğun Kırım Savaşı’ndan sonra 1860’larda İvraca’ya geldiği düşünülmektedir. 1873 tarihli Tuna Vilâyeti Salnâmesi’ne göre İvraca’da 1594 Müslüman erkek nüfusun 800 Müslüman hânesi, 3900 erkek nüfuslu 1654 Gayrimüslim hânesi vardı (toplamda 5495 erkek nüfus). 1876 yılında yaşanan Bulgar İsyanları sırasında yaşanan kaotik durumdan yerleşimde oldukça etkilendi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında 1877 yılında Rus kuvvetlerince ele geçirilen yerleşim, Berlin Antlaşması uyarınca 1878 yılında Bulgaristan Prensliği’ne bağlandı. Bu dönemde Müslüman nüfus büyük&nbsp;oranda Anadolu’ya göç etti.</p>

<p>1887’de İvraca’da; 10268’i Bulgar, 736’sı Türk, 196’sı Yahudi, 123’ü Müslüman Çingene olmak üzere 11323 kişi yaşamaktaydı. 1934 yılında şehir nüfusu 16.188’e çıkmış olup, bu nüfusun 496’sı Müslüman, 28’i de Yahudiydi. II. Dünya Savaşı esnasında baskı altında kalan Yahudi nüfusun hepsi 1949 yılında İsrail’e göç etti.</p>

<p>XVII. yüzyılda, hatta daha da sonrasında şehrin en eski mahallesindeki İvraca Eskicamii yeniden inşa edildi. Caminin içerisindeki 1201 (1787) tarihli Osmanlıca kitâbede caminin yeniden yapıldığından bahsedilir. XIX. yüzyılın başlarında şehrin gelişimi Vidin Derebeyi Pazvandoğlu Osman’ın isyanı sebebiyle geriledi. Bunun dışında ordudan ayrılan askerlerin oluşturduğu Kırcaali çetelerinin ve yerli eşkıyanın yağmalamaları da Vratsa Piskoposu Sofronie’nin tanıklık ettiği ve ayrıntılı biçimde anlattığı gibi şehre hayli zarar verdi.</p>

<p>1285 (1868) tarihli Tuna Vilâyeti Salnâmesi’nde İvraca’da yedi cami, 2412 hâne, 659 dükkân, otuz yedi han, üç hamam, yirmi beş su değirmeni, beş mektep, bir medrese, iki tekke, üç fabrika, bir saat kulesi ve dört kiliseyle bir sinagogun olduğu belirtilmiştir. Yerel tarihçi Ionov da hâne ve cami sayısını aynı şekilde verir ve dört kilisenin varlığından da bahseder. İvraca’nın merkezi olduğu idarî birimin seksen köyünde neredeyse hiç müslüman nüfus yoktu. Dört büyük köyde müslümanların çoğunluğu söz konusu iken (Tlačan, Bukofçe, Mamarevo ve Čurlovo) yedi köyde sadece küçük bir müslüman azınlık vardı (toplamda 470 hâne, kazanın bütün köy nüfusunun % 12’si). Tahrir kayıtlarının gösterdiğine göre XVI. yüzyılda bu oranlar daha da azdı.</p>

<p>1290 (1873) tarihli Tuna Vilâyeti Salnâmesi’ne göre İvraca’da 1594 müslüman erkek nüfuslu 800 müslüman hânesi, 3900 erkek nüfuslu 1654 gayri müslim hânesi vardı (toplamda 5495 erkek nüfus). Bu rakamlar ikiyle çarpıldığında şehirde yaklaşık 10.900 kişinin yaşadığı anlaşılır. Hâne sayısına göre müslümanların genel oranı % 33’tür; çünkü hıristiyanlar daha geniş ailelere sahiptir (aile başına 4,7’ye karşı aile başına 4). Nüfus sayıldığında da sayı 3600 (% 29) müslüman ve birkaç yüz yahudi dahil 8250 gayri müslimle beraber 11.850’ye çıkmaktadır.</p>

<p>II. Dünya Savaşı’nın ardından Vratsa oldukça büyüdü. Şehirde mobilyacılık, tarım aletleri ve madenî eşya yapımı gibi küçük sanayi kuruluşları yaygınlaştı. 1975’te şehrin nüfusu 61.265’e ulaştı. Bu yıllarda hâlâ ayakta kalmış olan iki cami de yıkıldı. Şehrin merkezindeki XVI. yüzyıldan kalma âbidevî Osmanlı kalesi -bir zamanlar madenlerin yönetim merkeziydi- dikkatli bir şekilde restore edildi. Eskicami ise sıra dışı süslemeleri sayesinde resmen “yerel sanat önemini haiz eser” ilân edildi. Komünizmin çöküşünden sonra Eskicami ve olağan üstü duvar süslemeleri de restore edildi. Bugün bir kültür merkezi olarak işlev görmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Aug 2021 12:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/08/ivraca-vratsa-bulgaristan-1627981625.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KONSTANTİN     /   Cezayir</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/konstantin-cezayir-10147</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/konstantin-cezayir-10147</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Konstantin, kuzeydoğu Cezayir’de şehir. 464.219 kişilik nüfusuyla ülkenin başkent Cezayir ve Vahran’dan sonra üçüncü büyük şehri.</p>

<p>Şehir, denize 80 km uzaklıkta, 640 metre yükseklikteki bir plato üzerinde kuruludur. Derin bir vadiyle çevrilidir. Üzerinde pek çok köprü bulunan bu vadinin güzel ve dramatik bir görüntüsü vardır.</p>

<p>Konstantin MÖ 203 yılında Yunan kolonistler ve Numidyalılar tarafından kuruldu. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun eline geçti. MS 311 yılında İmparator Maxentius ile eski Afrika valisi Domitius Alexander arasındaki iç savaşta yıkıldı. MS 313’te yeniden yapıldı ve İmparator Büyük Konstantin’in adını aldı. 432’de Vandallar tarafından ele geçirildi. 534 ila 697 yılları arasında Bizans İmparatorluğu’nun Afrika eyaletinin bir parçası haline geldi. 7. yüzyılda Arapların eline geçti, Kusantine adını aldı. Giderek gelişen şehir, 12. yüzyılda Pisa, Ceneviz ve Venedik ile ticaret yapan zengin bir merkez halini aldı. 1529’dan itibaren Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Konstantin, Cezayir dayısına bağlı doğu beyi tarafından idare edildi. Bu beylerden şehri 1770-1792 yıllarında idare eden Salah Bey, önemli imar hareketlerine girişti ve bugün de şehri süsleyen önemli mimari eserler yaptırdı.</p>

<p>1826’da şehrin son beyi, Ahmet Bey ibni Muhammed Şerif, Fransız işgal güçlerine karşı şiddetli bir direniş hareketi yürüttü. Konstantin, Cezayir’de Fransızlara en uzun süre direnen şehir oldu. Şehir 13 Ekim 1837’de düştü, 1848’de idari olarak Fransa’nın Cezayir sömürgesinin bir parçası haline geldi.</p>

<p>Yıl içerisinde binlerce kişinin ziyaret ettiği Konstantin’e gitmeden önce ‘’Konstantin Gezilecek Yerler’’ yazımıza bir göz atmanızı öneriyoruz.</p>

<p><strong>OSMANLI KAHRAMANLIĞININ SİMGESİ: HACI AHMET BEY SARAY’I</strong><br />
Cezayir’in Konstantin kentindeki Hacı Ahmed Bey Sarayı, Osmanlı’nın başarılarından ve Cezayir Beyi Hacı Ahmed Bey’in kahramanlığından izler taşıyor.</p>

<p>Konstantin kentinin merkezinde, 5 bin 600 metrekarelik bir alana sahip olan ve 1825 ile 1835 yılları arasında inşa edilen yapının tarihi, Cezayir’deki son Osmanlı beylerinden Ahmed bin Muhammed eş-Şerif bin Ahmed el-Kuli (Hacı Ahmed Bey) dönemine uzanıyor.&nbsp;</p>

<p>“Sarayın, dönemin uzman inşaatçıları ve sanatkarları tarafından Ahmed Bey’in Avrupa saray mimarisinden aldığı ilhamla inşa edildiğini” ifade eden Şadiye, “Sarayın içindeki fıskiye ve bir çok ağaç çeşidini barındıran büyük bir bahçenin yanısıra ikinci bir bahçenin de yaz aylarında hava akımının geçişine imkan veren 27 adet koridora sahip olduğunu” kaydetti.</p>

<p>Konstantin kentinin sembollerinden sayılan ancak restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalı tutulan saray yeniden açılmasının ardından çok sayıda turist tarafından ziyaret edilirken, aynı zamanda kentteki birçok kültürel faaliyete de ev sahipliği yapıyor.</p>

<p><strong>Kasbah</strong><br />
Listemizin ilk sırasında Konstantin’nin en büyük bölgesi olan Kasbah bulunuyor. Birbirinden güzel gezilecek noktalarıyla Kasbah , geleneksel tarzıyla modern şehirlerin gürültüsünden ve görüntüsünden sıkılanlar için ideal noktalardan biri. Arnavut kaldırımları, küçük pencereli evleriyle Kasbah’ın otantik havasından oldukça etkileneceksiniz.</p>

<p><strong>Emir Abdelkader Camii</strong><br />
1994 yılında inşa edilmiş olan Emir AbdelKader Cami, Konstantin’de beyaz bir kuğu gibi dikkat çekiyor. Dış cephesindeki işlemeleri ve pervazlarındaki süslemelerle görenleri kendine hayran bırakan camiyi ziyaret etmenizi öneriyoruz.</p>

<p><strong>Tiddis Antik Kenti</strong><br />
Sadece bir noktası değil, her noktasından tarih fışkıran Tiddis Antik Kenti’nde Roma dönemine ait 4.yüzyıldan kalma izleri görebilirsiniz. Büyük kısmı korunmayı başarmış olan şehri ziyaret etmenizi öneriyoruz.</p>

<p><strong>Ahmed Bey Sarayı</strong><br />
1826 yılında Hacı Ahmed Bey tarafından temelleri atılmış olan Ahmed Bey Sarayı, Osmanlı döneminde yapılmış en güzel eserlerden biridir. İçi ziyarete kapalı olsa da bembeyaz duvarlar, portakal ağaçları ve avlusuyla içeri giremeseniz de görmeniz gereken yerler arasında bulunuyor.</p>

<p><strong>Cirta Ulusal Müzesi</strong><br />
Numidya tarafından olan kurulmuş olan Konstantin’de Numidya döneminden kalma oldukça eski ve kıymetli eserler bulunmaktadır.</p>

<p>Arkeolojik çalışmalar sonucunda ortaya çıkartılmış buluntuların sergilendiği Citra Ulusal Müzesi‘nde, birçok döneme ait eserler bulunmaktadır. Sadece Numidya değil Roma ve Osmanlı’ya ait kalıntılar da bulunuyor.</p>

<p><strong>Masinissa Mozolesi</strong><br />
Masinissa Mozolesi,Konstantin’in ilk yerleşimcileri olan Numidya halkının kralının gömülü olduğu yerdir. Kral mezarının içinde olduğu bu mozole şehrin görülmesi gereken noktaları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Sidi M’Cid Köprüsü</strong><br />
Gezilemeyecek kadar çok köprüsüyle ‘’Köprüler Şehri’’ olarak adlandırılan şehrin en uzun ve büyük asma köprüsüdür Sidi M’Cid.</p>

<p>1912 yılından beri kullanılan köprü harika manzarasıyla daha çok turistler tarafından gün batımı saatlerinde ziyaret ediliyor.175 metre yükseklikten Konstantin manzarasını seyretmek isterseniz kesinlikle bu köprüyü ziyaret etmelisiniz.</p>

<p><strong>CEZAYİR TÜRKLERİ</strong><br />
Cezayir Türkleri (Arapça: الأتراك في الجزائر Fransızca: Turcs en Algérie), Türk-Cezayirliler olarak da bilinen Cezayir’deki Türklerdir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Cezayir’i fethetmesiyle birlikte, Türkler ilk kez Cezayir’e yerleşmiştir.</p>

<p><strong>Toplam nüfus</strong><br />
600.000 - 2.000.000 arası<br />
(2008, Cezayir’deki Türk Büyükelçiliği’nin tahmini)<br />
Diğer tahminler: 1.740.000[2] 3.300.000<br />
Cezayir nüfusunun %5’i ila[2] %25’i Türk kökenli</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jun 2021 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/06/konstantin-cezayir-1624869077.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GOSTİVAR     -   Makedonya</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/gostivar-makedonya-10031</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/gostivar-makedonya-10031</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gostivar (Makedonca: Гостивар; Arnavutça: Gostivari; Türkçe: Gostivar), Kuzey Makedonya’nın kuzeybatısında bulunan bir şehirdir. Ülkenin kuzeybatı kesiminde Kalkandelen’le beraber büyük yerleşim yerlerinden birisidir.</p>

<p>Şehir köklü bir Türk nüfusuna sahiptir.</p>

<p><strong>Coğrafya</strong><br />
Gostivar, Kuzey Makedonya’nın kuzeybatı kesiminde, Polog idari bölgesinde, Kosova’ya yakın bir konumda yer alır. Çevresinde iyi durumdaki karayolu ve demiryolu ağı ile Kalkandelen, Üsküp, Ohri ve Debre şehirlerini birbirlerine bağlantı güzergâhın üzerindedir.</p>

<p>Ege Denizi’ne dökülen Vardar Nehri’nin doğduğu Şar Dağları Gostivar sınırları içerisindedir. Gostivar yakınlarındaki Vrutok köyü, 683 metre yükseklikte Vardar’ın kaynadığı alandır.</p>

<p><strong>Tarih<br />
Erken Tarih</strong><br />
Romalı tarihçi Titus Livius, şehir hakkında ilk bilgileri derlemiştir. MS 3. yüzyılda Roma İmparatorluğu, ülkenin kuzeyinden ciddi akınlar düzenleyen Hunlar, Ostrogotlar gibi kavimleri durdurmak üzere bu bölgede birçok kale ve hisar kurdurmuştur. 10. yüzyılda, Gostivar’ın da içinde bulunduğu Polog Bölgesi, Doğu Roma’nın egemenliğinde olmuştur.</p>

<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu Dönemi</strong><br />
14. yüzyılda Gostivar ve civarı, Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. Şehrin simgesi olan saat kulesi 1566 yılında Osmanlı yönetimi tarafından yapılmıştır.</p>

<p>19. yüzyılda şehir ticaret merkezi iken bugün daha çok Avrupa’nın diğer şehirleri dâhil başka şehirlerde çalışan işçilerin bıraktıkları dövizler önem taşımaktadır. Bulgar etnolojist Vasil Kançov, 19. yüzyılda şehirde 3,735 kişi yaşadığını belirtir ve bunlar 3.100 Türk, 310 Bulgar, 100 Arnavut, 25 Ulah ve 200 Rumendir.</p>

<p>Gostivar’ı da içine alan bölgedeki Osmanlı egemenliği 1912 yılında sona ermiştir. Bu son dönem idari yapılanmasında Gostivar, Kosova Vilayeti sınırları içinde, Prizren Sancağı’na bağlı olmuştur.[3]</p>

<p><strong>Yugoslavya Dönemi</strong><br />
1943 yılı ile beraber Yugoslavya Krallığı ortadan kalkmış, yerine Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu dönemde de Gostivar, devam eden idari yapı içinde yer almıştır.</p>

<p><strong>Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Dönemi</strong><br />
1991 yılında Makedonya’nın Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nden bağımsızlığını ilan etmesiyle Gostivar, bağımsız Kuzey Makedonya Cumhuriyeti içinde yer almıştır.</p>

<p><strong>Turizm</strong><br />
Doğal güzelliklerin bulunduğu, kayak ve spor merkezi bulunan turistik Mavrova Millî Parkı, Gostivar sınırları içerisindedir. Mavrova, özellikle kış turizmi açısından gözde bir yerdir.</p>

<p>Gostivar’dan Kırçova ve Ohri yönü üzerinde Vrutok köyü, Kuzey Makedonya’nın en büyük nehri Vardar’ın kaynak yeridir.</p>

<p><strong>Kültür</strong></p>

<p>Gostivar’ın Şar ve Galiçnik denilen peynirleri, Kaymaçina isimli meşhur tatlısı ve Şar köpeği denilen çoban köpekleri meşhurdur. Bunlar, Şar Dağları’nın kuzey kesiminde yer alan Kosova kısmında da bilinirler.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
Şehir multietniktir. Nüfus çoğunluğunu Arnavutlar, Makedonlar ve Türkler oluşturmaktadır.</p>

<p>2002 sayımlarına göre Gostivar Belediyesi’nin toplam nüfusu 81.042 kişidir. Bu nüfusun etnik dağılımı şu şekildedir: Arnavutlar 54.038; Makedonlar 15.877; Türkler 7.991; Romanlar 2.237 ve diğerleri…</p>

<p>Gostivar çevresinde Vrapçişte, Zdunye, Aşağı Banisa ve Yukarı Banisa yerleşim bölgeleri, Türklerin nüfusun tamamını veya çok büyük kısmını oluşturduğu yerlerdir.</p>

<p>Aynı zamandada Türkçenin resmî statüsü bulunmakta ve Gostivar Belediyesi’nin 3 resmî dillerinden biridir.</p>

<p>Şehirde her egitim düzeyinde tamamen Türkçe eğitim veren kurumlar mevcuttur. Bunlar sırasıyla Mustafa Kemal Atatürk ilk ve orta okulu, Gostivar Belediye Lisesi ve Uluslararası Vizyon Üniversitesi’dir.</p>

<p>Gostivar’da Mutlaka Görmeniz Gereken 5 Yer</p>

<p><strong>1. Saat Kulesi ve Camii</strong><br />
Günümüzde şehrin sembolü haline gelen Saat Kulesi, 1566 yılında inşa edildi. Şehir merkezinde bulunan ve mimarisiyle öne çıkan bu kule, yıllar içinde pek çok restorasyondan geçti ve ilk yapıldığı hali tamamen değişti. En son halini 15 yıl önce yapılan restorasyon sonrasında alan bu yapı, yakınında bulunan camiye de ismini verdi.</p>

<p><strong>2. Mavrova Milli Parkı</strong><br />
Ülkenin en büyük doğal parklarından olan Mavrova Milli Parkı, yolu bu bölgeye düşen turistlerin gözdesi. Kayak pistleri ve kış sporlarına elverişli ortamıyla kış turizminin ülkedeki vazgeçilmez adresi haline gelen Mavrova, temiz havası ve huzur veren atmosferiyle hem zihninizi hem de bedeninizi canlandırabilir.</p>

<p><strong>3. Vardar Nehri</strong><br />
Şehirlerin içinden geçerek Makedonya’ya hayat veren Vardar Nehri, ülkenin en uzun akarsuyu unvanına sahip. Ülkeye hareket ve bereket katan bu akarsu, Gostivar yakınlarındaki Vrutok köyünden doğuyor. Hem Makedonya’ya hem de tüm Balkan coğrafyasına can katan Vardar Nehri’nin serin sularını görmeden bu şehirden ayrılmayın.</p>

<p><strong>4. Vrutok köyü</strong><br />
Gostivar’a yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta ve 683 metre yükseklikte yer alan Vrutok köyü, Vardar Nehri’nin doğduğu yer olmasının yanı sıra muhteşem doğasıyla da biliniyor. Yaz ve bahar aylarında bölge halkının piknik ve dinlenme alanı haline gelen bu şirin köyde, Vardar Nehri çevresindeki restoran ve kafelere uğramayı unutmayın.</p>

<p><strong>5. Monastery St. Jovan Bigorski</strong><br />
Monastery St. Jovan Bigorski (Saint Jovan Bigorski Manastırı), Makedonya’nın batısında bulunan bir Makedon Ortodoks manastırı. Muhteşem manzarası ve huzuru ayaklarınızın altına seren atmosferiyle büyüleyen Monastery St. Jovan Bigorski, Gostivar’dan Debar’a giden ana yol üzerinde, Rostusa köyü yakınlarında yer alıyor.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Jun 2021 16:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/06/gostivar-makedonya-1622815346.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burgaz          [Bulgaristan]</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/burgaz-bulgaristan-9918</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/burgaz-bulgaristan-9918</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Burgaz (Bulgarca: Бургас, trl: Burgas), Bulgaristan’ın Karadeniz kıyı şeridinin güneyinde yer alan ve Türkiye sınırında Kırklareli ile komşu olan Burgaz ilinin idari merkezi olan şehirdir. Etimolojik kökeni EYun pýrgos: burç, burgaz’dan gelir.</p>

<p><strong>Nüfus</strong><br />
Burgaz şehrinin 2011 nüfusu 197.301’dir. Bulgaristan’ın Varna’dan sonra ikinci büyük sahil kenti ve ülke genelinde ise dördüncü büyük kentidir.</p>

<p>2001 Bulgaristan Nüfus Sayımı’na göre Burgaz eyaleti nüfusu 423.500’dür. Bu nüfus içinde 63.000 kişilik bir kesim anadilinin Türkçe olduğunu, 58.000 kişilik bir kesim ise Pomakça beyan etmiştir. Dini aidiyet bazında Müslüman olduğunu beyan edenler 64.500 kişidir (bu bazda beyanda bulunmamış olanlar 14.500’dür. Anadil bazında 16.500 kişi, etnik aidiyet bazında ise 19.500 kişi Çingene olduğunu beyan etmiştir. Burgaz vilayetinde diğer etnik gruplara mensup veya başkaca bir anadili olan 3.700 ila 4.000 arası bir nüfus bulunduğu görülmektedir. Kalan nüfus Bulgar’dır.</p>

<p><strong>Ekonomi</strong><br />
Bulgaristan’ın en önemli turistik merkezleri Burgaz eyaletindedir. Burgaz merkezinde bir uluslararası havaalanı ve çok sayıda sanayi tesisi bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Tarih</strong><br />
1367 yılında Doğu Roma İmparatorluğu’ndan alınan Burgaz Kalesi 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar Türk egemenliğinde kaldı. 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile teşkil edilen özerk ve Osmanlı Devleti’ne bağlı Doğu Rumeli eyaletine bağlanan şehir, 1885 yılında anılan eyaletin Bulgaristan Prensliği tarafından ilhak edilmesiyle fiilen Türk denetiminden ayrıldı. Anılan ülkenin 1908 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle hukuken Osmanlı Devleti’nin elinden çıktı.</p>

<p>Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin Sofya Büyükelçiliği’ne bağlı olarak çalışan Burgaz Başkonsolosluğu bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Burgaz Hakkında Bilinmesi Gerekenler</strong><br />
Bulgaristan’ın güneydoğusunda, Karadeniz kıyısında yer alan Burgaz, özellikle 20. yüzyıldaki hızlı gelişimi ve modernleşmesiyle turistlerin ilgi odağı olmaya başlamıştır. Denize kıyısı olması ve göllerle çevrilmesi, ülke genelindeki karasal iklimi yumuşattığından serin yazların ve ılık kışların olması da turizmini olumlu etkileyen sebeplerden biridir.</p>

<p>3000 yıl öncesine yani Bronz Çağı’na kadar giden tarihinde Bizans ve Osmanlı hâkimiyetlerinde kalan Burgaz, bir liman şehri olmanın verdiği avantajla tarih boyunca her zaman ekonominin merkezi olmuştur. Bu unvanı şimdilerde de, Bulgaristan’ın en büyük limanına sahip olmasıyla devam etmektedir. Ancak artık sadece bununla değil, turizmi, uluslararası fuar ve festivallere yaptığı ev sahipliğiyle de öne çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Burgaz’da Gezilecek Yerler</strong><br />
Tarih boyunca önemli bir liman kenti olan Burgaz, Karadeniz’e olan kıyısı ve tarihi yapılarıyla hem deniz hem de şehir tatilini sevenler için farklı seçenekler sunuyor.</p>

<p><strong>Burgaz’da görülmesi gereken diğer yerler</strong><br />
Etnografya Müzesi, Poros Ormanı, Şehir Galerisi, Opera House, Saints Cyril ve Methodius Ortodoks Katedrali, Yüce Theotokos Ortodoks Kilisesi.</p>

<p><strong>Burgaz’a Ne Zaman Gidilir?</strong><br />
Karasal iklime sahip olan Burgaz’da mayıs ayından eylül sonuna kadar yaz sıcakları devam etmektedir. Bu dönemde ortalama sıcaklık 24 derecedir. Kış aylarıysa, ülkenin diğer kesimlerine göre daha ılıman geçer. Hem sokaklarda gezmek hem de festivalleri yakalamak için Burgaz’a yaz aylarında gitmek daha iyi olacaktır.</p>

<p><strong>Burgaz’da Nasıl Gidilir?</strong><br />
Türkiye’den Burgaz’a direkt uçuş bulunmamaktadır. Ancak Sofya üzerinden aktarmalı gitmek mümkündür.</p>

<p><strong>Burgaz’da Nerede Kalmalı?</strong><br />
Burgaz’da 5 yıldızlı otellerden uygun fiyatlı hostellere kadar pek çok konaklama seçeneği mevcuttur. Hangisini tercih ederseniz edin, her zaman şehir merkezine ve etkinlik alanlarına yakın olmanız mümkündür. Dilerseniz şehir merkezine otobüsle 15 dakika mesafede olan Sarafova bölgesinde kalıp deniz&nbsp;manzarasının tadını çıkabilirsiniz.</p>

<p><strong>Burgaz Şehir İçi Ulaşım</strong><br />
Şehir içinde gelişmiş bir otobüs ağına sahip olan Burgaz’da toplu taşıma araçları sabah 05.00’ten gece 23.00’e kadar çalışmaktadır. Otobüslerin dışında troleybüsler de mevcuttur. Biletler araç içindeki görevliler tarafından satılmaktadır. Şehirde pek çok taksi işletmesi de bulunmaktadır. Ama taksimetreyi sürekli kontrol etmenizde fayda var.</p>

<p><strong>Burgaz Mutfağı</strong><br />
Pek çok Balkan ülkesinde olduğu gibi Bulgaristan sınırlarındaki Burgaz mutfağında da Türk ve Yunan mutfağı etkileri görülmektedir. Yoğurt, sucuk, börek, kek, salata ve baharat sıkça tüketilen ürünlerdir. Musakka, güveç ve baklava yöresel lezzetleri arasındadır. Yerli üretim şarapları mutlaka denenmelidir.</p>

<p><strong>Popüler restoranlar</strong><br />
Mehana Bansko, Ethno, Roma, Vodenitsata, Sorrento, Milano, Restaurant Bulgaria.</p>

<p><strong>Bahşiş</strong><br />
Eskiden böyle bir adet olmasa da, turizmin gelişmesiyle Burgaz restoranlarında bahşiş vermek adet haline geldi. Dolayısıyla garsonlar, hesabın yüzde 10-15’ini bahşiş olarak bırakmanızı bekleyeceklerdir.</p>

<p><strong>Burgaz’da Alışveriş</strong><br />
Burgaz’da alışveriş alanı şehrin merkezinde yer almaktadır. Merkezdeki iki ana cadde ve onların kesiştiği bazı küçük sokaklarda hem yerel ürünler satan hem de dünyaca ünlü zincir mağazaları görebilirsiniz. Altın ürünler satan yerler oldukça fazladır. Yerel ürünlerden hediyelik eşya arıyorsanız karşınıza çıkacak küçük ve pek de şaşaalı olmayan dükkânlara girmelisiniz. Bez bebekler, el boyaması ahşap ürünler ya da seramikler bulabilirsiniz.</p>

<p><strong>Burgaz Saat Farkı</strong><br />
Burgaz (GMT +3) ile Türkiye (GMT +2) arasında zaman farkı yoktur.</p>

<p><strong>Burgaz Para Birimi</strong><br />
Bulgaristan’a bağlı olan Burgaz şehrinin para birimi Bulgar Levası’dır. 1 Bulgar Levası yaklaşık 1,65 Türk Lirası’dır.</p>

<p><strong>Burgaz Resmi Dili</strong><br />
Bulgaristan ülkesinde bulunan Burgaz’ın resmi dili Bulgarca’dır. Bunlar dışında Burgaz’da Türkçe ve Romanca da konuşulmaktadır.</p>

<p><strong>Burgaz Resmi Tatiller</strong><br />
Yeni Yıl (1 Ocak)<br />
Özgürlük Günü (3 Mart)<br />
Kutsal Cuma<br />
Kutsal Cumartesi<br />
İşçi Bayramı (1 Mayıs)<br />
St. George Günü (6 Mayıs)<br />
Kültür ve Okur-Yazarlık Günü (24 Mayıs)<br />
Birleşme Günü (6 Eylül)<br />
Bağımsızlık Günü (22 Eylül)<br />
Noel (24-25-26 Aralık)</p>

<p><em>*Yanında tarih belirtilmeyen tatillerin günü, yıla göre değişmektedir.</em></p>

<p><strong>Burgaz İçin Faydalı Bilgiler</strong><br />
Acil yardım: 112<br />
Yangın: 112<br />
Polis: 112</p>

<p><strong>Burgaz Vize İşlemleri</strong><br />
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Burgaz’a girmek için vize alması gerekmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Apr 2021 11:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/04/burgaz-bulgaristan-1619685242.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avlonya  (vlore)       Arnavutluk</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/avlonya-vlore-arnavutluk-9787</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/avlonya-vlore-arnavutluk-9787</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avlonya (Arnavutça: Vlora, Modern Yunanca: Αυλώνας Aulónas), Arnavutluk’ın Avlonya ilinin merkezi olan şehirdir. Dıraç’tan sonra ülkenin en büyük liman kentidir. Ülkenin en eski kentlerinden biri olan Avlonya, Antik Yunanlar tarafından MÖ 6. yüzyılda kurulmuştur. Büyük bir ticaret merkezi olan Avlonya’da balıkçılık ve sanayi sektörleri gelişmiştir. Çevresindeki bölgede ise petrol, doğalgaz, yersakızı ve tuz üretilir.</p>

<p>Şehir “bağımsızlık kenti” (Qyteti i Pavarësisë) olarak da anılır.</p>

<p>Avlonya’da, Mimar Sinan’ın eseri olan tarihı Muradiye Camii, ve Neşat Paşaoğlu Camii bulunmaktadır.</p>

<p>Sasan adası ve Karaburun yarımadası ile çevrili bir körfezin kıyısında yer alır. Büyük ve güvenli limanı ile tarih boyunca önemini koruyan şehrin Antikçağ’lardaki ismi Aulon’dur. Daha sonra buraya Arnavutlar Vlorë, İtalyanlar Valona, Osmanlılar da Avlonya adını vermişlerdir.</p>

<p>Eskiçağ’lardan beri bir yerleşim merkezi olan şehir, muhafazalı limanı sayesinde Roma İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra da ayakta kalmayı başardı. Ortaçağ’larda Avlonya hemen yakınındaki, sahile bakan 370 m. yüksekliğindeki dağın tepesinde yer alan Kanina Kalesi ile birlikte önemli bir geçit mevkii olarak ön plana çıktı. 1018’de ise Balkan içlerine doğru ilerleyen Normanlar’a köprübaşı vazifesi gördü. Daha sonra İtalyan Hohenstaufen ailesinin mülkiyetine girdi. Ardından Bizans ve Sırplar’ın, 1378’den sonra da İskenderiyeli Balşa beylerinin eline geçti. Nihayet 1417’de Osmanlılar ülkenin iç kesimindeki Berat şehri ve Kanina Kalesi ile birlikte burayı hâkimiyetleri altına aldılar. Bir yıl sonra Venedikliler’in şehri alma teşebbüsleri başarısızlıkla sonuçlandı. Osmanlı hâkimiyeti sağlamlaştırıldıktan sonra burada bir sancak kuruldu. Aynı adı taşıyan sancağın merkezini teşkil eden Avlonya, Osmanlılar’ın Adriyatik sahillerindeki ilk limanı olması sebebiyle ayrı bir önem kazandı. Burada bir tersane kuruldu, ayrıca Osmanlı donanmasının Akdeniz’de girişeceği harekâtlar için mühim bir üs haline getirildi. Kefalonya, Zaklisse (Zakynthos) ve Ayamavra’nın (Levkas) fethinde önemli rol oynadı. 1480’de Güney İtalya’ya sefere çıkan Gedik Ahmed Paşa hazırlıklarını burada tamamladı. 1492’de Himara isyanının bastırılmasında üs olarak kullanıldı. Üs vazifesi gördüğü son Osmanlı harekâtı, 1537’de Kanûnî Sultan Süleyman’ın bizzat idare ettiği Korfu (Körfez) Seferi oldu. Bu sefer sırasında Kanûnî bir müddet burada ikamet etti. Osmanlılar ayrıca şehrin civarında bazı düzenlemelerde de bulundular. İlk defa 1474’te şehrin yakınındaki Vijose nehrinin denize döküldüğü yerde oluşan bataklığı kanal açmak suretiyle kurutmaya çalıştılar. Daha sonra 1551’de aynı maksatla şehrin yanında hastalık kaynağı olan Terbufi bataklığına kanallar açtılar. Bu çalışmaya ait masrafları günlük olarak gösteren Muhasebe Defteri bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunmaktadır</p>

<p>XVI. yüzyıl Osmanlı tahrir defterleri Avlonya’nın nüfusu ve büyüklüğü hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu defterlere göre, 1506’da Avlonya’da 665 hıristiyan, doksan yedi yahudi hânesi olmak üzere toplam 762 hâne, yani yaklaşık 3800 dolayında bir nüfus bulunuyordu (BA, TD, nr. 34). Yahudiler ticarî bakımdan Venedikliler’le rekabet etmek için buraya yerleştirilmişlerdi. XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde hızla gelişen Avlonya’da 1520’de 803 hıristiyan hâne yer alıyordu (BA, TD, nr. 99). Bunların büyük kısmı Kanina’dan gelip şehre yerleşmişlerdi. Hıristiyan hânelerin çoğu “tuzcu” statüsünde idi ve Avlonya’nın tuz yataklarında çalışıyorlardı. Ayrıca bunların arasında Osmanlı ordusunda hizmet gören gönüllüler de vardı. Bu özel statüleri onlara avârız ve cizye vergilerinden muaf olma hakkını sağladı. Bu tarihte yahudi hâne sayısı ise 531’e yükseldi. Bunların çoğu Kastilya, İspanya, Portekiz, Sicilya, Otranto ve Kalabria bölgelerinden kaçıp buraya yerleşmişlerdi. Böylece kısa sürede 6500’ü geçen nüfusu ile Avlonya Arnavutluk’un en büyük şehri oldu.</p>

<p>Osmanlı ordularının acı mağlûbiyete uğradığı Balkan Savaşı sırasında burası Arnavut milliyetçilerinin merkezi oldu. İsmâil Kemal Vlore’nin liderliğindeki Arnavut milliyetçileri, Avlonya’daki bir evin balkonundan bağımsızlıklarını ilân ettiler. Avlonya I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar da Arnavutluk’un merkezi olarak kaldı. Savaştan sonra İtalyanlar burayı Balkanlar’a yayılmak yolunda önemli bir hareket üssü olarak gördüler. Fakat İtalyan kuvvetleri Arnavut milisler tarafından geri püskürtüldü. Milletlerarası anlaşmalar Avlonya’nın Arnavutluk’a iadesini sağladı. II. Dünya Savaşı’nda şehir geçici bir süre için tekrar yabancı işgaline uğradı ve bundan sonraki kırk yıl içinde süratli bir gelişme ve değişme dönemi geçirdi. Kasaba ve liman&nbsp;</p>

<p>tamamıyla modern hale getirildi. Osmanlılar’ın kurutmaya çalıştıkları Terbufi bataklığı verimli bir sahaya dönüştürüldü. Nüfus ise 50.000’e yükseldi. Şehir modernleştirilirken, İslâmî karakteri de yok edildi ve birçok dinî bina yıkıldı. Bu eserlerden bugüne çok az şey kaldı. Yalnız Kanûnî Sultan Süleyman Camii dikkatli bir şekilde restore edildi ve böylece şehrin eski İslâmî geçmişiyle ilgili tek görünür bağ bırakılmış oldu.</p>

<p>Avlonya’dan başlayarak kıyı boyunca gezi turuna başlarsanız Avlonya’ya bağlı bir çok şehir ve kasabayı ziyaret etmiş olur, muhteşem manzaralara ve tarihi yapıları görme şansına sahip olursunuz.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bu şehir ve kasabalardan bazılarını aşağıya yazıyorum:</strong></p>

<p><br />
<strong>Saranda (Ayasaranda)</strong><br />
Aya Sarandi veya Ayasaranda (Modern Yunanca: Άγιοι Σαράντα; İtalyanca: Santiquaranta), Arnavutluk’un Avlonya ilinde bulunan bir şehir ve belediyedir. Ayasaranda, Arnavutluk’un Ayasaranda bölgesinin başkenti aynı zamanda turistlerin en çok ilgisini çeken tatil yeri.</p>

<p><strong>Ksamil</strong><br />
Ksamil (Modern Yunanca: Εξαμίλιο[1]), Arnavutluk’un Avlonya iline bağlı Saranda belediyesinde bir köy ve idari birimdir. Nüfusu 2011 yılı itibarı ile 2,994’tür.</p>

<p>Ksamil 1966 yılında kurulmuştur. Sosyalist dönemde zeytin, limon ve mandalina üretimiyle bilinmekte olup yerli ve yabancı turistler tarafından en uğrak sahil beldelerinden biridir. Yakınlarında yer alan Ksamil Adaları’na bot ve tekneyle ulaşılabilmektedir.</p>

<p><strong>Llogara Millî Parkı</strong><br />
Llogara Millî Parkı (Arnavutça: Parku Kombëtar i Llogarasë), Arnavutluk’un güneyinde Avlonya ilinde bulunan bir millî parktır. Park, 1966 yılında hükûmet tarafından koruma alanı ilan edildi.</p>

<p>Llogara Millî Parkı, 10.1 km²’lik bir alanı kapsamakta olup deniz seviyesinden 470 ile 2,018 metre yükseklikteki Llogara Geçidi’nin kuzey tarafındaki ormanları korumaktadır. Parkta birçok siyah çam (Pinus nigra) ağaçları, Boşnak çamı (Pinus heldreichii), Bulgar köknarı (Abies borisii) ve dişbudak ağaçları (Fraxinus) bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Porto Palermo Kalesi</strong><br />
Porto Palermo Kalesi (Arnavutça: Kalaja e Porto Palermos), Arnavutluk’un güneyindeki Himara’da yer alan bir kaledir. Arnavutluk Rivierası boyunca, Himara’nın birkaç kilometre güneyinde, Porto Palermo koyunda yer almaktadır. Huffington Post, Porto Palermo’yu 2014 yılında 15 keşfedilmemiş Avrupa destinasyonu arasında ilk sırada listelemiştir.</p>

<p><strong>Zvërnec Adası</strong><br />
Zvërnec Adası (Arnavutça: Ishulli i Zvërnecit), Adriyatik Denizi’nde Arnavutluk’ait bir adadır. Ada, Narta Lagünü üzerinde yer almakta olup neredeyse tamamı uzun boylu çam ağaçlarıyla kaplıdır ve çok daha küçük bir adanın hemen doğusundadır. Zvërnec Adası, anakaraya 270 metre uzunluğunda ahşap bir köprü ile bağlıdır.</p>

<p>Ada, Bizans döneminden kalma iyi korunmuş 13.-14. yüzyıl Zvërnec Manastırı’nı içerdiği için turistik bir cazibe merkezidir. Adanın yanında aynı adlı bir köy bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Orikum</strong><br />
Orikum veya Paşalimanı (Arnavutça: Pashaliman), Arnavutluk’un Avlonya iline bağlı Avlonya belediyesinde bulunan bir şehirdir.[1] Şehrin nüfusu 2011 yılı itibarı ile 5,503’tür</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Mar 2021 12:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/03/avlonya-vlore-arnavutluk-1617095089.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ESKİ ZAĞRA   (Stara Zagora)          BULGARİSTAN</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/eski-zagra-stara-zagora-bulgaristan-9690</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/eski-zagra-stara-zagora-bulgaristan-9690</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eski Zağra (Bulgarca: Стара Загора, trl: Stara Zagora), Bulgaristan’ın Eski Zağra ilinin idarî merkezi olan bir şehir. Bölgenin ekonomik merkezi olmasının yanında Bulgaristan’ın altıncı büyük şehridir. Osmanlı döneminde nüfusun büyük çoğunluğu Türk olan şehirde günümüzde 15.000’e yakın Türk yaşamaktadır.</p>

<p><strong>Coğrafya</strong><br />
Şehir, Eski Zağra Ovası’nda yer alır. Yukarı Trakya Düzlüğü’nün doğu kısmında, Orta Orman’ın, Sakar Dağı’nın, Manastır Tepesi’nin, Azizler Tepesi’nin ve denizden yüksekliği 137 metre olan Çırpan Tepesi’nin arasında uzanmaktadır. Sofya’dan karayoluyla 220 km, demiryoluyla 250 km’dir.</p>

<p>Şehrin bulunduğu bölgenin iklimi Akdeniz’den gelen sıcak hava dalgasıyla bir geçiş iklimi özelliği göstermektedir. Bölge, ülkede nadir karşılaşılan tropikal ağaç çeşitlerine ev sahipliği yapar. Sedir, incir, defne, nar, badem, cennet elması, servi. Yıllık ortalama sıcaklık 13 °C’dir (Ocağın ortasında 1 °C ve Temmuz’un ortasında 24 °C). Yıllık ortalama yağış miktarı 650 mm’dir.</p>

<p>Eski Zağra’nın yaklaşık 16 kilometre kuzeybatısında Eski Zağara Kaplıcaları ve 15 kilometre kuzeyindeki Yagoda (Çilek) köyünde başka bir kaplıca kaynağı bulunur.</p>

<p>Eski Zağra, ülkenin en büyüğü olan Trakya Bölgesel Belediyeler Birliği - RAO Trakya’nin merkezidir. Şehir, BB+ ile Standard &amp; Poor’s’ın uluslararası kredi reytingi sıralamasında 4. Bulgar şehri olmuştur.</p>

<p><strong>Tarih</strong><br />
Eski Zağra, Bulgaristan’ın ve Balkanlar’ın en eski şehirlerinden biri olduğu söylenmektedir. Geçmişte Eski Zağra şehrinin Beroe (Beroea, Beroia), Augusta Trayana, Vereya, Irinopolis, Boruy, Eski Zağra (Eski Zaara, Eski Zağara), Jeleznik (Zheleznik) olmak üzere sekiz adı olmuştur ve şu anki adı olan Stara Zagora 1971 yılında Tsarigrad’da düzenlenen kilise konsilinde kabul edilmiştir.</p>

<p>Şehrin tarihi MÖ 5.-6. milenyumdaki neolitik yerleşimlerle başlar. Eski Zağra etrafındaki neolitik yerleşimler Avrupa’daki en iyi korunmuş olanıdır. Bakır madeni ise Avrupa’da işletilmiş en eski madendir. Günümüz şehri Trakçada muhtemelen demir anlamına gelen Beroe adıyla Traklar tarafından kurulmuştur. Eski çağlarda madenlerden çıkartılan demir Eski Zağra’ya götürülüyormuş.</p>

<p>Roma imparatoru Trajan şehri yeniden inşa etti ve kendi ismini verdi: Ulpia Augusta Traiana. Roma İmparatorluğu döneminde orta ölçekli şehirlerden biriydi. Kendi parasını basmaya ve bunları İmparatorluğun en büyük ticaret ve ekonomi merkezlerine dağıtmaya hakkı vardı.[kaynak belirtilmeli]</p>

<p>İlk kez 717 yılında Arapların Konstantinopolis’i kuşatması sırasında, Han Tervel’in piyadelerle ve atlılarla İmparatorluğa yardım götürüp, 30.000 kişilik Arap ordusunu mağlup etmesiyle Bulgar Krallığı topraklarına girdi. Minnet duydukları için Bizanslar da Merkezi Beroe ile birlikte Zağra bölgesini Bulgarlara bırakmışlardır. Bulgarlar şehre Boruy (Beroe’nin değişik şekli ya da Eski Bulgarca’daki “Kale” anlamına gelen “Boru” kelimesi) demişlerdir. Daha sonra şehir kısa aralıklarla Bulgaristan ve Bizans arasında el değiştirmiştir. 784 yılında Bizans İmparatoriçesi İrina, şehri ziyaretiyle Genç Bulgar Devleti’nin saldırılarını engellemek için kale duvarları yeniletti ve şehre kendi ismini verdi: Irinopolis. Bulgar Çarlığı’nın Bizans’a yenilip yönetimine girmesinden sonra şehir Vereya diye isimlendirilmiştir.[kaynak belirtilmeli]</p>

<p>Osmanlı Devleti, 1372 yılında Koca Balkan Dağları’nın geçitlerine yakınlığıyla çok önemli bir stratejik pozisyona sahip şehri ele geçirdi. Çünkü geçitler bağımsız son Bulgar toprağı olan Tırnova Çarlığı’na gidiyordu. Osmanlılar farklı kültürlerden kalan engin tarihî mirasını görerek, şehri Zağra-i Atîk (Eski Zağra) diye isimlendirmişlerdir. 1530 yılı tahrir defterinde sadece Türkler’ in yaşadığı 18 mahalleli bir kaza olarak bahsedilmiştir. 1570 yılı tahririne kazada bir gayrimüslim mahallesi bulunmaktaydı. Sürekli olarak gelişim gösteren yerleşimde 1831 yılında toplam 18.368 kişilik nüfus bulunmakta olup, bunun 5.586’sını Türk, 12.782’sini de gayri müslimler oluşturmaktaydı. 1853’te çıkan bir yangında şehir büyük oranda tahrip oldu. 1858 yılında toplam erkek nüfusu 8.577 olup, bunun 3.277’si Türk, 4.205’i Bulgar, 645’i Çingene, 427’si Yahudi’ydi[7]. Osmanlı devri içinde, daha sonra şehrin ismi, günümüzde de kullanılan Stara Zagora olarak değişmiştir.</p>

<p>Osmanlı yönetiminde de şehir kültür ve ekonomi merkezi oldu. Şehrin adı Eski Zağra’lı Bulgarların isteği üzerine Bulgarca olarak 1878’den daha önce değiştirildi. Türkçe isme sahip hemen hemen bütün Bulgaristan şehir ve köy isimleri 1934 yılına kadar değiştirildi. 1854’te Eski Zağra entelektüelleri tarihte o bölgeden demir çıkartılmasını vurgulayarak şehrin adının Jeleznik (Bulgarcada “demiryolu”) olmasına karar verdiler (Beroe’den esinlenerek). Ancak bu isim uzun süre kalmadı; İstanbul’daki Kilise Konseyinin&nbsp;</p>

<p>1870’te Eski Zağra’da Piskoposluk kurmasıyla, Osmanlı Devleti’nin resmî belgelerinde Türkçe isminin Bulgarca çevirisi olan Stara Zagora’nın kullanılmasına karar verildi.</p>

<p>Hamza Bey Camisi Müslümanlara verilmedi<br />
Stara Zagora İl Mahkemesi, Eski Cami olarak bilinen Hamza Bey Camisi’nin Başmüftülüğe iadesi için neden olmadığına karar verdi.<br />
Mahkeme kararında, Stara Zagora’daki Müslümanların söz konusu cami ve bulunduğu araziye sahip olduğunu gösteren delillerin bulunmadığı belirtildi. Stara Zagora’da ayakta kalan tek Osmanlı eseri olan Hamza Bey Camisi, şehirde yaşayan Müslümanların yıllardır burada ibadet etmek istemesine rağmen Dinler Müzesi’ne dönüştürüldü. 1409 yılında inşa edilen cami, komünizm döneminde uzun yıllar kapalı kaldı.</p>

<p>XVIII. yüzyılda bir ara Sofya’ya bağlanan ve gelişmeye devam eden şehir XIX. yüzyılda önemli bazı hadiselere sahne olmaya başladı. Bu yüzyılda XVI. yüzyıldaki nüfus yapısı tamamıyla değişmiş ve gayri müslim nüfus artmıştı. Nitekim 1831 yılında şehrin toplam 18.368 kişilik nüfusunun 5586’sını Türk, 12.782’sini ise gayri müslimler oluşturuyordu. 1853’te çıkan bir yangın şehre büyük zarar verdi. Bu yangında 1270 dükkân ve atölye, on iki cendere, beş han, üç hamam, iki mescid ve bir kütüphane ile bedesten tamamen yanmıştı. Nüfus da muhtemelen bu yüzden gerilemiş, ancak müslümanlarla gayri müslim gruplar arasında belirli bir nüfus dengesi sağlanmıştı. 1858’de on sekizi Türk, on ikisi Bulgar, biri yahudi mahallesi olmak üzere toplam otuz bir mahalle ve 2651 ev vardı. Bu evlerden 1632’si Türk, 833’ü Bulgar, 111’i Çingene ve 75’i yahudi ailelerine aitti. Toplam erkek nüfusu ise 8577 idi. Bunun 3277’si Türk, 4205’i Bulgar, 645’i Çingene, 427’si yahudi olup diğerlerinin milliyeti belli değildi. Ancak Türk nüfusunda giderek hissedilir bir azalma meydana geldi. Bu durumun muhtemelen bölgede baş gösteren siyasî olaylarla ilgisi bulunmaktadır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Eski Zağra’nın Filibe’ye bağlı olduğu dönemlerde bu azalma daha da arttı. Şehir 1875’te Rusya’nın Bulgarlar’a kurdurduğu ihtilâl cemiyetlerinin faaliyetleri ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (Doksanüç Harbi) sırasında büyük tahribata uğradı. Bu olaylar esnasında Türk halkının önemli bir kısmı kendileri için daha güvenli olan iç kesimlere göç etti. Onlardan boşalan yerleri taşradan gelen Bulgar nüfusu doldurmaya başladı. Bu arada şehrin bedesteni Bulgarlar tarafından hapishaneye çevrildi ve daha sonra çıkan bir yangında ise bütünüyle yandı.</p>

<p>1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Berlin Antlaşması ile (1878) muhtar bir Bulgaristan Prensliği ve Doğu Rumeli vilâyeti kurulunca Eski Zağra Doğu Rumeli vilâyetinin sınırları içinde kaldı. Ancak 1885’te Bulgaristan Prensliği Doğu Rumeli vilâyeti topraklarını sınırları içine kattı. Böylece Eski Zağra da bu prensliğe dahil oldu. Şehir 1887’de 16.039, 1892de 17.457, 1900’de 19.516, 1910’da 22.033, 1920’de 25.314, 1926’da 28.957 nüfusa sahip bulunmakta ve bu nüfus içinde yıldan yıla azalan bir Türk nüfusu yer almaktaydı. Özellikle 1945’ten sonra hızlı bir nüfus artışına sahne olan ve 1988’de nüfusu 156.441’e ulaşan şehirde çeşitli sanayi dalları bulunmakta olup pamuklu sanayii, kumaş, kimyasal maddeler, gübre imalâtı, tarım araçları, makine parçaları sanayii, sigara, bira ve konserve üretimi önde gelir. Sanayi tesislerinin ihtiyacı Stara Zagora hidroelektrik santralinden sağlanır. Şehrin içinde ve çevresinde üzüm, incir, badem ve nar yetiştirilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Feb 2021 11:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/02/eski-zagra-stara-zagora-bulgaristan-1614327054.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pirlepe                                                        Makedonya</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/pirlepe-makedonya-9567</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/pirlepe-makedonya-9567</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pirlepe (Makedonca: Прилеп trl: Prilep), Kuzey Makedonya’nın güneyinde yer alan bir şehir ve belediye merkezidir.</p>

<p>Güney Makedonya’da, Kuzey Pelogonya Ovası’na yayılmış Pirlepe, orta büyüklükte tipik bir Balkan şehridir.[2] Ülkenin büyük şehirlerinden Manastır’ın yakınlarındadır.</p>

<p><strong>Tarih</strong><br />
Pirlepe, antik “Styberra” şehrinin kalıntıları üzerine kurulmuştur. Şehir, Roma İmparatorluğu döneminde gelişmiştir. 268 yılında Gotlar tarafından neredeyse yok edilmiş, saldırı sonrasında şehrin sadece küçük bir kısmı kalmıştır.</p>

<p>“Pirlepe” ismine ilk kez Bizans imparatoru II. Basileios’un 1014 tarihli fermanında tesadüf edilmektedir.[2] Ortaçağ Pirlepesi bir dağın zirvesinde yer alan kalenin etrafında kurulmuştu. Bu kasaba 1240’larda Pirlepe ismiyle ifade ediliyordu. Pirlepe ismi “bir dağın tepesine saplanmış” anlamına gelmektedir.[2]</p>

<p>11. yüzyılın başlarından 1201 yılına değin Bizans yönetimi altında varlığını sürdüren şehir, bu tarihte İkinci Bulgar İmparatorluğu’nun hâkimiyetini kabul etti; 1246’da tekrar Bizans hâkimiyetine girerek 1334 yılına değin Bizans hâkimiyetinde kaldı.[2]</p>

<p>Sırp Kralı Duşan’ın orduları Pirlepe’yi ele geçirince şehir kısa süreliğine de olsa Sırp İmparatorluğu’na bağlandı. Duşan’ın ölümünden sonra Pirlepe Vukasin Prensliği’ne bağladı ve Vukasin 1366’da Pirlepe’de kendini kral ilan etti.[2] Vukasin, 14. yüzyıl boyunca devam eden savaşlarda yer yer Osmanlı ordusunun hizmetinde yer almış olsa da 1371 yılındaki Çirmen Savaşı’nda Osmanlı ordusuna karşı mücadele verirken öldü ve Osmanlı vasalı olarak Pirlepe’nin yönetimini devralan oğlu Marko 1395 yılındaki Rovine Muharebesi’nde öldürüleceği ana değin Osmanlı sultanlarının düzenlediği büyük seferlerin tamamına katıldı.[2] Bu olaydan sonra Pirlepe ve havalisinin büyük bir karışıklık ve mücadele yaşanmadan Osmanlı yönetimine girdiği, ordunun bir kısmının Osmanlı hizmetinde Hristiyan sipahiler olarak varlığını devam ettirdiği düşünülür.</p>

<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu Dönemi</strong><br />
Şehir, 14. yüzyılda (1385-1395) civardaki yerleşimlerle beraber Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına girmiştir. Bu dönemden 20. yüzyıl başlarına (1912-1913) kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır.</p>

<p>Osmanlı yönetiminde Pirlepe hakkında bilgi veren en eski kayıtlar 1445 yılına aittir.[2] Bu tarihte şehrin önemli bir bölümünü (%97.4) Hristiyan nüfus teşkil etmekteydi. Fatih Sultan Mehmet’in saltanatı döneminde Pirlepe önemli ölçüde Türk Müslüman yerleşimciyi kabul etti. 1478’e gelindiğnde Hristiyan nüfus oraın %73.9’a düşmüştü.[2] 1528 yılında şehrin vergi nüfusu %31’i Müslüman olan 825 nefere yükseldi. Şehrin nüfusu ve Müslümanların oranı sonraki yıllarda geriledi.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan itibaren bölgedeki Türk nüfusunun ciddi bir kısmı Anadolu’ya özellikle Ege bölgesine göç etmiştir.</p>

<p>Fâtih Sultan Mehmed zamanında 1455’ten sonra ve 1478’den önce, 1478 tahririnin gösterdiğine göre Pirlepe şehrine çoğunlukla zanaatkâr (dokumacı, terzi, debbâğ, demirci vb.) olmak üzere önemli sayıda Türk yerleşti. Bu tarih aralığında müslüman hâne sayısı yirmi birden 141’e çıktı. Yine aynı yıllarda Pirlepe varoşunun 2 km. güneyinde düz ovada yeni bir kasaba daha kurulmuş olmalıdır. Pirlepe varoşu, kiliselerin gösterdiğine göre bir hıristiyan kasabası olarak kalırken aşağıdaki kasaba, muhtemelen Çarşı Camii diye bilinen büyük bir cuma camiinin 881 (1476) yılında inşa edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Söz konusu caminin bânisi alay beyi Abdullah oğlu Hacı Hüseyin’dir. 1500’lerin hemen öncesinde Evrenosoğlu Ahmed Bey, Pirlepe’de bir çifte hamam yaptırdı ve Arapça vakfiyesinde belirttiği üzere gelirini Yenice-i Vardar’daki vakfına bağladı. Bu hamam XX. yüzyılın sonlarına kadar hizmet verdi, bugün tarihî eser olarak koruma altına alınmıştır. İkinci bir cuma camii taş işçiliğiyle dikkati çeken ve XVI. yüzyılın ilk yıllarında yapılan Orta Cami’dir. Bu camiyi 1960’larda Ayverdi harabe halindeyken gördü ve 1988’de tamamen yıkıldı. 1530 yılına ait kayıtlarda şehirde bir cuma camii, dört mescid ve bir hamamın varlığından bahsedilir. XVI. yüzyılın ortalarına ait olan ve günümüze kadar korunan Kırık Cami ise (Skršenata Džamiya) eski Pirlepe’nin güney kısmındadır. Bu cami oldukça yüksek kubbeli ve Orta Cami gibi ince taş işçiliğine sahip bir yapıdadır. Kubbe, XVI. yüzyılın ilk yarısının seçkin mukarnas örneklerinin bulunduğu dört tromp üzerinde yükselir. Bunlar mescidlerin mütevazi ve küçük mâbedler olmadığını, oldukça büyük ve ihtişamlı olduğunu gösterir. XVI. yüzyıl boyunca birçok mescid, bir minberin eklenmesi ve bir hatibin tayiniyle cuma camii haline getirildi. Pirlepe’deki Kırık Cami uzun süre önce bir tekstil fabrikasının içinde kalmış olup bakımsız ve ihmal edilmiş olsa da halen ayaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Jan 2021 15:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2021/01/pirlepe-makedonya-1611923206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prizren    (Kosova)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/prizren-kosova-9304</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/prizren-kosova-9304</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kosova’nın ikinci önemli şehri olup (2003’teki nüfusu 107.614) Osmanlı döneminde (1455-1912) Sancak merkezi idi. Yugoslavya’nın parçalanmasından önce Prizren, Balkanlar’ın üç dilinin konuşulduğu tek şehirdi. Arnavutça, Türkçe ve Sırpça şehir halkı tarafından konuşulabilmekte, bunun yanında gazetelerde, dergilerde ve hatta cadde isimlerinde birlikte kullanılmaktaydı. Prizren pek çok camisi, medresesi, hamamı ve derviş tekkesiyle birlikte Balkanlar’daki İslâm kültürünün en önemli merkezlerinden biridir. Bugün dahi bütün bölge büyük bir oranda kültür eserlerini koruma kanunu çerçevesinde Osmanlı karakterini muhafaza etmektedir. Prizren, Balkanlar’da Saraybosna ve Üsküp’ten sonra en çok tarihî caminin bulunduğu şehir olup bunlar bütün bölgenin en görkemli eserleridir.</p>

<p>Prizren verimli Metohija ovasının güneyinde yer alır. Kısmen sert Şar dağlarının eğiminde, kısmen de Beyaz Drim’in bir kolu olan küçük Bistritsa nehrinin düzlüğünde, Ortaçağ’dan kalma büyük bir Sırp ve Osmanlı kalesinin harabelerinin aşağısında bulunmaktadır. Prizren, Üsküp’ün (Skopje) 55 km. kuzeybatısında, Arnavutluk’un kuzeyinde ve açık denizle irtibatını sağlayan İskenderiye’nin (Shkoder) 125 km. doğusuna düşer.</p>

<p><strong>Prizren Adı</strong><br />
Eric Hamp adlı Amerikan dil bilimcisine göre şehrin adı “büyük kale, kasaba” anlamındaki Pri sözüyle Zeranda sözünün birleşmesiyle oluşmuştur. Zeranda kelimesi, Theranda yer adının bir varyantı olarak düşünülmüştür. Dil bilimciye göre bu kelime şeklinden çok sayıda form gelişmiştir: Priserendi, Pyrserendi, Priserend, Prizeren, Pirzerin, Prizren vb.</p>

<p>Şehrin Roma devirlerindeki ad varyasyonları “Prisrend, Prisrena” vb olarak belirtilmektedir. Osmanlı devrinde şehrin adı پرزرين şeklinde yazılmıştır. XX. yüzyıla ait bir eserde bu imla Prizrin şeklinde okunmuştur. Osmanlı klasik döneminde şehrin adının “Pürzerin / Pürzerrin” olduğu belirtilmiştir. Osmanlı kaynaklarında Prizren için birkaç adın geçtiği, bunların da “Pürzeyn, Pürzerrin, Perzerrin, Pürzen, Zerrin” gibi adlar olduğu da belirtilmiştir. M. Mujezinović’in Suzi Çelebi ve Nehari’nin mezar kitabelerinde yaptığı araştırmalarda şehrin “Zerrin” olarak da adlandırıldığı görülmektedir.</p>

<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu<br />
İlk Dönemler</strong></p>

<p>Osmanlı ordusunun 1455 yılında Prizren’e girişlerinden hemen sonra yapılan, Prizren’deki ilk Osmanlı mimari eseri Namazgâh (1455)</p>

<p>Şadırvan’da bulunan şehrin en ünlü camilerinden Sinan Paşa Camii (1615)<br />
Osmanlı İmparatorluğu’nun fethinden önce Sırp yönetiminde olan Prizren, Sultan I. Murad tarafından, I. Kosova Savaşı (1389) sonrasında ele geçirilmiş (1390), şehrin kesin fethi ise Fatih Sultan Mehmed zamanında gerçekleştirilmiştir.[5] Kesin olarak fethedileceği 1455 tarihinden önce, Gazi Evrenos Bey komutasındaki akıncıların seferleri sonucunda, birkaç defa el değiştirmiş bulunan Prizren’in Türk karakteri o zamandan biçimlenmeye başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişme ve ilerleme döneminin ünlü hükümdarı Fatih Sultan Mehmed kumandasındaki Osmanlı ordusu, 21 Haziran 1455 tarihinde Prizren’i fethetmiştir.</p>

<p>Fatih Sultan Mehmed’in Prizren’e geldiği ve bir cuma namazından sonra Prizren’in en büyük Ortodoks kilisesi olan Sv. Bogorodica’yı (bugünkü Cuma Camii) camiye dönüştürdüğü anlaşılmaktadır (M. Tahir Efendi, Menakıb, 165-167 beyitler). 1 Haziran 1455 yılında Nobırda kalesinin düşmesinden sonra, Fatih Sultan Mehmed Han üç ay kadar burada kalmıştır. Kosova’nın&nbsp;</p>

<p>diğer şehirlerinin fethedilişinden sonra, Prizren’e gelip bu kiliseyi bir cuma namazından sonra camiye dönüştürmüştür.</p>

<p>Akıncı kuvvetlerinin şehri ele geçirmeleri sonrasında, şehre yerleşen Türklerin mevcudiyeti ve İslam’ı kabul etmeye başlayan yöre halkının etkisi, şehrin yeni kültürel yapısının biçimlenmesinde etkili olmuştur. Prizrenli ünlü şair Suzi Çelebi’nin yetişme tarihi bu döneme rastlar. Var olan belgeler söz konusu kültürel biçimlemede ve şehrin her yönden gelişip ilerlemesinde Suzi Çelebi’nin büyük katkılarının olduğunu göstermiştir. Bu ilk dönemde Prizren, ekonomi ve kültür bakımından gelişmeye başlamıştır.</p>

<p><strong>1800’ler ve Sonrası<br />
1881-1912 yıllarında Kosova Vilayeti’nde Prizren</strong><br />
Prizren’in Osmanlı devrinde, yaşayış bakımından yüksekliği, XIX. yüzyıl sonlarında yazılmış birçok Osmanlı salnamesinden, Osmanlı atlasından öğrenilebilir. XIX. yüzyıla ait atlaslardan birisine göre ilgili yüzyıl sonlarında, Prizren’le beraber olduğu ve Üsküp, Priştine, Seniçe, İpek, Taşlıca sancaklarından oluşan Kosova Vilayeti’nin nüfusça en büyük şehri 38.000 kişi ile Prizren’dir. Söz konusu dönemde Kosova Vilayeti’nin idari merkezi olan Üsküp’ün nüfusunun 25.000 olduğu hesaba katılırsa, rakamın önemi daha da ortaya çıkar. Aynı devirde, bugün Kosova’nın başkenti olan Priştine ise 11.000 kişilik nüfusa sahipti.[2] Bu devirde şehirde gümüş telden zarf ve sigaralık yapıldığı; aba, kilim ve yünden gömlek imal edildiği; deri işlemeciliğinin üst düzeyde olduğu da öğrenilmektedir. Ayrıca, bir başka kaynağa göre 19. yüzyılda Prizren, önemli ekonomi ve ticaret merkeziydi. Sözü edilen yüzyılın sonunda Prizren’de 1.500 kadar dükkân bulunurmuş. 1874’teki bir Türk salnamesine göre Prizren, 44.000 nüfuslu bir şehirdir.</p>

<p>1830’lu yıllarda Prizren ve civarında, devlet makamlarındaki çeşitli düzensizliklere karşı, memnuniyetsizlikleri belirten bazı halk olayları olmuştur. Bunların dışında, şehrin yer aldığı Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar bölgesinde, Rusya, Avusturya-Macaristan, İngiltere, İtalya gibi devletlerin de çeşitli çalışmalarıyla birçok isyan ve Osmanlı’ya karşı faaliyetler gerçekleşmiştir.[14]</p>

<p><strong>Balkan Savaşları</strong><br />
Osmanlı Devleti egemenliğinin otorite sağlamakta iyice zorlandığı 19. yüzyılda Prizren’de, şehrin Türk sakinleri ve bazı Müslüman sakinleri dışında kalan kesiminde, çeşitli hareketlenmeler yaşanmıştır.</p>

<p>Prizren, Arnavut millî hareketlenmesi tarihinde, 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı Devleti’nin zor yıllarında 10 Haziran 1878 tarihinde kurulan Prizren Birliği’nin merkezi olmuştur. Arnavut millî yapılanmasının oluşturulmaya çalışıldığı bu dönemlerde Prizren’deki bu toplanma ehemmiyet arz eder.</p>

<p>I. Balkan Savaşı vaktinde Prizren, Sırp ordusunun idaresine geçmiştir. Bu ele geçirme sırasında şehir sakinlerinden gelen savunma, kanlı bir şekilde bastırılmıştır. O devirde, Britanyalı gezgin Edith Durham’ın bu devirde şehri ziyaret etme talebinin, şehirdeki Karadağ Krallığı yetkililerinin yasaklamasına maruz kaldığı belirtilmiştir. Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır. Roma Katolik Kilisesi mensubu Üsküp başpiskoposu, şehrin Sırbistan idaresine geçişinden sonra Prizren’de yaşanan sıkıntıları (evlere saldırılar, öldürmeler vb.) Papa’ya bildirmiştir: Kasaba ölüm krallığını andırıyor.[22] Bütün Balkanlar gibi, Prizren muhiti de Balkan Savaşları döneminde büyük sıkıntılar yaşamıştır. Bu dönemde şehrin Türk ve Türk olmayan Müslüman sakinlerinin büyük kısmı, şehirden göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göç dalgaları o devirden günümüze dek çeşitli yoğunluklarla süregelmiştir.</p>

<p><strong>Osmanlı Sonrası<br />
I. ve II. Dünya Savaşı</strong><br />
Mihver Devletleri’nden biri olan İtalya ve Arnavutluk 1941 yılında şehri işgal etmişlerdir. II. Dünya Savaşı sırasında Prizren, İtalya kontrolundaki kukla devlet Arnavutluk’un egemenliğinde olmuştur.</p>

<p>II. Dünya Savaşı’nda Prizren ve etrafında, Sosyalizm, Komünizm hareketleri görülmüştür. Josip Broz Tito’nun Kasım 1942’de topladığı Yugoslavya Antifaşist Ulusal Kurtuluş Konseyi (AVNOJ) direniş harekâtının bütün Yugoslavya halklarını birleştirecek bir siyasi programa kavuşmasını sağlamaya çalışmıştır. Bu tarihlerle beraber Prizren’de Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin hükümranlığı başlar.</p>

<p><strong>Kosova Cumhuriyeti</strong><br />
17 Şubat 2008 tarihinde Kosova’nın tek taraflı olarak ilan ettiği bağımsızlık ile beraber Prizren, Kosova Cumhuriyeti’nin ikinci büyük şehri olarak, bu yeni cumhuriyetteki yerini almıştır.</p>

<p>Bağımsızlıktan sonra, Kosova genelinde olduğu gibi, Prizren’de de büyük bir yeniden yapılanma süreci başlamıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Dec 2020 16:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/2020/12/prizren-kosova-1607088157.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Herceg Novi - Karadağ</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/herceg-novi-karadag-9172</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/herceg-novi-karadag-9172</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi (Kiril: Херцег Нови; Osmanlı dönemindeki adı “Kastelnovo” Karadağ’ın Kotor Körfezi’nde yer alan sahil şehridir. Şehrin nüfusu 17,000 kişidir. Orjen Dağı’nın eteklerinde 235 kilometrekarelik alana kurulu olan bu güzel, sempatik ve küçük şehir, 1300’lü yıllara kadar uzanan tarihinin izlerini halen taşımaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Özellikle Old Town denilen, eski şehir kısmı her yıl binlerce turistin ilgisini çekmektedir. Temiz ve güzel plajları yaz döneminde dolup taşarken, bahar aylarında ise şehrin öne çıkan bir özelliği olan spa ve sağlık merkezlerine ilgi yoğunlaşır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi şehrinde subtropikal iklim hakimdir. Kış ayları yağışlı geçer. Yıllık hava sıcaklığı ortalaması 16,2 derecedir. Mayıs ve eylül ayları arasındaki yaz döneminde ise sıcaklıklar ortalama 25 derecedir. Yaz aylarında yağış da olmadığından şehre gitmek için en uygun dönemdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi’de Gezilecek Yerler</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Kotor Körfezi’nin girişinde misafirlerini bekleyen heyecanlı bir ev sahibi gibi bekleyen Herceg Novi misafirlerini rengârenk buketler, pırıldayan denizler ve neredeyse yıl boyu kesintisiz bir güneş ışığıyla karşılıyor. Bu küçük şehirde görülecek yerlerin tamamı şehrin surlarla çevrili eski şehir bölgesinde yer alıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Savina Mnastırı</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bella Vista Meydanı</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kanli Kula</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Eski Şehir</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Başmelek Aziz Mikail Kilisesi</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Kanli Kula</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Adriyatik Denizi’ne olan hakim konumu ve boğaz manzarasıyla kritik bir öneme sahip olan kaleyi Osmanlı İmparatorluğu kanlı savaşlar sonrasında fethediyor. Bu savaş sırasında 2000 kadar askerimiz şehit oluyor. Bu yüzden burasının adı ‘Kanlı Kule’ ama Karadağlılar demiş ‘Kanli Kula’.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Daha tabelanın orada başlayan ve bitmek bilmeyen merdivenleri çıkmak bir hayli zahmetli. Kaleye giriş 1 Euro. Adriyatik körfezine tamamen hakim olan kale, normal gezilerin haricinde, kültürel konserlere ve gösterilere de hizmet ediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Eski Şehir</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi şehrinin en belirgin özelliği mimoza ağaçlarının bolluğudur. Bir diğer özelliği de pek çok merdivenli sokak barındırmasıdır. Şehir, yıl boyunca görülen düşük bulutluluk oranından dolayı Güneş Şehri lakabını almıştır. Şehrin merkezi, eski şehir anlamına gelen Stari Grad bölgesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bu bölgede Sahat– Kula (1667) ve Kanli – Kula (1483) dönemlerinin mimari tarzına göre süslenmiş binalar bulunmaktadır. Spanjola Kalesi (1538) ve Forte Mare Kalesi (1687), yine bu bölgede bulunan ve bu meşhur şehrin kültürel mirasına katkıda bulunan nadide güzelliklerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Başmelek Aziz Mikail Kilisesi</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Şehir merkezinde yer alan Bella Vista meydanında bulunan ana bina Başmelek Aziz Mikail Kilisesi’dir (Church of Herceg Stjepan St. Michael the Archangel). Bu küçük kilise ilginçtir çünkü pek çok mimari tarzın birleşiminden oluşan eklektik bir yapıya sahiptir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Nerededir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi, Karadağ’ın güneybatısında Kotor Körfezi’nde yer alan bir sahil şehridir. Orjen Dağı’nın eteklerinde kuruludur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Ne Zaman Gidilir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi şehrinde subtropikal iklim hakimdir. Kış ayları yağışlı geçer. Yıllık hava sıcaklığı ortalaması 16,2 derecedir. Mayıs ve eylül ayları arasındaki yaz döneminde ise sıcaklıklar ortalama 25 derecedir. Yaz ayları yağış da olmadığından şehre gitmek için en uygun dönemdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi’ye Nasıl Gidilir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Şehre uçakla ulaşım için 23 kilometre uzaklıktaki Tivat Havalimanı kullanılmaktadır. Belgrad ve Zürih’ten buraya uçuşlar mevcuttur. Ayrıca Hırvatistan’daki Dubrovnik Havalimanı da şehre 30 kilometre uzaklıktadır. Buradan da ulaşım mümkündür. Ayrıca Karadağ’daki tüm şehirlerden otobüsle Herceg Novi’ye gitmek mümkündür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi’de Nerede Kalmalı?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi küçük bir şehir. Bu sebeple otellerin çoğu merkezi konumda bulunuyor. Farklı bütçelere uygun olarak hostel ya da butik otellerde konaklamak mümkün. Eski şehir yani Old Town bölgesine yürüme mesafesindeki alanlarda ise geceliği 10 Euro’ya ucuz konaklama seçenekleri bulabilirsiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Şehir İçi Ulaşım</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi küçük bir şehir bu sebeple yürüyerek bir yerlere ulaşmak mümkün. Özellikle eski şehir kısmındaki dar sokaklarda ya da tarihi merdivenlerden yürüyerek geçmek çok keyif verici. Dilerseniz şehirde bisiklet kiralayarak da gezmeniz mümkündür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Mutfağı</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Karadağ mutfağı tarihi geçmişinden ötürü Osmanlı, İtalyan ve Sırp mutfaklarının etkisinde gelişmiştir. Adriyatik kıyılarında İtalyan etkisi daha baskındır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Osmanlı mutfağının etkisi hem tatlarda hem de isimlerde görülür. Köfte, sarma, musakka, pilav, börek, kebap ve çorba gibi aynı isimde yemeklerimiz vardır. Baklava ve tulumba tatlısı gibi lezzetlerimizi orada da bulabilirsiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Ayrıca Macar ve Hırvat mutfağından da etkilenmiş olan Karadağ mutfağında yöresel farklılıklar da belirgindir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Popüler restoranlar</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Konoba Feral, Gradska Kafana, Taverna Splendido, Buffet Beograd.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Bahşiş</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi restoranlarında eğer siz vermezseniz ya da hesaba eklenmemişse, bahşiş verme zorunluluğu yoktur. Ama tabii ki hesabın %10’unu bahşiş olarak bırakırsanız mutlu olacaklardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Gece Hayatı</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi’de çok hareketli bir gece hayatı olduğu söylenemez. Ziyaretçiler daha çok restoran ya da kafelerde vakit geçiriyor. Ancak nadir birkaç mekân da yok değil. Örneğin eski ve kısmen boş bir binada olan Prostor’da bazı akşamlarda canlı müzik de yapılıyor. Nautica da hem canlı müzik dinlemek hem de açık hava kısmında oturup kafa dinlemek için ideal bir yer. Forte Mare manzarasına sahip olan Pub Got’a da uğrayabilirsiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Festivaller</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Filmski Festival (Temmuz-Ağustos)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mimoza Festivali (Şubat)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tiyatro Festivali /HAPS (Nisan)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çocuk Karnavalı (Haziran)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Müzik Günleri (Temmuz)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sunny Stairs Müzik Festivali (Temmuz)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kitap Fuarı (Temmuz)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Gitar Festivali (Ağustos)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yaratıcılık Günleri (Ağustos)</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Opera Festivali (Ağustos)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi’de Alışveriş</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herceg Novi’de alışveriş için en ideal alan eski şehir bölümüdür. Bu bölgede neredeyse her sokakta küçük butik mağazalarda aradığınız pek çok ürünü bulmanız mümkündür. Her cumartesi günü eski şehir meydanında kurulan pazarda ise yerel sebze ve meyveleri, yerel üretim şarabı bulabilir, keyifli vakit geçirebilirsiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Saat Farkı</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Podgorica (GMT +1) ile Türkiye (GMT +3) arasında 2 saat zaman farkı bulunur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Para Birimi</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Karadağ sınırları içerisinde yer alan Herceg Novi şehrinin para birimi EURO’dir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Resmi Dili</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Karadağ ülkesinde toplam 5 farklı dil konuşulmaktadır. Bunlardan Karadağca dili resmi dil olarak kabul edilmektedir. Bunun dışında konuşulan diller: Sırpça, Boşnakça, Arnavutça ve Hırvatça’dır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Herceg Novi Vize İşlemleri</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Karadağ’a girmek için vize almalarına (90 güne kadar) gerek yoktur.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2020 11:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/herceg-novi-karadag64073440aa5eb3d8c89f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Split - Hırvatistan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/split-hirvatistan-9020</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/split-hirvatistan-9020</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Split (İtalyanca: Spalato, Latince: Spalatum, Yunanca: Aspalathos, Eski Split konuşma: Spljet), Dalmaçya’nın en büyük ve en önemli şehridir. Ayrıca Split-Dalmaçya bölgesinin de idarî merkezidir. Balkan Yarımadası ve Adriyatik Denizi’nin doğu sahilinde küçük bir yarımada üzerine kurulmuştur. Split Hırvatistan’ın (Zagreb’ten sonra) 2. büyük şehridir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Split, Dünya Kültür Miras Listesi, UNESCO listesine (Diokletianus Sarayı yapımı: 3. yüzyıl sonu ile 4. yüzyıl başı) ile 1979’da girmiştir. Split (Solin) de doğan ve Roma’yı ilk defa 2 ye bölerek (doğu-batı) tetrarşi dönemini getiren Roma imparatoru Diocletianus sarayını Split’te yaptırmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Split şehri ve hinterlandı, tarihi kalıntıları, Salona Harabeleri, Trogir UNESCO şehri, denizi, marinaları, 1700 senelik Dieklotianus sarayı, alışveriş dükkanları, cafeleri, cruise limanı, adaları ile Akdeniz Kıyısında çok turistik bir şehirdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Balkanların son on yılda turizm cennetine dönüştürülmeye çalışılan ülkesi Hırvatistan, 2013’te Avrupa Birliği üyesi oldu fakat vize konusunda Türklerin başını ağrıtmayan bir yönetimi var. Hırvatistan, Pula’dan Zagreb’e, Zadar’dan Dubrovnik’e gezginler için pek çok davetkar şehre sahip. Yoldasin.com, bu kez ülkenin güneyine yöneldi ve Split gezi rehberi hazırladı. Split, Hırvatistan’ın ikinci büyük şehri, Adriyatik Denizi doğusunda kalıyor. Yunanlılar, Romalılar ve Türkler şehre kültürlerini bırakmışlar. Kent, Akdeniz’in en hızlı büyüyen turizm yerlerinde biri. İlk bahar ve yaz mevsimlerinde gidilecek alternatif cennetlerden biri olan Split, Dalmaçya bölgesinin en önemli şehridir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Hükümdarın ölümü sonrasında Romalı yöneticiler bu sarayı kullanmaya devam etmişler. Yapımında Split’e yakın konumda bulunan Brac Adası’ndan çıkarılan taşların kullanıldığı sarayın mermerleri ise İtalya ve Yunanistan’dan getirilmiş. Saraydaki kolon ve sfenksler ise Mısır’dan getirilmiş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Saray’a ulaştığımızda çok büyük bir kalabalık vardı. Bunun sebebi ise zamanında buradaki hayatı canlandıran bir ekibin gösteri yapacak olması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bazı yerler vardır ya mesela Slovenya’da Bled Gölü, Almanya’da Trier ya da Belçika’da Brugge... Buralarda nedense gösterilerde hemen kendimi o döneme ışınlanmış gibi hissetmiştim, ama burada bu his olmadı. Sanırım etraftaki turist sayısının bolluğu bu hissi biraz engelledi ancak yine de güzel bir gösteriydi. Bence bu saray Split’in en etkileyici yerlerinden biri. Saraya girmek için ekstra bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Saray ışıklandırmalar sayesinde gece de gündüz olduğu kadar etkileyici.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Saraya çok yakın konumda bulunan Saint Dominus Kilisesi ise 7. yüzyıla tarihleniyor. Asıl yapım amacı Diocletian’a mezar olmasıymış. 7. yüzyıldan beri hiç restorasyona uğramamış. Bu Katolik kilisesine 13. yüzyılda üzerinde İsa’nın hayatının tasvir edildiği motifler olan ahşap kapılar eklenmiş. İçine girilebiliyor ancak çok kısa şort ya da etek pek hoş karşılanmıyor, kabul görmüyor. İçeride fotoğraf çekimi de yasak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Tarih</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Split şehir bölgesinde Aspálathos ismi ile ilk olarak MÖ 7. yüzyılda Grekler tarafından kurulmuştur. Sonra çeşitli dönemlerde İlirya (Arnavut), Grek, Roma, Bizans, Avar, Slav, Moğol, Venedik, Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Almanya vs idaresi altında kalmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Split’in kaderi ilk Hristiyanları katletmesiyle anılan Roma hükümdarı Diocletianus’ın MÖ 300 yılında yazlık sarayını buraya yaptırmasıyla değişmiştir. Ölümünden sonra da Romalı yöneticiler bu sarayı kullanmaya devam etmişlerdir. Romalılar Split yakındaki Solana kolonisini terk etmek zorunda kaldıkları zaman, bu kolonide yaşayanları tamamen Split’e yerleştirmişlerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Şehir 12. ve 14. yüzyıllar arasındaki otonomluk hariç, sırasıyla Bizans, Hırvat Krallığı, Venedik ve I. Dünya Savaşı’na kadar da Avusturya egemenliği altına bulunmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>GEZİLECEK YERLER</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Diocletianus Sarayı</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Split’in en etkileyici tarihi kalıntılarından biri olan saray, 305 yılında Roma İmparatoru Diocletianus için yaptırılmış. Pek çok diziye de set olan saray, beyaz mermer sütunları ile göze hitap ediyor. Halk tarafından kullanılan saray, 7. yüzyıla kadar boş kaldığı dönemler yaşamış. Saraya girmek serbesttir. Azi Dujam Katedrali ile yakınlığı, çarpık sokaklardan geçilerek ulaşılması ve geceleyin ışıklandırmalarla süslenmesi, sarayı turistlerin ve yaşayan halkın en çok ziyaret ettiği yerler arasına sokuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Saint Dujam</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Saint Dominus olarak da bilinen katedral, 7. yüzyılda kutsanmış. Dujam, Restorasyona uğramadan günümüze kadar ayakta kalan en eski Katolik kilisesidir. Üç bölümden oluşan kiliseye 13. yüzyılda İsa’nın hayatını anlatan sahnelerin olduğu ahşap kapılar yaptırılmış. 17. yüzyılda yapılan çan kulesi ise Split’te tepeden bakabilmenizi sağlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Riva</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Avrupa’da gidilecek en iyi kıyı şeridi Riva’da bulunur. Günbatımını izlemek isteyenlere harika bir manzara sunan Riva, sahil kafeleri ve restoranları ile Split’in renkli bir bölgesidir. Riva’da genelde konserler, festivaller ve dini geçitler düzenlenir. Limandan kalkan yatlarda turlara katılabilirsiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Bacvice Plajı</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">yoldasin-hirvatistan-split-bacvice</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bacvice, Split’in en iyi plajı olarak kabul ediliyor. Şehir merkezinde yer alan plaj, konum itibariyle de diğer plajlardan farklıdır. Berrak suların olduğu ve kumsalın temiz olduğu Bacvice, kafelerinin, kulüplerinin yanı sıra plaj partilerinin de tek adresidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Marjan Tepesi</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">yoldasin-hirvatistan-dalmacya-split-marjan-tepesi</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Marjan Tepesi, Split’te New York’taki Central Park büyüklüğünde bir orman parkın merkezindedir. Akdeniz’in çamları ile kaplı orman, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek ve temiz hava almak isteyenlerin bir numaralı adresi. Adriyatik Denizi’ni alabildiğine görebileceğiniz tepede, 13. yüzyıldan kalma bir kilise de bulunur.&nbsp; Marjan, 3. yüzyıldan günümüze kadar Split sakinlerinin stresten kaçış yeri olmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Buradan başta da belirttiğim gibi Dalmaçya kıyılarında yer alan pek çok adaya giden tekne turlarına katılabilirsiniz. Aralarında en popüler olanları Hvar Adası turu ve Mavi Lagün turu ama tabii bunun dışında çok sayıda alternatif de var. Çevrede o kadar çok turizm acentesi var ki, karar vermeden önce birkaç acenteye uğramanızda yarar var. Ayrıca bu acenteler sadece adalara tur yapmıyor. Plitvice Milli Parkı, Trogir Kenti, Krka Millî Parkı gibi oldukça popüler noktalara yapılan turları da buradan satın almak mümkün.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Adalara gitmek istemez ama yine de Dalmaçya’nın keyfini sürmek isterseniz Split’in en iyi plajı olarak gösterilen şehir merkezindeki Bacvice Plajı’na gidebilirsiniz. Burası son derecetemiz bir plaj. Ayrıca plajın çevresinde yer alan kafelerde vakit geçirebilir ya da akşamüstüne doğru hareketlenen ortamda plaj partilerine katılabilirsiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tercih edebileceğiniz diğer plajlar ise Obojena Svjetlost, Žnjan ya da Kasuni Plajı. Ancak bu plajlar Bacvicekadar hareketli değil ve daha taşlık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Split’e veda etmeden önce yapılacak bir diğer şeyse Marjan Tepesi’ne çıkmak. Burası büyük bir park alanı. Çamlarla kaplı orman içinde bisiklete binebilir ya da yürüyüş yapabilirsiniz. Burası turistler kadar yerel halkın da çok rağbet ettiği bir bölge. En tepede 13. yüzyıla tarihlenen bir kilisenin de yer aldığı tepe, Adriyatik kıyılarını alabildiğine izleyebileceğiniz bir bölge.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Yolunuz Hırvatistan’a düşerse planınız ister adalara açılmak olsun, isterse ana karada kalmak olsun, ama hem tarihi, hem de doğasıyla göz kamaştıran Split’i mutlaka planınıza ekleyin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Split’de Ne Yenir? 5 Yemek Önerisi</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Orta Avrupa ülkesi olan Hırvatistan mutfağı için bir tanımlama yapmak oldukça zordur. Bu mutfak kültüründe birçok kültürün etkisiyle zengin bir çerçeve oluşmuş durumdadır. Şehrin iklim dağılımına göre de mutfak stilleri değişim göstermektedir. Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde zeytinyağı, sebze ve deniz ürünleri, şehrin karasal iklim bölgelerinde ise daha çok et yemekleri yapılıp tüketilmektedir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2020 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/split-hirvatistanb34db370ad6e9e803274.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kotor - Karadağ</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kotor-karadag-8833</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kotor-karadag-8833</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Kotor (Karadağca: Котор; [kɔ̌tɔr] şeklinde okunur.) Karadağ’da bir sahil kasabasıdır. 13.510 kişilik bir nüfusa sahip olan şehir Kotor Belediyesi tarafından yönetilmektedir. Küçük fakat barındırdığı tarihi ve mimari eserler açısından oldukça önemli olan bu şehir 1979 yılından beri UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Karadağ’ın UNESCO tarafından koruma altına alınmış, şirin sahil kasabası, Avrupa’nın en güney fiyordu Kotor’da beklentilerinizin çok üzerinde keyifli bir tatil yapabilirsiniz. Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya uçtuktan sonra yaklaşık üç saatlik bir otobüs yolculuğunu ardından Kotor’a ulaşıyorsunuz. Yol süresi biraz uzun olsa da yolculuğunuza eşlik eden Karadağların ve fiyordların büyüleyici manzarası sayesinde düşler içinde kayboluyorsunuz.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Tarihçe</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Romalılar tarafından M.Ö. 168 yılında kurulan şehrin o dönemdeki adı Acruvium’dur. 535 yılında İmparator Justinian tarafından şehre kale inşa edilir. 1002 yılında Bulgar İmparatorluğu tarafından işgal edilir ve yağmalanır. 1185 yılında Sırp Krallığı’nın yönetimi altına girdi ve önemli bir ticaret limanı halini aldı. 1371-1384 yılları arasında Macar İmparatorluğu ve Venedik Cumhuriyeti arasında el değiştirmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">1391 yılında Osmanlı tehlikesine karşı Venedik Cumhuriyeti’ne katılmıştır. Venedik yönetimi altındayken Osmanlı tarafından 1538 ve 1657 yıllarında kuşatılmışır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">1797 yılında Habsburg İmparatorluğu yönetimine girmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">1918 yılında Yugoslavya’nın bir parçası haline gelmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kotor’da ‘Old Town’ denilen merkezin etrafı surlarla çevrili ve araç trafiğine kapalı. Bu tarihi şehre bir sur kapısından giriyorsunuz ve bir anda kendinizi birkaç yüzyıl öncesine ışınlanmış gibi hissediyorsunuz. Etrafınız yüzyıllar öncesinden kalma taş binalarla çevrili. Burası, çok sayıda cruise gemisinin yanaşması ve Balkan turlarının geçiş güzergahında yer alması sebebiyle öğlen saatlerinde oldukça kalabalık oluyor. O dar sokaklar, tarihi meydanlar turist grupları ile dolup taşıyor. Bu saatleri plajda geçirmek ya da bir tekne turuna katılarak yakın kasabaları gezmek güzel bir alternatif olacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tekne turları yaklaşık iki buçuk saat sürüyor. Bu süre zarfındaki duraklar arasında üzerinde sadece bir kilise olan ‘Lady of Rocks’ adası, şirin bir sahil kasabası olan ‘Perast’ ve tabi ki yol boyunca size eşlik eden eşsiz fiyord manzaraları da cabası. Karadağ’ın adı gibi kapkara dağlarının kara renginin denize vuruşu ilk bakışta biraz ürpertici gelse de fiyordların nefes kesen manzarası bir anda havanızı değiştirecektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kotor’da, Old Town’da ya da onların deyimi ile Stari Grad’da geziyorsanız&nbsp; bence çok fazla tavsiyeye gerek yok çünkü burası ufacık bir yer. Kendinizi yollara vurun ve sokaklarda kaybolun, sizi her köşede farklı bir tarih, farklı bir güzellik bekliyor olacak. Bu keşif gezisi sırasında St. Tryphon Kilisesi’nin hemen arkasında yer alan ‘Gelateria di Cattaro’da muhteşem bir İtalyan dondurması yemeyi de asla ihmal etmeyin. Hatta dönene kadar hep gidin, hep yiyin. Buranın hoş sohbetli çalışanlarının da sizi kucaklayacağını göreceksiniz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Kotor’da Gezilecek Yerler</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">1. St. Nicholas Kilisesi</span></p>

<p><span style="font-size:16px">2. Hotel Hippocampus</span></p>

<p><span style="font-size:16px">3. Ordu Meydanı</span></p>

<p><span style="font-size:16px">4. Saat Kulesi</span></p>

<p><span style="font-size:16px">5. Evergreen Jazz Bar</span></p>

<p><span style="font-size:16px">6. Pizzeria Pronto</span></p>

<p><span style="font-size:16px">7. Grad City Restaurant[/c8. Boutique Hotel Astoria</span></p>

<p><span style="font-size:16px">9. Cathedral of Saint Tryphon</span></p>

<p><span style="font-size:16px">10. Hostel Old Town Kotor</span></p>

<p><span style="font-size:16px">11. Authentic pub “Bandiera”</span></p>

<p><span style="font-size:16px">12. Castle Of San Giovanni</span></p>

<p><span style="font-size:16px">13. Tanjga Family Restaurant</span></p>

<p><span style="font-size:16px">14. Galion[/column]</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Rehbersiz Geziyorsanız, En Önemli Yerleri Buralar</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">– Tito’nun Sözü: Şehire Büyük ihtimalle sahil yolu üzerindeki ana kapıdan gireceksiniz. Kafanızı kaldırdığınızda kapının üzerine Tito’nun bir sözünün kazındığını göreceksiniz. Yugoslavya’nın kurucusu olan Tito Karadağ’da sevgi ve kimilerince özlemle anılmaya devam ediyor. Şehrin kapısına da Yugoslavya’yı uzun süre bir arada tutan temel prensiplerinden biri olan sözü yazılı: “Size ait olmayanı istemeyin, size ait olandan da vazgeçmeyin”.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– Piazza of the Arms (Ordu Meydanı): Surlardan içeri girer girmez ayak basacağınız meydan.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– Saat Kulesi: Yine kapıdan girer girmez karşınıza çıkacak olan saat kulesi. 300 yıldır aynı Avusturyalı bir aile bakımı yapıyormuş! Konum için tıklayın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– Utanç Sütunu: Saat kulesinin dibinde üçgen uçlu bir sütun göreceksiniz. Kotor’da onur çok önemli bir müesseseymiş, hala da öyle. Suç çok nadir işlendiğinden şehire hapishane yapmamışlar. Onun yerine birisi bir kusur ettiğinde bu sütunda getirilip herkesin önünde utandırılırmış. Konum için tıklayın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– Kuzey Kapısı (Northern Gate): Osmanlı çok uğraşmış Kotor’u almak için. Barbaros Hayrettin Paşa yanlış bilgi vermedilerse 17 kez gelmiş burayı kuşatmaya geşlmiş ama başarılı olamamış. 1538 ve 1657’de iki kere aldıysa da tutunamamış. Halkın Osmanlı’ya direnişini kutlamak için bu kapı yapılmış.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– St. Tryphon Katedrali: Kotor Hırvat nüfusunun ülke geneline göre daha yoğun olduğu yerlerden. Aziz Tripon Katedrali’de Hırvat Katoliklerin kilisesi. Aziz Trifon’un kemikleri burada sergileniyor. Zamanında azizlere ait objeleri ya da kemikleri bulundurmak şehirler için önemli bir prestij meselesiymiş. Aziz Trifon Anadolu topraklarında yaşamış ve ölmüş. Venedikliler şehirleri için kalıntılarını Bizans’tan satın almaya gitmişler. Dönerken büyük bir fırtınaya yakalanınca kendilerini Kotor’a atmışlar. Ne zaman yola devam etmek için çıksalar tekrar fırtınalar çıkıyormuş. Onlar da bunu bir işaret olarak algılayıp kemiklerinin burada kalmasını gerektiğine kanaat etmişler. Konum için tıklayın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– St. Nicholas Kilisesi: Karadağ’ın çok-kültürlü bir kimliği var. Karadağlı, Sırp, Boşnak, Hırvat, Arnavut bir arada yaşıyor, yüzdeleri bölgesel olarak değişiyor. Bu da burada yaşayan&nbsp; Ortodoksların kilisesi. Çoğunluk Ortodoks. Konum için tıklayın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">– Maritime Museum: Kotor Denizcilik Müzesi olarak geçiyor ama içinde bölgenin kültürüne dair şeyler de var; yerel kostümler, işlenmiş dekoratif silahlar, mobilyalar vs… Girişinde Kotorlu bir sanatçının Kotor’un tarihi anlarını anlatan 4 adet metal kabartma var. Kavuklu olan Barboros Hayrettin Paşa. Kotor’un en önemli anları genel olarak Osmanlı’ya direnişten oluşuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kotor’un Tepesindeki San Giovanni Kalesi’ne Çıkın (İng: St John, Tr: Aziz Yuhanna)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Evet efendim, kalkıp Türkiye’den buralara gelmenize sebep olan o şahane fotoğraflar işte bu tepeden çekiliyor. Kotor’un şüphesiz en güzel manzarası burada.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Denizin kıyısından başlayıp taa arkasındaki dağın tepesine kadar şehri çevreleyen surların en yüksek noktasında bir kale var. Bu kaleye ulaşmak için 1300 basamak çıkıyorsunuz. 1300 basamak kulağa acı gelecek ama hiç gözünüzü korkutmasın. Aslında basamaklar yüksek olmadığı için kulağa geldiği kadar insanı yormuyor. Zaten sürekli manzara fotoğrafı çekme bahanesi ile durup soluklanıyorsunuz. Çıkıp inmek yaklaşık 2 saat alıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bu arada eğer 1300 basamağı gözünüz kesmiyorsa yarı yolda bu kilisenin olduğu yere (yukarıdaki foto) çıksanız kafi. Hatta bizce fotoğraflar kilisenin oradan daha iyi bile çıkıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Basamaklar alçak ama gel gör ki o tepedeki güneş insanın tüm enerjisini alıyor. Bakın, Kotor’un sıcağı çok pis bir sıcak oluyor, o yüzden sabah 8’de tırmanışa başlayın. Alarmlar 8’e kurulmasın, 8’de aşağıda kapıda olun. Akşam üstü çıkmak da bir alternatif ama 2 handikapı var:</span></p>

<p><span style="font-size:16px">1) Sabah saatlerinde merdivenler dağın siperinde kaldığı için gölge olurken, akşam güneş alıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">2) Gün boyunca hava ısındığı için sabahki serinlik olmuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Tarihle ve surlarla bu kadar iç içe olmak yeter biraz da denizle iç içe olalım derseniz de surların dışına çıkıp, sağa dönerek kısa bir yürüyüş yapıp önünde plajı da olan ‘Konuba Akustik’de yöresel Balkan yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Kotor’a geldiniz mi yapmadan dönmemeniz gerekenlerden biri de yaklaşık 45 dakika süren bir merdiven çıkma mücadelesi ile kaleye tırmanmak, o nefes kesen fiyord manzarasına bir de tepeden bakmak. Ne fiyordların iç içe geçmiş manzarasının ne de yorgunluğunuzun uzun süre hafızalarınızdan silinmeyeceğine emin olabilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2020 10:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/kotor-karadag19c330f87166dbec7094.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hasköy (haskovo) Bulgaristan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/haskoy-haskovo-bulgaristan-8689</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/haskoy-haskovo-bulgaristan-8689</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;">Hask&ouml;y (Bulgarca: Хасково, trl: Haskovo), Bulgaristan&rsquo;ın, T&uuml;rkiye ile Yunanistan sınırına yakın, 96 000 n&uuml;fuslu bir kenttir. Yukarı Meri&ccedil; vadisi boyunca uzanmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">2001 Bulgaristan n&uuml;fus sayımında Hask&ouml;y ili geneli i&ccedil;in 277.500 n&uuml;fus rakamı verilmiştir. Bulgaristan verilerine g&ouml;re mensup olunan etnik grup ve anadil i&ccedil;in beyana dayalı veriler 224.500 Bulgar, 31.250 T&uuml;rk, 17.000 &Ccedil;ingene şeklindedir. Dini aidiyet konusunda 230.000 kişi Hıristiyan, 34.000 kişi M&uuml;sl&uuml;man olduklarını belirtmişler, 12.000 kişi bu konuda bildirimde bulunmamıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Hak ve &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;kler Hareketi&rsquo;nin (H&Ouml;H) Hask&ouml;y ilinden iki milletvekili bulunmaktadır; (Ramazan Atalay ve Hristo Biserov)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">1395 yılında inşa edilmiş bulunan ve hafif eğri minaresiyle dikkati &ccedil;eken Hask&ouml;y Eski Camii Bulgaristan&rsquo;ın en eski camisidir. T&uuml;t&uuml;n tarımı b&ouml;lgesinin merkezinde yer aldığından Bulgaristan&rsquo;ın en b&uuml;y&uuml;k sigara fabrikaları Hask&ouml;y eyaletindedir. Ayrıca Avrupa-T&uuml;rkiye karayolu hattı &uuml;zerinde bulunmasından dolayı işlek bir merkezdir. Son yıllarda a&ccedil;ılan lokantalar, oteller, kafeler sayesinde bir Batı Avrupa kenti g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ndedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">B&ouml;lgenin &Uuml;lke Genelindeki Yeri ve &Ouml;nemi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Hask&ouml;y (Haskovo) B&ouml;lgesi Bulgaristan&rsquo;ın G&uuml;ney Merkezinde bulunmaktadır ve Bulgaristan G&uuml;ney Merkez Planlama B&ouml;lgesinin bir par&ccedil;asıdır. B&ouml;lge 261 yerleşim yeri i&ccedil;ermektedir ve 11 belediye şeklinde organize edilmiştir: Hask&ouml;y (Haskovo), Dimitrovgrad, Harmanlı, Simeonovgrad, Svilengrad, Macarovo, İvaylovgrad, Lyubimets, Mineralni Bani, Stambolovo ve Topolovgrad. B&ouml;lgenin y&uuml;z &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; 5542 km&sup2;&rsquo;dir ve &uuml;lke topraklarının %5&rsquo;ni oluşturmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">B&ouml;lgedeki tarım arazileri 2,651 milyon dekar ile b&ouml;lge topraklarının %47,8&rsquo;ni kaplamaktadır. Orman arazileri ise 1,914 dekar ile b&ouml;lge topraklarının %34,5&rsquo;ni oluşturmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">2011 n&uuml;fus sayımına g&ouml;re Hask&ouml;y b&ouml;lgesinde 246.238 kişi yaşamaktadır, &uuml;lke n&uuml;fusunun %3,3. Hask&ouml;y n&uuml;fusunun %72,2&rsquo;si şehirde/ kasabalarda yaşamaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">B&ouml;lgenin &ouml;nemli &ouml;nceliklerinden bazıları stratejik konuma (hem T&uuml;rkiye hem Yunanistan ile sınırları bulunmaktadır) ve elverişli coğrafi &ouml;zelliklere sahip olmasıdır. Burada iki &ouml;nemli yol - Batı ve Merkezi Avrupa&rsquo;yı İstanbul ve Asya&rsquo;ya, diğeri de Kuzey Avrupa&rsquo;yı Akdeniz&rsquo;e bağlayan koridorlar - kesişmektedir. Hask&ouml;y Merkez Yunanistan&rsquo;dan 70 km, T&uuml;rkiye&rsquo;den 80 km ve Bulgaristan&rsquo;ın başkenti Sofya&rsquo;dan 230 km mesafededir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">T&uuml;rkiye ile Yunanistan sınırına yakın, Doğu Rodop etekleri ile yukarı Trakya Ovası&rsquo;nın arasında yer alan Bulgaristan&rsquo;ın g&uuml;neyinde bir şehir Hask&ouml;y.. Şehir bug&uuml;n Haskovo olarak anılıyor. Haskovo farklı etnik n&uuml;fusa ve yapılara ev sahipliği yapıyor. Zengin tarihi ile dikkat &ccedil;eken şehir, farklı k&uuml;lt&uuml;rlerin izlerini de taşıyor. Haskovo&rsquo;da en dikkat &ccedil;eken izlerdeyse Osmanlı imzası kendini g&ouml;steriyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Haskovo&rsquo;nun tam merkezinde 19. asır sonlarında inşa edilmiş ve yıkılmış 2013 yılında belediye ve g&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerin yardımıyla aslına uygun şekilde bir şekilde inşa edilmiş bir saat kulesi bulunuyor. Şehrin sembol&uuml; olarak kabul edilen saat kulesi, 1913 yılında belediyenin aldığı karar ile yıkıldı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">2012&rsquo;de Haskovo Belediye Başkanı Georgi İvanov tarafından alınan kararla projenin ilk temelleri atıldı. Saat Kulesi 2013&rsquo;de halktan toplanan bağışlarla aslına uygun olarak 23 metre y&uuml;ksekliğinde yeniden inşa edildi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Saat kulesini geride bırakıp, Haskovo sokaklarında ilerleyince binalar arasında kalan bir kitabe dikkat &ccedil;ekiyor. Kitabenin sahibi 350 yıllık bir tarihe tanıklık eden &Ccedil;arşı Camii. Camii etrafına yapılmış ticari binalar ve d&uuml;kkanlarla nerdeyse tamamen &ccedil;evrilmiş vaziyette. Bu sebeple cami, yoldan ge&ccedil;enlerin g&ouml;zlerinden saklı gibi duruyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">D&uuml;nyanın en y&uuml;ksek Meryem Ana anıtı da Haskovo&rsquo;da bulunuyor. 2003 yılında şehrin en y&uuml;ksek tepesine kurulan anıt, 2005&rsquo;de Guiness Rekorlar Kitabı&rsquo;na girdi. 2009 yılından itibaren de &ldquo;Bulgaristan&rsquo;ın Milli &Ouml;neme Sahip 100 Turistik Yeri&rdquo; listesine dahil edildi. 120 ton polimer betondan yapılan Meryem Ana Anıtı&rsquo;nın y&uuml;ksekliği 32.8 metre. Tepeden y&uuml;kselen anıtın manzarası ziyaret&ccedil;ilerine eşsiz bir Haskovo seyri sunuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Meryem Ana Anıtı&rsquo;nın yanına y&uuml;kselen dev &ccedil;an kulesi de Haskovo&rsquo;luların talebi &uuml;zerine 2010 yılında yapıldı. Halkın bağışlarıyla yapılan &ccedil;an kulesi i&ccedil;in; yarım milyon leva, yani &ccedil;eyrek milyon euro harcandı. Balkanlar&rsquo;ın en y&uuml;ksek kuleleri arasında yer alan yapının tepesine, toplam ağırlığı bir tonu ge&ccedil;en sekiz &ccedil;an yerleştirildi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Haskovo&rsquo;da emsallerinden farklı bir diğer yapı ise Hasetlik Anıtı. D&uuml;nyada ilk ve tek olma &uuml;nvanına sahip anıt; 3 metre uzunluğa ve bir ton ağırlığa sahip. Şehre gelen turistlerin mutlaka uğradığı noktalardan olan anıt, u&ccedil;mak isteyen bir adamın iki el tarafından engellenmesini tasvir ediyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Haskovo&rsquo;da g&uuml;n batımı başlarken sokaklarında duyulan ezgilerin sahibi sokak m&uuml;zisyenleri ziyaret&ccedil;ilere m&uuml;zik ş&ouml;leni sunuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">OSMANLI MİMARİSİNDEN İZLER</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Haskovo, Osmanlı mimarisinin izlerini saklıyor. Şehirdeki kervansaray kalıntıları ve Mimar Sinan eseri olan cami bu mirasın en &ouml;nemli kanıtı. Ancak bu eserler bug&uuml;n kendi işlevini s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;yor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Mimar Sinan&rsquo;ın en g&uuml;zel eserlerinden biri olan Haskovo Uzunca Ova&rsquo;da bulunan cami, 1905 yılında kiliseye &ccedil;evrildi. Bug&uuml;n kapıları kilise olarak a&ccedil;ık olsa da, yine ihtişamıyla ziyaret&ccedil;ilerini b&uuml;y&uuml;lemeye devam ediyor. 1593 yılına tarihlenen caminin, bug&uuml;ne yalnızca kapısı ulaşan kervansarayın i&ccedil;inde inşa edildiği tahmin ediliyor. Mimar Sinan eseri caminin, 1905-1906&rsquo;da T&uuml;rkiye tarafından Bulgar h&uuml;k&uuml;metine hibe edildiği ve ardında kiliseye &ccedil;evrildiği de biliniyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Tarihi kaynaklara g&ouml;re Koca Sinan Paşa 1592&rsquo;de Macar seferi esnasında halkın isteği &uuml;zerine buraya iki kervansaray, iki hamam, cami ve imaret yaptırmış. Bu kaynaklarda şehrin adı Osmanlı d&ouml;neminde kullanılan adıyla Hask&ouml;y ya da Uzuncaova olarak ge&ccedil;iyor., 17. asır sonunda Evliya &Ccedil;elebi Haskovo&rsquo;yu ş&ouml;yle anlatıyor:</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&ldquo;Sonra Harmanlı&rsquo;yı ge&ccedil;tik ve beş saatte Uzuncaova&rsquo;ya vardık. Burası &Ccedil;irmen sancağının geniş ovasının ortasında bulunuyor. Burada kaleye benzeyen bir han var. Bu han, Pazarcık&rsquo;takinden daha sağlam. 80 ocağı, b&uuml;y&uuml;k bir ahırı bulunuyor. Şehirde bir cami var.&rdquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Haskovo&rsquo;ya bağlı Tekketo K&ouml;y&uuml; de tasavvuf k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne ait &ouml;nemli bir eseri koruyor. 1507 yılı civarında, Sultan II. Bayezid Han d&ouml;neminde yaptırılan Osman Baba T&uuml;rbesi&rsquo;nin y&uuml;kseklığı 11, kubbe &ccedil;apı ise 7,2 metre. Girişindeki mermer s&uuml;t&ucirc;nlarsa Osmanlı mimarisinin se&ccedil;kin bir &ouml;rneği.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Evliya &Ccedil;elebi t&uuml;rbenin, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mevcut olmayan tekkenin merkezinde bulunduğunu yazıyor Seyahatnamesi&rsquo;nde. 1976 yılında restore edilen ve ardından halkın desteğiyle yenilenen t&uuml;rbe iyi durumda. T&uuml;rbenin tepeye bakan arka kısmındaki ocak, kiler gibi yapılar da iyi korunmuş.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">1967 yılında milli k&uuml;lt&uuml;r anıtı ilan edilen Osman Baba T&uuml;rbesi Hask&ouml;y ve civar k&ouml;ylerde yaşayan M&uuml;sl&uuml;manlar tarafından sık sık ziyaret ediliyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">BULGARİSTAN&rsquo;IN EN ESKİ CAMİİ</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Haskovo şehri Bulgaristan&rsquo;ın en eski camiine ev sahipliği yapıyor. Osmanlı mirası bu yapı eski cami, adını taşıyor. Camiinin Yıldırım Bayezıd d&ouml;neminde 1393 yılında inşaatına başlandığı ve 1395 yılında inşaatı tamamlanarak ibadete a&ccedil;ıldığı biliniyor. Cami kapısı &ouml;n&uuml;ndeki kitabe, binanın Umur Bey tarafından yaptırıldığına işaret ediyor. Eski Cami bug&uuml;n de M&uuml;sl&uuml;manların ibadet ihtiya&ccedil;larına cevap veriyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Beş asır boyunca Osmanlı Hakimiyeti altında kalan Haskovo b&ouml;lgesinde bir&ccedil;ok esere rastlamak m&uuml;mk&uuml;n. Şu an ayakta kalan tek cami ise Eski Cami olarak bilinen mabed. 14.asra ait bu cami bug&uuml;n de ibadete a&ccedil;ık ve M&uuml;sl&uuml;manlarla dolup taşıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">20. asır başlarına kadar şehirde bulunan 4 camiden bug&uuml;n sadece Eski Cami ve &Ccedil;arşı Camii ibadete a&ccedil;ık. Cami cemaati ibadetlerini &ouml;zg&uuml;rce yapabiliyor olmaktan memnun.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Son zamanlarda gen&ccedil;lerin dine ısındığını s&ouml;yleyen &Ccedil;arşı Camii imamı Hacı Abdullah M&uuml;min, şu şekilde konuştu: &ldquo;On yıldır Haskovo&rsquo;da eski camide imamlık g&ouml;revinde bulunuyorum. Uzun yıllar sıkıntılardan sonra, Bulgaristan&rsquo;a da demokrasi gelmesiyle, İslam yeniden &ouml;ğrenilmeye, &ouml;ğretilmeye başlandı. Gen&ccedil;lerimiz de, imamların da gen&ccedil; olduğunu g&ouml;rd&uuml;kten sonra camileri ziyaret etmeye başladılar.&rdquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Osmanlı yadigarı Eski Cami&rsquo;de T&uuml;rkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından g&ouml;nderilen din g&ouml;revlileri hizmet veriyor. Bug&uuml;n &ccedil;arşı i&ccedil;inde binalar ve d&uuml;kkanlar arasında sıkışıp kalan Eski Cami&rsquo;nin sadece minaresi g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Asırlara meydan okuyan Eski Camii 1967 yılından bu yana Bulgaristan&rsquo;ın Milli K&uuml;lt&uuml;r Anıtı stat&uuml;s&uuml;nde yer alıyor.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2020 10:44:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/haskoy-haskovo-bulgaristan6ac3187c077fde8aea10.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Görice  (Korça) - Arnavutluk</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/gorice-korca-arnavutluk-8440</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/gorice-korca-arnavutluk-8440</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Görice (Arnavutça: Korçë veya Korça) güney-doğu Arnavutluk’ta Yunan sınırına yakın Görice ili’nin merkezidir. Nüfusu 2011 tahminlerine göre 57,758’dir.[1] Arnavutluk’un 7. büyük şehridir. Rakımı 850 m’dir. Morava dağlarıyla çevrili bir yayla üzerindedir. Nüfusun %97,8’i Arnavut, %2’si Makedon’dur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Sultan IV. Murat ve kardeşi Sultan İbrâhim’e sunduğu risâleleri ile tanınan 17. yüzyıl Osmanlı devlet adamı Koçi Bey burada doğmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Arnavutça: Korçë ya da Korça; Romence: Curceaua ya da Cоrceaо; Bulgarca: Корча, Korcha ya da Корче, Korche; Yunanca: Κορυτσά, Koritsá; Italyanca: Corizza; Makedonca: Горица, Gorica; Türkçe: Görice.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Kentte Osmanlı döneminden kalan tarihî Eski Çarşısı ve İmrahor İlyas Bey Camii bulunmaktadır. Ayrıca Arnavutluk’un önemli markalarından Birra Korça’nın tarihi fabrikası da kentte bulunur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Bugün Korça adıyla anılmakta olup Yunanistan sınırına yaklaşık 20 km. uzaklıkta, Ohri’nin 60 km. güneyinde ve eski Manastır (Bitola) vilâyet merkezinin 65 km. güneybatısında, doğudan Makedonya göller bölgesine bitişik Moravë dağlarının kuzeybatı eteğinde verimli ve geniş ovada kurulmuş, denizden 869 m. yükseklikte önemli bir tekstil ve sanayi şehridir. Osmanlı döneminde önce nahiye, daha sonra kadılık ve XIX. yüzyılda Manastır vilâyetine bağlı Görice sancağının merkezi olmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Görice, Osmanlılar tarafından Arnavutluk’ta kurulan en önemli kasabalardan biridir. Osmanlılar, XIV. yüzyılın sonlarına doğru o dönemde feodal beyler tarafından yönetilmekte olan Doğu Arnavutluk’a sızmaya başladılar. Arnavut beylerinin çoğu bir süredir Osmanlılar’a tâbi durumdaydı. Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı garnizonu ve idarî birimleri Görice ve Pırmeti (Përmeti) kalelerine yerleşti (BA, MAD, nr. 235). Osmanlılar Makedonya’nın doğu kesimini (Pirlepe, Ohri, Manastır) ele geçirdiklerinde büyük bir ihtimalle 1395’te veya hemen sonra Görice bölgesini de topraklarına katmışlardır. Nitekim piskopos Niphon tarafından yaptırılan ve Görice’ye 3 km. mesafedeki Mborja köyünde bulunan büyük kilisenin (Kisha e Ristozit) kitâbesinde yer alan 1390 tarihi Osmanlı idaresinin başlangıcının sınırını tayin eder. Görice bölgesinin ve kalesinin Osmanlılar tarafından ele geçirilişine dair ilk dönem Osmanlı kroniklerinde bilgi yoktur. XV. yüzyıl boyunca Görice adı, bugünkü şehirle Mborja köyünün arasında kalan Moravë dağlarının eteğindeki kale ve bölge için kullanılmıştır. İlk dönem Osmanlı belgelerinde burası herhangi bir ayırım yapılmaksızın Enborye ve Görice adlarıyla anılmıştır. 886 (1481) tarihli Timar Defteri’nde Görice nahiyesinde Arnavut İshak timarından bahsedilmektedir. Bu timar sekiz küçük köyü ihtiva etmekte ve bunlardan biri altı müslüman ve iki hıristiyan hâneden oluşmaktadır (Sofya Millî Ktp., Or., nr. D 649, s. 26). Bu belgeden hareketle, Arnavutluk’ta İslâmiyet’in yayılmasının erken tarihlerde başlamış olduğu ve sadece Arnavut soyluları arasında değil Arnavut köylüleri arasında da ihtidâların meydana geldiği söylenebilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">XV. yüzyıl ve XVI. yüzyılın birinci yarısı boyunca Görice Kalesi varlığını sürdürdü. II. Bayezid dönemine ait Ahkâm Defteri’ndeki Haziran 1501 tarihli bir hükme göre Görice Kalesi’nde Fâtih Sultan Mehmed’in adıyla anılan bir cami vardı ve o yıl buranın onarımının yapılması istenmişti. Bu cami en azından XIX. yüzyıl başlarına kadar ibadete açık kaldı. Nitekim 1818 tarihli bir kayıtta, Görice’de Enborye köyündeki Sultan Mehmed’in yaptırdığı camiye müezzin tayini istenmişti. Dolayısıyla Enborye veya daha yaygın olarak Görice adıyla anılan kale terkedildikten sonra da Enborye’nin bir yer adı olarak yaşadığı anlaşılmaktadır. Cami 1967’de komünist idaresince tamamen ortadan kaldırılmıştır. 925 (1519) tarihli Tahrir Defteri’nde de Görice Kalesi’nin müsellemlerden oluşan bir hıristiyan cemaat tarafından korunduğu kayıtlıdır (BA, TD, nr. 70, s. 257). Aynı kaynağa göre, Görice’ye bağlı Enborye köyünde on sekiz müslüman ve seksen sekiz hıristiyan hâne vardı. 936 (1529) tarihli defterde ise adı geçen köyde on beş müslüman ve 101 hıristiyan hânenin varlığı tesbit edilmektedir (BA, İD, nr. 167, s. 172).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Görice, bu bölgede müslüman bir şehir merkezi oluşturmak amacıyla Osmanlılar tarafından kurulmuştur. 1486’da Görice’nin 7 km. kuzeyindeki Boboştitsa (Boboshtica) köyü II. Bayezid’in mîrâhuru İlyas Bey’e mülk olarak verilmiştir (Gökbilgin, I, 426; Fjalor Enciklopedik Shqiptar, s. 528). İlyas Bey burada 901’de (1495-96) hâlâ mevcut olan âbidevî kubbeli bir cami yaptırmıştır. 1817’de Boboştitsa köyü Tepedelenli Ali Paşa’nın has çiftliği durumundaydı. İlyas Bey’in 910 (1504) tarihli vakfiyesine göre Görice’ye bağlı Piskopiye (Peshkëpi) köyündeki vakıfları cami yanında imaret, han ve muallimhâneyi de içine almaktaydı. Mahallî rivayetlere göre İlyas Bey bir de hamam inşa ettirmişti. Hadîkatü’l-cevâmi’ de aslen Arnavut olan İlyas Bey’e atfedilen yukarıdaki eserlerin varlığını teyit etmektedir (I, 196). Aynı kaynak İlyas Bey’in Görice’ye defnedildiğini de belirtmektedir. Şemseddin Sâmi Kāmûsü’l-a’lâm adlı eserinde cami, medrese, imaret ve tekkeyi zikretmektedir. Ona göre İlyas Bey, II. Mehmed ve II. Bayezid dönemlerinde Görice’nin en önemli simasıydı. İlyas Bey II. Murad’ın kızı Hundi Hatun’la evlenmiş ve İstanbul’da Mîrâhur Camii’ni yaptırmıştı. Kāmûsü’l-a’lâm’a göre İlyas Bey Görice’deki binalarını eski bir manastırın olduğu yerde inşa ettirmiş ve buraya Kasaba adı verilmiştir. Bugün hâlâ müslümanların meskûn olduğu semt aynı adı taşımaktadır. Çoğunlukla hıristiyanların oturduğu semtler ise Varoş ve Bazar adlarıyla anılmaktadır. Tiran’daki Arnavutluk devlet arşivinde İlyas Bey’in vakıfları ve gelirleriyle ilgili pek çok belge bulunmaktadır. Bu belgelerin birer kopyası Münih’teki Oriental Institut’tadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Görice’nin XVII ve XVIII. yüzyıllarda fazla gelişmediği tahmin edilmektedir. Kâtib Çelebi Görice’yi Ohri sancağına bağlı bir kaza olarak belirtir. Rumeli’deki kadılıklar arasında Görice kadılığı alt sıralarda yer almaktadır. Görice adının Enborye ve Piskopiye’nin yerini aldığının ilk işareti, 953 (1546) tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’nde Mîrâhur İlyas Bey’in yaptırdığı binaların Görice kasabasında olduğunun ifade edilmesidir. Bugünkü Görice’nin güneydoğusunda bir tepe üzerinde Melçan Bektaşî Tekkesi bulunmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Eflak ticaret metropolü Voskopoye’den (Voskopojë) gelen hıristiyan göçmenlerle Görice’de hayat biraz daha canlanmıştır. 1783’te Görice Tepedelenli Ali Paşa’nın denetimine geçmiştir. Fransa’nın Selânik konsolosu Felix Beaujour ve İngiliz seyyahı William Martin Leake’e göre XIX. yüzyılın ilk yarısında Görice’de 450 hânede yaklaşık 3000 nüfus vardı. J. G. von Hahn, XIX. yüzyılın ortalarında Görice’nin hızla geliştiğinden bahsetmektedir (Albanische Studien, s. 55). Diğer bazı kaynaklarda 1859’da burada 10.000 kişinin yaşadığı zikredilir. Şemseddin Sâmi, XIX. yüzyılın son on yılında Görice nüfusunun 18.000 olduğunu ve şehirde 757 dükkân, yirmi üç han, iki cami, bir imaret, iki hamam, bir saat kulesi ve dört kilise bulunduğunu belirtmektedir (Kāmûsü’l-a’lâm, V, 3919). XIX. yüzyılın sonunda Görice büyük bir yangın geçirdi ve önemli bir kısmı harap oldu. Yanan yerler, Ahmed Eyüp Paşa’nın gayretiyle modern bir plana uygun olarak yeniden imar edildi. Bu plan bugün de şehrin karakteristik özelliğini aksettirir. 7 Mart 1887 tarihinde ilk defa Arnavutça öğretim yapan bir okul ve 1893’te kız öğrencilere ait okul da faaliyete geçti. 1864’te vilâyetlerin yeniden düzenlenmesi esnasında Görice, Güneydoğu Arnavutluk’un çoğunu ve bugünkü Yunan Makedonyası’nın da önemli bir kısmını içine alan bir sancak haline dönüştürüldü. 1882 Osmanlı sayımına göre bu sancağa bağlı yerlerin toplam nüfusu 76.489 müslüman ve 50.742 hıristiyandan müteşekkildi. 1906 sayımına göre ise aynı bölgede 85.329 müslüman ve 82.025 hıristiyan yaşamaktaydı. Bu rakamlar, hıristiyan nüfusun müslüman nüfustan daha fazla oranda arttığını göstermektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">1912-1914 Balkan savaşları sırasında Görice Yunanlılar tarafından ele geçirildi. Yunan yanlısı Arnavutlar ile milliyetçi Arnavutlar’ın mücadele alanı oldu ve çok zarar gördü. Şehir, I. Dünya Savaşı esnasında Fransızlar tarafından işgal edildi (Ekim 1916). 10 Aralık 1916 tarihinde Görice özerk bölge (Krahinë autonome e Korçës) oldu. Bu özerklik Fransa denetiminde 1918’e kadar devam etti. Özerklik Görice ve yöresindeki Bilisht, Kolonjë, Gorë ve Opar bölgelerini içermekteydi. Özerk bölge on dört kişilik bir meclis tarafından idare edilecek, resmî dil Yunanca yerine Arnavutça, bayrak Arnavut bayrağı olacak ve Yunanca yerine Arnavutça eğitim verilecekti. Roma ve Atina’dan gelen itirazlar yüzünden Fransa’nın askerî temsilcisi A. Dekoeu, Korça yetkilileri Th. Görmenji ve S. Butka tarafından imzalanan Görice protokolü Şubat 1918’de Fransa tarafından bozuldu; Fransa Görice ve yöresinin yönetimini doğrudan ele aldı. 1919 ve 1920 yıllarında Yunan saldırılarına rağmen Görice Yunan istilâsından korunmuştur (Fjalor Enciklopedik Shqiptar, s. 543). 1916 Fransız sayımına göre Görice’nin nüfusu 23.000’i aşmaktaydı ve bunun sadece 5464’ü müslümandı. Görice kazasında ise müslümanlar çoğunluktaydı. 57.000 toplam nüfusun % 69’u müslümanlardan oluşuyordu. Günümüzde Görice’nin nüfusu 70.000’i aşmıştır. Görice ilinin yüzölçümü ise 2181 km2’dir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Feb 2020 16:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/gorice-korca-arnavutlukaaff947a2c5d6376875a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Durrës (Arnavutluk)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/durrs-arnavutluk-8315</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/durrs-arnavutluk-8315</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:18px;">Dıra&ccedil; veya Dura&ccedil; (Dra&ccedil; ve Durras olarak da bilinir; Arnavut&ccedil;a: Durr&euml;s) Orta Arnavutluk&rsquo;ta Dıra&ccedil; ili&rsquo;nin merkezi ve &uuml;lkenin en b&uuml;y&uuml;k ikinci şehridir. N&uuml;fusu 2011 tahminlerine g&ouml;re 113,249&rsquo;dur.[2]</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Dıra&ccedil; kenti başkent Tiran&rsquo;ın 33 kilometre batısında Orta Adriyatik sahilinde yer almakta olup, tarihi ve ekonomik a&ccedil;ıdan &ouml;nemli bir yerleşim yeridir. Adriyatik denizinin nispeten dar bir b&ouml;lgesindedir ve karşı kıyıda İtalya&rsquo;nın Bari ve Brindisi şehirleri yer alır. Aleksand&euml;r Moisiu &Uuml;niversitesi ve Arnavutluk&rsquo;un ana limanı burada yer alır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Şehirde Osmanlı zamanından kalan Fatih Camii bulunmaktadır. Camii&rsquo;ye Fatih Sultan Mehmet&rsquo;in adı koyulmuştur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Arnavutluk&rsquo;un en b&uuml;y&uuml;k ikinci şehri olan Durres, başkent Tiran&rsquo;ın 33 kilometre batısında, &uuml;lkenin de en batısında yer alır. Adriyatik Denizi&rsquo;ne kıyısı mevcut olan hoş bir sahil şehridir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Tarihi M.&Ouml;. 627 yılına kadar uzanan Durres, Arnavutluk&rsquo;un en eski şehirlerinden biridir. Hem &uuml;lke hem de şehir, tarih boyunca Yunan, İtalyan ya da Osmanlı gibi pek &ccedil;ok medeniyetin h&acirc;kimiyeti altında kalmıştır. Bu y&uuml;zden farklı ve renkli bir k&uuml;lt&uuml;re sahiptir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres, Adriyatik Denizi kıyısında yer alması ve &ouml;nemli bir liman kenti olmasından dolayı ekonomik anlamda g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir şehir sayılmaktadır. &Ouml;zellikle İtalya-Durres arasında &ccedil;alışan feribotlarla &ccedil;ok sayıda turist burayı ziyaret etmektedir. Uzun bir ge&ccedil;mişi olan şehirde pek &ccedil;ok tarihi kalıntı g&ouml;r&uuml;lmektedir. G&uuml;zel plajları sayesinde ise bazı turistler yaz tatili i&ccedil;in de burayı tercih eder.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres şehrine Akdeniz iklimi h&acirc;kimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ge&ccedil;er. Ancak yaz ayları uzun bir s&uuml;re&ccedil;tedir ve mayıstan ekime kadar s&uuml;rer. Yazın ortalama hava sıcaklığı 26 derecedir. Kış aylarındaysa ortalama hava sıcaklığı 9.8 derecedir. Bu sebeple şehre gitmek i&ccedil;in en uygun d&ouml;nem mayıs-ekim ayları arasındaki s&uuml;re&ccedil;tir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Nerededir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Arnavutluk&rsquo;un en b&uuml;y&uuml;k ikinci şehri olan Durres, başkent Tiran&rsquo;ın 33 kilometre batısında, &uuml;lkenin de en batısında yer alır. Adriyatik Denizi&rsquo;ne kıyısı mevcuttur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres&rsquo;e Ne Zaman Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres şehrine Akdeniz iklimi h&acirc;kimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ge&ccedil;er.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Ancak yaz ayları uzun bir s&uuml;re&ccedil;tedir ve mayıstan ekime kadar s&uuml;rer. Yazın ortalama hava sıcaklığı 26 derecedir. Kış aylarındaysa ortalama hava sıcaklığı 9.8 derecedir. Bu sebeple şehre gitmek i&ccedil;in en uygun d&ouml;nem mayıs-ekim ayları arasındaki s&uuml;re&ccedil;tir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres&rsquo;e Nasıl Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres şehrinde havalimanı mevcut değildir. Arnavutluk&rsquo;un Tiran şehrine u&ccedil;akla gidip buradan otob&uuml;s ve trenle Durres&rsquo;e ulaşmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Gezilecek Yerler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres gezilecek yerler i&ccedil;in tek bir g&uuml;n yeterli. Tıpkı Tekirdağ, Silivri sahilini andıran -ki bence bizim sahillerimizin gelişmemişi- sahilinde turlayıp, birka&ccedil; tarihi noktayı da g&ouml;rd&uuml;kten sonra geziyi tamamlıyorsunuz. Fakat k&uuml;&ccedil;&uuml;k olmasına rağmen, gezilecek tarihi &ouml;nem taşıyan yerleri Tiran&rsquo;dan fazla.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Fatih Camii: Tiran&rsquo;dan bindiğim minib&uuml;sten iner inmez hi&ccedil;bir yere sapmadan d&uuml;md&uuml;z y&uuml;r&uuml;yorum. 10 dakika sonra, Osmanlı&rsquo;dan kalma bir caminin bulunduğu meydana geliyorum. Bu camii, adını Fatih Sultan Mehmet&rsquo;ten alan Fatih Camii.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Palmiyeli Yol: İzmir&rsquo;e benzettiğim palmiyeli yol, Durres&rsquo;in en g&uuml;zel yeri. Sağlı sollu palmiye ağa&ccedil;ları, kafeleri, d&uuml;kkanları ile tam bir sahil kasabası yolu burası. Muhtemelen Durres&rsquo;in en g&uuml;zel caddesi olan bu yolun yazın daha eğlenceli olacağı aşikar.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Amfitiyatro: Balkanlar&rsquo;ın en b&uuml;y&uuml;k Roma amfitiyatrosu, Durres gezilecek yerleri sıralamasının bir numarası olmalı. Fakat şehir merkezinde yer alan bu amfitiyatro ger&ccedil;ek bir harabeye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş. Tabelasındaki yazılar silinmiş, herhangi bir bilgi okumak m&uuml;mk&uuml;n değil. Araştırınca &ouml;ğreniyorum ki bu yapı, M.S. 2 y&uuml;zyılda İmparator Trajan d&ouml;neminde yapılmış. 20.000 kişi kapasiteli bu yapıya benzer başka bir yapı Arnavutluk&rsquo;taki hi&ccedil;bir şehirde yok. D&uuml;nya Mirası adayını olduğunu &ouml;ğrendiğim bu amfitiyatroya belediye sahip &ccedil;ıksın &ccedil;ağrısı yapıyorum buradan.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Venedik Kulesi: 15. y&uuml;zyılda Venedik&rsquo;in bir par&ccedil;ası olan Durres&rsquo;te inşa edilmiş Yedikule Zindanları&rsquo;na benzer bir yapı olan Venedik Kulesi, kentin sahil şeridini boylu boyunca kaplıyor. Ge&ccedil;irdiği depremler sonucu bir kısmı kalsa da yine de kente orijinallik katan b&uuml;y&uuml;k bir kısmı duruyor. Durres gezilecek yerler listesine ancak g&ouml;r&uuml;lecek bir yer olarak girer &ccedil;&uuml;nk&uuml; burayı Yedikule&rsquo;yi gezdiğimiz gibi gezemiyoruz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Sahil: Durres tam bir sahil kenti bu y&uuml;zden Durres gezilecek yerlerinin başında bir u&ccedil;tan bir uca sahil şeridi geliyor. Aralık ayında gittiğim i&ccedil;in sahil kabalık değildi ve yemek yenecek yer yok denilecek kadardı. Tıpkı T&uuml;rkiye&rsquo;deki gibi &ccedil;oluğu &ccedil;ocuğu alıp g&uuml;zel havada sahile kendini atan Durres halkı, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarıyla ya sahilin ortasındaki &ccedil;ay bah&ccedil;elerinde oturuyor ya da neredeyse bizim atari d&ouml;nemimizden kalma makinalarda oyun oynuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres&rsquo;te Nerede Kalmalı?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres, tarihi ve turist &ccedil;eken bir destinasyon olmasına rağmen otel se&ccedil;eneği &ccedil;ok fazla değildir. Genellikle şehir merkezinde yer alırlar.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres İ&ccedil;i Ulaşım</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres&rsquo;te toplu taşıma anlamında kullanılan ara&ccedil; otob&uuml;slerdir. Turuncu renkli bu sempatik otob&uuml;sler ile t&uuml;m şehri dolaşmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Şehirde neredeyse her k&ouml;şe başında taksi de bulabilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Mutfağı</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Arnavutluk mutfağı, tarihi boyunca Yunan, İtalyan ya da Osmanlı gibi pek &ccedil;ok medeniyetten etkilenmiştir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise ağırlıklı olarak Akdeniz ve Balkanların etkileri g&ouml;r&uuml;lmektedir. Arnavutların en &ouml;nemli ve temel &ouml;ğ&uuml;n&uuml; kahvaltıdır. Ancak alışık olduğumuzdan farklıdır bu kahvaltılar.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Festivaller</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Uluslararası M&uuml;zik ve Dans Festivali / Durres Festivali (Haziran)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Uluslararası Film Festivali (Ağustos-Eyl&uuml;l)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Oda M&uuml;ziği Festivali (Temmuz)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres&rsquo;de Alışveriş</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres ve genel anlamda Arnavutluk &uuml;lkesinde alışveriş olduk&ccedil;a keyiflidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; alışveriş genellikle a&ccedil;ık pazarlardan yapılmaktadır. Yerli halkın kurduğu tezg&acirc;hlarda g&uuml;nl&uuml;k yaşama dair ya da hediyelik anlamında pek &ccedil;ok &uuml;r&uuml;n&uuml; bulmanız m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Arnavutluk&rsquo;tan alınabilecek en g&uuml;zel &uuml;r&uuml;nler ise l&uuml;le taşından yapılmış biblolar, İskender Bey bibloları ve el yapımı seramik &uuml;r&uuml;nleridir.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Saat Farkı</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Durres (GMT +1) ile T&uuml;rkiye (GMT +2) arasında 1 saat zaman farkı vardır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Para Birimi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Arnavutluk sınırları i&ccedil;erisinde yer alan Durres şehrinin para birimi Arnavut Leki&rsquo;dir (ALL). 1 TL yaklaşık 40,30 Lek&rsquo;tir.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:18px;">Durres Resmi Dili</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Arnavutluk sınırları i&ccedil;erisinde yer alan Durres&rsquo;in resmi dili Arnavut&ccedil;a&rsquo;dır.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jan 2020 18:09:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/durrs-arnavutlukf0861976567ac44b581f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bihać (Bosna Hersek)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/biha-bosna-hersek-8173</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/biha-bosna-hersek-8173</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;">Bosna Hersek&rsquo;in kuzeybatısındaki Una Nehri&rsquo;nin hemen kıyısında yer alan, b&ouml;lgede yaşayanların &ccedil;oğunluğunun M&uuml;sl&uuml;man Boşnakların oluşturduğu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kasabadır. Bihac M.&Ouml;. 1 y&uuml;zyılda Romalıların egemenliği altındaydı. 5. y&uuml;zyılın başarında ise b&ouml;lgeyi Alanlar ve Hunlar ele ge&ccedil;irdi ve 602-614 yılları arasında b&ouml;lgeye Slav g&ouml;&ccedil;leri başladı. Orta&ccedil;ağda ise Bizans akınlarıyla b&ouml;lge Roma İmparatorluğu tarafından tekrar ele ge&ccedil;irildi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bir s&uuml;re y&ouml;netim Roma İmparatorluğu&rsquo;nun elinde bulunsa da yapılan işgaller neticesinde b&ouml;lge tekrar d&uuml;şt&uuml; ve ge&ccedil;en yıllarda şehir Macar-Hırvat birliğine teslim edildi. 1262 yılında krala bağlı şehir konumuna gelen ve kralın da sarayının yer aldığı şehir, d&uuml;şman taarruzlarına karşın b&uuml;y&uuml;k surlarla &ccedil;evrildi.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bihac&rsquo;ın n&uuml;fusu 2003 yılında g&uuml;ncellenen verilere g&ouml;re 61,186&rsquo;dır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kent bir sanayi şehri konumunda bulunmaktadır. Tarım, enerji ve doğal kaynakları b&ouml;lgenin başlıca gelir kaynaklarını oluşturmaktadır. Bosna Hersek&rsquo;in ta&ccedil;sız kralı olan bu şehir, ge&ccedil;miş y&uuml;zyıllarda barındırdığı farklı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n yerleşkesi olarak hem tarihsel hem de y&ouml;resel bir zenginliğe sahiptir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">1262 yılından itibaren bu kent serbest şehir stat&uuml;s&uuml;ne ge&ccedil;ip Hırvat krallığından y&ouml;netilmeye başlamıştır. Nitekim hanedan savaşlarında yenik d&uuml;ş&uuml;p o d&ouml;nem savaşan Frankopan&rsquo;ların h&acirc;kimiyetine ge&ccedil;miştir. Bunun da ardından son olarak Osmanlı Biha&ccedil; i&ccedil;in yaptığı savaşlarda galip gelerek b&ouml;lgenin y&ouml;netimini tamamen ele ge&ccedil;irmiştir. Osmanlının h&uuml;km&uuml; altına ge&ccedil;tiği tarih ise 1592 yılı olarak kayıt altına alınmıştır. Biha&ccedil; nerede sorusunu b&ouml;ylece yanıtlamış olalım.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Bihac Nerededir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bosna Hersek; kuzey ve batıdan Hırvatistan, doğusundan Sırbistan ve g&uuml;neyinden Karadağ&rsquo;ın &ccedil;evrelediği muazzam doğal g&uuml;zelliklere sahip olan G&uuml;neydoğu Avrupa&rsquo;da konumlanmış bir balkan &uuml;lkesidir. &Uuml;lke İtalyan yarımadasının da doğusunda bulunmaktadır. &Uuml;lkenin en &ouml;nemli ticari ve ekonomik şehirlerinden Bihac ise, Una Nehri&rsquo;nin kıyı kanadında bulunan ve Bosna Hersek&rsquo;in kuzeybatı kolunda konumlanan, yaklaşık 61.186 kişiden oluşan pop&uuml;lasyona sahip bir şehir kasabasıdır.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Bihac&rsquo;a Nasıl Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bosna Hersek&rsquo;e kara ve hava yoluyla ulaşım sağlanabilmektedir. &Uuml;lkemizden Saraybosna ve Mostar&rsquo;a direkt u&ccedil;uş seferleri bulunmaktadır. Saraybosna Uluslararası Havalimanı &uuml;lkeye en &ccedil;ok u&ccedil;uşun ger&ccedil;ekleştiği ulaşım yoludur. Saraybosna&rsquo;ya gitmek i&ccedil;in Belgrad &uuml;zerinden aktarmalı ger&ccedil;ekleşen ve ortalama 20 saatte sizi başkente ulaştıracak ten yolculuğu ise bir diğer alternatiflerden biridir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Bihac&rsquo;a Ne Zaman Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Dağların tam ortasında konumlanan Bosna Hersek&rsquo;te karasal iklim g&ouml;r&uuml;lmektedir. Yazları olduk&ccedil;a sıcak ve kurak, kışlarıysa soğuk, yağışlı ve karlı seyretmektedir. Hemen hemen her ay b&ouml;lgede yağış g&ouml;r&uuml;lse de &ouml;zellikle Temmuz, Ağustos ve Eyl&uuml;l ayları b&ouml;lgeyi ziyaret i&ccedil;in en uygun se&ccedil;eneklerdir. Temmuz ve ağustos aylarında 26 dereceye kadar artan sıcaklıklar sizi şaşırtmasın &ccedil;&uuml;nk&uuml; sıcaklık farkları gece ve g&uuml;nd&uuml;z arasından olduk&ccedil;a fazladır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Gece sıcaklıkları &uuml;lkede 13 dereceye kadar d&uuml;şebiliyor. B&ouml;lgeyi ziyaret etmek isteyenler akşam soğuklarına karşın yanlarına mutlaka hırka gibi sıcak tutacak kıyafet getirmeliler. Havalar b&ouml;lge genelinde ılıman bir seyirde gitse de &ouml;zellikle &ouml;ğle sonrası g&ouml;r&uuml;len r&uuml;zgarlara da dikkat edilmesi gerekir. Ancak b&ouml;lgeyi kayak yapmak i&ccedil;in ziyaret edenler de azımsanmayacak derecede &ccedil;oktur. Kaymaya gelenler i&ccedil;in Ocak ve Mart arası kayak yapmak i&ccedil;in ideal zamanlardır diyebiliriz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Bihac (Bosna Hersek) Gezilecek Yerler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&nbsp;</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Fethija Mosque (Fetih Camii)</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&Ouml;nceleri Katolik kilisesi olarak 1266 yılında inşa edilmiş bu yapı &uuml;lkedeki en eski gotik tarzdaki yapıdır. 1592 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından Biha&ccedil; şehrinin fethedilmesiyle kilise cami formuna d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Caminin &ccedil;evrelediği yerleşim yeri Osmanlı d&ouml;neminde bir sınır kenti konumunda g&ouml;rev yapıyordu.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Sınır kentinde bulunan bu yapı bir&ccedil;ok savaşın derin yaralarını taşımaktadır. Sınır şeridinde bulunduğundan dolayı yapı, g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşa değin olduk&ccedil;a tahrip olmuştur. Yapının bah&ccedil;esinde savaş zamanı u&ccedil;ağının d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesiyle vefat eden &uuml;nl&uuml; bir bakanın mezarı bulunmakta.</span></p>
<p>
	<strong><br />
	</strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Una National Park</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">2008 yılında kurulan bu park, Bosna Hersek&rsquo;in sahip olduğu Una ve Unac nehirlerini korumak amacıyla yapıldı. Park muazzam şelaleleri ile b&ouml;lgenin &ouml;nde gelen doğal g&uuml;zellikleri başında yer alıyor. Ayrıca Una Nehri&rsquo;nde rafting ve tekne gezintisi gibi imkanlar sunulmaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bu parkı yaklaşık 15 farklı t&uuml;rde balık, 120 kuş t&uuml;r&uuml;, onlarca &ccedil;eşitte kurt, ayı ve tilki yavrusu mesken edinmiştir. B&ouml;lgeye giden bir&ccedil;ok tur otob&uuml;sleri vardır. Ayrıca b&ouml;lgeyi g&ouml;rmek etmek isteyenler 3 Euro gibi makul bir fiyata, parkı ziyaret edebilirler. Park restoran yerleri, tuvalet alanları ve atıştırmalık b&uuml;feleriyle, bu doğa harikası manzaranın yanında &ccedil;eşitli hizmetler de sunmaktadır.</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Kapetanova Kula (Kaptan Kulesi)</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Y&uuml;zbaşı Kulesi olarak da adlandırılan bu kule, b&ouml;lgede bulunan Una Nehri&rsquo;nin sol kıyı şeridinde yer almaktadır. 1205 yılları civarında inşa edildiği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len bu kule, Bosna Hersek&rsquo;in en eski kalesi olarak bilinmektedir. Osmanlı&rsquo;nın 1592 Haziranı&rsquo;nda şehri işgal etmesiyle kale, Osmanlı Devleti tarafından yaklaşık 300 yıl boyunca askeri &uuml;s olarak kullanılmıştır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bu d&ouml;nemlerde ortalama 700 askerin kalede g&ouml;rev yaptığı tahmin edilmektedir. 1890 yılında Biha&ccedil; kasabasının talan edilmesi ve b&ouml;lgenin y&ouml;netiminin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&rsquo;nun eline ge&ccedil;mesiyle, Kaptan Kulesi sadece bir hapishane olarak hizmet vermiştir. T&uuml;m bu savaş zararları sonrasında, kale restore edilmeye başlanmıştır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Kale yapı olarak; d&ouml;rt katlı dik bir ahşap &ccedil;atıdan ve her katta bulunan merdiven ve odalardan oluşmaktadır. Ayrıca kalenin bir mahzeni yoktur. Kulenin yapısında malzeme olarak taş kalkerler kullanılmıştır. Yapının i&ccedil;erisinde Osmanlı savaş aletlerinin ve &ccedil;eşitli tarihsel kalıntıların sergilendiği bir de m&uuml;ze bulunmaktadır. Bosna Hersek&rsquo;in Ulusal Anıtlar Listesi&rsquo;nde yer alan ve haftanın altı g&uuml;n&uuml; a&ccedil;ık olan bu tarihi kaleyi mutlaka g&ouml;rmelisiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Kameno Turbe (Taş T&uuml;rbe)</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Kaptan Kulesi&rsquo;nin hemen yanında yer alan bu t&uuml;rbe, Osmanlı d&ouml;nemi mimarisinin b&ouml;lgedeki en &ouml;zel &ouml;rneklerinden biri. Ancak t&uuml;rbenin inşasının kesin tarihi bilinmemekle birlikte, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&rsquo;nun b&ouml;lgeye yerleştikten sonra yapıldığı tahmin ediliyor. Bu d&ouml;nemde yapılmasının sebebi rivayetlere g&ouml;re, kasaba savunmasında cesurca &ouml;len kişilere has bir anıt niteliği g&ouml;rmesidir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Son savaş zamanlarında t&uuml;rbede ciddi hasarlar oluşsa da tekrar restore edilerek ziyarete a&ccedil;ıldı. Anıt sekizgen bir kubbeye, taş ve tuğla malzemelerinin karışımından yapılmış duvarlara sahiptir. Bu t&uuml;rbe de Kaptan Kulesi gibi Bosna Hersek&rsquo;in Ulusal Anıtlar Listesi&rsquo;ne girmiştir.</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Ostrozac Castle</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Kale Bihac&rsquo;a 14 km&rsquo;lik bir uzaklıkta, Una Nehri&rsquo;nin sol kıyısında yer almaktadır. 13. y&uuml;zyılda inşa edilmiş olup 16. y&uuml;zyılda Osmanlı egemenliğine ge&ccedil;miştir. Ancak bazı tarih&ccedil;iler, kalenin M.&Ouml;. 465 yılında da olduğunu ancak hi&ccedil;bir zaman kanıtlanamadığını iddia ediyorlar. H&uuml;k&uuml;met tarafından b&ouml;lgedeki vatandaşlara kaleyi yerel konserler ve etkinlikler i&ccedil;in kullanmalarına izin veriliyor.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Kale savaş zamanlarında aldığı tahribatlardan dolayı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de restore edilmeye devam ediyor. Kaleye giriş i&ccedil;in &ouml;denen &uuml;cret ise yaklaşık 7 T&uuml;rk Lirasına denk gelmektedir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Diğer Tarihi ve Doğal G&uuml;zellikleri</span></strong></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">View On Una River And City Bridge</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Muslim Cemetery</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Zgrada Krajinaputeva</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Ripacki Slap</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Nektar Park</span></em></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Bihac (Bosna Hersek) Hakkında Diğer Bilgiler</span></strong></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Dil: Hırvat&ccedil;a, Sırp&ccedil;a ve Boşnak&ccedil;a</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Para birimi: Bosna Hersek Markı (Euro endeksli)</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Telefon Kodu: +387</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Ulusal g&uuml;n: Bosna Hersek Federasyonunun Yugoslavya&rsquo;dan aldığı bağımsızlığı kutlamak i&ccedil;in her yıl 1 Mart, &ldquo;Ulusal Bağımsızlık G&uuml;n&uuml;&rdquo; olarak kutlanır.</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Sıcaklık: Temmuz ayı ortalama 20,4 dereceyle yılın en sıcak ayı, ocak ayı ise 1,4 dereceyle yılın en soğuk ayıdır.</span></em></p>
<p>
	<em><span style="font-size:16px;">Saat dilimi: GMT+2 (Bosna Hersek zaman dilimi olarak, T&uuml;rkiye&rsquo;den yaklaşık 1 saat geriden seyretmektedir.)</span></em></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Dec 2019 11:47:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/biha-bosna-hersek5d307b6b61438e2973de.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sayda (Sidon) - Lübnan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sayda-sidon-lubnan-8046</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sayda-sidon-lubnan-8046</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Sayda (Arapça: صيدا), Lübnan’ın güneyinde Cenub vilayetinin merkezi olan şehir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde Akdeniz sahilinde yer alan şehrin nüfusu 200.000’dir</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Antik Çağda önemli bir Fenike şehri olan Sayda’nın eski ismi Sidon’dur. Tarih boyunca değişik devletlerin idaresinde kalan Sayda 1517’de Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı. 400 yıl Osmanlı idaresinde kalan şehir I. Dünya Savaşından sonra Fransızların idaresine girdi. Daha sonra da bağımsız olan Lübnan’ın bir şehri haline geldi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Lübnan’ın 48 km güneyinde yer&nbsp; alan Sayda (Sidon) geçmişte olduğu gibi bugün de oldukça ilginç bir yer. 19.&nbsp; yüzyılda birçok batılı amatör arkeolog tarafından bu şehirdeki bazı eserler yurt&nbsp; dışına kaçırılmış. Bugün bu kente ait olan eserlerin bir çoğuna başka ülkelerin müzelerinde rastlayabilirsiniz. Sidon’a gittiğinizde görünen en büyük tarihi eser denizin içindeki kale. 13. yüzyılda haçlılar&nbsp; tarafından yapılan bu kale küçük bir yolla karaya bağlı. Kaleden bakıldığında&nbsp; şehrin bir kısmı ile limanı biraz yukarıdan görebilirsiniz. Sidon tarihini zengin&nbsp; kılan şey, bir çok kere fethedilip bir çok ulusun egemenliği altına girmiş olması. Tarihine göz attığımızda burada Persler, Finikeliler, Romalılar ve&nbsp; Bizanslılar yaşadığını görüyoruz. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı&nbsp; topraklarına katıldı ve yaklaşık 400 sene Türklerin idaresinde kaldı. 1. Dünya Savaşından sonra Fransızların kontrolüne geçen şehir 2.Dünya Savaşından sonra Lübnan’lıların olabilmiş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Sidon şehrinin içine&nbsp; girdiğinizde malesef eskinin o değerli sokaklarına bugün estetikden uzak beton binalar&nbsp; yapıldığını görüyorsunuz. Belki de her bir beton yapının altında bir daha&nbsp; canlanmayacak bir tarih karanlığa gömülü duruyor. Persler zamanında bu şehir güzel&nbsp; bahçeleriyle ün yapmış. Bugün de şehre tepeden bakıldığında bir sürü muz bahçesi&nbsp; görmek mümkün. Sidon sokaklarında yanyana dükkanlarda hıristiyan ve müslüman&nbsp; esnaf komşuluk ediyor. Kimin hangi dine mensup olduğunu anlamak için müslüman olduğunuzu söylemeniz yeterli. Eğer dükkan sahibi müslümansa sizi&nbsp; oldukça sıcak karşılıyor yok değilse size fransızca hitap ederek biraz daha&nbsp; mesafeli&nbsp; günaydın diyor. Sidon sokaklarında yürürken tatlıcı dükkanları&nbsp; dikkatinizi çekecek. Buranın en meşhur olan yiyeceği içinde bir çok değişik malzeme&nbsp; olan kurabiyeler. Kiminde ceviz, kiminde fındık var görüntüsü bizim&nbsp; poğaçalarımız gibi ama içi tatlı. Böyle bir dükkanın önünden geçerken bir esnaf bizi&nbsp; yanına çağırıyor ve birer tane tatlı veriyor. Hiç reddetmeden alıp yiyoruz&nbsp; dükkan sahibi Türk ve müslüman olduğumuzu söylediğimizde bizden çok cüzi bir ücret&nbsp; alıyor. Bu topraklarda kendimizi bir kere daha özel hissediyoruz bu hareketle.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Sidon’a tepeden bakıp biraz daha&nbsp; iyi anlamak gerekiyor. Bunun için Ayn el-Hilve Tepesine çıkıyoruz. Sidon tüm gerçekliği ile önümüzde duruyor. İlk görünen Akdeniz’in uçsuz bucaksız manzarası ve hemen kıyısında yer alan bahçeler biraz daha içeride tel&nbsp; örgüler içinde kırık dökük, hatta bombalanmış binaların yer aldığı büyük bir&nbsp; alan görünüyor. Bu alan içinde yaklaşık 50.000 Filistinli mülteciyi barındıran Ayn el-Hilve mülteci kampı. Bu kampa anlaşma gereği Lübnan&nbsp; askerleri giremiyor içerideki güvenlik tamamen Filistinliler tarafından sağlanıyor. Burası Lübnan’da bulunan en büyük mülteci kampı. Kampa zaman zaman Israil bombalı saldırılar düzenliyor. Bazen de kampdaki gruplar&nbsp; kendi içlerinde çatışıyorlar. Bu kampa dışarıdan girmek oldukça zor, dar bir&nbsp; giriş kapısı ve önünde bekleyen silahlı askerler yayaları ve araçları kontrol&nbsp; ediyor. Biz de Ayn el-Hilve tepesine çıkarken bu kampa sadece tepeden bakabiliyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Zirveye ulaştığımızda bizi burada Bakire Meryem’e adanmış bir kilise ve merdivenle çıkılabilen heykeli karşılıyor. Kilisenin hemen yanında Lübnan’da gözümüzün alıştığı türden makinalı tüfekli bir askerler hıristiyan mezarlığının girişini koruyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Yolunuz Lübnan’a düşerse Sidon&nbsp; (Sayda) mutlaka görülecek yerler listenizde yer almalı. Gittiğinizde Sidon’un dar kemer geçişli sokaklarına girin ve kaybolun,&nbsp; her kaybolduğunuzda sizi başka bir güzellik karşılayacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Nasıl Gidilir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye’den Sidon’a direkt uçuş bulunmamaktadır. Sidon’a gitmek için öncelikle Beyrut’a uçup, oradan karayolu ile Sidon’a geçebilirsiniz. THY, MEA ve Pegasus havayolları ile Türkiye’den Beyrut’a direk uçuşlar ile ulaşabilirsiniz. Uçus süresi 1 saat 15 dakikadır. Beyrut ile Sidon arası 43 km’dir. Beyrut’tan Sidon’a karayolu ile ulaşım yaklaşık 1 saat sürmektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Saida (Saidon) Turları</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Ne Zaman Gidilir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Mayıs - Ekim arası Sidon’u ziyaret etmek için en elverişli dönemlerdir. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklıkların arttığını unutmamak gerekir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Nerede Kalınır?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Saida Lüks Oteller</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Assaha Hotel (*5),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Coral Beach Hotel And Resort Beirut (*5),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Al Qualaa Boutique Hotel (*4),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hazmieh Rotana – Beirut (4),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Iris Flower Hotel (*4),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Platinum Hotel (*4),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Galleria Hotel (*4),</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kayan Furnished Apartments (*4)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Saida Ekonomik Oteller</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Yacoub Hotel</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Reef Zefta Hotel</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hotel Eid&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Yemek / Restoran / Ne Yenir Ne İçilir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Lübnan mutfağı Ortadoğu’nun en seçkin mutfağı olarak gösterilmektedir. Ülke yemeklerinde olduğu gibi Sidon’da da kişniş, taze baharat, nane ve maydonuz gibi ürünler yemeklerde çokça kullanılmaktadır. Ayrıca ülkede yetiştirilen bir çok meyve çeşidi de yemeklerinde bolca kullanılmaktadır. Kebbeh (Bulgur veya kırık buğdayla yoğurulan kuzu eti, macun kıvamında getirilir. Çiğ veya geniş tepsilerde fırınlanarak veya top haline getirilip kızartılarak servis edilir), Lahm Mishwi (Soğan, biber ve domatesle pişirilen koyun eti - oldukça gözde bir yemektir) ve Tabbouli tercih edebileceğiniz yerel lezzetler arasındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Önemli Yerler / Gezilecek Yerler</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Sidon Deniz Kalesi,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Eshmon Tapınağı,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Debbane Sarayı,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">St. Louis Kalesi,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Büyük Cami,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Khan el Franj(kervansaray),</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Sidon Sabun Müzesi,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Ziri Adası</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Dikkat Edilmesi Gerekenler / Önemli Bilgiler</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Saida, Beyrut’a yalnızca 1 kilometre uzaklıkta olduğundan günübirlik turlarla şehri ziyaret edebilirsiniz. Ticari taksilerin turistlerden fazla para almaya çalışmaları, sadece Sidon’da değil, ülke genelinde de en önemli problemlerden biridir. Bu nedenle taksiye binmeden önce mutlaka pazarlık yapmalısınız. Şehir genel anlamda güvenlidir. Ancak kalabalık alanlarda yankesicilere dikkat etmekte fayda vardır. Ayrıca gece hayatı kültürü de pek gelişmediğinden akşam belli bir saatten sonra sokaklardaki insan sayısı oldukça azalır. Bu nedenle geç saatlerde sokaklarda tek başınıza yürümeniz çok güvenli değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Lübnan Vizesi</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Umuma Mahsus Pasaport hamilleri 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla, anılan ülkeye yapacakları turizm amaçlı seyahatlerinde vizeden muaftır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla, anılan ülkeye yapacakları turizm amaçlı seyahatlerinde vizeden muaftır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Lübnan’a akredite diplomatik, konsüler veya uluslararası örgütler nezdindeki temsilciliklere atanan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri&nbsp; görevleri müddetince, vizeden muaftır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Nov 2019 10:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/saydasidon-lubnan506aa63427acaa772067.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Poçitel (Počitj) (Bosna Hersek)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/pocitel-poitj-bosna-hersek-7944</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/pocitel-poitj-bosna-hersek-7944</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:14px;">1383 yılında Bosna Kralı 1. Stjepan Tvrtko tarafından inşa edilmiş olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Osmanlı Devleti zamanında, Hersek Eyaleti&rsquo;ne bağlı iken (1833 yılında) eyalet şu illerden oluşurdu: Akova, Taşlıca, Kolaşin, Şarancı, Drobnjak, Čajniče, Nevesinje, Nikşi&ccedil;, Ljubinje-Trebinje, Stolac, Počitelj, Blagay, Mostar, Duvno.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Počitelj ya da Po&ccedil;itel, Bosna Hersek&rsquo;in g&uuml;neyinde Neretva ırmağının hemen yanında kurulmuş tarihi bir Osmanlı yerleşimidir. Eskiden Osmanlıların sınır kasabasıymış. 400 yıl kadar &ldquo;sınır garnizonu&rdquo; olarak kullanılmış.&nbsp; Po&ccedil;itel &ldquo;başlangı&ccedil;&rdquo; anlamına gelmektedir. B&ouml;lgede bol bulunan dayanıklı sert taşlarla inşaa edilmiş Po&ccedil;itel&rsquo;e &lsquo;&rsquo;taş şehir&rsquo;&rsquo;&nbsp; denmektedir. Dar taş sokakları, hamamı, medresesi, kervansarayı, evleri, camisi ve namaz saatini g&ouml;steren saat kulesi ile tam bir Osmanlı kenti.Mostar&rsquo;a yaklaşık 30 km&nbsp; uzaklıkta yer almaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Pocitelj &ccedil;ok g&uuml;zel bir yer. Kalesine muhakkak &ccedil;ıkın &ouml;ncesinde kale yolunda doğal meyve ve sularından satın alın. Kalenin y&uuml;zyıllar g&ouml;rm&uuml;ş merdivenlerini tırmandık&ccedil;a aşağıda kalan muhteşem nehir manzarası. Merdivenleri &ccedil;ok dik, inerken dikkat edin. Tek bir aile tarafından işletilen kaleden inerken aşağıda yiyecek ve i&ccedil;ecek yeri, meyveler ve hediyelik eşya bulabilirsiniz. &Ccedil;i&ccedil;eklerle bezeli k&uuml;&ccedil;&uuml;k huzurlu kafelerinde bir kahve i&ccedil;ip, taze meyvelerinden alabilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">1463-1471 d&ouml;neminde şehir bir Macar garnizon yeri idi. 1471 yılında kısa bir kuşatma sonrasında, şehir Osmanlılar tarafından fethedildi ve 1878 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu i&ccedil;inde kaldı. 1713 den 1835&rsquo;e kadar askeri il&ccedil;e merkezi oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">1878 yılında Bosna-Hersek&rsquo;te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu y&ouml;netiminin kurulmasından sonra, Pocitelj, stratejik &ouml;nemini kaybetmiştir. Şehrin stratejik rol&uuml;n&uuml;n kaybı ile kasaba, g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar orijinal bi&ccedil;iminde kaldı ve b&ouml;ylece &ouml;zg&uuml;n kentsel mimari topluluğun korunmasında yardımcı oldu. Ancak, Pocitelj Bosna-Hersek&rsquo;teki 1992-1996 savaşı sırasında hasar g&ouml;rd&uuml;. 1993 Bosna Savaşı sırasında Hırvat g&uuml;&ccedil;leri tarafından hasar g&ouml;rd&uuml;. Bombalamanın ardından, İslam sanat ve mimarlığı, Pocitelj&rsquo;in on altıncı y&uuml;zyıl ana eserleri tahrip edildi ve şehrin n&uuml;fusunun b&uuml;y&uuml;k bir kısmı yerinden edildi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">2000 yılında Bosna-Hersek Devlet Federasyonu, Pocitelj&rsquo;i daimi koruma Programı başlattı. Program, bozulan k&uuml;lt&uuml;rel mirasın korunması, hasarlı ve yıkılan binaların restorasyonu, m&uuml;ltecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin evlerine geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml; teşvik etmek ve Pocitelj&rsquo;in tarihi kentsel alanının yeniden uzun s&uuml;reli korunması ve canlandırılmasını kapsamaktadır. Program halen devam etmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Hersek b&ouml;lgesinin hayat kaynağı olan &lsquo;&rsquo;Neretva&rsquo;&rsquo;nın hemen yanında bulunan Po&ccedil;itel, aslında Osmanlıların sınır kasabasıydı. Po&ccedil;itel, Osmanlının batıdaki en b&uuml;y&uuml;k rakiplerinden olan Venediklilere bağlı Dubrovnik ile sınır komşusu. Tamamen taştan inşa edilmiş bu sınır kenti, Osmanlının askeri mimari dehasınının en iyi &ouml;rneği. Nehir kenarından başlayan ve olduk&ccedil;a dik bir yama&ccedil; ile y&uuml;kselen kent, en tepede bulunan kalesiyle aslında tam bir ge&ccedil;ilmez kent h&uuml;viyetinde&hellip; Kabul etmek gerekir ki Osmanlılar Po&ccedil;itel&rsquo;i, aynı Mostar gibi, Avrupa &uuml;lkelerine g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;stermek i&ccedil;in olduk&ccedil;a g&ouml;rkemli inşaa etmiş. B&uuml;y&uuml;k, g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve i&ccedil;inde her t&uuml;rl&uuml; yaşam alanlarının bulunması sebebiyle Po&ccedil;itel, benzersiz bir sınır karakolu kenti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Aslında kale 14. yy. yapıldığı kabul ediliyor. İlk zamanlar k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kale olan Po&ccedil;itel kalesi, b&uuml;y&uuml;yen Osmanlı tehlikesine karşın Macar Kralı Korvin tarafından g&uuml;&ccedil;lendirilmiş. Osmanlılar kaleyi ele ge&ccedil;irdikten sonra, aynı Travnik Kalesi gibi, b&uuml;y&uuml;tm&uuml;ş ve kalenin altına bir şehir inşaa etmiş. B&ouml;lgede bol bulunan dayanıklı sert taşlarla inşaa edilmiş Po&ccedil;itel. Bu y&uuml;zden &lsquo;&rsquo;taş şehir&rsquo;&rsquo; diyebiliriz. Dar taş sokakları, hamamı, medresesi, kervansarayı, evleri, camisi ve namaz saatini g&ouml;steren saat kulesi ile tam bir Osmanlı kenti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Rumeli topraklarına yaptığı gezilerde şehirleri, yaşamlar ve k&uuml;lt&uuml;rleri detaylı olarak anlatan Evliya &Ccedil;elebi 1664&rsquo;te Po&ccedil;itel&rsquo;e gelmiş: &ldquo;Po&ccedil;itel Kalesi k&uuml;&ccedil;&uuml;k ama sağlam bir yapı. Kalede surların, kulelerin ve komutan konutunun yanı sıra ambar ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir cami de yer almakta. Kale dışında 150 hane var. Evler taş tuğla ve kiremitten yapılma. 1562&rsquo;de yapılmış bir de k&ouml;y camisi var.&rdquo; Daha sonradan yapılan kervansaray ve saat kulesi dışında Po&ccedil;itel tam da Evliya &Ccedil;elebi&rsquo;nin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; şehrin aynısı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Bosna Savaşı sırasında Hırvatlar tarafından yoğun bombardımana tutulmuş olan Po&ccedil;itel&rsquo;de t&uuml;m Osmanlı izleri silinmeye &ccedil;alışılmış. Ancak savaş sonrası &ouml;zellikle D&uuml;nya Bankası ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin de desteğiyle yaralar kısa s&uuml;rede sarılmış ve Po&ccedil;itel eski g&ouml;rkemli g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ne tekrar kavuşmuş. Artık &ccedil;ok az kişinin yaşadığı Po&ccedil;itel, ge&ccedil;mişin askeri g&uuml;c&uuml;nden uzak adeta bir huzur kenti g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nde. Neretva Nehri&rsquo;nin g&uuml;r&uuml;l g&uuml;r&uuml;l akan suyunun sesi dışında sadece kuş cıvıltılarının duyulduğu kenti mutlaka g&ouml;rmelisiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Blagay Tekkesi ve Po&ccedil;itel K&ouml;y&uuml; Rumeli&rsquo;nin nasıl kısa bir s&uuml;rede Osmanlılaştığının belki de en iyi anlatan iki &ouml;rneği&hellip; Biri Osmanlının hoşg&ouml;r&uuml;l&uuml; din anlayışının &ouml;rneği diğeri ise askeri g&uuml;c&uuml;n&uuml;n g&ouml;stergesi&hellip; 500 yıl Osmanlı hakimiyetinde bulunan Bosna ve Hersek, barındırdığı tarihi eserleri ve muhteşem doğasıyla daha fazla ilgiyi hak ediyor&hellip;</span></p>
<div>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Oct 2019 09:43:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/pocitel-poitj-bosna-hersek4cea0160e836328862ea.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ülgün (Ulcinj) (Karadağ)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ulgun-ulcinj-karadag-7808</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ulgun-ulcinj-karadag-7808</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:18px;">&Uuml;lg&uuml;n (Arnavut&ccedil;a: Ulqin veya Ulqini; Karadağca: Ulcinj veya Улцињ; Osmanlı T&uuml;rk&ccedil;esi: اولگون) Karadağ&rsquo;da Adriyatik Denizi kıyısında yer alan turistik ve tarih&icirc; kasabadır. &Uuml;lg&uuml;n aynı zamanda Karadağ&rsquo;nın en g&uuml;ney limanıdır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong><br />
	</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>N&uuml;fus</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">&Uuml;lg&uuml;n Belediyesi sınırları d&acirc;hilinin 2011 yılındaki toplam n&uuml;fusu 19,921 olarak verilmektedir.[1] &Uuml;lg&uuml;n n&uuml;fusunun b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğunu M&uuml;sl&uuml;man Arnavutlar oluşturuyor. &Uuml;lg&uuml;n&rsquo;de yaşayanlardan 14,308 (%71.82) M&uuml;sl&uuml;man, 2,964 (%14.88) Ortodoks ve 2,196 (% 11.02) Katolik.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Adriya Kıyısı&rsquo;nda bulunan Orta&ccedil;ağ kentlerinin arasında belki en s&ouml;n&uuml;k kalanı &Uuml;lg&uuml;n. Karadağ&rsquo;a yolu d&uuml;şenlerin listesinde bulunan Kotor, Bar, Budva gibi kentlerin yanında esamesi okunmuyor buranın. H&acirc;lbuki onlar kadar da eski bir ge&ccedil;mişe sahip. İşkodra&rsquo;nın fethiyle 40 kilometre mesafedeki &Uuml;lg&uuml;n&rsquo;&uuml;n fethi arasında koca bir asır var. Genel olarak Karadağ kıyılarında sağlanan h&acirc;kimiyet ise sanıyorum ki r&ouml;lyeften &ouml;t&uuml;r&uuml; vassal ilişkisine dayalı. &Uuml;lkenin genelinde g&ouml;r&uuml;len kara dağlar, Osmanlı ilerleyişini b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de durdurmuş, Venedik imaretleri gerek şehrin dokusuna gerekse halkın yaşamına etki etmiş.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Bug&uuml;n bile sınırda yer alması ve tarihte pek &ccedil;ok kez el değiştirmesi sebebiyle şehir; &Uuml;lqin, Ulcinj, Ducigno gibi isimlerle anılmış. Kabaca 10 bin kişinin ikamet ettiği şehirde yakınlıktan dolayı Arnavutlar n&uuml;fusun yarısından fazlasını oluşturuyor. &Uuml;lke genelinde y&uuml;zde 20&rsquo;lere yaklaşan İslamiyet oranı ise Arnavutlardan dolayı burada y&uuml;zde 70 civarında. 2006&rsquo;da gelen bağımsızlık sonrası &uuml;lkede oluşturulmaya &ccedil;alışılan Karadağlı kimliği ger&ccedil;ek etnik unsurlar arasında s&ouml;n&uuml;k kalmış. Bu sebepten &ouml;t&uuml;r&uuml; &ccedil;oğunluk kimdeyse il genelinde onun kuralları ge&ccedil;erli gibi. Ezan sesinin yankılandığı şehirde tabelalar da &ccedil;oğunlukla Arnavut&ccedil;a.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Rana K&ouml;rfezi etrafında şekillenen kent merkezinde bulunan Denizci Camii vakti zamanında deniz feneri olarak da kullanılmış. Bacasız sanayinin g&ouml;lgesinde kalan caminin etrafında ise kumsalın yanı sıra pek &ccedil;ok bar ve pub yer alıyor. Şehre h&acirc;kim bir noktada yer alan Eski Şehir ise &ccedil;ok başka bir atmosfere sahip. Surların i&ccedil;inde bulunan şehre girişler iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kapıdan yapılıyor ve en geniş noktasında da K&ouml;le Meydanı yer alıyor. Meydana, zamanında cami olarak da kullanılan g&uuml;n&uuml;m&uuml;z Arkeoloji M&uuml;zesi eşlik ediyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong><br />
	</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>İklim / Hava Durumu</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Ulcinj&rsquo;de Akdeniz iklimine benzer bir iklim g&ouml;r&uuml;lmektedir. Yağmurlu ve soğuk kış ayları yaşanırken, yaz ayları olduk&ccedil;a sıcak ge&ccedil;er. Hava sıcaklığı kış aylarında&nbsp;ortalama 5 derece civarındadır. Yaz aylarında ise ortalama sıcaklık 25 derece civarında seyreder.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong><br />
	</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Nasıl Gidilir?</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Ulcinj&rsquo;e gitmek i&ccedil;in &ouml;nce THY ile İstanbul&rsquo;dan Podgorica&rsquo;ya u&ccedil;abilirsiniz. Buradan karayolu ile Ulcinj&rsquo;e ulaşabilirsiniz. Podgorica - Uljinc arasındaki otob&uuml;s yolculuğu yaklaşık 2 saat s&uuml;rmektedir. Otob&uuml;s biletleri 6 Euro civarındadır. Bar&rsquo;dan da Ulcinj&rsquo;e rahatlıkla ge&ccedil;ebilirsiniz. Minib&uuml;s ile yolculuk yaklaşık yarım saat s&uuml;rmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong><br />
	</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Ne Zaman Gidilir?</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Adriya Denizi kıyısında yer alan Ulcinj&rsquo;i ziyaret etmek i&ccedil;in hava koşullanının en uygun olduğu d&ouml;nem Mayıs - Eyl&uuml;l arasıdır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Nerede Kalınır?</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Ulcinj Hosteller</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Stevo Guesthouse, Hostel Ulcinj Montenegro</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Ulcinj Oteller</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Dolcino (*3), Apartments Cungu Pension, Accommodation Milla, Liman, Firenze Apartments, Apartments Perezaj, Bazar Apartments, Camil Hodzic Apartments, Kontesa, Marco Sea view Accommodation, Apartments House Adriatica, Zuto Apartments</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Yemek / Restoran / Ne Yenir Ne İ&ccedil;ilir?</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Deniz kenarında yemek yiyebileceğiniz pek &ccedil;ok restoran bulunmaktadır. Bunlar arasında &ouml;zellikle hamburgerciler ve kebap&ccedil;ılar g&ouml;ze &ccedil;arpmaktadır. Ayrıca şehirde pek &ccedil;ok balık restoranı da bulunmaktadır. Balık restoranlarında balıklara kilogramlarına g&ouml;re fiyat &ouml;denmektedir. Balıklar temizlenmeden &ouml;nce tartılmaktadır ve fiyat da bu &ouml;l&ccedil;&uuml; &uuml;zerinden olmaktadır. Balık temizlendikten sonra ağırlığı yarısına kadar d&uuml;şmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>&Ouml;nemli Yerler / Gezilecek Yerler</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Ulcinj Eski Kent</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">K&ouml;le Meydanı</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Balsic Kalesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Ada Bojana</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Velika Plaza Plajı</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Svac</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Saska G&ouml;l&uuml;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Valdanos Koyu</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kilise - Camii,</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Arkeoloji M&uuml;zesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Paşa Camii</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong><br />
	</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Ne Yapılır?</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Şehirdeki en &ouml;nemli yerlerden biri eski kent b&ouml;lgesidir. kale i&ccedil;ine kurulmuş 2.500 yıllık bir kenttir. Kent iki kısımdan oluşur. Birinci kısım kayalık yarımadanın en y&uuml;ksek platosunda bir hisar alanıdır. İkinci kısım ise kentsel yerleşim alanıdır ve doğu yamacından aşağıya doğru yayılır. Bu b&ouml;lgede K&ouml;le Meydanı, Balsic Kalesi gibi turistik noktalar bulunmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Elika Plaza adlı plaj Ulcinj&rsquo;in en iyi sahillerinden biridir. Olduk&ccedil;a g&uuml;zel bir kuma sahip bu plaj 13 km. uzunluğundadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Bir Orta&ccedil;ağ kenti olan Svac, Saska G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n hemen yanında ormanlık bir alana konumlanmıştır. Ulcinj&rsquo;den 25 km. uzaklıkta olan bu alan tamamıyla harabelerden oluşur. 17 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu Valdanos adlı koyda Ulcinj&rsquo;deki en &ouml;nemli noktalardan biridir. Ornitologlar (kuş bilimciler) tarafından da olduk&ccedil;a ilgi &ccedil;ekici olan bir yer olan Sasko G&ouml;l&uuml; Ulcinj&rsquo;deki en &ouml;nemli doğal g&uuml;zelliklerden biridir. Balık tutmak i&ccedil;in de olduk&ccedil;a g&uuml;zel bir yerdir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">1510 yılında inşa edilmiş Kilise - Camii de şehirdeki &ouml;nemli yapılardan biridir. İlk yapılışında Kilise olan yapı, 1693 yılında T&uuml;rklerin fethiyle camiye &ccedil;evrilmiştir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise Arkeoloji M&uuml;zesi olarak kullanılmaktadır. Paşa Camii 1719 yılında yapılmış ve cami olmasının dışında, i&ccedil;inde hamam da bulundurmaktadır. Karadağ&rsquo;da bu şekilde olan tek yapıdır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong><br />
	</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Karadağ Vizesi</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Umuma Mahsus Pasaport hamilleri 180 g&uuml;n i&ccedil;inde 90 g&uuml;n&uuml; aşmamak kaydıyla, anılan &uuml;lkeye yapacakları seyahatlerinde vizeden muaftır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri 180 g&uuml;n i&ccedil;inde 90 g&uuml;n&uuml; aşmamak kaydıyla, anılan &uuml;lkeye yapacakları seyahatlerinde vizeden muaftır</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Oct 2019 09:31:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/ulgun-ulcinj-karadag63bf34c6cf2e69b7838b.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dubrovnik (Hırvatistan)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dubrovnik-hirvatistan-7534</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dubrovnik-hirvatistan-7534</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;">Dubrovnik ya da eski adıyla Ragusa, Hırvatistan&rsquo;ın Adriyatik Denizi sahilinde bulunan, Orta &Ccedil;ağdan kalma tarihi eserleri ile &uuml;nl&uuml; şehri.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Şehrin n&uuml;fusu 49.000&rsquo;dir. Hırvatistan &lsquo;ın 1991&rsquo;de Yugoslavya&rsquo;dan ayrılışı sırasında &ccedil;ıkan i&ccedil; savaşta, Sırp saldırıları nedeniyle şehirdeki tarihi eserler &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de zarar g&ouml;rd&uuml;. UNESCO&rsquo;nun başlattığı restorasyon &ccedil;alışmaları ile de 2005 yılı itibarıyla şehir eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de kazandı. Plaj ve botanik bah&ccedil;eleriyle &uuml;nl&uuml; Lokrum adası, şehri &ccedil;evreleyen surlar ve Dubrovnik katedrali ile &uuml;nl&uuml;d&uuml;r. Şehrin tarihi alanları 1979 yılında UNESCO tarafından D&uuml;nya Mirası olarak ilan edilmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Dubrovnik&rsquo;e T&uuml;rk kaynaklarında da eski adıyla (Ragusa) rastlanmaktadır. Bu kentte kurulu şehir-devleti Ragusa Cumhuriyeti&rsquo;ne I. Murat d&ouml;neminde 1365 yılında ayrıcalık tanınmış, buna karşılık bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k devlet Osmanlı himayesine alınmış ve yıllık vergiye t&acirc;bi tutulmuştu. Napolyon Bonapart d&ouml;nemindeki savaşlar sırasında 1808 yılında şehre giren Fransız ordusu devlete de son vermiş ve şehri Fransa&rsquo;ya bağlamış, 1815 yılında d&uuml;zenlenen Viyana Kongresi ise şehri Avusturya y&ouml;netimine vermişti. Bu şekilde şehir &uuml;zerindeki 443 yıllık Osmanlı egemenliği de sona ermiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Dubrovnik&rsquo;te turizmin 19.y&uuml;zyılda yapılan Opatija Grand Hotel (1890) ve Dubrovnik Hotel Imperial (1897) l&uuml;ks otellerinin a&ccedil;ılmasıyla başladığını s&ouml;yleyebiliriz. CNNGo g&ouml;re, Dubrovnik d&uuml;nyanın en iyi 10 orta&ccedil;ağ duvarlı şehirler arasındadır. Dubrovnik 1971 yılında savaştan korunmak i&ccedil;in askerden arındırılmış b&ouml;lge ilan edilmiş (demilitarize) ve 1991 yılında Yugoslavya&rsquo;nın dağılmasıyla Sırp g&uuml;&ccedil;ler tarafından kuşatılmış ve bombardıma tutularak b&uuml;y&uuml;k hasar almıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">1991 yılında meydana gelen i&ccedil; savaş Yugoslavya&rsquo;nın sonunu getirmiştir. Hırvatistan bu i&ccedil; savaş sonucu doğmuş bir devlettir ve Dubrovnik şehri Hırvatistan&rsquo;ın en g&ouml;zde kentidir. Şehir k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerleşim beldesidir. 50 bin n&uuml;fusu vardır. Şehirde Akdeniz iklimi &ouml;zellikleri g&ouml;r&uuml;lmektedir. Şehir, Sırp saldırıları sonucu olduk&ccedil;a zarar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r ama yenileme &ccedil;alışmaları sayesinde eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; kazanmıştır. Şehir, plaj ve botanik bah&ccedil;eleri &uuml;n yapmış Lokrum Adası, şehri &ccedil;evreleyen surlar ve Dubrovnik katedrali ile bilinmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><strong>Tarihi Eserler</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bu şehirde tarihi eserleri ayrı bir başlık altında toplamak kolay değil; &ccedil;&uuml;nk&uuml; şehrin kendisi başlı başına bir tarihi eser.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Yine de Dubrovnik gezisi sırasında zamandan tasarruf etmenin en ge&ccedil;erli yolu; olabildiğince planlı ve programlı olmaktan ge&ccedil;iyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Dilerseniz bu eserleri, minik bir şehir haritası &uuml;zerinde işaretleyerek de yola koyulabilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><strong>Tarihi Şehir Surları</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Gezilecek yerler listesinin ilk sırası asla değişmiyor. Şehri y&uuml;zyıllar boyunca denizden gelebilecek her t&uuml;rl&uuml; tehlikeden koruyan surlar, her daim turistlerin favorisi. Yabancı kaynaklarda buradan &ldquo;Ancient City Walls&rdquo; olarak bahsedildiğine şahit olabilirsiniz.</span></p>
<div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Pile Kapısı</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Surlardan bahsederken; Pile Gate olarak da adlandırılan kapıdan &ouml;zellikle bahsetmek şart. Burası Old Town i&ccedil;in ana giriş kapısı olma &ouml;zelliğine sahip. Bu nedenle her daim renkli ve hareketli.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Stradun Caddesi</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Bir cadde nasıl tarihi eserler arasında sayılır diye d&uuml;ş&uuml;nmeyin. Resmi adı Placa Caddesi olarak da bilinen Stradun Caddesi; &ouml;zellikle yerli halk tarafından bu isimle anılıyor.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Cadde şehrin tarihi dokusunun tam merkezinden ge&ccedil;iyor. Bu nedenle Stradun; eski şehir surlarından sonra turistler i&ccedil;in en &ccedil;ok tarih kokan ikinci adres.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Yolunuzun &uuml;st&uuml;nde her yerde tarihi eserler var. B&uuml;y&uuml;k ve eski bir yapıyla karşılaşmadığınız nadir anlarda bile; karşınıza hayvan motifi işlemeli duvarlar &ccedil;ıkıyor.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Sponza Sarayı</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Gotik R&ouml;nesans stili mimarinin en g&uuml;zel &ouml;rneklerinden biri olan Sponza Sarayı; adını sarnı&ccedil; kelimesinden alıyor. Adından da anlaşıldığı gibi; sarayın hem i&ccedil;inde hem de dışında g&ouml;z alıcı desen ve işlemeler mevcut.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>&Ccedil;an Kulesi</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">26 metrelik &Ccedil;an Kulesi de haşmet bakımından şehirdeki diğer yapılardan geri kalmıyor. Her k&ouml;şede olduğu gibi, burada da bol bol fotoğraf &ccedil;ekmek ve anı biriktirmek istemeniz ka&ccedil;ınılmaz.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong><br />
		</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Orlanda S&uuml;tunu</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">&Ccedil;an Kulesi&rsquo;nin hemen devamında; bu kez Orlando adlı efsanevi bir ş&ouml;valyeyi temsil eden geniş&ccedil;e bir s&uuml;tun var.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Dubrovnik&rsquo;i gezdiğinizde; buranın tarih boyunca azizlere, ş&ouml;valyelere, yani kısaca i&ccedil;ine hayranlık ve sihir katılan minik hikayelere inandığını g&ouml;r&uuml;yorsunuz.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Ploce Kapısı</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Şehirde bulunan kapılardan bir tanesi de Ploce Kapısıdır.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Aziz Blaise Kilisesi</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Aziz Blaise, 1715 yılında eski bir kilise alanının &uuml;zerine yapılmıştır.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Etnografya M&uuml;zesi</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Şehrin en &ouml;nemli m&uuml;zelerinden bir tanesidir.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik Nerededir?</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Hırvatistan&rsquo;ın g&uuml;neyinde Adriyatik Kıyısı sahilinde yer alır.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik&rsquo;e Ne Zaman Gidilir?</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Akdeniz ikliminin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; bu şehirde, kışın hava &ccedil;ok soğuk olmadığından kış aylarında da ziyaret tercih edilebilir fakat plaj tatili yapmak, g&uuml;neşin ve denizin tadını &ccedil;ıkarmak istiyorsanız yaz ayları bunun i&ccedil;in olduk&ccedil;a uygun olacaktır.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik&rsquo;te Nerede Kalınır?</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Adriyatik&rsquo;in incisi olan Dubrovnik gerek turizmiyle gerek tarih&icirc; ge&ccedil;mişi ile olduk&ccedil;a &uuml;nl&uuml; bir şehirdir. Son zamanlarda Game of Thrones ile de olduk&ccedil;a merak edilen şehirler arasında yer alan Dubrovnik yıl i&ccedil;erisinde olduk&ccedil;a fazla ziyaret&ccedil;i kabul etmektedir. Yaz aylarında ise tatil i&ccedil;in gelenler de eklendiğinde bir hayli kalabalık olan bu şehirde konaklama imk&acirc;nları olduk&ccedil;a gelişmiştir.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik Mutfağı</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Adriyatik kıyısında bulunan bir sahil kenti olmasından dolayı tabii ki de Dubrovnik deniz &uuml;r&uuml;nleri konusunda fark yaratıyor. Kalamarından ıstakozuna, ahtapottan karidese kadar uzanan ve &ccedil;ok &ccedil;eşitli deniz &uuml;r&uuml;nleri barındıran Dubrovnik, &ouml;zellikle İtalyan usul&uuml; konusunda olduk&ccedil;a usta aş&ccedil;ılar yetiştirmektedir.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong><br />
		</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik&rsquo;te Alışveriş</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Adriyatik&rsquo;in incisi, Hırvatistan&rsquo;ın g&ouml;zbebeği olan Dubrovnik, alışveriş konusunda olduk&ccedil;a yerel &ccedil;eşitlilik sunar fakat burada unutulmaması gereken en &ouml;nemli durum, şehirde alışveriş sırasında Hırvatistan kunası kullanmak zorunda olduğunuzdur. Hemen hemen şehrin her yerinde bulunan d&ouml;viz b&uuml;rolarından paranızı Hırvat kunası&rsquo;na &ccedil;evirebilirsiniz.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik&rsquo;te Şehir İ&ccedil;i Ulaşım</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Dubrovnik şehri k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehirdir ve şehir i&ccedil;i ulaşım olduk&ccedil;a rahattır. Otob&uuml;slerin olduk&ccedil;a uygun fiyatlı olduğu bu kentte taksi ile ulaşımlar biraz pahalı olabilir.&nbsp;</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik Saat Farkı</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Dubrovnik ile T&uuml;rkiye arasında 1 saatlik bir zaman dilimi farkı vardır. T&uuml;rkiye&rsquo;de saatler 17.00 iken, Dubrovnik&rsquo;te saat 16.00&rsquo;dır.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik Para Birimi</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Para birimi Hırvat kunası olan Dubrovnik&rsquo;te 1 euro 7,39 HRK&rsquo;ya karşılık gelmektedir,</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><br />
		</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Dubrovnik&rsquo;in Resmi Dili</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">Resmi dili Hırvat&ccedil;a olan Dubrovnik&rsquo;te, İngilizce de olduk&ccedil;a yaygındır.</span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong><br />
		</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;"><strong>Hırvatistan Vizesi Nasıl Alınır?</strong></span></div>
	<div>
		<span style="font-size:16px;">T&uuml;rkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından Umuma Mahsus (Bordo) Pasaport sahibi kişilerin, Hırvatistan seyahatleri i&ccedil;in vize almaları gerekmektedir. Hırvatistan vizesi, Schengen &uuml;lkelerinde ge&ccedil;erli değildir. Ge&ccedil;erli, &ccedil;ok girişli Schengen vizesi bulunan veya Schengen &uuml;yesi &uuml;lkelerde ge&ccedil;erli oturumu bulunan vatandaşlarımız ile resmi pasaport hamili vatandaşlarımız vizeye tabi değildir.</span></div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jul 2019 17:26:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/dubrovnik-hirvatistancfd7f1698644d3c907b4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Travnik (Bosna Hersek)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/travnik-bosna-hersek-7422</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/travnik-bosna-hersek-7422</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	Travnik, Bosna Hersek&rsquo;in tam kalbinde yer alan ve 20 bine yakın n&uuml;fusa sahip Travnik Belediyesi&rsquo;ne bağlı bir kasabadır. Osmanlı d&ouml;neminde 150 yıl boyunca Bosna eyaletinin başkentliğini yapan Travnik&rsquo;in kuzeyinde Vlasic, g&uuml;neyinde ise Vilenica Dağı bulunuyor. Lasva Nehri Vadisi boyunca uzanan kent tarihte vezirler şehri olarak biliniyordu. Merkez Bosna Kantonu&rsquo;nun başkentidir. Travnik vezirler şehir olarak bilinir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;na onlarca devlet adamı yetiştirmiştir. Şehirde bir fotoğraf karesine 40 cami sığdığı s&ouml;ylenir. Ger&ccedil;ekten de şehir bir Osmanlılık g&ouml;stergesi olarak sayısız t&uuml;rbe ve camiye sahiptir. Bir zamanlar Bosna Eyaleti&rsquo;nin merkeziydi. Travnik ayrıca Nobel &ouml;d&uuml;ll&uuml; yazar Ivo Andrić&rsquo;in doğduğu kenttir.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Travnik&rsquo;in tarihi Osmanlı&rsquo;dan &ccedil;ok daha &ouml;ncesine dayanır. Buraya ilk yerleşimlerin Tun&ccedil; &Ccedil;ağı&rsquo;nda yapıldığına dair kanıtlar bulunsa da resmi olarak milattan sonraki ilk birka&ccedil; y&uuml;zyıl esas alınmaktadır. Roma yerleşimine ait &ccedil;ok sayıda işaretin bulunduğu kentte mezarlar, kaleler ve erken d&ouml;nem Hristiyan bazilikalarına kadar &ccedil;eşitli kalıntılar da mevcuttur. Travnik&rsquo;teki en bilinen tarih&icirc; yapı ise Travnik Kalesi&rsquo;dir. 15. y&uuml;zyılda Osmanlı akınlarından korunmak i&ccedil;in inşa edilen kalenin yapımı birka&ccedil; yıl ge&ccedil; tamamlanmıştır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	1990&rsquo;ların başlarındaki savaş d&ouml;neminde b&uuml;y&uuml;k acılar yaşayan Travnik halkının &ccedil;oğu g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tarım ve hayvancılık gibi kırsal işlerle uğraşmaktadır. Halkın b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğunu Boşnaklar ve Hırvatlar oluştursa da hatırı sayılır bir T&uuml;rk n&uuml;fusu da bulunuyor. Burada T&uuml;rk&ccedil;e restoran isimleri ve men&uuml;leri g&ouml;rebilirsiniz. T&uuml;rk&ccedil;enin bu denli yaygınlaşmasındaki en b&uuml;y&uuml;k sebep T&uuml;rkiye&rsquo;den &ccedil;ok sayıda &ouml;ğrencinin Travnik &Uuml;niversitesi&rsquo;ne okumak i&ccedil;in gelmesidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Bir&ccedil;ok Bosna kenti gibi Travnik de turizmini b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de tarihine ve coğrafyasına bor&ccedil;ludur. Kentin kuzeyindeki Vlasic Dağı &uuml;lkedeki en y&uuml;ksek zirvelerden biridir ve kayak, y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş ve tırmanış i&ccedil;in harika bir noktadır. Osmanlı d&ouml;neminden kalma &ccedil;ok sayıda yapı, cami, oryantal evler, iki adet saat kulesi ve &ccedil;eşmeler g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar ayakta kalan eserler arasındadır. Travnik aynı zamanda burada yaşayan veya doğan &ouml;nemli kişiler tarafından da &uuml;nlenmiştir. 1961&rsquo;de Nobel Edebiyat &Ouml;d&uuml;l&uuml; alan Ivo Andric ve d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; DJ Solomun burada doğmuştur.</p>
<p>
	<strong>Travnik nerede?</strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Coğrafi olarak Bosna Hersek&rsquo;in merkezinde yer alan Travnik, &uuml;lkedeki on kantondan biri olan Merkez Bosna Kantonu&rsquo;nun başkentidir. Saraybosna&rsquo;nın 90 kilometre batısında bulunan kent buradan 1,5 saatlik mesafededir. T&uuml;rkiye&rsquo;den Travnik&rsquo;e vize sorunu yaşamadan en kolay ulaşım y&ouml;ntemi hava yoluyla ulaşımdır. &Ouml;ncelikle İstanbul&rsquo;dan Saraybosna&rsquo;ya ulaşmanız gerekiyor. Saraybosna&rsquo;ya geldikten sonra şehirlerarası otob&uuml;sler ile Travnik&rsquo;e seyahat edebilirsiniz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Travnik&rsquo;te gezilecek yerler</strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	150 yıl boyunca Osmanlı h&acirc;kimiyetinde kalan Travnik i&ccedil;in a&ccedil;ık hava m&uuml;zesi demek yanlış olmaz. Vezirler başkenti olarak bilinen kent d&ouml;neminde Avrupa&rsquo;nın İstanbul&rsquo;u olarak nitelendiriliyordu. Bug&uuml;n Saraybosna&rsquo;nın 90 kilometre batısında bulunan Bosna&rsquo;nın bu oryantal kasabası ziyaret&ccedil;ilerine &ccedil;ok sayıda turistik nokta sunuyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Travnik Kalesi</strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Kentin belki de en &ouml;nemli tarih&icirc; eseri niteliğinde olan Travnik Kalesi&rsquo;nin tarihi Osmanlı &ouml;ncesi d&ouml;neme dayanıyor. Hristiyan Krallığı tarafından Osmanlı akınlarına karşı kenti savunmak i&ccedil;in 15. y&uuml;zyılda inşa edilmiştir. Kenti alan Osmanlılar kaleyi yıllar boyunca geliştirip g&ouml;zetleme kuleleri olan bir kaleye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ulusal anıt niteliği taşıyan Travnik Kalesi, kentin en iyi korunmuş eseridir. Kale i&ccedil;erisinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir m&uuml;ze ve etnografik b&ouml;l&uuml;m de bulunuyor. Kaleye giriş &uuml;creti 2,5 Bosna Hersek markı (9,5 TL)&rsquo;dır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Stari Grad (Eski Şehir)</strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Bir şehrin kalbi ve ruhu genellikle caddelerin ve binaların değişime karşı koyduğu tarih&icirc; b&ouml;lgelerdedir. Travnik&rsquo;in eski şehir b&ouml;lgesi ise tam olarak b&ouml;yle bir yer. Camileri, asırlık binaları ve Bosna&rsquo;daki tek g&uuml;neş saatiyle bir zamanlar Osmanlı merkezi olan bu b&ouml;lge kenti keşfetmek i&ccedil;in iyi bir başlangı&ccedil; noktasıdır. 18. y&uuml;zyılda Osmanlı valilerinin y&ouml;netim merkezi olarak kullandığı bu b&ouml;lgede y&uuml;r&uuml;rken tarih yolculuğuna &ccedil;ıkacaksınız. Ayrıca Travnik&rsquo;in en iyi restoranlarını da burada bulabilirsiniz. En &ccedil;ok tercih edilen yemeklerin başında ızgara et, Boşnak kebabı ve &uuml;nl&uuml; Travnik peyniri geliyor.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Travnik hava durumu ve iklimi</strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Travnik&rsquo;in g&uuml;neyindeki Adriyatik Denizi ve kuzeyindeki Panunya B&ouml;lgesi arasında yer alan karasal bir iklime sahiptir. Ortalama yaz sıcaklığı 18 derece olan kentte kış sıcaklıkları ise 0 derece civarında seyretmektedir. Yaz aylarındaki maksimum sıcaklık 27 derece iken bu maksimum değerler kışın 4 dereceye kadar d&uuml;şmektedir. Her yıl kar yağışının g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; Travnik&rsquo;e her mevsimde yağmur yağabilir.</p>
<p>
	<strong><br />
	</strong></p>
<p>
	<strong>Bosna-Hersek Vizesi</strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Bosna Hersek&rsquo;e seyahat edecek T.C. Pasaport hamilleri, 90 g&uuml;ne kadar ikamet s&uuml;reli seyahatlerinde, Bosna Hersek i&ccedil;in 60 g&uuml;n s&uuml;re ile Bosna Hersek vizesinden muaftırlar.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	T&uuml;rkiye Cumhuriyeti Devleti&nbsp; ile Bosna Hersek Devleti arasında imzalanan anlaşmaya g&ouml;re&nbsp; iki &uuml;lkenin vatandaşlarına vize muafiyeti hakkı tanınmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jul 2019 17:46:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/travnik-bosna-hersek603d970680e58f3c4cd2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Priştine (KOSOVA)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/pristine-kosova-7258</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/pristine-kosova-7258</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	Priştine&rsquo;nin beşeri tarihi M&Ouml; 2. y&uuml;zyıla dayanır ancak şehir i&ccedil;in ilk d&ouml;n&uuml;m noktasının MS 518 yılındaki deprem olduğunu ve bu y&uuml;zden Doğu Roma İmparatoru 1. Justinianus&rsquo;un şehri baştan aşağı inşa etmesi olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. İmparator bu şehrin adını &ldquo;Justiniana Secunda&rdquo; koyar. MS 6. y&uuml;zyılda Slavlar Balkanların b&uuml;y&uuml;k kısmını ele ge&ccedil;irir, Priştine&rsquo;yi de işgal ederler. Tam 800 sene Kosova, Sırp Krallığı i&ccedil;inde kalır. Batı Avrupa ile Asya&rsquo;nın ortasında bulunan bir konuma sahip olması nedeniyle Priştine ticaret i&ccedil;in &ouml;nem arz eder. &Uuml;stelik &ccedil;inko, g&uuml;m&uuml;ş gibi madenler Priştine&rsquo;deki dağlardan (&ouml;zellikle Kopaonik Dağları&rsquo;ndan) &ccedil;ıkmaktadır. Birka&ccedil; y&uuml;zyıl i&ccedil;inde burası &ouml;nemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	1389&rsquo;da Osmanlıların Kosova Savaşı ile Kosova&rsquo;yı ele ge&ccedil;irmelerine kadar Sırpların h&acirc;kimiyeti s&uuml;rer. Ancak Kosova ve Sırbistan 1389&rsquo;dan 1912&rsquo;ye kadar Osmanlının kontrol&uuml;nde kalır. Y&uuml;zyıllar i&ccedil;inde, Arnavutlar ve Kosovalılar sayesinde Priştine&rsquo;deki M&uuml;sl&uuml;man n&uuml;fusu Hristiyan Sırp n&uuml;fusuna ağır basmaya başlar. 1912 yılının ağustos ayında Osmanlılara karşı ilk ayaklananlar Arnavutlar olsa da sadece 1 ay sonra yani eyl&uuml;l ayında Priştine&rsquo;yi Sırplar ele ge&ccedil;irir ve 1918&rsquo;de kurulacak Yugoslavya Krallığı&rsquo;nın ilk tohumları atılır. Bu krallık, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki 7 balkan &uuml;lkesinin (Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya) sınırlarını kapsayacaktır.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Priştine, Kosova&rsquo;nın başkentidir. Kosova, 2008 yılında Sırbistan&rsquo;dan bağımsızlığını ilan etmiştir. Priştine Kosova&rsquo;nın en gelişmiş ve en kalabalık şehridir. T&uuml;m Kosova&rsquo;da olduğu gibi Priştine&rsquo;de de hem Sırp&ccedil;a hem Arnavut&ccedil;a konuşulur.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine Gezilecek Yerler</strong></p>
<p>
	Priştine&rsquo;de gezilecek yerler yazımızda Skanderbeg Meydanı, Kosova Ulusal M&uuml;zesi, Fatih Camii, Saat Kulesi, Aziz Nikola Ortodoks Kilisesi, Zahir Pajaziti Meydanı, Ulusal K&uuml;t&uuml;phane, Gracanica Manastırı, Kosova şehitliği ve Azize Teresa Bulvarı hakkında detayları okuyabileceksiniz.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine Şehir İ&ccedil;i Ulaşım</strong></p>
<p>
	Priştine k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehir olmasına rağmen tam 14 şehir i&ccedil;i otob&uuml;s hattı vardır ve otob&uuml;slerle şehri dolaşmak olduk&ccedil;a pratiktir. İ&ccedil; savaş yıllarından bu yana her alanda olduğu gibi kara yolları ve kamu hizmetleri teknolojisinde de geri kalan Kosova, başkentini zamanla daha da modernleştiriyor. 2017 yılından itibaren Priştine&rsquo;de &ccedil;evre dostu ve modern otob&uuml;sler kullanılmaya başlanmıştır. Priştine&rsquo;de bisiklet kullanmak da &ccedil;ok keyiflidir t&uuml;m şehri bisikletle dolaşabilirsiniz. Saat başı 2 &euro; &uuml;cretli bisikletlerden kiralayabilirsiniz. Priştine&rsquo;de yaya kalmak ise size ayrı bir haz verecektir. Priştine Adem Jashari Havaalanı&rsquo;ndan şehir merkezine direkt otob&uuml;s yoktur, aktarma yapmanız gerekecektir. Ancak bilet &uuml;creti 0,50 &euro; olduğu i&ccedil;in bir&ccedil;ok turist otob&uuml;s&uuml; tercih eder. Havaalanından merkeze taksi 25 &euro; tutmaktadır. Havaalanı ile merkez arası mesafe 18 kilometredir. Priştine&rsquo;de metro hizmeti yoktur.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine Mutfağı</strong></p>
<p>
	Kosova&rsquo;da genel olarak Orta Avrupa mutfağı yemekleri yenir ancak Kosova mutfağı k&uuml;lt&uuml;rel ve tarihsel olarak en başta Arnavut ve Sırp mutfağının etkisi altındadır. Yine k&uuml;lt&uuml;rel ve tarihsel olarak Kosova yemekleri T&uuml;rkiye&rsquo;deki yemeklere de &ccedil;ok benzer. &Ouml;rneğin yaprak sarma (Japrak sarma) Kosova&rsquo;da bilinen ve yenen bir yemektir. Kosova&rsquo;da mutfağın temelini ekmek, sebze ve kırmızı et oluşturur. Taze sebzeler bahar ve yaz aylarında t&uuml;ketilirken turşusu kurulmuş sebzeler sonbahar ve kış aylarında yenir. Kosovalılar en &ccedil;ok domates, salatalık ve karnabahar turşusu severler ve aynı Arnavutlar gibi bol acı t&uuml;ketirler. Kosovalıların kahvaltıları ekmeği, zeytini, balı ve omletiyle size &uuml;lkenizi aratmayacaktır. Arnavut b&ouml;reği (B&uuml;rek) ve kabak tatlısı, Arnavut tatlısı trile&ccedil;e Kosova&rsquo;da &ccedil;ok sevilir ve bol t&uuml;ketilir. Patates salatası, &ccedil;oban salata da sizi Priştine&rsquo;de hi&ccedil; yabancı hissettirmeyecek. Tav&euml; kosi denen ve yanında yoğurtla servis edilen kuzu yemeği, bir &ccedil;eşit hamburger olan plesavitsa, macarohi diye bilinen makarna Kosova&rsquo;da tadabileceğiniz lezzetlerdendir. Priştine&rsquo;de kızartılarak servis edilen sudak balığı isimli tatlı su balığından yiyebilirsiniz.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine Saat Farkı</strong></p>
<p>
	T&uuml;rkiye artık kış saatini uygulamadığı i&ccedil;in kışları Kosova ile arasında 2 saat farkı vardır. Kosova, T&uuml;rkiye&rsquo;den 2 saat geridedir. Yazın bu fark 1&rsquo;e d&uuml;şer.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine Para Birimi</strong></p>
<p>
	Priştine&rsquo;nin başkenti olduğu Kosova&rsquo;nın tek resmi para birimi eurodur. Zira Kosova euro b&ouml;lgesi i&ccedil;indedir. 1 euro yaklaşık olarak 4,50 T&uuml;rk lirasıdır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine&rsquo;nin Resmi Dili</strong></p>
<p>
	Kosova&rsquo;da 2 resmi dil konuşulur. Bunlar Arnavut&ccedil;a ve Sırp&ccedil;adır. Dolayısıyla Priştine&rsquo;de de bu 2 dil konuşulmaktadır.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine&rsquo;ye Nasıl Gidilir?</strong></p>
<p>
	Kosova&rsquo;nın başkenti Priştine&rsquo;ye T&uuml;rkiye&rsquo;den en kısa ulaşım yolu havayoludur. İstanbul&rsquo;dan Priştine&rsquo;ye direkt u&ccedil;uş bulunmakta ve u&ccedil;uş 1 saat 40 dakika s&uuml;rmektedir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin başka şehrinden Priştine&rsquo;ye gitmek isteyen yolcular İstanbul aktarması yapmak durumundadır. Herhangi bir balkan &uuml;lkesi başkentine İstanbul&rsquo;dan u&ccedil;akla gidebilir oradan Priştine otob&uuml;s&uuml;ne binebilirsiniz.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Priştine&rsquo;de Nerede Kalınır?</strong></p>
<p>
	Priştine&rsquo;de gecelik fiyatı gayet uygun konaklama tesisleri mevcuttur ve bunların &ccedil;oğunun adında Orta Asya T&uuml;rklerine ait (Han, Hun gibi) isimler yer alır. Geceliği ortalama 40 &euro; &lsquo;ya oda-kahvaltı hizmeti alabilirsiniz. Bazı otellerde m&uuml;şteriler ortak banyo ve tuvaleti kullanabiliyor. Eğer bu durum sizin i&ccedil;in uygun değilse odanızı ayırtmadan &ouml;nce banyoyu tek başınıza veya sadece beraber seyahat ettiğiniz kişilerle kullanacağınızdan emin olunuz. Priştine&rsquo;de sadece 3, 4 ve 5 yıldızlı oteller vardır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 May 2019 11:30:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/pristine-kosova09e7dc18bc19f7fac2a1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Budva - Karadağ</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/budva-karadag-7144</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/budva-karadag-7144</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Balkan ülkelerinden Karadağ’ın en popüler turistik şehri olan Budva, nefis kumlu upuzun plajları, şahane koyları, kayalıkları, küçük adaları ve ile “Karadağ’ın Miami’si” olarak bilinen bir Balkan şehri.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Yaz sezonunda Budva’nın plajları, Avrupa’nın dört bir yanından gelmiş tatilcilerle dolup taşıyor. Şehir özellikle Alman, Hollandalı ve İngiliz gençlerin favori rotalarından biri. Plajları, tarihi eski şehri ve hareketliliğiyle gençlerin tüm beklentilerini karşılıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Sırtını dağ yamaçlarına, yüzünü denize çevirmiş şehirleri oldum olası severim. Budva da tam işte böyle bir şehir. Şehrin uzun kumsalları ve güzel koylarının ardından yükselen, kocaman dik dağlar var. Tatil için harika bir şehir, bu şehirde birkaç gün geçirince hissettiğim bu oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Makedonya’nın başkenti olan, adı da pek bilinmeyen Podgorica’ya 65 km uzaklıkta, Adriyatik Kıyılarına nazır konumlanmış Budva, 20 bin nüfuslu küçük bir şehir. Ne çok büyük ne de sıkılmaya vakit bulacak kadar küçük. Bu nedenle büyük şehirlerin gürültülü ve insanı yoran havasından uzak, sakin ve dingin bir atmosfere sahip.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Heybetli Duvarlar Arkasındaki Ortaçağ Şehri</span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px">Budva’nın otantik diyebileceğimiz şahane bir eski şehir bölgesi (Budva Stari Grad) var. Oldukça yüksek ve korunaklı kale duvarların arkasında, labirent şeklinde uzayan dar sokaklar boyunca sıralanan tarihi binaları pek bir güzel. Masmavi Adriyatik Denizi kıyısında yer eski şehrin tarihi dokusunun içerisinde yürümek enfes. İnsan sanki Ortaçağda yolculuğa çıkılmış gibi hissettiriyor burası. Tabi sokakları dolduran şık insanları saymazsak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Şehrin tarihi bölgesi Stari Grad 1979 yılında yaşanılan depremden çok etkilenmiş ve 8 yıl süren çalışmalar ile baştan sona restore edilerek 1987 yılında yeniden ziyarete açılmış. Kapılar, pencereler, balkonlar ve diğer birçok küçük detayı nedense bana İtalya’nın Venedik şehrini anımsattı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Küçük bir yarımada üzerinde kurulmuş eski şehrin tarihi sokaklarında kaybolmak pek bir keyifli. Old City’de tarih, denizde limon kokluyorsunuz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Eski şehrin surları iyi korunmuş. Hırvatistan’ın ünlü şehri Dubrovnik ile karıştırabileceğiniz daracık sokaklarında, açık hava kafelerinde iyi vakit geçirebiliyorsunuz. Sokaklar boyunca dizilmiş kafe ve restoranlar bir şeyler atıştırmak, dinlenmek ve Akdeniz lezzetlerini tatmak için uygun seçim olabilir.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Geleneksel Montenegro Burgeri, barbekü yapılmış balık ve karides, yanında nefis salata tavsiye edilir. Ayrıca kurutulmuş dana etinden yapılan kastradina ve bir tür pide olan pogaea de denenebilir. Eski şehir içinde fiyatların oldukça turistik olduğunu söylememe gerek yok herhalde.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Budva Old City</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Stari Grad’ın ana kapısından çıkıp da sola döndüğünüzde kendinizi Adriyatik’le yüz yüze buluyorsunuz. Kıyıda denize girenler, güneşlenenler, çakıl taşlarıyla oynayan çocuklar, dip dibe oturup huzuru içine çeken sevgililer…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Oldukça Uzun ve Kalabalık Plajlar</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Budva şanslı bir şehir, sırtını dağlara yaslamış olmasına rağmen önünde uzanan tam 17’den fazla güzel plajı var ve bunların toplam uzunluğu 21 kilometreyi buluyor. Bunlardan Becici Plajı ile Yas Plajı en ünlü olanları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sveti Stefan Adası</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Akdeniz’de kendine münhasır sıra dışı bir yer&nbsp; Sveti Stefan, gördüğüm en etkileyici yerlerden birisi. Arnavut kaldırımlı yolları, şirin avlusu ve şahane deniz manzarası ile eşsiz bir yer olan Sveti Stefan, karaya dar ve kısa bir yolla bağlı, minik bir ada üzerinde kurulmuş. On beşinci yüzyıldan kalma bir dokuya sahip olan yer, dar sokakları, yakuta çalan kırmızı çatılı evleri ile Karadağ’ın en ikonik manzaralarından birine sahip.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Geçmişte 400 kadar kişinin yaşadığı ada, altmışlı yıllara kadar balıkçı köyü olarak kalmış. Altmışlı yıllardan itibaren adanın çehresi değişmeye başlamış ve seksenli yıllara gelindiğinde Kirk Douglas, Sofia Loren, Orson Welles, Carlo Bruni, Marliyn Monroe ve Liz Taylor gibi ünlülerin uğrak yeri olmuş.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Budva Resmi Dili</span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px">Budva’da Karadağ’ın resmi dili olan Karadağca konuşulur. Ancak turistik bir şehir olması sebebiyle İngilizce de çok sayıda kişi tarafından konuşulmaktadır. Karadağcadan basit birkaç örnek vermek gerekirse:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Merhaba – Zdravo/Cao</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Nasılsın? – Kako ste?</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Teşekkürler – Hvala</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ne kadar? – Kolika kosta?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Budva Saat Farkı</span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px">Budva’da GMT +2 Saat dilimi uygulanırken Türkiye’de GMT +1 Saat dilimi uygulanmaktadır. Dolayısıyla Budva Türkiye yerel saatine göre 1 saat geridedir. Türkiye’de saat 14:00 iken Budva’da 13:00’dır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Budva Vize İşlemleri</span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px">Karadağ ve Türkiye arasında yapılan Vize Muafiyeti Antlaşması sonucunda Karadağ her altı ay içinde ilk giriş tarihinden itibaren 90 (doksan) güne kadar Türk vatandaşlarına vize uygulamamaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Budva’ya Nasıl Gidilir?</span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px">Budva’ya gitmek için havayolu şirketinin 1 saat 45 dakika süren uçuşları ile önce Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya gitmeniz gerekiyor. Tivat Havaalanı Budva’ya daha yakın ancak Türkiye’den direkt uçuş bulunmuyor. Podgorica Hava Limanı ile Budva arası ise yaklaşık 68 km. dir. Bu yol için ise 50-100 € arası ücret ödemeniz gereken taksiyi tercih edebilir ya da daha ekonomik bir çözüm için önce Podgorica otobüs terminaline yine taksi ile gidip buradan otobüs ile Budva’ya ulaşabilirsiniz. Podgorica’dan Budva’ya 30 dk. da bir kalkan otobüslerin bilet fiyatı ise 6€. Taksiyi tercih etmek isterseniz sürücü ile önceden belli bir miktar için pazarlık yapma şansınız da bulunuyor.&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Apr 2019 16:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/budva-karadag4e18778c93d3e5541d51.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ohri (Ohrid) (Makedonya)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/ohri-ohrid-makedonya-7024</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/ohri-ohrid-makedonya-7024</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	Ohri (Makedonca: Охрид Ohrid; Arnavut&ccedil;a: Ohri veya Oh&euml;r; Yunanca: &Alpha;&chi;&rho;ί&delta;&alpha;, Ahr&iacute;da), yaklaşık 42.000 kişilik n&uuml;fusu ile Kuzey Makedonya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k sekizinci kentidir. İ&ccedil;inde bulunduğu eş isimli belediyenin idari koltuğudur ve &uuml;lkenin g&uuml;neybatısında, Ohri G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n kenarında, Arnavutluk sınırına gayet yakın bir konumda bulunmaktadır.</p>
<p>
	Ohri, yaklaşık 220.000 kişilik n&uuml;fustan oluşan G&uuml;neybatı B&ouml;lgesi&rsquo;nin iktisadi, k&uuml;lt&uuml;rel ve din&icirc; merkezi ve Ohri G&ouml;l&uuml;&rsquo;ndeki en b&uuml;y&uuml;k yerleşimdir. Kent yakınlarında Makedonya&rsquo;nın iki uluslararası havalimanlarından biri olan Ohri Havalimanı bulunmaktadır.</p>
<p>
	G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Ohri turizm kenti olarak tanınır. İyi muh&acirc;faza edilmiş eski kenti, Orta &Ccedil;ağ d&ouml;nemine dayanan hisarları, y&uuml;ksek sayıdaki kiliseleri, manastırları ve c&acirc;mi&icirc;lerinin yanı sıra b&uuml;y&uuml;k, milyon yaşındaki g&ouml;l&uuml; sadece Balkan &uuml;lkelerinden gelenleri değil, t&uuml;m Avrupa&rsquo;dan ve Asya&rsquo;nın bazı &uuml;lkelerinden gelen yabancıları kendine &ccedil;ekmektedir. UNESCO, 1979 yılında Ohri G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;, bir sene sonra da Ohri kentini UNESCO D&uuml;nya Mirasları listesine ekledi. 2010 yılında Yalova ile kardeş şehir olmuştur.</p>
<p>
	Makedonya&rsquo;nın g&uuml;neybatısında, G&uuml;neybatı B&ouml;lgesi sınırları i&ccedil;inde yer alır. Ohri G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n kuzey kısmında konumlanan şehir, Makedonya&rsquo;nın en turistik b&ouml;lgesinin i&ccedil;indedir. Balkanlar&rsquo;ın bir&ccedil;ok &uuml;lkesinden (&ouml;zellikle denize kıyısı olmayan (Kosova ve Sırbistan) turist, tatillerini ge&ccedil;irmek i&ccedil;in Ohri b&ouml;lgesini tercih eder.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Erken tarih</strong></p>
<p>
	Arkeolojik bilgilere g&ouml;re Ohri b&ouml;lgesi 6000 yıllık bir yerleşim tarihine sahiptir. B&ouml;lgede bilinen ilk yerleşimciler Frigler ve Enheleler olarak belirtilir. M&Ouml; 4. y&uuml;zyılda Ohri, Makedonya kralı II. Filip&rsquo;in egemenliğine ge&ccedil;miştir.</p>
<p>
	6. asırda Slavlar b&ouml;lgede k&uuml;&ccedil;&uuml;k id&acirc;ri yapılar kurmuşlardır. Bu Slav b&ouml;lgeleri 785 yılında 6. Konstantin tarafından Doğu Roma sınırlarına katılmıştır.</p>
<p>
	867 yılında şehir, Bulgarların egemenliğine girmiş; 990-1015 yılları arasında da Ohri, Birinci Bulgar Devleti&rsquo;nin başkenti olmuştur.[4] Sonrasında, 1018 yılında Doğu Romalılar şehri tekrar ele ge&ccedil;irmişlerdir.&nbsp;</p>
<div>
	<div>
		<strong>Ohrid Gezilecek Yerler Listesi</strong></div>
	<div>
		<strong><br />
		</strong></div>
	<div>
		<strong>Ohrid G&ouml;l&uuml;</strong></div>
	<div>
		1979 yılında UNESCO D&uuml;nya Miras Listesi&rsquo;ne eklenen Ohrid G&ouml;l&uuml;, turistik bakımdan şehrin en &ouml;nemli noktaları arasında sayılıyor. Eşsiz manzarası ve huzurlu ortamı ile şehrin g&ouml;z bebeği olan turistik g&ouml;l, &ouml;zel tekne turları sayesinde gezginlere unutulmaz anlar yaşatıyor.</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		<strong>Ohrid Kalesi</strong></div>
	<div>
		Muhteşem bir Ohrid şehir manzarasını ayaklarınız altına seren Ohrid Kalesi (Samuel&rsquo;s Fortress), g&ouml;l&uuml;n manzarasını, g&uuml;neşin doğunu ve batışını en iyi şekilde g&ouml;rebileceğiniz noktalar arasında yer alıyor. Şehrin en y&uuml;ksek tepelerinden birine inşa edilmiş olan tarihi yapı, konumu nedeni ile bol bol fotoğraf &ccedil;ekmenize imkan sağlıyor.</div>
	<div>
		Sveti Jovan Kaneo Kilisesi</div>
	<div>
		U&ccedil;urumun hemen kenarında dik kayalıklar &uuml;zerinde inşa edilen ve şehrin en dikkat &ccedil;ekici yapıları arasında sayılan Sveti Jovan Kaneo Kilisesi&lsquo;nin (Church of St. John at Kaneo) ge&ccedil;mişi 13. y&uuml;zyıla kadar uzanıyor. Stevi Jovan Kaneo Kilisesi mimari &ouml;zelliklerinin yanı sıra &uuml;nl&uuml; &ldquo;Before the Rain&rdquo; filminin &ccedil;ekildiği yer olması nedeni ile de dikkat &ccedil;ekiyor. Şehir ve Ohrid G&ouml;l&uuml; manzaralarını ziyaret&ccedil;ilerine sunan kiliseyi gezebilir ve ayrıca eski yapıda fotoğraf &ccedil;ekebilirsiniz.</div>
	<div>
		<strong><br />
		</strong></div>
	<div>
		<strong>St Sophia Kilisesi</strong></div>
	<div>
		9. y&uuml;zyılda inşaa edilen St Sophia Kilisesi (Church of St. Sophia), etkileyici mimari &ouml;zellikleri ile Makedonya&rsquo;nın sanat anlayışını g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor. Osmanlı Devleti zamanında birtakım ilaveler ile camiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;len kilise, Makedonya Osmanlı topraklarından ayrıldıktan sonra tekrar kilise haline getiriliyor. Tarihi d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mden kalan izlere daha yakından şahit olmak ve kilisenin b&ouml;lgenin k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; yansıtan mimari yapısını g&ouml;rmek isterseniz kiliseyi ziyaret edebilirsiniz.</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		<strong>Ohrid Antik Tiyatrosu</strong></div>
	<div>
		Şehrin en &ouml;nemli gezi noktalarından biri olan Ohrid Antik Tiyatrosu (Ancient Theatre of Ohrid), mimari yapısı ve m&uuml;kemmel akustiği ile dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;ekiyor. Eski Ohrid b&ouml;lgesinde yer alan antik tiyatro halen &ccedil;eşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Pek &ccedil;ok kez restore edilerek Roma d&ouml;neminden g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar gelebilen tiyatroyu keyifli vakit ge&ccedil;irmek i&ccedil;in &ouml;zellikle etkinlik zamanlarında ziyaret edebilirsiniz.</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		<strong>Saint Panteleimon</strong></div>
	<div>
		Bizans stilini yansıtan mimari yapısı ile &ouml;n plana &ccedil;ıkan Saint Panteleimon Kilisesi, son derece etkileyici detaylara sahip olan dış ve i&ccedil; tasarımı ile ziyaret&ccedil;ilerinin ilgisini topluyor. Osmanlı Devleti y&ouml;netimi sırasında camiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;len manastır, Ohrid G&ouml;l&uuml; ile birlikte g&ouml;rkemli bir manzara sunuyor.</div>
	<div>
		<strong><br />
		</strong></div>
	<div>
		<strong>Ali Paşa Camii</strong></div>
	<div>
		1573 yılında inşa edilen Ali Paşa Camii (Ali Pasha Mosque), ihtişamlı mimarisi ile dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;ekiyor. İslami &uuml;slubu tam anlamı ile yansıtan dini yapı halen cami olarak kullanılıyor.</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		<strong>Ohri&rsquo;ye nasıl gidilir</strong></div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		&Uuml;lkemizden Ohri&rsquo;ye ulaşmak i&ccedil;in daha &ccedil;ok karayolu tercih edilmektedir.Ohri&rsquo;de havalimanı olsa da T&uuml;rkiye&rsquo;den u&ccedil;uşlar pek sık bulunmaz ancak Tiran ve &Uuml;sk&uuml;p&rsquo;e u&ccedil;up oradan&nbsp; aktarma ile Ohri&rsquo;ye ulaşmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		Ayrıca İstanbul&rsquo;dan Ohri&rsquo;ye yaklaşık 10 saate karayolu &uuml;zerinden ulaşabilirsiniz. (880km)</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Mar 2019 10:19:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/ohri-ohrid-makedonyaebbde1af17dd7a0191d9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Filibe (Bulgaristan)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/filibe-bulgaristan-6936</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/filibe-bulgaristan-6936</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<em><strong><span style="font-size:16px;">Filibe (Bulgarca: Пловдив, trl: Plovdiv), 2017 n&uuml;fus sayımına g&ouml;re 345.213 n&uuml;fusuyla Bulgaristan&rsquo;ın ikinci b&uuml;y&uuml;k şehridir.[1] Filibe ilinin idari merkezidir. &Uuml;lkenin &ouml;nemli ekonomi, ulaşım, k&uuml;lt&uuml;r ve eğitim merkezleirnden biridir.</span></strong></em></p>
<p>
	<em><strong><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></strong></em></p>
<p>
	<em><strong><span style="font-size:16px;">Filibe, adını Makedonya Kralı II. Filip&rsquo;ten alır. Şehir, 5 Eyl&uuml;l 2014 tarihinde yapılan se&ccedil;imle 2019 yılında Avrupa K&uuml;lt&uuml;r Başkenti olmaya hak kazanmıştır.</span></strong></em></p>
<p>
	<em><strong><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></strong></em></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Tarihi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">B&ouml;lge hakkında &ccedil;ok uzak tarihler bilinmemektedir. B&ouml;lge, I. Murad tarafından fethedildikten sonra, İzmir, Aydın, Manisa, Konya ve Karaman y&ouml;resinden Y&ouml;r&uuml;k T&uuml;rkmenler b&ouml;lgeye iskan ettirilmiştir.[2] B&ouml;lgede T&uuml;rk ve Pomak[3] n&uuml;fus h&acirc;l&acirc; varlığını korumaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Mimari</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Filibe şehri Osmanlı Devleti&rsquo;nin Balkanlarda &ouml;nem verdiği yerleşim yerlerinden biridir. Mimari olarak T&uuml;rk-Osmanlı sivil mimarisi dikkat &ccedil;eker. Ayrıca Cuma Camisi (1363-1364) ve Şahabettin İmaret Camisi (1444-1445) cami mimarisi olarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşan yapılardır. Osmanlı evleri &lsquo;&rsquo;old town&rsquo;&rsquo; denilen eski kent b&ouml;lgesindeki yapılardır. Bug&uuml;n bir&ccedil;ok Osmanlı K&ouml;şk&uuml; sergi veya m&uuml;ze olarak kullanılmakta, bazıları kafe ve butik otel olarak işletilmektedir. Şehrin &ccedil;arşısı, Kapana ve eski kent dışındaki yapılar kom&uuml;nizm d&ouml;neminden kalan y&uuml;ksek katlı binalardır. Yeni yapılar genel olarak Karşıyaka semtinde yapılmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Filibe diğer adıyla Plovdiv, n&uuml;fus bakımından Bulgaristan&lsquo;ın ikinci b&uuml;y&uuml;k şehri. Adını Makedonya Kralı 2. Filip&rsquo;ten alan Filibe, &uuml;lkenin &ouml;nemli ekonomi, ulaşım, k&uuml;lt&uuml;r ve eğitim merkezlerinden biri. Başkent Sofya&rsquo;nın 120 kilometre g&uuml;neydoğusunda bulunan Filibe, 14. y&uuml;zyılda Lala Şahin Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmış. Daha sonra İzmir, Aydın, Manisa, Konya ve Karaman y&ouml;relerinden Y&ouml;r&uuml;k T&uuml;rkmenlerinin yerleştirildiği bu b&ouml;lgede T&uuml;rk ve Pomak n&uuml;fusu halen varlığını koruyor. Osmanlı y&ouml;netiminde 500 yıldan fazla kalan Filibe, d&ouml;nemin zengin ve en g&uuml;zel T&uuml;rk şehirlerinden biri haline gelmiş. 1877&rsquo;deki Osmanlı-Rus savaşından sonra ise şehrin T&uuml;rk n&uuml;fus &ccedil;ok azalmış.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">Buram Buram Osmanlı Kokan Bulgar Kenti, Filibe</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Osmanlı Devleti&rsquo;nin Balkanlarda &ouml;nem verdiği yerleşim yerlerinden biri olan Filibe, T&uuml;rk-Osmanlı sivil mimarisiyle inşa edilmiş. O zamanlardan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşan yapılardan en &ouml;nemlileri 1364 yapımı Cuma Camii ile 1445 tarihli Şahabettin İmaret Camii. Halen Osmanlı Mahallesi&rsquo;nin bulunduğu kentte, Plovdiv evleri, Osmanlı mimarisi ile Yunan, Bizans mimarilerinin harmanlanmasıyla yapılmış. UNESCO tarafından 2004&rsquo;ten beri koruma altında bulunuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Buram buram Osmanlı kokan Filibe&rsquo;de gezilecek yerlerden ilki Roman Stadium. Dzhumaya Square&rsquo;de eyer alan antik stadyum, Hadrian tarafından yapıldığı d&ouml;nemde 240 m uzunluğunda, 50 m genişliğinde ve 30 bin seyirci kapasitesine sahipmiş. Stadyumun hemen yanında yer alan Dzhumaya Mosque yani T&uuml;rk&ccedil;esiyle H&uuml;davendig&acirc;r Camii, Sultan 2. Murad tarafından 1364&rsquo;te burada bulunan Petka Tarnovska Kilisesi&rsquo;nin bulunduğu yere Bizans mimarisiyle yaptırılmış. Yapıldığı d&ouml;nemde adı Muradiye Camii olan yapı balkanlarda bulunan en eski cami olma &ouml;zelliğine sahip.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Filibe Old Town, kentin ilk yerleşim yeri. Arnavut kaldırımlı dar sokaklara sahip bu b&ouml;lgede, St. The Virgin Mary Cathedral, Ancient Roman Theatre, Church of St. Constantine and Helena, Hisar Kapia ve Regional Ethnographic Museum yer alıyor. Nebet Tepe ise Old Town&rsquo;ın sonunda yer alan bir arkeolojik sit alanı. Filibe&rsquo;yi panoramik olarak izleyebileceğiniz tepenin manzarası &ccedil;ok g&uuml;zel. Meri&ccedil; Nehri&rsquo;ne olduk&ccedil;a yakın bir mesafede bulunan Şahabettin İmaret Camii, 1445&rsquo;te 2. Murad d&ouml;neminde yaptırılmış. Kendisi caminin dışında bu b&ouml;lgeye han, hamam ve mutfaktan oluşan bir k&uuml;lliye inşa ettirmiş, ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze yalnızca bu camii ulaşmış. The Balabanov House ise, 19. y&uuml;zyılın başlarında Plovdiv&rsquo;in zengin t&uuml;ccarlarından Luka Balabanov&rsquo;un sahip olduğu ve yaşadığı ev. Son olarak Center for Contemporary Art, Roma İmparatorluğu d&ouml;neminde yapılmış, Osmanlı Devleti d&ouml;neminde hamama &ccedil;evrilmiş. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise &ccedil;ağdaş sanat m&uuml;zesi olarak hizmet veriyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:16px;">&nbsp; &nbsp; Filibe&rsquo;ye nasıl gidilir</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Filibe&rsquo;ye T&uuml;rkiye&rsquo;den direkt u&ccedil;uş bulunmuyor. Sofya&rsquo;ya bir u&ccedil;ak bileti alıp buradan trenle yaklaşık 2.5 saat s&uuml;ren bir yolculukla Filibe&rsquo;ye ge&ccedil;ebilirsiniz. Dilerseniz İstanbul&rsquo;dan kara yolu ile 11-12 saatte Filibe&rsquo;de olabilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Feb 2019 12:28:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/filibe-bulgaristan3af9ff6cfc440359bc31.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tuzla (Bosna Hersek)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/tuzla-bosna-hersek-6773</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/tuzla-bosna-hersek-6773</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:22px;">Tuzla, Saraybosna ve Banja Luka&rsquo;dan sonra Bosna-Hersek&rsquo;in &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; b&uuml;y&uuml;k şehridir. Adını şehir merkezinin altında bulunan tuz yataklarından alan şehrin ilk ismi Boşnak&ccedil;ada tuz anlamına gelen Soli&rsquo;ydi. Daha sonra Roma İmparatorluğu d&ouml;neminde Salinas olmuş; en son olarak Osmanlı egemenliğinde olduğu d&ouml;nem şehrin ismi T&uuml;rk&ccedil;eleşerek Tuzla olmuştur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tuzla Orta Avrupa&rsquo;nın tek tuz yatağına sahip olmasının yanı sıra Avrupa&rsquo;nın da en &ouml;nemli tuz yataklarına sahiptir. Kentte bug&uuml;n tuz &uuml;retiminin yapılmıyor olmasının nedeni zamanında yapılan kazılar, a&ccedil;ılan kuyular, t&uuml;nellerin tehlike arz etmeye başlaması ve &uuml;retim yerine zarar g&ouml;ren yapıların kurtarılmasına &ccedil;alışılmasıdır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tuzla, aynı ismi taşıyan Tuzlanski kantonun i&ccedil;erisinde yer alır.&nbsp;</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Majevica dağının eteklerinde, Jala nehrinin yakınlarındadır. Nispeten ılımlı denilebilecek karasal bir iklim g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Tuzla&rsquo;nın neolitik d&ouml;nemdeki varlığına ilişkin yeterince kanıt vardır. 6000 yıl &ouml;ncesine ait toplu yaşamla ilgili bulgular şehrin Avrupa&rsquo;nın en eski yerleşimlerinden biri olduğunu ortaya koyar.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Doğal g&uuml;zellikler, tarihi eserler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tuzla, doğal g&uuml;zelliklere sahip bir kent. Yakın &ccedil;evresindeki tuzlu su kaplıcaları y&uuml;zyıllardır kullanılıyor. Avrupa&rsquo;daki tek tuz g&ouml;l&uuml; olan Panonica g&ouml;l&uuml; ise şehir merkezinin hemen yanında. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k g&ouml;l, koyu mavi sularıyla halkın en &ccedil;ok vakit ge&ccedil;irdiği yerlerden biri ve turistlerin de ilgi odağı. Yaz aylarında piknik yapmak ya da serinlemek i&ccedil;in ideal.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tuzla&rsquo;da bir &ccedil;ok tarihi eser de yer alıyor. En g&ouml;ze &ccedil;arpanlar Osmanlı eserleri. &Ouml;rneğin, şehir merkezindeki Turalı Bey Camii 16. y&uuml;zyılda inşa edilmiş. G&ouml;z alıcı bir minaresi olsa da, dini bir yapıdan &ccedil;ok l&uuml;ks bir konutu andırıyor. Bulunduğu caddenin adı da &ldquo;Turalı Bey Caddesi&rdquo;. &ldquo;&Ccedil;arşı meydanı&rdquo;nda ise, yine 16. y&uuml;zyıldan kalma &ldquo;&Ccedil;arşı Camii&rdquo; var. &Ccedil;arşı meydanının &ldquo;&Ccedil;eşme&rdquo;si de &ccedil;ok &uuml;nl&uuml;. Osmanlı eseri olan &ccedil;eşme turistlerin en &ccedil;ok resim &ccedil;ektikleri yerlerden biri. Yine 16. y&uuml;zyıl &uuml;r&uuml;n&uuml; olan &ldquo;Sarina Camii&rdquo; de bronz şerefesi ile dikkat &ccedil;ekiyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tuzla&rsquo;da, 19. y&uuml;zyıl yapımı, g&ouml;rkemli bir de Ortodoks Kilisesi var. Neo-klasik tarzda inşa edilmiş. Şehir merkezinin hemen yakınında.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Bu b&ouml;lgedeki binalar genelde k&uuml;&ccedil;&uuml;k boyutlu. Farklı d&ouml;nemlerde ve farklı tarzlarda inşa edilmişler. Bazısı klasik, bazısı barok, bazısı da Avusturya-Macaristan tarzını yansıtıyor. Fakat hepsi inanılmaz bir uyum i&ccedil;inde ve tartışılmaz bir estetik sergiliyorlar. Şehrin i&ccedil;inden ge&ccedil;en Jala ırmağı&uuml;zerindeki Kipovi K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml; s&uuml;sleyen heykelleri de unutmamak l&acirc;zım.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tuzla nerededir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tuzla, Balkan Yarımadası&rsquo;nda bulunan Bosna-Hersek&rsquo;in bir şehridir. Tuzla Kantonu&rsquo;nun i&ccedil;inde yer alır, kuzeyde Majevica, g&uuml;neybatıda Ozren, Konjuh ve Javornic dağlarıyla &ccedil;evrilidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tuzla&rsquo;ya Ne Zaman Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Avrupa&rsquo;daki tek tuz g&ouml;l&uuml; olan Panonica G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml; g&ouml;rmek, şehrin tuzlu su kaplıcalarından faydalanmak gibi aktviteler i&ccedil;in yılın her mevsiminde Tuzla&rsquo;ya gidilebilir. Kışları soğuk ve kayak i&ccedil;in elverişli bir kent olsa da şehir, genel itibariyle ılıman bir havaya sahiptir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">&nbsp;</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tuzla&rsquo;ya Nasıl Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">T&uuml;rkiye&rsquo;den karayolu ile Tuzla&rsquo;ya varmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ancak bu, yaklaşık 13 saatlik bir yolculuk demektir. Dolayısıyla havayolunu tercih etmek daha akıllıca olacaktır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tercihini havayolundan kullananların, her ne kadar Tuzla&rsquo;da havaalanı olsa da T&uuml;rkiye&rsquo;den u&ccedil;uş olmadığı i&ccedil;in,uluslararası havayolu şirketleri ile Saraybosna&rsquo;ya u&ccedil;maları &ouml;nerilir. Saraybosna&rsquo;dan Tuzla&rsquo;ya yaklaşık iki saat s&uuml;recek bir kara yolculuğuyla varılabilir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tuzla Mutfağı</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze &ccedil;ok uluslu bir &uuml;lke olma &ouml;zelliğini taşına Bosna-Hersek&rsquo;in mutfağı da bu &ccedil;eşitlilikten nasibini almıştır. Cevapi, Boşnak b&ouml;reği, Klepe ve Pita ekmekleri &uuml;lkenin y&ouml;resel lezzetleri arasındadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tuzla Resmi Dili</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Bosna-Hersek&rsquo;te toplam 3 resmi dil konuşulmaktadır. Bunlar Boşnak&ccedil;a, Sırp&ccedil;a ve Hırvat&ccedil;adır. Tuzla&rsquo;da Boşnak halkın sayısı daha fazla olduğu i&ccedil;in en yaygın olarak konuşulan dil Boşnak&ccedil;adır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Bosna-Hersek sınırları i&ccedil;erisinde yer alan Tuzla şehrinin para birimi Konvertıbıl Mark&rsquo;tır. 1 TL yaklaşık 0,60 konvertıbıl markıdır.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jan 2019 18:21:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/tuzla-bosna-hersek8c6b35e4abe7716deb21.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tiflis Gürcistan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/tiflis-gurcistan-6635</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/tiflis-gurcistan-6635</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:22px;">Kafkas Dağlarının g&uuml;neyinde yer alan bir devlet.Kuzeyinde Rusya Federasyonu, g&uuml;neyinde Ermenistan ve T&uuml;rkiye, g&uuml;neydoğu ve doğuda azerbaycan, batısında Karadeniz yer alır. Abhaz ve Acar Muhtar cumhuriyetleri ile G&uuml;ney Osetya muhtar b&ouml;lgesi G&uuml;rcistan&rsquo;a bağlıdır.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tarihi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">G&uuml;rcistan&rsquo;da, insanlar &ccedil;ok eski devirlerden beri yaşamaktadır. Eski devirlerde Kafkasya metal işlemeciliğin beşiği sayılırdı. M.&Ouml;. 7. asırda Anadolu&rsquo;nun Kimmerler tarafından işgal edilmesiyle ka&ccedil;an kabilelerin Kura Vadisindeki yerli halklarla kaynaşmasından sonra b&ouml;lgede İberia Krallığı kuruldu. M.&Ouml;. 65&rsquo;te G&uuml;rcistan kıyıları Roma hakimiyetine girdi. 337&rsquo;de Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra G&uuml;rcistan uzun yıllar Bizans ve Pers imparatorlukları arasındaki harplere sahne oldu. Karadeniz kıyısındaki Lazika, Bizans; İberia da Pers hakimiyeti altına girdi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">M&uuml;sl&uuml;manlar 654&rsquo;te Tiflis&rsquo;i ele ge&ccedil;irerek b&ouml;lgede bir emirlik kurdular. Bagratlı neslinden olan Birinci Aşot, Abbasilerin ve Bizans&rsquo;ın b&ouml;lgedeki zayıflığından faydalanarak 886&rsquo;da İberia Kralı olduğunu ilan etti. 975&rsquo;te başa ge&ccedil;en &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Bagrat doğu ve batıda bulunan prenslikleri tek bir devlet altında topladı. İkinci David,Tiflis&rsquo;i M&uuml;sl&uuml;manlardan geri aldı.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Kura ırmağının iki kıyısına kurulmuş olan Tiflis, G&uuml;rcistan&rsquo;ın başkentidir. Eski zamanlarda İpek Yolu &uuml;zerinde yer alan Tiflis, aynı zamanda &uuml;lkenin end&uuml;stri, k&uuml;lt&uuml;r ve sosyal merkezidir. Bak&uuml;-Tiflis-Ceyhan boru hattı &uuml;zerinde yer alan şehir kaldırım taşlı caddeleri, kırmızı &ccedil;atılı evleri ve g&ouml;rkemli tarihi eserleriyle dikkat &ccedil;ekmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">N&uuml;fus : 1.350.000</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">İklim / Hava Durumu</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Kura ırmağının iki yakasında uzanan şehirde nemli ve yarı tropik bir iklim h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rmektedir. G&uuml;rcistan&rsquo;ın geneline g&ouml;re daha ılıman bir iklime sahiptir.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Nasıl Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">İstanbul&rsquo;dan Tiflis&rsquo;e direk u&ccedil;ak seferleri bulunmaktadır. U&ccedil;uş s&uuml;resi gidiş y&ouml;n&uuml;nde yaklaşık 2 saat 25 dakika, d&ouml;n&uuml;ş y&ouml;n&uuml;nde 2,5 saattir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;"><strong>Ne Zaman Gidilir?</strong><br />
	G&uuml;rcistan&rsquo;ın geneline g&ouml;re daha ılıman bir iklime sahip olan Tiflis&rsquo;e Nisan,mayıs, haziran, eyl&uuml;l ve ekim aylarında gidilmesi tavsiye edilir.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Yemek / Restoran / Ne Yenir Ne İ&ccedil;ilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Tiflis&rsquo;te hem yerel hem de Batı mutfağından s&ouml;z etmek m&uuml;mk&uuml;n. Yerel mutfağın en bilinen yemeği, sadece Tiflis&rsquo;te değil, diğer t&uuml;m G&uuml;rcistan kentlerinde de bulabileceğiniz &ldquo;ha&ccedil;apuri&rdquo;dir. Ha&ccedil;apuri, peynir ve yumurtanın yoğun olarak kullanıldığı bir t&uuml;r yemektir. Kolestrol&uuml; olanlar buna dikkat etmelidir. Bunun dışındaki yerel yemekler daha &ccedil;ok et ağırlıklıdır. Etle yapılan yemeklerin yanında &ccedil;oğunlukla patates servis edilmektedir. &Ouml;zellikle et yemeklerin yanında gelen &ouml;zel soslar &ccedil;ok lezzetli. Batı mutfağı ise &ouml;zellikle fast food &uuml;r&uuml;nleri ile kendini g&ouml;steriyor. Tiflis&rsquo;te &ccedil;ok taze meyve va sebze kullanıldığı i&ccedil;in meyve suları &ccedil;ok lezzetli. Fiyatları &ccedil;ok uygun olan bu meyve suları a&ccedil;ık ya da şişelenmiş olarak servis ediliyor. Tiflis&rsquo;te mutlaka G&uuml;rcistan şaraplarını da tatmanız &ouml;nerilmektedir.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">&Ouml;nemli Yerler / Gezilecek Yerler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Sololaki tepesi &uuml;zerindeki 3. y&uuml;zyılda inşa edilmiş olan Nariqala Kalesi&rsquo;nin kalıntıları. Bug&uuml;n ayakta kalan b&ouml;l&uuml;m b&uuml;y&uuml;k bir oranda 8. y&uuml;zyılda inşa edilmiş. Kale kalıntılarının &uuml;zerindeki &ldquo;G&uuml;rc&uuml;lerin Anası&rdquo; olarak adlandırılan Kartlis Deda heykeli. (Sol elinde dostlar i&ccedil;in bir tas şarap, sağ elinde ise d&uuml;şmanlara karşı bir kılı&ccedil; var) Kentin kuruluşunun 1500. yılı anısına 1958&rsquo;de yapılmış ve Tiflis&rsquo;in simgesi haline gelmiştir. Tiflis&rsquo;teki diğer &ouml;nemli yerler arasında botanik bah&ccedil;esi, eski merkezde yapımı 5. y&uuml;zyıla tarihlenen Sioni Katedrali (G&uuml;rc&uuml; Ortadokslar i&ccedil;in bu katedral en kutsal yapıların başında geliyor), eski merkezde 6. y&uuml;zyıl yapısı An&ccedil;iskati Bazilikası (Anchiskhati İng) ve 13. y&uuml;zyıl yapısı Metechi Kilisesi bulunur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">İpek Yolu, Tiflis&rsquo;ten de ge&ccedil;tiği i&ccedil;in, şehirde halen &ccedil;ok sayıda kervansaray da bulunmaktadır. Eski şehirdeki Abanotubani hamam b&ouml;lgesi, 17. y&uuml;zyılda inşa edilmiştir. Buradaki suların s&uuml;lf&uuml;r oranı y&uuml;ksek olduğundan suyun kemik ağrılarına, n&ouml;rolojik ve &uuml;rolojik problemlere, cilt hastalıklarına iyi geldiği s&ouml;yleniyor. Eski şehirdeki Garetubani b&ouml;lgesi. Bu b&ouml;lgede &ccedil;ok g&ouml;sterişli sayısız bina bulunur. &Uuml;nl&uuml; Rustavelis Gamziri caddesi de bu b&ouml;lgede yer almaktadır. 1,5 km uzunluğundaki caddenin bir ucu Tiflis &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k Meydanı, diğer ucu ise Cumhuriyet Meydanı&rsquo;dır. Bu cadde &uuml;zerindeki G&uuml;rcistan parlementosu, Kaşveti (Kashveti) Kilisesi, G&uuml;rc&uuml; Ulusal M&uuml;zesi, Paliaşvili Opera Evi, Rustaveli Akademi Tiyatrosu, G&uuml;rc&uuml; Bilimler Akademisi de g&ouml;r&uuml;lmesi gereken yerler arasındadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">K&uuml;lt&uuml;r, sanat ve sosyal yaşam Tiflis&rsquo;te &ccedil;ok &ouml;nemli bir yer tutuyor. Şehirde 33 tane tiyatro sahnesi var. En &ouml;nemli tiyatro sahnesi ise Gribojedov Tiyatrosu. 1845 yılında kurulmuş ve Rus dramaları oynanıyor. 1969 yılında kurulan devlet opera ve balesi de hem mimarisi hem de g&ouml;sterileri ile ka&ccedil;ırılmaması gereken yerlerden. Şehirdeki botanik bah&ccedil;e i&ccedil;erisinde doğa ile i&ccedil;i&ccedil;e bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapabilirsiniz. &Ccedil;ocuklu seyahat severler i&ccedil;i Tiflis&rsquo;te ka&ccedil;ırılmaması gereken yerler arasında Helden meydanındaki sirk bulunuyor. Bu sirk, Stalin d&ouml;neminde inşa edilmiş olan &ouml;nemli bir eğlence merkezi. Tiflis&rsquo;te g&uuml;nd&uuml;zleri Rustaveli bulvarı &uuml;zerindeki kentin en &ouml;nemli kafelerinde vakit ge&ccedil;irebilirsiniz. &Ouml;zellikle sanat&ccedil;ıların ve &ouml;ğrencilerin rağbet ettiği &ldquo;Vincent&rdquo; ve 1904 yılında kurulmuş olan geleneksel bir G&uuml;rc&uuml; kafesi &ldquo;Lagidsee&rdquo; en pop&uuml;ler olanlarıdır. Anchiskhati Bazilikası, Sioni Katedral Kilisesi, Narikala Hisarı ve 1851 yılında kurulan Paliashvili Opera Evi, başkentin mutlaka g&ouml;rmeniz gereken noktalarındandır.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Alışveriş / Ne Alınır?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Şehirde &ccedil;ok l&uuml;ks markalara ait b&uuml;y&uuml;k mağazalar ve &ccedil;eşitli butikler sokakları s&uuml;sl&uuml;yor. Tiflis&rsquo;teki en etkileyici hediyelik eşyalar el yapımı &uuml;r&uuml;nler, halı, seramik, ahşap oyma eşyalar ve şaraptır. Bunların tamamını antika mağazaları ve hediye d&uuml;kk&acirc;nlarında bulabilirsiniz. Şarap alacaksanız, sokak marketlerinde fiyatlar biraz daha uygundur. Şehir merkezine 14 km mesafede bulunan Lilo pazarı da vakti olanlar i&ccedil;in gezilebilecek &ouml;nemli bir merkez. Burada haftada iki g&uuml;n&uuml; toptan, diğer g&uuml;nler perakende satış yapılıyor.&Ouml;zellikle perşembe ve pazar g&uuml;n&uuml; &ccedil;ok kalabalık oluyor. 17 bin metrekarelik bir alan &uuml;zerine kurulu pazarda hemen her şeyi bulmak m&uuml;mk&uuml;n. Satılan &uuml;r&uuml;nlerin &ccedil;oğu tekstil &uuml;zerine.</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Tatiller / Bayramlar / &Ouml;nemli G&uuml;nler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Yeni Yıl (1 Ocak),Ortodoks Noeli (7 Ocak),Vaftiz G&uuml;n&uuml; (19 Ocak),Epiphany (19 Aralık),Uluslararası Kadınlar G&uuml;n&uuml; (8 Mart),Anma G&uuml;n&uuml; (9 Nisan),Kutsal Pazartesi (Mart/Nisan),Paskalya (Mart/Nisan),Bağımsızlık - Cumhuriyet G&uuml;n&uuml; (26 Mayıs),Saint George G&uuml;n&uuml; (23 Kasım),Aziz Meryem Ana G&uuml;n&uuml; (28 Ağustos),Mtshete (14 Ekim),Noel (24-25 Aralık)</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:22px;">Dikkat Edilmesi Gerekenler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:22px;">Kentin asıl adı &ldquo;Tbilisi&rdquo;dir. Bir efsaneye g&ouml;re Tiflis, M&Ouml; 5. y&uuml;zyılda ormanlarla kaplı bir yermiş. Bir g&uuml;n Kral Vahtang Gorgasal ava &ccedil;ıkmış, U&ccedil;an s&uuml;l&uuml;n&uuml;n peşine atmacasını salmış. Ama aradan zaman ge&ccedil;miş ne s&uuml;l&uuml;n ne de atmaca g&ouml;r&uuml;nmemiştir. Daha sonra ikisi de sıcak suya d&uuml;şm&uuml;ş olarak bulunmuşlar. Bu nedenle Kral burayı &ccedil;ok beğenmiş ve hemen bir kent kurmalarını emretmiş. Kente de, orada bulunan sıcak su anlamına gelen &ldquo;Tbilisi&rdquo; adı verilmiş. Eski Sovyetler Birliği d&ouml;neminde, uzun s&uuml;re &uuml;lkeyi y&ouml;neten Stalin, G&uuml;rc&uuml; asıllıydı. Bu nedemle G&uuml;rcistan&rsquo;a ve Tiflis&rsquo;e olduk&ccedil;a fazla yatırım yapmıştır. Tiflis, mimari ve gelişmişlik a&ccedil;ısından d&ouml;nemin en g&uuml;zel kentlerinden biriydi. Ancak, eski Sovyet rejimi yıkıldıktan sonra &ccedil;ok şiddetli bir i&ccedil; savaş başlamıştır. Bu nedenle şehirdeki bir &ccedil;ok eski bina harap olmuştur. N&uuml;fusun y&uuml;zde 80&rsquo;inin G&uuml;rc&uuml; olduğu Tiflis&rsquo;te y&uuml;zden fazla etnik grup yaşıyor.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jan 2019 17:11:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/tiflis-gurcistan822d4239b308eeac3bf1.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akçahisar-Kruja (Arnavutluk)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/akcahisar-kruja-arnavutluk-6490</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/akcahisar-kruja-arnavutluk-6490</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk&rsquo;ta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m en g&uuml;zel yerlerden biriydi. Osmanlı d&ouml;neminde Ak&ccedil;ahisar adıyla anılan bu tarih&icirc; kasaba, Arnavutluk&rsquo;un başkenti Tiran&rsquo;ın 20 km kuzeyinde, Kruya Dağlarının batı yamacında, verimli Fushe Kruje ovasına nazır bir yama&ccedil; &uuml;zerine kurulmuş, tarihi olduk&ccedil;a eskilere giden bir kasaba.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı hakimiyetinde 500 yıl kalmış Arnavutluk, aynı zamanda Osmanlı&rsquo;dan kopan son toprak par&ccedil;asıydı. Arnavutluk 1190&rsquo;da kuruldu ve Osmanlı buraya 1415&rsquo;de Ak&ccedil;ahisar&rsquo;ı alarak yerleşti. O y&uuml;zden bu topraklarda dolaşırken kendinizi hi&ccedil; de yabancı hissetmeyeceksiniz.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Fushe Kruje ovasına h&acirc;kim bir mevkide yer alan Kruja&rsquo;da İskender Bey M&uuml;zesi, Sarı Saltuk Derg&acirc;hı, Esad Toptan&icirc; Paşa Konağı, Kruja Kalesi, Dolma Baba Bektaş&icirc; Tekkesi, Osmanlı Hamamı, Murat Bey Camii gezilecek yerler arasında yer alıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ak&ccedil;ahisar Nerededir?</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">G&uuml;neydoğu Avrupa &uuml;lkesi Arnavutluk Cumhuriyeti&rsquo;nin orta kesiminde, Kurje Dağı&rsquo;nın eteklerinde 600 metre y&uuml;kseklikte konumlanan Ak&ccedil;ahisar, &uuml;lkenin başkenti Tiran&rsquo;a 20 ve Durres kentine 37 kilometre mesafede yer almaktadır. Kasaba, İshem Nehri ve Kruje Dağı arasında bulunmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ak&ccedil;ahisar&rsquo;a Nasıl Gidilir?</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ak&ccedil;ahisar&rsquo;a, &uuml;lkenin başkenti Tiran&rsquo;dan sık sık otob&uuml;s seferleri bulunmaktadır. Tiran şehir merkezindeki belediye binasının hemen yanındaki yoldan hareket eden otob&uuml;sler, Ak&ccedil;ahisar&rsquo;a doğrudan ulaşmanın en kolay yoludur. Yolculuk ortalama 45 dakika s&uuml;rmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Tiran&rsquo;a ulaşmak i&ccedil;in ise hava yolu tercih edilebilir. İstanbul&rsquo;dan Tiran&rsquo;a direkt u&ccedil;uşlar bulunmaktadır ve yolculuk yaklaşık 1 saat 45 dakika s&uuml;rmektedir. Tiran&rsquo;a İstanbul&rsquo;dan kara yolu ile de ulaşmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bu yolla seyahat etmek biraz daha uzundur ve yaklaşık 15 saat s&uuml;rmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ak&ccedil;ahisar (Kruja),&nbsp; Bektaşi Tekkesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sarı Saltuk Dede k&uuml;lt&uuml; etrafında odaklanan bir Bektaş&icirc; tarikat merkezi olarak da Kruja &ouml;nemli bir coğrafya. Tekkenin bah&ccedil;esinde yaşlı bir zeytin ağacının Arnavut Milli kahramanı olarak g&ouml;r&uuml;len İskender Bey tarafından dikildiği s&ouml;yleniyor. Balkanlarda İslamiyet&rsquo;in yayılmasında bu coğrafyadaki bu gibi Tekkelerin &ouml;nemli bir payı var.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ak&ccedil;ahisar (Kruja),&nbsp; Kalesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiş kale, 600 metre rakıma sahip Kruja&rsquo;nın en y&uuml;ksek noktasına kurulmuş. Şehrin ortasındaki Fatih Camii 1478&rsquo;de Ak&ccedil;ahisar Kalesi&rsquo;nde inşa edilmiş. Her yanı sarp kayalıklarla &ccedil;evrili kale 800 metre uzunluğunda bir alan ve bunu &ccedil;evreleyen surlara sahip. Orta&ccedil;ağ devri şehir b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınca kalabalık bir n&uuml;fusa ev sahipliği yaptığı anlaşılıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Esad Toptan&icirc; Paşa Konağı</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kale i&ccedil;indeki Esad Toptan&icirc; Paşa&lsquo;nın bir m&uuml;ze haline getirilmiş konağını g&ouml;rmeye değer. Toptan&icirc; Paşa&rsquo;nın1910&rsquo;lu yıllarda kurduğu Orta Arnavutluk Cumhuriyeti burayı mesken etmişti. Osmanlı Arnavut asker ve siyaset&ccedil;i Toptan&icirc; Paşa, Balkan Savaşları&rsquo;ndan sonra Balkan Birliği&rsquo;ne destek vererek, Sırbistan&rsquo;ın da yardımıyla orta Arnavutluk&rsquo;ta Merkezi Arnavutluk Cumhuriyeti adı verilen bir devlet kurmuştu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bu konak Etnografya m&uuml;zesi olarak kullanılıyor. Un değirmeni, zeytinyağı &ccedil;ıkarma d&uuml;zeneği, demircilik işlevi i&ccedil;in k&ouml;r&uuml;k ve &acirc;letler, su buharı ile ısıtılan aile hamamı, kumaş dokuma tezg&acirc;hı gibi bir &ccedil;ok ihtiya&ccedil;&ccedil;a cevap verecek donanımlara sahip.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Eski Osmanlı &Ccedil;arşısı</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kalenin giriş kısmında uzayan &ccedil;arşı ise tam bir Anadolu havası estiriyor. Bu &ccedil;arşının ne kadar g&uuml;zel olduğunu ancak yavaş yavaş y&uuml;r&uuml;y&uuml;p gezdiğinizde anlayabiliyor insan. Balkanlar coğrafyasında bu tip &ccedil;arşılara sık sık rastlayabiliyorsunuz. Balkanlar gezimde Mostar&rsquo;da Saraybosna&rsquo;da Ohrid ve &Uuml;sk&uuml;p&rsquo;te benzer &ccedil;arşıları g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Nov 2018 12:27:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/akcahisar-kruja-arnavutluk20f5e7073a08aab4d778.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avlonya</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/avlonya-6347</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/avlonya-6347</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;Vlore, Arnavutluk&rsquo;un en b&uuml;y&uuml;k b&uuml;y&uuml;k şehirlerinden biridir ayrıca Durres&rsquo;ten sonra en b&uuml;y&uuml;k ikinci liman şehridir. Şehir Vlore B&ouml;lgesinde yer almaktadır. Vlore Adriyatik Denizi&rsquo;ndeki Vlore K&ouml;rfezi&rsquo;nde yer alır ve neredeyse tamamen dağlarla &ccedil;evrilidir. N&uuml;fusu 79,948dir. 28 Kasım 1912&rsquo;de Arnavutluk Bağımsızlık Bildirgesi bu şehirde ilan edilmiştir. Şehir kısa bir s&uuml;reliğine de olsa Arnavutluk başkenti olmuştur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Vlore, g&uuml;neybatı Arnavutluk&rsquo;un en &ouml;nemli ekonomik ve k&uuml;lt&uuml;rel merkezidir, Avlonya ve Vlore &Uuml;niversitesi, Vlore Limanı&rsquo;na ev sahipliği yapmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Vlore limanı, İtalya&rsquo;daki Bari Limanı&rsquo;na en yakın limandır ve Salento kıyılarına sadece 70 deniz mili (130 km) uzaklıktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Vlore,&nbsp; balık&ccedil;ılık ve sanayi sekt&ouml;r&uuml; ile olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir liman ve ticaret merkezi olmaya devam etmektedir. &Ccedil;evresindeki b&ouml;lgede petrol, doğal gaz, bit&uuml;m ve tuz &uuml;retilir. Vlore, zeytin ve meyve ağa&ccedil;larının &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli dikimi ile bir tarım merkezi olarak &ouml;nemli derecede b&uuml;y&uuml;d&uuml;. Aynı zamanda gıda işleme ve petrol ihracat merkezi olarak da &ouml;neme sahiptir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Turizm son yıllarda bir &ccedil;ok otel ve eğlence merkezi ile birlikte &ouml;nemli bir sekt&ouml;r haline gelmiştir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sasan adası ve Karaburun yarımadası ile &ccedil;evrili bir k&ouml;rfezin kıyısında yer alır. B&uuml;y&uuml;k ve g&uuml;venli limanı ile tarih boyunca &ouml;nemini koruyan şehrin Antik&ccedil;ağ&rsquo;lardaki ismi Aulon&rsquo;dur. Daha sonra buraya Arnavutlar Vlor&euml;, İtalyanlar Valona, Osmanlılar da Avlonya adını vermişlerdir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Eski&ccedil;ağ&rsquo;lardan beri bir yerleşim merkezi olan şehir, muhafazalı limanı sayesinde Roma İmparatorluğu&rsquo;nun yıkılışından sonra da ayakta kalmayı başardı. Orta&ccedil;ağ&rsquo;larda Avlonya hemen yakınındaki, sahile bakan 370 m. y&uuml;ksekliğindeki dağın tepesinde yer alan Kanina Kalesi ile birlikte &ouml;nemli bir ge&ccedil;it mevkii olarak &ouml;n plana &ccedil;ıktı. 1417&rsquo;de Osmanlılar &uuml;lkenin i&ccedil; kesimindeki Berat şehri ve Kanina Kalesi ile birlikte burayı h&acirc;kimiyetleri altına aldılar. Bir yıl sonra Venedikliler&rsquo;in şehri alma teşebb&uuml;sleri başarısızlıkla sonu&ccedil;landı. Osmanlı h&acirc;kimiyeti sağlamlaştırıldıktan sonra burada bir sancak kuruldu. Aynı adı taşıyan sancağın merkezini teşkil eden Avlonya, Osmanlılar&rsquo;ın Adriyatik sahillerindeki ilk limanı olması sebebiyle ayrı bir &ouml;nem kazandı. Burada bir tersane kuruldu, ayrıca Osmanlı donanmasının Akdeniz&rsquo;de girişeceği harek&acirc;tlar i&ccedil;in m&uuml;him bir &uuml;s haline getirildi. Kefalonya, Zaklisse (Zakynthos) ve Ayamavra&rsquo;nın (Levkas) fethinde &ouml;nemli rol oynadı. 1480&rsquo;de G&uuml;ney İtalya&rsquo;ya sefere &ccedil;ıkan Gedik Ahmed Paşa hazırlıklarını burada tamamladı. 1492&rsquo;de Himara isyanının bastırılmasında &uuml;s olarak kullanıldı. &Uuml;s vazifesi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; son Osmanlı harek&acirc;tı, 1537&rsquo;de Kan&ucirc;n&icirc; Sultan S&uuml;leyman&rsquo;ın bizzat idare ettiği Korfu (K&ouml;rfez) Seferi oldu. Bu sefer sırasında Kan&ucirc;n&icirc; bir m&uuml;ddet burada ikamet etti. Osmanlılar ayrıca şehrin civarında bazı d&uuml;zenlemelerde de bulundular. İlk defa 1474&rsquo;te şehrin yakınındaki Vijose nehrinin denize d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; yerde oluşan bataklığı kanal a&ccedil;mak suretiyle kurutmaya &ccedil;alıştılar. Daha sonra 1551&rsquo;de aynı maksatla şehrin yanında hastalık kaynağı olan Terbufi bataklığına kanallar a&ccedil;tılar. Bu &ccedil;alışmaya ait masrafları g&uuml;nl&uuml;k olarak g&ouml;steren Muhasebe Defteri bug&uuml;n Başbakanlık Osmanlı Arşivi&rsquo;nde bulunmaktadır (BA, MAD, nr. 55).&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Avlonya&rsquo;da kale inşası 1537&rsquo;de Kan&ucirc;n&icirc;&rsquo;nin emriyle başladı ve muhtemelen 1542-43&rsquo;te tamamlandı. Bu kale sekizgen şeklinde olup d&ouml;rt hektarlık bir sahayı kaplamaktaydı. Ayrıca kale i&ccedil;ine b&uuml;y&uuml;k bir kule inşa edilmiş, buraya da toplar yerleştirilmiştir. Kule, Sel&acirc;nik&rsquo;in meşhur Beyaz Kule&rsquo;si tarzındaydı. Kaleyi etraflı şekilde anlatan Evliya &Ccedil;elebi, mimarının Koca Sinan olduğunu belirtirse de bu bilgi kesin olarak doğrulanmamaktadır. Evliya &Ccedil;elebi kaleyi Balkanlar&rsquo;daki ve Macaristan&rsquo;daki benzerleriyle karşılaştırırken buranın ortasında bir cami bulunduğunu yazarak kit&acirc;besini dikkatli bir şekilde kaydetmektedir. Kit&acirc;beye g&ouml;re cami, daha &ouml;nce mevcut olan Şeyh Y&acirc;kub Efendi Mescidi yerinde Kan&ucirc;n&icirc; tarafından inşa ettirilmiştir. Avlonya Temmuz-Ağustos 1638&rsquo;de bir Venedik saldırısına uğradı. Avlonya Limanı&rsquo;na sığınan on altı kadar Tunus ve Cezayir gemisini takip eden Marino Capello emrindeki otuz gemilik Venedik donanması bu gemileri yaktığı gibi Avlonya&rsquo;yı topa tuttu. Bu hadise Osmanlılar&rsquo;ı Venedik ile savaş durumuna getirdi ise de uzun m&uuml;zakerelerden sonra Venedik&rsquo;in 30.000 duka altın tazminat vermeyi kabul etmesi ile durum yatıştı (Temmuz 1639). Venedik saldırısını ve şehrin umumi g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml; tasvir eden b&uuml;y&uuml;k bir sulu boya tablo bug&uuml;n Venedik&rsquo;te bulunmaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Avlonya XVII. y&uuml;zyılda &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de m&uuml;sl&uuml;man n&uuml;fusa sahip oldu. Bunların &ccedil;oğu m&uuml;htedi Arnavutlar&rsquo;dı. Evliya &Ccedil;elebi, şehrin İsl&acirc;m&icirc; karakterinin ağır bastığı bu d&ouml;nemi hakkında etraflı bilgi vermektedir. Onun belirttiğine g&ouml;re, etrafı a&ccedil;ık bir yerleşme yeri olan Avlonya yeşil &ccedil;imenler, bah&ccedil;eler, bağlar, kestane, zeytin, incir, limon ağa&ccedil;ları ile &ccedil;evrili idi ve şehir bir&ccedil;ok mahalleye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Bunların arasında H&uuml;nk&acirc;r Camii, Mumcuz&acirc;de, Tabaklar, H&uuml;seyin Ağa, Mahkeme, &Ccedil;arşı mahalleleri en dikkati &ccedil;ekenlerdi. Bu mahallelerin her birinde cami vardı. Bunlardan sadece Kan&ucirc;n&icirc; Sultan S&uuml;leyman Camii kubbeli ve &uuml;zeri kurşun kaplıydı. Şehirde bedesten yoktu, fakat &ccedil;eşitli d&uuml;kk&acirc;nlarda her şey satılırdı. Şehirde ayrıca beş mektep, &uuml;&ccedil; tekke mevcuttu. Avlonya aynı zamanda Arnavutluk&rsquo;un en eski Bektaş&icirc; merkezlerinden biridir. Ancak Evliya &Ccedil;elebi bu hususa &ccedil;ok az temas eder ve sadece Şeyh Y&acirc;kub Tekkesi&rsquo;ni etraflı olarak anlatır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1690&rsquo;daki ge&ccedil;ici Venedik işgalinden sonra Avlonya XVIII. y&uuml;zyılda gittik&ccedil;e gerilemeye başladı. XIX. y&uuml;zyılda Osmanlı Devleti&rsquo;nin idar&icirc; d&uuml;zenlemeleri sonucu sancak merkezi olma &ouml;zelliğini de kaybederek yeni teşkil edilen Yanya vil&acirc;yetinin bir kaza merkezi haline geldi. Bu sıralarda kasabayı ziyaret eden Arnavut dili ve Arnavutluk ilmi incelemelerinin kurucusu Georg von Hahn, burayı geri, orman i&ccedil;ine serpiştirilmiş 400 h&acirc;neden ibaret perişan bir kasaba olarak tasvir eder ve yedi minarenin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirtir. 1306 (1888-89) tarihli Yanya Vil&acirc;yeti Saln&acirc;mesi&rsquo;nde burada yalnızca 490 ev ve dokuz hanın mevcut olduğu yazılıdır. Avlonya kazası ise 22.577 m&uuml;sl&uuml;man, 3316 hıristiyan-Ortodoks n&uuml;fusa sahipti. Bu rakamlar yerli n&uuml;fusun hemen hemen tamamıyla İsl&acirc;mlaştığını g&ouml;sterir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı ordularının acı mağl&ucirc;biyete uğradığı Balkan Savaşı sırasında burası Arnavut milliyet&ccedil;ilerinin merkezi oldu. İsm&acirc;il Kemal Vlore&rsquo;nin liderliğindeki Arnavut milliyet&ccedil;ileri, Avlonya&rsquo;daki bir evin balkonundan bağımsızlıklarını il&acirc;n ettiler. Avlonya I. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nın patlak vermesine kadar da Arnavutluk&rsquo;un merkezi olarak kaldı. Savaştan sonra İtalyanlar burayı Balkanlar&rsquo;a yayılmak yolunda &ouml;nemli bir hareket &uuml;ss&uuml; olarak g&ouml;rd&uuml;ler. Fakat İtalyan kuvvetleri Arnavut milisler tarafından geri p&uuml;sk&uuml;rt&uuml;ld&uuml;. Milletlerarası anlaşmalar Avlonya&rsquo;nın Arnavutluk&rsquo;a iadesini sağladı. II. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nda şehir ge&ccedil;ici bir s&uuml;re i&ccedil;in tekrar yabancı işgaline uğradı ve bundan sonraki kırk yıl i&ccedil;inde s&uuml;ratli bir gelişme ve değişme d&ouml;nemi ge&ccedil;irdi. Kasaba ve liman tamamıyla modern hale getirildi. Osmanlılar&rsquo;ın kurutmaya &ccedil;alıştıkları Terbufi bataklığı verimli bir sahaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;ld&uuml;. N&uuml;fus ise 50.000&rsquo;e y&uuml;kseldi. Şehir modernleştirilirken, İsl&acirc;m&icirc; karakteri de yok edildi ve bir&ccedil;ok din&icirc; bina yıkıldı. Bu eserlerden bug&uuml;ne &ccedil;ok az şey kaldı. Yalnız Kan&ucirc;n&icirc; Sultan S&uuml;leyman Camii dikkatli bir şekilde restore edildi ve b&ouml;ylece şehrin eski İsl&acirc;m&icirc; ge&ccedil;mişiyle ilgili tek g&ouml;r&uuml;n&uuml;r bağ bırakılmış oldu.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk Vizesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk ve T&uuml;rkiye arasındaki vize anlaşmasına bağlı olarak bu &uuml;lkeye girişler i&ccedil;in vize almaya gerek yoktur. S&ouml;z konusu Anlaşma T&uuml;rkiye ve Arnavutluk vatandaşı diplomatik, hususi, hizmet ve umuma mahsus pasaport hamillerinin, birbirlerinin &uuml;lkesine, her altı ay i&ccedil;inde ilk giriş tarihinden itibaren doksan (90) g&uuml;n&uuml; aşmayan bir s&uuml;re i&ccedil;in veya transit ge&ccedil;iş maksadıyla vize almadan girebilmelerini &ouml;ng&ouml;rmektedir.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Oct 2018 18:26:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/avlonya6ae9a9722fcd4718003a.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yanya (Yunanistan)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/yanya-yunanistan-6256</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/yanya-yunanistan-6256</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı İmparatorluğu geniş coğrafyasında onlarca farklı dil, ırk, k&uuml;lt&uuml;r ve dinin renklerini birlik ve barış i&ccedil;inde korumayı başarmış nadir devletlerdendir. Medeniyetin doruklarına ulaştığımız(!) bu asırda, tatlı bir hayale d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş bir arada yaşama k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; asırlar &ouml;nce hayata ge&ccedil;irmiştir. 1913 yılına kadar bir Osmanlı vilayeti olan Yanya, din&icirc; ve k&uuml;lt&uuml;rel &ccedil;eşitliliğe verilebilecek en g&uuml;zel &ouml;rneklerden biridir. Epir b&ouml;lgesi olarak tanımlanan ve bug&uuml;n&uuml;n Kuzeybatı Yunanistan&rsquo;ı ile G&uuml;neydoğu Arnavutluk&rsquo;unu i&ccedil;ine alan Yanya vilayeti Preveze, Reşadiye (Aydonat), Yanya, Ergiri ve Berat sancaklarından oluşmaktaydı. Yaklaşık olarak 20 bin n&uuml;fusun yaşadığı bu dağlık coğrafyada M&uuml;sl&uuml;manlar (&ccedil;oğunluğu Arnavutlar ve T&uuml;rklerden oluşur) ile Hıristiyan Ortodoks Yunanlılar hemen hemen eşit sayıdayken, 3 bin kadar da Yahudi yaşamaktaydı. Değişik k&uuml;lt&uuml;rlerin i&ccedil; i&ccedil;e yaşadığı Yanya vilayeti, 20. y&uuml;zyılın ilk &ccedil;eyreğine, hatta m&uuml;badele yıllarına kadar bu &ouml;zelliklerini korumuştu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Ccedil;ınar ağa&ccedil;ları s&uuml;sl&uuml;yor caddeleri</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1431&rsquo;de, II. Murat zamanında Osmanlı y&ouml;netimine ge&ccedil;en kent, Balkan savaşlarında Osmanlı&rsquo;dan ayrıldı. Beş asırlık Osmanlı hakimiyeti ise kente silinmeyen izler kattı. Osmanlı d&ouml;neminde Balkanların en &ouml;nemli merkezlerinden biri olan Yanya, bug&uuml;n &ccedil;ok sayıda Osmanlı eserine de ev sahipliği yapıyor. Osmanlı&rsquo;dan miras camiler, medreseler, idari binalar, kentin 500 yıllık Osmanlı ge&ccedil;mişini g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor. Ali Paşa Camii, Fethiye Camii ve kentin merkezindeki, adını Yanyalı Ali Paşa&rsquo;nın oğlundan alan Veli Paşa Camii bu eserlerden sadece birka&ccedil;ı. Osmanlı mimarisinden izler taşıyan evler de kentin tarihine anlam katıyor.&nbsp; Osmanlı&rsquo;dan Yanya&rsquo;ya kalan bir başka &ouml;nemli miras ise &ccedil;ınar ağa&ccedil;ları. Osmanlı&rsquo;nın fethettiği kentlere &ccedil;ınar ağacı dikme geleneği Yanya&rsquo;da da kendini g&ouml;steriyor. Kentin meydanlarında, caddelerinde y&uuml;kselen bu dev &ccedil;ınarlar asırlardır sakinlerine kol kanat geriyor. Osmanlı d&ouml;neminde pazarların kurulduğu, girişinde ziyaret&ccedil;ilerden para alınan cadde şimdi lokanta ve kafeteryalara ev sahipliği yapıyor. Ancak d&ouml;nemin zanaatkarlarının taş duvarlı d&uuml;kkanları bug&uuml;n farklı bir şekilde de olsa varlıklarını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor. Kentteki zanaatkarların el emeği g&ouml;z nuru eserleri ise vitrinleri s&uuml;sl&uuml;yor. Yanya&rsquo;nın meşhur g&uuml;m&uuml;ş iş&ccedil;iliği vitrinlerdeki, takı ve eşyalarında kendini g&ouml;steriyor. Ahşap iş&ccedil;iliğinin en g&uuml;zel &ouml;rnekleri arasında ise bastonlar yer alıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">G&ouml;l&uuml;n ortasındaki adada bir m&uuml;ze ev</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Doğal ve tarihi zenginlikleri ile dikkat &ccedil;eken Yanya, bug&uuml;n ziyaret&ccedil;ilerine huzurlu, keyifli saatler ve tarih y&uuml;kl&uuml; bir seyahat vadediyor. Kentin merkezindeki Pamvotida G&ouml;l&uuml; huzurlu anlar ge&ccedil;irmek isteyenlerin başlıca adreslerinden... G&ouml;l&uuml;n etrafında sıralanan kafetarya, lokanta ve parklar g&uuml;n&uuml;n her saati ziyaret&ccedil;ilerle doluyor. Balık tutmak ve &ccedil;ocuklarıyla vakit ge&ccedil;irmek isteyen aileler g&ouml;l kenarında buluşuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Yanya&rsquo;nın incisi Pamvotida G&ouml;l&uuml;&rsquo;nde tekne ile &ccedil;ıkılan yolculuk ise ziyaret&ccedil;ileri alışılmadık g&uuml;zellikte bir adaya ulaştırıyor. G&ouml;l&uuml;n ortasındaki bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k ada Yanyalı Ali Paşa&rsquo;nın yaşadığı son eve de ev sahipliği yapıyor. Ali Paşa son g&uuml;nlerini buradaki yazlık evinde ge&ccedil;irdi. Ev, bug&uuml;n ziyaret&ccedil;ilerini Osmanlı m&uuml;ziği eşliğinde bekliyor. Bu ev, hem Osmanlı tarihi hem de yanya tarihi i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Evin avlusu son derece bakımlı ve &ccedil;i&ccedil;eklerle bezeli. Ali Paşa&rsquo;nın bu evin avlusunda &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; s&ouml;yleniyor. Evin i&ccedil; kısmında &ouml;zel eşyalarının yanısıra, g&uuml;nl&uuml;k ihtiya&ccedil;lar i&ccedil;in kullanılan bakır ve g&uuml;m&uuml;ş ev aletlerinden silahlara kadar d&ouml;nemin yaşam bi&ccedil;imini anlatan eşyalar da m&uuml;ze de sergileniyor. Silahlara &ouml;zel bir ilgisi olan Ali Paşa&rsquo;nın &ouml;zel g&uuml;m&uuml;ş işlemeli t&uuml;feği m&uuml;zenin en &ccedil;ok ilgi &ccedil;eken par&ccedil;ası. Ali Paşa&rsquo;ya hediye edilen 1804 yapımı silah ince el iş&ccedil;iliği ile dikkat &ccedil;ekiyor. O d&ouml;neme ait el yapımı, g&uuml;m&uuml;ş işlemeli silahlar ve kılı&ccedil;lar, han&ccedil;erler m&uuml;zede yanyana yer alıyor. İznik&rsquo;ten ve K&uuml;tahya&rsquo;dan gelen seramik eşyalar da m&uuml;zenin en &ccedil;ok ilgi &ccedil;ekenleri arasında. D&ouml;neme ait kıyafetlerin sergilendiği &ouml;zel odada zamanın giyiniş tarzı da ortaya koyuluyor. Yanya&rsquo;nın meşhur g&uuml;m&uuml;ş iş&ccedil;iliği ile bezeli kemerler, takılar ve aksesuarlar da g&ouml;z dolduruyor. Bug&uuml;n m&uuml;zeye gelen t&uuml;rk ziyaret&ccedil;iler de m&uuml;zede g&ouml;rd&uuml;kleri tarih karşısında duygulu anlar yaşıyor. M&uuml;ze, T&uuml;rk ziyaret&ccedil;ilere, atalarının bu topraklardaki ge&ccedil;mişini hatırlatıyor.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">İ&ccedil; kale, devlet idaresinin merkezi oldu</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı d&ouml;neminde m&uuml;sl&uuml;manların, hristiyanların ve yahudilerin birarada yaşadığı kent tarihi ve k&uuml;lt&uuml;rel a&ccedil;ıdan da b&uuml;y&uuml;k bir zenginliğe sahip. Tarih dolu Yanya&rsquo;da eski şehri &ccedil;evreleyen surlar ve kale m.s. 6. yy&rsquo;da Bizans imparatoru Justinyen tarafından yaptırıldı. Ali Paşa d&ouml;neminde ise bu surlar i&ccedil;erisinde kalan ve bug&uuml;n h&acirc;l&acirc; T&uuml;rk&ccedil;e ismiyle &ldquo;i&ccedil; kale&rdquo; olarak anılan alan devlet idaresinin merkezi oldu. Ali Paşa, Balkanları buradan verdiği talimatlarla y&ouml;netti. İ&ccedil; kalenin girişinde bulunan Osmanlı tuğrası kaleye damgasını vuruyor. Kale kapısının &uuml;zerinde bulunan Osmanlıca kitabe ise bug&uuml;n h&acirc;l&acirc; i&ccedil; kaleye giren ziyaret&ccedil;ileri selamlıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1789&rsquo;dan sonra inşa edilen ve Yanyalı Ali Paşa tarafından kullanılan yapı da bug&uuml;n Ali Paşa&rsquo;nın sarayı ismi ile anılıyor. Bug&uuml;n saraydan geriye &ccedil;ok birşey kalmasa da &ccedil;ok katlı ve odalı olduğu biliniyor. Ali Paşa&rsquo;nın &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra saray 1870&rsquo;e kadar idari bina olarak kullanıldı. 1870&rsquo;de yangında zarar g&ouml;ren binanın yerine daha sonra askeri bir hastane inşa edildi ama o da 2. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nda bombalandı. İ&ccedil; kale, Fethiye Camii gibi tarihi unsurlarıyla da dikkatleri &ccedil;ekiyor. Fethiye Camii, Osmanlı&rsquo;nın yanya&rsquo;da inşa ettiği ilk idabethane olma &ouml;zelliğini de taşıyor. İlk kez 1430&rsquo;da mescit olarak minaresiz inşa edilen mescit, 1795&rsquo;te Ali Paşa&rsquo;nın isteği &uuml;zerine bug&uuml;nk&uuml; şeklini aldı. 18. yy boyunca ise i&ccedil; kalenin ibadet merkezi oldu. Pamvotida G&ouml;l&uuml;&rsquo;ne tepeden bakan ve eşsiz bir manzaraya sahip olan caminin etrafında ise Osmanlı d&ouml;nemine tanıklık etmiş dev &ccedil;ınarlar y&uuml;kseliyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Fethiye Camii&rsquo;nin hemen yanıbaşında yer alan t&uuml;rbe ise Ali Paşa&rsquo;ya ait. Başı kesilip İstanbul&rsquo;da sultana sunulan Ali Paşa&rsquo;nın başsız bedeni 1822&rsquo;de buraya, eşi Emine&rsquo;nin yanına g&ouml;m&uuml;ld&uuml;. T&uuml;rbeyi &ccedil;evreleyen demir kafes İkinci D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nda &ccedil;ıkarılıdıysa da, 1999&rsquo;da orijinaline sadık kalınarak tekrar yapıldı. Fethiye camii&rsquo;nin hemen yanı başında bir zamanlar silah ve m&uuml;himmat deposu olarak kullanılan yapı yer alıyor. İ&ccedil; kalenin dar, taş sokaklarında bug&uuml;n birbirinden g&uuml;zel mimari &ouml;ğelere sahip evler bulunuyor. Tek katlı veya en fazla iki katlı olan bu yapılar, Osmanlı mimarisinden de izler taşıyor. Farklı bir mimari yapıya izin verilmeyen b&ouml;lgede ge&ccedil;mişin tınısı hissediliyor. İ&ccedil; kalenin sokaklarında atılan her adım ziyaret&ccedil;ilere kendini eski bir hikayenin kahramanı gibi hissettiriyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Aslan Paşa Camii m&uuml;zeye &ccedil;evrilmiş</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bug&uuml;n Belediye M&uuml;zesi olarak kullanılan Aslan Paşa Camii ise Yanya&rsquo;daki en iyi korunmuş ve en dikkat &ccedil;ekici Osmanlı eserleri arasında yer alıyor. Cami, mimarisi, taş duvarları, Pamvotida G&ouml;l&uuml;n&uuml;n kıyısındaki konumu ile eşsiz bir g&uuml;zellik sergiliyor. B&ouml;lgede yaşanan isyanların ardından caminin Aslan Paşa tarafından 1618 yılında inşa ettirilmesi, Osmanlının b&ouml;lgedeki hakimiyetini de vurgulama amacını da taşıyordu. Bug&uuml;n, g&ouml;le ve şehrin b&uuml;y&uuml;k bir kısmına hakim konumu ile şehrin b&uuml;y&uuml;k bir kısmından g&ouml;r&uuml;lebiliyor bu cami.&nbsp; Aslan Paşa Camii&rsquo;nde sergilenen eski eşya ve eserler b&ouml;lgede osmanlı d&ouml;neminde var olan &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; de g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne seriyor. Caminin i&ccedil; kısmında m&uuml;sl&uuml;manlara ait eşya ve eserler sergilenirken giriş kısmının sağında hristiyanlara, solunda ise yahudilere ait eşyalar yer alıyor. İ&ccedil; s&uuml;slemeleri bug&uuml;n h&acirc;l&acirc; g&ouml;z kamaştıran camide de Osmanlı d&ouml;neminden kalmış Kur&rsquo;an-ı Kerim ve &ccedil;eşitli kitaplar bulunuyor. Buradaki bakır ve g&uuml;m&uuml;ş eşyalar ise Yanya tarihinde demir ve bakır iş&ccedil;iliğinin ne denli ilerlemiş olduğuna bir kanıt olarak ziyaret&ccedil;ilerle buluşuyor. Caminin hemen yanı başında b&uuml;y&uuml;k bir medrese bulunuyor. Osmanlı d&ouml;neminde nice &acirc;limler yetiştirmiş olan bu medrese bug&uuml;n sadece dışarıdan g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Medresenin hemen yanında bir mutfak ve aşevinden geriye kalanlar bulunuyor.&nbsp; Bug&uuml;n h&acirc;l&acirc; ayakta olan bir başka Osmanlı eseri ise, Aslan Paşa Camii&rsquo;nin hemen alt kısmında yer alan b&uuml;y&uuml;k Osmanlı k&uuml;t&uuml;phanesi. Bug&uuml;n kapalı olan k&uuml;t&uuml;phane Osmanlı&rsquo;nın eğitime verdiği &ouml;neme de işaret ediyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Tepedelenli Ali Paşa Kimdir?&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">OSMANLI İmparatorluğu&rsquo;nun kendisi i&ccedil;in &ldquo;anavatan&rdquo; olan Balkanlar&rsquo;ı kaybetmesinin sebeplerinden biri. Tepedelenli Ali Paşa&rsquo;nın 18. asrın sonlarında başlattığı bağımsızlık hareketi ve bu hareketin etkisi ile patlayan Mora İsyanı&rsquo;dır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">K&uuml;tahya&rsquo;dan Balkanlar&rsquo;a g&ouml;&ccedil;eden bir aileye mensup olan olan Yanya Valisi Tepedelenli Ali, 1744&rsquo;te doğdu. Babasını erken yaşta kaybetti. Hırslı ve hır&ccedil;ındı. &Ccedil;ocuk denebilecek yaşta &ccedil;ete &ccedil;alışmalarına katıldı. Birka&ccedil; sene i&ccedil;erisinde &ccedil;etelerden birinin reisi oldu, diğer &ccedil;etelerle seneler boyu devam eden m&uuml;cadelesi İstanbul&rsquo;un da dikkatini &ccedil;ekince ardarda makam sahibi oldu. Tepedelenli&rsquo;nin r&uuml;tbesi zamanla vezirliğe y&uuml;kseltildi, koskoca bir garnizon emrine verildi ve Paşa oğullarını da devlet hizmetine alıp vali yaptırmaya başladı. Ama elde ettiği g&uuml;&ccedil; zamanın h&uuml;k&uuml;mdan İkinci Mahmud&rsquo;u endişeye sevkedince oğulları ile beraber azledildi ve bunun &uuml;zerine isyan bayrağını a&ccedil;tı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Devlet, Ali Paşa&rsquo;nın uzun yıllar devam eden isyanını bir t&uuml;rl&uuml; bastıramadı. Paşa, Yanya&rsquo;da m&uuml;stakil bir h&uuml;k&uuml;mdar gibi tantana ile h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;, Avrupa devletleri ile g&ouml;r&uuml;şmeler yaptı, bir ara Rumlar&rsquo;ı da ayaklanmaya teşvik etti ama İstanbul&rsquo;un g&ouml;nderdiği askeri birliklerin karşısında g&uuml;c&uuml; gittik&ccedil;e zayıfladı. Oğulları Veliyy&uuml;ddin ve Muhtar Paşalar, Babı&acirc;li&rsquo;ye teslim oldular. Ali Paşa iki sene boyunca Yanya Kalesi&rsquo;ne &ccedil;ekildi, idam edilmeyeceği yolunda İstanbul&rsquo;dan vaad alması &uuml;zerine kaleyi terkederek o civardaki Pandeleimon Manastın&rsquo;na kapandı ama İkinci Mahmud etrafındakilerin de teşviki ile Tepedelenli&rsquo;nin idamı i&ccedil;in ferman &ccedil;ıkarttı.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Oct 2018 16:22:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/yanya-yunanistan9be5b3981cb044f19aa0.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşkodra (Arnavutluk)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/iskodra-arnavutluk-6138</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/iskodra-arnavutluk-6138</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">İşkodra bug&uuml;nk&uuml; Arnavutluk&rsquo;un en kuzey noktasında yer alır. Şehrin &ccedil;evresine kurulu olduğu İşkodra g&ouml;l&uuml; Karadağ ile sınır oluşturmaktadır. Tarihsel olarak İşkodra&rsquo;nın M&uuml;sl&uuml;man Arnavut n&uuml;fus ile Karadağlı Ortodoks n&uuml;fus arasında bir sınır b&ouml;lgesi olduğu s&ouml;ylenebilir. Buna ilaveten b&ouml;lgede Katolik Arnavutların bulunmaktadır. Bu a&ccedil;ıdan İşkodra şehri M&uuml;sl&uuml;manlar, Ortodokslar ve Katoliklerin yaşam alanlarının kesiştiği bir noktadır. Bug&uuml;n itibariyle İşkodra şehri n&uuml;fusunun yaklaşık y&uuml;zde 60&rsquo;ı M&uuml;sl&uuml;man %40&rsquo;ı Hristiyan&rsquo;dır (Katolik Arnavut).&nbsp; Farklı rivayetlere g&ouml;re İşkodra 1470&rsquo;l&uuml; yıllarda Osmanlı orduları tarafından Venediklilerden feth edilmiştir. Ancak Osmanlılar şehri aldıklarında yaşayan n&uuml;fus &ccedil;ok azalmıştır. Şehrin Latince ismi Scutaridir (&Uuml;sk&uuml;dar&rsquo;ın da latince ismi Scutaridir), Osmanlılar da İşkodra ismini vermişlerdir. Fatih Sultan Mehmet&rsquo;in İşkodra ile &ouml;zel olarak ilgilenmesi ve feth etmek istemesinin &ouml;zel bir sebebi olduğu s&ouml;ylenebilir. Haritaya bakılacak olursa Roma&rsquo;ya yapılacak sefer i&ccedil;in İşkodra&rsquo;nın &ouml;nemi anlaşılır. Nitekim İşkodra&rsquo;nın alınmasından 2-3 sene sonra Fatih meşhur Otronto &ccedil;ıkarmasını ger&ccedil;ekleştirir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">İşkodra şehrinin İslamlaşması yaklaşık 100 sene i&ccedil;erisinde ger&ccedil;ekleşmiştir. 1500&rsquo;lerin sonuna doğru Osmanlı belgelerine g&ouml;re g&ouml;re şehrin yaklaşık y&uuml;zde 70&rsquo;i İslamlaşmıştır. Bu ge&ccedil;en zaman s&uuml;resince Osmanlı tarafından şehre M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk n&uuml;fus yerleştirildiği gibi yerli Arnavut halk da İslam&rsquo;ı se&ccedil;meye başlamıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">İşkodra şehri 17. Y&uuml;zyılın sonundan sonra farklı bir devre girer. Viyana kuşatmasında başarısız olan ve aldığı yenilgi sonrası gerilemeye başlayan Osmanlı Ordusu i&ccedil;in 1683-1699 yılları arasında yaşanan facia dolu 16 yıl, Osmanlı Devleti&rsquo;nin Rumeli&rsquo;deki g&uuml;c&uuml;n&uuml; de zayıflatır. İşkodra da bu durumdan etkilenen yerlerden biri olur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1700&rsquo;lerde Osmanlılar tarafından b&ouml;lgeye biraz da mecburen yerleştirilen &ouml;nemli Arnavut ailelerinden Busatlic&rsquo;ler d&ouml;neminde ticaret gelişmiştir. Yarı bağımsız bir yapı oluşur. Diğer taraftan ilmi &ccedil;alışmalar a&ccedil;ısından da İşkodra b&ouml;lgenin Arnavut k&ouml;kenli n&uuml;fusu i&ccedil;in en &ouml;nemli merkezi haline geldiği s&ouml;ylenebilir. İşkodra k&ouml;kenli olup Osmanlı devletinin farklı b&ouml;lgelerinde hizmet eden &ouml;nemli ilim adamları yetişir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı&rsquo;nın zayıflamasıyla beraber İşkodra &uuml;zerindeki baskı artmaya başlar. 1878 senesinde Berlin Anlaşması ile kaybedilen topraklardan sonra İşkodra sınır şehri haline gelir. Karadağ tarafından Sırp tehdidine maruz kalan şehir en b&uuml;y&uuml;k imtihanını Balkan Savaşları esnasında verir. İşkodra Kuşatması tarihi bir hadisedir. Şehri kuşatan Sırp ve Karadağ g&uuml;&ccedil;lerine karşı savunmaya ge&ccedil;en yerel Arnavut n&uuml;fus ve Hasan Rıza Paşakumandasındaki Osmanlı ordusu şehri teslim etmez. Karadağ ordusu şehri ağır bombardımana tabii tutar ancak muvaffak olamaz. Katolik Arnavutlardan ve Sırplardan yardım istenir, İşkodra&rsquo;daki savunma daha da zorlaşır. Osmanlı ordusundaki b&uuml;t&uuml;n dağınıklığa rağmen şehir alınamaz. İşkodra direnişi ne yazık ki Osmanlı&rsquo;nın savaşı kaybetmesi ve ordu i&ccedil;indeki bazı komplolar neticesinde sona erer. Ancak İşkodra 1913&rsquo;de yeni kurulan Arnavut devletinin sınırlarına dahil edilir. İşkodra aynı zamanda Arnavut milli hareketinin merkezlerinden biridir. Prizren ve De&ccedil;anb&ouml;lgeleri Arnavutluk devleti sınırları i&ccedil;inde yer alamaz ancak İşkodra Arnavultuk b&uuml;nyesinde kalır. Bu a&ccedil;ıdan yeni kurulan Tiran şehri dışında Arnavutluk devletinin esas başkenti İşkodra&rsquo;dır. Ancak Kral Zogu ve &ouml;zellikle Enver Hoca zamanında İşkodra&rsquo;nın İslami kimliği zayıflatılır. Şehrin demografik yapısı da değiştirilir ve Hristiyan Arnavutların oranı artar. Yine de Arnavutluğun az olan din adamlarının &ccedil;oğu İşkodra k&ouml;kenlidir. I. D&uuml;nya Savaşı sonrasında Arnavutluk&rsquo;ta baş&ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n yasaklanması esnasında İşkodra şehri m&uuml;cadelenin merkezi olur. İşkodra uleması uzun s&uuml;re baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; yasağınıuygulamada direnir.&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Komunizm yıkıldıktan sonra İşkodra şehri yeniden canlanmaya başlar. Enver Hoca&rsquo;nın zul&uuml;m yıllarında İşkodra&rsquo;da yıkmadığı tek Camii olan Buşatlı Mehmet Paşa&rsquo;nın yaptırdığıKurşunlu Camii&rsquo;nin a&ccedil;ılışı 1990 senesinde binlerce kişinin katılımıyla ger&ccedil;ekleştirilir. Diyanet Reisi Hafız Sabri Ko&ccedil;i burada Cuma namazını kıldırır. Ardından T&uuml;rkiye&rsquo;deki vakıf ve belediyelerin desteğiyle Arnavutluğun en b&uuml;y&uuml;k medresesi İşkodra şehrinde a&ccedil;ılır. Tika tarafından da başta Kurşunlu Camii olmak &uuml;zere muhtelif İslam eserlerinin yeniden inşaası faaliyetleri y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;r.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;Ancak şehrin eski İslami kimliğine kavuşması hen&uuml;z uzak g&ouml;z&uuml;kmektedir. İslami birikim zayıflamış, işsizlik ve altyapı yetersizliği bir&ccedil;ok faaliyetin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;miş, Avrupa&rsquo;nın Katolik n&uuml;fusa verdiği destek ekonomik a&ccedil;ıdan avantaj sağlamıştır. Hali hazırda İşkodra denildiğinde T&uuml;rk vatandaşları i&ccedil;in &ccedil;oğunlukla turistik bir gezi canlanmakta, bundan &ouml;tesi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lememektedir. Yine de Arnavutluk i&ccedil;in geleceğin inşaası adına &uuml;mit vadedebilen nadir yerlerden biri İşkodra&rsquo;dır.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Aug 2018 15:42:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/iskodra-arnavutluk26997a1ed991f7e42cb2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tiran (Arnovutluk)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/tiran-arnovutluk-6009</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/tiran-arnovutluk-6009</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;Tiran&hellip; Balkan turu maceramızın Yunanistan sonrası ikinci durağı olan Arnavutluk gezisi i&ccedil;in Atina&lsquo;dan yola &ccedil;ıkıcaz. Aklımızdaki en &ouml;nemli soru işaretlerinden biri olan ulaşım sorununu aniden &ldquo;Hadi gel şu otob&uuml;se binelim. &Ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;nmeye gerek yok. Hani &ouml;nemli olan gittiğin yer değil yola &ccedil;ıkmaktı.&rdquo; diyip Arnavutluk Başkenti Tiran&lsquo;a doğru 11 saatlik yolculuğumuza başlıyoruz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Otob&uuml;ste tanıştığımız yerel insanlarla keyifli yolculuğun ardından Arnavutluk Başkenti Tiran&lsquo;a varıyoruz. Tiran bizi sıcakkanlı insanlarıyla karşılıyor ancak ilk g&ouml;r&uuml;şte şehre bakışımız bir nebze hayal kırıklığı yaratsa da i&ccedil;imizdeki gezme aşkıyla başlıyoruz Tiran&rsquo;ı gezmeye&hellip;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk (iİgilizcesi Albania)&rsquo;un en b&uuml;y&uuml;k şehri ve aynı zamanda Arnavutluk Başkenti olan Tiran, Osmanlı imparatorluğu tarafından kurulmuş ve y&uuml;zlerce yıl Osmanlı himayesinde kalmış.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Her ne kadar 2. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;ndan sonra Yugoslavya birliği i&ccedil;inde kaldığından Osmanlı&rsquo;dan kalan eserlerin &ccedil;oğu tahrip edilmiş olsa da, hala bir&ccedil;ok Osmanlı eserine rastlamak m&uuml;mk&uuml;n ancak şehrin &ccedil;ehresini Yugoslav-Sovyet mimarisi oluşturuyor. Ayrıca İtalya&rsquo;ya yakın olması sebebiyle de İtalyan etkisini g&ouml;r&uuml;yoruz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı d&ouml;neminden kalan camileri, k&uuml;lliyeleri, hanları g&ouml;rmenin &ouml;tesinde, bizi en &ccedil;ok şaşırtan şey insanların biz T&uuml;rklere olan bakış a&ccedil;ılarıydı. Bize karşı olan samimiyetleri &ouml;zellikle sokakta gezerken amcanın birinin T&uuml;rk&ccedil;e &lsquo;Hoşgeldiniz&rsquo; diyerek sarılması, bizde b&uuml;y&uuml;k şaşkınlık ve tarifsiz bi mutluluk yarattı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">He birde internetten rezervasyon yaptırdığımız otele gittiğimizde, aslında &ouml;yle bi yerin olmadığını anladığımızda ve sonrasında yakındaki kafedeki garsonun durumumuzu g&ouml;r&uuml;p bizimle uzun uzun y&uuml;r&uuml;y&uuml;p, bizi bir motele yerleştirmesini unutamam. Bu sebeplerden dolayı, gezerken &ccedil;ok da yabancılık &ccedil;ekmedik diyebilirim.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk, Balkanların geri kalmış &uuml;lkelerinden birisi Bunu, &uuml;lkeye ilk girdiğiniz andan itibaren anlıyorsunuz zaten. Arnavutluk&rsquo;un en b&uuml;y&uuml;k şehri ve başkenti Tiran&rsquo;ın n&uuml;fusu 400-600 bin arasında, &uuml;lkenin n&uuml;fusu ise yaklaşık 3 milyon. Makedonya ve Karadağ arasında kalan Arnavutluk, vizesiz Balkan turu yapmak isteyenler i&ccedil;in&nbsp; inanılmaz ucuz olmasından dolayı bizim de rotamıza girdi. O y&uuml;zden, yukarıda yaptığımız rotayı sizlere de &ouml;neririm.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ancak, Hırvatistan, Yunanistan ve Bulgaristan i&ccedil;in schengen vizesi almanız gerekiyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Biraz da, Arnavutluk hakkında k&uuml;lt&uuml;rel bilgiler verelim : &Uuml;lkenin resmi dili Arnavut&ccedil;a, Arnavut&ccedil;a&rsquo;dan sonra en &ccedil;ok konuşulan diller İtalyanca ve T&uuml;rk&ccedil;e. Bir &ccedil;ok yere gidince, T&uuml;rk&ccedil;e konuşan Arnavut halkına denk gelebilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk dini yapısına da kısaca değinmek gerekirse; Arnavutluk&rsquo;un yaklaşık %70&rsquo;i m&uuml;sl&uuml;man, %20&rsquo;si katolik, kalan kısmı da ortodoks ve ateistlerden oluşuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&ldquo;Tiran ne demek ?, Tiran nedir ?&rdquo; diye merak ediyor olabilirsiniz :&nbsp; Ona da değinelim: Tiran eski Yunan d&ouml;neminde siyasi g&uuml;c&uuml; zorla ele ge&ccedil;iren ve onu k&ouml;t&uuml;ye kullanan kimse, diktat&ouml;rl&uuml;k anlamına geliyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk&rsquo;u gezerken, pratik bilgilere ve Arnavutluk hakkında bilgilere ihtiyacınız olabilir. &Uuml;lkenin y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; 28,748 km&sup2; ve bize g&ouml;re olduk&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &uuml;lke (T&uuml;rkiye&rsquo;nin y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; 783.562 km&sup2;).</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk para birimi Lek ve 1 lira şuan yaklaşık 35 Lek. Euro, &ccedil;oğu yerde ge&ccedil;erli ancak siz yine de yanınızda s&uuml;rekli Lek bulundurun ama size tavsiyem az az bozdurun. Sonu&ccedil;ta Lek, uluslararası ge&ccedil;erliliği olan bir para birimi olmadığından &uuml;lkeden &ccedil;ıktıktan sonra bozdurmanız ya da kullanmanız zor gibi. Bİrde kredi kartı ge&ccedil;en yer sayısı &ccedil;ok az. O y&uuml;zden yanınızda s&uuml;rekli nakit olsun. Şehir her anlamda &ccedil;ok ucuz, b&uuml;t&ccedil;enizi sarsmadan rahat&ccedil;a gezebilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Uuml;lkenin geneli fakir ama buna rağmen g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m &ccedil;ok sayıda l&uuml;ks araba beni &ccedil;ok şaşırttı. Ancak &ouml;ğrendim ki, Avrupa&rsquo;dan &ccedil;alıntı arabaların &ccedil;oğu buraya getirilip, Arnavutluk&rsquo;ta &ccedil;ok daha ucuza satılıyormuş ve işin diğer ilgin&ccedil; yanı da, &uuml;lkeye &ccedil;alıntı araba sokmak serbestmiş. Her yer Mercedes dolu hatta taksiler bile. Bu arada d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k mafyalarından biri de Arnavutluk&rsquo;ta bulunuyor. Aman diyelim&hellip;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Uuml;lkede işsizlik oranı hayli y&uuml;ksek. Bu y&uuml;zden halk, &ccedil;evre &uuml;lkelere &ccedil;alışmaya gidiyor. Mesela otob&uuml;s yolculuğumuzda bize eşlik edenlerden birka&ccedil; tanesi de bu ama&ccedil;la Yunanistan&rsquo;da bulunuyorlarmış. Sokaklar, binalar, otob&uuml;sler baya eski ve pis durumda; trafik &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;. Bu haliyle &uuml;lkemizle kıyaslayacak olursak bizim &ccedil;ok &ccedil;ok gerimizdeler. Hatta T&uuml;rkiye&rsquo;ye de a&ccedil;ık a&ccedil;ık hayran olduklarına birka&ccedil; kişiyle konuşmamızdan a&ccedil;ıkca şahit olduk.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;yle bir &ccedil;ok ortak kelime var iki dil arasında. İngilizce pek yaygın değil ancak anlaşmak hi&ccedil; de zor değil, kısmen T&uuml;rk&ccedil;e anlaşabiliyorsunuz ve Arnavutlar olduk&ccedil;a cana yakın insanlar.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arnavutluk nerede ? Tiran nerede ? Tiran&rsquo;a nasıl giderim ? T&uuml;rkiye&rsquo;den direkt olarak başkent Tiran&rsquo;da yer alan &uuml;lkenin tek havaalanı Tiran Uluslararası Havalimanı&rsquo;na Pegasus-THY gibi firmalarımız karşılıklı seferler d&uuml;zenliyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">U&ccedil;ak biletlerini ucuza getirmek i&ccedil;in erken rezervasyon yaptırırsanız ortalama 300 TL gibi bir &uuml;crete gidiş-geliş ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Arnavutluk u&ccedil;uşu, yaklaşık 1,5 saat kadar s&uuml;r&uuml;yor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Havaalanından şehir merkezine gitmek i&ccedil;in 2 EUR karşılığında Rinas expressi kullanabilirsiniz. Diğer alternatif olan taksi ise yaklaşık 20 EUR civarında, ancak sağlam bir pazarlık yapmanız gerekiyor. Şehir i&ccedil;inde sadece&nbsp; taksi ve otob&uuml;sler mevcut. Raylı sistemleri yok. &Ouml;zellikle Balkan turları d&uuml;ş&uuml;nenler diğer alternatif olan karayolunu da d&uuml;ş&uuml;nebilirler. Yunanistan veya Bulgaristan&rsquo;dan başlayıp Arnavutluk-Makedonya-Kosova-Karadağ-Hırvatistan-Bosna-Sırbistan &ccedil;evresinde alternatif Balkan &uuml;lkeleri rotalarınızı oluşturabilirsiniz. Arabayla gezmek eğlenceli olduğu kadar yorucu da olacaktır. Yollar k&ouml;t&uuml;, bu durumu dikkate alarak planlarınızı yapın. Ayrıca t&uuml;m belgelerinizin de tam olduğuna emin olun.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Atina&rsquo;dan sonraki rotamız olan Tiran&rsquo;a otob&uuml;sle yaklaşık 10-11 saatlik uzun ve yorucu yolculuğun ardından vardık. Yunanistan&rsquo;dan &ccedil;ıkışta ve Arnavutluk&rsquo;a girişte sınırlarda vize derdi olmadan pasaport kontrollerini de atlattıktan sonra Tiran&rsquo;a ulaştık. Balkanlar&rsquo;ı otob&uuml;s ile gezecekseniz, otob&uuml;s bileti bulma konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Gittiğiniz her &uuml;lkede, bir sonraki &uuml;lkenin biletini erkenden alın. Hepsi bu kadar aslında.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Tarih boyunca Osmanlı, İtalya ve Yunanistan gibi bir&ccedil;ok milletin egemenliğinde kalan Arnavutluk, diğer Balkan &uuml;lkelerinde olduğu gibi mutfak k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde de bu durumdan etkilenmiş. Mutfakları bizim damak tadımıza yakın diyebilirim ve T&uuml;rk mutfağından bir&ccedil;ok tadın yanı sıra &ouml;zellikle son d&ouml;nemde yaygınlaşan İtalyan mutfağından tatları da bulabilirsiniz. Arnavutluk&rsquo;un meşhur yemekleri arasında Arnavut ciğeri (Bildiğinizden ciğerden farklı, tamamen onlara &ouml;zg&uuml;), Elbasan tava, Goulash (&Ccedil;orba), Pita, Cacık, Biberli Tiran Fergesesi, byrek adını verdikleri &uuml;&ccedil;gen şeklinde olan şehrin bir&ccedil;ok yerinde satılan peynirli b&ouml;reği sayabiliriz. Bu arada Trile&ccedil;eyi mutlaka deneyin. Ben gittiğim yerlerde oranın meşhur yemeklerini denemeden kolay kolay ge&ccedil;mem, bazı &uuml;lkelerde riskli aslında &ouml;zellikle Asya &uuml;lkerinde ama dediğim gibi, bizim mutfağımıza &ccedil;ok yakın yemek k&uuml;lt&uuml;rleri. O y&uuml;zden kafanızda soru işareti olmasın bu noktada. Fiyatlara gelecek olursak gayet ucuz ve lezzetli. Hatta fiyatlar bizi baya şaşırttı ucuzluk noktasında.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bir&ccedil;ok yerde g&ouml;rebileceğiniz kafelerde İtalyanların meşhur ekspressosunu ve pizzasını da deneyebilirsiniz. Kafe ve restoranlar daha &ccedil;ok Blok b&ouml;lgesinde. Burada Dajkua ve Taiwan g&uuml;zel alternatifler. Zaten aşağıda Tiran restoran &ouml;nerilirini de vereceğim :</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Tiran&rsquo;da nerede ne yiyelim diye soranlara &ouml;nerilerimi sıralıyayım &ouml;yleyse;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Block caddesi &uuml;zerindeki Era Restaurant Pizzeria&rsquo;da Arnavut ve İtalyan yemeklerini tadabilirsiniz. Yemekleri lezzetli ve fiyatlar olduk&ccedil;a mak&uuml;l.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;</span></p>
<div>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jul 2018 15:28:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/tiran-arnovutluk05e66db1c67b3095505a.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erivan</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/erivan-5892</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/erivan-5892</guid>
                <description><![CDATA[(Revan’dan Erivan’a Bir Şehrin Kimliği)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">XIX. asrın başlarında Rusya tarafından suni olarak kurulan, Ermenistan&rsquo;ın arazisinde asırlar boyu T&uuml;rk insanı, bu coğrafyada yaşamış, T&uuml;rk k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve medeniyetinin b&ouml;lgede yerleşmesine hizmet etmiştir. Ermenistan arazisinde, T&uuml;rk menşeli coğrafi isimler; dağ, dere, ova, şehir, k&ouml;y, akarsu ve g&ouml;l adları ile b&ouml;lgenin etnik yapısının T&uuml;rk menşeli olduğu ger&ccedil;eğini ortaya koymaktadır. Bug&uuml;n Ermenistan&rsquo;ın başkenti Erivan olmak &uuml;zere, b&uuml;t&uuml;n b&ouml;lgede T&uuml;rk h&acirc;kimiyeti d&ouml;nemine ait (XI-XIX) y&uuml;zlerce mimari eserin varlığı Kafkasya&rsquo;nın T&uuml;rk coğrafyasına ait olduğu ger&ccedil;eğini ortaya koymaktadır. Erivan şehri XIX. y&uuml;zyılın başında tarihi, sanatı, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, medeniyeti ve demografik yapısıyla bir T&uuml;rk şehri idi.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Anadolu&rsquo;nun, Kafkaslardaki coğrafi sınırını g&ouml;stermesi a&ccedil;ısından Osmanlı vesikalarında dikkati &ccedil;eken bir husus Revan ve E&ccedil;miyazin&rsquo;in Anadolu coğrafyasında kabul edilmesidir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Bizans &ccedil;ağında&nbsp;<b>&ldquo;Anadolu&rsquo;nun Doğu Kilidi&rdquo;&nbsp;</b>sayılan ve g&ouml;&ccedil;lerle, istilalar yolu &uuml;zerinde bir kapı olan Ermenistan&rsquo;ın fethi ile bu b&ouml;lge, T&uuml;rk h&acirc;kimiyeti altına alınmakla kalmamış, gelecekte Anadolu&rsquo;ya yapılacak akınlara da yol a&ccedil;mıştır. Nihayet b&ouml;ylesine sistemli, planlı ve programlı olarak başlatılan, fakat aralıksız yıllarca devam eden akınların tek gayesi Ermenistan&rsquo;ı Bizans&rsquo;tan koparmak ve onu T&uuml;rk Vatanı haline getirerek, asıl hedef olan Anadolu ve Bizans topraklarının fethinde &uuml;s olarak kullanmaktı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Bilindiği &uuml;zere Sel&ccedil;uklu T&uuml;rkleri Malazgirt Savaşı &ouml;ncesi, Anadolu&rsquo;ya y&ouml;nelik T&uuml;rk akınlarını, Ermenistan &uuml;zerinden d&uuml;zenlenmişlerdir. 1028 yılında Arslan Yabgu&rsquo;ya bağlı T&uuml;rkmenler, Ermenistan &uuml;zerinden Anadolu&rsquo;ya girmişler ve Bizans topraklarına y&ouml;nelik akınlar yapmışlardır. 1042 yılında da Ermenistan&rsquo;a giren on beş bin kişilik Sel&ccedil;uklu Ordusu Vaspuragan havalisine (Van B&ouml;lgesi) kadar ilerlemişlerdir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1064 tarihinde Sel&ccedil;uklu Sultanı Alp Arslan Anı ve &ccedil;evresini fethederek bu toprakları Sel&ccedil;uklu h&acirc;kimiyeti altına almıştır. Anı ve &ccedil;evresini 1045 yılında Bizans Orduları işgal etmişti. 1064 yılında Anı ve Kars b&ouml;lgesinde kesinlikle bir Sel&ccedil;uklu-Ermeni &ccedil;atışması vuku bulmamıştır. 1045 yılında Bizanslılar Bagratuni Krallığı&rsquo;nın varlığına son vererek Anı ve Kars b&ouml;lgelerindeki Ermenileri tehcire (g&ouml;&ccedil;e) tabi tutmuşlardır. Ermeni tarih&ccedil;i Asoghik&rsquo;in ifade ettiği &uuml;zere Ermeniler, Sel&ccedil;ukluları kurtarıcı olarak karşılamışlardır. Bu tarihlerde Sel&ccedil;uklular bir Ermeni Devleti yada Prensliğinin topraklarını istila ve işgal etmemişlerdir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Bilindiği &uuml;zere, Ermeniler kendilerine&nbsp;<b>&ldquo;Hay&rdquo;</b>&nbsp;vatanlarına da&nbsp;<b>&ldquo;Hayistan&rdquo;&nbsp;</b>adını vermişlerdir. Hay ve Hayistan ancak Ermeni milletinin dilinde ve yazısında mevcuttur. Bu Arap, Batı ve T&uuml;rk dillerinde&nbsp;<b>&ldquo;Ermeniyye, Armenia, Armiyani, Ermenistan&rdquo;</b>&nbsp;adları verilmiştir. Ş&uuml;phesiz bu isimler Ermeni Milleti&rsquo;nin adı olmayıp, bu coğrafi b&ouml;lgeye verilen addır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1071&rsquo;den sonra Ermenilerin yaşadıkları yerler, &ouml;nce Sel&ccedil;ukluların sonra sırasıyla İlhanlıların, Karakoyunlu ve Akkoyunluların ve kısmen de Safevilerin y&ouml;netiminde kaldı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan, Timur zamanında bir k&ouml;y olarak ortaya &ccedil;ıktı ve sadece XVI. y&uuml;zyılda Şah İsmail zamanında bir şehir h&uuml;viyeti kazandıktan sonra, yine aynı zamanda şimdiki ismini aldı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Fatih&rsquo;in Doğu Anadolu h&acirc;kimiyeti i&ccedil;in Uzun Hasan ile yaptığı savaş bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de Osmanlıların bug&uuml;nk&uuml; İran coğrafyasını doğrudan ilgilendiren, doğuya y&ouml;nelişlerinin ilk adımını oluşturdu.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Yavuz Sultan Selim&rsquo;in &Ccedil;aldıran seferinden sonra, Revan surları &ouml;n&uuml;nde konakladığından bahsedilmesi ile bu şehrin adı ilk kez Osmanlı tarihlerinde yer almıştır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Tebriz&rsquo;den kışlamak &uuml;zere, Aras soluna ge&ccedil;ip Karabağ&rsquo;a giren Yavuz Sultan Selim ile ordusunun Aras&rsquo;ı ge&ccedil;tikten sonra Bayburt&rsquo;a varınca uğradıkları konakları ve olup bitenleri en doğru olarak g&uuml;n&uuml; g&uuml;n&uuml;ne resmi&nbsp;<b>&ldquo;&Ccedil;aldıran Ruznamesi&rsquo; nden</b>&nbsp;&ouml;ğreniyoruz. Bu eserde şunlar anlatılıyor.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">&ldquo;29 Receb&rdquo; (20 Eyl&uuml;l 1514) &Ccedil;arşamba g&uuml;n&uuml; &ldquo;Nehr-i Aras ge&ccedil;ilip Alınca-Kal&rsquo;ası&rsquo;nın yukarı tarafındaki Kesikk&uuml;nbet&rdquo;e varıldı. 20 Perşembe Nah&ccedil;ıvan Şehri&rsquo;ne 1 Şaban (22 Eyl&uuml;l) Cuma g&uuml;n&uuml; (Batı Karabağ veya Nah&ccedil;ıvan-Karabağı da denilen) Karabağ şehri yakınlarına ulaşıldı. Ertesi g&uuml;n Nah&ccedil;ıvan&rsquo;ın &ldquo;Ahmedbeg-Zaviyesi daha g&uuml;n Sederek&rsquo;e ve 4 Şab&acirc;n&rsquo;da &ldquo;&Ccedil;ukur-S&acirc;&rsquo;ad&rsquo;la (Revan) bağlı &ldquo;Hacı Lalalu&rdquo; yanından ge&ccedil;ilerek, &ldquo;B&uuml;y&uuml;k-Vedi&rdquo; ile &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;k-Vedi&rdquo; k&ouml;yleri arasında yerleşildi. 26 Eyl&uuml;l g&uuml;n&uuml; &Ccedil;ukur-Sa&rsquo;ad dan Zengi-&Ccedil;ayı ge&ccedil;ilrek İrevan şehri yakınlarına ulaşıldı. Ertesi g&uuml;n İrevan şehrine alınarak Osmanlı topraklarına katıldı. 7 Şaban&rsquo;da &Ccedil;ukur-Saad b&ouml;lgesinin &ouml;nemli yerleşmelerinden ve Ermenilerin dini merkezi olan &Uuml;&ccedil;kilise (E&ccedil;miyazin) fethedildi.<br />
	XVI-XVIII. y&uuml;zyıllar arasında Osmanlı-Safevi ilişkilerinin karakterini etkileyen fakt&ouml;rlerin başında, jeopolitik, ekonomik ve dini fakt&ouml;rler yer almış ve bu fakt&ouml;rlerin iki devlet arasındaki ilişkilerin &ccedil;eşitli aşamalarında &ouml;nemli rolleri olmuştu. Osmanlı-İran savaşlarında Revan şehri hem Osmanlılar hem de Safeviler i&ccedil;in stratejik &ouml;nem arzeden bir şehirdir. Bu y&uuml;zden de Revan şehri iki devlet arasında sık sık el değiştirmiştir. Ş&uuml;phesiz Revan&rsquo;ın bu coğrafi konumundan kaynaklanan bu el değiştirmeleri Revan&rsquo;ın etnik yapısını da etkilemiştir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan, Safevi h&uuml;k&uuml;mdarı Şah İsmail&rsquo;in de &ouml;nem verdiği şehirlerden biridir. Şah İsmail kumandanı Revangulu Han&rsquo;ı Erivan&rsquo;ın h&acirc;kimi olarak tayin ettikten sonra şehrin imar edilmesi i&ccedil;in de gerekli emirleri vermiştir. Erivan kalesi Şah İsmail&rsquo;in emri ile (1509-1510) yedi yıllık bir inşaat s&uuml;resince Revangulu Han tarafından inşa edilmiştir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Kanuni Sultan S&uuml;leyman d&ouml;neminde bu b&ouml;lgedeki muhtelif faaliyetlerde Revan şehrinden bahsedildiği g&ouml;r&uuml;lmektedir. Revan&rsquo;ın Osmanlı topraklarına katılması, III. Murat d&ouml;neminde &Ouml;zdemiroğlu Osman ve Ferhat Paşaların Demirkapı&rsquo;ya kadar yaptıkları seferlerle olmuştur.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Yıl 991 (M. 1583) İsl&acirc;m askeri menzilden menzile ilerleyerek Revan &uuml;lkesine vardı. Bu b&ouml;lgeler bir iki yıl i&ccedil;inde &ouml;ncekinden daha bayındır bir hale getirilmiş, imar edilmemiş bir yeri bırakılmamıştı. &Ccedil;evredeki her k&ouml;y, &uuml;&ccedil;er, d&ouml;rder y&uuml;z binadan oluşan birer kent ve kasabaya d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Osmanlı h&acirc;kimiyeti d&ouml;neminde Revan ve &ccedil;evresi y&uuml;ksek bir kalkınma d&uuml;zeyine kavuşmuştu. Halkın refah seviyesi de &ccedil;ok y&uuml;ksekti.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Şark seferi serdarlığına tayin olunan Ferhat Paşa komutasındaki Osmanlı orduları 22 Recebde (11 Ağustos 1583) Kars&rsquo;a ulaşmış ve m&uuml;teakiben g&uuml;zerg&acirc;hta bulunan Şuregel ve Talin harap kaleleri Ferhat Paşa&rsquo;nın emri ile tamir ettirilmiştir. Osmanlı ordularının daha sonra Revan &ouml;nlerine gelmesi &uuml;zerine, Safevi valisi Tokmak Muhammed&icirc; Han, Revan&rsquo;ı tahliye ettiği &ouml;ğrenildi. Şehre ulaşıldığında civardaki bağlar i&ccedil;ine konulup Tokmak Han&rsquo;ın kasrını ortaya alan bir kale inşa olundu. Sekiz kule, beş demir kapı, bir cami ve hamamı ihtiva eden i&ccedil; kale ve kırk &uuml;&ccedil; kuleli dış kale 45 g&uuml;n i&ccedil;inde tamamlandı. Beylerbeyliğine de Hızır Paşa tayin olundu.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Revan 1590 yılında Safeviler ile imzalanan antlaşma sonucu Osmanlı Devleti&rsquo;nde kalmıştır. Osmanlılar Doğu Anadolu ve Revan&rsquo;ı Safevilerden alarak Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlılar Revan&rsquo;ı fethettiklerinde doğuda 470 yıldan beri herhangi bir bağımsız Ermeni Devleti mevcut değildi.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Revan 1604 yılında Şah Abbas tarafından işgal edilerek Safevi topraklarına katıldı. Başta Revan olmak &uuml;zere Osmanlı doğu vil&acirc;yetleri alt-&uuml;st edilip, zira&icirc; ve iktisadi hayat felce uğratıldı; her tarafta zul&uuml;m, asayişsizlik, can emniyetsizliği hakim kılındı ve en m&uuml;himi b&uuml;y&uuml;k halk kitleleri esir edilerek İran&rsquo;a s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Revan kalesi k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kale olmasına rağmen hudut &uuml;zerinde bulunması sebebiyle &ouml;nemi b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Kalenin muhafızı Emirg&uuml;neoğlu Tahmasb Kulu Han idi. Revan kalesi 1635 Temmuz sonlarında (12 sefer 1045) muhasara edildi; kalede on iki bin muhafız vardı. Revan muhasarası onbir g&uuml;n s&uuml;r&uuml;p kale muhafızı Emirg&ucirc;ne oğlu kaleden &ccedil;ıkararak padişahla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p kaleyi teslim etti. Sultan Murad Tahmasb Kulu Han&rsquo;a Yusuf adını ve vezirlik verdi.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Revan kalesi tamir edilip i&ccedil;ine onikibin asker, cephane konup muhafızlığı Vezir Murteza Paşaya bırakılarak sefere son verildi. Revan&rsquo;ın alınmasından, yedi bu&ccedil;uk ay sonra kış esnasında İranlılar tarafından muhasara olunmuş, mevsim dolayısıyla yardım gelmeyince 1636 Nisanında (1045 Şevval 24) Revan şehri yeniden İranlıların işgali altına d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. 17 Mayıs 1639 tarihli Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Osmanlı Devleti Revan&rsquo;ı İranlılara bırakmıştır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">XVIII. asrın ortalarında Azerbaycan toprağında kurulan hanlıklardan biri de Erivan Hanlığı&rsquo;dır. Bu hanlık, Nadir Şah&rsquo;ın h&acirc;kimiyeti devrinde bağımsızlık m&uuml;cadelesine başlamıştır. &ldquo;&Ccedil;ar Muharebelerinin Salnamesi&rdquo; adlı eserde 1747 yılında Nadir Şah, kendisine tabi olan b&ouml;lgelerden aldığı haracın miktarını o kadar artırmıştı ki, yerli feodaller ona karşı sil&acirc;hlı isyana teşebb&uuml;s etmişlerdir. İsyan neticesinde bir&ccedil;ok şehir ve Erivan İran&rsquo;ın tabiliğinden &ccedil;ıkmıştı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">15 Mart 1747 tarihinde Azerbaycan&rsquo;a gelen Rusya N&uuml;mayendesi M.M. Golitsin İran&rsquo;ın bir&ccedil;ok vilayetinde vergilerin ağırlığı y&uuml;z&uuml;nden Nadir Şah&rsquo;a karşı isyanların başladığını ve bu isyanlardan biri de Erivan şehrindeki isyan olduğunu bildirmekte idi. 1747 yılının Mayıs ayında Nadir Şah Horasan&rsquo;da &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;kten sonra Revan&rsquo;da yerli feodal Mir Mehdi Han&rsquo;ın liderliğinde başlayan isyan sonrası İran&rsquo;daki i&ccedil; kargaşalıklardan da yararlanan Mir Mehdi Han eski &Ccedil;ukursaad Beylerbeyliği&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde bağımsız bir hanlık kurmakla birlikte, komşu hanlıklarının da topraklarına g&ouml;z dikmiştir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Rusya &ccedil;arı I. Petro&rsquo;nun 1723-1724&rsquo;de Kafkslar&rsquo;a inmesi ile Rus H&uuml;k&uuml;meti Hıristiyan G&uuml;rc&uuml; ve Ermeni prenslikleri ile ayrı ayrı dostluk ve ticaret antlaşmaları imzalamıştır. Taraflar arasındaki bu andlaşmanın, 1783 senesinde muhteviyatı değiştirilerek yenilendiğini g&ouml;rmekteyiz. Bu yeni andlaşmaya g&ouml;re Ruslar, Hıristiyan G&uuml;rc&uuml; ve Ermeni prensliklerini İran ve Osmanlı Devletine karşı korumayı vaadediyordu.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Rusya&rsquo;nın Kafyasya&rsquo;ya inmesi, B&uuml;y&uuml;k Petro&rsquo;nun vasiyeti gereğince Hindistan&rsquo;a, Akdeniz&rsquo;e İstanbul&rsquo;a sahip olmak i&ccedil;in yapılacak bir hareketin başlangıcı idi. Rusya&rsquo;nın y&uuml;zyıllar boyunca Anadolu ile İran&rsquo;ı istila etmek istemesi, Hindistan ile Boğazları elde etmeye &ccedil;alışmasıyla ilgiliydi. Rusya&rsquo;nın Kafkasya&rsquo;ya doğru yayılması, Ermeni tarihinde yeni bir sayfa a&ccedil;ıyordu. Ermeniler Rusya&rsquo;daki E&ccedil;miyazin &ccedil;evresinde birleşerek, Rusya&rsquo;nın yardımıyla Kafkasya&rsquo;da başta Revan olmak &uuml;zere T&uuml;rk yerleşim b&ouml;lgelerini işgal etmeye &ccedil;alışıyorlardı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Revan h&acirc;kimi Mehemmed Han Gacar, İran h&uuml;k&uuml;metinin izlediği siyasetten rahatsızdı. Revan halkının &ccedil;oğunu Rum &uuml;lkesine g&ouml;nderdi. Kendisi de kaleye &ccedil;ekilerek Rusya&rsquo;dan yardım istedi. Knyaz Sisiyanov Erivan&rsquo;ı almak maksadı ile sefere &ccedil;ıktı. &Uuml;&ccedil;kilise (Ecmiyadzin) yakınlarında Kırkbulak denilen yerde ordularının d&ouml;rt katı olan Abbas Mirza komutasındaki İran ordularını mağlup etti. Daha sonra Rus kumandanı Revan&rsquo;ı kuşattı. Fakat Rus ordularının erzak sıkıntısı &ccedil;ekmesi ve ordu i&ccedil;inde salgın hastalıkların baş g&ouml;stermesi &uuml;zerine kuşatmaya son verilerek 1219 (1805) G&uuml;rcistan&rsquo;a geri &ccedil;ekilmek zorunda kaldı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">XVIII. y&uuml;zyılın sonları ile XIX. y&uuml;zyılın başlarında Kafkasya&rsquo;yı işgal etmeye başlayan Rusya&rsquo;nın başlıca hedefi Revan Hanlığını ele ge&ccedil;irmek olmuştur. Kafkasya&rsquo;yı ele ge&ccedil;irmeyi mutlak bir zaruret olarak değerlendiren Ruslar, işgallerini kolaylaştıracak her t&uuml;rl&uuml; yola başvurmuşlardır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1804-1805 yıllarında Revan ve Bak&uuml; Hanlıkları, G&uuml;rc&uuml; menşeli Tsitsianov tarafından Rus hakimiyeti altına alındılar. 1810 yıllarına doğru Kafkasların b&uuml;y&uuml;k bir kısmı Rusların eline ge&ccedil;mişti. Rusya&rsquo;nın sınırları, bu suretle Doğu Anadolu&rsquo;ya dayanmış Anadolu i&ccedil;in Rus tehlikesi başlamış bulunuyordu.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1827&rsquo;de Ekim ayında Rus orduları Serdar Abad ve Abbas Abad kaleleri &ouml;n&uuml;nde bir hayli can kaybından sonra bu kaleleri ele ge&ccedil;irmiş ve Revan kalesini sarmıştır. Bir ay devam eden kuşatmada &ccedil;etin savaşlar verildikten ve &ccedil;ok kan akıttıktan sonra Ruslar Revan&rsquo;ı İran kuvvetlerini komuta eden Hasan Han&rsquo;dan almışlardır. 1826&rsquo;da Gence ve Asland&uuml;z&rsquo;de Ruslarla yaptığı b&uuml;y&uuml;k meydan muharebesinde yenilen İran Şahı Abbas Mirza, Revan&rsquo;ı kaderine terk etmiş ve bu savaşlarda hi&ccedil;bir yardımda bulunamamıştır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">22 Şubat 1828-5 Mart 1828&rsquo;de Rusya ile İran&rsquo;daki Devleti Ka&ccedil;arlar arasında T&uuml;rkmen&ccedil;ayı antlaşması yapılmıştır. Antlaşma ile Kars Eyaleti&rsquo;nin doğusundaki yarı m&uuml;stakil Revan-T&uuml;rk Hanlığı b&ouml;lgelerinden G&uuml;mr&uuml; ve Doğu-Ş&uuml;regel ile S&uuml;rmeli &ccedil;ukuru (şimdiki Iğdır ve Tuzluca B&ouml;lgesi) gibi Aras&rsquo;ın iki yanındaki yerlerde Rusya idaresine ge&ccedil;miş ve Ağrı Dağı T&uuml;rkiye İran-Rusya sınırlarının kavuştuğu bir yer olmuş, bu durum 1877 Savaşına kadar devam etmiştir.<br />
	Rus &Ccedil;arı I. Nikola, kendisinden &ouml;nceki Rus &ccedil;arları gibi bir T&uuml;rk d&uuml;şmanı idi.&nbsp;<b>&ldquo;Osmanlı Devleti&rsquo;ni ortadan kaldırmak&rdquo;</b>siyaseti artık Rusya&rsquo;nın dış siyasetindeki ana prensiplerinden biri haline gelmişti.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Rus &Ccedil;arı I. Nikola, Ermenilerin yerleştirildiği bir Revan ve Nah&ccedil;ıvan Hanlıklarını i&ccedil;ine alan bir Ermeni b&ouml;lgesi (Armiyanskaya Oblast) kurduğunu ilan etmiştir. Rusya b&ouml;ylece merkezi Revan olmak &uuml;zere Ermeniler i&ccedil;in bir yerleşme b&ouml;lgesi oluşturmuştur.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1828&rsquo;de Kars ve 1829 Erzurum ile Bayburt ve Muş kuzeyine değin istil&acirc; eden Ruslar, 1830&rsquo;da bu b&ouml;lgelerden &ccedil;ekilirken yanlarında g&ouml;t&uuml;rd&uuml;kleri 40 bin Ermeni g&ouml;&ccedil;menini Revan vil&acirc;yetine ve Ahıska b&ouml;lgesine yerleştirerek Azerbaycan ile Anadolu T&uuml;rkl&uuml;ğ&uuml; arasında fizik&icirc; bir set, Hıristiyan duvarı oluşturmaya &ccedil;alışmıştır.<br />
	Yeni kurulmuş olan İran&rsquo;daki Ka&ccedil;ar hanedanı i&ccedil;in Kafkas b&ouml;lgesinde (İran varlığının azınlık olarak bulunduğu yerler), saldırgan Rus kuvvetlerinin &ouml;n&uuml;ne set &ccedil;ekebilmesi i&ccedil;in hayati &ouml;nem taşıyordu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k başarılar elde edilse de Ka&ccedil;ar Hanedanının Kafkasya siyaseti m&uuml;spet gelişme sağlayamadı. G&uuml;rcistan&rsquo;ın ve Ermenistan&rsquo;ın Hıristiyan b&ouml;lgeleri Rus Ortodoks vesayetinde&nbsp;<b>&ldquo;bağımsız&rdquo;&nbsp;</b>oldular.<br />
	Kafkasya&rsquo;da bug&uuml;n Ermenistan olarak tanınan coğrafi b&ouml;lgede yaşayan milletler arasında Ermeniler hi&ccedil;bir zaman &ccedil;oğunluk teşkil etmemişlerdir. Erivan da dahil olmak &uuml;zere b&ouml;lgenin her tarafında T&uuml;rkler &ccedil;oğunlukta idi.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">&Ccedil;arlık Rusyası; 1804-1813 ve 1826-1828 yılları arasında Rusya-İran savaşları esnasında; İran ve T&uuml;rkiye&rsquo;den Zakavkasya&rsquo;ya (Transkafkasya) bilhassa Dağlık Karabağ&rsquo;a g&ouml;&ccedil; ettirilen Ermenilerle b&ouml;lgede Ermeni n&uuml;fusunun artmasına &ccedil;alışmışlardır. Sadece 1826-1828 yıllarında Rusya-İran savaşlarında İran&rsquo;dan 18 bin Ermeni ahalisi g&ouml;&ccedil; ettirilmiştir. Bilindiği &uuml;zere 1826-1828 Rusya-İran savaşlarının Rusya&rsquo;nın &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ile sona ermesi ve iki devlet arasında imzalanan T&uuml;rkmen&ccedil;ay Antlaşmasına g&ouml;re; İran Ermenilere herhangi bir zorluk &ccedil;ıkarmadan kendi arazisinden ge&ccedil;melerine izin vermiştir. Bu anlaşma ile Ermenilerin İran&rsquo;dan Ermenistan&rsquo;a bilhassa Karabağ&rsquo;a kalabalık kitleler halinde ge&ccedil;melerine zemin hazırlamıştır. 1828-1830 yılları arasında İran&rsquo;dan 18 bin Ermeni ve Osmanlı &uuml;lkesinden 84 bin Ermeni g&ouml;&ccedil; ettirilerek onların sayıca &ccedil;ok az oldukları G&uuml;mr&uuml; ve Erivan b&ouml;lgelerinin en verimli topraklarına yerleştirilmişlerdir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1823-1827 yılları arasında Dağlık Karabağ %91&rsquo;i T&uuml;rk, %8.4&rsquo;&uuml; Ermeni idi. Erivan&rsquo;da da %76&rsquo;sı T&uuml;rk, %13.5&rsquo;i Ermeni halkı yaşıyordu. Erivan&rsquo;da XIX. y&uuml;zyılın sonunda T&uuml;rk n&uuml;fusu %75 iken bu oran I. D&uuml;nya Savaşı sonrasında %4.3&rsquo;e kadar d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Bilindiği &uuml;zere &Ccedil;arlık Rusyası Eriven&rsquo;ı bir hanlık olarak Ermenilerden değil, ahalisi T&uuml;rk, fakat İran işgalinde olduğu i&ccedil;in İranlılardan aldığı tarihi bir ger&ccedil;ektir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">XIX. y&uuml;zyılın başlarında Rus Alimi İ.İ. Şavrov &ldquo;<b>Zakavkazya&rsquo;da Rus Menfaatleri İ&ccedil;in Yeni Tehlike&rdquo;</b>&nbsp;adlı eserinde yazdığına g&ouml;re,&nbsp;<b>&ldquo;XX.asrın başlangıcında Zakawkazya&rsquo;da yaşayan 1.300.000 Ermeni&rsquo;den bir milyondan fazlası bu b&ouml;lgenin yerli ahalisi değildir. Onlar buraya bizim tarafımızdan yerleştirilmiş&rdquo;</b>&nbsp;diyerek Rusya&rsquo;nın Kafkasya&rsquo;da T&uuml;rk toprakları &uuml;zerinde Ermenistan devleti kurma siyasetine dikkati &ccedil;ekmektedir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Ruslar, 1827 yılı Kasım ayında Erivan&rsquo;ı İranlılardan geri aldıktan sonra, orada bulunan zamanın Rus yazarları uzaktan Erivan kalesinden pek &ccedil;ok cami minaresinin g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve kale alındıktan sonra ahalinin &ccedil;oğunluğunun T&uuml;rk olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş ve eserlerinde belirtmişlerdir. Kısacası XIX. y&uuml;zyılda Erivan&rsquo;ın bir T&uuml;rk şehri olduğunu Rus kaynakları da doğrulamaktadır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan Hanlığı&rsquo;nın siyasi tarihi gibi, sosyal ve iktisadi vaziyeti de araştırmacılar tarafından tam olarak incelenmemiştir. XVII. asrın sonlarında İran&rsquo;da başlamış hem siyasi ve hem de iktisadi buhran, XVIII. asrın başlarında daha da artmıştı. Nadir Şah&rsquo;ın sil&acirc;h g&uuml;c&uuml; ile kurduğu devlet par&ccedil;alandıktan sonra, &uuml;lkede merkezi hakimiyeti ele ge&ccedil;irmek taht-ta&ccedil; ve toprak uğrunda &ccedil;ıkan kanlı feodal i&ccedil; savaş daha da şiddetlenmişti. Birbirini takip eden saray entrikaları merkezi h&uuml;k&uuml;meti daha da zayıflatmış ve İran&rsquo;a tabi feodaller İran&rsquo;ın h&acirc;kimiyetinden kurtulmuşlardır. B&ouml;ylelikle Azerbaycan&rsquo;da uzun s&uuml;ren İran h&acirc;kimiyeti de son buldu. Lakin Azerbaycan arkasından tarih sahnesinde tek devlet değil de m&uuml;stakil ve dağınık hanlıklar şeklinde g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Bu hanlıklardan biri de Erivan Hanlığı idi. Azerbaycan&rsquo;ın kuzey batısında yerleşen bu hanlığın başkenti Erivan şehri olmakla beraber idari bakımdan 15 b&ouml;lgeye ayrılmıştır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">1.Kırkbulak, 2.Zengibasar, 3.Garinbasar, 4.Vedibasar, 5.Şerur, 6.Suran, 7.Derek, 8.Saatlı, 9.Tala, 10.Seyidli, 11.Serdarabad, 12.Garpi, 13.Abran, 14.Dere&ccedil;i&ccedil;ek, 15.G&ouml;y&ccedil;e b&ouml;lgeleri.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan kalesi sanat tarihi bakımından T&uuml;rk D&uuml;nyasının &ouml;nemli merkezlerinden biridir. Erivan kalesinin 60 burcu mevcuttur. Kaledeki Han sarayı XVII. asrın nadir mimarlık incisi olan G&ouml;k Mescut, bu b&ouml;lgeyi ge&ccedil;en seyyahları kendisine hayran bırakmıştır. Kalede 7 mescit, erkek ve kadın hamamları ve G&uuml;rc&uuml;, Culfa, Serdar, Tağlı, Sulu, Susuz, Hacı Ali adlarında kervansaraylarda Erivan&rsquo;ın &ouml;nemli bir yerleşim yeri olduğunu g&ouml;stermektedir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan Kalesi&rsquo;nden bahseden seyyah ve araştırmacıların kaydettikleri bazı toponimler şunlardır; Şile&ccedil;i, Demirbulak, Bağ&ccedil;alar, Yoncalık, B&ouml;rk&ccedil;&uuml; Mahalleleri; G&uuml;rc&uuml;, Culfa, Serdar, Tağlı, Sulu, Susuz, Hacı Ali Kervansarayları; Demirbulak, Kırkbulak, Delmebulak, Serdar Bulakları; Gered&ccedil;ay, Kırkbulak, Zengi Nehirleri, Dere Bağı, Demirbulag, Derekent, Şehir, Abbas bağları; Mescit Meydanı, Zal Hal Meydanı, Fehle Meydanı, B&uuml;y&uuml;k Meydan, Şehir Meydanı G&ouml;k Mescit, Kale Mescidi, Hacı Beyim Mescidi, Zal Han Mescidi, G&uuml;nl&uuml;kl&uuml; Mescit, G&uuml;nbezli Mescit, Şehir Mescidi, Novruzeli Mescidi, H&uuml;seynali Mescidi, Kanlı Tepe, &Uuml;&ccedil;tepe, Kızıl Tepe...</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Hanlıklar devrinde merkezi şehir olan Erivan yeşilliklerde donanmış bir şehirdi. Kale duvarı Zengi&ccedil;ay K&ouml;pr&uuml;s&uuml;, Demirbulak Mahallesi, Abbasdarı, K&ouml;şeli, Abagayat, Karabağ, Zokalkale adlanan yerlerden ge&ccedil;erek Zengi&ccedil;ay&rsquo;ı tarafına d&ouml;n&uuml;p bir daire oluşturuyordu. Kale dahilindeki sahanın &ouml;nemli bir b&ouml;lgesini bağlar teşkil ederdi. Revan kalesi, idari bakımdan &uuml;&ccedil; mahalleye ayrılırdı. Şehir mahallesi; Topbaşı mahallesi ve Demirbulak mahallesi en geniş sahayı tutardı. Erivan şu y&ouml;nden Azerbaycan&rsquo;ın diğer şehirlerinden farklı idi. Şirinsulu Kırkbulak &ccedil;ayı Abbasdere, Şehir, Demirbulağı ve Hosrovabad adlanan sahalardaki bağları sulayarak Zengi &ccedil;ayına akardı.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan&rsquo;da 8 mescit M&uuml;sl&uuml;manlara hizmet ederdi. Her bir mescidin kendi mektebi vardı. H&uuml;seyin Ali Han Mescidinde 200 &ouml;ğrenci tahsil alırdı. Revan&rsquo;da Seher ve Topbaşı mahalleleri arasında Pazar yerleşirdi. Burada kervansaray tacir ve sanatk&acirc;r d&uuml;kk&acirc;nları vardı. Revan kalesinde yedi kervansaray mevcuttu.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Erivan Ağrı vadisinin kuzeyinde Zengi Nehri&rsquo;nin sahilinde yerleşen tarihi T&uuml;rk-Oğuz yurdudur. Revan muhtelif tarihlerde &Ccedil;ukur-Saad vil&acirc;yetinin Revan Hanlığı&rsquo;nın merkezi olmuştur. Azerbaycan T&uuml;rk&ccedil;esinde İrevan/Erivan muhtelif kaynaklarda Erivan, T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;de Revan olarak adlanan bu şehre Ermeniler Yarevan demektedirler.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Tarihi kaynaklarda İrevan adına ilk defa M.&Ouml;. VII. rastlanmaktadır. Şehir, Urartu Kralı I. Erkişti tarafından M.&Ouml;. 782 yılda inşa edilen Edebuni Kalesi&rsquo;nin Harabalıkları&nbsp; yakınlarında kurulduğu iddia edilmektedir. Ermeni ilim adamları Erivan tarihini daha eski tarihlere g&ouml;t&uuml;rmek ve kendilerinin de b&ouml;lgenin eski halkı olduklarını ortaya koymak gibi g&uuml;l&uuml;n&ccedil; bir uğraş i&ccedil;ine girdiklerini g&ouml;rmekteyiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ne Erivan&rsquo;ın ne de Erebuni kalesinin şimdiki Ermenilere yani Haylara ve onların bilhassa ilimde ihtil&acirc;flı olan ecdatları ile tarihi bir bağlarının olmadığı bir ger&ccedil;ektir. Aslında Ermeniler Erivan&rsquo;ın eski bir yerleşim yeri olduğunu ispat etmekle bu arazilerde T&uuml;rk-Oğuz Milleti&rsquo;nin &ccedil;ok eski tarihlerde bu b&ouml;lgelerde yaşadıklarını doğrulamaktadır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Ermeniler&rsquo;in dini merkezi E&ccedil;miadzin&rsquo;dir. Ermeni Patriği de Yerevan vil&acirc;yetine bağlı E&ccedil;miadzin Kilisesi&rsquo;nde ik&acirc;met etmekte idi. Bu şehir T&uuml;rk kaynaklarında &ldquo;&Uuml;&ccedil; Kilise&rdquo; adıyla ge&ccedil;mektedir. Ermeniler Ermenistan&rsquo;daki &ccedil;eşitli yerleşim yerlerinin adlarını değiştirmelerine rağmen, maalesef Hıristiyan taassubu ve Vatikan d&uuml;ş&uuml;ncesi doğrultusunda buranın adını değiştirmemişlerdir.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Oğuz T&uuml;rkleri&rsquo;nin yaylağı Ağrı dağımızı Ermeniler kendi coğrafyaları i&ccedil;inde g&ouml;stermek i&ccedil;in Ağrı dağına &ouml;nce&nbsp;<b>&ldquo;Ayrarat&rdquo; &ldquo;Ararat&rdquo;&nbsp;</b>daha sonra da&nbsp;<b>&ldquo;Masis&rdquo;&nbsp;</b>adını vermişlerdir. H&acirc;lbuki Ağrı Dağı T&uuml;rk-İsl&acirc;m d&uuml;nyasının manevi ve stratejik b&ouml;lgelerinden biridir. Dede Korkut kitabında&nbsp;<b>&ldquo;Arkuri-Yatan Ala Dağ&rdquo;</b>&nbsp;deyiminin başındaki ilk s&ouml;zden geldiğini yazmaktadır. 1635&rsquo;de Revan seferine katılırken bu dağı g&ouml;ren K&acirc;tip &Ccedil;elebi, bug&uuml;n bile &ccedil;evresindeki halkımızın s&ouml;ylediğine uyarak bu dağın adını &ldquo;Cihann&uuml;ma&rdquo; adlı eserinde hem&nbsp;<b>&ldquo;Argı&rdquo;</b>&nbsp;hem de&nbsp;<b>&ldquo;Agrı&rdquo;</b>&nbsp;şeklinde yazmıştır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Alag&ouml;z dağı T&uuml;rk&ccedil;e olup, ilk&ccedil;ağlardan beri Ermenistan&rsquo;da yaşayan Azerbaycan T&uuml;rklerinin yaylak yerleri idi. Ağrı dağı etekleri ve S&uuml;rmeli &Ccedil;ukuru Orta Asya T&uuml;rk D&uuml;nyasıyla Anadolu T&uuml;rk D&uuml;nyası arasında tarihi, iktisadi, k&uuml;lt&uuml;rel bir ge&ccedil;iş noktası olması &ouml;zelliğiyle Oğuz T&uuml;rklerini birleştiren, b&uuml;t&uuml;nleştiren bir kavşak noktasıdır.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto;
line-height:normal">
	<span style="font-size:20px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">Ermeniler dağlar g&uuml;zeli T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Oğuz&rsquo;un&nbsp;<b>&ldquo;G&ouml;k&ccedil;e G&ouml;l&uuml;&rdquo;</b>n&uuml; Ermenileştirerek&nbsp;<b>&ldquo;Sevan G&ouml;l&uuml;&rdquo;</b>&nbsp;olarak değiştirmişlerdir. Sevan G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n adı Urartu dilinden Ermeni diline ge&ccedil;miş&nbsp;<b>&ldquo;su&rdquo;</b>&nbsp;s&ouml;z&uuml;nden alınmıştır. L&acirc;kin eski Ermeni kaynaklarında Sevan adına rastlanmaz. G&ouml;k&ccedil;e G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n Sevan olarak adlandırılması 1930 yılındadır. Tarihte G&ouml;k&ccedil;e b&ouml;lgesi Azerbaycan T&uuml;rkl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n arazisi olmuştur. V. Asır Ermeni tarih&ccedil;isi Moisey Horenski eserinde Ermenilerin bu araziye yerleşmesinin Ermeni Kralı Artaşes (M.&Ouml;. XI. Asır) ait olduğunu yazmaktadır.G&ouml;k&ccedil;e B&ouml;lgesi, Azerbaycan T&uuml;rkl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n yoğun yerleştiği ve vatan bildiği bir T&uuml;rkl&uuml;k coğrafyasıdır. Lakin XIX. asırda T&uuml;rkiye, İran ve Rusya&rsquo;dan getirilen 45 bin Ermeni, Azerbaycan T&uuml;rklerinin topraklarından zorla atılması ile G&ouml;k&ccedil;e B&ouml;lgesine yerleştirilmiştir.Bug&uuml;n Rusların yardımıyla Ermenilerin zorla işgal ettiği G&ouml;k&ccedil;e G&ouml;l&uuml;, Aygır G&ouml;l&uuml; sahillerinde, Bor&ccedil;alı ovasında at koşturan, avlanan yiğitler kimin atalarıdır? Erivan&rsquo;daki Şehir Mescidi, K&ouml;pr&uuml; Kulağı Mescidi, Tepebaşı Mescidi, Kale Mescidi, Serdar Kalesi ve Kervansaray gibi muhteşem eserleri kim inşa etmiştir? Krasni b&ouml;lgesindeki Karakoyunlu, Ararat y&ouml;resindeki Afşar, Ecmiadzin b&ouml;lgesindeki T&uuml;rklenli, Artaşat y&ouml;resindeki yine Karakoyunlu v.s&hellip; k&ouml;ylere verilmiş soyadları hangi millete mahsustur? Elbette bu soruların muhatabı Oğuz T&uuml;rkleri&rsquo;dir. Erivan toprağının altı da, &uuml;st&uuml; de T&uuml;rk Milleti&rsquo;ne aittir. Şurası da bir ger&ccedil;ektir ki, Erivan XIX. y&uuml;zyılın başına kadar bir T&uuml;rk-İslam beldesi olma misyonunu s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r.</span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">
	<span style="font-size:8px;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;mso-fareast-font-family:
&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Atat&uuml;rk &Uuml;niversitesi Fen-Edebiyat Fak&uuml;ltesi Tarih B&ouml;l&uuml;m&uuml;</span><font color="#000000" face="Arial, sans-serif">webarsiv.atauni.edu.tr (Yrd. Do&ccedil;. Dr. Erol K&Uuml;RK&Ccedil;&Uuml;OĞLU)</font></span><o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Jun 2018 13:48:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/erivana966100b699f97f2fb90.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sancak (Bosna-Hersek)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/sancak-bosna-hersek-5724</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/sancak-bosna-hersek-5724</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">Balkan yarımadasının ortasında, Sırbistan ve Karadağ Cumhuriyetleri arasında yer alan Sancak, kuzeybatıda Bosna-Hersek, g&uuml;neydoğuda Kosova, g&uuml;neyde ise Arnavutluk ile komşudur. Osmanlı İmparatorluğu tarafından verilen asıl adı Yeni Pazar olan Sancak, Osmanlı d&ouml;neminde Bosna Hersek&rsquo;e bağlı yedi sancaktan biriydi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">B&ouml;lge, bug&uuml;n Kosova sınırlarında bulunan Kosovska Mitrovitsa b&ouml;lgesi ile Bosna-Hersek sınırları dahilinde bulunan Rudo B&ouml;lgesi&rsquo;ni de kapsamaktaydı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bug&uuml;n Sırbistan Cumhuriyeti sınırları i&ccedil;erisinde kalan alanda, Yeni Pazar, Syenitsa, Tutin, Novi Varoş, Priyepolye, Priboy şehirleri yer alıyor. Karadağ sınırları i&ccedil;erisinde ise Akova, Taşlıca, Berane ve Plav şehirleri bulunmaktadır. Sancak, Goliya, Rogozna, Javor, Zlatar ve Bihor dağlarıyla &ccedil;evrelenmiş bir konumdadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">B&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş b&ouml;lge Sancak&rsquo;ın n&uuml;fusunun ne kadar olduğuna ilişkin kesin sayılar bulunmuyor. B&ouml;lgede Boşnakların &ccedil;oğunlukta olduğu ise &ccedil;eşitli kaynaklarda ifade ediliyor. 1991 yılında yapılan Yugoslavya&rsquo;da yapılan n&uuml;fus sayımında b&ouml;lgenin toplam n&uuml;fusu 420 bin olarak belirlenmiştir. Sayımdan, n&uuml;fusun 278 bininin Sırbistan&rsquo;da, 162 bininin ise Karadağ&rsquo;da yaşadığı ve toplam n&uuml;fusun y&uuml;zde 54&rsquo;&uuml;n&uuml;n M&uuml;sl&uuml;man olduğu sonucu &ccedil;ıkmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kısa tarih&ccedil;e</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sırp tarihinde Sancak b&ouml;lgesi 11. y&uuml;zyılda kurulan bir Sırp Krallığı&rsquo;nın adı olan Raşka veya G&uuml;neybatı Sırbistan olarak anılıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Yeni Pazar b&ouml;lgesi, 14. ve 15. y&uuml;zyıllarda Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;na katıldı. Osmanlı Devleti&rsquo;nin 15. y&uuml;zyıla kadar kurulan Anadolu, Rumeli ve Amasya eyaletlerinin arkasından, Balkanlar&rsquo;da Bosna 1590 yılında eyalet haline getirildi. &Ouml;zerk bir y&ouml;netim birimi haline gelen Yeni Pazar Sancak&rsquo;ından, ilk kez, Bosna eyaletinin yedi b&ouml;lgesinden biri olarak 1578&rsquo;de s&ouml;z edildi.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nun 1699&rsquo;da başlayan gerileme d&ouml;neminde Avrupa&rsquo;ya karşı akınlarında anahtar rol oynayan Bosna ve dolayısıyla Sancak bundan sonra imparatorluğun savunmasında da aynı şekilde &ouml;nemli bir işlev &uuml;stlendi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1878 Berlin Antlaşması &ccedil;er&ccedil;evesinde Osmanlı sultanının hakimiyeti korunmakla birlikte Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&rsquo;na Bosna&rsquo;da asker bulundurma hakkı verildi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">B&ouml;lge 1908&rsquo;de Osmanlı kontrol&uuml;ne girse de, 1912&rsquo;de meydana gelen I. Balkan Savaşları&rsquo;nda Sırbistan ve Karadağ tarafından işgal edilerek ikiye b&ouml;l&uuml;nd&uuml;.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Birinci D&uuml;nya Savaşı sonrasında Hırvat, Sloven ve Sırpların oluşturduğu, daha sonra Yugoslavya adını alacak imparatorluğa dahil olan Sancak&rsquo;ta bu d&ouml;nemde M&uuml;sl&uuml;manların zor şartlarda yaşadılar ve bir&ccedil;oğu, T&uuml;rkiye dahil &ccedil;eşitli yerlere g&ouml;&ccedil; etmek zorunda kaldı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">D&ouml;nemsel olarak yaşanan etnik krizler sonrası Yugoslavya&rsquo;daki Josip Broz Tito y&ouml;netimi tarafından 1943 yılında &ouml;zerk b&ouml;lge ilan edilen b&ouml;lgenin bu stat&uuml;s&uuml; uzun s&uuml;rmedi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1945 yılında Sancak&rsquo;ın &ouml;zerkliğinin elinden alınmasının sebebi olarak etnik, ekonomik ve siyasi yeterliliğin Sancak&rsquo;ta mevcut olmadığı &ouml;ne s&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Sancak&rsquo;ın Sırbistan ile Karadağ arasında paylaştırılmasına karar verilerek, b&ouml;lge ile ilgili 1913 yılındaki sınırlara geri d&ouml;n&uuml;ld&uuml;.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bosna Savaşı d&ouml;neminde, hem Sırbistan, hem de Karadağ y&ouml;netimleri tarafından ş&uuml;pheyle karşılanan M&uuml;sl&uuml;manlara karşı b&ouml;lgede, zaman zaman &ouml;l&uuml;mlere neden olan şiddet eylemleri yapılsa da, savaşın yoğun şiddetine benzer olaylar yaşanmadı. Bu d&ouml;nemde de Sancak&rsquo;tan g&ouml;&ccedil; eden M&uuml;sl&uuml;manlar oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Savaş sonrası d&ouml;nemde kurulan Sırbistan-Karadağ b&uuml;nyesinde kalan b&ouml;lge, Karadağ&rsquo;ın 2008 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle, her ne kadar Sırbistan tanımasa da, d&uuml;nyanın b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n algılamasına g&ouml;re iki farklı &uuml;lke sınırlar i&ccedil;inde yer almaya başladı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 May 2018 16:29:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/sancak-bosna-hersek57c3f57e3ae5ea433368.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırcaali</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kircaali-5593</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kircaali-5593</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">Kırcaali il&ccedil;esi Bulgaristan Cumhuriyetinin G&uuml;neydoğu kısmında yerleşiktir. Kırcaali il&ccedil;esi Doğu Rodop dağlarında en b&uuml;y&uuml;k il&ccedil;edir.Kırcaali ili topraklarının %20&rsquo;sini ve &uuml;lke topraklarının % 0.51&rsquo;ni teşkil eder. Kırcaali il&ccedil;esi 45 muhtarlıktan ibaret 117 yerleşim yerini kapsamaktadır. Haskovo, Stambolovo, Mom&ccedil;ilgrad, Ardino ve &Ccedil;ernoo&ccedil;ene il&ccedil;eleri ile sınırdaştır. Kırcaali şehri sadece il&ccedil;enin doğal idari, ticari, k&uuml;lt&uuml;r ve sanayi merkezi değil, Doğu Rodopların da bir merkezi olarak gelişmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Şehir Sofyadan 259 km ve Bulgaristanın ikinci b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki Plovdivten 90 km uzaklıkta bulunmaktadır. Şu anda şehre 132 km uzaklıkta bulunan en yakın hudut kapısı Kapitan Andreevo Bulgaristanı T&uuml;rkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Cumhuriyeti ile bağlamaktadır. Kırcaali il&ccedil;esine yıllar boyu &ccedil;ok sayıda sanayi, inşaat ve ticaret şirketlerinin tesisi i&ccedil;in &ouml;nemli miktarda yatırımlar sağlanmıştır. B&ouml;ylelikle o Kırcaali ilinin ekonomi merkezi durumuna gelmişti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Nuf&uuml;s Yapısı; Kırcaali belediyesinde 1990 yılında başlayan n&uuml;fusun azalması 2001 yılında da devam eder. Bunun sebebi herşeyden &ouml;nce olumsuz n&uuml;fus artışıdır. 01.03.2001 tarihine karşın Belediyenin devamlı n&uuml;fusu 70 196 kişiye &ccedil;ıkar, buna 34 524 erkek ve 35 672 kadın dahildir. Belediyenin 45 muhtarlığına bağlı 118 mesk&uuml;n yeri vardır. Belediye n&uuml;fusunun y&uuml;zde 60&rsquo;ı Kırcaali şehrinde ikamet etmektedir, bu da belediyenin yeterince kentleşmiş ve yaşam şartları olduk&ccedil;a iyi olduğunu g&ouml;sterir. Diğer yandan halk k&ouml;ylerde kalabilmesi i&ccedil;in yaşam kalitesini artırmak ve bunun i&ccedil;in altyapı ve bir &ccedil;ok iş yapılması gerekir. Birleşmiş Milletler Teşkilatının yaptığı insan gelişimi sıralamasında Bulgaristan&rsquo;ın toplam 262 belediyesinden Kırcaali 85-inci yerde g&ouml;sterilmiştir</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">M&uuml;zesi; Kırcaali b&ouml;lgesel tarih m&uuml;zesi faaliyetini G&uuml;ney Bulgaristanın Doğu Rodoplarında ger&ccedil;ekleştirmektedir. Bu m&uuml;ze, b&ouml;lgenin tarihi anılarını taşıyan k&uuml;lt&uuml;rel değerlerini incelemek, korumak ve yayınlamak i&ccedil;in 1965 yılında kurulmuştır. Genel fonu 19-u tarih &ouml;ncesi, 122-si antik ve 37-si orta &ccedil;ağdan olan yaklaşık 37 000 n&uuml;mune i&ccedil;ermektedir. Kayıtlı k&uuml;lt&uuml;r abidelerin 30-u milli değer taşımaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Turizm</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Eğridere y&ouml;resi doğal tarihsel ve diğer zenginlikleri ile tatil ve turizm aktiviteleri i&ccedil;in &ccedil;ok geniş bir se&ccedil;enek yelpazesi sağlamaktadır. Şehre 7 km mesafede bir tatil ve turizm tesisi olan &ldquo;Beli Brezi&rdquo; yer almaktadır. Kendine &ouml;zg&uuml; bir ağa&ccedil; t&uuml;r&uuml;ne sahip olan tesis 3680 d&ouml;n&uuml;m arazi &uuml;zerine kuruludur. Temiz havası Akciğer rahatsızlıkları ve Alerjik hastalıkların tedavisi i&ccedil;in bir nimettir. Sağlık bakanlığı tarafından &ldquo;Milli &ouml;neme sahip tesis&rdquo; olarak adlandırılmıştır. Turistik &ouml;nem teşkil eden diğer objeler Rodop dağlarının en y&uuml;ksek tepesi olan Aladağ, Arda nehri sahilleri, Kırcaali barajı, Şeytan k&ouml;pr&uuml;s&uuml;, Stoyan k&ouml;pr&uuml;s&uuml; ve Momini Gırdi (hanım g&ouml;ğs&uuml;) Tepesi&rsquo;dir. &Ccedil;ok g&uuml;zel bir iklime sahip olan b&ouml;lgenin bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml; de &ccedil;eşitlilik g&ouml;stermektedir, b&ouml;lgede bir&ccedil;ok ağa&ccedil; t&uuml;r&uuml; bulunmaktadır. B&ouml;lge avlanmak isteyen, balık tutmak isteyen ve gezmek isteyenler i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir cennet k&ouml;şesidir. B&ouml;lge &ouml;zellikle domuz, tilki ve kurt gibi değerli av hayvanları ile dikkat &ccedil;ekmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">K&uuml;lt&uuml;r&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Alakasız konuları alaylı bir dille ifade etmek i&ccedil;in kullanılan meşhur &ldquo;Eğridere&rsquo;nin topalını Bağdat&rsquo;ta g&ouml;rm&uuml;şler&rsquo; deyiminde bahsi ge&ccedil;en şehirdir. Ayrıca T&uuml;rkiye&rsquo;nin Bursa vilayetinde faaliyette bulunan&ldquo; &ldquo;Eğridere K&uuml;lt&uuml;r ve Dayanışma Derneği&rdquo; ismi altında bir dernekleri bulunmaktadır. Yazar Sabahattin Ali&rsquo;nin doğduğu ve babası Y&uuml;zbaşı Ali Selahattin&rsquo;in 1912 yılına kadar g&ouml;rev yaptığı kenttir. 31 Mart 2007 tarihinde Sabahattin Ali&rsquo;nin 100. doğum yılı Eğriderede bir toplantıyla kutlandı. Koşukavak (Krumovgrad), Bulgaristan&rsquo;da Kırcaali ilinde, 2005 nufusu 8500 olan, T&uuml;rklerin yoğun olarak yerleşik olduğu bir şehirdir. Şehir son d&ouml;nemde Adatepe&rsquo;deki siyan&uuml;rle altın aranması tartışmalarına konu olmaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Koşukavak adını kavak ağa&ccedil;larının yanında yapılan at koşularından almaktadar. Armadaki at ve kavak yaprakları bunu temsil etmektedir. 1934&rsquo;te Bulgarca adı Birinci Bulgar Devleti h&uuml;k&uuml;mdarı Krum (taht: 803 814)&rsquo;dan gelen &ldquo;Krumovgrad&rdquo; olarak değiştirildi. 1934&rsquo;te il&ccedil;edeki k&ouml;ylerin adları Bulgarca adlarla değiştirildi. Koşukavak&rsquo;ın resm&icirc; adı Krumovgrad oldu. 1985 yılında k&ouml;yler Bulgar Polisleri tarafından kuşatılarak T&uuml;rklerin zorla isimleri değiştirildi 1989&rsquo;da bir&ccedil;ok T&uuml;rk T&uuml;rkiye&rsquo;ye g&ouml;&ccedil; etti.&nbsp; Bulgaristan&rsquo;ın g&uuml;neyinde Doğu Rodop Dağları&rsquo;nda, Burgaz nehri kıyısında kurulmuştur. Yunanistan sınırına yaklaşık 17 kilometre uzaklıktadır.&uuml; 1989 yılına kadar n&uuml;fusu %80 t&uuml;rk m&uuml;sl&uuml;man, %15 pomak m&uuml;sl&uuml;man ve %5 bulgar ortodoks&rsquo;tan oluşmaktaydı. Kasabada yaklaşık 600 yıllık bir cami de bulunmaktadır.Mestanlı (Momchilgrad), Bulgaristan&rsquo;da Kırcaali ilinde, 2005 n&uuml;fusu 17.000 olan, T&uuml;rklerin yoğun olarak yerleşik olduğu bir şehirdir.&nbsp; Osmanlı d&ouml;neminde 1450-1500 yılları arasında b&ouml;lgeye Anadolu&rsquo;dan Karamanoğulları beyliğine bağlı oymaklar yerleştirilmiştir. B&ouml;lge halkına Bulgarlar Konyarlar denmektedir. Aynı hitap Yunanlılar tarafından da kullanılmaktadır.&nbsp; B&ouml;lge coğrafi olarak Batı Trakya&rsquo;nın bir par&ccedil;ası olarak bilinir.&nbsp; Mestanlı halkının %95&rsquo;i M&uuml;sl&uuml;man olan T&uuml;rklerle meskundur. Bu M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rkler arasında Alevi-Bektaşi inancına sahip k&ouml;yler de mevcuttur. Başlıca ge&ccedil;im kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kırcaali (Kardzhali), g&uuml;neydoğu Bulgaristan&rsquo;da, Kırcaali ilinin ve Kırcaali Belediyesinin merkezi. N&uuml;fusu 76.232 kişidir (2006 verileri). Tren istasyonu bulunmaktadır. Kırcaali&rsquo;den Hask&ouml;y ve G&uuml;m&uuml;lcine (Yunanistan) y&ouml;nlerine karayolları uzanır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Coğrafya</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kırcaali il&ccedil;esi Bulgaristan&rsquo;ın G&uuml;neydoğu kısmında yerleşiktir. Kırcaali il&ccedil;esi Doğu Rodop dağlarında en b&uuml;y&uuml;k il&ccedil;edir. Kırcaali ili topraklarının %20&rsquo;sini ve &uuml;lke topraklarının % 0.51&rsquo;ni teşkil eder.&nbsp; Kırcaali il&ccedil;esi 45 muhtarlıktan ibaret 117 yerleşim yerini kapsamaktadır. Haskovo, Stambolovo, Mom&ccedil;ilgrad, Ardino ve &Ccedil;ernoo&ccedil;ene il&ccedil;eleri ile sınırdaştır.&nbsp; Kırcaali şehri sadece il&ccedil;enin doğal idari, ticari, k&uuml;lt&uuml;r ve sanayi merkezi değil, Doğu Rodopların da bir merkezi olarak gelişmiştir.&nbsp; Şehir Sofya&rsquo;dan 259 km ve Bulgaristan&rsquo;ın ikinci b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki şehri Plovdiv&rsquo;den 90 km uzaklıkta bulunmaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Şu anda şehre 132 km uzaklıkta bulunan en yakın hudut kapısı Kapitan Andreevo Bulgaristanı T&uuml;rkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Cumhuriyeti ile bağlamaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kırcaali il&ccedil;esine yıllar boyu &ccedil;ok sayıda sanayi, inşaat ve ticaret şirketlerinin tesisi i&ccedil;in &ouml;nemli miktarda yatırımlar sağlanmıştır. B&ouml;ylelikle Kırcaali ilinin ekonomi merkezi durumuna gelmiştir.&nbsp;</span></p>
<div>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Apr 2018 15:10:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/kircaali16e4ee7728fe8b581ff3.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Novi Pazar</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/novi-pazar-5438</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/novi-pazar-5438</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">Novi Pazar T&uuml;rk&ccedil;esi ile Yeni Pazar, Sırbistan&rsquo;ın Sancak olarak tabir edilen b&ouml;lgesinde, Kosova sınırına yakın bir kent. Belgrad&rsquo;ın 290 km g&uuml;neyinde yer alan Yeni Pazar&rsquo;ın halkı b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunlukla Boşnak ve T&uuml;rklerden oluşuyor. Osmanlı&rsquo;dan yadig&acirc;r kalan camileri ve kalesi ile tipik bir Anadolu şehrini andıran Novi Pazar&rsquo;ın amblemindeki 1461 tarihi ise, kentin Osmanlı egemenliğine girdiği tarihi simgeliyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;Sırbistan&rsquo;ın UNESCO D&uuml;nya Mirası, Novi Pazar</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Belgrad&rsquo;dan kara yoluyla 4 saatlik mesafede olan Novi Pazar, belirgin bir T&uuml;rk k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne sahip.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&nbsp;N&uuml;fusunun nerdeyse % 90&rsquo;ı M&uuml;sl&uuml;manlardan oluşan kent diğer Sırp şehirlerine g&ouml;re bakımsız bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; &ccedil;iziyor. Diğer yandan Taş Devri&rsquo;ne dek uzanan bir yerleşim ge&ccedil;mişine sahip olan kentin mimarisi, yakın devirlerde ve &ouml;zellikle Osmanlı d&ouml;nemindeki yapılardan oluşuyor. Kosova&rsquo;dan &ouml;nceki son durak olan Novi Pazar, aynı zamanda Sırbistan&rsquo;ın UNESCO D&uuml;nya Mirası. Sırbistan&rsquo;nın eski başkenti olma &ouml;zelliğine de sahip olan Novi Pazar Stari Ras ve Bizans tarzı Sopoćani Manastırı&rsquo;na ev sahipliği yapıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">17&rsquo;inci y&uuml;zyıla tarihlenen T&uuml;rk Kalesi ve 15. y&uuml;zyılda yapılan T&uuml;rk Hamamı, Novi Pazar&rsquo;ın olduğu kadar Sırbistan&rsquo;ın da en eski T&uuml;rk eserlerini oluşturuyor. Novi Pazar&rsquo;ın gezilecek diğer yerlerinden ise 15. y&uuml;zyıl yapısı olan ve İshakovi&ccedil; d&ouml;neminde inşa edilen İsa Bey Kulesi, 16. Y&uuml;zyılda M&uuml;slih&uuml;ddin Abd&uuml;lgani tarafından faaliyete ge&ccedil;irilen Altun Alem Camii ve 17. Y&uuml;zyıla tarihlenen Emir Ağa Konağı &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. Dilerseniz, Novi Pazar&rsquo;a birka&ccedil; kilometre uzaklıkta yer alan ve tarihi ve arkeolojik b&ouml;lge olan Pliska&rsquo;yı da ziyaret edebilirsiniz. Bulgaristan&rsquo;ın ilk başkenti olan Pliska dışında, kente 4 km mesafedeki bir Sırp Ortodoks manastırı olan Djurdjevi Stupovi Manastırı&rsquo;nı gezebilirsiniz. 1196-1996 yılları arası yapılmış St. Peters Kilisesi ise, şehre 2 km uzaklıkta bulunuyor. Şehre 15 km uzaklıktaki bir manastır olan Sopacani&rsquo;ye giderken Sırbistan&rsquo;ın ilk yerleşimlerinden olan Ras&rsquo;ın kalıntılarını da g&ouml;rebilirsiniz.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">13&rsquo;&uuml;nc&uuml; y&uuml;zyıl yapısı olan Sopacani Manastırı, 9&rsquo;uncu y&uuml;zyıldan kalma eski manastırın kalıntılarının i&ccedil;ine inşa edilmiş. Freskleri olduk&ccedil;a g&uuml;zel olan yapının restorasyonunu ise UNESCO &uuml;stlenmiş. &Ccedil;evresindeki yemyeşil manzaraya ise hayran olmamak elde değil.&nbsp;</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Mar 2018 15:44:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/novi-pazar1a235736ee4273c150e8.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kavala</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kavala-5380</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kavala-5380</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:18px;">İstanbul&rsquo;a karayolu ile yaklaşık 450 km. mesafede yer alan Kavala, Ege Denizi&rsquo;nin kuzey sahilinde, Taşoz Adası&rsquo;nın batısında, Selanik ile Dedeağa&ccedil; arasında, i&ccedil; b&ouml;lgelerdeki kentleri denize kavuşturan bir liman şehridir. Bu konumunu Makedonya Krallığı&rsquo;nın Philippi (Filippi) kentinden Osmanlı Drama&rsquo;sına kadar s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. M&Ouml; 7. y&uuml;zyılda Taşoz Adası&rsquo;na Paros Adası&rsquo;ndan gelerek yerleşmiş olan koloniciler tarafından yeni kent anlamına gelen Neapolis adı ile kurulan şehir, daha sonraları ticaret limanı ve ticaret yolları &uuml;zerinde yer almasından &ouml;t&uuml;r&uuml; gelişmiş ve bağımsızlığını kazanmıştır (G&ouml;ka&ccedil;tı, 2001). M&Ouml; 4. y&uuml;zyılda ise Makedonlar tarafından ele ge&ccedil;irilerek Philippi şehrinin limanı haline getirilmiştir. 9. y&uuml;zyılda Slav ve Bulgarların istilasına uğrayan şehir Bizanslıların elinde kalmıştır. Arap bilgin İdris&icirc;&rsquo;ye g&ouml;re 12. y&uuml;zyılda şehir, b&ouml;lgnin en &ouml;nemli ticaret merkezidir. Daha sonraki tarihlerde sırası ile Normanların ve Latinlerin eline ge&ccedil;miştir. Bizans d&ouml;nemi hakkında kalesinin k&uuml;&ccedil;&uuml;k olmasının dışında başka bilgi bulunmayan Kavala&rsquo;da kalenin aşağısında ve limana bakan mevkide bir dış mahalle vardır. Şehir, i&ccedil;me suyu sıkıntısı &ccedil;ekilmesi sebebiyle n&uuml;fus bakımından gelişememiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Batı Trakya kentlerinin Osmanlılar tarafından fethedildiği 1387 yılında Kavala şehri de Osmanlı h&acirc;kimiyetine girmiştir. Drama ve Serez&rsquo;i 1383 yılında fetheden Deli Balaban ve Lala Şahin Paşa tarafından şehir savaşmadan; barış yolu Osmanlı topraklarına katılmıştır. Fethin ilk yıllarında Osmanlı devletinin Kavala&rsquo;da biraz yumuşak bir idare ile şehri y&ouml;netmeye kalkması &uuml;zerine ortaya &ccedil;ıkan otorite boşluğundan faydalanan Cenevizliler Kavala&rsquo;yı işgal etmişlerdir. Bunun &uuml;zerine Yıldırım Bayezid Han 1390 yılında Kavala&rsquo;yı tekrar almıştır (Darkot, 1979; Kiel, 2002).&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Rodos seferine &ccedil;ıkmadan &ouml;nce Kanuni Sultan S&uuml;leyman şehirdeki su problemi i&ccedil;in g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar ayakta kalabilen bir su kemeri inşa ettirmiştir. Saraydan yetişmiş ve Kanuni Sultan S&uuml;leyman&rsquo;ın veziri olan İbrahim Paşa da şehrin gelişmesi ve İslamlaşması i&ccedil;in bir cami, bir sebil, bir hamam, &uuml;&ccedil; zaviye, bir mescid inşa ettirmiştir (T&uuml;rkoğlu, 1990).</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala, 16. y&uuml;zyıl başlarında canlı bir liman şehri olarak yeniden &ouml;nem kazanmasını ve gelişimini bir Osmanlı veziri (Makbul ve Maktul) İbrahim Paşa ile iki sultana yani I. Selim ve Kanuni Sultan S&uuml;leyman&rsquo;a bor&ccedil;ludur. 1512-1520 yılları arasında tahtta kalan Sultan I. Selim, yarımadanın tepesinde, yaklaşık 1387 yılında tasfiye edilen eski Bizans m&uuml;stahkem mevkilerinin yerindeki Kavala kalesinin inşaatını tamamlatmıştır. Ayrıca Seyyah Pierre Belon&rsquo;un da g&ouml;zlemlerine g&ouml;re şehrin yeniden canlandırılması i&ccedil;in planlı ve k&ouml;kl&uuml; tedbirler alındığı anlaşılmaktadır. Şehre yerleştirilen M&uuml;sl&uuml;manlar ve ticareti geliştirmek i&ccedil;in getirilen Macar Yahudileri sayesinde n&uuml;fus y&ouml;n&uuml;nden b&uuml;y&uuml;k bir sı&ccedil;rama ger&ccedil;ekleştiren Kavala, fiziksel olarak da gelişmiş ve ilk kez bu tarihlerde g&ouml;sterişli M&uuml;sl&uuml;man mabetleri ve eserleri ile donatılmaya başlanmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Bu d&ouml;nemde inşa edilen ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de varlığını h&acirc;l&acirc; s&uuml;rd&uuml;ren iki &ouml;nemli eser, İbrahim Paşa Camii ve Kavala su kemeridir. Kentin siluetine h&acirc;kim olan ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki sembol&uuml; konumundaki su kemeri Kanuni tarafından yaptırılmıştır. Evliya &Ccedil;elebi&rsquo;den edinilen bilgilere g&ouml;re ise; kemer, bir konak uzaklıkta bulunan suyun şehre taşınması i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k masraflarla inşa edilmiştir. 16. y&uuml;zyıl ortalarından itibaren Kavala, Makedonya ile Trakya b&ouml;lgesinde &uuml;retilen başta t&uuml;t&uuml;n olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli tarım &uuml;r&uuml;nlerinin dış d&uuml;nyaya g&ouml;nderildiği bir liman konumuna gelmiştir (Arslan, 2010).</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">17. y&uuml;zyılda gelişmesini s&uuml;rd&uuml;ren kenti 1667 yılında ziyaret eden Evliya &Ccedil;elebi, taştan yapılmış evleri, beş camisi, limanın</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">yakınlarında yer alan depoları ve m&uuml;stahkem kalesi ile adeta bir masal kenti gibi tanımlar. O yıllarda Kavala&rsquo;nın tamamı 5 mahalleden meydana gelmekte olup 500&rsquo;&uuml; İbrahim Paşa Camii civarında bulunan Aşağı kalede ve 200&rsquo;&uuml; de k&uuml;&ccedil;&uuml;k i&ccedil; kalede olmak &uuml;zere toplam 700 hanenin varlığından s&ouml;z eder (Temelkıran ve diğerleri, 1976). 18. y&uuml;zyılda nispeten durgun bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;mde olan Kavala&rsquo;yı 1799&rsquo;da ziyaret eden Fransız Seyyah Felix Beaujour, olsa olsa 3.000 civarında n&uuml;fusunun bulunduğu bir yerleşim yeri olarak kaydetmektedir. Kavala, 19. y&uuml;zyılın başlarında &ouml;zellikle Drama ve İske&ccedil;e b&ouml;lgesinde yetiştirilen t&uuml;t&uuml;n&uuml;n ihracatı i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k y&uuml;kleme limanı konumuna gelerek hızlı bir gelişme g&ouml;stermiştir. 5 asır Osmanlı hakimiyetinde kalan Kavala şehri, Birinci Balkan Savaşı&rsquo;nda &ouml;nce Bulgaristan&rsquo;ın daha sonra da Yunanistan&rsquo;ın idaresine ge&ccedil;ti. 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması sonucunda ger&ccedil;ekleştirilen zorunlu m&uuml;badele ile de Kavala&rsquo;da yer alan T&uuml;rkler Anadolu&rsquo;ya g&ouml;&ccedil; etmiş ve Anadolu&rsquo;dan gelen 25 bin Rum&rsquo;da şehre yerleştirilmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">K&uuml;lt&uuml;rel Olaylar ve Etkinlikler</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">&Ccedil;oğunluğu yaz aylarında olmak &uuml;zere &ccedil;ok &ccedil;eşitli k&uuml;lt&uuml;rel aktiviteye ev sahipliği yapan Kavala&rsquo;da en &ouml;nemli etkinlik Philippi Festivali&rsquo;dir. İlk olarak 1957 yılında yapılmaya başlanan festival Temmuz-Eyl&uuml;l ayları arasındaki d&ouml;nemde tiyatro g&ouml;sterileri ve m&uuml;zik konserlerini i&ccedil;ermektedir. Şehrin ve Yunanistan&rsquo;ın en &ouml;nemli k&uuml;lt&uuml;rel etkinliklerinden birisidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Temmuz ayında d&uuml;zenlenen bir diğer festival ise Cosmopolis&rsquo;tir. Uluslararası Cosmopolis Festivali dans ve m&uuml;zik grupları, geleneksel ulusal mutfaklar, sinema ve festivale katılan &uuml;lkelerin sergiledikleri &uuml;r&uuml;nler ile Kavala&rsquo;nın eski kentinde d&uuml;zenlenmektedir. Bir diğer etkinlik ise Giannis Papaioannou Festivali&rsquo;dir. Festivalde konser ve m&uuml;zik seminerleri yer almaktadır. Ilios ke Petra Festivali&rsquo;de (G&uuml;neş ve Taş) Temmuz ayında d&uuml;zenlenmektedir. Her sene Nea Karvali&rsquo;deki Akontisma&rsquo;da yapılan festival, yurtdışından gelen &ccedil;eşitli dans grupları ile folklorik dans g&ouml;sterilerine sahne olmaktadır. Kavala&rsquo;nın eski kentinde d&uuml;zenlenen bir diğer festival ise Wood Water Wild Festivali&rsquo;dir. Yunanistan&rsquo;ın en b&uuml;y&uuml;k a&ccedil;ık alan festivali Mayıs ayının son hafta sonu ya da Haziran ayının ilk hafta sonu d&uuml;zenlenmektedir. 2.5 km&rsquo;lik bir g&uuml;zergaha&nbsp; sahip olan festival de, m&uuml;zik g&ouml;sterileri, el işi &uuml;r&uuml;nlerin bulunduğu a&ccedil;ık hava pazarı, a&ccedil;ık hava etkinlikleri (ok&ccedil;uluk, tırmanış) gibi bir&ccedil;ok aktivite yapılmaktadır. &Ouml;nemli etkinliklerin bir diğeri ise Kavala Air Sea Show&rsquo;dur. Haziran ayının son g&uuml;nlerinde ger&ccedil;ekleştirilen etkinlik her yıl ger&ccedil;ekleştirilen bir hava g&ouml;sterisidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala şehrine giden turistler i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;eşitli konaklama imk&acirc;nları ve se&ccedil;enekleri mevcuttur. Beş yıldızlı otellerden daha ekonomik k&uuml;&ccedil;&uuml;k pansiyonlara kadar &ccedil;eşitlilik mevcuttur. Zeytinyağlı yemekler ve geleneksel Akdeniz mutfağının lezzetlerini tatmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Kavala&rsquo;da hediyelik olarak mağnet ve geleneksel &uuml;r&uuml;nlerin yanında Kavala kurabiyesi de &uuml;nl&uuml;d&uuml;r. Bu kurabiye; badem, un ve pudra şekerinin m&uuml;kemmel bir birleşimidir. T&uuml;rk mutfağına Osmanlılardan miras kalan bir lezzet olup, M&uuml;badele d&ouml;neminde Kavala Limanından, Trakya&rsquo;ya ge&ccedil;en g&ouml;&ccedil;menler sayesinde yayılmış ve kısa s&uuml;rede herkes tarafından sevilmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kanuni Sultan S&uuml;leyman Su Kemeri</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kanuni tarafından yaptırılan bu su kemeri, evvelden beri su kıtlığı &ccedil;eken Kavala şehrinin su sıkıntısını gidermek i&ccedil;in inşa ettirilmiştir. Nitekim &ouml;yle de olmuştur. Bu su kemeri yapıldıktan sonra şehir daha da gelişmeye başlamıştır.&nbsp; Evliya &Ccedil;elebi eserinde bu su kemeri i&ccedil;in;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">&ldquo;Kanuni Sultan S&uuml;leyman&rsquo;ın bir konak yerden dağları ve belleri deldirerek 60 g&ouml;zl&uuml; bir su kemeri yaptırıp bir kayadan bir dağa ulaştırdığını ve y&uuml;ksekliğinin 60 metre olduğunu&rdquo; yazar (Araslı, 1986). Şehrin &ccedil;ıkışına yakın bulunan su kemeri G&uuml;m&uuml;lcine yolu &uuml;zerinde yer almaktadır. Kemerin fiziksel &ouml;zelliklerine bakacak olursak, 5 metre a&ccedil;ıklığa ve 4,5 metre genişliğe sahiptir. İki yamacı birbirine bağlayan bu su kemerinin y&uuml;ksekliği yaklaşık 20 metredir. Su kemerinin bazı kısımları 18. y&uuml;zyılda tadilat ge&ccedil;irmiş olup, bazı noktalarında kuş evleri yer almaktadır (Turan ve İbrahimgil, 2004).</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala&rsquo;nın Turizm &Ccedil;ekicilikleri</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala genel olarak tarihi ve k&uuml;lt&uuml;rel zenginliğinden kaynaklanan &ouml;nemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Ancak bunun yanı sıra bir liman ve sahil kenti olması nedeniyle de plaj turizmine imk&acirc;n sağlamaktadır. Yılın belli d&ouml;nemlerinde yapılan festivaller, Kavala mutfağına &ouml;zg&uuml; yemekler, alışveriş imk&acirc;nları Kavala turizminin &ouml;nemli &ccedil;ekiciliklerindendir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Tarihi ve K&uuml;lt&uuml;rel Yapılar</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala&rsquo;da inşa edilmiş olan m&uuml;zelerin (Arkeoloji M&uuml;zesi, Deniz M&uuml;zesi, T&uuml;t&uuml;n M&uuml;zesi, Kavalalı Mehmet Ali Paşa M&uuml;zesi) yanı sıra bir&ccedil;ok kilise ve katedral de vardır. Şehrin y&uuml;ksek kesiminde Akropolis ve Kavala Kalesi yer almaktadır. Evliya &Ccedil;elebi bu b&ouml;lgeye yaptığı ziyaretlerinde Kavala Kalesi&rsquo;nden uzun uzun bahsederken i&ccedil; kaleyi, orta ve aşağı hisarları da anlatmıştır. B&ouml;lgede yer alan eserleri şu şekilde zikretmiştir: Orta Hisar da 200 ev bulunduğunu bunların bağı bah&ccedil;esinin olmadığını ve kaya &uuml;zerinde olduklarını yazar. Bununla beraber 3 cami bulunduğunu, bunların Alaca Cami, Bey Cami ve Suhte Cami olduğunu s&ouml;yler. 1 tane de mescid bulunmaktadır. Aşağı Hisar da ise 500 tane ev olup bah&ccedil;eleri fazla yoktur. 5 mahalleden oluşan bu Aşağı Hisar da 5 adet cami vardır. Bunlardan İbrahim Paşa Cami&rsquo;ni uzun uzun anlatmaktadır. Bir de mescit yer almaktadır (Kahraman, 2010, s.113-115)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">&nbsp;19. y&uuml;zyıla ait olan Selanik Salnamesi&rsquo;nde yazan bilgilere g&ouml;re Kavala şehri bir sancak merkeziydi. Şehirde 7 cami, 2 mescid, 16 han, 5 medrese, 3 kilise, 1 sinagog, 12 okul (8 M&uuml;sl&uuml;man, 4 Hristiyan) mevcuttu (Yapar, 2007, s.255).</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise Kavala da belli başlı eserler ayakta kalabilmiştir. Bunlardan ilk g&ouml;ze &ccedil;arpanlar Mehmet Ali Paşa K&uuml;lliyesi,</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">İbrahim Paşa Cami ve Kanuni Sultan S&uuml;leyman&rsquo;ın yaptırdığı Su Kemeridir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">***</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala, denize konumu ile Marmaris, altından yol ge&ccedil;en su kemerleri ile İstanbul&rsquo;a benzeyen bir Osmanlı şehri olarak Yunanistan da karşımıza &ccedil;ıkıyor. Kavala, etekleri Ege denizinin sularına salınmış yeşil başlı bir gelin gibi sabahın ilk ışıklarında bizi karşılıyor. Durgun bir deniz, heybetini kaybetmeyen kale, &ouml;teden g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze hatıralar taşıyan su kemerleri ilk g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze &ccedil;arpanlar oluyor Su kemerlerinin altından ge&ccedil;iyoruz. G&uuml;n&uuml;n ilk ışıkları su kemerlerinin arasından sızarak kaldırımlara d&uuml;ş&uuml;yor. G&uuml;vercinler g&uuml;neş ışıklarının raksına eşlik ediyor. Limanın kenarında Park edip ediyoruz. Limandaki tekneler dalgaların ritmi ile gelenleri selamlıyor. Kale ve İmarethane bir yarım ada şeklinde denize uzanıyor. Yarım ada ile ana kara arasında&nbsp; su kemerleri gerdan gibi duruyor. Sanki kaleyi deniz alıp g&ouml;t&uuml;recek de su kemerleri onu tutuyor gibi bir izlenim veriyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Pargalı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış.Su kemerleri ile beraber şehir kalkınmış. Elli iki metre y&uuml;ksekliğinde altmış kemer bulunuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Osmanlı eseri olan bu imarethane mahkemelik kolmuş. Mahkeme Mısır&rsquo;daki v&acirc;rislerine iadeye karar vermiş. Yunanlı bir işadamı da onlardan kiralayıp restore etmiş.Ege denizi manzaralı otel olarak hizmet veriyor. Şehrin kale &ccedil;evresi bir Osmanlı şehri g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nde dar sokaklar, Arnavut taşı yolar bize yabancılık &ccedil;ektirmiyor. Kavala t&uuml;t&uuml;n işletmeciliğinin en b&uuml;y&uuml;k merkezlerinden birisi olmuş. Şehirde t&uuml;r&uuml;n m&uuml;zesi bile bulunuyor. Yunanlılarla asırlarca evli kalmış sonrada boşanmış aileler gibiyiz. Acılarımız ve mutluluklarımız beraber yaşanmış. Balkan savaşlarından sonra yollarımız ayrılmış. T&uuml;rkiye ile Yunanistan arasında yapılan m&uuml;badele anlaşmasına g&ouml;re Anadolu&rsquo;dan Kavala&rsquo;ya,&nbsp; Kavala&rsquo;dan Anadolu&rsquo;ya g&ouml;&ccedil; olmuş. Yunanlıların en iyi yaptıkları işin paketleme olduğunu Kavala kurabiyelerini alırken &ouml;ğreniyoruz. &Uuml;zerinde bol pudrası bulunan &ccedil;ok lezzetli kurabiyeler bir o kadar &ouml;zenle hazırlanmış kutulara konularak satılıyor. Ağzımızda kavala kurabiyesinin nefis tadı, g&ouml;z&uuml;m&uuml;z bir deniz mavi bir &ccedil;am yeşile yol manzarasının eşliğinde bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k Yunan şehrini geride bırakıyoruz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Doğal &Ccedil;ekiciliklerİ</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala&rsquo;daki en &ouml;nemli doğal &ccedil;ekicilikler, 13 tanesi mavi bayraklı olan ve uluslararası standartlarda kalitesi belgelenen kumsallardır. Kavala ilinin batı kesiminden başlayarak hareket eden birisi sırasıyla Ofrinio, Karianis, Sarakinas, Mirtofito, Eleohoriou, Almira plajlarını g&ouml;r&uuml;r. Deniz, kum, g&uuml;neş turizmi i&ccedil;in olduk&ccedil;a elverişli olan şehirde daha sonra Yunanistan&rsquo;ın kuzey b&ouml;lgelerindeki en g&uuml;zel sahillerden Ammolofus&rsquo;a varılır. Bu plaj ve etrafında turistler i&ccedil;in tavernalar, balık lokantaları ve gece kul&uuml;pleri yer almaktadır. Şehre yaklaşırken Paliu, Toskas ve Batis plajlarını, şehrin i&ccedil;inde Kalamitsa, Rapsani ve Perigiali sahilleri g&ouml;r&uuml;lmektedir. İlin batısına doğru devam edildiğinde ise Ammoglossa sahili yer almaktadır. Bu b&uuml;t&uuml;n sahil ve plajlar Kavala&rsquo;nın yerli halkı ve turistler i&ccedil;in &ouml;nemli turizm alanlarıdır. Kavala halkının plaj keyfi i&ccedil;in Taşoz adasını tercih ettiği de bilinmektedir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kavala&rsquo;da tatil yapan turistler bir&ccedil;ok su sporu, yelkenli sporlar, binicilik, parkur, tırmanma gibi spor aktivitelerini de ger&ccedil;ekleştirebilmektedir. &Ouml;zellikle yelken Kavala sahillerinde dersleri verilen ve yerli yabancı turistlerin ilgili oldukları bir alandır. Bunların yanı sıra Kavala&rsquo;nın dağlık alanlarında yer alan k&ouml;ylerde yerel lezzetleri tatmak, doğada vakit ge&ccedil;irmek, dağ y&uuml;r&uuml;y&uuml;şleri yapmakta m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Feb 2018 17:49:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/kavala61b2266830c1cc5317d7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUDÜS</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kudus-5330</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kudus-5330</guid>
                <description><![CDATA[KUDÜS ŞEHİRLERİN ÇİÇEĞİ FİLİSTİNİN BAŞKENTİ

Vahye dayanan tüm semavi dinlerde kutsal sayılan şehir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>MESİCİD-İ AKS&Acirc;&rsquo;NIN TARİHİ</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Kud&uuml;s Tarihi</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kud&uuml;s şehri ilk olarak Ofil Tepesinin Silvan K&ouml;y&uuml;ne bakan kısmında kuruldu, tepede bir su pınarı vardı ve insanlar su ihtiya&ccedil;larını oradan karşılıyorlardı. Daha sonra bu tepeden Bizita Dağına ve Moriya t&uuml;mseğine yerleştiler.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kud&uuml;s tarihteki en eski şehirlerdendir. Tarih&ccedil;iler Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n inşa ediliş tarihi i&ccedil;in kesin bir şey s&ouml;ylememektedirler. Mescid-i Haram&rsquo;dan 40 yıl sonra kurulmuştur. Tarihi kaynaklara g&ouml;re Kud&uuml;s şehri kurulduğunda &ccedil;&ouml;lden ibaretti, ne vadi ne de dağlara rastlanıyordu. Milattan 3000 yıl &ouml;nce, Şehre ilk hicreti Arap Ken&acirc;niler yaptı. Bu g&ouml;&ccedil;ler Arap yarımadasının kuzeyine ger&ccedil;ekleşmiştir. Daha sonra &Uuml;rd&uuml;n nehrinin batısına yerleşmişlerdir. Kud&uuml;s şehri g&ouml;&ccedil;ler sonucunda genişledi ve Akdeniz&rsquo;e kadar uzandı. B&ouml;lgenin adını Kenan yeri (Nehirden Denize kadar olan b&ouml;lgede) koydular. Kenan b&ouml;lgesin de Ken&acirc;niler bir şehir kurup adını Urşelim koydular, şehir merkezi haline getirdiler, vatan ve toprak sahibi oldular, bundan dolayı şehrin adı Yebus oldu. Bu b&ouml;lgeye saldırılarda bulunan Mısırlıların ve Sina &ccedil;&ouml;l&uuml;ndeki kaybolan İbrani kabilelerin saldırılarına karşı &ccedil;ıktılar ve o b&ouml;lgeye sahip oldular. Ken&acirc;niler yıllar boyunca bu b&ouml;lgeye olan saldırılara da karşı &ccedil;ıktılar.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Hz. &Ouml;mer&rsquo;in Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; Fethi</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">&nbsp;Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)&rsquo;in İsr&acirc; hadisesi ger&ccedil;ekleştiğinde, İslam fetihleri devri başladı. Bu hadisede K&acirc;be ve Mescid-i Aksa&rsquo;nın aralarında manevi olarak bağlantı kuruldu. İslam Ordusu Ubeyde Bin Cerrah &ouml;nderliğinde şehri kuşattılar. Patrik Safronyus şehrin anahtarını Hz.&Ouml;mer&rsquo;in kendisine vermek istedi ve Hz.&Ouml;mer şehre geldi. Maddi olarak bağlantı Hz.&Ouml;mer (r.a)&rsquo;ın şehre gelmesiyle ger&ccedil;ekleşti (636). Şehri aldıktan sonra bir emaname (g&uuml;ven fermanı) yazıldı ve Hz &Ouml;mer (r.a) şehrin ismini İlya&rsquo;dan Kud&uuml;s&rsquo;e &ccedil;evirdi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Fetih &Ouml;ncesi Kud&uuml;s</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">M.&Ouml;.16.asırda Kud&uuml;s şehri Mısırlı firavunlar tarafından ele ge&ccedil;irildi. Bedevi kabileleri (habiru) Mısırlılara, kralı Ahnatun d&ouml;neminde saldırıda bulundular ve Mısır kralı Abdihiba onlara karşı &ccedil;ıkamadı ve şehir bedevilerin h&acirc;kimiyetinde kaldı. Mısır kontrol&uuml;ne 1.Sitiy d&ouml;neminde girdi. (M.&Ouml; 1301-1317) B&uuml;y&uuml;k İskender Filistin&rsquo;i ele ge&ccedil;irdiğinde Kud&uuml;s şehrine sahip oldu. B&uuml;y&uuml;k İskender &ouml;ld&uuml;kten sonra yerine gelen halifeleri h&acirc;kimiyeti devam ettirdiler. Aynı yıllarda Batilamas Filistin&rsquo;i ele ge&ccedil;irdi ve Mısır topraklarındaki h&acirc;kimiyetine kattı. (M.&Ouml; 323). M.&Ouml; 198 Tarihinde Kud&uuml;s Şehrini Suriye&rsquo;de bulunan Sikolos Nikatur &ouml;nderliğindeki Sulukilere tabi oldu. Şehir halkı Yunan medeniyetinden etkilendi. M.&Ouml;.63 yılında Roma imparatorluğu kumandanı Bumuci Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; ele ge&ccedil;irerek Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; Roma imparatorluğu sınırlarına kattı. Kud&uuml;s sonra Doğu Roma (Bizans) ve Batı Roma İmparatorluğu olmak &uuml;zere 2 kısma ayrıldı. Filistin de doğu tarafın da (Bizans&rsquo;ta) kaldı. Şehir iktisadi ve ticari olarak 200 yıl boyunca refaha i&ccedil;inde kaldı. Kutsal mek&acirc;nlara hac mevsimlerinde gelen ziyaret&ccedil;ilerden maddi anlamda &ccedil;ok faydalanıldı. Bu istikrar Kud&uuml;s şehrinde fazla devam etmedi. 2. Farisi kral Suriye&rsquo;yi işgal etti ve bu işgal Kud&uuml;s&rsquo;e kadar uzadı. Kiliseleri, mabetleri ve mukaddes yerleri yerle bir ettiler. B&ouml;lgede kalan Yahudiler Hristiyanlardan intikam almak i&ccedil;in Farisilere katıldılar ve b&ouml;ylece Bizanslılar şehri kaybetmiş oldular. Bu durum uzun s&uuml;rmedi ve Bizans imparatoru Filistin&rsquo;i miladi 628 yılında işgal edip Farisileri şehirden kovdu. Ve Bizans şehre tekrar ha&ccedil; koydu. Genel olarak tarihe baktığımızda Filistin b&ouml;lgesinde ve &ouml;zellikle Kud&uuml;s şehrinde Yahudilerin b&ouml;lgede bulunduğu zaman &ccedil;ok kısadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Fetih Sonrası Kud&uuml;s</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Hz.&Ouml;mer (r.a) devrinden sonra Emeviler şehri kontrol altına aldılar ve &ccedil;ok &ouml;nem verdiler. 661 ile 750 yılları arasında h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ler. Abbasiler 750 ile 878 yılları arasında Kud&uuml;s şehrine h&acirc;kim oldular. Abbasiler, Fatimiler ve Karmatiler arasında olan askeri darbelerden dolayı şehirde istikrarsızlık yaşandı. 1071 tarihinde Sel&ccedil;uklular şehre h&acirc;kim oldu. Daha sonra Fatimilerle yaptıkları &ccedil;atışmalardan dolayı ha&ccedil;lılar 88 yıl Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; işgal ettiler. Toloni, İhsidi ve Fatimiler (Mısırlılar) zamanında Kud&uuml;s ve Filistin Mısıra tabi oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Kud&uuml;s&rsquo;te Selahaddin Eyyubi D&ouml;nemi</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">1187 yılında Selahaddin Eyyubi Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; Hittin Savaşında ha&ccedil;lıların elinden geri almayı başardı. Kud&uuml;s halkına en iyi şekilde muamele yaptı. K&uuml;bbet&uuml;&rsquo;s Sahra&rsquo;nın &uuml;st&uuml;ndeki ha&ccedil; işaretini kaldırttı. Şehrin restore, mimari ve yenilenmesine &ccedil;ok &ouml;nem verdi. M&uuml;barek Mescid-i Aksa&rsquo;ya Nureddin Zenki&rsquo;nin hazırlamış olduğu minberi hediye etti. Bu minberin işlemesi İslam şaheserlerindendir. Selahattin Eyy&uuml;bi&rsquo;nin vefatından sonra Fransızlar kral Federik zamanında Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; tekrar ele ge&ccedil;irdiler. İngilizlerin elinde 11 yıl boyunca kaldı. 1244 yılında Salih Kral Necmettin Eyy&uuml;p tarafından tekrar M&uuml;sl&uuml;manlar tarafından geri alındı. 1243 ile 1244 yılları arasında Moğollar saldırıda bulundular ve şehri aldılar. Fakat Memluk&uuml;ler 1259 yılında Ayn Calut savaşında Seyfettin Kutz ve Zahir Bibars &ouml;nderliğinde Moğolları yendiler. Ve 1517 yılına kadar Filistin Kud&uuml;s d&acirc;hil Mısır ve Şam&rsquo;a h&acirc;kim olan Memluklerin h&acirc;kimiyetinde kaldı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>Kud&uuml;s Coğrafyası</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kud&uuml;s şehri Filistin&rsquo;in orta b&ouml;lgesinde bulunmaktadır. Şehir Doğu ve Batı olarak iki kısımdan oluşur. Şehrin asıl kısmı Doğu Kud&uuml;s (eski Kud&uuml;s) t&uuml;r. Eski Kud&uuml;s şehrinin kurulduğu yer dağlık bir b&ouml;lgeden oluşuyordu. Mescidi Aksa ve Kubbet&uuml;s Sahra Moriya Dağında (se&ccedil;ilmiş dağ)kurulmuştur. Dağın y&uuml;ksekliği 770 metredir. B&ouml;lgede Akar Dağı ve Kıyamet Kilisesi bulunmaktadır. B&ouml;lgedeki Nabarita Dağı, Sahira Kapısı&rsquo;na yakın bir b&ouml;lgededir. G&uuml;ney ise batıda Sihyon Dağı (Hz.Davud Dağı) vardır. Kud&uuml;s şehrinin konumu Akdeniz&rsquo;in doğusunda sıralı dağları takip ederek hafif batı y&ouml;n&uuml;ne meyillidir. Akdeniz&rsquo;den y&uuml;ksekliği 750, &Ouml;l&uuml;deniz den ise 1150 metredir. Coğrafi olarak Kud&uuml;s şehri stratejik bir konuma sahiptir ve &ouml;nemi b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Bunun nedeni Kud&uuml;s şehrinin b&ouml;lgeden y&uuml;ksek olan bir t&uuml;mseğin &uuml;zerinde bulunması ve dağların tepesinde kurulmasındandır. Eski zamanlarda Kud&uuml;s şehri &ccedil;&ouml;ld&uuml;. Şehir doğu, batı ve g&uuml;neyden vadilerle &ccedil;evrili idi. B&ouml;lge kuzey ve kuzey batı tarafından a&ccedil;ıktı. Kud&uuml;s şehri Doğudaki &Uuml;rd&uuml;n Vadisinden başlayan batıdaki Akdeniz&rsquo;e d&ouml;k&uuml;len akarsuların bol olduğu bir b&ouml;lgededir. Kud&uuml;s merkezi konumundan dolayı pek &ccedil;ok b&ouml;lgeye ulaşım olarak ve ticari olarak aracı olmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">35. meridyenin ve 13. paralelin doğusunda, 31. meridyen ve 52. meridyenin kuzeyindedir. Akdeniz&rsquo;e 52 km, &Ouml;l&uuml; Deniz&rsquo;e 22km ve Kızıl Deniz&rsquo;e 250 km uzaklıktadır. &Uuml;rd&uuml;n&rsquo;&uuml;n başkenti Amman&rsquo;a 88 km, L&uuml;bnan&rsquo;ın başkenti Beyrut&rsquo;a 388km, Suriye&rsquo;nin başkenti Şam&lsquo;a ise 290 km uzaklıktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Şehrin y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; ise 19331 km&sup2;dir. Surlarla &ccedil;evrili kare bi&ccedil;imindedir, SURLAR 40 adım y&uuml;ksekliktedir, surların &uuml;st&uuml;nde 34 adet g&ouml;zetleme kulesi mevcuttur. Bu surun 7 tane giriş kapısı bulunmaktadır</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>1- Halil Kapısı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>2- Cedid Kapısı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>3- Amud Kapısı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>4- Sahire Kapısı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>5- Megaribe Kapısı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>6- Esbat Kapısı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>7- Hz.Davud Kapısı&nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan S&uuml;leyman surları 1542 yılında inşa ettirdi ve bu tarihten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar surlar sağlam bir şekilde yapısını korumuştur. 19. asrın sonrasından 20. asrın başlarına kadar n&uuml;fus &ccedil;oğalmasından dolayı eski Kud&uuml;s b&ouml;lgesinde yer kalmadı ve halk surların dışına &ccedil;ıkarak yeni semtler inşa etmeye başladı bu b&ouml;lgelere yeni Kud&uuml;s denmeye başlandı, yerleşimler kuzey batı ve g&uuml;neye doğru yayılmıştır. Arap M&uuml;sl&uuml;manların yaşadığı b&ouml;lgelerde Yahudi yerleşim birimleri oluşturulmasından dolayı belediyenin yaptığı işler orada yaşayan Yahudilerin menfaatineydi, batı b&ouml;lgesinde sınırların uzaması kilometrelerce oldu. G&uuml;neyde ise birka&ccedil; 100 metre oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kud&uuml;s ve diğer Arap ve M&uuml;sl&uuml;man k&ouml;ylerinin birleşmesi engellendi ve aralarına sınır konuldu. &Ouml;rneğin: Attur, Ş&acirc;fat, Der Yesin, Lefte, Silvan, El Aysuviye, Ayn Karim, El Malihe, Beyt Safafa... Bu k&ouml;yler Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n bir mahallesi derecesinde yakın olmasına rağmen 1921&rsquo;e kadar Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n sınırları dışında kalmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">1921 yılında belediye tarafından Kud&uuml;s şehrinin sınırlarını yeniden &ccedil;izildi. Bu yeni sınırlara da Kud&uuml;s&rsquo;e doğu kısmından 400 metre kadar ilave edildi. Şehrin Kuzey kısmından ise Sahira Kapısı, Ceviz ve Şeyh Cerrah Mahalleleri Kud&uuml;s&rsquo;e ilave edildi. Fakat Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n g&uuml;ney kısmında değişiklik yapılmadı ve şehrin sınırı surlara kadar sabit kaldı. Şehrin Batı kısmı Doğu kısmından birka&ccedil; kat b&uuml;y&uuml;k olmasına rağmen batı kısmında daha &ccedil;ok ilave oldu. Nedeni ise Yahudilerin &ccedil;oğunlukla Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n batı kısmanda yaşamasıydı. Şehrin Batı kısmında bazı Arap M&uuml;sl&uuml;man toplulukları yaşıyordu bunlar Katamun, Buka, Faka, Tahta, Talibiyye, Variyye, Şeyh Bedir ve Memenullah topluluklarıydı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Belediyenin 2. b&uuml;y&uuml;k sınır &ccedil;izimi ise 1946 -1948 yılları arasında oldu. 1946 yılında başlandı. 1921 batı kısmında yapılan ilavenin daha b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; ger&ccedil;ekleşti, b&uuml;y&uuml;tmek adına doğu taraftan Silvan k&ouml;y&uuml; ve g&uuml;ney taraftan Ceviz Vadisi Kud&uuml;s&rsquo;e ilave edildi. Y&uuml;z &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; bu yıllar arasında 20199 d&ouml;n&uuml;me ulaştı, inşa edilen alan 1918 de 4130 d&ouml;n&uuml;mden 1948 de 7230 d&ouml;n&uuml;me &ccedil;ıkarıldı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">1947 ve 1949 yılları arasında uluslararası b&ouml;l&uuml;nme fikri ortaya &ccedil;ıktı. Bu b&ouml;lme fikri yeni değildi daha &ouml;nceden vardı. Bil heyetin bir &ouml;neri sundu ve bu &ouml;neride Kud&uuml;s, Beyt lehem, el d&uuml;d, Ramle, yafa şehirlerinin Arap ve Yahudi devletlerinin dışında kalmasını, bu iki &uuml;lkenin aralarında serbest ve g&uuml;venli bir b&ouml;lge olmasını &ouml;nermekteydi. Bu &ouml;neride ge&ccedil;en maddeler şunlardır;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>1. Kud&uuml;s şehri bağımsız olacak</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>2. Arap ve Yahudi şehirleri arasında olacak</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>3. Uluslararası sisteme bağlı kalacak</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>4. Birleşik Milletler tarafından y&ouml;netimi yapılacak</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><em>5. Birleşik devletler tarafından bir meclis kurulup, bu b&ouml;lgenin y&ouml;netimi sağlanacaktı</em></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Bu kararlar Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n sınırlarını &ccedil;izdi ve batıda Ayn Karim ve Mota; kuzeyde Safat; doğuda: Ebu-Dis; g&uuml;neyde Beytullahim iki &uuml;lkenin sınırlarının dışında kalacaktı.&nbsp; &nbsp;1948 yılında &ccedil;ıkan savaşlar Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n b&ouml;l&uuml;nmesini hızlandırdı. 13.07.1951 Arap Kud&uuml;s Belediyesinin ilk defa se&ccedil;imleri yapıldı ve Kud&uuml;s şehrini genişletmek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ccedil;aba sarf edildi, Kud&uuml;s&rsquo;te halkın &ccedil;oğaltılması i&ccedil;in buna ihtiya&ccedil; duyuldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">01.04.1952 de Arap Kud&uuml;s Belediyesinin Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; genişletmek adına sunduğu &ouml;neri ilk defa onaylandı, Bu &ouml;neride şu mıntıkalar Kud&uuml;s şehrine ilave edildi: Silvan K&ouml;y&uuml;, Raasul Amud, El-Savvane, Ardul Semmar ve Şahvat K&ouml;y&uuml;n&uuml;n g&uuml;ney kısmı, b&ouml;ylelikle bu ilave edilen kısım 4.5 km oldu.Bu alanın 3 kilometresine anca bina inşa edildi Zeytin Dağının tepesinde, Meşarif Dağının batısında ve g&uuml;neyinde ev inşa etme yasağı kanunu kendil tarafından &ccedil;ıkartıldı. Bu yasaktan dolayı 12.02.1957 tarihinde belediye meclisi sınırları genişletmek i&ccedil;in proje hazırladı. Bu yasaktan dolayı Kud&uuml;s belediye meclisi 22.06.1958 tarihinde belediye sınırının kalendiya havaalanına kadar (500 mt) uzatmak i&ccedil;in bu projeyi sundu ve bu karar 1959&lsquo;a kadar neticeye varamadı. 1963 se&ccedil;imlerinden sonra 1964 yılında 75 km&rsquo;lik bir genişletme projesi &ouml;nerildi. 1967 de savaştan dolayı proje durduruldu ve başarısız oldu. Fakat batı Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n genişletilme projesine devam edildi, batı kısmı ve g&uuml;ney batısı genişletildi, ve yeni Yahudi yerleşim birimleri oluşturuldu bunlar: Kriatoyofi, Kriyatnahiym, İyr Nahanim Ayn Karim K&ouml;yleri Beyt Safafa Yasin, Lefta ve El Maliha. Batı Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; 38 km&sup2; ulaşmıştır.İsrail Doğu Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; 1967 yılında savaşın &ccedil;ıkmasından sonra işgal etti. 28.06.1967 tarihinde Siyonistlerin hedefleri b&uuml;y&uuml;k bir alanı kapsamak ve Arap M&uuml;sl&uuml;manları azınlık durumuna d&uuml;ş&uuml;rmekti. Belediye sınırları genişlettiler, toplam 28 k&ouml;y ve şehir İsrail Kud&uuml;s belediyesine bağlandı. Arap M&uuml;sl&uuml;manlar, İsrail tarafından o b&ouml;lgelerden &ccedil;ıkartıldı. Bunu sonucunda İsrail Kud&uuml;s belediyesinin sınırları 6,5 km&sup2;&rsquo;den 70,5km&sup2;&rsquo;ye ulaştı. Batı ve Doğu Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n y&uuml;z &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; toplam 48,5 km&sup2; oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">1995 yılında Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; tekrar batı y&ouml;n&uuml;ne genişletildi, G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n y&uuml;z &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; toplam 123 km&sup2; dir. (Kud&uuml;s&rsquo;te ayda Al-Disi Babul-Khilil b&ouml;lgesinde bu b&ouml;lge sıtratajik bir b&ouml;lge olarak biliniyor bu b&ouml;lge ağlama duvarına giden tek yolu dur. Bu yol Yahudilerin g&uuml;ndelik yerleşimcilerin uğrak yerleridir. Bu binada 28 den&nbsp; fazla aile yaşar. Bu evler &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;r. Babu&rsquo;l &ndash; halil&rsquo;de bulunan tek M&uuml;sl&uuml;man&nbsp; ev burasıdır.&nbsp; Bu sebebden dolayı &ccedil;oğukez saldırılara&nbsp; neden oluyor. Ama&ccedil;ları M&uuml;sl&uuml;manları evlerinden uzaklaştırıp buralara kendilerinin yerleşmesidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;"><strong>&nbsp;***</strong></span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">T&uuml;m semavi dinlerinin şehridir. Bunun başta gelen sebebi ise Allah insanları doğru yola y&ouml;nlendirdiği Peygamberleri&rsquo; bir &ccedil;oğunun&nbsp; bu şehirlerde yaşamış olması. Veya en azından hayatlarının bir&ccedil;oğunu bu şehirde ge&ccedil;irmiş olmaları. Mescidi Aksa M&uuml;sl&uuml;manların ilk kıblesi ikici haremi şerifi ve M&uuml;sl&uuml;manların&nbsp; ziyaret etmekle emronulduğu birincisi Mescid-i Har&acirc;m (K&acirc;be), ikincisi Mescid-i Nebev&icirc;, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise Mescid-i Aks&acirc;&rsquo;dır.&uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Mescidi.&nbsp; Kud&uuml;s&uuml;&rsquo;n dar sokakları taş basamakları ve her başka bir maniyle &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k &uuml;zerine yazılmış taş duvarları sizi i&ccedil;ine hapsediyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Eski kentin yllarında y&uuml;r&uuml;rken yolları hıristiyanları, Yahudileri ve onların&nbsp; g&ouml;rmek istemediği bu toprakların ger&ccedil;eksahipleri&nbsp; M&uuml;sl&uuml;manları g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kud&uuml;s; Bastığınız her taşın baktığınız her sokağın hikayesini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren şehir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Camilerin, sinegogların,&nbsp; kiliselerin i&ccedil; i&ccedil;e girdiği sabahın erken saatlerinde&nbsp; ezan seslerine &ccedil;an sesleri ve burak meydanın yakarmalarının karıştığı şehir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Kud&uuml;s; imanın, azmin, ibadetin ve Allah Aşkının odağı olmuş belkide d&uuml;nyada hi&ccedil;bir şehir&nbsp; insanlık i&ccedil;in&nbsp; hi&ccedil;bir şehir Kud&uuml;s kadar ehemmiyet arz etmemiştir. &Uuml;&ccedil; semavi dinin m&uuml;ntesiplerince kutsal kabul edilen Kud&uuml;s eşsiz bir m&uuml;cevher gibi tarih boyumnca insanlığın ilgi ve iştihakını cezbetmiş, b&uuml;y&uuml;k istilaları &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ekmiş ve&nbsp; bu kutsal şehrin insanları s&uuml;rekli felakete maruz kalmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:18px;">Mescidi aksnın ilk ismi Beyt-i Makdis yani (kutsal ev anlamına gelir) Mescidi Aksa yer y&uuml;z&uuml;nde Mescidi Haram&rsquo;dan sonra 40 yıl sonra inşa edilmiştir. Hicretin 16. Ayına kadar M&uuml;sl&uuml;manların kıblesi olarak kalmıştır. M&uuml;sl&uuml;manların ilk kıblesi olarak kalan kıblesi olak kalmıştır. M&uuml;s&uuml;manların ilk kıblesi olan mescidi aksanın ilk şekli tarihi kayıtlara g&ouml;re Hz. S&uuml;leyman&nbsp; tarafından inşa edilmiş ancak&nbsp; tarih boyunca &ccedil;eşitli deyişimlere uğramıştır. 1967&rsquo;den beri m&uuml;sl&uuml;manlara fiili saldırada&nbsp; bulunuyorlar ve k&uuml;d&uuml;s 48 yıldan buya drenişi s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:18px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jan 2018 17:33:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/kudus0407b9a41748b13a418c.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALMA-ATA (ALMATI)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/alma-ata-almati-5270</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/alma-ata-almati-5270</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size: 12px;">Tarih ve etnoloji bakımından Kazaklar, T&uuml;rk kavimler grubunun Kıp&ccedil;ak b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne dahildir. Kazakistan&rsquo;ın asıl n&uuml;fusunu teşkil eden Kazaklar, muhtelif devirlerde geniş bozkırlardan g&ouml;&ccedil; eden T&uuml;rk kavimlerinin bakiyeleriyle, Sibirya kavimleri ve Moğol Kalmuklarının birleşmesi sonucu 15. y&uuml;zyılda teşekk&uuml;l etmiş bir topluluktur. Kazaklar, 15. y&uuml;zyılın 20. Yıllarında Deşt-i Kıp&ccedil;ak b&ouml;lgesinde h&uuml;k&uuml;m s&uuml;ren Cengiz Han soyundan gelen &Ouml;zbek Hanlığı&rsquo;na bağlı olarak yaşamaktaydılar. Bu topluluğun başında bulunan Barak Han&rsquo;ın oğulları Kerey ve Canibek Sultanlar, &Ouml;zbek Han&rsquo;ı Ebu&rsquo;l Hayr Han&rsquo;a karşı giriştikleri m&uuml;cadeleyi kaybedince 1440 yılında kendilerine bağlı boylarla birlikte Aral b&ouml;lgesini terk ederek &Ccedil;u nehri boylarına geldiler. Mal ve m&uuml;lks&uuml;z olarak g&ouml;&ccedil; eden bu topluluğa yerliler &ldquo;Kazak&rdquo; adını verdiler[2]. Moğol Hanının desteğini alan Kazak hanları bu b&ouml;lgede Kazak Hanlığı&rsquo;nın temelini attılar. 15. y&uuml;zyılın sonlarına doğru Deşt-i Kıp&ccedil;ak&rsquo;ın b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; kontrol altına alacak kadar g&uuml;&ccedil;lendiler. 1456 yılında Kerey ve Canibek Sultanların bu b&ouml;lgede Kazak Hanlığı&rsquo;nı kurması sonucu Kazak halkı etnik bir topluluk olarak tarih sahnesine &ccedil;ıkmış oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Canibek Han&rsquo;ın oğlu Kasım Han devrinde g&uuml;neyde Şeybani Han ile yapılan m&uuml;cadelede &uuml;st&uuml;nl&uuml;k sağlanmış ve Sırderya b&ouml;lgesinin kontrol&uuml; Kazak Hanlığı&rsquo;nın eline ge&ccedil;mişti. Kuzeyde ise Nogay Hanlığı&rsquo;nın i&ccedil; m&uuml;cadeleler neticesinde zayıflaması &uuml;zerine bir kısım halk Kazak Hanlığı&rsquo;na katıldı. 1523 yılında Kasım Han&rsquo;ın &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra yerine ge&ccedil;en oğlu Tahir Han, Kazak birliğini koruyamadı. Dış baskılar ve i&ccedil; &ccedil;ekişmeler sonucunda Kazak Hanlığı c&uuml;zlere b&ouml;l&uuml;nd&uuml;. Kasım Han&rsquo;ın &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ortaya &ccedil;ıkan siyasi boşluk ile başlayan siyasi m&uuml;cadelelerin neticesinde Kazak boylarının siyasi bakımdan birbirlerinden ayrılması ile oluşan y&ouml;n, taraf, b&ouml;l&uuml;m anlamına gelen c&uuml;zler ortaya &ccedil;ıktı. Kişi C&uuml;z, Orta C&uuml;z, ve Ulu C&uuml;z olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; siyasi idari b&ouml;lgeye ayrılan Kazakların, zaman i&ccedil;inde ayrıldıktan sonra da dirayetli hanların y&ouml;netiminde ya da ortak tehlike karşısında yeniden birleştikleri g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">1680 yılında han olan Tevke Han zamanında komşu &uuml;lkelerle dostane ilişkiler kurulmuş, dağınık Kazak siyasi birliği tekrar bir merkez etrafında birleştirilmeye &ccedil;alışılmıştır. Tevke Han&rsquo;ın &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra Kazak siyas&icirc; birliği yeniden par&ccedil;alanmış, bir taraftan doğudan gelen Moğol ve Kalmuk kabilelerin saldırıları sonucu sıkışan Kazak c&uuml;zleri, diğer taraftan da I. Petro&rsquo;nun &Ccedil;ar olmasıyla birlikte Kazakistan ve T&uuml;rkistan &uuml;zerinde ilgisi artan Rusya&rsquo;nın istilasına maruz kalmışlardır. Asya ticaretinin &ouml;nemli bir kapısı olarak Kazak bozkırlarını g&ouml;ren &Ccedil;ar I.Petro, Kalmuk ve Başkırt kabilelerinin saldırıları sonucunda sıkışan K&uuml;&ccedil;&uuml;k C&uuml;z Han&rsquo;ı Ebu&rsquo;l Hayr Han&rsquo;a Başkırt kabile reisi Aldarbay vasıtasıyla Başkırtlar ile barış i&ccedil;inde yaşamak istiyorlarsa Rusya&rsquo;nın himayesini talep etmelerinin gerektiği haberini ulaştırmış, dış saldırılar neticesinde sıkışan Ebu&rsquo;l Hayr Han&rsquo;ın yardım talebi Rusya&rsquo;nın Kazakistan&rsquo;ı işgal s&uuml;recinin başlangıcı olmuştur. 19.y&uuml;zyılın ortalarına gelindiğinde K&uuml;&ccedil;&uuml;k, Orta ve Ulu C&uuml;z olmak &uuml;zere Kazak bozkırlarının tamamını işgal eden Rusya, bir taraftan da işgal ettiği b&ouml;lgelerde otoritesini sağlamlaştırabilmek i&ccedil;in idari teşkilatlanmayı ger&ccedil;ekleştirmiştir. 1824 yılında &ccedil;ıkartılan kanunla Kazakistan&rsquo;ın Turgay ve Ural b&ouml;lgelerinin y&ouml;netimi Orenburg Genel Valiliğine devredilmiştir. Bu d&ouml;rt b&ouml;lge daha sonraki yıllarda merkez kabul edilerek Step Genel Valiliği adı altında birleştirilmiştir. yaşadıkları Sirderya ve Semire&ccedil;i eyaletleri ise bu b&ouml;lgede kurulan T&uuml;rkistan genel Valiliği y&ouml;netimine bırakılmıştır. Kazakistan&rsquo;ın işgalini tamamlayan Rusya, işgal ettiği b&ouml;lgelerde katı bir s&ouml;m&uuml;rge siyaseti izlemiştir. Rusya&rsquo;nın Kazakistan&rsquo;ı s&ouml;m&uuml;rgeleştirme hareketinin ilk adımı Kazak uzun bir s&uuml;re&nbsp; Kazaklar Ruslardan zul&uuml;m şiddet g&ouml;rd&uuml;&nbsp; haklarını aramak i&ccedil;in&nbsp; bir&ccedil;ok yola baş vurdular.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Kazaklar Sovyet d&ouml;neminde de k&uuml;lt&uuml;rel alandaki faaliyetlerine devam etmişlerdir. Bu d&ouml;nemde, Kuanış Satbayev, Muhtar Avezov, Yusufbek Aymatov, Saken Seyfulin, Gabit Musiperov, Sancar Asfendiyarov, K&uuml;laş Bayseyitova ve Sara Jiyenkulova gibi şahsiyetler yetişmiştir. Sovyet Rusya&rsquo;nın uyguladığı k&uuml;lt&uuml;rel asimilasyona karşı Kazaklar milli kimliklerini korumak i&ccedil;in m&uuml;cadele etmişlerdir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">1. Kazakistan&rsquo;da Bağımsızlık Hareketleri</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">1722 yılında &Ccedil;ar Petro, Kazak coğrafyasının Orta Asya&rsquo;nın kapısı olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu nedenle Orta Asya h&acirc;kimiyetine girişen Ruslar &ouml;ncelikle bu b&ouml;lgelere h&acirc;kim olma ama&ccedil;larını ger&ccedil;ekleştirmeye başladılar. 1723 yılında Kalmukların, Sayram, Taşkent ve T&uuml;rkistan gibi Kazakların yoğunlukta oldukları b&ouml;lgeleri ele ge&ccedil;irmesi &uuml;zerine, Ruslarda Sirderya boyları başta olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok askeri garnizonlar kurmaya başladılar. Bunların yanı sıra Kazakları aldatma siyaseti de y&uuml;r&uuml;tmekte idi. Kazakların Rus h&acirc;kimiyetini kabul etmeleri y&ouml;n&uuml;nde Rus el&ccedil;isine 1732 yılında &ldquo;Biz sizlerle barış i&ccedil;inde yaşamak isteriz, ancak sizin h&acirc;kimiyetinizi kabul etmeyiz&rdquo;. Bunun &uuml;zerine Ruslar &ldquo;Rus imparatoru Kazaklara ayrıcalık tanımayacaktır. Kazaklarında h&acirc;kimiyetimiz altında yaşayan Kalmuk, Başkurt, Sibir halkı ve Yayık Kazakları (Kossaklar) gibi yok edilecek g&uuml;&ccedil;tedir. Rusların bu cevaplarından anlaşılmalıdır ki bundan &ouml;nceki ve sonraki d&ouml;nemlerde de Rusların ikili siyasetini g&ouml;rmekteyiz. Bu konuda Doğu T&uuml;rkistan Kazakları tarih&ccedil;isi, Jakıp Junısulı şu tespitde bulunmaktadır: &ldquo;Ruslar Kazakları, Kalmuklara, Kalmukları da Kazaklara karşı kışkırtıp her iki tarafı g&uuml;&ccedil;s&uuml;zleştirip istil&acirc; programını uygulamaya koyuldular&rdquo;.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Kazakların Ruslara karşı ger&ccedil;ekleştirdiği en b&uuml;y&uuml;k başkaldırılardan biri de 1916 yılında ger&ccedil;ekleşti. 1916 isy&acirc;nı Kazak T&uuml;rklerinin asırlardır s&uuml;rd&uuml;re geldikleri milli kurtuluş hareketleri tarihinde b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem arz eder. Ayaklanma tarihi s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde gelişen &uuml;&ccedil; derin ihtilafın sonucu olarak ortaya &ccedil;ıkmıştır. Seferberlik emri burada ateşleyici bir rol oynamıştır. Bunlardan birincisi ve en &ouml;nemlisi Rusların s&ouml;m&uuml;rgeciliğidir. Savaş sırasında her ne kadar yerleşimler hızını kaybetse de otlak alanlarının s&uuml;rekli olarak azalması ağır vergiler ve zorunlu &ccedil;alıştırma durumları, son olarak da Rus t&uuml;ccarlar tarafından adilane olmayan bir şekilde belirlenen fiyatlar da isyana yol a&ccedil;mıştır. Kazak T&uuml;rkleri bu isyanda b&uuml;y&uuml;k kayıplar vermiştir. On binlerce insan katledilmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">2. 1986 Alma-Ata Olayları</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">1985 yılında Sovyetler Birliği Genel Sekreterliği g&ouml;revine gelen Mihail Gorba&ccedil;ev Glasnost ve Perestroyka politikaları ile Sovyetler Birliği&rsquo;ne yeni ufuklar a&ccedil;mayı planlamıştı. Ancak bu politikaların Kazakistan&rsquo;a etkisi olumlu olmadı. Devletin yeniden yapılandırılması sırasında, 1986 yılının 16 Aralığında Moskova&rsquo;nın kararıyla Dinmuhamed Konayev[12] Kazakistan Kom&uuml;nist Partisi Birinci Sekreterliği g&ouml;revinden alınarak yerine Kazakistan&rsquo;ı tanımayan ve Kazak halkının da kendisini tanımadığı G.V. Kolbin atandı. Bu durum, Kazakistan&rsquo;da &ouml;zellikle gen&ccedil;lerin b&uuml;y&uuml;k tepkisini &ccedil;ekti. Almaata&rsquo;da, bu atamayı protesto eden Kazak gen&ccedil;ler sokaklara ve meydanlara &ccedil;ıkarak mitingler d&uuml;zenledi, Sovyetler Birliği Merkezi idaresinin kararından geri d&ouml;nmesini talep etti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Ruslaşmaya ve n&uuml;kleer silah ların oluşumuna ge&ccedil;ler&nbsp; haretete&nbsp; ge&ccedil;miş pretesto yapmışlardır. 17-18 Aralık 1986 yılında Almaata başta olmak &uuml;zere Kazakistan&rsquo;ın komizimin sonunu g&ouml;steriyordu &ldquo;The Harvest of Sorrov: Soviet Collectization and the Terorfamine&rdquo; kitabında Robert Konkvest 1930-1933 yıllarında kom&uuml;nist politikacıların y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; yok etme politikaları neticesinde iki milyon Kazak T&uuml;rk&uuml;n&uuml;n &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ifade etmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Almaata da meydana gelen olaylarla ilgili ilk haberi kom&uuml;nist h&uuml;k&uuml;metin resmi yayın ajansı SOTA duyurdu. Haber şu şekildeydi: &ldquo;D&uuml;n gece ve bug&uuml;n Almaata sokaklarında Kazakistan Kom&uuml;nist Partisi merkezi h&uuml;k&uuml;met temsilcisi se&ccedil;imlerini kabul etmeyen milliyet&ccedil;i gruplarca olaylar &ccedil;ıkarıldı.&rdquo;&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Kazakistan&rsquo;ın eski başkenti Astana&rsquo;da Sağlık Fuarına katılmak i&ccedil;in yola &ccedil;ıkıyorum. Tek başımayım. Her zamanki yorucu havaalanı maceraları, karşılanma, otele varma vs vs derken otelin &ouml;n&uuml;nde başımı kaldırıyorum. B&uuml;y&uuml;lenmiş&ccedil;esine bakıyorum. Karşıda sıradağlar&hellip;</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Tanrı Dağları diyorlar, T&uuml;rklerin anavatanı, g&ouml;&ccedil;&uuml;n başladığı yer. Yani başladığım yere gelmişim. &Ccedil;ok etkileniyorum. Coğrafya, alışkanlıklar, &ouml;rf, anane, adet hep bir par&ccedil;a buluyorum kentte ve sokaklarda. Dolaştık&ccedil;a i&ccedil;imi sevin&ccedil; ve h&uuml;z&uuml;n aynı anda kaplıyor. Sanki ben terk etmişim buraları gibi. Sanki orada bir tek varmışım duygusuna kapılıyorum. Sokaklarda ke&ccedil;eden satılan hediyelik eşya ve urbalar, halılar, kilimler ve adıyla b&uuml;t&uuml;nleşmiş elmalar. Hepsi bana k&ouml;klerimi hatırlatıyor, huzur duyuyor, b&uuml;t&uuml;nleşiyorum. Eski başkentin adı &lsquo;elmanın atası&rsquo; manasında Almaata oluyor. Burada tipik Rus peyzaj ve mimarisini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n. Devasa genişlikte bulvarlar, cadde k&uuml;lt&uuml;rleri, etkileyici konser ve tiyatro binaları, sade ama işlevsel evler. Ve asıl şaşırdığım, daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmediğim ana cadde ile kaldırımlar arasında bir yol daha var ki o da ağa&ccedil;lara ayrılmış. Yani insanlar kaldırımda y&uuml;r&uuml;rken caddeyi değil ağa&ccedil;ları g&ouml;r&uuml;yorlar. Zaten son derece yeşillik bir şehir. Etkileyici buluyor yollarda y&uuml;r&uuml;meye devam ediyorum.&nbsp; Y&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e yeni yeni yapılan modern binalara ulaşıyorum. Burada tam anlamıyla tarih ve yenilenme i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş durumda. Eskimeyen doku ve modern zaman ruhu harmanlanıp, bir b&uuml;t&uuml;n oluşturmuş. Altın Adam&rsquo;ın heykelinin bulunduğu meydana geliyorum. Burası resmi ge&ccedil;it ve t&ouml;renlerin yapıldığı Cumhuriyet Meydanı etrafında &ccedil;i&ccedil;ek bah&ccedil;eleri&hellip;</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Başkanlık Sarayı ve Devlet m&uuml;zesi de tam burada yer alıyor. Devlet M&uuml;zesinde Tun&ccedil; devrinden kalma eserler var ve Orta Asya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k m&uuml;zesi. Tarih sevenler i&ccedil;in bulunmaz fırsat. Ertesi g&uuml;n Cumhurbaşkanının Danışmanlarından biriyle randevum var. Yeri bildiriyorlar ama hi&ccedil;bir şey not edemiyorum. Yanımdaki arkadaşımdan Rus&ccedil;a olarak adresi yazmasını rica ediyorum. Telefonda g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m kişi s&ouml;yl&uuml;yor, o not alıyor. Ben elimde bir adresle kendimi okuma yazma bilmeyen hi&ccedil;bir şey beceremeyen bir kişi gibi hissediyorum. Hi&ccedil;bir harf tanıdık gelmiyor. Adres bana ben adrese bakıyorum. Ertesi g&uuml;n Fuar alanından &ccedil;ıkıyorum. Tek kelime konuşamadığım şehirde (&ccedil;&uuml;nk&uuml; yerel halk İngilizce bilmiyor) bir taksi &ccedil;eviriyor elimdeki adresi veriyorum. Yeşillikler i&ccedil;inde tarihi bir binanın &ouml;n&uuml;nde duruyor. Burası diye işaret ediyor. G&ouml;r&uuml;şme yapacağım kişinin ismini veriyorum olumsuz anlamda başlarını sallıyorlar burada değil diyor birisi başka binada. Olamaz nasıl bulacağım yeni adresi? Bir kroki &ccedil;iziyor g&ouml;revli kişi o krokiyi takip ederek, bu sefer doğru yere ulaşıyorum. Binanın i&ccedil;i sanat m&uuml;zesi gibi her yerde tablolar, heykeller var. Şaşkınlığımı bırakıp, g&ouml;r&uuml;şme odasına giriyorum. Kazakistan&rsquo;da her milletin bir temsilcisi var ve bu temsilciler devlet i&ccedil;in &ccedil;ok değerli. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı&rsquo;na danışmanlık yapıyorlar ki her ilişki d&uuml;zenli ve g&uuml;zel gitsin. &Ccedil;ok başarılı bir g&ouml;r&uuml;şmenin ardından (hem İngilizce hem T&uuml;rk&ccedil;e biliyor) size binayı gezdireyim diyor. Binada bir toplantı salonuna geliyoruz burası SSCB&rsquo;nin Başkanı Gorba&ccedil;ov ve diğer &uuml;lke başkanlarının SSCB olarak son toplantı yaptıkları yer &ccedil;&uuml;nk&uuml; dağılma kararı bu salonda veriliyor. Harika bir deneyim yaşıyorum. Bu kadar tarihi ve &ouml;nemli bir mekanda olduğumun farkına varıyorum. Burası son başkan Kornayev&rsquo;in eviymiş meğerse&hellip; g&ouml;rmeye değer.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 12px;">Panfilov Parkı&rsquo;na gidiyorum akşam. İkinci D&uuml;nya Savaşında &ouml;len askerlerin anıtlarının bulunduğu ve onların anısına s&uuml;rekli ateşin yandığı park burası. İ&ccedil;inde Zenkov Katedrali yer alıyor. Etkileyici barok bir mimari.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2017 15:46:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/alma-ata-almati865b0cf4b8970519c01a.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUHARA</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/buhara-5136</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/buhara-5136</guid>
                <description><![CDATA[Zengin bir kültür mirasına sahip olan Buhara şehri, hem mimarisiyle hem de yetiştirdiği âlimlerle meşhur…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	Zengin bir k&uuml;lt&uuml;r mirasına sahip olan Buhara şehri, hem mimarisiyle hem de yetiştirdiği &acirc;limlerle meşhur&hellip;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	T&uuml;rk İslam d&uuml;nyasının en &ouml;nemli bilginlerinin yetiştiği şehirlerden biri olan Buhara, &Ouml;zbekistan sınırları i&ccedil;inde yer almaktadır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Semerkand ve Buhara&rsquo;da İslam d&uuml;nyasının en &uuml;nl&uuml; ve d&uuml;nya &ccedil;apındaki d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rleri, edebiyat&ccedil;ıları, matematik&ccedil;ileri ve bilim adamları yetişmiştir. Bu k&uuml;lt&uuml;rel yapının zenginliği g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze miras olarak gelen muhteşem yapıların izlerinde de g&ouml;rebilmek m&uuml;mk&uuml;n. Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl olduğunu g&ouml;stermektedir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Şehir stratejik &ouml;nemini, Kızıl Kum &Ccedil;&ouml;l&uuml;nde bir vaha kenarında ve İpek yolu g&uuml;ney g&uuml;zerg&acirc;hı &uuml;zerinde olmasına bor&ccedil;ludur.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Buhara, 9. y&uuml;zyılın ortasından 10. y&uuml;zyılın sonuna kadar Saman&icirc;lerin başkenti oldu. Saman&icirc; Devletinin yıkılmasından sonra Karahanlıların y&ouml;netimi altına girdi. Daha sonra Kara Hıtay&rsquo;ların eline ge&ccedil;ince, siyasi ehemmiyetini kaybetti. Buhara, Saman&icirc;ler ve Karahanlılar zamanında k&uuml;lt&uuml;rel altın &ccedil;ağını yaşamıştır, o d&ouml;nemden kalan B&uuml;y&uuml;k Minare (kit&acirc;besinde inşaa tarihi olarak 1127 kaydı var) ve Mağ&acirc;k-i Att&acirc;r&icirc; Camii sayılır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Saman&icirc; h&uuml;k&uuml;mdarları &acirc;lim, edip ve şairleri himaye ettikleri i&ccedil;in &ccedil;ok sayıda edip ve şair Buhara&rsquo;da toplandı. Bir&ccedil;ok saray, medrese, cami ve mescidler inşaa edildi. Buralardan yetişen &acirc;limler İslamiyet&rsquo;in yayılmasına hizmet ettiler.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	İlmin yanında sanayi de gelişti. &Ouml;zel kumaşlar dokunan Dar&uuml;&rsquo;t-Tıraz yaptırıldı. Buhara&rsquo;da dokunan kumaşlar, halılar, kilimler, y&uuml;nl&uuml; ve pamuklular, seccadeler &ccedil;eşitli &uuml;lkelere ihra&ccedil; edildi. Buhara ve etrafında ziraat, ticaret ve sanayi &ccedil;ok gelişti, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &ccedil;arşılar inşa edildi.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Alaeddin Muhammed Tekiş 1207&rsquo;de Buhara&rsquo;yı Harzemşah Devletine dahil etti. Bu d&ouml;nemde Buhara m&acirc;mur hale getirildi. Şehrin &ccedil;eşitli yerlerine medreseler, k&uuml;t&uuml;phaneler ve camiler yapıldı, şehrin kalesi tamir ettirildi. Harzemşahların idaresi bir m&uuml;ddet daha devam etti. Muhammed Tekiş 1217-18&rsquo;de Buhara&rsquo;da Abbas&icirc; halifesi Nasır adına okunmakta olan hutbeye son verdi.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	1220 yılında, Cengiz Han&rsquo;ın oğlu &Ccedil;ağatay Otrar&rsquo;ı zapt edip yağmalarken, bu sırada Cengiz Han da kendi komutasındaki ordu ile Buhara&rsquo;yı tamamen yaktı. 30.000 kişi katledildi. Bu, tarihin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; en zalim&acirc;ne hadiselerden biridir. Şehir tamamen yağma edilirken, insanlığın k&uuml;lt&uuml;rel hazinesi sayılacak &ouml;nemdeki eserler yakıldı.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Moğol istilası &ouml;ncesi d&ouml;nemde Buhara, İslam medeniyetini derinden etkileyecek b&uuml;y&uuml;k bilginler yetiştirmiştir ki, bunların en meşhuru İmam el-Buhari&rsquo;dir. Buhara&rsquo;ya yolu d&uuml;şen ve yetişen diğer &acirc;limlerden bazıları: Hakim Tirmiz&icirc;, Muhammed bin Selam el-Bikend&icirc;, Abdullah bin Muhammed el-M&uuml;sned&icirc;, Muhammed bin Yusuf el-Bikendi, İbrahim bin el-Eş&rsquo;as, İmam-ı Muhammed Şeybani, Yusuf-i Hemedani, Abd&uuml;lhalık-ı Goncd&uuml;van&icirc;, Şah-ı Nakşibend Behaeddin Muhammed bin Muhammed Buhari, Hace Muhammed Parisa, Seyyid Emir K&uuml;lal, Mahmud Buhari.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	M&uuml;sl&uuml;manlar Buhara&rsquo;yı fethettikten sonra, pek &ccedil;ok cami, medrese ve k&uuml;t&uuml;phane gibi mimar&icirc; eserler yaptılar. Yuvarlak tuğla payeler &uuml;zerine sivri kemerli ve kubbeli bir yapı olan ve zamanımıza kadar ulaşan Hazer Degaron Camii, Karahanlılar tarafından yaptırılmıştır. Her kubbenin etrafı tonozlarla &ccedil;evrili olan cami, 1121 senesinde inşaa edilmiştir. Kuli Hatun ve Hakim Tirmiz&icirc; t&uuml;rbeleri de zamanımıza kadar ulaşan eski eserler arasında olmakla birlikte, bakımsızlıktan yıkılmaya y&uuml;z tutmuşlardır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Ayrıca Uluğ Bey tarafından yaptırılan Uluğ Bey Medresesi, on beşinci asır mimarisinin g&uuml;zel bir &ouml;rneğidir. 1536 senesinde yapılan Mir Arab Medresesi ile 1652 senesinde yapılan Abd&uuml;laziz Han Medresesi, on altıncı asır mimarisini &ccedil;ok g&uuml;zel temsil eder. Buhara&rsquo;da son medrese, 1807 senesinde Niyazi Kul tarafından yaptırılan D&ouml;rt Kuleli Medresedir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Rusya&rsquo;da kom&uuml;nist rejim, iktidarı ele ge&ccedil;irdikten sonra, Mavera&uuml;nnehr&rsquo;de bir&ccedil;ok ibadet yerlerini yıktılar. Yalnız Buhara vilayetinde 360 cami ve mescid yıktırıldı. Uluğ Bey Medresesini bıraktılar ki, o da din aleyhtarlığı i&ccedil;in m&uuml;ze olarak kullanıldı. Buhara k&uuml;t&uuml;phanelerinde bulunan binlerce Kur&rsquo;an-ı kerim ve hadis-i şerif kitapları başta olmak &uuml;zere, b&uuml;t&uuml;n dini eserleri toplayıp yakan kom&uuml;nistler, sokaklarda yırtarak ayaklar altında &ccedil;iğnediler. Halkın evlerinde bulunan dini, milli ve tarihi kitaplara varıncaya kadar toplayıp imha ettiler. Kitapları teslim etmek istemeyen binlerce M&uuml;sl&uuml;manı da hunharca şehid ettiler.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Rus işgalinden sonra başkenti Taşkent olan &Ouml;zbekistan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin bir şehri haline gelen Buhara&rsquo;da Sovyet idaresine karşı başlatılan silahlı mukavemet 1926 yılına kadar s&uuml;rd&uuml;. 1923 sonunda Buhara h&uuml;k&uuml;meti tamamen Rus kontrol&uuml; altına alındı. Halkın b&uuml;y&uuml;k bir kısmı Afganistan&rsquo;a, geri kalanı da kırsal alanlara ve &Ouml;zbekistan şehirlerine ka&ccedil;tı. 1930 ve 1940&rsquo;lı yıllarda da baskılar sebebiyle bir g&ouml;&ccedil; daha yaşandı. Şehrin n&uuml;fusu tamamen azaldı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Buhara topraklarından elde edilen doğal gazın boru hattıyla Urallara, Avrupa&rsquo;nın bir kısmına ve diğer Orta Asya &uuml;lkelerine nakledilmesi, şehrin ticar&icirc; ve ekonomik y&ouml;nden &ouml;nemini arttırmaktadır. Buhara&rsquo;nın bug&uuml;nk&uuml; n&uuml;fusu; &Ouml;zbekler, T&uuml;rkmenler, Kırgızlar, Kazaklar, Tatarlar, Uygurlar, Tacikler, Ruslar, Kafkasyalılar, Ukraynalılar ve Yahudilerden meydana gelmektedir. Buhara şehri &Ouml;zbekistan&rsquo;ın bağımsızlığını kazanmasından sonra tekrar ilim, k&uuml;lt&uuml;r ve ticaret merkezi olmaya namzet g&ouml;r&uuml;nmektedir.</p>
<p>
	(dunyabulteni.net)</p>
<p>
	Buhara İslamiyyetin Mekke, Medine ve kud&uuml;sten sonra gelen 4. en &ouml;nemli merkezi konumundadır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	&Ouml;zbekistan&rsquo;ın orta kesiminde kent, aynı adı taşıyan y&ouml;netim biriminin merkezidir. Aynı adı taşıyan vahanın orta kesiminde, Zerefşan Deltası&rsquo;nda bulunan Şahrud Kanalı&rsquo;nın kıyısında yer alır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Deniz d&uuml;zeyinden 143 m y&uuml;kseltide kurulu olan kent, Amu Derya&rsquo;nın doğusunda, Semerkant&rsquo;ın batısında kalır. Şahrud sulama kanalı sistemi &uuml;zerinde, pamuk ekimi alanlarının merkezindedir. &Ccedil;iğit dokuma fabrikalarının yanı sıra &uuml;lkenin ve eski SSCB&rsquo;nin en b&uuml;y&uuml;k karakul derisi işleme fabrikası da kenttedir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Pedagoji Enstit&uuml;s&uuml; ve altı orta&ouml;ğrenim kuruluşunda &ouml;ğrenim &Ouml;zbek&ccedil;e, Tacik&ccedil;e ve Rus&ccedil;a yapılır. İbni Sina Halk K&uuml;t&uuml;phanesi kentteki en &ouml;nemli k&uuml;lt&uuml;r yapısıdır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	TARİHSEL ESERLER</p>
<p>
	Sovyet y&ouml;netimi altında geniş &ouml;l&ccedil;&uuml;de yenilenmesine karşın, orta&ccedil;ağdaki g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nden ve &ouml;zelliklerinden &ccedil;ok az şey yitiren kentte camiler, t&uuml;rbeler, kerpi&ccedil;ten yapılma d&uuml;z damlı evler, kapalı &ccedil;arşılar bug&uuml;ne kadar varlıklarını koruyabilen &ouml;zg&uuml;n yapılardır. Samanoğlu İsmail T&uuml;rbesi (9 y&uuml;zyıl), Hazara Camisi (11. y&uuml;zyıl), Karahanlılar tarafından yaptırılan Kalan Minaresi (12. y&uuml;zyıl), yine aynı y&uuml;zyılda yapılan Muğak Attari Camisi ve Mescid-i Cuma, Uluğbey Medresesi (15. y&uuml;zyıl), Mir Arap Medresesi (16. y&uuml;zyıl), Abd&uuml;laziz Han Medresesi (16. y&uuml;zyıl), Emir Kalesi (18.-19. y&uuml;zyıllar) kentteki en &ouml;nemli tarihsel eserlerdir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	COĞRAFİ KONUMU</p>
<p>
	Buhara&rsquo;nın doğusu dağlara; kuzey, batı ve g&uuml;neyi boskırlar ve &ccedil;&ouml;llerle &ccedil;evrili olduğundan şehir konumu itibariyle tarih i&ccedil;inde dokusunu kaybetmeden g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar gelmişdir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	2 bin 500 Yıldan daha eski bir tarihe sahib olan Buharanın tarihi merkezi,&nbsp;</p>
<p>
	UNESCO tarafından D&uuml;nya K&uuml;lt&uuml;r Mirası Listesi&rsquo;ne dahil edilirek korunma altrına alınmışdır.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	İKLİM &Ouml;ZELLİKLERİ</p>
<p>
	Sıcak ve ılıman bir iklim hakimdir; Buhara Buhara ilinde belirgin yağış g&ouml;r&uuml;lmektedir. En kurak aylarda bile yağış miktarı olduk&ccedil;a fazladır. K&ouml;ppen-Geiger&rsquo;e g&ouml;re iklim Cfb&rsquo;dir. Buhara ilinin yıllık ortalama sıcaklığı 17.6&rsquo;dır. Yıllık ortalama yağış miktarı: 1001 mm</p>
<p>
	Yılın en kurak ve en yağışlı ayı arasındaki yağış miktarı: 148 mm Yıl boyunca ortalama sıcaklık 0.9 dolaylarında değişim g&ouml;stermektedir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	YEMEKLERİ</p>
<p>
	Buhara pilavı</p>
<p>
	Buhara mutfağında soğanile haşlanmış kuzu etinin karışmasıyla yapılan Baracha, etli domatez dolması olan Buhara Somsa ve Buhara pilavı meşhurdur.</p>
<p>
	yerel yemklerin dışında restorant ve kafelerde diğer &uuml;lke mutfaklarından yemkler de bulunur.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	POP&Uuml;LER RESTORANTLAR</p>
<p>
	R&uuml;stem/Aka Ulusal Evi</p>
<p>
	Sarofon caddesinde yer alan restoranda &Ouml;zbek, Avrupa ve vejeteryan tarzı yemekler sunulmaktadır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	POP&Uuml;LER YEMEKLERİ</p>
<p>
	Dolma, Mısır &Ccedil;orbası, Elmalı Turta&rsquo;dır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	KAMP</p>
<p>
	A&ccedil;ık bah&ccedil;e, iki solon, odalar ve &ccedil;ocuk odasından oluşan b&uuml;y&uuml;k bir Kamp, M. İkbol caddesinde yer alır. &Ouml;zbek, Avrupa ve Uygur yemek k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; denenebileceği restoranda Uygur tarzı kızarmış sığır eti, &ccedil;eşitli &ccedil;orbalar ve tatlılar &ouml;nerilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	BELA İTALİA</p>
<p>
	Şehrin eski ve yeni per&ccedil;aları arasında yer alan restorant B.Nakshbandi caddesinde yer alır İtalyan tasarımıyla dikkat &ccedil;eken restoranda Avrupa ve Doğu mutfgak k&uuml;lt&uuml;rlerinden &ouml;rnekler servis edilir. &Ouml;zellikle &ouml;nerilenler arasında; pizza, Spagetti, Arap Etyemeği ve G&uuml;rc&uuml; et yemeği vardır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	MİNZİFA</p>
<p>
	Khujarushnoy Caddesi&rsquo;ndeki Minzifa, Lyabi-Khauz yakınlarındaki eski şehrin merkezindedir. İki hol ve bir terastan oluşan restoranda &Ouml;zbek, Avrupa ve Vejetaryen yemekleri servis edilir</p>
<p>
	en popiler yemeği pilavdır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	DOLON</p>
<p>
	Şehrin eski kısmında yer alan restoranın m&ouml;n&uuml;s&uuml; Avrpa ve &Ouml;zbek yemekleri ağırlıklıdır. En pop&uuml;ler shashlik ve shourpadır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Nov 2017 12:33:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/buhara1e8342079c294556878a.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Semerkant</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/semerkant-5119</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/semerkant-5119</guid>
                <description><![CDATA[İslam Mimarisinin en güzel örneklerinin bulunduğu, UNESCO Dünya Miras Alanları Listesi’ne eklenen Semerkant’ın neresi olduğunu ve ne anlama geldiğini biliyor musunuz? İşte cevabı...

Semerkant (Eski Türkçe: Semizkend) Özbekistan’da Semerkant ilinin yönetim merkezi olan şehir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:20px;">Zeravşan Irmağı vadisinde, Taşkent&rsquo;in 275 km. g&uuml;neybatısında yer alan Semerkant&rsquo;ın 2001 yılı resmi n&uuml;fusu 361.339&rsquo;dir.. &Ouml;nemli bir sanayi (otomotiv sanayisi; trakt&ouml;r yedek par&ccedil;aları yapımı; besin sanayisi; g&uuml;bre fabrikaları; dokuma sanayisi; vb.) ve &ouml;ğretim (Semerkant &Uuml;niversitesi) merkezi olan kent, Timur d&ouml;neminden kalma tarihsel anıtlarıyla (Bibihanım Medresesi, 1399-1404; Timur&rsquo;un t&uuml;rbesi Gur Em&icirc;r, 1405; Uluğ Bey, vb.) &ccedil;ok sayıda turist de &ccedil;ekmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Hatta tarihsel&nbsp; deyinişlere g&ouml;re;</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Gur-Emir, Amir Timur&rsquo;un ve oğulları ile torunlarının mezarını bulunduran yer. Anlatılan hikaye 1940&rsquo;lı yıllarda mezarın ger&ccedil;ek olup olmadığını anlamak i&ccedil;in a&ccedil;ıldığı ve kemiklerin Moskova&rsquo;ya g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;; burada incelenince Amir Timur&rsquo;un yaralı olan kol ve bacağından onun olduğunun tespit edildiği. Ancak mezar a&ccedil;ılınca i&ccedil;inde &ldquo;bu mezar a&ccedil;ılırsa barış bozulur&rdquo; yazılı bir kağıt &ccedil;ıktığı ve 3 g&uuml;n sonra 2nci D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nın başladığı anlatılıyor, bir Indiana Jones hikayesini andırmasına rağmen inanmamak i&ccedil;in bir sebep yok. Savaş bitince kemikler yerine geri getirilmiş</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Semerkant, ıpek Yolu&rsquo;nun &uuml;zerinde yer alan ve yıllarda Amir Timur&rsquo;a ev sahipliği yapmış &ccedil;ok tarihi bir kent.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Etimoloji</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Semerkant s&ouml;z&uuml; eski Fars&ccedil;ada asmara: &ldquo;taş&rdquo;, &ldquo;kaya&rdquo; ve Soğd&ccedil;a kand: &ldquo;kent&rdquo;, &ldquo;kale&rdquo; birleşmesinden gelir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Semiz kend&rdquo; denir; b&uuml;y&uuml;k olduğu i&ccedil;in b&ouml;yle denilmiştir.&rdquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kent kelimesi hala gun&uuml;m&uuml;z T&uuml;rk&ccedil;esi&rsquo;nde aynı anlamda kullanılmaktadır. Kadim zamanlarda Semerkant&rsquo;tan b&uuml;y&uuml;k bir dış g&ouml;&ccedil; yaşanmıştır. Halen &Ccedil;in de dahil olmak &uuml;zere &ccedil;evre &uuml;lkelerde T&uuml;rk boyları bulunmaktadır. Bu T&uuml;rk boylarından azınlıkta olanlardan ornegin Salar T&uuml;rkleri T&uuml;rkiye T&uuml;rk&ccedil;esi&rsquo;ne &ccedil;ok yakın kelimeler ile konuşur. (K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ouml;rnek olarak &ldquo;ser&ccedil;e parmak&rdquo; tabirini aynen kullanır.)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bu Semerkantlı kimseler T&uuml;rk&ccedil;e konuştuğu gibi bir kısmı Tibet dilini de konuşabilmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Tarih&ccedil;e</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">D&uuml;nyanın en eski şehirlerinden biri olan Semerkant, antik Yunanların Marakanda isminde tanıdığı, M.&Ouml;. 14. y&uuml;zyıllarında Zeravşan&rsquo;nın (Yunanca: Polytimetos) verimli ovasında bir vaha şehri Persler tarıfından kurulmuş ve uzun s&uuml;re Ahameniş İmparatorluğu&rsquo;nda &ouml;nemli bir rol oynamıştır. Eski&ccedil;ağ&rsquo;da Soğdlar&rsquo;ın yaşadığı, M.&Ouml;. 329&rsquo;da B&uuml;y&uuml;k İskender tarafından alınmştır. Semerkant 6. y&uuml;zyılda bir T&uuml;rk Yabguların etki alanları i&ccedil;indeydi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">İpek Yolu&rsquo;nun &ouml;nemli bir kavşağında kurulan kent, tarih boyunca gezginlerin uğrak noktası olmuştur. 14-15. yy&rsquo;lar Semerkant&rsquo;ın altın d&ouml;nemi olarak kabul edilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">İslam D&ouml;nemi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Semerkant, 712&rsquo;de M&uuml;sl&uuml;man Araplar tarafından fethedilip, Abbasiler zamanında bir mucize olur . &Ccedil;ok gizli olan k&acirc;ğıt imal&acirc;tı 751 yılında Talas savaşından iki &Ccedil;in tutuklusundan &ouml;ğrenilir ve İsl&acirc;m d&uuml;nyasında ilk k&acirc;ğıt değirmeni Semarkant&rsquo;ta yapılır. Bu icat diğer İsl&acirc;m &uuml;lkelerine, daha sonra da Avrupa&rsquo;ya yayılır. Semerkant, Samanoğulları d&ouml;neminde iktisadi a&ccedil;ıdan hızla gelişmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1220&rsquo;de Cengiz Han&rsquo;ın kontrol&uuml;ne ge&ccedil;ti, şehri tamamen harap etti. Timur&rsquo;un Semerkant&rsquo;ı başkent ilan etmesiyle şehir &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de gelişti ve &ouml;nemli bir k&uuml;lt&uuml;r merkezi haline geldi.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1500&rsquo;de g&ouml;&ccedil;ebe &Ouml;zbekler&rsquo;den Muhammed Şiban (Şeyban) tarafından Şiban Hanedanlığı kurulmuştur. Muhammed Şiban Cengiz Han&rsquo;ın ilk karısı olan B&ouml;rte Ujin Hatun&rsquo;dan olan en b&uuml;y&uuml;k oğlu Cuci&rsquo;nin (Moğolca: Z&uuml;chi) beşinci oğludur. 1282 yılında Şiban (Şeyban) s&uuml;l&acirc;lesi İsl&acirc;m dinini benimsediler, basamak ve basamak &Ouml;zbek adını aldıkları varsayılır. Şiban s&uuml;l&acirc;lesinin kurduğu bir başka Şiban Hanlığı olan Sibir Hanlığı (Tatarca: / Seber xanlığ / Seber yortı) İbak tarafından kurulmuş, ve onların en son Hanı Kuchum 1598 yılında g&ouml;revinden alınıp Rusların kontrol&uuml;ne ge&ccedil;ti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1499 yılı i&ccedil;inde &Ouml;zbek T&uuml;rkleri Semerkant&rsquo;ı kontrol&uuml;ne aldı . Şiban s&uuml;l&acirc;lesi &Ouml;zbekler&rsquo;e yaklaşık olarak bu zamanda liderlik yapmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1784 yılında Semerkant Buhara emiri&rsquo;nin buyuruğuna girmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Siyasal konumu, ge&ccedil;im kaynağı:</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Ouml;zbekistan, SSCB&rsquo;nin dağılmasından sonra cumhuriyet olmuş ve her ne kadar diktat&ouml;rl&uuml;kle y&ouml;netildiği s&ouml;ylense de kom&uuml;nist d&uuml;zenin alıntılarını halen g&ouml;rebileceğiniz &ouml;zg&uuml;r, ekonomisi olduk&ccedil;a kapalı bir &uuml;lke. Başlıca ge&ccedil;im kaynakları pamuk, doğalgaz ve turizm. Dolayısıyla sizin de ziyaretiniz &uuml;lke ekonomisi i&ccedil;in &ouml;nemli.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">&Ccedil;arlık Rusyası ve devrimi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Semerkant, 1868&rsquo;de Ruslara ge&ccedil;erek T&uuml;rkistan&rsquo;a bağlandı. 1924&rsquo;ten 1930&rsquo;a kadar &Ouml;zbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti&rsquo;nin başkenti oldu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">İklim</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">İklim tipinin siması g&uuml;neşli, sıcak, bazen r&uuml;zgarlı ve genellikle kurudur. Kışları yumuşak ge&ccedil;er ve hafif don g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Yaz ayları sıcak ve kurudur. Temmuz&rsquo;daki ortalama g&uuml;nd&uuml;z sıcaklığı + 34 &deg;C, ortalama gece sıcaklığı + 18 &deg;C&rsquo;dir. Ocak ayında en sıcak + 7 &deg;C ve en soğuk - 4 &deg;C olur</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Tarihi eserler</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bibi Hanım camii</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Gur Emir medresesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Şah-ı Zinde camii ve t&uuml;rbeleri</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Eski ticaret &ccedil;arşısı</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Ruhabad t&uuml;rbesi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Semerkant&rsquo;ta İsl&acirc;m Mimarisinin en g&uuml;zel &ouml;rnekleri bulunur. Şehir UNESCO D&uuml;nya Miras Alanları Listesi&rsquo;ne eklenmiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Registan antik Semerkant&rsquo;ın kalbidir. Anlamı &ldquo;Kumlu yer&rdquo; demektir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Genel Bilgiler / Rehber</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Ouml;zbekistan&rsquo;ın g&uuml;ney kesiminde bulunan Semerkant, başkent Taşkente 275 km uzaklıktadır. Ekonomik olarak &Ouml;zbekistan&rsquo;ın &ouml;nemli merkezlerinden olan Semerkant otomotiv sanayisi, dokuma sanayisi, g&uuml;bre sanayisi gibi faaliyetleri ile dikkat &ccedil;ekmektedir. D&uuml;nyanın en eski şehirlerinden olan Semerkant, M.&Ouml; 14&rsquo;de Persler tarafından kurulmuştur. İpek Yolu&rsquo;nun &ouml;nemli bir kavşağında kurulan kent, tarih boyunca gezginlerin uğrak noktası olmuştur. 14-15. y&uuml;zyıllar Semerkand&rsquo;ın altın d&ouml;nemi olarak kabul edilir. Ayrıca bir &ccedil;ok İslam devletini de b&uuml;nyesinde bulundurmuş b&uuml;y&uuml;k kentlerden olan Semerkant&rsquo;da İslam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne ait bir &ccedil;ok tarihi ve mimari yapı bulunmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Semer kanttan buhara araya ge&ccedil;iş</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Taşkent&rsquo;ten 3,5 saat s&uuml;ren bir otomobil veya tren yolculuğu ile Semerkant&rsquo;a varabilirsiniz. Tren sabah 7&rsquo;de kalkıp, akşam 17&rsquo;de d&ouml;n&uuml;yor, dolayısıyla g&uuml;n&uuml; birlik kısa da olsa bir tur i&ccedil;in de şansınız var.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Gezilecek yer daha (&Ccedil;irvak G&ouml;l&uuml;)</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Eğer vaktiniz varsa ve sizi g&ouml;t&uuml;recek bir ara&ccedil; bulursanız, 1 saatlik mesafedeki &Ccedil;irvak g&ouml;l&uuml; ve Beldersay. dağını da ziyaret edin. Beldersay, tek ancak uzun pisti olan ve iki liftle hizmet veren g&uuml;zel bir kayak merkezi. Kayak ve elbise de kiralayabilirsiniz. Dağ ziyaretinizde Sky Village ve NBU tesislerinde gize bir dağ evinde kalabilirsiniz. G&ouml;le yazın giderseniz, &ccedil;ok muhteşem olmasa da y&uuml;zebilir&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Kervansaraylar</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">İpek Yolu filozofinin, geleneklerin ve dinlerin ve en &ouml;nemlisi de ticaretin kesişme noktasıdır. Buhara kervanların en &ccedil;ok uğradığı şehirlerden biriydi. 16. ve 20. y&uuml;zyıl arasında burada yaklaşık 50 pazar yeri ve 75 kervansaray bulunuyordu.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Buhara ticaret ile gelişen bir şehir olup hala d&ouml;rt adet kubbeli &ccedil;arşıya sahiptir. Bu tarihi yapı İpek Yolu d&ouml;neminde şehirlerin nasıl geliştiğinin en g&uuml;zel &ouml;rneklerinden biridir. Malların rahat&ccedil;a girip &ccedil;ıkması i&ccedil;in tasarlanan bu yapıyı Orta &Ccedil;ağ&lsquo;dan kalma devasa pazarlara benzetebiliriz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Şehrin 11 kapısı</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Klitshev Zoircho, Mimar: &lsquo;Şehrin sizi merkeze g&ouml;t&uuml;ren 11 tane kapısı vardır. Ticaret yapılan bu d&ouml;rtyol ge&ccedil;işlerine ise Tok adı verilir. Toklar arası bu yollar g&ouml;lgeliklerle kaplıdır ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;aplı ticaretin yapıldığı yerlerdir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">TİCARET</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Alışveriş şehrin her yerine yayılmıştır. Sokaklardaki tezgahlar, kervansaray ve pazarlar İslam d&uuml;nyasındaki en g&uuml;zel ve en renkli ticaret b&ouml;lgelerinden birini oluşturmuştur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Klitshev Zoircho, Mimar: &lsquo;Ana d&ouml;rtyol b&uuml;y&uuml;k bir kubbe ile &ouml;rt&uuml;l&uuml; olup diğer sokaklar k&uuml;&ccedil;&uuml;k kubbelerle kaplıdır. Bu tarihi yapılar d&ouml;rtyol ve kavşakları &ouml;rter ve onların uzun s&uuml;re korunmasını sağlar.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Kervansaraylara adım atmak ger&ccedil;ek bir tecr&uuml;bedir. Bu tarihi yapılardan sadece birka&ccedil; tanesi ayakta kalabilmiş. Sağ tarafta kalan Ayoz Kervansray&rsquo;ı daha yeni retore edildi ve hala kullanıma kapalı. Kervansarayların ticaret alanında &ouml;nemli bir yeri vardır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Klitshev Zoircho, Mimar: &lsquo;Kervansaraylar yaşam alanları ve toptan ticaret yapılan yerlerdi. İ&ccedil;lerinde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k mal depoları bulunurdu. Daha sonra şehirde perakende satılan malların burada toptan ticareti yapılırdı. Kervansarayların dışı d&uuml;kkanlarla &ccedil;evriliydi. T&uuml;ccarlar buralardan mal alıp, sonra onları sokaklarda satardı.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Klitshev Zoircho, Mimar: &lsquo;Kervansaraylar k&uuml;lt&uuml;rel yapılardı. Dini mekanlar gibi bilge insanların olduğu yerler değildi &ccedil;&uuml;nk&uuml; daha &ccedil;ok avam halk buraları kullanırdı. Ancak bu yapıların tarihi &ouml;nemi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Pazarlarda her &ccedil;eşit &uuml;r&uuml;n&uuml; bulabilirsiniz. Ancak halılar Buhara&rsquo;yı bir marka haline getirmiştir. Bu halılarda hala o eski koyu kırmızı renk ve tarihi 12 kabileyi temsil eden geometrik şekiller kullanılır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Yedi nesil boyunca halı işi yapan bir ailenin &uuml;yesi Sabina, bu durumu ş&ouml;yle a&ccedil;ıklıyor:</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">HALISI</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sabina Burkhanova, Halı T&uuml;ccarı: &lsquo;Buhara halıları kırmızıdır &ccedil;&uuml;nk&uuml; Zerd&uuml;ştl&uuml;k d&ouml;nemi insanlar G&uuml;neş&lsquo;e ve ateşe tapıyorlardı. Secde ettikleri zaman halıya bakıp ateşi hayal ediyorlardı.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Bir araya gelen yaklaşık 20 kız, bin sene &ouml;nce bulunan tekniklerle halı dokuyorlar. İşin s&uuml;resi halının b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, deseni ve santimetreye d&uuml;şen ilmik oranına g&ouml;re aylar ya da yıllar s&uuml;rebiliyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sabina Burkhanova, Halı T&uuml;ccarı: &lsquo;İşe yeni başlayanlar ilk iki hafta boyunca ilmik yapmayı &ouml;ğrenir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir kere ilmik yaparken elinizi sekiz defa hareket ettirirsiniz.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sabina Burkhanova, Halı T&uuml;ccarı: &lsquo;Bu işte ustalaşmak zaman alır ve kişinin hız ve yeteneğine g&ouml;re değişir.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Rano Ibragimova, Halı Dokumacısı: &lsquo;İşi &ouml;ğrenmem iki hafta, ustalaşmam da 3 yıl s&uuml;rd&uuml; ve hala &ouml;ğrendiğim yeni şeyler var.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Turistik beldelerin arkasında Buhara hala antik yolların ihtişamını taşıyor ve size yaşadığınız zamanı unutturuyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Monica Pinna, Euronews: &lsquo;Buhara&rsquo;nın pazarlarını ve ustalarını geride bırakıp haftaya Uzbekistan Life&rsquo;ın &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Hiva şehrinde buluşalım.&rsquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">İklim / Hava Durumu</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Yarı kurak ve karasal bir iklim g&ouml;r&uuml;lmektedir. Sıcak ve kurak yaz ayları, soğuk ve az yağışlı kış ayları yaşanmaktadır. Kış aylarında hava sıcaklığı ortalaması 3 derece civarındadır. Yaz aylarında ise hava sıcaklığı ortalaması 25 derece civarındadır. Yaz aylarında hava sıcaklığı 35 dereceye kadar &ccedil;ıkabilmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Nasıl Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">T&uuml;rkiye&rsquo;den Semerkand&rsquo;a direkt u&ccedil;uş bulunmamaktadır. Semerkand&rsquo;a gitmek i&ccedil;in &ouml;ncelikle İstanbul&rsquo;dan Taşkent&rsquo;e THY ve Uzbekistan Airlines&rsquo;ın direkt u&ccedil;uşu ile gidip (U&ccedil;uş s&uuml;resi yaklaşık 4 saat 35 dakika), oradan karayolu ile Semerkant&rsquo;a ulaşabilirsiniz. Semerkant-Taşkent arası karayolu ile yaklaşık 4 saat s&uuml;rmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">Semer kanttan BUHARA araya ge&ccedil;iş</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Taşkent&rsquo;ten 3,5 saat s&uuml;ren bir otomobil veya tren yolculuğu ile Semerkant&rsquo;a varabilirsiniz. Tren sabah 7&rsquo;de kalkıp, akşam 17&rsquo;de d&ouml;n&uuml;yor, dolayısıyla g&uuml;n&uuml; birlik kısa da olsa bir tur i&ccedil;in de şansınız var.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></div>
<font style="overflow: auto; position: absolute; height: 0pt; width: 0pt"><p>
<a href="http://www.sertpornosex.com/">sert porno izle</a>
<a href="http://www.sekreterpornosu.com/">sekreter porno izle</a> 
<a href="http://www.sarisinsikis.com/">sarışın sikiş</a>
<a href="http://www.pornoizleerotik.com/">erotik porno</a>
</font>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Nov 2017 10:40:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/semerkantbe6019403be113bb174a.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MYANMAR ARAKAN</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/myanmar-arakan-4985</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/myanmar-arakan-4985</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">MYANMAR ARAKAN NEREDE?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Myanmar, resm&icirc; adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti ve ayrıca bilinen adlarıyla Burma ya da Birmanya, G&uuml;neydoğu Asya&rsquo;da, Andaman Denizi ve Bengal K&ouml;rfezi kıyısında, Bangladeş, &Ccedil;in, Hindistan, Laos ve Tayland arasında yer alan &uuml;lkedir. Myanmar, &Ccedil;inhindi&rsquo;nin kuzeybatısında yer alır. Komşuları kuzeybatıda Hindistan ve Bangladeş, kuzeydoğuda &Ccedil;in, g&uuml;neydoğuda Laos ve Tayland&rsquo;dır. &Uuml;lkenin g&uuml;neybatı kıyıları Bengal K&ouml;rfezi ile &ccedil;evrilidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Myanmar&rsquo;ın 7 eyaletinden biri olan Arakan Bangladeş-Burma sınırının 50.000 kilometre karelik bir alanında bulunur. N&uuml;fusu 4 miyondan fazladır fakat b&ouml;lgenin n&uuml;f&uuml;s&uuml; yaşananların ardından 1 bu&ccedil;uk milyona kadar gerilemiştir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">MYANMAR&rsquo;DA İSLAMİYET</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Ccedil;oğunluğu Budist olan Myanmar&rsquo;da resm&icirc; makamlar, M&uuml;sl&uuml;manların n&uuml;fusun % 4&rsquo;&uuml;n&uuml; oluşturduğunu iddia etmektedirler. Ancak m&uuml;sl&uuml;man &ouml;nderler bu oranın % 10 ile 14 aralığında olduğunu s&ouml;ylemektedirler. M&uuml;sl&uuml;manların etnik k&ouml;ken dağılımı ise ş&ouml;yledir:&nbsp; % 68 Hint, % 30 Myanmarlı, % 2 &Ccedil;in asıllı. M&uuml;sl&uuml;manların % 41&rsquo;i Arakan b&ouml;lgesinde geri kalanı ise &uuml;lkenin diğer b&ouml;lgelerinde yaşamaktadırlar. B&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu Hanefi mezhebindendir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Hint asıllı M&uuml;sl&uuml;manlar &ccedil;oğunlukla başkent ve &ccedil;evresinde yaşarken Bengal, Urdu ve Burma dillerinin karışımı bir dili konuşan Rohingyalar Arakan b&ouml;lgesinde yaşamaktadırlar. Diğer M&uuml;sl&uuml;manlara g&ouml;re daha fakir olan Rohingyalar savaş, s&uuml;rg&uuml;n ve baskılara m&acirc;ruz kalmışlardır. II. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;ndan sonra Arakan&rsquo;da M&uuml;sl&uuml;man devleti kurma faaliyetleri sil&acirc;hlı &ccedil;atışmalara ve h&uuml;k&uuml;metin asker&icirc; operasyonlar yapmasına neden oldu. Binlerce M&uuml;sl&uuml;man yurtlarından &ccedil;ıkarıldı ve camileri, okulları, evleri zarar g&ouml;rd&uuml;. Bunlardan geriye d&ouml;nenleri Myanmar h&uuml;k&uuml;meti &uuml;lkeye ka&ccedil;ak yollardan giren yabancılar olarak kabul etti1989 ve 1991 yıllarındaki operasyonlar sonucunda 250.000 Arakanlı m&uuml;sl&uuml;man tekrar Bangladeş&rsquo;e sığındı ve ancak BMMYK&rsquo;nın baskısı neticesinde 1992&rsquo;de &uuml;lkeye geri d&ouml;nebildiler. M&uuml;sl&uuml;manların bir kısmı halen m&uuml;lteci olarak Bangladeş&rsquo;te kamplarda yaşamaktadır. Myanmar h&uuml;k&uuml;meti Rohingyalar&rsquo;a tam vatandaşlık hakkı vermeyi reddederek onların Myanmar vatandaşı sayılabilmeleri i&ccedil;in vatandaşlık kanununa g&ouml;re İngiliz işgali ve Hint g&ouml;&ccedil;men akını başlamadan yani atalarının 1824 tarihinden &ouml;nce &uuml;lkede yaşadıklarını ispatlamaya zorlamaktadır. 1948&rsquo;den beri savaşan M&uuml;sl&uuml;manlar ise 1999&rsquo;da Arakan Rohingya Mill&icirc; Teşkil&acirc;tı&rsquo;nı ve 2000 yılında da Rohingya Dayanışma &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo;n&uuml; kurarak faaliyetlerini Bangladeş &uuml;zerinden s&uuml;rd&uuml;rmektedirler.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&Uuml;lkedeki m&uuml;sl&uuml;manlar arasında sosyal yaşamda ve din&icirc; g&ouml;revleri ifa etme hususunda farklı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler sergilenmektedir. Hint asıllılar konuşma dili olarak Urduca&rsquo;yı kullanırken yerliler Burma dilini kullanmaktadır. Hint asıllılar dini vecibelerine daha &ccedil;ok dikkat ederken yerliler ise eski Budist k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nden gelen alışkanlıklarıyla karışmış bir dini hayat s&uuml;rd&uuml;rmektedir. Siyas&icirc; ve sosyok&uuml;lt&uuml;rel a&ccedil;ıdan da b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şl&uuml;k vardır ve her toplumun kendi derneği vardır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">ARAKANLILARA HİCAZ DEMİRYOLU MADALYASI VERİLDİ</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Arakanlıların ifade ettiği Osmanlı bize madalya verdi s&ouml;zlerini tarih&ccedil;i Erhan Afyoncu, &ldquo;Arakan&rsquo;da katledilen M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;ın dedelerinin T&uuml;rkiye&rsquo;ye yardımı&rdquo; başlıklı yazısında Osmanlının Arakanlı M&uuml;sl&uuml;manlara neden madalya verdiğini ş&ouml;yle anlatıyor:&rdquo;Osmanlı İmparatorluğu bizim zayıf zannettiğimiz d&ouml;nemlerde bile d&uuml;nyanın en &ouml;nemli devletlerinden biriydi ve d&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;ın şemsiyesi konumundaydı. Afrika&rsquo;dan Asya&rsquo;ya b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;ın g&ouml;z&uuml; kulağı hilafetin merkezinde, yani İstanbul&rsquo;daydı. Asya M&uuml;sl&uuml;manları &ouml;zellikle de Hindistan M&uuml;sl&uuml;manları, hilafetin merkezi olduğu i&ccedil;in Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nu yakından takip ediyorlardı. Madagaskar&rsquo;dan Myanmar&rsquo;a kadar her taraftaki M&uuml;sl&uuml;manlar halifeyle ilişki kurmuşlardı. 1870&rsquo;te Birmanya&rsquo;daki (Myanmar) Ava sultanının sadrazamı Osmanlı y&ouml;netimiyle ilişki kurmak i&ccedil;in mektup g&ouml;ndermişti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">II. Abd&uuml;lhamid d&ouml;neminde Osmanlı&rsquo;nın Asya&rsquo;daki faaliyetleri neticesinde padişah Hindistan, &Ccedil;in veMyanmar M&uuml;sl&uuml;manları arasında pop&uuml;ler olmuştu. 1897&rsquo;de T&uuml;rk-Yunan Savaşı &ccedil;ıkınca Asya&rsquo;daki M&uuml;sl&uuml;manlar hemen yardım toplayarak T&uuml;rkiye&rsquo;ye g&ouml;nderdiler. Savaş kısa bir s&uuml;re sonra Osmanlı&rsquo;nın zaferiyle sona erdi.Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nda 19. y&uuml;zyılın ikinci yarısından itibaren bir&ccedil;ok demiryolu yapılmıştı; ancak bunların &ccedil;oğu Avrupalı sermaye &ccedil;evreleri tarafından inşa edilmişti. Kutsal hac yolculuğunu kolaylaştıracak Hicaz demiryolu d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir tarafındaki M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;ın yardımlarıyla inşa edildi. Başta Hindistan, Mısır, Rusya ve Fas&rsquo;tan olmak &uuml;zere Endonezya&rsquo;dan, Singapur&rsquo;dan, G&uuml;ney Afrika&rsquo;dan, Tunus, Cezayir, İngiltere ve Amerika&rsquo;dan bağışlar yapıldı. Hicaz demiryoluna yardım edenler arasında Myanmarlı M&uuml;sl&uuml;manlar da vardı. Osmanlı y&ouml;netimi Myanmar&rsquo;dan yardım g&ouml;nderenlere Hicaz demiryolu madalyaları g&ouml;ndererek teşekk&uuml;r etti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">BALKAN SAVAŞINDA BİZE YARDIM G&Ouml;NDERDİLER</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">II. Abd&uuml;lhamid&rsquo;in tahttan indirilmesinden sonra h&uuml;k&uuml;mdar olan Sultan Mehmed Reşad&rsquo;ın tahta &ccedil;ıkışı; d&uuml;nyanın her tarafındaki M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;ın yanı sıra, Myanmar&rsquo;daki M&uuml;sl&uuml;manlar tarafından da telgraf g&ouml;nderilerek kutlandı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1911&rsquo;de İtalyanlar&rsquo;ın Libya&rsquo;yı işgali &uuml;zerine d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir tarafındaki M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;dan yardım g&ouml;nderildi ve İtalya değişik &uuml;lkelerde protesto edildi.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">1912&rsquo;de Balkan savaşları sırasında Hindistan, &Ccedil;in, Singapur ve Myanmar&rsquo;daki M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;dan maddi yardımlar geldiği gibi, sağlık eki&not;pleri de teşkil edilerek T&uuml;rkiye&rsquo;ye g&ouml;nderilmişti.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">O d&ouml;nemde Myanmar&rsquo;ın adı Birmanya (Burma) idi. Birmanya&rsquo;daki M&uuml;sl&uuml;manlar topladıkları yardımları konsolosluk, Osmanlı Bankası ve Avrupa bankaları aracılığıyla T&uuml;rkiye&rsquo;ye g&ouml;nderdiler. &Ouml;rneğin, İbrahim Ali Molla ve Abdurrahman efendiler topladıkları 800 İngiliz lirasını Rangoon&rsquo;daki fahri Osmanlı şehbenderliğine teslim etmişlerdi. Yine savaş yardımı olarak Birmanya Hil&acirc;l-i Ahmer&rsquo;i, yani Kızılay&rsquo;ı &uuml;yelerinden İbrahim Ali Molla ve Abdurrahman ve Cemal efendiler topladıkları 3000 İngiliz lirasını g&ouml;ndermişlerdi. Rangoon&rsquo;un yanı sıra Birmanya&rsquo;nın &ouml;nemli şehirlerinden Mandalay&rsquo;daki M&uuml;sl&uuml;manlar da para toplayarak Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;na g&ouml;nderdiler. Moulmein şehrindeki M&uuml;sl&uuml;manlar da yardıma katıldılar. Birmanyalı M&uuml;sl&uuml;manlar fakir ve &uuml;lkede azınlıkta olduklarına bakmadan ellerinde ne varsa T&uuml;rkiye&rsquo;ye yollamışlardı.&rdquo;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&ldquo;O topraklarda, buradan gitmiş insanların mezarlarına Fatiha okumak boynumuzun borcudur.&rdquo;</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;"><br />
	</span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">ARAKAN&rsquo;DA KATLİAM NASIL BAŞLADI ?&nbsp;</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Rohingya&rsquo;da m&uuml;sl&uuml;man azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 m&uuml;sl&uuml;man gencin &uuml;zerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı. &Ouml;ncelikle 3 kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecav&uuml;z edip ardından onu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. Kadına tecav&uuml;z eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek arkadaşıydı ve kısa s&uuml;re &ouml;nce kadın tarafından terkedilmişti. Fakat aynı kadına tekrar geri d&ouml;nmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak &ouml;nce kadına tecav&uuml;z etti ve daha sonra da onu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler.Katil Budist Rahipler, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;kleri kadının cesedini, b&ouml;lgede bulunan bir m&uuml;sl&uuml;man k&ouml;y&uuml;n&uuml;n yakınlarına bırakıp ka&ccedil;tılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist Rahipleri ve Burma H&uuml;k&uuml;met yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden &ouml;t&uuml;r&uuml; m&uuml;sl&uuml;manları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum m&uuml;sl&uuml;man gen&ccedil; tutuklandılar. Tutuklanan gen&ccedil;lerden bir tanesi d&ouml;v&uuml;lerek &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Diğer ikisi de mahkeme tarafından &ouml;l&uuml;m cezasına &ccedil;arptırıldı. B&ouml;ylece h&uuml;k&uuml;met, bir iftira vasıtası ile t&uuml;m d&uuml;nyanın g&ouml;z&uuml; &ouml;n&uuml;nde m&uuml;sl&uuml;manlara karşı bir soykırımın ilk tohumlarını atmış oldu... Bu hadiseyi takip eden aylarda, bir &ccedil;ok radikal rahip, Burma i&ccedil;erisinde ve dışarısında Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Burmalılara karşı kullandı slogan ş&ouml;yleydi; &ldquo;Rohingya Burmanın bir vilayeti değildir. Onlar Bangladeşten gelen illegal g&ouml;&ccedil;menlerdir&rdquo;... Daha sonra bu g&ouml;steriler, bir takım h&uuml;k&uuml;met yetkililerinin katılımı ve desteği ile amacından saptırılarak &ccedil;izgiden &ccedil;ıkmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">SOYKIRIM NASIL BAŞLADI ?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">3 Haziran 2012 &ndash; Arakan şehri g&uuml;neyinde bulunan Toungup şehir merkezinde, 8 m&uuml;sl&uuml;man hacı ve yanlarında bulunan 2 otob&uuml;s muavini ve bir kadın, Budist Rahipler tarafından &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ler. 5 kişi ise ka&ccedil;arak canlarını kurtarabildi. Hadise olduğu sırada &ouml;ld&uuml;r&uuml;len hacılar Thandwe&rsquo;deki Thetsa mescidindeki bir dini merasimden (islami/ilmi bir top lantı ya da m&uuml;nazara) d&ouml;n&uuml;yorlardı. Hacıları taşıyan otob&uuml;s, d&ouml;n&uuml;ş yolundayken ter&ouml;rist Budist rahipler tarafından durduruldu. Durdurulan otob&uuml;s&uuml;n plakası 7(Ga)7868&rsquo;dir.&nbsp; Rahiplerden birisi kapıya gelerek &ldquo;Hepiniz inin aşağıya&rdquo; diye seslendi. Otob&uuml;s ş&ouml;f&ouml;r&uuml; ve muavin m&uuml;dahale etmek istediler, otob&uuml;ste herhangi yabancı birisinin olmadığını s&ouml;ylediler. Buna rağmen budist rahipler ilk olarak onları d&ouml;vmeye başladılar. Daha sonra otob&uuml;s&uuml;n i&ccedil;ine dalan Budistler m&uuml;sl&uuml;man hacıları d&ouml;verek otob&uuml;sten dışarı &ccedil;ıkardılar.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Sayıları 300&rsquo;&uuml; bulan Budistler, m&uuml;sl&uuml;man hacıları yolun ortasına alarak &ouml;l&uuml;nceye kadar d&ouml;vd&uuml;ler. Buna rağmen ne bir polis ne de bir h&uuml;k&uuml;met yetkilisi olaya m&uuml;dahale etmedi. Ne olay sırasında ne de olay bittikten sonra... Otob&uuml;s baskını sonrasında d&ouml;v&uuml;lerek Şehid Edilen m&uuml;sl&uuml;man hacılar...&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Tam anlamıyla&nbsp; 7 Hacı adayı d&ouml;v&uuml;lerek şehid edildi. Ve bunlarla birlikte otob&uuml;ste g&ouml;revli olan bir karı-koca &ccedil;ift aynın şekilde d&ouml;v&uuml;lerek Şehid edildi.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Diğer 5 m&uuml;sl&uuml;man hacı bu katliamdan ka&ccedil;arak kurtulmayı başardılar. Rahipler kazandıkları bu zaferi (...?) yola attıkları cesetlerin &uuml;zerlerine tuvaletlerini yaparak ve i&ccedil;tikleri şaraplarından d&ouml;kerek kutladılar.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Buna rağmen hi&ccedil;kimse tutuklanmadı ve bu katillere karşı herhangi resmi bir soruşturma dahi a&ccedil;ılmadı. Cesetler aynı g&uuml;n&uuml;n akşamında Thandwe de toprağa verildiler. Hacıların cesetleri cenaze i&ccedil;in g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;rken... Bu elim hadisenin ardından ise, Burma h&uuml;k&uuml;metinin verdiği destekle ve i&ccedil; g&uuml;venliği tehdit ettikleri gerek&ccedil;esi ile rahipler tarafından m&uuml;sl&uuml;manların k&ouml;yleri baskına uğramaya ve yakılmaya başlandı...&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Budist rahipler Burma g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;leri ile beraber gece vakti bir m&uuml;sl&uuml;man k&ouml;y&uuml; yakıyorlar...Rahipler m&uuml;sl&uuml;manların evlerini yakarken, g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;leri rahiplerin emniyetini sağlamakla g&ouml;revlendirilmişlerdi. Bir Burmalı g&uuml;venlik g&ouml;revlisi g&uuml;nd&uuml;z vakti m&uuml;sl&uuml;man k&ouml;y&uuml; yaktıktan sonra b&ouml;yle resmedildi. &Ccedil;ıkan bu hadiselerde g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;leri ve Rahipler g&uuml;ruhu, Razak, Lalu ve Syed Ahmet k&ouml;ylerindeki evleri yaktılar. M&uuml;sl&uuml;manların ticarethaneleri ve 150,000,000 Kyatlık ticari malları yakıldı. Sawmawna k&ouml;y&uuml;ndeki bir cami ateşe verildi. 200 Rohingyalı evsiz kaldı. &ldquo;K&ouml;ylere giren g&uuml;venlik yetkilileri, k&ouml;y&uuml;n erkekleri tek bir meydana toplayarak onlarla gelecekteki durumları hakkında bir toplantı yapacaklarını s&ouml;ylediler. Evlerden &ccedil;ıkıp k&ouml;y&uuml;n dışında bir meydanda toplanan erkekler, orada bir grup tarafından oyalanırken diğer bir grup polis ve rahip k&ouml;ye girerek onlarca kadına tecav&uuml;z ettiler.&rdquo;&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">&ldquo;G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Arakanlı m&uuml;sl&uuml;manları koruyan hi&ccedil; bir kuvvet yoktur. Maruz kaldıkları onca zul&uuml;m, tecav&uuml;z ve evlerinden &ccedil;ıkarılmaya karşı hi&ccedil; bir koruyucuları bulunmamaktadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:20px;">Buna rağmen Burma h&uuml;k&uuml;meti tarafından, Rahiplerin &ouml;lc&uuml;l&uuml;k ettiği bu katliamı meşrulaştıran bir &ccedil;ok kanun tasarısı devamlı olarak kabul edilip y&uuml;r&uuml;tmeye konmaktadır. H&uuml;k&uuml;met destekli bu sistematik soykırım faaliyeti g&uuml;nden g&uuml;ne hıncını ve hırsını arttırarak devam etmektedir.&ldquo;</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:20px;">MYANMAR ARAKAN&#39;A MADDİ VE MANEVİ T&Uuml;M DESTEĞİNİZİ ESİRGEMEYİ UNUTMAYIN ORDA Kİ MUSTAZAFLAR&nbsp; BİZLERİN DESTEĞİNE İHTİYA&Ccedil;LARI VAR...!!!</span></strong></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Oct 2017 10:58:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/myanmar-arakand0ce6e1a70c524881cb8.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Azerbeycan - Gence</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/azerbeycan-gence-4904</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/azerbeycan-gence-4904</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	U&ccedil;ağınızda, yol hi&ccedil; bitmesin diyeceğiniz kadar g&uuml;zel manzaralar eşliğinde Gence semalarında al&ccedil;alırken bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k şehir hen&uuml;z toprağına ayak basmadan kalbinizi &ccedil;alacak. K&uuml;&ccedil;&uuml;k Kafkas Dağları&rsquo;nın ortasına kurulu Gence, Azerbaycan&rsquo;ın ikinci b&uuml;y&uuml;k kenti. G&uuml;zel mimarisi, eşsiz dağ manzarası ama her şeyden &ouml;nce insanlarının cana yakınlığıyla g&ouml;r&uuml;lmesi gereken bir şehir.</p>
<p>
	&nbsp; Havalimanından on dakika mesafedeki şehre, iki yanı ağa&ccedil;larla kaplı bulvarın sonundan bize g&ouml;z kırpan Kafkas Dağları manzarası eşliğinde varıyoruz.</p>
<p>
	Şehirde ilk ilgimi &ccedil;ekenler bağımsız cumhuriyet &ouml;ncesi d&ouml;neminden kalmış ve &ouml;zenle korunmuş yapılar oluyor. Mimari y&ouml;n&uuml;yle her birinin ayrı bir g&uuml;zelliği var.&nbsp;</p>
<p>
	500 yıllık Şah Abbas Camii&rsquo;ninde o eşsiz mimarisinin altın da kılacağınız iki rekat namaz kılmadan ge&ccedil;meyin...&nbsp;</p>
<p>
	ilk durağım olan şehrin en pop&uuml;ler sokağı olan Javad Khan. Mağazalar, g&uuml;nd&uuml;z vakti ağa&ccedil;ların g&ouml;lgelediği ve akşamları g&ouml;sterişli ışıklandırmaların aydınlattığı&nbsp;</p>
<p>
	Cevad Han sokağına sıra sıra dizilmişler. G&uuml;zel kafelerin olduğu bir sokak. Eğer tatilinizi pazar akşamına denk getirdiyseniz bu kafelerden birinde gitar ve keman dinletisine denk gelebilirsiniz. &nbsp;</p>
<p>
	Soğuk ama olduk&ccedil;a g&uuml;neşli havadan da istifa ederek &ouml;ğleden sonramızı yol boyunca restoranların dizili olduğu Hacıkend b&ouml;lgesinde ge&ccedil;irmeye karar veriyoruz. Gidince &ouml;ğreniyorum ki Azeri restoranlarında ortak bir yemek alanı yok. Her grup ana binanın &ccedil;evresinde konuşlanmış &ouml;zel kul&uuml;belerde ağırlanıyor ve siparişler kul&uuml;bedeki telefon ile veriliyor.&nbsp;</p>
<p>
	Biz de dağ manzaralı kul&uuml;bemize ge&ccedil;ip ilk olarak sobaya odun dolduruyoruz. Bu soba birazdan ekmeklerimizi de kızartacak. Et siparişimiz alındıktan sonra gelen meze tabağı lezzet y&ouml;n&uuml;nden T&uuml;rkiye&rsquo;dekilere &ccedil;ok benziyor. Men&uuml;n&uuml;z olduk&ccedil;a kıvamlı hazırlanıyor yoğurtlu mezelerden yana oluyor (tabi isteğe bağlı birbirinden lezzetli meze &ccedil;eşitlerini se&ccedil;ebilirsiniz).</p>
<p>
	Azeri sofralarının olmazsa olmazı nar da geliyor sofraya(buradaki yediğiniz narın lezzetini hi&ccedil; unutamayacaksınız, ama masadan en b&uuml;y&uuml;k tezah&uuml;ratı tatlı niyetine gelen elma kebabı alıyor. Yemek biterken g&uuml;neş K&uuml;&ccedil;&uuml;k Kafkas Dağları arasına sıkışmış Kepez Dağı&rsquo;nın &uuml;zerinde batmaya başlıyor. Şehre d&ouml;n&uuml;yoruz.&nbsp;</p>
<p>
	Gence&rsquo;nin g&uuml;zel mimarisi gece ışıklandırması altında daha da etkileyici g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. Işıklandırmanın şehirde en &ccedil;ok yakıştığı bina Belediye Sarayı. Sarayın &ouml;n&uuml;ndeki meydansa hafta sonu Gence&rsquo;lilerin olduğu gibi benim de ilk tercihim oldu. İhtişamlı meydan 2015 Bak&uuml; Avrupa Oyunları&rsquo;na ithafken 6 bin kişinin katılımıyla d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k flash mob g&ouml;sterisini misafir etmişti. Şimdi bu g&ouml;steri, Guinness D&uuml;nya Rekorları arasına girmek i&ccedil;in inceleme s&uuml;recinde bulunuyor.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">
	Lela ile Mecnun&rsquo;u bilmeyen belki hi&ccedil; yoktur ama bu aşk hik&acirc;yesinin neredeyse bir edebi t&uuml;r haline gelmesini sağlayanların başında gelen Nizam&icirc;&rsquo;nin Genceli olduğunu bilen de bir o kadar azdır. Roma&rsquo;da Borghese Bah&ccedil;eleri i&ccedil;inde bir anıtı olan Nizam&icirc; Gencev&icirc;&rsquo;nin kendi şehrindeki mozolesini ziyaret ediyoruz. Bir sonraki durak ise havaalanından şehre giderken g&ouml;z&uuml;me kestirdiğim, G&uuml;ney Kafkasya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k parkı olan Haydar Aliyev Parkı. Parkın girişindeki bisikletlerin Azeri sivil toplum kuruluşu IDEA tarafından &ccedil;evre duyarlılığını arttırmak i&ccedil;in kullanıma sunulduğunu ve parkın g&ouml;&ccedil;men kuşlara yuva yapılmasını da i&ccedil;erecek şekilde bir&ccedil;ok &ccedil;evreye duyarlı projeye konu olduğunu &ouml;ğreniyorum. &nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;Gence seyahatim sona erip havalimanına doğru yol alırken bu zarif ve tarihiyle bir zamanın medeniyetini, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; i&ccedil;inde barındırmış ve o g&uuml;zelim zarafetiyle hi&ccedil; bozulmadan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar getirmiş olan bu tarih bir zamanlar ecdadımızın izlerini &nbsp;ve OSMANLI İMPARATORU&rsquo;NUN &nbsp;bıraktığı o derin k&uuml;lt&uuml;r&uuml; &nbsp;g&ouml;rmek mevcut olan &nbsp;bu &nbsp;g&uuml;zel şehir den ayrılırken i&ccedil;inizden &ldquo;keşke g&uuml;n hi&ccedil; ge&ccedil;mese diyebileceğiniz şehir&hellip;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Aug 2017 12:28:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/azerbeycan-gence82e8a99923c056d6f459.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CORDOBA</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/cordoba-4801</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/cordoba-4801</guid>
                <description><![CDATA[CORDOBA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	Geriye d&ouml;n&uuml;k olarak yazarken haliyle bir&ccedil;ok yeri unutmuş oluyorsunuz, şahsen ben ve silerde unuttuk. Doğal olarak da son zamanlarda gezdiğimiz yerlerde olduğu gibi kısa ve &ouml;z bir şekilde size sunacağım, ondan ziyade genel g&ouml;zlemlediklerim ve fotoğrafları aktaracağım.</p>
<p>
	ek tek şehirlere ge&ccedil;meden &ouml;nce End&uuml;l&uuml;s&rsquo;&uuml; &ouml;zel yapan unsura değinmek istiyorum. Aynı unsur kanaatime g&ouml;re T&uuml;rkiye&rsquo;yi de &ouml;zel yapıyor. Bu tam da k&uuml;lt&uuml;rlerin ve medeniyetlerin i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;mesi durumu. Her ne kadar 15.yy&rsquo;dan sonra Katolikler İber yarımadasını tek tipleştirmeye &ccedil;alıştıysa da oraları terkedenlerin k&uuml;lt&uuml;rleri her zaman bu topraklarda yaşamaya devam etti.</p>
<p>
	Bilmem bu size bir yerden tanıdık geliyor mu? End&uuml;l&uuml;s&rsquo;te her şehirde Magriplerin yani M&uuml;sl&uuml;manlar&rsquo;ın etkilerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n zaten her şehirde de bir Yahudi mahallesi var&hellip; Her şeyin başında Avrupa&rsquo;da bir&ccedil;ok şehri g&ouml;ren bir insan olarak buralara sıradışı bir avrupa tanımlaması yapmak m&uuml;mk&uuml;n&hellip;(Hem de End&uuml;l&uuml;s turistik olmasına rağmen Madrid&rsquo;e g&ouml;re &ccedil;ok ucuz &nbsp; )</p>
<p>
	Ve gelelim gezimize&hellip;27 Euro&rsquo;ya bulduğum Madrid-Sevilla &ccedil;ift y&ouml;n bileti daha exchange d&ouml;nemimin başında yolumu end&uuml;l&uuml;s&rsquo;e d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;. Havaalanından başlamak &uuml;zere Madrid&rsquo;den sonra Sevilla adeta tropik bir ada &uuml;lkesi izlenimi uyandırdı. Sevilla da g&ouml;ze kesinlikle batacak bazı şeyler var. Bunların başında adeta her sokakta bulunan turun&ccedil; ağa&ccedil;ları&hellip; Bir Adanalı olarak bana &ccedil;ok tanıdık gelse de şehre ger&ccedil;ekten &ccedil;ok yakıştığını ve &ccedil;ok sıcak bir his verdiğini itiraf etmeliyim. Yine daracık sokaklarında kavuştuğu anda bir anda karşınıza &ccedil;ıkan k&uuml;&ccedil;&uuml;k meydanlar &ouml;ylesine g&uuml;zel ki; hem hepsinde turun&ccedil; ağa&ccedil;larının altına kurulmuş lokantalar da var&hellip; Şahsen bu gezimi &ccedil;ok ucuza mal etmeye &ccedil;alıştığım i&ccedil;in deneme fırsatım olmadı ama herkese tavsiye ediyorum.</p>
<p>
	Peki ne yapalım Sevilla&rsquo;da? Bana sorarsanız Barrio Judeo&rsquo;nun dar sokaklarında saatlerce dolaşmak ayrı bir keyif. Hem sokakları daracık kılan evlerin duvarlarının ardını g&ouml;rmeden aman evler hakkında pek fikir y&uuml;r&uuml;tmeyin.</p>
<p>
	&Ccedil;&uuml;nk&uuml; dışarıdan kimisi harap ve sıradan g&ouml;r&uuml;nen evlerin hepsinin muazzam avluları var, şansınızı zorlayıp birka&ccedil;ını deneyebilirsiniz. Bir de İspanya&rsquo;da hayli pop&uuml;ler olan sokakta i&ccedil;mek &ldquo;botellon&rdquo; kesinlikle tavsiye edilir, &ouml;zellikle Sevilla&rsquo;da bir meydan dolusu insanın &ldquo;botellon&rdquo; yaptığını g&ouml;r&uuml;nce inanın sizin de katılasınız geliyor. Bir de turistik olduğu kadar hala ispanyollar&rsquo;ın sevdiği &ldquo;flamenco&rdquo; var. Ama bana sorarsanız para verip de flamenco g&ouml;sterisine gitmeyin, zira bazı barlarda hi&ccedil;bir ekstra &uuml;cret &ouml;demeden flamenco g&ouml;sterisi seyredebiliyorsunuz ve &ccedil;ok daha keyifli oluyor. Ama unutmayın bedava olduğu i&ccedil;in inanılmaz kalabalık olabiliyor&hellip;</p>
<p>
	Peki nereleri g&ouml;rmeli Sevilla&rsquo;da? Her katolik şehrinde olduğu gibi en merkezde kocaman bir katedrali var. Bir de yine merkezde &ldquo;El real alcazar&rdquo; yani kale-saray arası g&uuml;zel bir bah&ccedil;esi olan yapı var, yine tavsiye edilir&hellip; &Ouml;zel olarak son belirteceğim yer ise &ldquo;Plaza de Espana&rdquo; daki iki kuleli enteresan ama &ccedil;ok &ouml;zel olan bina, &ldquo;Museo Militar&rdquo; yani Savaş M&uuml;zesi&hellip; Tabii şehrin geri kalan kısmı da &ccedil;ok g&uuml;zel ve &ouml;zel ancak geri kalan kısmı rastgele gezerek de keyifle gezebilirsiniz.</p>
<p>
	Sevilla&rsquo;dan Granada&rsquo;da Cordoba&rsquo;da aslında yakın yaklaşık 2 saatlik yolculuklarla iki şehre ulaşmak da m&uuml;mk&uuml;n. Ama biz Cordoba&rsquo;ya ge&ccedil;elim şimdi.</p>
<p>
	Cordob, Sevilla&rsquo;ya g&ouml;re daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehir. Ve a&ccedil;ık&ccedil;ası M&uuml;sl&uuml;man etkisinin daha yoğun hissedildiği de ayrı bir ger&ccedil;ek. Cordoba&rsquo;nın da tam ortasında bir katedral var. Şaşırtıcı olan ise bu katedralin &ldquo;Mezquita&rdquo; yani camii diye anılması. Zira bu yapı aslında bir camii olarak yapılmış ancak şehir hristiyanların eline ge&ccedil;ince katedrale &ccedil;evrilmiş. İşin enteresan yanı hala tabelalarda &ldquo;Mezquita&rdquo; olarak g&ouml;steriliyor. Bol s&uuml;tunlu etkileyici bu yapı şehrin en b&uuml;y&uuml;k turistik unsuru. İşine yarayabilecek bir detay olarak normal girişi 8 euro kadar olan bu yapıya sabah 8 civarı bedava girebileceğinizi m&uuml;jdelemek isterim. Katedral ger&ccedil;ekten &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k ve i&ccedil;inde ger&ccedil;ekten de farklı k&uuml;lt&uuml;rlerden &ouml;geleri g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n ve heyecan verici.</p>
<p>
	Yine hemen &ldquo;mezquita&rdquo;nın yanında &ldquo;Alcazar de los Reyes Cristianos&rdquo; yani Hristiyan Kralların Kalesi var.A&ccedil;ık&ccedil;ası kalenin &ouml;n&uuml;ndeki bah&ccedil;e de en az kalenin kendisi kadar g&uuml;zel. Ayrıca kaleyi g&uuml;zel kılan &ouml;zelliklerden bir tanesi ise k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve şehrin kalanı ile uyumlu olması. Bu bah&ccedil;elerin hemen &ouml;n&uuml;nden ise bir otob&uuml;s kalkıyor. Bu otob&uuml;s &ldquo;Medina al Zahara&rdquo;ya gidiyor&hellip;</p>
<p>
	fHep tarih derslerinde duyup da anlam veremediğimiz bir devlet vardı, en azından kendi adıma &ouml;yleydi:&rdquo;End&uuml;l&uuml;s Emevi Devleti&rdquo;. Hem o kadar uzak olması hem de hep hristiyan bildiğimiz İspanya&rsquo;da olması durumu daha da enteresan kılıyordu. İşte tam da o zamanlarda End&uuml;l&uuml;s Emevi&rsquo;lerinin başındaki kişi kendisini halife ilan edip muazzam bir saray yaptırıyor kendisine. Şehirden bir ka&ccedil; kilometre dışında olan bu kompleks şu anda biraz yıkık ve harap halde de olsa; var olan hali bile ge&ccedil;mişte ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de ihtişamlı olduğunu tahmin etmenize yetiyor.</p>
<p>
	Evet, peki daha nereleri gezebiliriz Cordoba&rsquo;da? Bana sorarsanız elinize bir harita alıp enterasan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z herhangi bir yere gidin; bununla birlikte şehrin merkezinde arşınlanmadık sokak bırakmayın derim. Cordoba k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehir olduğu i&ccedil;in insan hemen alışıyor ve benimsiyor, ayrıca her k&ouml;şeden tarihi eserler de size bir yerden tanıdık gelecektir. Yine &ccedil;ok ucuz bir şehir olduğundan yemek konusunda şansınızı zorlarken &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;nmenize gerek kalmayacaktır.</p>
<p>
	Kalacak yer konusunda sadece bir uyarım olsun. Genel olarak sıcak bir yer olsa da ben oradayken yani şubat ayında en azından akşamları soğuk oluyor, ancak binalara bir ısıtma sistemi yapma gereği hissetmediklerinden yatağınızda hayli &uuml;ş&uuml;yebiliyorsunuz, aman dikkat.</p>
<p>
	Evet; şimdi de end&uuml;l&uuml;steki son durağımız Granada&rsquo;ya gelelim. Granada Hristiyanlar&rsquo;ın en son aldığı şehir olduğundan burası m&uuml;sl&uuml;man etkisinin en &ccedil;ok hissedildiği yer. Ancak bunu derken satıcıların hepsinin Faslı olmasından bahsetmiyorum.&rdquo;Albayzin&rdquo; olarka anılan ve alhambra tam karşısına d&uuml;şen ve bence şehrin en &ouml;zel olan mahallesi yanlış hatırlamıyorsam arap mahallesi diye anılıyordu. Burada daracık sokaklara &uuml;st &uuml;ste kondurulmuş beyaz ve az katlı evler dikkat &ccedil;ekiyor. Yine dışarıdan hi&ccedil; g&ouml;z&uuml;kmese de evlerin &ccedil;ok muazzam avluları var.</p>
<p>
	&Ouml;zellikle tavsiyem &ldquo;Albayzin&rdquo;in altını &uuml;st&uuml;ne getirmeniz. Ger&ccedil;i bir tepeye kurulduğu i&ccedil;in biraz yorucu olabilir ama kesinlikle değecektir. Genel olarak dikkatimi &ccedil;eken Granada&rsquo;daki Hippi yoğunluğuydu, tabii bununla birlikte yoğunlaşan ot kokusunu da yadırgamayın. &nbsp; Alhambra&rsquo;yı ziyaret etmeden &ouml;nce &ouml;nce ona bir karşıdan bakın derim. Bunun i&ccedil;in en uygun yer &ldquo;Mirador de San Nicolas&rdquo; denebilir ki; burası halka a&ccedil;ık bir meydan ve &ouml;nde alhambra arkada &ldquo;Sierra Nevada&rdquo; karlı dağlar var&hellip;Benim size daha &ouml;zel tavsiyem ise bu meydanın hemen yanındaki camiye girmeniz. Tabii isterseniz namaz kılın ama benim tavsiyemin nedeni muazzam olan manzarası&hellip;Uzun uzun seyredin derim bu &ouml;zel manzarayı.</p>
<p>
	Ve evet sırada Alhambra var.Granada hatta end&uuml;l&uuml;s denince bir&ccedil;ok kişinin aklına Alhambra gelir. Granada&rsquo;nın Magrip Kralının Sarayı&hellip; Bir tepeye kurulan bu sarayın bir&ccedil;ok avludan oluşan yapısı kesinlikle &ccedil;ok &ouml;zel ve her duvarında hatta k&ouml;şesinde g&ouml;rebileceğiniz işlemer de yine &ccedil;ok etkileyici. Şahsi olarak yapıdan &ccedil;ok etkilenmeme rağmen bize &ccedil;ok uzak olan bir mimarı yapı olmadığı i&ccedil;in eminim ki Avrupalılar daha &ccedil;ok etkileniyordur. Buna rağmen hemen eski sarayın yanına kurulmuş &ccedil;ok a&ccedil;ık şekilde Avurpa tarzı inşa edilmiş Saray binası ise eski sarayın kesinlikle g&ouml;lgesinde kalıyor. Ancak Alhambra bir tam g&uuml;n&uuml;n&uuml;z&uuml; alacak bir komplekse bunu da belirtmeliyim, ayrıca bilet konusu da bazen sıkıntı olduğundan sabah erken saatlerinde gitmek avantaj olacaktır.</p>
<p>
	Bir de bahsetmeden ge&ccedil;mek istemedim, Katolik bir şehir olduğundan g&ouml;receli olarak şehrin daha yeni kısmında bir katedral mevcut. Aslında g&uuml;zel bir katedral olduğunu s&ouml;ylemeliyim, ayrıca &ldquo;Gran via de colon&rdquo; &ccedil;evresi konumlanan Avrupa tarzında inşa edilmiş tahminen 19-20.yy&rsquo;a tarihlenen şehir de g&ouml;r&uuml;lmeye değer.</p>
<p>
	Tam anlamıyla hayat kurtaracak tavsiyelerde bulunamasam da aklımda kaldığı kadarıyla fikirlerimi paylaşmış oldum. Umarım End&uuml;l&uuml;s yolunda işinize yarar ya da en azından End&uuml;l&uuml;s&rsquo;e dair g&ouml;z&uuml;n&uuml;zde g&uuml;zel şeyler canlandırır da bir g&uuml;n niyet edersiniz bu g&uuml;zel &uuml;lkeye gitmeye&hellip;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Aug 2017 18:21:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/cordoba38c36a5e35136ce73794.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Darüsselam</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/darusselam-4676</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/darusselam-4676</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlık tarihi ilgi çekici bir konu. Merakla insanların nasıl dünya üzerine dağıldığını sorguluyoruz kimi zaman. İnsanlığın, şu anda bilinen, en eski yerleşim noktası ise Tanzanya. Günümüzden iki milyon yıl önce yaşamış insanlara dair kalıntılara ulaşılan Tanzanya belki de hepimizin dünya üzerine dağılmasını sağlayan bir başlangıç noktası.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	İnsanlık tarihi ilgi &ccedil;ekici bir konu. Merakla insanların nasıl d&uuml;nya &uuml;zerine dağıldığını sorguluyoruz kimi zaman. İnsanlığın, şu anda bilinen, en eski yerleşim noktası ise Tanzanya. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zden iki milyon yıl &ouml;nce yaşamış insanlara dair kalıntılara ulaşılan Tanzanya belki de hepimizin d&uuml;nya &uuml;zerine dağılmasını sağlayan bir başlangı&ccedil; noktası.</p>
<p>
	Vasco da Gama&rsquo;nın Afrika topraklarına ayak basmasının ardından &uuml;lke, Portekiz s&ouml;m&uuml;rgesi olmuş. 18. y&uuml;zyıla kadar s&uuml;ren bu durum Ummanlı Arapların toprakları işgaliyle son bulmuş. Daha sonra Almanya&rsquo;nın, onun sonrasında da İngiltere&rsquo;nin himayesi altında kalmış. 961 yılında Julius Nyerere tarafından ingiliz s&ouml;m&uuml;rgesinden kurtarılıp bağımsızlığını ilan etmiş ve şu anda da bağımsızlığını koruyor. Julius Nyerere, &uuml;lkeyi hem işgalden kurtarması, hem de her birinin kendine &ouml;zg&uuml; bir dili olan 120 değişik kabileyi tek bir dilde, Swahili&lsquo;de, birleştirmesiyle unutulmaz bir şahıs olarak Tanzanya ve Afrika tarihinde yerini almış m&uuml;him bir &ouml;nder.&nbsp;</p>
<p>
	B&uuml;y&uuml;k ekolojik parklara, doğa harikalarına ve bizden &ccedil;ok farklı bir yaşam tarzına sahip bir &uuml;lkeyi ziyaret etmek istiyorsanız Tanzanya&rsquo;yı listenize kesinlikle almalısınız ve Tanzanyanın en g&uuml;zide şehri, eski başkenti Dar&uuml;sselam.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	&ldquo;Dar&uuml;sselam ne demek ?&rdquo;&nbsp;</p>
<p>
	Diyecek olursanız : Dar&uuml;sselam, &ldquo;Dar&rdquo; ve &ldquo;slm&rdquo; s&ouml;zc&uuml;klerinden bir araya geliyor. Tam karşılığı ise &ldquo;Barışın Evi&rdquo; olarak bizi selamlıyor. Ek olarak Tanzanya saat mevzusunda da bizimle aynı dilimde i&ccedil;eriyor doğrusu T&uuml;rkiye &ndash; Tanzanya i&ccedil;inde saat farkı yok. &nbsp;Şu demek oluyor ki Tanzanya&rsquo;da saat ka&ccedil; acaba diye d&uuml;ş&uuml;nmenize gerek yok.</p>
<p>
	Dar&uuml;sselam&rsquo;da gezilecek yerler</p>
<p>
	Dar&uuml;sselam &uuml;lkenin eski başkenti olmasına rağmen, yeni başkent Dodoma&rsquo;yı geride bırakıyor. Hala bir&ccedil;ok devlet binası burada ve &uuml;lkenin kalbi de burada atıyor. Muhteşem manzaralar eşliğinde bir geziye hazır olun.</p>
<p>
	&nbsp;İşte Dar&uuml;sselam&rsquo;da mutlaka g&ouml;rmeniz gereken yerler:</p>
<p>
	&gt; Village Museum</p>
<p>
	&gt; Udzungwa Mountains National Park</p>
<p>
	&gt; National Museum</p>
<p>
	&gt; Mbudya Island</p>
<p>
	&gt; Bongoyo Island</p>
<p>
	&gt; Dar Es Salaam Zoo</p>
<p>
	&gt; Dar Es Salaam War Cemetery</p>
<p>
	Ne yiyip i&ccedil;elim?</p>
<p>
	Tanzanya Mutfağı&rsquo;nda tropik meyveler, deniz &uuml;r&uuml;nleri ve sebzeler &ccedil;ok&ccedil;a kullanılıyor. &Ouml;zellikle yenge&ccedil; ve ahtapotu sofralarda sıklıkla g&ouml;rmeniz m&uuml;mk&uuml;n. Mtori, mchicha, chai maziwa, mandazi ve cips mayai &uuml;lkenin denemeniz gereken yerel tatları arasında. Geleneksel lezzetleri tatmanız i&ccedil;in &ouml;nerebileceğimiz restoranlar ise Arusha&rsquo;da The Station Tanzania, River House; Dar&uuml;sselam&rsquo;da ise The Palm Restaurant ve New Zahir. Ayrıca &uuml;lkenin meşhur kahvesini de mutlaka denemelisiniz.</p>
<p>
	Nasıl giderim?</p>
<p>
	Dar&uuml;sselam&rsquo;da gideceğiniz havalimanı Julius Nyerere Havalimanı (DAR). Tanzanya u&ccedil;ak bileti konusunda: THY ve Qatar Airways her g&uuml;n karşılıklı seferler d&uuml;zenliyor. Havalimanından şehrin merkezi sayılan Stesheni&lsquo;ye gitmek i&ccedil;in en mantıklı y&ouml;ntem pazarlık ile taksi tutmak. İstanbul &ndash; Tanzanya ka&ccedil; saat diye soranlara, direkt olarak Dar&uuml;sselam&rsquo;a u&ccedil;uşların 7 saat s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &nbsp;belirtmek isterim.</p>
<p>
	Dar&uuml;sselam&rsquo;da Alışveriş &ndash; Eğlence</p>
<p>
	Dar&uuml;sselam&rsquo;da hayat olduk&ccedil;a ucuz. Yerel kıyafetler alabileceğiniz, renklerinde kendinizi kaybedeceğiniz &ldquo;Kariakoo Market&rdquo; şehrin tam merkezinde. Bol miktarda uygun rakamlardan paranızı bozan d&ouml;viz b&uuml;roları ve y&uuml;zlerce hatta binlerce y&ouml;resel kıyafet d&uuml;kkanı var bu pazarda.</p>
<p>
	Dar&uuml;sselam&rsquo;da her sene Haziran sonu &ndash; Temmuz aynın 7&rsquo;si arasında Dar&uuml;sselam Uluslararası Ticaret Fuarı ya da diğer halk arasındaki adıyla &ldquo;Saba Saba&rdquo; ger&ccedil;ekleşiyor. &ldquo;Saba&rdquo; Swahili&rsquo;de &ldquo;7&Prime; anlamına geliyor.</p>
<p>
	Bu fuara Afrika genelindeki b&uuml;y&uuml;k şirketler, Tanzanya ekonomisine y&ouml;n veren şirketler ve t&uuml;m bakanlıklardan temsilciler dev standlar kurarar katılıyor. &Ouml;yle b&uuml;y&uuml;k bir alanda yapılıyor ki bu fuar, fuar alanın i&ccedil;erisine minik bir hayvanat bah&ccedil;esi kuruyorlar. Ancak hayvanların k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k kafeslere koyulmasını g&ouml;rmek olduk&ccedil;a &uuml;z&uuml;c&uuml;.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jun 2017 13:08:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/darusselam177800f2815703c6c410.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mombasa</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/mombasa-4675</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/mombasa-4675</guid>
                <description><![CDATA[Kenya’nın güney doğusunda deniz kıyısında yer alan Mombasa geçmişinden bu yana önemli bir liman kenti olmuştur. 1.2 milyon nüfusuyla başkent Nairobi’den sonra ülkenin ikinci büyük şehri olan Mombasa, tarihi yapıları, büyük ve kaliteli otelleri, denizi ve farklı yaşam tarzıyla turistlerin ilgisini çekmektedir. Kenya’nın tek büyük limanı Kilindini ile ülkenin ticaret merkezi haline gelen Mombasa, eski şehrin güzelliğiyle de turizm açısından önemli bir gelir kaynağına sahiptir. Tropikal iklimin hakim olduğu ve her dönem sıcak havanın yaşandığı şehir, yağışların sık görüldüğü nisan ve mayıs ayları dışında tüm yıl rahatlıkla ziyaret edilebilir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mombasa Hakkında Bilinmesi Gerekenler</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Kenya&rsquo;nın g&uuml;ney doğusunda deniz kıyısında yer alan Mombasa ge&ccedil;mişinden bu yana &ouml;nemli bir liman kenti olmuştur. 1.2 milyon n&uuml;fusuyla başkent Nairobi&rsquo;den sonra &uuml;lkenin ikinci b&uuml;y&uuml;k şehri olan Mombasa, tarihi yapıları, b&uuml;y&uuml;k ve kaliteli otelleri, denizi ve farklı yaşam tarzıyla turistlerin ilgisini &ccedil;ekmektedir. Kenya&rsquo;nın tek b&uuml;y&uuml;k limanı Kilindini ile &uuml;lkenin ticaret merkezi haline gelen Mombasa, eski şehrin g&uuml;zelliğiyle de turizm a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir gelir kaynağına sahiptir. Tropikal iklimin hakim olduğu ve her d&ouml;nem sıcak havanın yaşandığı şehir, yağışların sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; nisan ve mayıs ayları dışında t&uuml;m yıl rahatlıkla ziyaret edilebilir</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mombasa&rsquo;da Gezilecek Yerler</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Tarihi yapıları, b&uuml;y&uuml;k ve kaliteli otelleri, denizi ve farklı yaşam tarzıyla turistlerin ilgisini &ccedil;ekien Mombasa&rsquo;nın bir liman kenti oluşu da turizm a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir ayrıntı.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Holy Ghost Katedrali, Lord Shiva Tapınağı, Swaminarayan Tapınağı, Sikh Tapınağı, Khonzi Camii.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Fort Jesus M&uuml;zesi</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Hint Okyanusu kıyısındaki bu ihtişamlı hisar, aynı zamanda bir m&uuml;ze olarak kullanılmaktadırr. UNESCO&rsquo;nun D&uuml;nya Mirası Listesi&rsquo;nde olan Fort Jesus, Mombasa&rsquo;nın turistler tarafından en &ccedil;ok ziyaret edilen yeridir. Uzun kalın duvarlara ve fresklerle s&uuml;sl&uuml; i&ccedil; alana sahip olan hisar, 1593 yılında Portekizliler tarafından inşa edilmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mandhry Camii</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Eski şehir b&ouml;l&uuml;m&uuml;ndeki sokaklarda gezerken karşınıza &ccedil;ıkacak olan Mandhry Camii, her ne kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k olsa da bembeyaz rengi ve farklı mimarisiyle dikkat &ccedil;ekmektedir. Svahili mimarisinin &ouml;nemli bir &ouml;rneği olan camide Arap stilinin izleri de g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Baharat Pazarı</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Eski şehrin batısında Nehru ve Langoni arasında kalan baharat pazarı, b&ouml;lgenin yerel baharatlarını tatmak ya da satın almak i&ccedil;in en ideal yerdir. Alışveriş yaparken &ccedil;oğu mağazaya uğrayıp fiyat araştırması ve pazarlık yapmayı unutmayın.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mombasa&rsquo;ya Ne Zaman Gidilir?</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Tropikal iklimin hakim olduğu ve her d&ouml;nem sıcak havanın yaşandığı şehir, yağışların sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; nisan ve mayıs ayları dışında t&uuml;m yıl rahatlıkla ziyaret edilebilir</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mombasa&rsquo;ya Nasıl Gidilir?</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">T&uuml;rkiye&rsquo;den Mombasa Moi Uluslararasu Havalimanı&rsquo;na direkt u&ccedil;uşlar mevcuttur. Ayrıca kente gidişte &ouml;nce başkent Nairobi&rsquo;ye gidip oradan aktarmalı u&ccedil;mak da bir diğer alternatiftir. Başkentten Mombasa&rsquo;ya gidişte ise tren yolculuğunu tercih edebilirsiniz. Zira hayli gelişmiş bir raylı sistem mevcuttur. Ayrıca Nairobi&rsquo;den Mombasa&rsquo;ya u&ccedil;ak ya da otob&uuml;sle gitmek de m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">&nbsp;Mombasa Şehir İ&ccedil;i Ulaşım</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mombasa&rsquo;da &ldquo;matatus&rdquo; adı verilen minib&uuml;sler toplu taşıma aracı olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar bilet fiyatları ucuz olsa da &ccedil;ok toplu taşımalar kalabalık olduğundan yabancı turistler genellikle taksi kullanmayı tercih etmektedir. Otomobil şeklindeki taksiler dışında, &ldquo;tuk-tuk&rdquo; adı verilen &uuml;&ccedil; tekerlekli bisiklet benzeri taksiler de kullanılabilir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">&nbsp;Mombasa Mutfağı</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Kenya&rsquo;nın en &ouml;nemli tarım &uuml;r&uuml;nleri; kahve, &ccedil;ay, mısır, buğday, şeker kamışı, pirin&ccedil;, tropikal meyve ve sebzelerdir. &Uuml;lkede hayvancılık gelişmiştir. Buna bağlı olarak sığır, domuz eti, k&uuml;mes hayvanları yetiştiriciliği yaygındır. Sığır, tavuk, kuzu ve domuz etleri lezzetlidir. S&uuml;t &uuml;r&uuml;nleri ile Afrika&rsquo;nın &ouml;nemli &uuml;lkelerindendir. Denize yakın b&ouml;lgelerde, denizden ge&ccedil;imini sağlayanlar bol deniz &uuml;r&uuml;nleriyle sağlıklı bir şekilde beslenmektedir. Mombasa da okyanusa kıyısı olduğundan yeme alışkanlıkları bu şekildedir. Yerel alabalık, Nil levreği, ıstakoz, karides ve Mombasa istiridyesi mevsiminde t&uuml;ketilir. Kenya mutfağında pirin&ccedil; &ouml;nemli bir yer tutmaktadır. Her evde pirin&ccedil; &ouml;ğ&uuml;nlerde vazge&ccedil;ilmezdir. Yine aynı şekilde tropikal meyvelerin t&uuml;ketimi &ccedil;oktur. Kenya mutfağının &ldquo;sukuma wiki&rdquo; adlı ıspanak ve kavrulmuş soğandan oluşan yemeği en &ccedil;ok bilinen yemekleridir. Ayrıca &ldquo;pilau&rdquo; adı verilen etli ve patatesli pilav da Kenya mutfağına &ouml;zg&uuml; farklı bir lezzettir. &ldquo;Nyama choma&rdquo; kızarmış etle yapılan &uuml;nl&uuml; bir yemektir.</span></span></p>
<div>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jun 2017 13:05:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/mombasad613d11576052000e4a6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mogadişu</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/mogadisu-4674</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/mogadisu-4674</guid>
                <description><![CDATA[Mogadişu (Somali dilinde: Muqdisho), Afrika’nın doğusunda, Hint Okyanusu kıyısında bulunan Somali devletinin başkentidir. Aynı zamanda Banaadir eyaletinin de merkezidir. Piri Reis’in Muğdiş dediği şehre Somali dilinde Muqdisho, Arapça kaynaklarda Makdeşû, İtalyanca’da Mogadiscio, Türkçe eserlerde Mogadişu (Magdişu) denilmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu (Somali dilinde: Muqdisho), Afrika&rsquo;nın doğusunda, Hint Okyanusu kıyısında bulunan Somali devletinin başkentidir. Aynı zamanda Banaadir eyaletinin de merkezidir. Piri Reis&rsquo;in Muğdiş dediği şehre Somali dilinde Muqdisho, Arap&ccedil;a kaynaklarda Makdeş&ucirc;, İtalyanca&rsquo;da Mogadiscio, T&uuml;rk&ccedil;e eserlerde Mogadişu (Magdişu) denilmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Afrika&rsquo;nın doğusundaki Somali &uuml;lkesinin en b&uuml;y&uuml;k şehri ve başkenti olan Mogadişu, Banaadir b&ouml;lgesindeki Hint Okyanusu&rsquo;nun kıyısındaki konumuyla y&uuml;zlerce yıldır &ouml;nemli bir liman kenti olmuştur. Şehrin kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de, y&uuml;zyıllar boyunca b&ouml;lgedeki farklı kolonilerin, beyliklerin ya da sultanların h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; Mogadişu, yakın d&ouml;nemde, 1871 yılında Zanzibar Sultanı&rsquo;nın idaresine girmiştir. İtalya, Mogadişu&rsquo;yu &ouml;nce 1892&rsquo;de kiralamış, ardından da 1905&rsquo;te de satın almıştır. 1911 yılında İtalya Somali&rsquo;yi s&ouml;m&uuml;rge ilan ederek Mogadişu&rsquo;yu başkent yapmıştır. 1938&rsquo;de İtalya&rsquo;nın Etiyopya ile yaptığı savaş esnasında 50 bin kişinin yaşadığı şehirde n&uuml;fusun y&uuml;zde 40&rsquo;ını İtalyanlar oluşturmuştur. II. D&uuml;nya Savaşı sırasında İtalya&rsquo;nın Somali s&ouml;m&uuml;rgesi İngilizler tarafından işgal edildiyse de şehrin idaresi ge&ccedil;ici olarak tekrar İtalya&rsquo;ya bırakılmıştır. Somali 1960 yılında bağımsızlığını ilan ettikten sonra Mogadişu, &ldquo;Hint Okyanusu&rsquo;nun Beyaz İncisi&rdquo; olarak tanıtılmıştır. 1991&rsquo;de Siad Barre rejimi ve i&ccedil; savaş ile pek &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; şehri kontrol&uuml; altına almaya &ccedil;alışmıştır. 2000&rsquo;li yılların başında bu durumların yarasını saran şehir, yoğun bir yeniden yapılanma d&ouml;nemi ge&ccedil;irmiştir. Somali&rsquo;nin başkenti olması sebebiyle pek &ccedil;ok &ouml;nemli kurumun burada konumlandırılması, şehrin daha &ccedil;abuk gelişmesini sağlamıştır. Şehir aynı zamanda, farklı k&uuml;lt&uuml;rlere ev sahipliği yaptığından pek &ccedil;ok tarihi eser barındırmaktadır. 667 yılı civarında inşa edilen Arba&rsquo;a Rukun Camii, 1928 yılında İtalyanlar&rsquo;ın inşa ettiği Mogadişu Katedrali ya da Afrika Boynuzu&rsquo;ndaki en b&uuml;y&uuml;k cami olan İslam Birliği Camii bunlardan bazılarıdır. Somali&rsquo;nin en b&uuml;y&uuml;k limanının bulunduğu şehir, bir ticaret merkezi olarak da g&ouml;r&uuml;lmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu, farklı k&uuml;lt&uuml;rlere ev sahipliği yaptığından pek &ccedil;ok tarihi eser barındırmaktadır. 667 yılı civarında inşa edilen Arba&rsquo;a Rukun Camii, 1928 yılında İtalyanların inşa ettiği Mogadişu Katedrali ya da Afrika Boynuzu&rsquo;ndaki en b&uuml;y&uuml;k cami olan İslam Birliği Camii bunlardan bazılarıdır. Mogadişu&rsquo;da g&ouml;r&uuml;lmesi gereken diğer yerler</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Villa Somalia, Ulusal K&uuml;t&uuml;phane, Ulusal Tiyato, Ansaloti Pazarı.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Arba&rsquo;a Rukun Camii</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Arba Rucun olarak da anılan bu cami, şehrin en eski camilerindendir. 661 yılı civarında, Fakr ad-Din Camii ile eşzamanlı olarak inşa edilmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">İslam Birliği Camii</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">10 bin kişilik kapasitesiyle Afrika Boynuzu&rsquo;ndaki en b&uuml;y&uuml;k cami olan İslam Birliği Camii, 1987 yılında Suudi Fahd bin Abdul Aziz Al Saud derneğinin finansal desteğiyle inşa edilmiştir. 1990&rsquo;da i&ccedil; savaş d&ouml;neminde kapanan cami, 2006 yılında İslam Mahkemeleri Birliği&rsquo;nin iş d&uuml;nyasından aldığı maddi yardımlarla hasar g&ouml;ren alanları yenilenerek tekrar a&ccedil;ılmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Katedrali</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Şehrin İtalya s&ouml;m&uuml;rgesi olduğu d&ouml;nemde, 1928 yılında inşa edilen bu Katolik katedral, Normak Gotik tarzında tasarlanmıştır. Hem i&ccedil; savaş hem de radikal İslamcı kesimin etkisiyle katedralin b&uuml;y&uuml;k bir kısmı zarar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. 2013 yılından bu yana yeniden inşa edilmesi beklenmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Nerededir?&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Afrika&rsquo;nın doğusundaki Somali &uuml;lkesinin en b&uuml;y&uuml;k şehri ve başkenti olan Mogadişu, Banaadir b&ouml;lgesindeki Hint Okyanusu&rsquo;nun kıyısında yer almaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Ne Zaman Gidilir</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Şehir, her ne kadar Ekvator&rsquo;a yakın olsa ve tropikal bir iklime sahip olsa da, daha &ccedil;ok kuru bir havaya sahiptir. Hava sıcaklığı yıl boyunca en d&uuml;ş&uuml;k ekim ve nisan ayında 17 derece ve en y&uuml;ksek kasım-mart ayları arasında 32 derece civarında g&ouml;r&uuml;lmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">&nbsp;Mogadişu&rsquo;ye Nasıl Gidilir?</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Uluslararası bir havalimanına sahip olan Mogadişu&rsquo;ya T&uuml;rkiye&rsquo;den direkt olarak u&ccedil;mak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu&rsquo;da Nerede Kalmalı?&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Halen gelişen ve yenilenmeye devam eden Mogadişu&rsquo;da konaklama se&ccedil;enekleri de her ge&ccedil;en g&uuml;n artmaktadır. Şehir merkezi dışında &ouml;zellikle iş seyahati yapanlar i&ccedil;in havalimanı yakınında da oteller bulunmaktadır.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Şehir İ&ccedil;i Ulaşım&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Halen gelişmeye devam eden Mogadişu&rsquo;da en yaygın toplu taşıma aracı minib&uuml;slerdir. Bunun dışında &ldquo;bajaj&rdquo; adı verilen &uuml;&ccedil; tekerlekli ara&ccedil;lara da binebilirsiniz. Bu ara&ccedil;lar nasıl pazarlık yaptığınıza bağlı olarak &ccedil;oğu zaman minib&uuml;s ve taksiden daha ucuz bir alternatifler olmaktadır. Sarı taksiler ise sizi 5 dolar karşılığında t&uuml;m şehri boydan boya g&ouml;t&uuml;rebilir.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Mutfağı&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Mogadişu&rsquo;nun yemek k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde pek &ccedil;oğunun izleri g&ouml;r&uuml;lmektedir. En &ouml;nemli unsur, t&uuml;m yemeklerin &ldquo;helal&rdquo; olma zorunluluğudur. Yani, domuz eti ya da alkol kullanımı yoktur. Akşam yemeği genelde saat 21.00 itibariyle yenmektedir. Yemeklerde &ccedil;ok fazla kullanılan pirin&ccedil;, kimi zaman i&ccedil;ine kimyon, kakule, karanfil ve ada&ccedil;ayı eklenerek ana yemeğe d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmektedir. Tatlı olaraksa helva tercih edilmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Para Birimi&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Somali &uuml;lkesindeki Mogadişu şehrinin para birimi Somali Şilini&rsquo;dir. 1 TL yaklaşık 212 Somali Şilini&rsquo;dir.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Resmi Dili&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Somali &uuml;lkesinde bulunan Mogadişu&rsquo;nun resmi dili Somalice ve Arap&ccedil;a&rsquo;dır. &Uuml;lkede bunlar dışında İngilizce, İtalyanca, Bantu Svahili dilleri konuşulmaktadır</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Mogadişu Resmi Tatiller&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Yeni Yıl (1 Ocak) İş&ccedil;i Bayramı (1 Mayıs) İsra ve Mira&ccedil; Bağımsızlık G&uuml;n&uuml; (1 Temmuz) Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı Muharrem Aşure G&uuml;n&uuml; ve Hz. Peygamberin Doğum G&uuml;n&uuml;</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jun 2017 13:03:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/mogadisu54bbbb17731c554d296d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rabat; Muhteşem Mimarisi Ve Zengin Tarihi İle Sizi Bekliyor</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/rabat-muhtesem-mimarisi-ve-zengin-tarihi-ile-sizi-bekliyor-4673</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/rabat-muhtesem-mimarisi-ve-zengin-tarihi-ile-sizi-bekliyor-4673</guid>
                <description><![CDATA[1955 yılındaki bağımsızlıktan bu yana Fas’ın hem politik hem de idari anlamda başkenti olan Rabat, aslında kendisini turizmle öne çıkaran bir şehir değildir. Tam da bu sebeple Rabat’ı ziyaret ettiğinizde sanki sadece siz varmışsınız gibi gezebilirsiniz. Atlantik Okyanusu kıyısına dökülen Bou Regreg Nehri kıyısında kurulan Rabat, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra önemli bir liman kenti olmasıyla da öne çıkmaktadır. Şehrin ekonomik kaynakları arasında ayrıca tekstil ve gıda ile inşaatçılık da mevcuttur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">1955 yılındaki bağımsızlıktan bu yana Fas&rsquo;ın hem politik hem de idari anlamda başkenti olan Rabat, aslında kendisini turizmle &ouml;ne &ccedil;ıkaran bir şehir değildir. Tam da bu sebeple Rabat&rsquo;ı ziyaret ettiğinizde sanki sadece siz varmışsınız gibi gezebilirsiniz. Atlantik Okyanusu kıyısına d&ouml;k&uuml;len Bou Regreg Nehri kıyısında kurulan Rabat, tarihi ve doğal g&uuml;zelliklerinin yanı sıra &ouml;nemli bir liman kenti olmasıyla da &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. Şehrin ekonomik kaynakları arasında ayrıca tekstil ve gıda ile inşaat&ccedil;ılık da mevcuttur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat&rsquo;ta Gezilecek Yerler</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat Kolonyal mimarisi, palmiye ağa&ccedil;larıyla &ccedil;evrili kimisi trafiğe kapalı caddeleri, k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;kk&acirc;nları, sokak anıtları ve heykelleriyle g&ouml;r&uuml;lmeye değer bir şehirdir. Muhteşem mimariye ve zengin bir tarihe sahip şehrin sokaklarında y&uuml;r&uuml;rken hissedeceğiniz sakinlik de sizi ayrıca mutlu edecektir. Fenike, Roma, Muvahhid ya da Merenid d&ouml;neminden kalan anıtları g&ouml;rebilirsiniz. Arkeoloji M&uuml;zesi, St. Paul Mağarası, Royal Palace, &Ccedil;ağdaş Sanat M&uuml;zesi, Galerie d&rsquo;Art Nouiga, B&uuml;y&uuml;k Camii, Plateforme du Semaphore, Bilim ve Doğa M&uuml;zesi.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Chellah</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Şehrin g&uuml;neyinde yer alan Chellah, Orta &Ccedil;ağ d&ouml;neminden kalma bir antik kenttir. 2012 yılında D&uuml;nya Mirası Stat&uuml;s&uuml;&rsquo;ne kabul edilen bu antik kentte dolaşırken &ccedil;evresindeki doğanın da keyfini &ccedil;ıkarmayı unutmayın. 2005&rsquo;ten bu yana her eyl&uuml;l ayında antik kentte &ldquo;Jazz au Chellah&rdquo; adlı bir caz festivali de d&uuml;zenlenmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Hassan Kulesi</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Hassan Kulesi 1195 yılında Yaqub al Mansur&rsquo;un inşasına başladığı ve d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k minaresine sahip cami olacağına inanılan ama ne yazık ki bitirilemeyen bir caminin minaresidir. 1199 yılında Mansur &ouml;l&uuml;nce, &ccedil;alışmalar da durdurulmuştur. 86 metre yapılması planlanan minare, 44 metre olarak kalmıştır. Caminin geri kalan kısımları da tamamlanmadığından şimdilerde minarenin &ccedil;evresinde sadece 200 adet s&uuml;tun g&ouml;r&uuml;lmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Kasbah</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Kasbah kelimesi Kuzey Afrika kentlerinde Arap mahallelerine verilen isimdir. Rabat&rsquo;taki Kasbah da Bou Regreg Nehri&rsquo;nin Sale şehrinin karşısına gelen, yarımada şeklindeki alanda bulunmaktadır. Muvahhidler d&ouml;neminde (1121-1269) inşa edilen alanda bir saray ve cami de vardır. Dar sokakları, mavi-beyaz k&uuml;&ccedil;&uuml;k evleriyle dikkat &ccedil;eken alanın ana caddesinin ismi Rue Jamaa&rsquo;dır. Sokağın 200 metre ilerisindeyse 12. y&uuml;zyılda inşa edilen ve 18. y&uuml;zyılda restore edilen, Rabat&rsquo;ın en eski camisini g&ouml;r&uuml;lebilir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Hassan Kulesi&rsquo;nin karşısında yer alan ve 1971 senesinde geleneksel mimaride inşa edilmiş olan Mohammed V Mozolesi&rsquo;nde Fas Kralı Hassan II ve iki oğlunun mezarları yer almaktadır. Mozolenin i&ccedil;indeki mezarları ziyaret ederken s&uuml;rekli Kur&rsquo;an okuyan bir m&uuml;ezzinle de karşılaşacaksınız</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Andalusian Bah&ccedil;eleri</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Kasbah&rsquo;ın ara sokaklarında gizli bir bah&ccedil;e olarak nitelendirilen Andalusian Bah&ccedil;eleri, koloni d&ouml;neminde yani 20. y&uuml;zyılda Fransızlar tarafından yapılmıştır. Peyzaj ve mimari a&ccedil;ıdan eşsiz bir g&uuml;zelliğe sahip bu bah&ccedil;elerde kuş ve su sesleriyle dinlenebilirsiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat Nerededir?&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat şehri, Fas&rsquo;ın kuzeybatısında Atlantik Okyanusu kıyısına d&ouml;k&uuml;len Bou Regreg Nehri kıyısında kuruludur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat&rsquo;a Ne Zaman Gidilir?&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Atlantik Okyanusu&rsquo;nun kıyısında olan Rabat&rsquo;ta Akdeniz iklimi h&acirc;kimdir. Okyanusun etkisiyle esintili bir şehir olan Rabat&rsquo;ta kışlar serin, yazlar ise sıcakge&ccedil;mektedir. Kışın en d&uuml;ş&uuml;k sıcaklık ortalama 7 derece iken, yazın en y&uuml;ksek sıcaklık 27 derecedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat&rsquo;a Nasıl Gidilir?&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">T&uuml;rkiye&rsquo;den Rabat&rsquo;a direkt u&ccedil;uş bulunmamaktadır. Kente aktarmalı olarak seyahat edebilirsiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat Mutfağı&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat ve Fas mutfağında yemeklerin en belirgin ortak &ouml;zelliği, fazla baharat kullanılmasıdır. Safran ve nane bunların başında gelir. Kırmızı et ve tavukkullanılan ana yemeklerin &ccedil;oğu sosla hazırlanmaktadır. Her ne kadar b&ouml;lgede sebze tarımı yapılıyor olsa da, sebze yemeklerine de mutlaka et konmaktadır. Berberice&rsquo;de &ldquo;seksu&rdquo; adı verilen, İngilizce ve T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;de &ldquo;kuskus&rdquo; olarak anılan irmik, et ve sebzelerle hazırlanan yemek, en geleneksel lezzetleridir. Hem tatlısı hem de tuzlusu yapılan, bir t&uuml;r turtayı andıran &ldquo;bestila&rdquo;, g&uuml;ve&ccedil; yemekleri olarak adlandırabileceğimiz &ldquo;tajine&rdquo; ve geleneksel &ccedil;orbaları &ldquo;harira&rdquo;, mutlaka tatmanız gereken lezzetler arasındadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat Para Birimi</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Fas &uuml;lkesindeki Rabat şehrinin para birimi Fas Dirhemi&rsquo;dir. 1 TL yaklaşık 3,40 Fas Dirhemi&rsquo;dir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat Resmi Dili</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Fas &uuml;lkesinde bulunan Rabat&rsquo;ın resmi dili Arap&ccedil;a ve Berberice&rsquo;dir. Bunlar dışında Rabat&rsquo;ta Fransızca, İngilizce ve İspanyolca konuşulmaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">Rabat Vize İşlemleri</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><span style="color:#696969;">T&uuml;rkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Rabat&rsquo;a girmek i&ccedil;in vize almasına gerek yoktur.</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jun 2017 13:02:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/rabat-muhtesem-mimarisi-ve-zengin-tarihi-ile-sizi-bekliyord6ca9672df3ea1e68ef6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya’nın Ticaret Metropolü: Frankfurt</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/almanyanin-ticaret-metropolu-frankfurt-4591</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/almanyanin-ticaret-metropolu-frankfurt-4591</guid>
                <description><![CDATA[Orta Almanya’nın güneybatısında yer alan Frankfurt, Hessen’nin beş bağımsız kentinden biridir. Avrupa Merkez Bankası’nın burada olması, kenti Avrupa’nın finans başkenti yapmıştır. Ren Nehri’nin en önemli kollarından Main Nehri üzerinde bulunan Frankfurt; Almanya’nın finans, ulaşım, ve ticaret merkezidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">İstanbul&rsquo;dan Frankfurt&rsquo;a u&ccedil;uş s&uuml;resi yaklaşık 3 saat 20 dakikadır. Frankfurt havalimanı &uuml;&ccedil;l&uuml; kodu &lsquo;&rsquo;FRA&rsquo;&rsquo; dır, şehrin merkezine uzaklığı 15 km dir. Frankfurt&rsquo;a İstanbul ve Ankara&rsquo; dan T&uuml;rk Havayolları, ile direkt u&ccedil;abilirsiniz.</span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);"><o:p>&nbsp;</o:p></span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><b><i><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Nereleri Gezmeli </span></i></b></span></span><span class="Balk"><b><i><span style="font-size:14.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></i></b></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Frankfurt, Hessen eyaletinin en b&uuml;y&uuml;k, Almanya&rsquo;nın ise beşinci b&uuml;y&uuml;k kentidir. Kentte &ccedil;ok sayıda g&ouml;kdelen ve kuleler bulunmaktadır. Main Nehri kenarında yer alan bu yapılar kente dinamik bir atmosfer verirken aynı zamanda yeşilin tonları da kente doğal bir hava katmaktadır.</span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);"><o:p>&nbsp;</o:p></span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Frankfurt&rsquo;ta t&uuml;m turistik merkezleri, tarihi şehir merkezi ve etrafında toplanmıştır. Goethe&rsquo;nin ailesiyle yaşadığı ev BroberHirschgraben&rsquo;de yer alır. 850 yılında Domplatz&rsquo;da yapılan Katedral&rsquo;de yer alan kulede Nisan ve Ekim ayları arasında a&ccedil;ılan sergi gezilebilir. Frankfurt 600 yıllık belediye binası olan R&ouml;mer, orta&ccedil;ağ mimarisini yansıtan bir yapıdır. Bunun dışında kentte yer alan g&ouml;kdelenlerin kuleleri &ccedil;ok &uuml;nl&uuml;d&uuml;r, Commerzbank Kulesi şehrin sembol&uuml; haline gelmiştir. Main Kulesi, Messeturm, Silver Kule diğer &uuml;nl&uuml; kuleler arasındadır. Main Nehri&rsquo;nin iki kıyısı Avrupa&rsquo;nın en &ouml;nemli m&uuml;ze alanlarındandır. Giersch M&uuml;zesi, Museum of Applied Art, Museum of World Cultures, Museum of Communication ve Liebieghaus bu m&uuml;zelerden bazılarıdır.</span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);"><o:p>&nbsp;</o:p></span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><b><i><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">K&uuml;lt&uuml;r ve Eğlence</span></i></b></span></span><span class="Balk"><b><i><span style="font-size:14.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></i></b></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Frankfurt bir ticaret kenti olması ve s&uuml;rekli fuar, konferans, seminer, sergi ve sayısız organizasyonlara ev sahipliği yapması sonucu renkli ve geniş bir k&uuml;lt&uuml;r yelpazesine sahiptir. Frankfurt&rsquo;ta d&uuml;zenlenen Kitap Fuarı ve Ambiente şehrin en &ouml;nemli fuarları arasında yer almaktadır. D&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; fuar merkezi Messe Frankfurt GmbH, her sene onlarca fuara ev sahipliği yapmaktadır. Kentte yer alan en &ouml;nemli k&uuml;lt&uuml;r merkezleri; Frankfurt Operası, Eski Opera Evi, İngiliz Tiyatrosu, Uluslararası Tiyatro&rsquo;dur. Gen&ccedil; n&uuml;fusun &ccedil;oğunlukta olduğu Frankfurt&rsquo;ta gece hayatı da olduk&ccedil;a renkli ve eğlencelidir.</span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);"><o:p>&nbsp;</o:p></span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><b><i><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Neleri Tatmalı</span></i></b></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:14.0pt;line-height:120%;color:#404041;
mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Kentin kozmopolit yapısını yemek k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde de hissedebilirsiniz. Frankfurt&rsquo;ta yer alan binlerce restoranda d&uuml;nyanın farklı tatlarını bulacaksınız. Almanların Fressgass olarak da adlandırdığı GrosseBockenheimerStrasse &uuml;zerinde yer alan restoranlarda, kente &ouml;zel bir lezzet olan bira katılarak yapılan Sauerkraut, Handkase denilen ekşi s&uuml;t peyniri, elma şarabı, FrankfurterKranz gibi lezzetleri deneyebilirsiniz.</span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);"><o:p>&nbsp;</o:p></span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><b><i><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Neler Almalı</span></i></b></span></span><span class="Balk"><b><i><span style="font-size:14.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></i></b></span></p>
<p class="BasicParagraph" style="text-align:justify;text-indent:8.5pt;mso-hyphenate:
none">
	<span style="font-size:16px;"><span class="Balk"><span style="line-height: 120%; color: rgb(64, 64, 65);">Frankurt&rsquo;ta alışveriş konusunda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Elektronik eşyalar, parf&uuml;meri ve kozmetik &uuml;r&uuml;nleri, sportif malzemeler, giyim &uuml;r&uuml;nleri, Avrupa&rsquo;nın en iyi şarapları, peynir ve &ccedil;eşitli soslar kentten satın alınabilir. Kentin en iyi alışveriş ve gezi caddesi Zeil&rsquo;dir, en b&uuml;y&uuml;k alışveriş mağazaları da burada yer almaktadır. Goethestrasse,&nbsp; Kaiserstrasse, HanauerLandstrasse, Berger Strasse ve LeipzigerStrasse gibi caddeler de şehrin diğer &ouml;nemli caddeleri arasındadır.</span></span></span><span class="Balk"><span style="font-size:10.0pt;line-height:120%;
color:#404041;mso-ansi-language:TR"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="MsoNormal">
	<o:p><span style="font-size:16px;">&nbsp;</span></o:p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2017 15:58:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/almanyanin-ticaret-metropolu-frankfurt35db537c23e4852553a8.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baharat Kokulu Şehir; KARAÇİ</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/baharat-kokulu-sehir-karaci-4588</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/baharat-kokulu-sehir-karaci-4588</guid>
                <description><![CDATA[Krallıklar ırmağının bereketiyle büyüyen şehir, çok kültürlülüğü ve doğal güzellikleriyle büyüleyici.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">2010 yılında 18 milyona ulaşan n&uuml;fusuyla &uuml;lkenin en b&uuml;y&uuml;k, d&uuml;nyanın ise 11. b&uuml;y&uuml;k kentidir. &Uuml;lkenin sanayi ve ticaret merkezi olan kent, &uuml;lkenin g&uuml;neyinde, Hint Okyanusu kıyısında kurulmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Krallıklar ırmağının bereketiyle b&uuml;y&uuml;yen şehir, &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; ve doğal g&uuml;zellikleriyle b&uuml;y&uuml;leyici.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Marco Polo&rsquo;nun anılarında &ldquo;Krallıklar Irmağı&rdquo; olarak ge&ccedil;en İndus Vadisi&rsquo;nde Hint Okyanusu kıyısında kurulu olan Kara&ccedil;i, Pakistan&rsquo;ın en kalabalık şehri ve Sindh b&ouml;lgesinin başkenti. Bereketli toprakları ve limanıyla her zaman g&ouml;zde olan Kara&ccedil;i, Pakistan ekonomisindeki en &ouml;nemli paya sahip. Kara&ccedil;i doğa ile i&ccedil; i&ccedil;e bir şehir. Bereketli İndus Vadisi&rsquo;nin sarmaladığı kentin sembol&uuml; parklar arasında Asya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k parkı sayılan Baghe-ibn-e- Quasim dikkat &ccedil;ekici.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<img alt="" height="360" src="/files/uploads/karaci1.jpg" width="600" /></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Kara&ccedil;i g&ouml;r&uuml;lmesi gereken yerler&hellip;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">EMPRESS MARKET</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&lsquo;İmparatori&ccedil;e &Ccedil;arşısı&rsquo; da denilen, Krali&ccedil;e Victoria d&ouml;neminde yapılan neo klasik mimari &ouml;zelliklere sahip &ccedil;arşının i&ccedil;ersinde benzerleri Avrupa&rsquo;da g&ouml;r&uuml;len kiliselerden de bulunuyor. Faal durumdaki &ccedil;arşıda &ouml;zellikle baharat alışverişi yapabilirsiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">MASJİD E TOOBA</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">D&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k kubbeli camisi. Kubbesi 72 metre &ccedil;apındaki Masjid e Tooba&rsquo;nın en &ouml;nemli mimari &ouml;zelliği hi&ccedil; kolon ya da s&uuml;tun kullanılmamış olması. Denge, kubbeyi yerden &ccedil;evreleyen al&ccedil;ak duvarla sağlanmış.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">MUHAMMED ALİ CİNNAH MOZOLESİ</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Modern Pakistan&rsquo;ın kurucusu, &ldquo;Quaid-i Azam&rdquo; unvanlı Muhammed Ali Cinnah&rsquo;ın beyaz mermerden yapılma b&uuml;y&uuml;k mozolesi g&ouml;r&uuml;lmeye değer.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Quaid-I-Azam T&uuml;rbesi&rsquo;ni ziyaret edebilirsiniz. Bu t&uuml;rbe t&uuml;m Hindistan M&uuml;sl&uuml;man Birliği ve Pakistan bağımsızlık m&uuml;cadelesinin &ouml;nderi, aynı zamanda Pakistan&rsquo;ın kurucusu ve ilk devlet başkanı olan Muhammed Ali Cinnah&rsquo;a ait. T&uuml;rbenin hemen &ccedil;ok yakınında aynı yerde bir de m&uuml;ze bulunmakta. Gitmişken her ikisini de gezebilirsiniz.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Kara&ccedil;i&rsquo;nin modern y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek amacıyla Hyperstar Mall&rsquo;a gidebilirsiniz. Bu mall neredeyse T&uuml;rkiye&rsquo;deki AVM&rsquo;lerle aynı.Aradığınız her şey bulunmakta. Eğer vaktiniz olursa orayı da gezebilirsiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Kara&ccedil;i&rsquo;de Bagh Ibne Qasim isminde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir park da bulunmakta. Yılda yaklaşık 10 milyon kişi bu parka geliyormuş. Park ger&ccedil;ekten de &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k, gittiğinizde biraz şaşırıyorsunuz a&ccedil;ık&ccedil;ası.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Sonu&ccedil; olarak Kara&ccedil;i &ccedil;ok ilgin&ccedil; bir yer. &nbsp;Giderken biraz &ouml;n yargılarla ve korkularla gidiyorsunuz ama g&ouml;r&uuml;lmesi gereken &ccedil;ok değişik bir yer.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<img alt="" height="337" src="/files/uploads/karaci2.Jpeg" width="600" /></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Kara&ccedil;i Tarihi</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">17.y&uuml;zyıl&rsquo;ın ortalarında Hint Okyanusu kıyılarında İndus Nehri&rsquo;nin denize d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; yere &ccedil;ok yakın bir noktada k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir balık&ccedil;ı k&ouml;y&uuml; kuruldu. İndus&rsquo;un ağzının batısında iki ırmak arasındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yarımada &uuml;st&uuml;nde yer alan bu k&ouml;y denize a&ccedil;ıktı, &ccedil;ok g&uuml;venli bir b&ouml;lgede kurulmuştu ve &ccedil;&ouml;l&uuml;n arkasında kurulmuş olduğu i&ccedil;in korunaklıydı. Ayrıca dalgaların haraketi ırmakların al&uuml;vyonlu birikintilerini doğuya doğru s&uuml;r&uuml;kleyerek bir noktada yığılmalarını &ouml;nl&uuml;yordu. B&uuml;t&uuml;n bu &ouml;zellikleri g&ouml;ren İngilizler 19. y&uuml;zyıl&rsquo;ın ortalarında k&ouml;ye bir liman yapıp, &ccedil;evredeki bereketli ovanın tarım &uuml;r&uuml;nlerini bu limana y&ouml;nlendirmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ler. B&ouml;ylece Kara&ccedil;i kurulmuş oldu. 1947&rsquo;de Pakistan bağımsızlığını kazanınca, kent başkent oldu. Hindistan&rsquo;dan gelen M&uuml;sl&uuml;man g&ouml;&ccedil;menler buraya yerleştirildi. B&ouml;ylece, şehir ekonomik ve demografik anlamda b&uuml;y&uuml;k bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaşadı.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">İngilizler, Kara&ccedil;i&rsquo;nin askeri &ouml;nemini ve İndus havzasından elde edilen &uuml;r&uuml;nlerin ihracında &ouml;nemli bir liman olduğunu fark ettiler. Ardından limanını balık&ccedil;ılık i&ccedil;in geliştirdiler. B&ouml;ylece, yeni iş yerleri a&ccedil;ıldı ve n&uuml;fus hızlı bir şekilde artmaya başladı. Kara&ccedil;i b&uuml;y&uuml;k bir şehir haline geldi.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">1864&rsquo;te, Kara&ccedil;i ile Londra arasında ilk telgraf mesajı yollandı. 1878&rsquo;de, Kara&ccedil;i diğer İngiliz s&ouml;m&uuml;rgesi altındaki Hint kentleriyle tren yoluyla bağlandı. 1914&rsquo;te, Kara&ccedil;i t&uuml;m Britanya İmparatorluğu&rsquo;nun en b&uuml;y&uuml;k tahıl &uuml;reten limanı haline geldi. 1924&rsquo;te, bir havaalanı inşa edildi ve b&ouml;ylelikle Hindistan&rsquo;ın temel giriş kapısı oldu.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Kara&ccedil;i, h&acirc;l&acirc; &uuml;lkenin en &ouml;nemli ekonomi ve sanayi merkezidir. Pakistan&rsquo;ın denizaşırı ve Orta Asya &uuml;lkeleriyle yaptığı ticareti idare eder. Pakistan&rsquo;ın GSYH&rsquo;sının b&uuml;y&uuml;k bir miktarını ve ofis &ccedil;alışanını elinde bulundurur. Kara&ccedil;i&rsquo;nin n&uuml;fusu b&uuml;y&uuml;meye devam ediyor. Pakistan&rsquo;da son zamanlarda yaşanan ekonomik b&uuml;y&uuml;me, Kara&ccedil;i&rsquo;de yaşanan ekonomik dirilmenin sonucudur.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><img alt="" height="403" src="/files/uploads/karaci3.jpg" width="600" /><br />
	</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2017 15:46:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/baharat-kokulu-sehir-karaci43d10d7cc4561d94e643.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Manastır (Bitola)</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/manastir-bitola-4330</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/manastir-bitola-4330</guid>
                <description><![CDATA[530 Yıllık Osmanlı Şehri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:16px;">Makedonya Cumhuriyeti&rsquo;nin ikinci b&uuml;y&uuml;k kenti olan Bitola (Manastır), Pelagonya Vadisinin g&uuml;ney b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde, Yunanistan sınırına yakın konumdadır. Bitola kenti, Baba Dağı eteklerinde ve Dragor Nehri kıyısında kuruludur. İsmini Slavca&rsquo;da manastır anlamına gelen Obitel kelimesinden almaktadır. Bitola, &ouml;nemli bir end&uuml;stri, tarım, ticaret, eğitim ve k&uuml;lt&uuml;r merkezidir. Makedonya&rsquo;nın ikinci &uuml;niversitesi buradadır. Geleneksel olarak k&ouml;kl&uuml; bir ticaret merkezi olan Bitola, konsolosluklar kenti olarak da &uuml;nl&uuml;d&uuml;r. Burada tam yirmi &uuml;lkenin konsolosluğu vardır. Osmanlı d&ouml;neminde Manastır adını taşıyan kent, İttihat ve Terakki&rsquo;nin de en &ouml;nemli merkezlerinden biri olmuştur. Şehir 1382 yılında 1. Murad d&ouml;neminde Timurtaş Bey tarafından T&uuml;rk topraklarına katılmıştır. 530 yıl Osmanlı idaresinde kalmıştır. Evliya &Ccedil;elebi&rsquo;nin seyahatnamesinde de belirtildiği gibi, o d&ouml;nemde şehir, 3.000 hane, 20 mahalle, 900 d&uuml;kk&acirc;n, 70 mescit ve camiden oluşan, Rumeli vilayetinin ileri gelen şehirlerinden biridir.1912 senesinde Balkan Harbi&rsquo;nde Osmanlı&rsquo;nın elinden &ccedil;ıkmıştır. Mustafa Kemal&rsquo;in de askeri eğitimini aldığı Manastır Askeri İdadisi bu şehirde bulunmaktadır ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde m&uuml;ze olarak kullanılmaktadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Ekonomi</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Manastır, &ouml;nemli bir end&uuml;stri, tarım, ticaret, eğitim ve k&uuml;lt&uuml;r merkezidir. Makedonya&rsquo;nın ikinci &uuml;niversitesi buradadır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&nbsp;İklim / Hava Durumu</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&nbsp;Yazlar ılık, kışlar ise soğuk ve karlı ge&ccedil;er. Şehirde yıllık ortalama sıcaklık 11 derecedir. En soğuk ay ocak ayıdır. Ocak ayında sıcaklıklar genelde sıfırın altındadır. En sıcak ay ise temmuzdur. Temmuz ayında ortalama sıcaklık 22 derecedir. Genellikle soğuk havaya sahip olan bu şehir deniz seviyesinden 576 metre y&uuml;ksekliktedir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Nasıl Gidilir?&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">T&uuml;rkiye&rsquo;den direkt olarak Makedonya&rsquo;nın &Uuml;sk&uuml;p kentine u&ccedil;abilir, oradan da karayolu ile Bitola şehrine gidebilirsiniz. &Uuml;sk&uuml;p ile Bitola arası yaklaşık 175 kilometredir.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Ne Zaman Gidilir?&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Kış aylarının olduk&ccedil;a soğuk ge&ccedil;tiği kentte sıcaklıklar nadiren de olsa eksi 20 - 25 derecelere d&uuml;şebilmektedir. Bu nedenle Mayıs - Eyl&uuml;l arası Bitola&rsquo;yı ziyaret etmek i&ccedil;in en ideal d&ouml;nemdir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<img alt="" height="338" src="/files/uploads/benimSehirlerim3.jpg" width="450" /></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Ne Yenir Ne İ&ccedil;ilir?&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Makedon mutfağının genel &ouml;zelliklerini yansıtan şehirde, baharat kullanımı da yaygındır. Bununla birlikte şehir merkezindeki &ldquo;Grne&rdquo; adındaki restoran ziyaret&ccedil;iler tarafından &ccedil;oklukla tercih edilen yerel bir restorandır. Bunun yanı sıra Pekara Tserera ve Kaj Popo yerel restoranlarını da tercih edebilirsiniz. Bitola&rsquo;da merkezinde yer alan Hotel Epinal&rsquo;in men&uuml;s&uuml; olduk&ccedil;a geniştir. Burada yemek yerken aynı zamanda Makedon m&uuml;ziklerini de dinleyebilirsiniz. Fast-food restoranları &ouml;zellikle pizzacılar da Bitola&rsquo;da yemek yenilebilecek yerler arasındadır. En pop&uuml;ler pizzacıları Millenium ve Bure&rsquo;dir.&nbsp;</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<img alt="" height="301" src="/files/uploads/benimSehirlerim7.jpg" width="450" /></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&Ouml;nemli Yerler / Gezilecek Yerler</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&nbsp;Manastır Askeri İdadisi Saat kulesi Yeni Cami İshakiye Camii Manastır Bedesteni Tarih&icirc; Postahane St. Dimitrie Kilisesi Heraklea ve St. Bogorodica Kilisesi Ne Yapılır? Şehir &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olmadığından rahatlıkla y&uuml;r&uuml;yerek gezilebilir. Kentte &ouml;nce Eski Pazar b&ouml;lgesini gezebilir ardından kent meydanını ve tarihi eserleri g&ouml;rebilirsiniz. Manastır Bedesteni kentin en hareketli b&ouml;lgelerindendir. Buradaki en &ouml;nemli yapılardan biri İshakiye olarak da bilinen İshak &Ccedil;elebi Camisi&rsquo;dir. Cami ilk olarak Hasan &Ccedil;elebi bin İsa tarafından yapılmıştır. Zaman i&ccedil;erisinde pek &ccedil;ok değişikliğe uğramıştır. diğer bir &ouml;nemli cami ise Yeni Cami&rsquo;dir. Manastır Askeri İdadisi ise Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n 1896-1898 yılları arasında okuduğu okuldur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde m&uuml;ze olarak kullanılan okulun ikinci katında Mustafa Kemal icin ayrılmış bir b&ouml;l&uuml;m vardır. Kentte yer alan tarihi Postahane k&uuml;&ccedil;&uuml;k olsa da etkileyicidir. St. Dimitrie Kilisesi ve St. Bogorodica Kilisesi de kentte ziyaret etmeniz gereken yerler arasındadır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Alışveriş / Ne Alınır?&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Şehirde k&uuml;&ccedil;&uuml;k mağazalarda ve yerel pazarlarda istediğiniz &uuml;r&uuml;nleri bulabilirsiniz. Mağazalar haftai&ccedil;i 08:00 &ndash; 20:00, cumartesi ise 08:00 &ndash; 14:00 arası a&ccedil;ıktır. Pazar g&uuml;nleri kentte a&ccedil;ık yer bulmak bir hayli zordur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Festival / Fuar&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Bitola&rsquo;da kutlanan en &ouml;nemli festival Eyl&uuml;l ayındaki Uluslararası Kısa film ve Belgesel Festivalidir. Bu festival &ldquo;Manaki Brothers&rdquo; adı ile de bilinmektedir. Manaki Kardeşler, Balkan sinemasının ilk kameramanlarıdır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Tatiller / Bayramlar / &Ouml;nemli G&uuml;nler</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Yeni Yıl (1 Ocak), Ortodoks Noeli (7 Ocak), Kadınlar G&uuml;ğn&uuml; (8 Mart), Ortodoks Paskalyası (Nisan), İş&ccedil;i Bayramı (1 Mayıs), Sts Cyrilus ve Methodius G&uuml;n&uuml; (24 Mayıs), 1903 Ayaklanması (2 Ağustos), Cumhuriyet Bayramı (8 Eyl&uuml;l), Ulusal Ayaklanma G&uuml;n&uuml; (11 Ekim)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Dikkat Edilmesi Gerekenler / &Ouml;nemli Bilgiler</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">&nbsp;Bitola şehri k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehir olması nedeniyle olduk&ccedil;a g&uuml;venlidir.T&uuml;rklere karşı sempati duyan şehir halkı olduk&ccedil;a yardımseverdir. Beklenmedik durumlarda ve yardım ihtiyacında ise T&uuml;rk konsolosluğuna gidebilirsiniz. Konsolosluk adresi ve numarası: Str. Anesti Panovski Nr. 10/1-8 +389 47 254 944&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><img alt="" height="299" src="/files/uploads/benimSehirlerim2.jpg" width="450" /><br />
	</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Makedonya Vizesi&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:16px;">Umuma Mahsus Pasaport hamili T&uuml;rk vatandaşları 90 g&uuml;ne kadar ikamet s&uuml;reli seyahatlerinde vizeden muaftır. Diplomatik, Hususi ve Hizmet Pasaportu hamili T&uuml;rk vatandaşları 90 g&uuml;ne kadar ikamet s&uuml;reli seyahatlerinde vizeden muaftır.</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="font-size:16px;"><a href="/files/uploads/benimSehirlerim6.JPG"><img alt="" height="300" src="/files/uploads/benimSehirlerim6.JPG" width="450" /></a></span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<div>
	<span style="font-size:16px;"><br />
	</span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jan 2017 11:04:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/manastir-bitola8ae17d614eade367651d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pakistan’ın En Önemli Şehri: Lahor</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/pakistanin-en-onemli-sehri-lahor-4328</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/pakistanin-en-onemli-sehri-lahor-4328</guid>
                <description><![CDATA[Lahor, başkent İslamabad’ın yaklaşık 300 km güneydoğusunda ve Hindistan sınırında bulunan tarihî bir şehir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor, başkent İslamabad&rsquo;ın yaklaşık 300 km g&uuml;neydoğusunda ve Hindistan sınırında bulunan tarih&icirc; bir şehir. Her ne kadar &uuml;lkenin başkenti İslamabad olsa da Lahor&rsquo;un, &uuml;lkenin en &ouml;nemli şehri olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Lahor; Delhi, Agra ve Fetihpur Sikri gibi zamanında B&acirc;b&uuml;rl&uuml;ler&rsquo;in d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k başkentinden biri olmasından başka, diğer bazı devletlere de merkez olmuş.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor, Kara&ccedil;i&rsquo;den sonra Pakistan&rsquo;ın en b&uuml;y&uuml;k ikinci şehri olma &ouml;zelliğine sahip. Bu arada Pakistan&rsquo;ın, d&ouml;rt eyalet ve doğrudan merkezi y&ouml;netime bağlı &uuml;&ccedil; &ouml;zerk b&ouml;lgeden oluşan federatif bir y&ouml;netim şekline sahip olduğunu da ekleyeyim. Bu eyaletler Pencap, Sind, Hayber Paktunva ve Belucistan&rsquo;dır. &Uuml;&ccedil; &ouml;zerk b&ouml;lge ise Gilgit-Baltistan B&ouml;lgesi, &Ouml;zg&uuml;r Keşmir B&ouml;lgesi ve Afganistan sınırında yer alan ve kabilelerin denetimine bırakılan Kabileler B&ouml;lgesi&rsquo;dir. İşte Lahor da Pakistan n&uuml;fusunun y&uuml;zde 56&rsquo;sına, &uuml;lkenin ekonomik &uuml;retiminin y&uuml;zde 62&rsquo;sine tek başına sahip olan Pencap Eyaleti&rsquo;nin başkenti olan bir şehir. Dolayısıyla Pakistan i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir kent.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor&rsquo;un tarih&icirc; bir şehir olduğunu ifade etmiştim. Bu meyanda ziyaret ettiğim ilk yer P&acirc;diş&acirc;h&icirc; Camii oldu. B&acirc;b&uuml;rl&uuml;ler&rsquo;in altıncı sultanı olan Evrengz&icirc;b tarafından inşa ettirilen muhteşem P&acirc;diş&acirc;h&icirc; Camii... 1671 yılında başlanıp 1673 yılında tamamlanan bu caminin, Pakistan ve G&uuml;ney Asya&rsquo;nın ikinci, d&uuml;nyanın da en b&uuml;y&uuml;k beşinci camisi olduğu s&ouml;yleniyor. Ger&ccedil;ekten de &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir i&ccedil; avlusu var. Lahor&rsquo;un da, Pakistan&rsquo;ın da en &ouml;nemli tarihi eserlerinden biri durumunda.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1947 yılında Hindistan ve Pakistan ayrılınca tarihi değer taşıyan eserler genelde Hindistan tarafında kalmış. Pakistan&rsquo;ın bu konuda &ccedil;ok da zengin olduğu s&ouml;ylenemez. Lahor&rsquo;da 1799 ile 1849 yılları arasında Sih hakimiyeti olmuş. Sih Kralı Maharaja Ranjit Singh tarafından Lahor ele ge&ccedil;irilince, P&acirc;diş&acirc;h&icirc; Camii de kralın ordusuna ve atlarına tahsis edilmiş. 1841 yılındaki Sih İ&ccedil; Savaşı&rsquo;nda da bu kralın oğlu Maharaja Şer Singh, caminin minarelerine silahlar yerleştirip buradan rakiplerine saldırarak &uuml;st&uuml;nl&uuml;k elde etmiş. Tabi bu esnada &ouml;zellikle caminin yakınlarında olan Lahor Kalesiciddi zayiat almış. Bu d&ouml;nemde kalenin yok olan D&icirc;v&acirc;n-ı &Acirc;m binası daha sonra İngilizler tarafından yaptırılmış olmakla beraber eskisi gibi olmamış haliyle.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi tarafından ele ge&ccedil;irilice, caminin kullanımında bir değişiklik olmamış ve Sih D&ouml;nemi&rsquo;nden itibaren ordu i&ccedil;in kullanılan cami, İngiliz hakimiyeti d&ouml;neminde de bu şeklini devam ettirmiş. Bu durum M&uuml;sl&uuml;manların isyanına sebep olunca İngilizler camiyi boşaltmak durumunda kalmış ve bu tarihten sonra m&uuml;sl&uuml;manların gayretiyle camide restorasyon &ccedil;alışmaları başlayarak, cami asıl amacına y&ouml;nelik kullanılmaya başlanmış. Pakistan Devleti&rsquo;nin kurulmasının ardından da Lahor Pakistan sınırları i&ccedil;erisinde kalmış.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Caminin tarihinde &ouml;nemli olan bir olayı da, 1974 yılındaki İkinci İslam Zirvesi&rsquo;nin Lahor&rsquo;da yapılması ve 39 m&uuml;sl&uuml;man devlet liderinin burada namaz kılması oluşturuyor. Z&uuml;lfikar Ali Butto, Kral Faysal, Kaddafi, Yaser Arafat gibi isimler burada hep birlikte Cuma namazı kılmışlar. Ayrıca TİKA&rsquo;nın, burada bulunan kutsal emanetlerin restorasyonu ve daha iyi koşullarda sergilenmesi i&ccedil;in K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığı&rsquo;yla işbirliği yaptığını da ekleyeyim.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">P&acirc;diş&acirc;h&icirc; Camii&rsquo;nin hemen dibinde meşhur m&uuml;tefekkir Muhammed İkbal&rsquo;in m&uuml;tev&acirc;zı kabri bulunuyor. Muhtemel saldırı ihtimalleri dolayısıyla dolayısıyla etrafı demir tellerle &ccedil;evrilmiş ve kabrin başında da silahlı askerler bulunuyordu.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor Kalesi azametli bir yermiş</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor&rsquo;da 1799 ile 1849 yılları arasında Sih hakimiyeti olduğunu s&ouml;ylemiştim. Bu d&ouml;nemden kalma yapılar da bulunuyor şehirde. Sih Kralı Maharaja Ranjit Singh&rsquo;in k&uuml;llerinin saklandığı kapların bulunduğu Samadhi of Ranjit Singh ile yine Sih D&ouml;nemi&rsquo;nde d&uuml;zenlenen Huz&ucirc;r&icirc; Bağ bunlardan birka&ccedil;ı..</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Lahor Kalesi de P&acirc;diş&acirc;h&icirc; Camii&rsquo;nin hemen yakınında bulunuyor.&nbsp;<br />
	<br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bug&uuml;n &ldquo;Kadim Kent&rdquo; olarak adlandırılan b&ouml;lge, B&acirc;b&uuml;rl&uuml; Sultanı Ekber Şah d&ouml;neminde surla &ccedil;evrilerek 13 kapılı bir kale şehir konumuna getirilmiş. Genel itibariyle tarih&icirc; değer taşıyan eserler de burada bulunuyor. Lahor Kalesi de burada. Bu kalenin bulunduğu yerde daha &ouml;ncelerden kalma bir başka kale bulunurken, yine Ekber Şah 1566 yılında bu kalenin bulunduğu yere bug&uuml;n mevcut olan kaleyi inşa ettirmeye başlamış. Cihangir, Şah Cihan ve Evrengz&icirc;b d&ouml;nemlerinde de &ouml;nemli ilave ve değişiklikler yapılmış kalede. Delhi&rsquo;deki Kızıl Kale, Agra&rsquo;daki Agra Kalesi ve Cayp&ucirc;r&rsquo;daki diğer kaleler ile karşılaştırıldığında buraya gereken &ouml;nemin verilmediği hemen farkediliyor. Yapılan restorasyon &ccedil;alışmaları da &ccedil;ok sırıtıyor. Umarım bir el atan &ccedil;ıkar. Her ne kadar restorasyona ihtiya&ccedil; olsa da kalede yaptığım gezinti, bir zamanlar buranın ne kadar da ş&acirc;şaalı ve azametli bir yer olduğu hissini uyandırdı bende... Tac Mahal&rsquo;i yaptıran B&acirc;b&uuml;rl&uuml; Sultanı Şah Cihan d&ouml;neminde başlanıp, Vez&icirc;r H&acirc;n olarak bilinen Şah Cihan&rsquo;ın Lahor Valisi tarafından tamamlanan Vez&icirc;r H&acirc;n Camii, tezy&icirc;n&acirc;tı ve ebatıyla muhteşem bir eser... Tabi ciddi bakıma ihtiyacı olduğunu da s&ouml;ylemeliyim. dunyabizim</span></span></p>
<div>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Nov 2016 12:00:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/pakistanin-en-onemli-sehri-lahor1df5ee0b45d559b3e8c8.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğu’nun Paris’i Beyrut</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dogunun-parisi-beyrut-4294</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dogunun-parisi-beyrut-4294</guid>
                <description><![CDATA[Lübnan’ın başkentidir. Akdeniz kıyısında, Lübnan Dağları eteklerinde kuruludur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">L&uuml;bnan&rsquo;ın başkentidir. Akdeniz kıyısında, L&uuml;bnan Dağları eteklerinde kuruludur. Şam ve Bağdat ile karayolu bağlantısı vardır. Akdeniz ikliminin egemen olduğu kentte kışlar ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak ge&ccedil;er. Bankacılık, turizm, transit ticarete dayanan kent ekonomisi, 1975-1976&rsquo;da Hristiyanlarla M&uuml;sl&uuml;manlar arasında &ccedil;ıkan i&ccedil; savaş b&uuml;y&uuml;k bir yıkıma uğradı. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de savaşın yarattığı yıkıntılar nedeniyle Ortadoğu&rsquo;nun ticaret merkezi olma niteliğini yitirdiyse de hızla onarılarak eski ekonomik g&uuml;c&uuml;ne kavuşmak &uuml;zeredir. L&uuml;bnan &Uuml;niversitesi (1951), Beyrut Amerikan &Uuml;niversitesi (1866), St. Joseph Fransız &Uuml;niversitesi (1875), Beyrut G&uuml;zel Sanatlar Akademisi gibi y&uuml;ksek&ouml;ğretim kurumlarında da durma noktasına gelen eğitim de canlılığını kazanmak &uuml;zeredir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><strong>Tarihi:</strong> </span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Beyrut&rsquo;a ilk yerleşenler Fenikelilerdir. Roma İmparatoru Augustus kenti ele ge&ccedil;irdi. 551&rsquo;de bir deprem sonucunda yıkılan kente 635&rsquo;te Araplar yerleşti. 1110&rsquo;da Ha&ccedil;lı işgaline uğradı ve Kud&uuml;s Latin Krallığı&rsquo;nın y&ouml;netimine girdi. 16. y&uuml;zyılın başlarında Osmanlı topraklarına katılan kent, Birinci D&uuml;nya Savaşı&rsquo;ndan sonra Fransızlara bırakıldı, 1920&rsquo;de L&uuml;bnan&rsquo;ın başkenti oldu. 1941&rsquo;de bağımsızlığına kavuşan L&uuml;bnan, 1973 Arap-İsrail savaşı&rsquo;na katılmamasına karşın (Filistin Kurtuluş &Ouml;rg&uuml;t&uuml;n&uuml;n merkezi Beyrut&rsquo;ta bulunduğundan) Filistinlilere y&ouml;nelik saldırılara hedef oldu. 1975&rsquo;te L&uuml;bnan solunun desteklediği Filistinlilerle, Hristiyanların desteklediği Falanjistler arasında &ccedil;ıkan i&ccedil; savaş, 1976&rsquo;da Suriyelilerin &ccedil;oğunluğunu oluşturduğu Arap Barış G&uuml;c&uuml;&rsquo;n&uuml;n &uuml;lkeye gelmesiyle biraz yatıştı. 1978&rsquo;de G&uuml;ney L&uuml;bnan&rsquo;ı işgal ettiyse de Birleşmiş Milletler g&uuml;c&uuml; b&ouml;lgeye gelince geri &ccedil;ekildi. 1982&rsquo;de G&uuml;ney L&uuml;bnan&rsquo;ı yeniden ele ge&ccedil;iren İsrail Ordusu Filistinlilerin bulunduğu Doğu Beyrut&rsquo;u kuşattı. Uzun s&uuml;ren &ccedil;atışmalar sonunda Beyrut&rsquo;ta yaşayan Filistinli 8.000 m&uuml;cahit, deniz yoluyla L&uuml;bnan&rsquo; dan ayrılmak zorunda kaldı (30 Ağustos 1982). 23 Ağustosta L&uuml;bnan cumhurbaşkanı olan Beşir Cemayel&rsquo;in 14 Eyl&uuml;l 1982&rsquo;de &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesi &uuml;zerine İsrail bu kez Batı Beyrut&rsquo;u işgal etti. 15 Eyl&uuml;lde tamamlanan işgalden sonra Filistinlilere ait on binlerce sivilin yaşadığı Sabra ve Şatila kampları da sarıldı. Bu kuşatmadan destek alan Hristiyan Falanjistler İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron&rsquo;un a&ccedil;ık desteğiyle Beyrut&rsquo;taki İsrail karargahına 200 m uzaklıktaki Şabra ve Şatila, Filistin m&uuml;lteci kamplarına baskın yaparak, 16, 17, 18 Eyl&uuml;l 1982&rsquo;de binlerce Filistinli sivili &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. FK&Ouml; gerillaları, Yaser Arafat ve binlerce Filistinli m&uuml;lteci, Beyrut&rsquo;tan ayrılmak zorunda kaldı. 1983&rsquo;te L&uuml;bnan&rsquo;da Raşit Kerami başkanlığında bir Ulusal Birlik H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin kurulmasından sonra, &ouml;nce Beyrut&rsquo;u boşaltan İsrail ve Suriye, daha sonra kademeli olarak L&uuml;bnan&rsquo;ın i&ccedil;lerine &ccedil;ekildi. Kerami H&uuml;k&uuml;meti Beyrut uluslararası havaalanını a&ccedil;tı, kentte canlanma yeniden başladı. Ancak bu kez D&uuml;rzi-Şii birliği ile, İsrail desteğindeki Hristiyanlar arasında olagelen &ccedil;atışmaların dağlardan Beyrut&rsquo;a taşınması &uuml;zerine Beyrut&rsquo;ta bir &ldquo;Yeşil Hat&rdquo; oluşturuldu (1984). Kentte sık sık top ve tankın kullanıldığı &ccedil;atışmaların yanı sıra, sayıları 100-150&rsquo;yi bulan &ouml;l&uuml;m olaylarına yol a&ccedil;an bombalı saldırıların &ouml;n&uuml; alınamadı. 1975-1991 arasında D&uuml;rziler, Hristiyan Falanjlar, İran yanlısı Şii Hizbullah &Ouml;rg&uuml;t&uuml;, Suriye yanlısı Şii Emel &Ouml;rg&uuml;t&uuml;, Suriye ve İsrail askeri g&uuml;&ccedil;leri arasında egemenlik &ccedil;ekişmeleri ve ter&ouml;r eylemleri s&uuml;r&uuml;p gitti; 15 yıldır s&uuml;regelen (1975-1990) i&ccedil; savaşta &ouml;len 120 bin, yaralanan 200 bin insanın b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; Beyrut&rsquo; ta yaşamını yitirdi ya da sakat kaldı. 1991&rsquo;de L&uuml;bnan Ordusu&rsquo;nun denetimi ele ge&ccedil;irmesinden sonra kentte huzur sağlanabildi.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&Uuml;lkede Şii, Sunni, Ortodoks, Katolik, Protestan, Durzi, Maruni vs. gibi yaklaşık 14 adet din/mezhep bulunduğu biliniyor. Şehrin her yanında i&ccedil; savaştan kalma kurşun izlerinin bulunduğu harabe binalar, adeta ibret olurcasına şehir merkezinde duruyor. Holiday Inn Oteli de balkondan balkona &ccedil;atışmaların yaşandığı bir otel ve Beyrut İ&ccedil; Savaşı&rsquo;nın simgelerinden biri. Benzeri binaları Bosna Hersek&rsquo;te de g&ouml;rebilirsiniz.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Osmanlı Devleti 420 sene L&uuml;bnan&rsquo;a hakim oldu ve ne zaman ki topraklar kaybedildi, L&uuml;bnan&rsquo;da &ccedil;atışmalar boy g&ouml;stermeye başladı. Osmanlı&rsquo;nın 420 sene hakim olduğu bu topraklarda &ccedil;ok az Osmanlı işaretlerine rastlansa da sadece 25 yıl elinde bulunduran Fransa, &uuml;lkeyi k&uuml;&ccedil;&uuml;k Fransa haline getirmiş. Sokaklarda Fransız mimarisi g&ouml;ze &ccedil;arpıyor ve Fransızca &uuml;lkedeki ikinci dil durumunda.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehirde g&ouml;r&uuml;len son b&uuml;y&uuml;k olay, &uuml;lke zenginlerinden Refik El Hariri&rsquo;ye d&uuml;zenlenen suikasttır. &Uuml;lkede o d&ouml;nemde bulunan Suriye askerleri sebebiyle su&ccedil; Suriye&rsquo;nin &uuml;st&uuml;ne kalmıştır. Fakat suikastten sonra Suriye&rsquo;nin &uuml;lkeden &ccedil;ıkmak zorunda kalması da bunun kime yaradığı konusunda d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gerekli olan bir konudur. Suikastte 1 tonluk TNT kullanılmış olup, patlamanın olduğu yerde 12 metrelik bir &ccedil;ukur oluşmuştur.Hariri i&ccedil;in hazırlanan bir anıt var ancak şu an &ccedil;adırla kaplı durumda. Muhtemelen pek yakında L&uuml;bnanlılar onun i&ccedil;in daha d&uuml;zg&uuml;n bir anıt yapacaktır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Gezilecek Yerler</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Beyrut&rsquo;a gelen herkesin mutlaka g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; G&uuml;vercin Kayalıkları (Pigeon Rocks) ilk durak. Burası Beyrut&rsquo;un Rouche ya da Corniche (korniş) adı verilen bir b&ouml;lgesinde. Kıyı boyunca y&uuml;r&uuml;yebileceğiniz ve yemek yiyebileceğiniz restoranlar burada. Hamra&rsquo;dan y&uuml;r&uuml;yerek 10 dakika kadar s&uuml;rer.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ardından fotoğraf a&ccedil;ısından Hamra&rsquo;ya g&ouml;re daha zengin olan Downtown&rsquo;a vardık. Roma Hamamı, Al Omar Cami, El Emin Cami, Martys Meydanı, Şehitler anıtı vs. gibi fotoğraf a&ccedil;ısından daha zengin bir yer. Ara sokakları gezerek bir&ccedil;ok fotoğraflanacak yer bulabilirsiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Place de Etoile turistik a&ccedil;ıdan s&uuml;per bir yer. Tam ortasında Rolex&rsquo;in armağanı olan bir saat kulesini barındıran alan yıldız şeklinde sokaklardan oluşmuş ve bir&ccedil;ok cafe ve d&uuml;kkan var.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Byblos. Fenikelilerin bir liman kenti olan Byblos&rsquo;ta ger&ccedil;ek fosiller hediye olarak satılmaktadır. Yurtdışına &ccedil;ıkarken sorun olmaması a&ccedil;ısından fosillerin yanında bir de sertifika veriyorlar. 50 dolar civarından başlıyor fiyatları.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Jeita Mağarası D&uuml;nya&rsquo;nın yeni se&ccedil;ilecek harikalarından biri olmaya aday ve benim de Beyrut&rsquo;ta en etkilendiğim yer. Jeita, Beyrut&rsquo;un kuzeyinde yer alıyor. Jeita Grotto iki mağaradan oluşuyor. Park yerinden birinci mağaraya teleferikle ya da tren şeklindeki trakt&ouml;rlerle &ccedil;ıkabiliyorsunuz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Jeita Grotto, i&ccedil;erisinde bir&ccedil;ok dikit ve sarkıtın oluştuğu ve Amerikalı bir kaşif tarafından bulunan bir mağara. Aslında kilometrelerce uzunluğu var ancak 750 metrelik bir kısmı ziyarete a&ccedil;ık. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaparken mağaranın derinliğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde ger&ccedil;ekten g&ouml;zlerinize inanamıyorsunuz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İkinci mağara ise sallarla geziliyor ve gezi alanı daha az.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Meryem Ana&rsquo;nın heykelinin olduğu Harissa&rsquo;ya Tonlarca ağırlıktaki bu heykel, Beyrut&rsquo;u tepeden g&ouml;rebileceğiniz bir yerde konumlanmış. Hemen yakınında bir kilise ve geniş bah&ccedil;esi var. Heykelin etrafını saran merdivenlerle en yakınına kadar &ccedil;ıkabiliyorsunuz ve bence fotoğraf a&ccedil;ısından en g&uuml;zel a&ccedil;ı o.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Baalbek, Selahattin Eyyubi&rsquo;nin doğduğu, UNESCO tarafından da koruma altına alınan Roma kadar &ouml;nemli &ccedil;ok eski bir antik bir kenttir.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><em><span style="font-size:10px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">onurozdemir/ nkfu</span></span></em></strong></p>
<div>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2016 17:26:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/dogunun-parisi-beyrutaf88d4ff499605be8c7e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Glasgow</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/glasgow-4280</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/glasgow-4280</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Glaskow; İsko&ccedil;ya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k şehridir. İngiltere adasında ise, en kalabalık n&uuml;fus barındıran &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şehirdir. Şehirde: bir&ccedil;ok alışveriş merkezi ve k&uuml;lt&uuml;r mekanları bulunmaktadır ve bu y&uuml;zden: hareketli yaşamın etkin olduğu bir yer olarak bilinir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehir: 2013 yılı &ldquo;Travelers Choice Destinasyonları&rdquo; &ouml;d&uuml;llerinden: y&uuml;kselişte bulunan en iyi &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şehir &ouml;d&uuml;l&uuml;ne layık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İspanya-Barcelona şehrinde &uuml;nl&uuml; mimar &ldquo;Gaudi&rdquo; ne ise, bu şehirde de &ldquo;Makintosh&rdquo; aynıdır. &Uuml;nl&uuml; mimar Charles Rennie Mackintosh: 1868 yılında bu şehirde doğmuş ve şehirdeki bir&ccedil;ok mimari yapının yaratıcısı olmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin en b&uuml;y&uuml;k &ouml;zelliği: t&uuml;m m&uuml;zelerin &uuml;cretsiz olmasıdır. Bunun yanında: Edinburg şehrinden sonra burayı ziyaret edenler belki sıkılacaklardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;: bu şehrin turistik y&ouml;n&uuml; pek ağırlıklı değildir. İsko&ccedil;ya b&ouml;lgesi gezinize, &ouml;nce Glasgow ve ardından Edinburg şehri ile devam etmenizi &ouml;neririm. Edinburg şehri ne kadar g&uuml;zel ve turizm y&ouml;n&uuml; g&uuml;&ccedil;l&uuml; ise, Glasgow şehri de hareketli ve canlı olması ile tanınır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Yanlızca giriş b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde değinmek istediğim bir husus var. İsko&ccedil;ya&rsquo;nın diğer yerlerinde olduğu gibi, buranın kırsal kesimlerinde de &ldquo;Scottish Cattle&rdquo; denilen bir t&uuml;r &ldquo;sığır&rdquo; g&ouml;rebilirsiniz ki, bunlar uzun sa&ccedil;lı ve sakallı gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rler.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">TARİH:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehirde ilk yerleşimcilerin kim ve ne zaman yerleştikleri bilinmemektedir. Ancak: bilinen ilk yerleşimcilerin, MS.550 civarında buraya gelip yerleşen Hıristiyan toplulukları olduğu tahmin edilmektedir. Yani; şehir 543 yılında Saint Mungo olarak bilinen Aziz Kentigern tarafından burada bir manastır kilisesi kurulduğu s&ouml;yleniyor. Zaten: 1123 yılında, Glasgow katedralinin, Aziz Kentigen mezarı yerinde inşa edilmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">6.y&uuml;zyılda ise, burada bir katedral yapılır ve b&ouml;lgenin dini merkezi haline gelir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1286 yılında, River Clyde &uuml;zerinde, keresteren Glasgow Bridge k&ouml;pr&uuml;s&uuml; yapılmıştır. 1297 yılında: William Wallace: İngiliz vali tarafından ka&ccedil;ırılan eşinin intikamını almak i&ccedil;in, İngiliz işgal kuvvetlerine karşı, Lanark b&ouml;lgesinde bir ayaklanma d&uuml;zenlemiştir. 1410 yılında, River Clyde &uuml;zerindeki k&ouml;pr&uuml;, taş kemerli bir k&ouml;pr&uuml; ile değiştirilir. 1438 yılında Bishop kalesi inşa edilir ve katedral piskopos ve başpiskoposu i&ccedil;in ikametgah olarak kullanılmaya başlanır. 1451 yılında, &Uuml;niversite kurulur. 1574 yılında şehirde veba g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. 1625 yılında şehirde ilk iskele inşa edilir. 1652 yılında, yangın, şehirdeki bir&ccedil;ok insanı evsiz bırakır. Bu yangına, d&uuml;nyanın ilk itfaiye teşkilatı, Edinburg şehrinden gelerek m&uuml;dahale eder. 1660 yılında, şehirde ilk k&ouml;m&uuml;r yatakları bulunur. 1776 yılında, Adam Smith, Glasgow &Uuml;niversitesinde g&ouml;rev yapmıştır. 1807 yılında Hunterian M&uuml;zesi ve sanat galerisi a&ccedil;ılır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1841 yılında, şehir İsko&ccedil;ya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k şehridir, ancak bu b&uuml;y&uuml;k n&uuml;fus, gecekondu tipi, k&ouml;t&uuml; evlerde yaşamaktadırlar. 1896 yılında Glasgow metrosu a&ccedil;ılır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin limanına gemilerin yanaşabilmesi m&uuml;mk&uuml;n değil iken, 18.y&uuml;zyılın başlarında: Clyde ırmağının dibi temizlenerek derinleştirilmiş ve b&uuml;y&uuml;k gemilerin şehir limanına yanaşabilmeleri sağlanmıştır. B&ouml;ylece; Glasgow limanından: Batı Hint Adaları ve Amerika&rsquo;daki kolonilere İsko&ccedil; malları ve Afrikalı k&ouml;leler g&ouml;t&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş: oradan ise şeker, t&uuml;t&uuml;n ve rom getirilmiştir. &Ouml;zellikle: t&uuml;t&uuml;n ticareti konusunda, şehir &ouml;nemli bir merkez haline gelmiştir. Zamanla: pamuklu dokumu da &ouml;nem kazanmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">19.y&uuml;zyılda: şehir, Avrupa&rsquo;da Londra ve Paris ile birlikte en &ccedil;ok n&uuml;fusa sahip şehirlerinden birisi olarak bilinir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;: bu d&ouml;nemde, b&ouml;lgede k&ouml;m&uuml;r ve demir yatakları bulunmuş ve demir-&ccedil;elik end&uuml;strisi hızla ilerlemiş, sanayileşme sonucu, &uuml;lkenin bir&ccedil;ok yerinden buraya gelen insanlar, iş&ccedil;i olarak &ccedil;alışmaya başlamışlar ve şehrin n&uuml;fusu 1 milyona yaklaşmıştır.</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İKLİM:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Glasgow şehri: Moskova ile aynı enlem &uuml;zerindedir ancak sıcak Atlantik Okyanusu kıyılarında bulunması nedeniyle, hakim batı r&uuml;zgarı, buradaki iklimin ılıman olmasına neden olmuştur. Evet, şehirde: yazların sıcak ve kışların ılıman olduğu bir iklim d&uuml;zeni hakimdir. &Uuml;lkenin genelinde olduğu gibi, burada da yağış eksik olmaz, ama diğer b&ouml;lgelere nazaran şehrin bulunduğu yer daha sıcak denilebilir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&Ouml;te yandan: yine adanın diğer yerlerinde olduğu gibi, burada da hava şartları kısa zaman i&ccedil;inde değişir, bir bakarsınız g&uuml;neş, biraz sonra ise, yoğun bir yağmur ve ardından yine g&uuml;neş.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bu şehri ziyaret etmek isterseniz: Haziran-Temmuz-Ağustos ayında buraya gitmelisiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">DİN:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehirde: 1860 yılından itibaren şehre g&ouml;&ccedil;en Katolikler ve şehir merkezindeki Protestanlar arasında zaman zaman ciddi &ccedil;atışmalar &ccedil;ıktığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Hatta: d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k ikinci derbisi olarak kabul edilen Glasgow Rangers ve Celtic futbol takımları arasındaki rekabette bu dini yapılara dayanmaktadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;: Glasgow Rangers taraftarları Protestan iken, Celtic taraftarları katoliktir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bunları bilmenizde yarar var, &ccedil;&uuml;nk&uuml; olura bir futbol takımı forması alır ve rakip takımın mahallesinden veya mekanından ge&ccedil;erseniz, başınıza b&uuml;y&uuml;k dertler gelebilecektir. Bu y&uuml;zden: şehirde &ldquo;din&rdquo; fakt&ouml;r&uuml;n&uuml;n &ouml;nemli olduğunun bilincinde olmanız gerekir. <em><strong><span style="font-size:10px;">bilgiviki</span></strong></em></span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Aug 2016 17:49:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/glasgowdf92db09f171a1053f92.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Heykeller Şehri: Bratislava</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/heykeller-sehri-bratislava-4246</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/heykeller-sehri-bratislava-4246</guid>
                <description><![CDATA[Büyüleyici meydanlar, pastel sıcaklığında 18. Yüzyıl’dan kalma tarihi binalar, ortaçağdan günümüze uzanan kalenin gölgesi altındaki arnavut kaldırımlı dar sokaklar ve Tuna Nehri… Bratislava tüm görkemiyle sizi bekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">B&uuml;y&uuml;leyici meydanlar, pastel sıcaklığında 18. Y&uuml;zyıl&rsquo;dan kalma tarihi binalar, orta&ccedil;ağdan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze uzanan kalenin g&ouml;lgesi altındaki arnavut kaldırımlı dar sokaklar ve Tuna Nehri&hellip; Bratislava t&uuml;m g&ouml;rkemiyle sizi bekliyor.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir havaalanı var, T&uuml;rkiye&rsquo;den direk u&ccedil;uş yok. Viyana ya da Budapeşte Havalimanı tercih edilebilir. Bratislava&rsquo;ya gelecek herkese &lsquo;b&uuml;y&uuml;k beklentilerle gitmeyin, yoksa hayal kırıklığı yaşarsınız&rsquo; demek adet haline gelmiş olsa gerek, biz de buraya gelirken ısrarla ufak bir şehir olduğu vurgulandı. Ger&ccedil;ekten de &ouml;yle, ancak bu ufaklığa koskoca modern bir şehir sığdırmış Slovaklar. Avrupa&rsquo;nın kalbi diye nitelendirilebilecek bir konumda; hatta d&uuml;nyada 2 &uuml;lkeye sınırı olan bir başkentlerden biri, diğeri ise komşusu Viyana.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bratislava, her ne kadar Viyana ve Budapeşte&rsquo;nin g&ouml;lgesinde kalmış olsa da, d&uuml;zenli şehir yapısı ve tertemiz sokaklarıyla olduk&ccedil;a cana yakın. Sistemli bir ulaşım ağı var. Şehrin her noktasına tramvay ve otob&uuml;slerle ulaşabildiğiniz gibi, nehir yolu taşımacılığı da olduk&ccedil;a gelişmiş. Şehrin etrafındaki t&uuml;m k&ouml;ylere bot seferleri d&uuml;zenliyorlar.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Tuna Nehri&lsquo;nin kıyılarına kurulmuş bir başka kent Bratislava, aslında tam olarak Slav k&ouml;kenli Avrupalıların yaşadığı bir ge&ccedil;iş b&ouml;lgesinde konumlandırılmış, bir bakıma da biraz ortada kalmış bir şehir. Resmi dilleri Slovak&ccedil;a olmasına rağmen gerek Viyana&rsquo;yla olan sıkı ilişkiler, gerekse de şehire gelen yoğun Germenler sayesinde Almanca da burada ikinci dil konumunda. AB&rsquo;ye dahil ve Euro kullanıyorlar. Slovakların &ccedil;oğu İngilizce bilmiyor ancak etrafta kolaylıkla Erasmus &Ouml;ğrencisi bulabilir ve rahatlıkla tanışabilirsiniz. Bratislava tam bir gen&ccedil;lerle kaynaşma şehri. Gen&ccedil; n&uuml;fus &ccedil;ok yoğun ve &ccedil;ok fazla yabancı &ouml;ğrenci var. &Uuml;niversiteleri, &ouml;zellikle Comenius &Uuml;niversitesi bilimsel anlamda &ccedil;ok kaliteli.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bu b&ouml;lgedeki barok tarzı yapılar ilk bakışta insanın i&ccedil;ini ısıtıyor. Keskin hatlar ve olağan&uuml;st&uuml; s&uuml;slemeler g&ouml;r&uuml;lmeye değer. B&ouml;lge ve t&uuml;m ara sokakları sadece yayalara a&ccedil;ık, bu da inanılmaz rahat bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş sağlıyor. B&ouml;lgede kiliseleri g&ouml;rebilir veya dar sokaklardan y&uuml;r&uuml;y&uuml;p tarihi Slovak binaları &ouml;n&uuml;nde fotoğraf &ccedil;ektirebilirsiniz. Bu b&ouml;lgenin meydanı sayılabilecek konum ise Hlavn&eacute; N&aacute;mestie. Kafelerin meydana attığı masalara oturup Roland &Ccedil;eşmesi&rsquo;nden gelen suyun sesi eşliğinde zamanın akışını seyredebilir, ardından b&ouml;lgenin kuzeydoğusundaki Şehir M&uuml;zesi&rsquo;ni ziyaret edebilirsiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bratislava denilince ilk akla gelen meşhur heykelleri. Bir r&ouml;gar kapağından poz veren ve eski şehrin tekrar g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkışını tasvir eden &lsquo;Cumil&rsquo;, etrafa g&uuml;l&uuml;mseyerek bakan ve şapkasıyla insanları selamlayan; sokaklara mutluluk getirmesi amacıyla eski bir palya&ccedil;onun oğlunu simgeleyen &nbsp;&lsquo;Sch&ouml;ner Naci&rsquo; ya da 1805&rsquo;teki istilanın anılarını canlı tutmayı ama&ccedil;layan &lsquo;Napolyon&rsquo; heykeli bunlardan en bilinenleri. &nbsp;Heykeller şehir merkezinin hemen her yerine serpilmiş durumda ve keşfetmenizi bekliyor. Her birinin ayrı anlamı var, bunları gezerken Bratislava Heykeller Rehberi&rsquo;ne g&ouml;z atmanızda fayda var.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Hlavne Meydanı haricinde şehrin en bilinen diğer meydanı ise Hviezdoslav Meydanı. Burası tam bir K&uuml;lt&uuml;r-Sanat ve Alışveriş Merkezi olarak g&ouml;ze &ccedil;arpıyor. Bu uzun meydanda Tarihi Slovak Ulusal Tiyatrosu&rsquo;nda Opera, Bale ve Tiyatro gibi k&uuml;lt&uuml;r sanat faaliyetlerine dahil olabileceğiniz gibi, &ouml;n&uuml;nde hatıra fotoğrafı da &ccedil;ekebilirsiniz; etkileyici bir yapı.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Mavi Kilise; ya da tam adıyla Church of St. Elizabeth ise anıta uzak, eski şehir b&ouml;lgesinin yakınında yer alıyor. Kiliseyi sona bırakmak planlarınızı alt &uuml;st edebilir, bu y&uuml;zden eski şehir b&ouml;lgesini gezerken buraya da mutlaka uğrayın. Kilise adeta bir biblo gibi, masmavi rengi ve zarif dekoratif s&uuml;slemeleriyle sizi bir s&uuml;reliğine etkisinde bırakıyor. Tam bir Art Nouveau eseri. İ&ccedil;ine girmeye vaktimiz olmadı ama dışı bile bu kadar b&uuml;y&uuml;ledi bizi.</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jun 2016 15:52:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/heykeller-sehri-bratislavab2a072125c0f2ca3197d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Salzburg</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/salzburg-4207</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/salzburg-4207</guid>
                <description><![CDATA[Coğrafi konum olarak: Alp dağlarının eteklerinde, Almanya sınırındadır. Aynı zamanda Salzach nehrinin kıyısında kurulu şehir ismini de bu nehirden almıştır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Coğrafi konum olarak: Alp dağlarının eteklerinde, Almanya sınırındadır. Aynı zamanda Salzach nehrinin kıyısında kurulu şehir ismini de bu nehirden almıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Zaten: şehrin ilk yerleşimcileri, burada hayatlarını &ldquo;zengin tuz &ccedil;&ouml;keltileri&rdquo; nden kazanmışlardır. Şehrin isminin Almanca anlamı &ldquo;Tuz kalesi&rdquo; demektir. Bu şehir: Avusturya &uuml;lkesinin genelinde olduğu gibi, klasik m&uuml;zikle anılır. &Uuml;nl&uuml; besteci &ldquo;Mozart&rdquo; bu şehirde doğmuştur. Mozart&rsquo;ın doğumunun 250&rsquo;nci yılı: 27 Ocak 2006 tarihinde b&uuml;y&uuml;k t&ouml;renlerle kutlanmıştır. &Ouml;te yandan, 36 yaşında yani &ccedil;ok gen&ccedil; yaşta &ouml;len bu &uuml;nl&uuml; bestecinin &ouml;l&uuml;m nedeni olarak, &uuml;st&uuml;n zekası s&ouml;yleniyor. Her yıl d&uuml;zenlenen &ldquo;Salzburg Festivali&rdquo; sırasında, klasik m&uuml;zik konserleri, binlerce kişinin buraya akın etmesine neden olur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehir, Avusturya &uuml;lkesinin d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; b&uuml;y&uuml;k şehridir. Kışın karlarla kaplı şehir: kışların en g&uuml;zel yaşanabileceği bir yer olarak &ouml;nem kazanır. Eski şehir ve yeni şehir: birbirinden kesin &ccedil;izgilerle ayrılmıştır. Salzach nehrini ge&ccedil;er ge&ccedil;mez bunu rahatlıkla hissedersiniz.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin başlıca gelir kaynağı &ldquo;turizm&rdquo; dir. Turizm &ouml;zellikle &ldquo;Mozart&rdquo; &uuml;zerine yoğunlaşmıştır. Mozart &uuml;r&uuml;nleri o kadar yoğundur ki, turistler bu &uuml;r&uuml;nlere milyonlarca euro &ouml;derler. Şehrin turizm &ouml;zellikleri: her yerinden huzur akan, m&uuml;zeleri bol, sokaklarında piyano sesleri &ccedil;ınlayan, tepesinde bir kale bulunan, havası tertemiz bir şehir olarak bilinir. Hatta: bu şehirde evden &ccedil;ok kilise bulunduğu s&ouml;ylenir. &Ouml;zellikle, şehrin ortasından akıp giden nehir ve kıyısındaki evler, muhteşem g&uuml;zeldir ve aynı zamanda d&uuml;zg&uuml;n şehirleşmenin &ouml;rneklerini sunarlar. Nehir kıyısındaki &ccedil;imenlere uzanarak, kalenin muhteşem g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n eşliğinde, eski şehri izlerken g&uuml;neşin batışını da g&ouml;rebilirsiniz. Evet, bu şehirde yaklaşık 160 bin kişi yaşarken, Casino nedeniyle &ouml;zellikle yerli turistler de yoğun bir hareketlilik sağlar ve şehir n&uuml;fusu s&uuml;rekli olarak bu rakamın &uuml;st&uuml;nde bulunur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde: Salzburg, Avusturya &uuml;lkesi i&ccedil;inde, bağımsız bir şekilde y&ouml;netilen tek eyalettir. Aynı zamanda: Roma İmparatorluğundan geriye kalan tek bağımsız eyalettir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Keltler ve Romalılar d&ouml;neminde de varlığını s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Ancak, şehrin &ouml;nemini kazanması: 8. y&uuml;zyıldaki misyonerlik hareketleriyle ger&ccedil;ekleşmiştir. Yaklaşık 700 yılında St.Rupert tarafından kurulan kilise ile şehir, b&ouml;lgenin en &ouml;nemli sprit&uuml;el merkezlerinden biri haline gelmiştir ki, bu &ouml;zelliğini g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de s&uuml;rd&uuml;rmektedir. Şehir, 798 yılında, Kutsal Roma İmparatorluğu i&ccedil;inde, arşid&uuml;kl&uuml;k &uuml;nvanını kazanır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin asıl gelişme d&ouml;nemi ise, 14. y&uuml;zyılda başlamıştır. Ana vatanı olan Bavyera&rsquo;dan ayrılan şehir: 1816 yılında: Avusturya&rsquo;ya katılmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">12 Mart 1938 tarihinde, şehir Almanlar tarafından işgal edilir. Alman birlikleri şehre girmelerinin hemen ardından: şehirdeki Yahudileri ve diğer azınlıkları toplayarak, &ouml;l&uuml;m kamplarına s&uuml;rg&uuml;n ettiler. II. D&uuml;nya savaşı sırasında kurulan &ldquo;Salzburg-Maxglan&rdquo; toplama kampı: bu &ouml;l&uuml;m kamplarından birisi olarak bilinir. İnsanlar buraya toplanıyor ve yerli sanayide ucuz işg&uuml;c&uuml; olarak, &ouml;lene kadar &ccedil;alıştırılıyorlardı. Savaşın bitimine yakın, m&uuml;ttefik g&uuml;&ccedil;ler tarafından şehir bombalanır. &Ouml;zellikle. Salzburg tren istasyonunun &ccedil;evresinde, yoğun bombardıman sonucu mevcut yapıların b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml; yıkılır, yok olur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Sonu&ccedil;ta: M&uuml;ttefik g&uuml;&ccedil;leri 5 Mayıs 1945 tarihinde, Salzburg şehrine girerler. Şehrin yakın ge&ccedil;mişinde, yine &ouml;nemli bir olay vardır. II. D&uuml;nya savaşından kalma bir bombanın tespit edilmesi &uuml;zerine, bulunduğu yerden &ccedil;ıkarılması &ccedil;alışmaları sırasında, bomba patlar ve tren istasyonunda b&uuml;y&uuml;k hasar meydana gelir, 2 kişi &ouml;l&uuml;r ve &ccedil;ok sayıda insan yaralanır. Hatta: takip eden s&uuml;re&ccedil;te, uzun zaman, evlerin &ccedil;atılarında şarapnel par&ccedil;aları g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1997 yılında, Salzburg şehrinde bulunan &ldquo;Eski Şehir&rdquo; ve &ldquo;Sch&ouml;nbrun Sarayı&rdquo;: D&uuml;nya K&uuml;lt&uuml;r Mirası Listesi&rsquo;ne dahil edilerek koruma altına&nbsp;</span></span><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">alınmıştır. <span style="font-size:10px;"><em><strong>gezi-yorum</strong></em></span></span></p>
<div>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 May 2016 17:59:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/salzburg2ea7fea4d49cf643891b.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarih Kokulu Şehir Toledo</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/tarih-kokulu-sehir-toledo-3887</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/tarih-kokulu-sehir-toledo-3887</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Toledo &nbsp;İspanya&rsquo;nın ortasında Kastilya-La Mancha b&ouml;lgesinin &nbsp;merkezi şehir. Madrid&rsquo;in 80 km g&uuml;neyinde, &uuml;&ccedil; yanı Tajo Nehriyle &ccedil;evrili engebeli bir burnun &uuml;zerinde yer alır. 2005 n&uuml;fusu 75,578&rsquo;dir. Şehrin Romalılar zamanındaki adı Toletum&rsquo;dur. Milattan sonraki sekizinci asırdaki M&uuml;sl&uuml;man Arap fethinden sonra şehrin adı Araplarca ve diğer M&uuml;sl&uuml;man milletler tarafından Tuleytula olarak tanındı.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Toledo bug&uuml;n &ouml;nemli bir turizm alanına sahiptir. Dış &uuml;lkelerden buraya yoğun bir turizm akımı vardır. Toledo&rsquo;nun tarihi b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n de dahil olduğu 40 İspanya eseri UNESCO D&uuml;nya Miras Listesi&rsquo;ne girmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Tarih</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Romalı tarih&ccedil;i Livius eski bir yerleşme olan Toledo&rsquo;dan k&uuml;&ccedil;&uuml;k, ama konumu a&ccedil;ısından m&uuml;stahkem bir kent olarak s&ouml;z eder. Yunan ya da Fenike k&ouml;kenli olan Toledo, M&Ouml; 193&rsquo;te Romalı general Marcus Fulvius Nobilior tarafından fethedildi ve Romalılaştı; Toletum adını alan kent, zamanla &ouml;nemli bir Roma kolonisi ve Carpentia&rsquo;nın merkezi oldu.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">6. y&uuml;zyılın ikinci yarısında, 554&rsquo;e doğru Athanagild buraya yerleşince, Vizigotlar&rsquo;ın ger&ccedil;ek tinsel başkenti durumuna geldi. Arius&ccedil;u Kral Recaredo kentte toplanan bir konsil sırasında Hıristiyanlığı benimsedi (589).</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">711&rsquo;de M&uuml;sl&uuml;man Araplar&rsquo;ın eline ge&ccedil;en kent, ayrıcalıklarını C&oacute;rdoba&rsquo;ya kaptırdı. Tuleytule olarak anıldığı Magripliler d&ouml;neminde (712-1085) kentte &ouml;nemli bir Mustarib (Arap&ccedil;a konuşan Hıristiyanlar) topluluğu yaşıyordu. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden, İslama karşı bir direniş ve ulusal bağımsızlık merkezi durumuna geldi ve bu durum kanlı bastırmalara, &ouml;zellikle 797 bastırmasına yol a&ccedil;tı. 10. yy başında, yaklaşık elli yıl boyunca &ouml;zerk bir Arap devletine merkezlik etti. &Uuml;lkeye egemen olan Emeviler, belediyecilik, k&uuml;lt&uuml;r ve iktisat alanında (toledo deri ve &ccedil;elikleri) kentin gelişmesine katkıda bulundular.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">11. y&uuml;zyılın başında, C&oacute;rdoba halifesi g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belli edince, 1085&rsquo;te Le&oacute;n ve Castilla kralı VI. Alfonso Toledo&rsquo;yu fethetti. Toledo bu tarihten sonra Kastilya&rsquo;nın en &ouml;nemli siyasal ve toplumsal merkezi haline geldi. Aynı d&ouml;nemde kentte Hıristiyan, Arap ve Yahudi k&uuml;lt&uuml;rleri arasında bir kaynaşma yaşandı. Bunun en iyi &ouml;rneği X. Alfonso&rsquo;nun (Akıllı) 13. y&uuml;zyılda kurduğu &Ccedil;evirmenler Okulu&rsquo;ydu. &Ouml;zellikle kentin &ccedil;evirmenler okulu, Arap bilim ve felsefesiyle Yunan felsefesinin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n Avrupa&rsquo;da tanıtılmasını sağladı. Toledo d&ouml;rt y&uuml;zyıl boyunca, İber Yarımadası&rsquo;nın k&uuml;lt&uuml;r ve din merkezi işlevini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Ancak, 16. y&uuml;zyılda Comunero Ayaklanmaları ve bu ayaklanmaları bastırmak i&ccedil;in yapılanlar kenti g&uuml;&ccedil;ten d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;. Kral II. Felipe&rsquo;nin Madrid&rsquo;i başkent yapmasından (1560) sonra Toledo&rsquo;nun &ouml;nemi&nbsp;</span></span><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">azaldı.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bunun &uuml;zerine ve imperial y coronada kenti unvanına karşın, Toledo artık bir sanat kenti ve hayvancılıkla ipek &uuml;retimine y&ouml;nelik geniş bir b&ouml;lgenin merkezi olmaktan &ouml;teye gidemedi. 1803-1813 arasında Fransızlartarafından işgal edildi. Alc&aacute;zar de Toledo savunması (22 Temmuz-28 Eyl&uuml;l 1936), İspanya İ&ccedil; Savaşı&rsquo;nın &ccedil;arpıcı olgularından biridir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Gezilecek yerler</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">K&uuml;lt&uuml;rel &ouml;zellikleriyle İspanya&rsquo;yı en iyi temsil eden şehir olarak kabul edilen Toledo, ulusal anıt ilan edilmiştir. Engebeli arazi yapısı nedeniyle &ccedil;oğu yokuş olan dar ve dolamba&ccedil;lı sokakların hepsi Zocodover Meydanı&rsquo;nda birleşir. Bazı kesimleri Roma ve Magripliler d&ouml;nemine ait, orta&ccedil;ağdan kalma San Servando Şatosu&rsquo;nun eteğindeki Alc&aacute;ntara K&ouml;pr&uuml;s&uuml; (kuzeydoğu) ile 13. y&uuml;zyılın sonlarında inşa edilen San Martin K&ouml;pr&uuml;s&uuml; (kuzeybatı) Tajo Nehrinin iki yakasını birbirine bağlar. Kent surlarının bazı b&ouml;l&uuml;mleri Vizigotlardan kalmış, ama b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml; Magripliler ya da Hıristiyanlar tarafından inşa edilmiştir. Aralarında VI. Alfonso&rsquo;nun 1085&rsquo;te şehre girerken kullandığı Eski Bisagra Kapısı&rsquo;nın (Puerta Vieja de Bisagra) da bulunduğu, değişik d&ouml;nemlerden kalma kapılar fazla hasar g&ouml;rmemiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bab&uuml;&rsquo;l-Merdum (10. y&uuml;zyıl) ve Las Toernerias camileri, Mud&eacute;jar &uuml;slubundaki (karma İspanyol-İslam mimari tarzı) Santa Maria la Blanca (12. y&uuml;zyıl) ve El Tr&aacute;nsito (14. y&uuml;zyıl; Sefhardi M&uuml;zesi&rsquo;ni kapsar) sinagogları, gene Mud&eacute;jar &uuml;slubundaki San Rom&aacute;n, Cristo de la Vega, Santiago del Arrabal ve Santo Tom&eacute; kiliseleri şehrin İslam etkisi taşıyan &ouml;nemli tarihsel yapılardandır. Ressam El Greco&rsquo;nun &ldquo;Kont Orgaz&rsquo;ın G&ouml;m&uuml;lmesi&rdquo; (1568-88) adlı &uuml;nl&uuml; tablosu Santo Tom&eacute; Kilisesi&rsquo;nin şapelindedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İspanyol gotik katedrallerinin en iyi &ouml;rneği olarak kabul edilen Toledo Katedralinin yapımına 1226&rsquo;da Kral III. Fernando d&ouml;neminde başlanmıştır. Kilisenin El Greco, Francisco Goya, Anthony van Dyck, Luis de Morales ve &ouml;teki &uuml;nl&uuml; ressamların tabloların bulunduğu zengin bir m&uuml;zesi vardır. San Juan de los Reyes Kilisesi Isabel &uuml;slubundadır. Bug&uuml;n bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; m&uuml;ze olan Santa Hermandad Evi (Casa de la Santa Hermandad) de aynı d&ouml;neme aittir. Hospital de Santa Cruz (16. yy) Arkeoloji ve G&uuml;zel Sanatlar M&uuml;zesi, kente egemen konumdaki kale ise Ordu M&uuml;zesi olarak kullanılmaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Toledo &ccedil;eliği, &ouml;zellikle de kılı&ccedil;ları, M&Ouml; 1. y&uuml;zyıldan beri &uuml;nl&uuml;d&uuml;r. Kentte b&uuml;y&uuml;k bir sailah fabrikasıyla Mud&eacute;jar &uuml;slubunda metal eşya &uuml;reten at&ouml;lyeler vardır.tr wikipedia</span></span></p>
<div>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Feb 2016 14:06:26 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/tarih-kokulu-sehir-toledodd75ad4d9fdc37ed7cf8.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bükreş</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/bukres-3638</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/bukres-3638</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde şehir son derece planlı ve konut sorununun yaşanmadığı bir şehirdir. Romanya’nın ticaret merkezid]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	B&uuml;kreş, Romanya&rsquo;nın başkentidir. Romanya Ovasının ortasında, Tuna Nehri&rsquo;nin bir kolu olan D&acirc;mbovița&rsquo;nın kıyısında kurulmuştur. N&uuml;fusu 2 milyon civarındadır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde şehir son derece planlı ve konut sorununun yaşanmadığı bir şehirdir. Romanya&rsquo;nın ticaret merkezidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Tarih</strong></p>
<p>
	&Ccedil;ok eski yerleşim yeri olduğunu g&ouml;steren arkeolojik kalıntılar olmakla beraber B&uuml;kreş (Bucureşti) adına ilk defa 1459&rsquo;dan kalma yazılı belgelerde rastlanmıştır. 1448-1476 arasında &uuml;&ccedil; d&ouml;nem tahta &ccedil;ıkan III. Vlad Tepeş (Kazıklı Voyvoda), Eflak Devletini ve &ouml;zellikle o d&ouml;nemde başkent olan Tirgovişte&rsquo;yi Osmanlılara karşı korumak i&ccedil;in B&uuml;kreş Kalesi&rsquo;ni yaptırdı. Ardından bir&ccedil;ok başka yer de tahkim edilmişti. Bilhassa eline ge&ccedil;irdiği M&uuml;sl&uuml;manları kazığa vurarak azap i&ccedil;inde &ouml;ld&uuml;rmesi sebebiyle T&uuml;rkler Vlad Tepeş&rsquo;e Kazıklı Voyvoda derlerdi.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Fatih Sultan Mehmet, Vlad&rsquo;ın bu katliamları &uuml;zerine 1462&rsquo;de Eflak &uuml;zerine b&uuml;y&uuml;k bir sefer d&uuml;zenledi. Bir ay s&uuml;ren hareket neticesinde Eflak, Osmanlıların m&uuml;mtaz bir eyaleti h&acirc;line geldi. B&ouml;ylece Osmanlı idaresine giren B&uuml;kreş, hızla gelişerek Eflak&rsquo;ın başlıca ekonomi merkezi oldu. 1659&rsquo;da başkent yapıldı. K&uuml;rk&ccedil;&uuml;ler sokağı ve Eyerciler sokağı gibi bazı sokak isimleri şehirde loncaların kurulduğunu g&ouml;stermektedir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Eflak ve Boğdan, Romanya Prensliğini oluşturmak &uuml;zere birleştirildi ve 1862 yılında, B&uuml;kreş yeniden &uuml;lkenin başkenti oldu; 1881 yılında, 19. y&uuml;zyılın ikinci yarısında I. Carol altında Romanya&rsquo;nın yeniden ilan Krallığı&rsquo;nın siyasi merkezi haline geldi. Bu y&uuml;zyılda kentin n&uuml;fusu &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de artmıştır ve kentsel gelişmede yeni bir d&ouml;nem başlamıştır. Bu d&ouml;nemde, gaz aydınlatmasında, tramvaylar ve sınırlı elektrifikasyon getirilmiştir.</p>
<p>
	18. y&uuml;zyıldan başlayarak B&uuml;kreş&rsquo;e mahall&icirc; prensler yerine İstanbul&rsquo;daki Fenerli Rumlardan se&ccedil;ilen y&ouml;neticiler yollandı. 1821&rsquo;de Tudor Vladimirescu &ouml;nderliğinde başlayan ayaklanma sonucunda, Fener y&ouml;netimine son verildi. 1859&rsquo;daki ayaklanmadan sonra da Eflak ve Boğdan birleşti ve 1862&rsquo;de de B&uuml;kreş Romanya&rsquo;nın başkenti ilan edildi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Romanya tamamen ayrıldı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Romanya&rsquo;da kom&uuml;nizmin kurulmasının ardından, şehir b&uuml;y&uuml;meye devam etti. &Ccedil;oğu kule bloklarına hakim olan yeni il&ccedil;eler inşa edildi. Nikolay &Ccedil;avuşesku liderliği (1965-1989) sırasında şehrin tarihi b&ouml;l&uuml;mlerinin &ccedil;oğu yıkıldı. 4 Mart 1977&rsquo;te kentin 135 km (83.89 mil) uzağında, Vrancea merkezli olarak bir deprem meydana geldi ve 1500 kişinin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne ve şehrin tarihi merkezinde fazla hasara yol a&ccedil;tı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	2000 yılından sonra kentin modernize ve kentsel yenilemesi deva etmektedir. B&uuml;kreş&rsquo;in tarihi merkezinde restorasyon &ccedil;alışmalarının yanı sıra, Konut ve ticari gelişmeler &ouml;zellikle kuzey b&ouml;lgelerinde devam etmektedir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	B&uuml;kreş&rsquo;teki en &ouml;nemli y&uuml;ksek &ouml;ğretim kurumları Gheorge Gheorghui-Dej Politeknik Enstit&uuml;s&uuml; ve B&uuml;kreş &Uuml;niversitesi&rsquo;dir. Ayrıca, &ccedil;ok sayıda araştırma merkezi ile bilim ve sanat dallarında &ouml;ğrenim veren y&uuml;ksek okullar vardır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	İmalat sanayisi olarak, başta makine aletleri ve tarım makineleri, elektrik ve otomotiv donanımı, otob&uuml;s ve troleyb&uuml;s yapımı sayılabilir. Ulaşım bakımından metro ve tramvay olarak gelişmiş durumdadır. Kaynak:tr.wikipedia</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Dec 2015 16:20:50 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/bukres82695a855822a34c5090.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suudi Arabistan&#039;ın Modern Şehri; Cidde</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/suudi-arabistanin-modern-sehri-cidde-3487</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/suudi-arabistanin-modern-sehri-cidde-3487</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&uuml;lkenin kuzeyinde, Kızıldeniz kıyısında Mekke yakınlarında kurulmuş olan Cidde kenti, Suudi Arabistan&rsquo;ın Riyad&rsquo;dan sonra en b&uuml;y&uuml;k ikinci şehridir. Şehirde kanalizasyon şebekesi bulunmamaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İklim / Hava Durumu</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Sert ve sıcak &ccedil;&ouml;l ikliminin hakim olduğu Cidde i&ccedil; kesimlere nazaran sahil şeridinde olması nedeni ile biraz daha yumuşak bir havaya sahiptir. Yazlar 45 derece, kışlar 20 derecelerde seyretmektedir.</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Nasıl Gidilir?</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">THY ve Saudi Arabian Airlines&rsquo;ın İstanbul&rsquo;dan Cidde&rsquo;ye direkt u&ccedil;uşu bulunmaktadır. U&ccedil;uş s&uuml;resi yaklaşık 3 saat 45 dakikadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ne Zaman Gidilir?</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Yazların aşırı sıcak ge&ccedil;mesi nedeniyle, kış aylarında seyahat etmek daha uygundur&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Yemek / Restoran / Ne Yenir Ne İ&ccedil;ilir?</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Cidde, aklınıza gelebilecek b&uuml;t&uuml;n mutfaklardan lezzetler sunan bir men&uuml;ye sahiptir. İtalya, Orta Doğu, Fars, Fransa, geleneksel mutfaklar, &ouml;rnek olarak g&ouml;sterilebilir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Kentte yaşayan farklı etnik k&ouml;kenli n&uuml;fus yapısı, olduk&ccedil;a zengin bir geleneksel mutfağı ortaya &ccedil;ıkarmıştır. Nejdi Kabsa ve Yemeni Mandi, geleneksel Suudi mutfağının en &ouml;nemli tatları arasında yer alır. Izgara et, ulusal mutfakta apayrı bir yere sahiptir. Kavurma, k&ouml;fte ve kebap, bu t&uuml;r lezzetlerin başında gelir. &Ouml;te yandan Cidde, d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; fast-food zincirlerine ev sahipliği yapan bir kenttir.</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&Ouml;nemli Yerler / Gezilecek Yerler</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Antik kent b&ouml;l&uuml;m&uuml;,</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Kızıl Deniz sahilindeki Orta&ccedil;ağ kalıntıları,</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Eski kent b&ouml;lgesi, Al-Balad b&ouml;lgesi,</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Sharbatly ve Naseef evleri,</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Kral Fahd Su Fiskiyesi&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ulusal Ticaret Bankası,Cidde Belediye Kulesi,</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ne Yapılır?</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">L&uuml;ks yaşam, Cidde&rsquo;de hemen g&ouml;ze &ccedil;arpar. Yedi yıldızlı oteller, modern binalar, geniş bulvarlar, antik kent b&ouml;l&uuml;m&uuml; ve Kızıl Deniz sahilindeki Orta&ccedil;ağ kalıntıları, kentin en etkileyici par&ccedil;alarıdır. Kentin eski b&ouml;l&uuml;m&uuml;, geleneksel evler ile s&uuml;sl&uuml;d&uuml;r. Al-Balad, yan yana duran g&ouml;rkemli g&ouml;kdelenlere ve tarihi binalara ev sahipliği yapar. Kızıl Deniz sahilinden alınan mercan kayalarından yapılmış buradaki evlerden Sharbatly ve Naseef, en ilgi &ccedil;ekenleridir. 1980&rsquo;li yıllarda inşa edilmiş olan Kral Fahd Su Fiskiyesi, suyu 312 m y&uuml;ksekliğe kadar p&uuml;sk&uuml;rt&uuml;r.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Limanda yer alan bu eser, d&uuml;nyanın en y&uuml;kseğe su p&uuml;sk&uuml;rten fiskiyesidir. Aydınlatılmış renkli g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leriyle geceleyin bambaşka bir b&uuml;y&uuml;ye sahiptir.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ulusal Ticaret Bankası, Suudi Arabistan&rsquo;daki en uzun binalarıdır &uuml;lkenin ilk bankasıdır. Ayrıca, Cidde metropol&uuml;n&uuml;n merkezi konumundaki Cidde Belediye Kulesi, &uuml;lkedeki diğer y&uuml;ksek kulelerdendir. Cidde, &ccedil;ok sayıda gezilebilecek tatil b&ouml;lgesine sahiptir.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Durrat Al-Arouse, bunların en &ccedil;arpıcı ve m&uuml;kemmel olanıdır. Bu turizm k&ouml;y&uuml;;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">ticaret merkezlerine, alışveriş mekanlarına, otellere, dinlenme yerlerine, eğlence parklarına, golf kul&uuml;pleri ve daha bir&ccedil;ok olanağa ev sahipliği yapar.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Gece Hayatı</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">T&uuml;m K&ouml;rfez &uuml;lkelerinde olduğu gibi g&uuml;nd&uuml;zlerin aşırı sıcak ge&ccedil;mesi, Arapların gece gezmesine ve alışveriş merkezlerinin ge&ccedil; saatlere kadar a&ccedil;ık olmasına neden olmaktadır. T&uuml;m alışveriş merkezlerinde ve merkezi lokasyonlarda hayat ge&ccedil; saatlere kadar devam eder.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Alışveriş / Ne Alınır?</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Tahliya, Cidde&rsquo;nin en g&ouml;zde alışveriş caddesidir. Bu &ouml;nemli moda caddesi; d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; zincir mağzalarını bulunduran &ccedil;ok sayıda l&uuml;ks mağaza ve butiğe ev sahipliği yapar. Kentin tarihi b&ouml;l&uuml;m&uuml; olan Al-Balad; l&uuml;ks alışveriş merkezlerine, geleneksel sokak satıcılarına ve a&ccedil;ık hava pazarlarına ev sahipliği yapar. Mahmood Saeed</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Alandalus, Cidde&rsquo;nin en b&uuml;y&uuml;k alışveriş merkezlerindendir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Dikkat Edilmesi Gerekenler / &Ouml;nemli Bilgiler&nbsp;</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Riyad&rsquo;a g&ouml;re &ccedil;ok daha l&uuml;ks ve modern bir kenttir. Ancak yine burada da t&uuml;m &uuml;lkede olduğu gibi kılık kıyafet konusunda dikkatli davranılmalıdır. Şehirde &ccedil;ok sayıda 7 yıldızlı otel ve l&uuml;ks restoranlar olsa da otellerde dahi alkol bulunmamaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;Ramazan d&ouml;neminde yiyecek i&ccedil;ecek satan d&uuml;kkanlar ve restoranlar kapalıdır. &Uuml;lkemizden Cidde&rsquo;ye yapılan turlar olduk&ccedil;a seyrektir. &nbsp;Kaynak: Wikipekia, Gezimanya</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Nov 2015 16:08:51 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/suudi-arabistanin-modern-sehri-cidde163596806d4456bf5e6b.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanların Toplandığı Şehir; Küfe</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/insanlarin-toplandigi-sehir-kufe-3486</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/insanlarin-toplandigi-sehir-kufe-3486</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	K&ucirc;fe adı konusundaki tarih kaynaklarında farklı g&ouml;r&uuml;şler vardır. İsmin S&uuml;ry&acirc;n&icirc;ce veyaFars&ccedil;a k&ouml;kenli olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi arazi şeklinden hareketle &ldquo;yuvarlak kum tepesi, &ccedil;akıltaşları ile karışmış kum tepesi&rdquo; veya &ldquo;insanların toplandıkları yer&rdquo; anlamlarını taşıyan Arap&ccedil;a K&ucirc;fe kelimesinden geldiği yahut şehrin ismini buradaki K&ucirc;f&acirc;n adlı bir tepeden aldığı da kaydedilmektedir. Kaynaklarda şehrin 14-19 (635-640) yılları arasında kurulduğuna dair farklı rivayetlereyer verilmekle birlikte genellikle 17&rsquo;de (638) tesis edildiği belirtilir.Şehrin kuruluş tarihiyle ilgili İhtil&acirc;fların temeli, K&ucirc;feliler ile Basralılar arasındaki rekabete ve her iki tarafın kendi şehirlerini diğerine g&ouml;re daha &ouml;nce kurulmuş g&ouml;sterme &ccedil;abasına dayanmaktadır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Hz. &Ouml;mer&rsquo;in emriyle Sa&rsquo;d b. Eb&ucirc; Vakk&acirc;s tarafından kurulan şehir, B&acirc;bil harabelerinin g&uuml;neyinde Fırat&rsquo;ın batı kenarında kurulmuş olup Necef ile Kerbel&acirc; arasında ve H&icirc;re&rsquo;nin 5 km. kuzeyindedir; Bağdat&rsquo;tan uzaklığı ise 170 kilometredir. Bağdat&rsquo;tan bir asır &ouml;nce kurulmuş olan K&ucirc;fe İslam tarihinde &ouml;nemli k&uuml;lt&uuml;r ve idare merkezlerindendir. K&acirc;disiye Savaşı&rsquo;nın ardından fethedilen Med&acirc;in şehrine ge&ccedil;ici olarak yerleştirilen Arapların sağlığı y&ouml;renin rutubetli iklimi ve sivrisineklerinin &ccedil;okluğu sebebiyle bozulmuş, aynı şekilde deve ve koyunlar da zarar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Bug&uuml;n t&uuml;rbesi/makamı &Ccedil;orum&rsquo;da bulunan kendisi ilk M&uuml;sl&uuml;manlardan ve cennetle m&uuml;jdelenen on sahabeden biri olan ayrıca Irak&rsquo;ın fethinde başkomutan olan Sa&rsquo;d b. Eb&ucirc; Vakk&acirc;s&rsquo;ın durumu Hz. &Ouml;mer&rsquo;e bildirmesi &uuml;zerine halife, ordug&acirc;h şehir olması i&ccedil;in Medine ile arasında nehir engeli olmayan daha uygun bir yer tespit edilmesini istedi. &Ccedil;eşitli araştırmalardan sonra uygun arazi bulunarak Hadd&uuml;lezr&acirc; (S&ucirc;rest&acirc;n) denilen yerde &nbsp;hicri 17/miladi 638 yılında K&ucirc;fe adıyla yeni bir şehir kuruldu.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Hz.&Ouml;mer cevab&icirc; mektubunda sahab&icirc; Sa&rsquo;d b. Ebi Vakkas&rsquo; a ş&ouml;yle demekteydi: &ldquo;Araplar deve ile yaşarlar; deveye yarayan yerler, onlara da yarar. Bunun i&ccedil;in sen, onlara acımtırak ot biten bir yer bul. &nbsp;Fakat benimle onlar arasında deniz olmasın!&rdquo;</p>
<p>
	&nbsp;Sa&rsquo;d b. Eb&icirc; Vakkas; burayı kent merkezi olarak tespit ederken b&ouml;lgenin yapılacak seferler i&ccedil;in stratejik bir konuma sahip olması, yeni İslam&rsquo;a girenlerden farklı etnik k&ouml;kene mensup insanların burada yaşayabilmeleri, arazinin zengin tarım havzasına sahip olması ve ticaret g&uuml;zerg&acirc;hında bulunması gibi &ouml;zelliklerini g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alarak karar vermişti. Plana g&ouml;re merkeze cami yerleştirilmiş. Ana caddelerin tamamı da merkezi alana &ccedil;ıkmaktadır. Mescidin yakınında pazar yeri ve &ccedil;arşı yer alıyor. Mescit ile h&uuml;k&uuml;met konağının batısında geniş bir meydan bulunuyor. Yani şehir merkezden dışa doğru dairesel bir şekilde planlanmıştı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	K&ucirc;fe&rsquo;nin kurulduğu yerin, &ouml;zellikle b&ouml;lgede yapılacak asker&icirc; harek&acirc;t i&ccedil;in stratejik &ouml;neme ve zengin tarım havzalarına sahip olması ve ticar&icirc; g&uuml;zerg&acirc;h &uuml;zerinde bulunması gibi sebeplerle tercih edildiği anlaşılmaktadır. Asker&icirc; bir kamp ve garnizon olarak kurulmakla birlikte zamanla bir şehre d&ouml;n&uuml;şen K&ucirc;fe b&ouml;lgenin idar&icirc;, ticar&icirc; ve k&uuml;lt&uuml;rel bakımdan gelişmesinde rol oynamış, bu &ouml;zelliğiyle tercih sebebi olmuştur. K&ucirc;fe şehri, ilk İslami fetihlerin ardından kurulan şehirlerden biridir. Şehir, o tarihlerde bile bug&uuml;n bir&ccedil;ok modern şehri geride bırakabilecek şehir planına sahipti. Şehir, dışardan i&ccedil;eriye doğru 40, 30, 20 arşın genişliklerinde ve d&uuml;z caddelerin uzandığı, dairevi bir plan &uuml;zerine yapılmıştı. Şehrin merkezinde yaklaşık bin metre &ccedil;apında geniş&ccedil;e bir şehir meydanı hazırlanmıştı. Camii, alış- veriş merkezleri, idari ve k&uuml;lt&uuml;rel yapılar şehrin merkezine konmuştur. İlki Sa&rsquo;d bin Eb&icirc; Vakkas tarafından yaptırılan D&acirc;ru&rsquo;l-İm&acirc;re/vali konağı ve Beyt&uuml;&rsquo;l-Mal binası K&ucirc;fe caminin g&uuml;ney batı tarafında, meydana en yakın sokağa inşa ettirilmiştir. &Ouml;zellikle Hz. &Ouml;mer&rsquo;in emriyle K&ucirc;fe caminin hemen yanına yapılan ve i&ccedil;erisinde hem ilmi faaliyetlerin yapıldığı, hem de ticari faaliyetlerin yapıldığı ayrıca ipek pazarı olarak da kayıtlara ge&ccedil;en K&uuml;n&acirc;se isimli bir alışveriş ve k&uuml;lt&uuml;r merkezinin yaptırılmış olması ileri g&ouml;r&uuml;şl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n bir g&ouml;stergesi olsa gerek. K&ucirc;fe, İslam tarihi i&ccedil;inde &ouml;nemli bir k&uuml;lt&uuml;r ve siyaset merkezidir. Ancak halkı idarecilerden hep şikayet&ccedil;i olmuştur. Hatta onlar Hz. Sa&rsquo;d&rsquo;ı da &Ouml;mer&rsquo;e şikayet etmişler, &ldquo; namazı iyi kıldırmıyor&rdquo; demişlerdi. Sa&rsquo;d, halifeye durumu ş&ouml;yle anlattı: &ldquo; &nbsp;Ben onlara, Resulullah&rsquo;ın (s.a.) namazı gibi namaz kıldırıyorum; ilk iki rek&rsquo;atı yavaş, son iki rek&rsquo;atı s&uuml;r&rsquo;atli kıldırıyorum.&rdquo; Halife Hz. &Ouml;mer, bir ka&ccedil; vali değiştirdikten sonra, bir ara, &ldquo;K&ucirc;fe halkına karşı, bana kim yardım eder? Onlara dirayetli &nbsp;birini vali tayin etsem, onu azgın ve facir g&ouml;steriyorlar; zayıf birini tayin etsem, k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;yorlar&rdquo; diye &ccedil;aresizliğini dile getirdi.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Bug&uuml;n ki modern ticaret merkezleriyle boy &ouml;l&ccedil;&uuml;şebilecek merkezler vardı. &Ouml;rneğin; S&ucirc;ku&rsquo;d-Dec&acirc;c, S&ucirc;ku&rsquo;s-Sen&acirc;n&icirc;r denen kedi, k&ouml;pek, kaz tavuk, hindi gibi evcil hayvanların satıldığı, S&ucirc;ku&rsquo;l-Hurrade denilen temizlik maddelerinin satıldığı, S&ucirc;ku&rsquo;r-Rumiyy&ucirc;n denilen yağ ticaretinin yapıldığı daha bir&ccedil;ok &ouml;zel pazarlar ve b&ouml;l&uuml;mler vardı. K&ucirc;fe şehri k&ouml;pr&uuml;leriyle, otel/han, hamamlar ve hapishaneleriyle, eğlence merkezleriyle, park ve bah&ccedil;eleriyle, kerpi&ccedil; yerine tuğladan yapılmış evleriyle, geniş yol ve meydanlarıyla, bol i&ccedil;me suyu teminiyle, şehrin &ccedil;&ouml;plerini toplayan resmi g&ouml;revlileriyle modern bir şehirde g&ouml;r&uuml;lebilen t&uuml;m ana unsurları barındırmaktaydı. K&ucirc;fe gizlilik i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;t&uuml;len Abbas&icirc; davetinin merkezi durumundaydı. İmam Muhammed b. Ali, Abbas&icirc; propagandasını &ouml;nce K&ucirc;fe&rsquo;de başlatmıştı. Bağdat kuruluncaya kadar bir s&uuml;re Abb&acirc;s&icirc;ler&rsquo;in y&ouml;netim merkezlerinden biri olarak kalan K&ucirc;fe&rsquo;nin &ouml;nemi daha sonra &Ouml;zellikle asker&icirc; ve ilm&icirc; a&ccedil;ıdan uzun s&uuml;re devam etti. &nbsp;Abbasiler, Emevilere karşı ilk m&uuml;cadeleyi Kufe&rsquo;den başlatmıştır. Yine ilk Abbasi halifesi Seffah 749 yılında halifeliğini &nbsp;burada ilan etmiştir. Şehir, Bağdat kurulana dek Abbasi hanedanının başkenti olmayı s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Abbasiler d&ouml;neminde de isyanlar yaşayan şehir bu d&ouml;nemde harap oldu ve g&ouml;zden d&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>K&ucirc;fe&rsquo;deki İlm&icirc; Faaliyetler</strong></p>
<p>
	K&ucirc;fe&rsquo;nin kuruluş amacına ilaveten coğrafi konumu, hac g&uuml;zerg&acirc;hında oluşu, zamanla ticaret merkezi haline d&ouml;n&uuml;şmesi sebepleriyle b&ouml;lgede &ouml;nemli bir cazibe merkezi olmuştur. &Ouml;zellikle de Hz. &Ouml;mer&rsquo;in, &ldquo;kendisine Medine&rsquo;de ihtiyacım var&rdquo; dediği halde Abdullah b. Mes&rsquo;ud&rsquo;u (&ouml;.32) K&ucirc;fe&rsquo;ye Kadı ve Beyt&uuml;lmal emini olarak tayin etmesiyle beraber orada ilmi bir hareketlenme başlamıştır.Yine Abdullah b. Mes&rsquo;ud&rsquo;dan sonrada bir&ccedil;ok sahabe gerek yaşamak i&ccedil;in gerekse davet yurdu olarak K&ucirc;fe&rsquo;yi se&ccedil;mişlerdir.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Hz. Ali&rsquo;nin Rol&uuml;</strong></p>
<p>
	Res&ucirc;lullah&rsquo;ın arkadaşlarından K&ucirc;fe&rsquo;ye gelip yerleşenlerden biride Hz. Ali b. Eb&ucirc; Talip&rsquo;tir. Res&ucirc;lullah&rsquo;ın ifadesiyle ilmin kapısıdır. İbn Abbas&rsquo;ın ifadesiyle insanların en &acirc;limidir. Ancak O&rsquo;nun siyasi a&ccedil;ıdan &ccedil;ok karışık bir d&ouml;nem yaşaması, hep bu t&uuml;r m&uuml;cadeleler ve savaşlarla uğraşması O&rsquo;nu ilimle uğraşmaktan alıkoymuştur. Ancak Ali&rsquo;nin K&ucirc;fe&rsquo;de valilerine yazdığı mektuplarla, bizzat kendisinin gerek ticari işlerde gerekse siyasi ve cina&icirc; işlerde uygulamaları hukuka &ouml;nemli dayanak teşkil etmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; O, ashabın en bilgililerindendi. İbn Abbas Hz. Ali&rsquo;nin verdiği h&uuml;k&uuml;mler konusunda &ldquo;Eğer h&uuml;k&uuml;m Ali&rsquo;den gelmişse artık başkasının bilgisine başvurmazdık. Hz. Ali&rsquo;nin hilafetinde K&ucirc;fe&rsquo;de Eb&ucirc; Musa el-Eş&rsquo;ar&icirc;, Muğ&icirc;re b. Şu&rsquo;be, Enes b. Malik ve Huzeyfe gibi b&uuml;y&uuml;k sahabeler de bulunmaktaydı&nbsp;</p>
<p>
	<strong><br />
	</strong></p>
<p>
	<strong>Sonu&ccedil; Olarak</strong></p>
<p>
	Kufe İslamın ilk yıllarında pek &ccedil;ok siyasi karışıklığın yaşandığı şehir olmuştur. Halifeler &Ouml;mer ve Osman zamnında halk ile g&ouml;nderilen valiler arasındaki huzursuzluklar &ccedil;ıktı. Hz.Osman&rsquo;ın y&ouml;netiminden de hoşnut olmayan Basra ve Kufeliler Medineyi &nbsp;kusattı. Hz.Osman&rsquo;ı şehit grup i&ccedil;inde Kufeliler de bulunmaktaydı. Yeni halife Hz.Ali&rsquo;ye Cemel ve Sıffin savaşlarında destek &nbsp;veren Kufeliler hakem olayında Hz.Ali&rsquo;ye muhalefet ettiler. Hariciler tarafından Kufe Cami&rsquo;nde şehit edilen Hz.Ali Kufe&rsquo;de defnedildi.Yerine gelen Muaviye isyan eden Kufeli Haricilerle m&uuml;cadeleye başladı. Vali İbn &Uuml;mm&uuml;&rsquo;l Hakem isyanı bastırdı ve Haricileri &nbsp;ortadan kaldırdı. Kufeliler Muaviye&rsquo;nin yerine kendini halife ilan eden Yezid&rsquo;e biat etmeyen Hz.H&uuml;seyin&rsquo;e destek oldular ve onu halife olarak tanıyacaklarına dair haberler g&ouml;nderdiler. Ancak Yezid&rsquo;in valisi Ubeydullah bin Ziyad sert &ouml;nlemleriyle Kufeliler h&uuml;seyin&rsquo;e biatten vazge&ccedil;tiler. Bundan habersiz olarak Kufe&rsquo;ye yola &ccedil;ıkan Hz.H&uuml;seyin ve yakınları valinin g&ouml;nderdiği ordu tarafından 680 yılında Kerbela&rsquo;da şehit edildiler. Bu olaydan etkilenen Kufelileri vali kılı&ccedil;tan ge&ccedil;irdi. Daha sonra şehri sert &ouml;nlemlerle y&ouml;neten Emevi halifeleri zamnında isyanlar hi&ccedil; durmadı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Osmanlı D&ouml;nemi&nbsp;</strong></p>
<p>
	Osmanlılar d&ouml;neminde K&ucirc;fe, Kerbel&acirc; sancağının Necef kazasına bağlı bir nahiye merkezi durumunda kimliğini devam ettirmiştir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise K&ucirc;fe, Necef muhafazasına bağlı bir il&ccedil;e merkezidir. Başlangı&ccedil;ta Necef ile aralarında 10 km. kadar bir uzaklık bulunurken bug&uuml;n iki şehir &acirc;deta birbiriyle bitişmiş durumdadır. &nbsp;Kaynaklar; &nbsp;1-Prof. Dr. Mustafa Fayda tarafından terc&uuml;me edilmiş olan Belaz&uuml;r&icirc;&rsquo;nin Fut&ucirc;hu &lsquo;l-b&uuml;ldan eseri, 2-Ali Y&Uuml;KSEK - İslam Hukuk Tarihinde Kufe&rsquo;nin yeri, 3-tr.wikipedia.org</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Nov 2015 16:04:32 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/insanlarin-toplandigi-sehir-kufe5d6f2e1791928f7b46e5.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hannover</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/hannover-3485</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/hannover-3485</guid>
                <description><![CDATA[Almanya’nın Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyâletinin başkentidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Almanya&rsquo;nın Aşağı Saksonya (Niedersachsen) ey&acirc;letinin başkentidir. N&uuml;fusu 515.000&rsquo;in &uuml;st&uuml;ndedir. Olduk&ccedil;a geniş yeşil alanlara ve parklara sahip olan kent, aynı zamanda Almanya&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k fuar kentidir. D&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; Expo fuarı 2000 yılında burada yapılmıştır. Ayrıca her yıl d&uuml;zenlenen Cebit Bilişim Fuarı ile de kent turist &ccedil;ekmektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Hannover, II. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;ndan &ccedil;ok zarar g&ouml;rm&uuml;ş olan bir kent olduğu i&ccedil;in tarihi yerleri az, eski şehri (Altstadt) ise k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;r. &Uuml;nl&uuml; filozof ve matematik&ccedil;i Gottfried Wilhelm Leibniz bu kente hayatının bir d&ouml;nemini ge&ccedil;irmiş ve burada&nbsp;</span></span><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ouml;lm&uuml;şt&uuml;r.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Tarih&ccedil;e</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Orta&ccedil;ağda Leine nehrinin sol (g&uuml;ney) kıyısında kurulmuş olan kentin adının Y&uuml;ksek Kıyı anlamına gelen Honovere tabirinden geldiği sanılmaktadır. &Ouml;nceleri salcı ve balık&ccedil;ıların yaşadığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kent olan Hannover, 13. y&uuml;zyılda ticaret yollarının kesiştiği, nispeten b&uuml;y&uuml;k bir şehir haline gelmiştir. Kara taşımacılığının zorlu olduğu bir d&ouml;nemde, nehrin gemilerle kullanılabilir kuzey kısmında yer alması, ticari a&ccedil;ıdan b&uuml;y&uuml;mesinin etkenlerinden biri olarak sayılır. Bir Hansa ticaret birliği şehri olan Bremerhaven&rsquo;e Leine nehri ile bağlı olması ve Kuzey Almanya D&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n(de&bull;en) g&uuml;neyinde, Harz dağlığının ise batısında bulunması doğu ile batı arasındaki katır kervanları da dahil olmak &uuml;zere &ouml;nemli bir kavşak noktası durumundaydı. Hannover şehri, Ren, Ruhr ve Saar nehri vadileri ile g&uuml;ney doğusunda bulunan sanayi merkezlerine, doğusu ve kuzeyindeki d&uuml;zl&uuml;k b&ouml;lgelere a&ccedil;ılan bir kapı ve Harz dağlığının eteklerinde seyreden, Aşağı Saksonya, Saksonya ve Turingiya arasındaki kara trafiği i&ccedil;in &ouml;nemli bir merkez durumundaydı.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">II. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nda Hannover</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İkinci D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nda, Hannover &ouml;nemli bir kavşak noktasıydı. Bu &ouml;zelliği ve olduk&ccedil;a gelişmiş silah sanayii 1940 yılından itibaren başlayan m&uuml;ttefiklerin hava saldırılarına fazlasızyla maruz kalmasına neden oldu. Şehrin &ouml;nemli holdingleri St&ouml;cken semtindeki AFA, Misburg semtindeki Deurag-Nerag, Vahrenwald ve Limmer semtlerindeki Continental, Linden semtindeki Hanomag ve NMH ve Ricklingen semtiyle Laatzen&rsquo;deki Al&uuml;minyum İşletmeleri (VLW) idi. Hava saldırıları sadece silah sanayii tesisleri ve demir yollarıyla sınırlı olmayıp, &ouml;zellikle mesken alanlarını da vurdu. Savaş boyunca 6.700 civarında şehir sakini m&uuml;ttefiklerin bomba yağmurunda can verdi. 150.000 haneden yaklaşık %5&rsquo;i ayakta kalmayı başarabilmiştir. Savaştan sonra Aegidienkirche harabesi yeniden imar edilmeyerek savaş kurbanları ve zorbalık anıtı olarak harap halde bırakıldı..</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Savaştan sonra Hannover Almanya&rsquo;nın Britanya g&uuml;&ccedil;leri tarafından istila edilmiş b&ouml;lgesinde kalıp, 1946 yılında Federal Almanya&rsquo;da eyaletler kurulduğunda Aşağı Saksonya eyaletinde yer aldı.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Coğraf&icirc; konumu ve yapısı</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Hannover Almanya&rsquo;nın kuzeyinde yer almaktadır. Şehrin g&uuml;neyinde &uuml;niversite şehri olan G&ouml;ttingen, doğusunda Volkswagen&rsquo;nın fabrikasının kurulmuş olduğu Wolfsburg bulunmaktadır. Vadi &uuml;zerine kurulu olan şehir tamamen d&uuml;md&uuml;zd&uuml;r, bu &ouml;zelliği sayesinde &ouml;zellikle yazın şehrin bisikletle dolaşılması imk&acirc;nını sağlamaktadır.Şehrin i&ccedil;inden Leine nehri ge&ccedil;mektedir. Ayrıca şehirde yapay oluşturulmuş bir g&ouml;l olanMaschsee vardır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&Ouml;zellikle, Ağustos ayında yapılan Maschsee festivali olduk&ccedil;a ilgi &ccedil;ekicidir. Bunun haricinde, yeni belediye binasının (Neues Rathaus) arkasında da bir g&ouml;let bulunmaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İklim</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Hannover&rsquo;de yıl boyunca ortalama sıcaklık&nbsp;</span></span><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">8,7 &deg;C civarında g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bunun yanında kış aylarında sıcaklık 0 &deg;C&rsquo;nin altına &ccedil;ok nadir d&uuml;şmektedir. Bol yağış alan bir coğrafi alan i&ccedil;erisinde yer alan Hannover&rsquo;e yılda ortalama 660 mm. yağış d&uuml;şmektedir. Mayıs - Ağustos ayları arasında sıcaklık artmakta ve 22-27&deg;C civarına &ccedil;ıkabilmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ekonomi</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Hannover genel itibariyle sanayi, hizmet ve ticaret kentidir. Bunların yanı sıra d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k fuarlarına ev sahipliği yapmaktadır. TUI, Bahlsen, Komatsu-Hanomag, Solvay, Sennheiser Electronic, KIND İşitme Cihazları, Rossman, BREE d&uuml;nya &ccedil;apında &uuml;retim yapan ve tanınan b&uuml;y&uuml;k firmalardır. Ayrıca Volkswagen Nutzfahrzeuge (VW Ticari Ara&ccedil;lar), Continental, Johnson Controls, WABCO firmalarını b&uuml;nyesinde barındırmaktadır. Finans ve Sigorta şirketlerinin yoğun bi&ccedil;imde faaliyet g&ouml;sterdiği kentte Niedersachsen Eyaleti&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;k medya kuruluşları, TV ve Radyo istasyonları da Hannover merkezli yayın yapmaktadırlar. Aynı zamanda bir fuar başkenti olan Hannover 1947 yılından itibaren bu işlevini yerine getirmektedir. &Ouml;zellikle Expo 2000 fuarı ile bu &uuml;nvanını kanıtlamıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">K&uuml;lt&uuml;r</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">G&ouml;r&uuml;lmesi gereken yerlerin başında i&ccedil;inde &ccedil;eşitli park ve bah&ccedil;e d&uuml;zenlemelerinin bulunduğu, su oyunlarının d&uuml;zenlendiği &ccedil;eşmeleri bulunan Herrenh&auml;user Garten&rsquo;dır. Bu parkın yakınında bir de m&uuml;ze vardır (Herrenhausen Museum im F&uuml;rstenhaus). Kentin tarihi yeri olan eski şehirde (Altstadt) tuğla gotiği (Backsteingotik) stilinde yapılmış eski belediye binası (Altes Rathaus), Leibniz&rsquo;in yaşamış olduğu evi ve Marktkirche&nbsp;</span></span><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">bulunmaktadır. Kaynak:tr.wikipedia</span></p>
<div>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Nov 2015 15:27:30 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/hannoverac10e682e55d275fbb0a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Mostar” Kültürler Arası Geçişin Köprüsü</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/mostar-kulturler-arasi-gecisin-koprusu-2884</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/mostar-kulturler-arasi-gecisin-koprusu-2884</guid>
                <description><![CDATA[Mostar, Bosna-Hersek’te Hersek bölgesinin en büyük şehri ve Bosna-Hersek Federasyonu’na bağlı Hersek-Neretva Kantonu’nun idarî merkezi olan şehir. Neretva Nehri’nin kıyısında yer alan Mostar, Hersek’in başkentidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Mostar, Bosna-Hersek&rsquo;te Hersek b&ouml;lgesinin en b&uuml;y&uuml;k şehri ve Bosna-Hersek Federasyonu&rsquo;na bağlı Hersek-Neretva Kantonu&rsquo;nun idar&icirc; merkezi olan şehir. Neretva Nehri&rsquo;nin kıyısında yer alan Mostar, Hersek&rsquo;in başkentidir. 105.000 nufuslu şehir, Bosna-Hersek&rsquo;teki i&ccedil; savaş sırasında b&uuml;y&uuml;k zarar g&ouml;rd&uuml;. Şehre ismini veren &uuml;nl&uuml; Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; Hırvatlar tarafından yıkıldı. Savaş sırasında şehrin etnik yapısı değişti. M&uuml;sl&uuml;manlar Mostar&rsquo;ın doğusunda, Hırvatlar batısında yaşamaya başladı. Sırpların &ccedil;oğu ise şehirden ayrıldı. Savaştan sonra şehirde zarar g&ouml;ren binalar tamir, tarihi eserler restore edildi. Avrupa Birliği restorasyon &ccedil;alışmaları i&ccedil;in 15 milyon dolar harcadı. Bu arada yıkılan Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; T&uuml;rkiye tarafından aslına uygun olarak yeniden inşa edildi. 2005 tarihinde eski Mostar şehri, UNESCO tarafından D&uuml;nya Miras Listesine alındı. Kayseri ile, Mimar Sinan&rsquo;ın Kayseri doğumlu olduğu i&ccedil;in, kardeş şehir ilan edilmiştir. Bosna Hersek&rsquo;in en &uuml;nl&uuml; kentlerinden olan Mostar, Bosna Savaşı&rsquo;nı en ağır şekilde atlatan yerlerden biri. Her k&ouml;şesinde savaşın izi bulunan şehir g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde turistlerin akınına uğramış durumda. D&uuml;nyanın d&ouml;rt bir tarafından turistleri ağırlayan şehre T&uuml;rk turistlerin de ilgili bir hayli fazla. Tabi bundaki en &ouml;nemli nedenlerden biri Mostar gezilecek yerler listesinde bir &ccedil;ok Osmanlı eserinin olması. Şehirde bulunan camiler, &ccedil;arşılar ve diğer yapılar geziniz boyunca ufak bir Anadolu kasabasında geziyor gibi hissetmenizi sağlıyor.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">MOSTAR &nbsp;Ve k&uuml;lt&uuml;rlerarası ge&ccedil;işin k&ouml;pr&uuml;s&uuml;... Mostar gelenekleriyle, kucak a&ccedil;tığı k&uuml;lt&uuml;rlerle, g&ouml;zleri şenlendiren yemyeşil Neretvasıyla bug&uuml;n hala dipdiri, capcanlı bir şekilde sayısız turiste evsahipliği yapıyor. Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n tarihteki ayrıcalığı eskiliğinden, g&uuml;zelliğinden, hoşg&ouml;r&uuml;s&uuml;nden, adına yazılan t&uuml;rk&uuml;lerden şiirlerden, m&uuml;hendislik harikası mimari estetiğinden ve tarihin gerilerinde kalmış Yugoslavya&rsquo;nın en &ouml;nemli sembollerinden biri oluşundan geliyor. Neretva nehrinin kıyısında uzanan Mostar, BosnaHersek Cumhuriyeti&rsquo;nin Hersek b&ouml;lgesindedir ve &uuml;lkenin d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; b&uuml;y&uuml;k şehridir. Şehre adını veren Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;, Mimar Sinan&rsquo;ın &ouml;ğrencilerinden olan Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilmiş. &lsquo;Mostar&rsquo; adının asıl kaynağı ise, Osmanlı zamanında nehir &uuml;zerindeki k&ouml;pr&uuml;lerden sorumlu g&ouml;revlilere verilen, &lsquo;k&ouml;pr&uuml; bek&ccedil;isi&rsquo; anlamına gelen &lsquo;mostari&rsquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;... Neretva&rsquo;nın meşhur turkuaz yeşiliyle birleşip b&uuml;y&uuml;leyici tablolar sunan Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n &ouml;yk&uuml;s&uuml;, ne yazık ki kendisi kadar g&uuml;zel ve hayranlık uyandırıcı değil. Y&uuml;zyıllar boyunca bulunduğu coğrafyada; doğu ile batı, eski ile yeni arasındaki bağlantının sembol&uuml; olmuş Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;... Birbirinden farklı k&uuml;lt&uuml;rleri birarada yaşatan, k&uuml;lt&uuml;rlerarası ge&ccedil;işlerin adımlarını ezberleyen tarihi bir tanık... Mostar şehrinin etnik yapı sının değiştiği Bosna i&ccedil; savaşı sırasında Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; de payına d&uuml;şen k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden nasibini aldı. K&ouml;pr&uuml;ye ilk saldırı 1992&rsquo;de Bosnalı Sırplar tarafından yapıldı. 1993&rsquo;te ise Hırvat tanklarının k&ouml;pr&uuml;ye b&uuml;y&uuml;k zararlar veren saldırıları başladı. Aynı yılın Kasım ayında Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;, tarihi taşlarına uzanan ellerin &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; darbesini alarak Neretva sularına g&ouml;m&uuml;ld&uuml;. &ldquo;Bug&uuml;n duyduğun haberler sana utan&ccedil; veriyor olabilir&rdquo; diyen Bulutsuzluk &Ouml;zlemi&rsquo;yle tek nefes olduk ve 93 Kası m&rsquo;ının o korkun&ccedil; haberinden utan&ccedil; duyduk. Tarihi boyunca Bosna&rsquo;daki dini hoşg&ouml;r&uuml; ve k&uuml;lt&uuml;rel &ccedil;eşitliliğin sembol&uuml; olmuş Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n yıkılışıyla Mostar&rsquo;daki &ccedil;okuluslu miras da bir anlamda reddedilmiş oluyordu. Şehrin M&uuml;sl&uuml;man ve Hırvat kesimi arasındaki bağlantının yokoluşu, birlikte yaşanan onca zamanın &uuml;zerine katı bir &ccedil;izgi &ccedil;ekiyordu. Savaştan sonra, Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n yerine İngilizler tarafından ge&ccedil;ici bir demir k&ouml;pr&uuml; yapıldı. Bu k&ouml;pr&uuml; bir s&uuml;re, Mostar civarında Neretva&rsquo;nın iki yakasını kavuşturan tek ge&ccedil;iş noktası oldu. ABD, T&uuml;rkiye, Hollanda, İtalya ve Hırvatistan&rsquo;ın girişimleriyle, yıkılan Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n yeniden inşası kararlaştırıldı. Yeniden inşa &ccedil;alışmaları UNESCO ve D&uuml;nya Bankası&rsquo;nın desteğiyle 1997&rsquo;de başladı. &nbsp;2004&rsquo;te, T&uuml;rkiye&rsquo;den de temsilcilerin bulunduğu uluslararası bir t&ouml;renle a&ccedil;ıldı. On bir yıl &ouml;nce Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n y erlebir oluşunu seyreden d&uuml;nya, bu kez mutlu ve g&ouml;rkemli bir g&uuml;ne tanıklık ediyordu. Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; ve tarihi Mostar şehri 2005 yılında UNESCO&rsquo;nun D&uuml;nya K&uuml;lt&uuml;rel Miras listesine alındı. Dillere destan sayısız aşka kucak a&ccedil;mış eski Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; i&ccedil;in yazılmış sevdalinkaların (Balkan aşk t&uuml;rk&uuml;lerinin) en tanınmışı Hırvat şair Alexander Santic&rsquo;e ait... Mostar&rsquo;ın karşı yakasından M&uuml;sl&uuml;man kızı&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">Emina&rsquo;ya aşık olan Santic Hıristiyan olduğu i&ccedil;in sevdiğine kavuşamıyormuş. İmkansız aşkı Santic&rsquo;e, Mostar&rsquo;ın en meşhur sevdalinkasını yazdırmış. Mostar&rsquo;da bug&uuml;n Santic Caddesi olarak bilinen nokta, savaş zamanında Hırvat ve Boşnak g&uuml;&ccedil;leri arasında yaşanan en şiddetli &ccedil;atışmalara sahne olmuş. Santic ve Emina&rsquo;nın aşkını y&uuml;zyıllar&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">bile rahat bırakmamış. Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n aşıklara armağan ettiği bir diğer gelenek de, sevdiği kıza cesaretini kanıtlamak isteyen gen&ccedil; erkeklerin kendilerini, 24 metre y&uuml;ksekliğindeki k&ouml;pr&uuml;den Neretva sularına bırakmalarıymış. Eskiden babalar, kızlarıyla evlenmek isteyen erkeklere k&ouml;pr&uuml;den atlamalarını şart koşarmış. K&ouml;pr&uuml;den atlamayana kız verilmezmiş. Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; bug&uuml;n de sporcular tarafından turistlere seyirlik bir atlama platformu olarak kullanılıyor. Mostar gelenekleriyle, kucak a&ccedil;tığı k&uuml;lt&uuml;rlerle, g&ouml;zleri şenlendiren yemyeşil Neretvasıyla bug&uuml;n hala dipdiri, capcanlı bir şekilde sayısız turiste evsahipliği yapıyor. Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n tarihteki ayrı calığı eskiliğinden, g&uuml;zelliğinden, hoşg&ouml;r&uuml;s&uuml;nden, adına yazılan t&uuml;rk&uuml;lerden şiirlerden, m&uuml;hendislik harikası mimari estetiğinden ve tarihin gerilerinde kalmış Yugoslavya&rsquo;nın en &ouml;nemli sembollerinden biri oluşundan geliyor. Bosna&rsquo;nın Nobel &ouml;d&uuml;ll&uuml; &uuml;nl&uuml; yazarı İvo Andric &lsquo;Mostar&rsquo;da bir gece ge&ccedil;irdiğinizde sabah olunca sizi uyandı ran ses değil, ışıktır&rsquo; der. &lsquo;Mostar&rsquo;a ilk vardığımda beni bu ışık karşıladı, sabahtan akşama kadar takip etti ve oradan ayrıldıktan &ccedil;ok sonraları bile, Mostar&rsquo;la ilgili anılarımın en başında bu ışık h&uuml;zmesi geliyordu.&rsquo; Başına ne gelmiş olursa olsun yaşamaya mecbursun Mostar... Yıkılışını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde ailelerinden birini kaybetmiş&ccedil;esine &uuml;z&uuml;nt&uuml;ye boğulan Mostarlılar i&ccedil;in, taşıdığın k&uuml;lt&uuml;rel değerler i&ccedil;in...2005 yılında kaybettiğim ve y&uuml;reğim kaldırmadığı i&ccedil;in boş evine ancak iki sene sonra gidebildiğim babaannemin duvarında senin resmini bulduğum i&ccedil;in...Yaşamaya ve yaşatmaya mecbursun...</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">G&ouml;r&uuml;lmesi Gereken Yerler Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;, Karag&ouml;z Bey Cami, M&uuml;sl&uuml;m Bey Konağı, Koski Mehmet Paşa Cami, Eski K&ouml;pr&uuml; M&uuml;zesi, Tara Kulesi, Saat Kulesi...</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2015 16:37:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/mostar-kulturler-arasi-gecisin-koprusu60297464db2ea63fd0e3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın bir ucu: Patagonya</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/dunyanin-bir-ucu-patagonya-2813</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/dunyanin-bir-ucu-patagonya-2813</guid>
                <description><![CDATA[Deyimlere, tekerlemelere geçen Patagonya neresi? Gerçek mi, yoksa günümüzün yaygın terimiyle sanal mı? Atlantis ya da Mu gibi bir düş ülkesi mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">Patagonya G&uuml;ney Amerika kıtasında Şili ve Arjantin&rsquo;in g&uuml;ney kısımlarına verilen ad. Bir anlamda &lsquo;d&uuml;nyanın bir ucu&rsquo;. Penguenleri, mavinin her tonundaki buzulları, nefes kesen şelaleleri, ıssız toprakları ile g&ouml;ren herkesi b&uuml;y&uuml;leyen bu topraklar &ccedil;ok farklı hayatları barındırıyor.</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp;&Uuml;nl&uuml; kaşif Macellan b&ouml;lgeye ilk geldiğinde &ccedil;ok uzun boylu ve giydikleri makosen bi&ccedil;imli b&uuml;y&uuml;k deri ayakkabılarından &ouml;t&uuml;r&uuml; ayakları daha da kocaman g&ouml;r&uuml;nen yerlileri g&ouml;r&uuml;nce İspanyolca pata (ayak) kelimesinden yola &ccedil;ıkarak b&ouml;lgeye Patagoni adını vermiş. Kimilerine g&ouml;reyse Patagonya adı bir yerli s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden t&uuml;remiş.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp;İşte b&ouml;ylesi bir b&ouml;lgeyi gezeceğiz. Bu &ldquo;d&uuml;nyanın bir ucuna gitmek&rdquo; gibi bir şey. Zaten Patagonya&rsquo;nın en ucundaki Ushuaia kenti, resmen d&uuml;nyanın ucu olarak kabul ediliyor.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></span><span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">MACELLAN VE DARWIN</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp;B&ouml;lgenin iki &uuml;nl&uuml; gezgini var. Biri Macellan. Macellan 1520 yılında G&uuml;ney Amerika&rsquo;nın olduk&ccedil;a u&ccedil; noktalarına kadar gider, ancak bug&uuml;nk&uuml; Cape Horn&rsquo;a varmadan batıya y&ouml;nelir ve bir boğazdan ge&ccedil;erek G&uuml;ney Denizi&rsquo;ne girer. Bu boğaza daha sonra Macellan Boğazı adı verilir. Yolculuklarının onca zorluklardan sonra sakin ge&ccedil;mesi nedeniyle bu deniz Pasifik Okyanusu olarak adlandırılır (İspanyolca pacifico, durgun, sakin).</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><img align="left" alt="" height="340" src="/files/uploads/haber/patagonya (4).jpg" width="680" /><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İkinci gezgin ise Charles Darwin&rsquo;dir. Darwin 1831 yılının sonunda Beagle adlı bir gemi ile b&ouml;lgeye gelir. Patagonya ve &ccedil;evresindeki adalarda beş yıl s&uuml;recek bir inceleme gezisi yapar. &Ccedil;ok sayıda değişik canlı t&uuml;r&uuml;ne orada rastlar. &ldquo;Evrim&rdquo; teorisinin temelleri orada atılır. Sonu&ccedil;ta geminin adı d&uuml;nyanın en g&uuml;neyindeki kanala (Beagle Kanalı), Darwin&rsquo;in adı bir sıradağına (Cordillera Darwin), kaptanın adı da Patagonya&rsquo;daki bir dağa (Fitz Roy Dağı) verilir.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Patagonya&rsquo;yı gezmek i&ccedil;in Şili&rsquo;nin başkenti Santiago&rsquo;ya ya da Arjantin&rsquo;in başkenti Buenos Aires&rsquo;e u&ccedil;manız gerekir. Biz ikinci yolu izleyelim. Buenos Aires&rsquo;ten bir u&ccedil;akla Trelew&rsquo;e u&ccedil;ulur. Trelew İngilizlerin baskı ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;s&uuml;nden d&uuml;nyanın diğer ucuna ka&ccedil;an Gallilerce 18. yy sonunda kurulan bir kent. Galliler h&acirc;l&acirc; bu kentin yakınındaki Gaiman kasabasında &uuml;nl&uuml; &ccedil;ayevlerini işletiyorlar. Trelew&rsquo;dan bir karayolu aracı ile Puerto Madryn&rsquo;e gidilir, oradan da Peninsula Waldes keşfine &ccedil;ıkılır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">Valdes Yarımadası, G&uuml;ney Amerika&rsquo;nın en ilgin&ccedil; yerlerinden biri. Yarımada ve &ccedil;evresinde değişik fok t&uuml;rlerini, denizaslanlarını, denizfillerini ya da filfoklarını, balinaları, vahşi devekuşlarını (rhea), Patagonya tavşanlarını (maras), devegillerden guanakoları, penguenleri g&ouml;rebilirsiniz. 9-10 metre boyundaki balinaların g&ouml;r&uuml;lebilmesi i&ccedil;in &ouml;zel teknelerle balina g&ouml;zlem gezilerine &ccedil;ıkılıyor. Denizfilleri erkekleri burunlarının filin hortumunu andırması nedeniyle bu adı almış. Erkek denizfilleri 6-6.5 metre boyunda, ağırlıkları 4 tona yaklaşıyor. 14-15 dişiden oluşan bir hareme sahipler ve bir başka erkek filfoku yan baktığında naralar atarak saldırıyorlar.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">Guanako (huanako), pikunya, lama, alpaka gibi devegillerden ilgin&ccedil; bir hayvan. İnsandan ka&ccedil;ıyor, sıkışınca t&uuml;k&uuml;r&uuml;yor. En b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanları pumalar.</span></p>
<p>
	<img align="absBottom" alt="" height="456" src="/files/uploads/haber/patagonya (5).jpg" width="680" /></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp;Valdes Yarımadası&rsquo;nın kuzeyinde ufak bir ada var. Kuşlar Adası olarak adlandırılan koruma altındaki bu ada Antoine de Sainte-Exupery&rsquo;nin K&uuml;&ccedil;&uuml;k Prens adlı &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n başındaki ufak dağa esin kaynağı olmuş.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">Peninsula Waldes&rsquo;te penguen g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n, ancak Puerto Madryn&rsquo;e yeklaşık 2 saatlik stabilize bir yoldan gideceğiniz (stabilize yoldaki taşlar nedeniyle ara&ccedil;ların &ouml;n cepheleri hep kafesli) Punto Tombo tam bir Penguen Cenneti. Penguen 16 kuş t&uuml;r&uuml;n&uuml;n ortak adı. Penguenler suya ve soğuğa en iyi bi&ccedil;imde uyarlanmış, u&ccedil;amayan, karada ayak tabanlarına basarak, paytak paytak y&uuml;r&uuml;yen, denizde m&uuml;thiş bi&ccedil;imde y&uuml;zen ve dalan bir kuş t&uuml;r&uuml;.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">Patagonya&rsquo;daki penguen t&uuml;r&uuml; siyah-beyaz kravatlı Macellan pengueni, boyları 35-40 km. Arjantin&rsquo;in Folkland Adalarında ve Antartika b&ouml;lgelerinde g&ouml;ğ&uuml;sleri &ccedil;oğunlukla sarı lekeli 120 cm&rsquo;e kadar boyları olanlar ise Kral Pengueni olarak adlandırılıyor.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp;Trelew&rsquo;den D&uuml;nyanın Sonu diye adlandırılan Tierra del Fuego (Ateş Toprakları) i&ccedil;in Ushuaia&rsquo;ya u&ccedil;manız gerekli. Ushuaia&rsquo;da, Tierra del Fuego Ulusal Parkı&rsquo;nı, D&uuml;nyanın Sonu M&uuml;zesi&rsquo;ni, m&uuml;ze haline getirilen eski &uuml;nl&uuml; hapishaneyi gezebilir, Beagle Kanalı&rsquo;nda deniz otob&uuml;s&uuml; ile dolaşabilirsiniz. Beagle Kanalı gezisinde denizaslanlarını, kormoranları ve Jules Verne&rsquo;in s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiği d&uuml;nyanın sonundaki deniz fenerini g&ouml;rebilirsiniz.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ushuaia&rsquo;dan El Calafate&rsquo;ye u&ccedil;mamız gerekli. Oradan UNESCO Doğal ve Tarihi Miras Listesi&rsquo;ndeki Buzullar Parkı&rsquo;na gidip Argentino G&ouml;l&uuml;&rsquo;ne doğru uzanmış, hareket eden Perito Moreno Buzulu&rsquo;nu g&ouml;receğiz. Patagonya&rsquo;nın nefes kesen yanı buzul mavisi renkleriyle buzulları. &Ouml;zellikle de par&ccedil;alanıp suya d&uuml;şen Perito Moreno buzulu par&ccedil;alarının &ccedil;ıkardığı ses. Argentino G&ouml;l&uuml; &ccedil;evresinde Uppsala ve Spegazzini buzullarını g&ouml;rmek de m&uuml;mk&uuml;n.</span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><img align="left" alt="" height="400" src="/files/uploads/haber/patagonya (6).jpg" width="680" /><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Artık El Calafate&rsquo;den karayolu ile Şili&rsquo;ye, Torres del Paine Ulusal Parkı&rsquo;na gidebiliriz. Bu karayolu ıssızlığı ve kimsesizliği ile insanları b&uuml;y&uuml;l&uuml;yor. Bu yol &uuml;zerinde ya da Patagonya&rsquo;nın belli yerlerinde &ldquo;gaucho&rdquo; olarak adlandırılan kovboy-&ccedil;obanları da g&ouml;rebiliriz.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Torres del Paine Parkı, devamlı değişen renklerde muhteşem tepeler ve buz tarlaları, canlı turkuaz ve lacivert renklerde g&ouml;lleri, gri ve yeşil vadileri, şelaleleri ve &ccedil;ok zengin vahşi doğası ile nefes kesecek kadar g&uuml;zel manzaralar sunuyor.</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp;Parkın tam ortasında yaklaşık 2600 m y&uuml;kselen garip şekillerde masif granitten kayalar, Torres ve Cuernos of Paine (Paine&rsquo;nin Kuleleri ve Boynuzları) olarak adlandırılmış. Vadiler 50 m&rsquo;den 200 m&rsquo;ye kadar y&uuml;ksekliklerde irili ufaklı g&ouml;llerle adeta işlenmiş.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Parkın batı tarafında d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k buzul var: Grey, Dickson, Zapata ve Tyndall. Grey buzulu da b&uuml;y&uuml;l&uuml;yor. Park 105 değişik t&uuml;r kuşa, 200 bitki t&uuml;r&uuml;ne ev sahipliği yapıyor.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Şili&rsquo;nin g&uuml;neyi y&uuml;zlerce fiyort, buzul g&ouml;l&uuml;, ada ve adacık ile parampar&ccedil;a olmuş durumda. Puerto Natales ve Macellan Boğazı &uuml;zerindeki Punta Arenas, bu b&ouml;lgenin gezilmesi gerekli iki &ouml;nemli kenti. &Ccedil;evredeki Serrano Buzulu da b&uuml;y&uuml;leyici. Gezimizi burada noktalayıp u&ccedil;akla Santiago&rsquo;ya d&ouml;nebiliriz artık.</span></p>
<p>
	<span style="font-size: 16px; color: rgb(105, 105, 105);">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İsterseniz Santiago&rsquo;dan Puerto Montt&rsquo;a u&ccedil;up, oradan gemilerle fiyort turu ve San Rafael Buzulu gezisi de yapabilirsiniz.</span></p>
<div>
	<span style="color:#696969;"><span style="font-size:16px;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2015 16:46:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/dunyanin-bir-ucu-patagonya8d13c9995becafb45e25.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vaud kantonunun başkenti; LOZAN</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/vaud-kantonunun-baskenti-lozan-2723</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/vaud-kantonunun-baskenti-lozan-2723</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;Lozan, İsvi&ccedil;re&#39;de Vaud kantonunun başkentidir. Cenevre G&ouml;l&uuml;&#39;n&uuml;n kıyısında bulunan şehir, Cenevreye yaklaşık 70 km mesafededir. Kent, turizm ve &ouml;zellikle sanat ve k&uuml;lt&uuml;r alanında Avrupa&#39;nın en &ouml;nemli merkezlerindendir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Yoğun bir &uuml;niversiteli n&uuml;fusu olduğundan, Avrupa&#39;daki en hareketli gece hayatına sahip şehirler arasında yer almaktadır. Ayrıca &uuml;lkemiz a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyan ve 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması&#39;nın imzalandığı şehirdir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">İklim / Hava Durumu</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;Cenevre&#39;nin yakınlarındaki kentte Akdeniz iklimi h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rmektedir. Yılın yaklaşık 122 g&uuml;n&uuml;n&uuml; yağmurlu</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">ge&ccedil;irmektedir. Yaz aylarında sıcaklık ortalaması 20 derece civarında iken, kışın Alplerin de etkisiyle ortalama 2-3</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">dereceye kadar d&uuml;şmektedir. En &ccedil;ok yağış alan aylar mayıs ve haziran aylarıdır. En az yağış ise şubat ayında</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">ger&ccedil;ekleşir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Nasıl Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;T&uuml;rkiye&#39;den Lozan&#39;a direk u&ccedil;uş bulunmamaktadır. Ancak Lozan Cenevre&#39;ye sadece 70 km uzaklıktadır. Bu nedenle T&uuml;rkiye&#39;den direkt Cenevre&#39;ye u&ccedil;abilir, Cenevre&#39;den de karayoluyla Lozan&#39;a ulaşabilirsiniz. T&uuml;rk Hava Yolları, Swiss Air ve Pegasus Havayolları&#39;nın istanbul&#39;dan Cenevre&#39;ye direkt u&ccedil;uşları bulunmaktadır. U&ccedil;uş s&uuml;resi yaklaşık 3 saat 10 dakikadır.</span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Ne Zaman Gidilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size: 14px;">&nbsp; &nbsp;Hava koşullarının en uygun olduğu d&ouml;nem, sıcaklıkların y&uuml;ksek ve yağışın az olduğu Temmuz-Eyl&uuml;l d&ouml;nemidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Temmuz, Ağustos ve Eyl&uuml;l ayları kenti ziyaret etmek i&ccedil;in en ideal d&ouml;nemdir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Nerede Kalınır? Lozan Otelleri</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Lausanne Palace &amp; Spa, Hotel Aulac, Apart&#39;Hotel, Hotel AlaGare, H&ocirc;tel Bellerive, Hotel Union&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Yemek / Restoran / Ne Yenir Ne İ&ccedil;ilir?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;İsvi&ccedil;re i&ccedil;inde pek &ccedil;ok farklı etnik k&ouml;kenden insanı barındırdığından pek &ccedil;ok farklı damak tadına uygun lezzetlerbulmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Lozan&#39;da da &ccedil;eşitli &uuml;lke mutfaklarından se&ccedil;meleri taşıyan kaliteli restaurantların yanı sıra &ccedil;eşitli lokanta ve fast food işletmelerine de ulaşmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Tercih edebileceğiniz yerlerden bazıları şuşekildedir;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Caf&eacute; Romand, La Pomme de Pin, Caf&eacute; Les Alli&eacute;s, Ichi-Ban, Caf&eacute; de l&#39;H&ocirc;tel de Ville, Caf&eacute; de Grancy</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">&Ouml;nemli Yerler / Gezilecek Yerler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Collection de l&#39;Art Brut (sanat galerisi),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Palais de Rumine (saray ve m&uuml;ze),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Mus&eacute;e cantonal d&#39;arch&eacute;ologie et d&#39;histoire (m&uuml;ze),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Mus&eacute;e cantonal des Beaux-Arts (G&uuml;zel sanatlar m&uuml;zesi),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Olympic Museum (olimpiyat m&uuml;zesi),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Mus&eacute;e Historique de Lausanne (tarih m&uuml;zesi),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Mudac (m&uuml;ze),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Mus&eacute;e de l&#39;Elys&eacute;e (m&uuml;ze),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Mus&eacute;e Romain lausanne-Vidy (m&uuml;ze),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">la Tour d&#39;Ale (Ale Kulesi),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Sauvablein Forest (orman),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Ouchy B&ouml;lgesi,</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Old Town (Eski Kent),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Notre Dame katedrali,</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Fondation de l&#39;Hermitage (galerisi)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Ne Yapılır?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Eski Kent adı verilen kısmı keşfederek keyiflice vakit ge&ccedil;irebilirsiniz. Sauvablein Ormanı da İsvi&ccedil;re&#39;nin m&uuml;kemmel doğasını keşfetmek i&ccedil;in ideal &nbsp;yerlerden biridir. G&ouml;l kıyısında bulunan Ouchy B&ouml;lgesi, şehrin en hareketli b&ouml;lgesidir. Bu b&ouml;lgede, parklar, restoranlar, kafeteryalar ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde otel olarak kullanılan şato ve&ldquo;Olimpiyat M&uuml;zesi&rdquo; bulunmaktadır. Ouchy&rsquo;de dolaşırken rollerskate ve kaykay yapan &ccedil;ok sayıda insanarastlayabilirsiniz. Aynı zamanda bu b&ouml;lge, 18 Ekim 1912 tarihinde, &ldquo;Osmanlı-İtalya&rdquo; savaşını sona erdiren barış antlaşmasının da imzalandığı yerdir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde otel olarak hizmet veren &ldquo;Ouchy Kalesi&rdquo; Orta&ccedil;ağ d&ouml;neminden kalmadır. Zaman i&ccedil;indekale ve hapishane olarak kullanılmıştır. 1889 ve 1893 yılları arasında ise, yapı otele</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Rıhtım b&ouml;lgesindeki Neo-gotik tarzdaki şato, 1888-1893 yılları arasında mimar Francis İsoztarafından yapılmıştır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">1964 yılında Expo 64 fuarı i&ccedil;in yapılmış olan yapı ise g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tiyatro olarak kullanılmaktadır. Vidy Tiyatrosu, Avrupa&rsquo;nın en prestijli tiyatro sahnelerindendir. Ouchy b&ouml;lgesinden f&uuml;nik&uuml;lere binerek, 13.y&uuml;zyıldan kalma bir kilise &ccedil;evresinde inşa edilen Place Saint Francois Alışveriş meydanına gidebilirsiniz. 1270&rsquo;lerde inşa edilmiş olan St. Francis Kilisesi ve 1170&rsquo;lerde inşa edilmiş olan Notre-Dame Katedrali g&ouml;r&uuml;lmeye değer yerlerdendir. 1275 yılında, Habsburg imparatoru Rudolf Notre Dame Katedrali&#39;nde kutsanmıştır. Gotik katedralin i&ccedil;indeki koro koltukları olduk&ccedil;a etkileyicidir.Bu katedralde her akşam kilise kulesine bir g&ouml;revli &ccedil;ıkıyor ve saat 22.00 ile 02.00 arasında, her &nbsp;saat başında, şehre &ldquo;saati duyuruyor&rdquo; G&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki Tarih M&uuml;zesi ise 1918&rsquo;e kadar piskoposluk sarayıymış. Bu m&uuml;zede orta&ccedil;ağ&rsquo;dan, 19.y&uuml;zyıla kadar olan d&ouml;neme ait, şehrin tarihini a&ccedil;ıklayıcı eserler sergileniyor. Bunun dışında, ge&ccedil;ici sergiler de d&uuml;zenleniyor. M&uuml;ze k&uuml;t&uuml;phanesinde, 5000 eser bulunduğu belirtiliyor. 17.y&uuml;zyıldan</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">kalma Belediye Binası ise saat kulesi ve kemerleriyle dikkat &ccedil;ekmektedir. Tarih boyunca kuledeki &ccedil;an, herhangi bir tehlike anında, şehirde yaşayanları uyarmak i&ccedil;in kullanılırmış.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Beaulieu Sarayının hemen yanında yer alan Art Brut M&uuml;zesi ise 13.y&uuml;zyıldan kalma bir şatoda kurulmuştur.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;İsvi&ccedil;re&rsquo;nin en orijinal m&uuml;zelerinden olan bu m&uuml;ze, amat&ouml;r sanat&ccedil;ıların eserlerine yer veriyor. Kentteki Olimpiyat M&uuml;zesi&#39;ni yılda yaklaşık 200.000 kişi ziyaret ediyor. Bu m&uuml;zeyi dolaşabilir, i&ccedil;erisindeki panaromik restoranda birşeyler yiyebilirsiniz. Lozan&rsquo;da Orta&ccedil;ağ surlarından geriye kalan tek yapı olan Kule Ale, 21 metre y&uuml;ksekliğinde ve 8 metre &ccedil;apındadır. Bu kule 1340 yılında yapılmış ve tarihi s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde sığınak ve zindan olarak kullanılmıştır. 1826-1903 yılları arasında, end&uuml;striyel faaliyetler, Mercier ailesi ve takip eden nesilleri tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Bu faaliyetler ise g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de ticari ve idari faaliyetlerin y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; Mercier Evi&#39;nde yapılmıştır. Bu yapının &ouml;zellikle salonu olduk&ccedil;a etkileyicidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Alışveriş / Ne Alınır?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;Lozan&#39;da &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k alışveriş merkezlerine rastlanmamasına karşın pek &ccedil;ok d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; markaya ait mağazaları bulabilirsiniz. &Ouml;zellikle saat ve giyim konusunda pek &ccedil;ok mağazanın bulunduğu kentteki en b&uuml;y&uuml;k alışveriş meydanı Place Saint Francois&#39;dir. Buradaki Rue de Bourg ve Rue Caroline caddelerinde bir &ccedil;ok butik ve hediyelik eşya satan d&uuml;kkanlar bulmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Festival / Fuar</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;Lozan&#39;da her yaz Haziran ayının başında &quot;Şehir festivali&quot; ya da &quot;Festival de la Cite&quot; d&uuml;zenlenilir. Bunun yanı sıra kentte &ccedil;ok sayıda film festivalleri d&uuml;zenlenmektedir. Bach festivali &quot;Le Festival et Concours Bach de Lausanne&quot; sonbaharda organize edilen &ouml;nemli bir m&uuml;zik etkinliğidir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Tatiller / Bayramlar / &Ouml;nemli G&uuml;nler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;Yeni Yıl (1 Ocak),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Kutsal Cuma (6 Nisan),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Paskalya (24 Mart),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Ascension (17 Mayıs),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">White Monday (28 Mayıs),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">İsvi&ccedil;re Ulusal G&uuml;n&uuml; (1 Ağustos),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Ulusal Bayram (9 ve 20 Mayıs),</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">Noel (25-26 Aralık)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:14px;">Dikkat Edilmesi Gerekenler / &Ouml;nemli Bilgiler</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;İsvi&ccedil;re, Avrupa&#39;nın en g&uuml;venli &uuml;lkelerinden birisidir. Bu y&uuml;zden şehirde de su&ccedil; oranları yok denecek kadar azdır.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;Beklenmedik bir durum olduğunda &uuml;lkenin g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;lerinin acil m&uuml;dahalesi ger&ccedil;ekleşmektedir. Aynı şekilde sağlık sorunları yaşadığınızda gidebileceğiniz bir &ccedil;ok kaliteli sağlık kurumu bulunmaktadır. Şehirde pek &ccedil;ok şey pahalıdır.&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:14px;">&nbsp; &nbsp;T&uuml;m şehri gezebileceğiniz toplu taşım ara&ccedil;ları da olduk&ccedil;a pahalıdır. Ancak bir ay s&uuml;reyle kalacaksanız, aylık bilet alarak yolculuğunuzu daha uygun fiyatlara &ccedil;ıkartabilirsiniz. Restoranlara girmeden &ouml;nce mutlaka men&uuml;ye ve fiyatlara g&ouml;z atmanız &ouml;nerilmektedir.</span></p>
<div>
	<span style="font-size:14px;"><img alt="" height="389" src="/files/uploads/haber/2(1).jpg" width="550" /><br />
	</span></div>
<div>
	&nbsp;</div>
<div>
	<span style="font-size:14px;"><img alt="" height="310" src="/files/uploads/haber/4.jpg" width="550" /></span></div>
<div>
	&nbsp;</div>
<div>
	<span style="font-size:14px;"><img alt="" height="413" src="/files/uploads/haber/3.jpg" width="550" /></span></div>
<div>
	&nbsp;</div>
<div>
	&nbsp;</div>
<div>
	<span style="font-size:14px;"><img alt="" height="401" src="/files/uploads/haber/anlasma.jpg" width="550" /></span></div>
<div>
	&nbsp;</div>
<div>
	<div>
		24 Temmuz 1923&#39;de Lozan Antlaşmasının yapıldığı &nbsp;Beau-Rivage Palace</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
	<div>
		&nbsp;</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2015 18:17:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/vaud-kantonunun-baskenti-lozan2463d60195fb2b9ffd77.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Başkenti: Simferpol</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kirim-ozerk-cumhuriyetinin-baskenti-simferpol-2147</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kirim-ozerk-cumhuriyetinin-baskenti-simferpol-2147</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehir, Ukrayna&rsquo;ya bağlı, Kırım &Ouml;zerk Cumhuriyetinin başkenti olarak ge&ccedil;iyor. Osmanlı d&ouml;nemindeki ismi ise &ldquo;Akmescit&rdquo;.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Coğrafi konumuna gelince: Salgır ırmağının kıyısında, &Ccedil;atırdağ&rsquo;ın kuzey yama&ccedil;larında bulunmaktadır. &Ouml;te yandan: Sivastopol-Kharkiv demiryolu hattı, şehirden&nbsp;</span></span><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">ge&ccedil;mektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">TARİH:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1783 yılında, Ruslar tarafından işgal edilene kadar: şehir, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde, uzun yıllar &ouml;nemli bir ticaret merkezi olarak bulunmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1854-1856 yılları arasında, Kırım savaşında, burada; Rus imparatorluk ordusu yedekleri ve bir hastane konuşlanmıştır. Savaş sırasında ve sonrasında, 30 binden fazla Rus askeri şehir &ccedil;evresindeki topraklara g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">13 Kasım 1920 tarihine gelindiğinde: Rus Kızıl Ordusunun, şehri ele ge&ccedil;irdiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1921-1945 yılları arasında: şehir, Kırım &Ouml;zerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin başkenti olmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Bu arada: 1941 yılında, şehrin Nazi Almanyası tarafından işgal edildiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu işgal sırasında: şehir ve &ccedil;evrede yaşayan yaklaşık 22 bin insanın &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; s&ouml;yleniyor. Nisan 1944 tarihinde Kızıl Ordu yeniden şehri ele ge&ccedil;irir. Ancak: b&ouml;lgedeki t&uuml;m Kırım Tatarları ve aileleri: Orta Asya&rsquo;ya s&uuml;rg&uuml;n edilerek topluca cezalandırılırlar.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ancak: 1945 yılında, b&ouml;lgede yaşayan Kırım Tatarları, &ccedil;evredeki başka yerlere s&uuml;rg&uuml;n edildiler.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">1991 yılında, Ukrayna&rsquo;nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, s&uuml;rg&uuml;nde bulunan Kırım Tatarlarının b&ouml;lgeye geri d&ouml;nd&uuml;ler ve şehir, Kırım Tatarlarının siyasi başkenti haline &nbsp;gelmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehirdeki havaalanı, 1936 yılında inşa edilmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İstanbul-Simperefol havaalanı arasındaki u&ccedil;uş, yaklaşık 1 saat 45 dakika s&uuml;r&uuml;yor. &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Simferopol ile Yatla şehirleri arasında: troleyb&uuml;s hattı bulunuyor ve bu hattın uzunluğu 87 km. dir. Bu hat: d&uuml;nyanın en uzun ve en y&uuml;ksekten ge&ccedil;en troleyb&uuml;s hattı olarak biliniyor. İki şehir arasında, dağları aşıp tren yolu yapmaktansa, 1950&rsquo;li yıllarda, bu troleyb&uuml;s hattı inşa edilmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;: bu hat, hava kirliliği yaratmıyor ve olduk&ccedil;a ucuz maliyetlidir. İki şehir arasında, bu hatta yolculuk yapmak isterseniz, yolculuk yaklaşık 2 saat s&uuml;rmektedir.</span></span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></span></strong></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İKLİM:</span></span></strong></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehirde: nemli, subtropikal iklim şartları hakimdir. Buna bağlı olarak: yazlar &ccedil;ok sıcak ve nemli, kışlar ise soğuk ve yağışlı ge&ccedil;er. Bu yağışlar, genellikle kar şeklinde olur. Yani, bu şehri ziyaret etmeyi d&uuml;ş&uuml;nenler, kesinlikle kış aylarında buraya gitmemelidir veya gitmek durumunda olanlar, kalın giysileri tercih etmelidirler.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">NE YENİR:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Burada: ağırlıklı olarak hamur işleri bulunur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;: &ldquo;Tatar hamursuz doymaz&rdquo; şeklinde kullanılan deyim: burada ve b&ouml;lgede hamur işlerine ne derece &ouml;nem verildiğinin en b&uuml;y&uuml;k ifadesidir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Hamur işlerinde ise başı &ccedil;ekenler: sarburma, kıygasa, t&ouml;gerek, cantik, kobete, kula&ccedil; olacaktır. Ama, bu şehri ziyaretinizde, &ouml;zellikle &ldquo;&ccedil;iğ b&ouml;rek&rdquo; yemenizi &ouml;neririm. Zaten, bir&ccedil;ok b&uuml;fe ve restoranda, &ccedil;iğ b&ouml;rek &ccedil;eşitlerini bulabilirsiniz.&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehir &ldquo;Salgir&rdquo; nehrinin iki kıyısında kurulmuştur ve nehir kıyısında: park ve bah&ccedil;eler bulunmaktadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Merkezi şehir ise: Eski şehir ve Yeni şehir olarak iki b&ouml;l&uuml;me ayrılır. Şehir merkezi ise: trafiğe kapalı olan; Horkoho-Puşkin-Marks sokaklarının &ccedil;evrelediği alandır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin bir başından &ouml;b&uuml;r başına kadar y&uuml;r&uuml;mek, en fazla 1 saatinizi alacaktır. Bu y&uuml;zden, şehri y&uuml;r&uuml;yerek gezmenizi &ouml;neririm. Bu gezinizde: bir zamanlar, bir&ccedil;ok cami bulunan şehirde, g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kalan tek cami olan &ldquo;Camii Kebir&rdquo;&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">g&ouml;r&uuml;lebilir. Bunun dışında, şehirde ziyaret edebileceğiniz bir&ccedil;ok m&uuml;ze bulunuyor.</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">CAMİ-İ KEBİR:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin en b&uuml;y&uuml;k camisidir. 1804 yılında yapılan cami: &ouml;zellikle kom&uuml;nist y&ouml;netim d&ouml;neminde ağır hasar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. Hatta: uzunca bir d&ouml;nem, cami olarak da kullanılmamış, başka ama&ccedil;larla kullanılmıştır. Bir d&ouml;nem hamam olarak kullanılan cami: 1970&rsquo;li yıllarda ise pornografik yayınların basıldığı bir matbaa olarak da kullanılmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Ancak: Kırım Tatarlarının b&ouml;lgeye d&ouml;nmeleri &uuml;zerine, restore edilerek yeniden ibadete a&ccedil;ılmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Burada, &ouml;zellikle &ldquo;nikah t&ouml;reni&rdquo; ne denk gelirseniz, t&ouml;ren ilginizi &ccedil;ekecektir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">KARAY KENESASI:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Camii Kebir&rsquo;in hemen yanında, Karaimskaya sokağındadır. Burası: Karay T&uuml;rklerine ait bir ibadethanedir. Ancak: ge&ccedil;miş d&ouml;nemde bir radyo istasyonu olarak kullanılmış, yakın zamanda ise, yeniden ibadethane olarak kullanılmak &uuml;zere değerlendirilmiştir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">ST ALEXANDER NEVSKY KİLİSESİ-&Uuml;&Ccedil; AZİZLER KİLİSESİ:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Etnoğrafya M&uuml;zesinin hemen yakınında; Rozy L&uuml;ksemburg St-Pobedy meydanındadır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Kilise: kubbeli yapısı ile dikkat &ccedil;eker. Şehrin ana dini mabedidir. Yapı: 1787 yılında, Aziz Alexander Nevsky&rsquo;i onurlandırmak i&ccedil;in: şehri ziyaret eden Rus İmparatori&ccedil;esi Catherina tarafından g&uuml;ndeme getirilmiştir. Ancak, İmparatori&ccedil;e &ouml;l&uuml;nce, katedral yapımı bir s&uuml;re ertelenmiştir. 1804 yılına gelindiğinde ise: Rus İmparatoru I. Alexander&rsquo;in onayı ile inşaat başlatılmış ve 1829 yılında tamamlanmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">20&rsquo;nci y&uuml;zyılın başında ise: 1918 yılında &ccedil;an kulesi yıkılmış ve katedral bir s&uuml;re kapalı kalmıştır. Bu d&ouml;nemde: yapının i&ccedil;inde, Kırım&rsquo;ın diğer b&ouml;lgelerinden getirilen kilise aksesuarları muhafaza edilmiştir. 1930 yılında ise, katedral ve St.Alexander Nevsky parkı yeniden a&ccedil;ılmıştır.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">SİMFEROPOL SANAT M&Uuml;ZESİ:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">M&uuml;ze 1937 yılında kurulmuştur ve koleksiyonunda yaklaşık 6 bin eser bulunduğu s&ouml;yleniyor. Ancak: &ouml;zellikle II. D&uuml;nya Savaşı sırasında, Alman işgalciler tarafından m&uuml;zenin yağmalandığı da belirtiliyor. Bu yağmalamadan &ouml;nce, m&uuml;zenin Batı Avrupa sanatının en b&uuml;y&uuml;k koleksiyonuna sahip olduğu s&ouml;yleniyor. İşin ilgin&ccedil; yanı: bu m&uuml;zenin yağmalanmasının ardından, II.D&uuml;nya Savaşı sonunda Almanya&rsquo;nın bir kısmını işgal eden Ruslar da: Aachen M&uuml;zesindeki eserleri karşılık olarak yağmalamışlar, almışlar ve bu m&uuml;zeye getirmişlerdir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Aachen M&uuml;zesinde, bir sanat koleksiyonundaki yaklaşık 200 eserin, II.D&uuml;nya savaşı sonunda, eski Sovyetler Birliği i&ccedil;inde kaybolduğu s&ouml;yleniyor. Bu par&ccedil;alar, daha sonraki s&uuml;re&ccedil;te, Ukrayna&rsquo;da bu m&uuml;zede ortaya &ccedil;ıkmıştır. Ukrayna M&uuml;zesi: bu resimleri, kendi yok edilen k&uuml;lt&uuml;rel malları i&ccedil;in bir tazminat olarak kabul ettiğini s&ouml;ylemektedir.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">İSKİT NEAPOLİS:</span></span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehir merkezinin 2 km. g&uuml;neydoğusunda; Petrovsky vadisinde bulunan, bu antik şehir: İskit kralı Skyluros tarafından kurulmuş ve M&Ouml;.3&rsquo;nc&uuml; y&uuml;zyıldan, MS.5&rsquo;nci y&uuml;zyıla kadar İskitlerin hakimiyetinde kalmıştır. Ancak: MS.5&rsquo;nci y&uuml;zyılda, b&ouml;lgeye gelen diğer kavimlerin ve &ouml;zellikle Gotların akınlarıyla yıkılmış ve yok olmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">&Ouml;zellikle: 70&rsquo;den fazla İskitli aristokratın g&ouml;m&uuml;l&uuml; bulunduğu mezar alanında g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde arkeolojik &ccedil;alışmalar s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmektedir. Bu mezar alanında: İskitli Kral Skyluros ve İskitli bir krali&ccedil;eye ait olduğu sanılan kemikler bulunmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">B&ouml;lgede ayrıca: taş d&ouml;şeli avlulara a&ccedil;ılan odalardan oluşan ev kalıntıları g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Hatta: bazı yerlerde kalınlığı 11-12 metreye kadar ulaşan, y&uuml;ksekliği 2 ile 7 metre arasında değişen surlar bulunur. Yukarıda resmi de g&ouml;r&uuml;len anıt mezar ise: dikd&ouml;rtgen planlıdır, 8.65 x 8.10 metre ebatlarındadır. Duvarlarının y&uuml;ksekliği 3 metredir. Bu mezar yapısının i&ccedil;inde: biraz &ouml;ncede s&ouml;ylediğim gibi, İskit hanedanına ait, 72 mezar bulunmaktadır. Buradaki sandukaların: ayakları d&uuml;şsel yaratıklar şeklinde oyulmuş, diğer b&ouml;l&uuml;mlerinde ise &ccedil;i&ccedil;ekler ve &ccedil;elenkler g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Burada: ayrıca İskit silahları ve takıları bulunmuştur.</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Şehrin nekropolisinde bulunan oda şeklindeki mezarların duvarları ise: İskitlerin g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına ait sahnelerle s&uuml;slenmiştir. (bu sahnelerde: İskitlerin evleri, kul&uuml;beleri, ava gidişleri, ok atan İskitliler g&ouml;r&uuml;l&uuml;r)</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;">Evet: b&ouml;lgede, halen arkeolojik kazı &ccedil;alışmaları s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmekte ve buradan &ccedil;ıkan eserler: Simferopol ve Moskova Puşkin M&uuml;zelerinde sergilenmektedir. Kaynak:gezi-yorum</span></span></p>
<div>
	<span style="font-size:12px;"><span style="font-family:arial, helvetica, sans-serif;"><br />
	</span></span></div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Nov 2014 13:45:31 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/kirim-ozerk-cumhuriyetinin-baskenti-simferpol9e6db9636d30acb74549.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kölelere Özgürlük Veren İlk Eyalettir: MISSOURI</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/kolelere-ozgurluk-veren-ilk-eyalettir-missouri-1944</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/kolelere-ozgurluk-veren-ilk-eyalettir-missouri-1944</guid>
                <description><![CDATA[Missouri Amerika'nın Midwest Bölgesinde bulunan ve yüzölçüm bakımından 19. sırada yer alan bir eyalettir. Dört ana bölümden oluşur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	<span style="font-size:12px;">Missouri Amerika&#39;nın Midwest B&ouml;lgesinde bulunan ve y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m bakımından 19. sırada yer alan bir eyalettir. D&ouml;rt ana b&ouml;l&uuml;mden oluşur. Taum Sauk Dağı eyaletin en y&uuml;ksek noktasıdır. Missouri ve Mississippi en b&uuml;y&uuml;k nehirlerindendir. Kışın ortalama sıcaklık 6 &deg;C iken yazın 25 &deg;C&#39;dir. Yağmur ve kar yağışı fazladır. Haraket eden bir u&ccedil;akdan ilk paraş&uuml;tle atlama 1912&#39;de St. Louis&#39;de ger&ccedil;ekleştirilmiştir. İlk buzlu &ccedil;ay yine St. Louis&#39;de keşfedilmiştir. Missouri k&ouml;lelere &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k veren ilk eyalettir. Bill Bradley (basketbol oyuncusu), John Goodman (akt&ouml;r), James C. Penney (t&uuml;ccar), Mark Twain (yazar) Missourili &uuml;nl&uuml;lerden bazılarıdır. &nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;">Şehirleri</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Columbia (MO)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Jefferson City</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Kansas City / Independence</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Quincy (MO)</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Springfield / Joplin</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">St. Louis</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;">Missouri adı nereden geliyor?</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Algonquin kızılderililerinin dilinde &quot;b&uuml;y&uuml;k kanoların nehiri&quot; anlamına gelmektedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">Eyalet ekonomisinde gerek tarım, gerekse end&uuml;stri ayrı &ouml;nem taşır. Mısır, soya fasulyesi, buğday, sorgum, yulaf, pamuk &uuml;retimi ger&ccedil;ekleştirilir. End&uuml;stri etkinlikleri (ulaşım ara&ccedil;ları, elektrik donanımı, kimya, metal&uuml;rji, k&acirc;ğıt, deri, mekanik gere&ccedil;ler, besin), St Louis, Kansas City, Springfield, İndipendence kentlerinde toplamıştır. Eyalet, yeraltı kaynakları a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a zengindir. ABD kurşun &uuml;retiminde ilk, &ccedil;inko &uuml;retiminde ikinci sırayı alır. K&ouml;m&uuml;r, demir filizi, al&ccedil;ıtaşı, kil, &ouml;teki &ouml;nemli yeraltı kaynaklarıdır. N&uuml;fusun %87&#39;si Beyazlar, %12&#39;sini Zenciler, % 1 &lsquo;ini Kızılderili k&ouml;kenliler oluşturur. Halkın b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu Katoliktir. Protestan mezhebine bağlı Babtist, Metodist, Luteryen, Persbiter-yen kiliselerinin de 1 milyon &uuml;yesi vardır. St Louis ve Kassas City, y&ouml;re kentleriyle birlikte eyalet n&uuml;fusunun&nbsp;</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">% 80&#39;ini barındırır. Eğitim ve sağlık hizmetleri ileri d&uuml;zeydedir.</span></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;"><br />
	</span></p>
<p>
	<strong><span style="font-size:12px;">Tarihi</span></strong></p>
<p>
	<span style="font-size:12px;">İlk yerleşim Fransızlar tarafından doğuda St, Genevieve&rsquo;de ger&ccedil;ekleştirildi. 1762&#39;de İspanya&rsquo;ya bırakıldıysa da kısa s&uuml;re sonra geri alındı. Napolyon d&ouml;neminde, 1803&#39;te Louisiana ile birlikte Amerikalılara satıldı. 1812&#39;de Missouri y&ouml;netimi kuruldu. Kuzey eyaletlerinin k&ouml;leliğe karşı &ccedil;ıkması nedeniyle, Birlik&rsquo;e katılması gecikti. 1820 Missouri Uzlaşması ile k&ouml;le satışının serbest bırakılması kararlaştırıldı. 10 Ağustos 1821&#39;de Birlik&rsquo;e katılan 24. eyalet oldu. Amerikan İ&ccedil; Savaşı&rsquo;nda (1861-1864), Birlik&rsquo;ten ayrılmayarak Kuzey&rsquo;in yanında yer aldı. 1821 Anayasası&rsquo;mn 1/4&#39;l&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml; değiştirilerek 1945&#39;te y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe giren yeni anayasaya g&ouml;re, eyalet parlamentosu, 4 yıl i&ccedil;in genel oyla se&ccedil;ilen 34 &uuml;yeli Senato (&uuml;yelerinin yarısı 2 yılda bir yenilenir) ve 163 &uuml;yeli Temsilciler Meclisi&rsquo;nden oluşur. Eyalet, Federal Kongre&rsquo;de 2 senat&ouml;r ve 9 temsilciler meclisi &uuml;yesiyle temsil edilir.</span></p>
<p>
	<em><span style="font-size:9px;">Kaynak:turkcebilgi/nkfu</span></em></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2014 10:56:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/kolelere-ozgurluk-veren-ilk-eyalettir-missouri80d867d960a382a447bc.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FLORANSA</title>
                <category>BENİM ŞEHİRLERİM</category>
                <link>https://www.teknikelektrik.com/floransa-1870</link>
                <guid>https://www.teknikelektrik.com/floransa-1870</guid>
                <description><![CDATA[Floransa (Firenze), İtalya\'da bir şehirdir. Kuzey İtalya\'daki Toskana bölgesinin başkentidir. Kısa bir dönem, eski İtalya Krallığı\'na da başkentlik yapmıştır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>
	Şehir, i&ccedil;inden ge&ccedil;en Arno Nehri &ccedil;evresinde kurulmuştur. &Ccedil;evresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın n&uuml;fusa sahip olan şehir, ge&ccedil;mişte olduğu gibi bug&uuml;n de İtalya ve Avrupa&#39;nın &ouml;nemli ticaret merkezlerinden biridir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Bunun yanısıra İtalyan R&ouml;nesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve mimarisiyle d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; bir turizm kentidir. Şehirde &ouml;nemli sanat galerileri ve m&uuml;zeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; sanat&ccedil;ılardır. Yine &uuml;nl&uuml; yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	TARİH&Ccedil;E</p>
<p>
	M.&Ouml;. 59 yılında J&uuml;l Sezar ordusundan emekliye ayrılmış askerlere Arno Nehri vadisindeki bu verimli toprakları vererek Floransa&#39;nın kurulmasına neden oldu. Kurulduğu zaman şehrin adı Florentia idi. Daha sonra M.S. 3. y&uuml;zyılda Roma İmparatoru Diokletian Floransa&#39;yı Toskana vilayetinin başkenti yaptı. Roma İmparatorluğu&#39;nun yıkılmasından sonra kent Bizans ve Ostrogot istilalarına uğradı.</p>
<p>
	N&uuml;fusu bir ara 1.000 kişiye kadar d&uuml;şt&uuml;. 6. y&uuml;zyılda Lombardların egemenliği altında kent tekrar gelişmeye başladı. 774 yılında Şarlman Floransa&#39;yı işgal etti ve Toskana D&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;&#39;ne bağladı. 12. y&uuml;zyılda kent tekrar bağımsız oldu. 13. y&uuml;zyılda kent Guelfo ve Ghibellino adı altındaki iki grubun &ccedil;ekişmelerine sahne oldu. Guelfolar Roma kentindeki Papa&#39;nın mandasını savunurken Ghibellinolar Kutsal Roma Germen İmparatorluğu&#39;nun mandası altına girmek istiyorlardı. Sonunda Guelfolar bu &ccedil;atışmayı kazandılar ama bu sefer de Guelfolar Beyaz Guelfo ve Kara Guelfo adı altında iki gruba ayrılıp &ccedil;atışmaya devam ettiler. Bu &ccedil;atışma aralarında &uuml;nl&uuml; yazar Dante Alighieri&#39;nin de bulunduğu Beyaz Guelfoların kentten sınır dışı edilmesine yol a&ccedil;tı.</p>
<p>
	Bu siyasi &ccedil;alkantılara rağmen Floransa gelişmesine ve zenginleşmesine devam etti. Daha &ouml;nce &ccedil;ok kuvvetli bir kent olan komşu kent Pisa&#39;yı ele ge&ccedil;irdi. 1348 yılındaki veba salgını kentin &ccedil;ok sayıda sakinlerinin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne neden oldu. Nihayet 15. y&uuml;zyılın ilk yarısında kent &uuml;nl&uuml; Medici ailesinin eline ge&ccedil;ti. Medici ailesi bankacılık mesleği dolayısıyla zengin olmuş n&uuml;fuzlu bir aileydi. &Ouml;nceleri kenti perde arkasından y&ouml;nettiler. Ailenin ilk &ouml;nemli &uuml;yesi olan Cosimo b&uuml;y&uuml;k bir saray (Palazzo Medici) inşa ettirdi. Sonra yerine ge&ccedil;en oğlu Piero ve torunu Lorenzo &ccedil;ok g&ouml;sterişli binalar inşa ettirmeğe ve d&ouml;nemin mimar ve heykeltraşlarını maddi bakımdan desteklemeğe devam ettiler. Lorenzo&#39;nun 1469-1492 yılları arasındaki &ouml;nderliği d&ouml;neminde Floransa altın &ccedil;ağını yaşadı. Lorenzo aralarında Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Botticelli&#39;nin de bulunduğu sanat&ccedil;ılara verdiği destek ile İtalya yarımadasında R&ouml;nesans &ccedil;ağının başlamasını sağladı. Lorenzo kendisine o kadar b&uuml;y&uuml;k bir saygınlık kazandırdı ki Lorenzo il Magnifico yani Muhteşem Lorenzo adıyla anılmağa başladı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Lornzo&#39;nun &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra oğlu Piero aynı saygınlığı kazanamadı. Girolamo Savonarola adında muhafazakar bir papazın &ouml;nderliği altında ayaklanan halk Piero&#39;yu başa ge&ccedil;mesinden iki yıl sonra kentten sınır dışı etti. Bu tarihten sonra kent bir s&uuml;re Savonarola tarafından y&ouml;netildi. Savonarola Floransa&#39;nın bir&ccedil;ok ender sanat eserlerini edep dışı ve g&uuml;nahkar olarak kabul ediyordu. Adamlarını kapı kapı dolaştırarak bir&ccedil;ok değerli sanat eserini toplattı ve onları kentin ana meydanı olan Piazza della Signoria&#39;da b&uuml;y&uuml;k bir ateş yaktırarak imha ettirdi. Ama sonunda Floransa halkı Savonarola&#39;nın zul&uuml;m&uuml;ne isyan etti. Papa&#39;nın da Savonarola&#39;yı afaroz etmesinin ardından, aynen g&uuml;nahkar olduklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p yakarak &ouml;ld&uuml;rtt&uuml;ğ&uuml; bir&ccedil;ok insan gibi, Savonarola da &ouml;nce asılılıp sonra da kent meydanında yakılarak &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>
	1537 yılında Medici ailesi Floransa&#39;da tekrar iş başına geldi. Bu sefer kendilerini resmen Floransa D&uuml;k&uuml; ilan ederek Medici hanedanını kurdular. Daha sonra 1569 yılında kendilerini Toskana Grand&uuml;k&uuml; ilan ettiler. Medici ailesinin &uuml;yeleri 1737 yılına kadar aralıksız olarak Floransa&#39;yı y&ouml;nettiler. Bu tarihte Medici hanedanı nesillerinin t&uuml;kenmesi y&uuml;z&uuml;nden sona erdi. Kent Avusturya İmparatorluğu&#39; nun eline ge&ccedil;ti. 1861 yılında da yeni kurulmuş olan İtalya Krallığı&#39; nın bir par&ccedil;ası oldu. Floransa, 1865 yılında İtalya&#39;nın başkenti oldu. 6 yıl s&uuml;ren başkentlik İtalya&#39;nın Roma kentini ele ge&ccedil;irmesiyle son buldu. Bu tarihten sonra Roma, İtalya&#39;nın başkenti haline geldi.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	G&Ouml;R&Uuml;LECEK YERLER</p>
<p>
	Kentin merkezindeki en &ouml;nemli meydan Piazza della Signoria&#39;dır (Signoria Meydanı). Bu meydanın ortasında Nept&uuml;n &Ccedil;eşmesi bulunur. Nept&uuml;n Havuzunun ortasında mermerden yapılmış deniz tanrısı Nept&uuml;n&#39;&uuml;n heykeli, mermer atlar ve etrafında deniz kızları ve erkek deniz tanrıları bulunur. 1565 yılında yapılmıştır. Ayrıca aynı meydanda Michelangelo&#39;nun &uuml;nl&uuml; heykeli David&#39;in bir kopyası bulunur (aslı Accademia m&uuml;zesinde koruma halindedir). Bu meydan bir&ccedil;ok diğer heykellerle &ccedil;evrilmiş &ccedil;ok &ccedil;ekici bir meydandır.</p>
<p>
	Kentin en &ouml;nemli sanat m&uuml;zesi Piazza della Signoria&#39;nın yakınındaki Uffizi Galerisidir. D&uuml;nya &ccedil;apında İtalyan R&ouml;nesansının en nadir &ouml;rnekleri bu m&uuml;zede bulunur. Bu m&uuml;zeye &ccedil;ok yakın bir mesafede bulunan Arno nehrinin &uuml;zerindeki Ponte Vecchio (Eski K&ouml;pr&uuml;) &ccedil;ok ilgi &ccedil;ekici bir k&ouml;pr&uuml;d&uuml;r. K&ouml;pr&uuml;ler şehri Floransa&#39;nın II. D&uuml;nya Savaşı&#39;ndan zarar almadan tek &ccedil;ıkan k&ouml;pr&uuml;s&uuml;d&uuml;r.</p>
<p>
	Kentin en &ouml;nemli kilisesi yapımı 1436 yılında biten Santa Maria del Fiore&#39;dir. Genellikle &quot;Duomo&quot; adıyla bilinen bu katedralin kubbesi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir mimarlık harikası olarak bilinir ve Floransa resimlerinde her zaman &ouml;n planda g&ouml;r&uuml;nen bir yapıdır. Duomo&#39;nun bir par&ccedil;ası sanılan Campanile (&ccedil;an kulesi) ve yine hemen yanındaki Battistero di San Giovanni (vaftizhane) de &ouml;nemli yapılardır.</p>
<p>
	Floransa&#39;da bunların dışında &ccedil;ok sayıda saray, kilise ve m&uuml;ze yer almaktadır. Pitti Sarayı, Boboli Bah&ccedil;eleri, Santa Maria Novella ve San Lorenzo kiliseleri, Bargello heykel m&uuml;zesi, Accademia dell&#39; Arte del Disegno m&uuml;zesi g&ouml;r&uuml;lmeye değer yerler arasında yer alırlar.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	KENT HAKKINDA</p>
<p>
	Floransa&#39;nın n&uuml;fusu diğer İtalyan kentleri gibi yaşlı bir n&uuml;fustur. 14 yaşın altındaki &ccedil;ocuklar n&uuml;fusun sadece %11&#39;ini oluşturmaktayken 65 yaş &uuml;zerindeki emekliler n&uuml;fusun %28&#39;ini oluştururlar. D&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; modacı Gucci&#39;nin merkezi Floransa&#39;da bulunur. Kentin ATAF adıyla bilinen olduk&ccedil;a etkin bir belediye otob&uuml;s&uuml; sistemi vardır. Floransa&#39;nın Amerigo Vespucci Havaalanı kent merkezine &ccedil;ok yakın olup Lufthansa ve Air France gibi uluslararası u&ccedil;ak firmaları bu havaalanına &ccedil;ok sık seferler yapmaktadırlar.</p>
<p>
	Kaynak: tr.wikipedia.org</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jul 2014 13:22:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.teknikelektrik.com/images/haberler/files/news/default/floransa182236c201196f336f53.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
