Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

(Talak/Boşanma III) / Kadın Ne Zaman Boşanmış Olur


Bu makale 2014-06-27 03:57:57 eklenmiş ve 571 kez görüntülenmiştir.
Yazı Arşivi

Aşağıdaki ayeti anlayabilmemiz için “boşanmış kadın” ifadesini iyi anlamamız gerekir. Bir kadın kocasının evinde, üç iddetini (üç ay temizlik hali) bekleme süresinin sonunda ya ayrılık ya da evliliğe devam kararı arasında muhayyer ise o kadına “boşanmış” denmez, denemez. Eğer boşanmış denilirse o kadının kocasına geri dönmesi halinde bir boşanma sayılacağı aşikardır! Oysa “Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır”1  ifadesi boşa düşecektir. Ve yine “Sonra bekleme süreleri sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın”2  cümlesi havada kalacak. Bizim anladığımız erkeğin, eşine “seni boşuyorum” deyip üç adet dönemini geçirip, kesin boşama kararından sonra, kadının baba/anne evine çıkıp gittiği an boşanmıştır.  Diğer delilimiz ise “İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.”3  ayetleridir. Burada Allah (c.c) kocası ölen bir kadının “boşanmış” ifadesinden hareket ediyoruz. Ve bu boşama, bir kere boşama olup bundan sonraki süreci aşağıdaki hükümler ışığında takip etmeleri gerekir.

Boşanmış kadının (anne/baba evinde) kendi kendine üç kur beklemesi;

“Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınlarında, erkekler kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”4
 
İlk defa boşanmış kadına hitap eden bu ayet, boşanmış kadınların kendi kendilerine yani tek başlarında iken üç ay hali beklemeleri Allah’ın emridir. Daha öncede iddet bekleyen kadın kocasının yanında ve şahitlerin huzurunda olduğundan dolayı tek başlarına değildi.5 Hatta Cenab-ı Allah iddeti erkeğe saydırıyordu.6  

“Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan (cinsi münasebetten önce) boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur”.7
   
Burada ise iddeti kadına ve tek başına kaldığında saydırıyor. Kadının tek başına kaldığının delili ise bakara suresinin şu ayetidir;

”İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır”8
 
Burada kadının kocası ölmüş kadın yalnız kalmıştır. Kadının yalnızlığı etrafında ona sahip çıkacak kimselerin olmadığı değil, bilakis çocukları olabilir, anne baba ve akrabaları olabilir. Ama buradaki yalnızlık, tek başına ve kendi kendilerine ifadesinden onun yanında kocası olmadığıdır. Bir diğer delilimiz ise şudur; “Hamile kadını iddeti doğum yapmaları ile sona erer”9  diyor. Düşünün ki kadını, hamileliğin son ayında, yani doğum yapmasına yirmi gün kala boşandı! Ve ayete göre doğum yapana kadar kocasının yanında durması lazım. Kadın doğumla birlikte erkeğin boşanması veya barışması yönündeki kararı, eğer boşanma yönünde olursa, kadının evi terk etmesi, kendi başının çaresine bakması veya anne babasına gitmesi lazımdı ve gitti!

Annesine giden kadının üç kur (adet) müddetini beklemeden yabancı bir erkekle yeni bir nikah yapması insani değil, bir sürü iftira veya dedikoduya maruz kalabilir ve aynı zamanda fıtrata uygun görünmüyor. Oysa dinimiz fıtrat dinidir.10
 
“Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç kur (adet) beklerler.” devamında ise “Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz.”11  kadının anne/baba veya şahsi evinde sayması gereken kur’da, eğer rahimlerinde bir hamilelik belirtileri varsa şayet bu üç aylık dönemde mutlaka belli olur. Şöyle bir soru sorulabilir; bir kadın kocasının yanında iddet ( 3 temizlik müddeti)  beklerken üçüncü ayın sonunda hamile olup olmadığı anlaşılamaz mı? Tabi ki anlaşılır, hatta “Ve hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer” ifadesi onu kocasının yanındayken olduğunu eğer hamile iseler onların bekleme süresi doğum yapmalarıyla sona ereceğini söylüyor. Lakin bu ayette kadın koca evinde iken bekleme süresinin son günlerinde Allahtan korkmayan bir zalim koca tarafından, veya nefsine hakim olamayan karı kocanın cinsel birleşme olasılığı var. Çünkü bekleme süresince şahitlik yapması gereken şahıslar gece gündüz o evde (kadın ve kocanın) yanında olmayacaklardır. Şahitler gözlemlerini gözetleyerek değil sadece sorarak kadın ve erkeğin vereceği bilgiler sonucunda naklen ve aklen gözlem yaparlar. Amaç yüce yaratan bütün ihtimallerin önünü tıkamak insanların kafasındaki soru işaretlerine mahal vermemektir. Allah hüküm ve hikmet sahibidir, Hükmünde isabet edendir. Ve daha önceki yazımızda bahsi geçen bid’i talak ile (bir boşama halinde) kadının yine kendi kendine üç kur (ay hali) beklemesi gerekecektir. İşte buradaki üç kur bekleme süresi hamileliği ortaya çıkarmak için verilen ek bir süre olduğunu müşahede ediyoruz. Birinci üç ay kocasıyla beraber sayılacak ikinci üç ay ise kadın tek başına sayacaktır. Her türlü boşanma ihtimallerde bile kadının hamileliği şek ve şüpheye mahal bırakmaksızın üçüncü ayın sonunda kesinlikle belli olur.
 
Kur’an-ı Kerim’de bu uygulama gibi erkeğin tekrar eşini geri alma hakkının bulunduğunu ve bu hakkını en fazla iki defa kullanabileceğini önümüzdeki ayetlerde anlatmaya çalışacağız. Aynı şekilde12 yemin eden ve zıhar yapan13 yani eşini boşamaya kesin karar veren, evden çıkarılan veya çıkan14 bir kimsenin ayrılacağını söyleyen Cenabı Allah bundan sonrasında kurallara bağlamıştır.

Tıbbi hamilelik süreci

Görüşüne müracaat ettiğimiz kadın doğum uzmanının verdiği bilgiler doğrultusunda şu sonuca ulaştık; “Uzmanlara göre hamile kadınların adet görmemesi gerekir. Ancak hamileyken kanama olması durumu da var. Hastaların adetle en sık karıştırdıkları durum, döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesi esnasında oluşan ve adet zamanına yakın görülen lekelenme tarzı kanamalardır. Bu kanamaya halk arasında yerleşme kanaması denilmektedir. Hamile kadınların yaklaşık %20 de gebeliğin ilk 3 ayı içinde kanama olabilir. Bu kanamalar bir düşük tehlikesi, anne karnında bebeğin kalp atışlarının durması (bebeğin ölmesi) veya dış gebelik olup olmadığı açısından çok önemlidir. Kanama ayrıca rahim ve rahim ağzı iltihaplarına, rahim ağzı yaralarına, mol gebeliğe (Üzüm gebeliği) vb. diğer sebeplere bağlı olabilir. Hatta temizlik halinin en son günlerinde bile bir cinsel ilişkisinden sonra hamile kalınabilir ve bu hamilelik ilk ayda belli olmayabilir. Hatta ikinci ayda da az dahi yanılma payı vardır.  Her bayan kendi hamileliğinin üçüncü ayında ise kesinlikle, kadın kendi hamileliğini bilir”15
 
Bu açıklamalardan sonra kendilerine hamileliği belli olan kadınlara “Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz” denilmesi, onların hamileliklerini gizleyebileceklerinin yani kasten söylemeyip kocasından veya etrafından gizlemeye çalışırsa harama gireceğini ve bunun çok büyük bir günaha girebileceğini Allaha ve ahrite iman ile temellendirildiğini görüyoruz. Peki, kadın boşandıktan sonra ikinci iddet müddetini annesinin evinde bekleyen kadının (hata veya kaza ile) hamile olduğunu öğrenirse durumu ne olacak?
 
“Ve hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer”16  kadın tekrar eşine dönüp hamilelik iddetini tamamlaması gerekir.

 Ayetin devamında ise “Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler” kadının tek başına üç aylık kur’u tamamladıktan sonra yabancı biri ile evlenmeye hak kazandığını ve bu hakkını kadın (dilerse) kullanabileceğini öğreniyoruz. Ama merhameti çok olan yüce Rabbimiz hep barıştan, sulhtan yana olduğunu, kadının hür iradesiyle başka bir erkekle evlenme kapısı ona açık olmakla birlikte, ayrıldığı kocasının yabancılardan daha fazla hak sahibi olduğunu söylüyor ve bunun kadın tarafından dikkate alınmasını tavsiye ediyor. Öyle ya! Kadın erkek ilişkisi çok özel bir durumu olmakla birlikte, akrabalık bağını, eğer varsa çocuk durumlarının da gözardı edilmemesini ve bütün bunların eski kocaya bir öncelik olarak Allah’ın verdiğini okuyoruz. Boşanan kadınla başka birinin evlenebilmesinin şartı üç kur’un müddetinin bitirilmesidir.
 
“Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur”.17
 
Böyle biri ile evlenmeyi arzu eden boşanmış bir kadının üç kur bekleme süresi içinde, yeni bir evlilik için görüşme yapabilir ama nikah yapamaz, ta ki üç kur müddeti bitene dek;
 
“Kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın. Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)”18
 
Ama boşandığı eski kocası için böyle bir şart yoktur. Eski kocası ile üç kur dönemi bitmeden barışabilir ve isterse kocasının evine dönebilir. Ayetin devamında eski eşine dönecek kadına ve erkeğe Allah c.c. şöyle buyuruyor; “Kadınlarında, erkekler kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir”.
 
Boşanmada erkek kadın eşitliği
Boşanan veya boşanacak olan kadınlarda erkeklere verilmiş olan haklarının aynısı (misli/denk) hakları vardır. Bu hakların neleri içerdiğini anlamak için birkaç örnek verelim:
1- Erkek kadını boşaya bildiği gibi, kadında erkeği boşama hakkına sahiptir.
2- Erkeğin kadına zihar yapabileceği gibi, kadında zihar yapabilir.
3- Erkek eşine küsebildiği gibi, kadında eşine küsebilir.
4- Erkek eşini evinden çıkartarak boşanabildiği gibi, kadında evden çıkarak boşanabilir.
5- Boşandıktan sonra çocuk erkekte kalabildiği gibi, çocuk kadında’da kalabilir.
 
Yukarıdaki maddelerin üzerinde çalışıldıktan sonra çoğaltabiliriz. Boşanmadaki erkeklerin hakları ne ise aynı şekilde kadınlarda hakkı olduğunu ve bu haklarının kazanılmış olmayıp Allahın Kur’anda verdiğini görüyoruz. Çünkü Allah adildir. Kadınlarada aynı hakların verildiğini ama bir farkla erkelerin boşama hususunda ayrıştığını görüyoruz. Bu farkıda üç kur müddeti ile ilgili olduğunu düşünüyoruz. Şöyle ki, boşandıktan sonra beklemesi zorunlu olan iddet müddetinden sonra bir başka evlilik yapabilen kadın durumu farklı erkeğin farklıdır. Erkek boşandıktan hemen sonra hatta boşanmadan (üç kur beklemesine lüzüm olmaksızın) başka biri ile evlilik yapabilmesidir (istisnalar hariç).

Bir kere boşanan eşlerin dönüş yaparak tekrar evlenmesi
Eğer kadın barışıp eski eşine dönüş yapmışsa Allah’ın kendilerine verdiği iki talak19  yani iki boşama hakkında birini kullanmış olmuşlar. Ve geride bir talak daha hakları saklı kalacaktır. Ve yine bundan sonra boşanma olacaksa veya birleşmek isteniyorsa şu ana kadar anlatılan prensiplerin aynısı tatbik edilmesi gerekir. Lakin yemin20  ve zıhar21  kefaretlerinin ödenmesi şartıyla…22

“O boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.”23
 
Bu ayette anlatılmak istenen daha önce yazılan boşanma prensipleri gibi boşamanın iki defa yapılacağının delilidir. “Elif lam” takısı ile gelen ayet daha önce belirtilen helal ve bid’i boşama çeşitlerinin prensiplerini anlatıyor. Yine aynı şekilde ikinci birleşmeden sonra erkek, hanımıyla güzellikle geçinir evliliğe devam ederler, veyahut iyilikle ayrılırlar. Her boşama esnasında onlara verilen veya biçilen mehir her ne ise erkeğin onu alması helal olmaz.
 
“Eğer bir eşi bırakıp da yerine diğer bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle mehir vermiş de bulunsanız, ondan bir şey geri almayın. O malı bir iftira ve açık bir günah isnadı yaparak geri alır mısınız?”24 ancak Allahın koyduğu sınırlara uyulmama sorunu varsa, yani bir zina vakası, şüphesi varsa mahkemece netleşene kadar kadını mehrin’e el konulabilir.

“Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur”.25 Düşününki bir adam çok yüklü bir mehir vermiş. Ve bu adam kadını boşayacağı vakit mehirden geriye bir şey almaması gerekir. Lakin bu adam hanımına ikide bir baskı yapar, hakaret eder ve zülüm eder, sonuçta hanımını memnun etmiyor ve de boşamıyor. Hanımda artık bu zulme ve hakarete dayanamayacak. Peki ne yapacak? İşte bu yukarıdaki ayetin cümlesi şunu söylüyor bize “o zaman kadının ayrılması (boşanmak) için bedel vermesinde ikisine de günah yoktur”. Kadının erkeği boşama hakkı zaten var, boşayabilir. Kadın kocasının huysuzlığu, geçimsizliği veya ilgisizliği hatta ve hatta şerefini koruyamamaktan endişe edebilir. Kadın bunların düzeltilmesini ister, erkek kendisini düzeltmeyeceğine kanaat ederse, işte o zaman kadın eşinden ayrılmak isteyebilir.
 
“(Kadınlar) Eğer ayrılırlarsa, Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Allah, lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir.”26
 
Kadın bu hakkını aldığı mehrin bir kısmı veya tamamını geri verebilir. Bunu bir pazarlık konusu yapmalarında her ikisi için bir günah olmayacak. Ama kadın bu hakkını ancak hakim veya yetkili merciye müracaat ederek onlar tarafından onaylatarak, o hakkını kullanırsa mağdur olmanın önüne geçilecek. Bunun örneği Allah’ın nebisinde şöyle görülmüştür.  
 Sabit bin Kays'ın (r.a.) hanımı Cemile (r.a.) Peygamberimize gelerek şöyle dedi: "Ya Rasulallah beyimin huyu ve dindarlığı hakkında bir şikayetim yoktur. Fakat onu bir türlü sevemedim. Bunun için de nankörlük etmekten, ona karşı olan vazifelerimi yapmamaktan korkuyorum. Peygamberimiz, "Sana mehir olarak verdiği bahçeyi ona geri verir misin? " diye sordu. Kadın, "Evet, veririm" deyince de Allah’ın nebisi (s.a.) Hz. Sabit'e, "Bahçeyi kabul et ve onu boşa" buyurdu. Ayrıca boşama karşılığında fazla bir şey almamasını da emretti "27
 
Ayetin devamında “Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir”.

İkinci boşanmadan sonra evlenmenin haram olması

“Eğer erkek karısını boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.”28
 
Bir boşamanın ardından tekrar ikinci defa barışıp evlilik yapan erkek kadını tekrar boşarsa, kadın artık bir başka yabancı erkekle evlenmelidir. Boşandığı eş ona haram olur. Şimdi bunu hikmeti üzerinde durmak istiyoruz; normal bir boşama için daha önce anlattığımız usule göre bir kimse hanımını boşadığı zaman bekleyeceği iddet müddeti en azı üç aydır. Ve evinden çıkardığı hanımı kendi kendine en az üç kur daha beklediği vakit toplam olarak altı ay eder. Düşününki bir adam hanımıyla sürekli kavgalı ve onu boşuyor. Bir boşadı altı ay ve geri aldı. Altı ay beraber yaşadılar böylece bir yıl doldu. Ve ikinci kez boşanıyorlar. Adeta Allah, o erkeği cezalandırıyor ve kadını kendisine haram kılıyor. Zayıf olan kadınlara cenabı Allah kısmetini araması için şans veriyor, kolluyor, sahip çıkıyor. Eğer kadın hür iradesi ve kendi seçimiyle başka bir erkekle evlenir mutlu bir yuva kurduysa evliliğe devam eder.  Yeni kocası ölür veya başka bir nedenle anlaşamayıp boşanabilirler. Bu takdirde eski kocası ile kadın, Allah’ın evlilik için koyduğu ölçülere riayet edebileceklerine inanıyorlarsa, yani tekrar kavga etmeyecek, küsmeyecek, insanlara maskara olmayacaklarsa evlenmelerinde ikisi için bir günah olmayacağını söylüyor cenabı Allah.  Ama bu kesinlikle halk arasında bilinen “hulle nikahı”  ile olmaması gerekir. İşte bu göstermelik evlilik, yapılan işi Allah katında meşrulaştırmak için geçici bir müddet şartı ile yapılan nikahtır. Böyle bir şey fasittir, batıldır.
 
Nebi a.s. bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor;  "Dikkat edin! Size ödünç alınan tekeyi haber vereyim mi?" onlar da "evet!" Ya Nebiyallah..." dediler buyurdu ki: "O helal kılmak için evlenen kimsedir. Allah buna ve o kocaya lanet etsin."29
 
Ayetin sonunda anlayan, anlamak isteyen, akleden, düşünen ve ibret almak isteyen bir toplum, bir kavim veya bir millet için Allah’ın bize bildirdiği, gösterdiği ve açıkladığı ölçülerdir, kanunlardır.
 
Allahın ayetlerini eğlence konusu yapmak
“Ve böylece Kadınları boşadığınızda ve onlar bekleme sürelerinin sonuna yaklaşmak üzereyken, onları ya iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın ayetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”30
 
Bu ayet bir önceki ayete vurgu yaparak koca hanımını ikinci kez tekrar boşayacağı zaman daha önce açıklandığı gibi, erkeğin kendi evinde üç iddet (temizlik) süresini baştan sona kadar riayet edilmesi gerektiğidir. Bu sürenin sonunda artık onu evden dışarı çıkarttığı an ikinci talak (ikinci boşama) gerçekleşmiş olacak. İşte bundan sonra koca o hanımı geri alamayacak, o hanım ona haram kılınmıştır. Koca evinden çıkacak kadının kendi kendine beklemesi gereken üç kur müddeti vardir. “Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın”. Rabbim kadına zarar vererek, hanımının mallarına göz dikmiş kocalara, zorla onlara sahip olmayı veya cebren evde tutmayı yasaklıyor. Ve eğer böyle davranan bir kimse ancak kendisine zülüm edeceğini ve zalimlerin yatacağı yerin cehennem olduğunu bize yaradan söylüyor.
 
“Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.”31
   
Ayette Allah (c.c) “Sakın Allah’ın ayetlerini eğlenceye almayın.” diyor. Peki, Allah’ın emirlerini alaya almak veya hafife almak nasıl olur?
 
Demek bu talak (boşama) mevzusu çok mühim ve çok önemlidir. Herkes kafasına göre boşama yapamayacak Allah’ın koyduğu ölçüleri ve sınırları gözetmek zorundadır. Bu sınır ve prensiplerin Kur’an-ı Kerim’de madde madde yazıldığı gibi yapılması gerekir. Bunu yaparken insan fıtratına en uygun bir tarzı bulmamızı, isabet etmemiz için düşünmemizi ve öğüt almak ve nasihat etmemizi rabbimiz istiyor. Ayetin devamında “Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve hikmeti hatırlayın.” Gerçekten de bu, Allah’ın bize verdiği bir lütfü ve nimetidir. Eğer insanlar kendi arzu ve heveslerine göre boşayıp terk ederlerse, erkek ve kadınların uğrayacağı mağduriyetin sonucunu az çok tahmin edebiliyoruz. Ve bugün medeni hukukun bile insanları nasıl mağdur ettiğini görebiliyoruz. Yani hiçbir sistem ve hiçbir beşeri kanun Allah’ınki kadar güzel ve mükemmel olmadığına şahit oluyoruz. “Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?”32  Evet! Şüphesiz öyledir. Ve bu bizler için bir nimettir ve Allah bunu bize “hatırlayınız” diyor. Ayetin sonunda ise “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”

Talak başlangıcı ve sonu benzeşenleri
Bu çalışmayı yaparken dikkatimizi çeken çok önemli bir ayrıntının farkına vardık.

“Ey nebi! “Kadınları boşamak istediğinizde”33 ve “Ve böylece Kadınları boşadığınızda”34  ile bitecek, boşamaya dair hükümleri, bu iki ayetin arasında her şey anlatılmış oldu. Bu iki ayetten birisi başlangıç öteki ayetse bitişi anlatıyor. Her iki ayetin benzeşen taraflarını dikkate aldığımızda “Allah’a karşı gelmekten sakının” ifadesine rastlıyoruz. Talak için karar veren kimseye başlangıçta ve bitişte kesinlikle Allah’ı (c.c) dikkate almasını ve sakınmasını tekrarlayan rabbimizin bu konuya verdiği ehemmiyeti anlayabiliyoruz. Bu iki ayetin bir başka benzeşeni ise “kendine zulmetmiş olur” ifadesidir. Bu son ayette kadınların “Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur.” cümlesini Allah kendisine hamletmiş ve şöyle açıklama yapmıştır. “Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur” yani kadınlara yapılacak kötü muameleyi Allah kendisine yapılan kötü muamele ile eşdeğer olarak görüyor ve erkekleri bundan sakındırıyor. Hududullah yani Allah’ın sınırları Kur’an-ı Kerim’de en fazla zikredilen yer, talak yani boşama mevzusunda geçtiğini hatırlatmak istedik. Bir başka değişle kadınları kollayıp gözetiyor, merhamet ediyor, yüceltiyor ve koruyor.

Eski kocaya ve kadının ailesine ihtar
“Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladıklarında, aralarında uygun bir şekilde (bilinen meşru biçimde) anlaştıkları taktirde, eşlerine nikahlanmalarına engel olmayın. Bu, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlar için bir öğüt (uyarıdır) ; bu, sizin için en erdemli ve en temiz (yol)dur. Allah her şeyi aslıyla bilir, ama siz bilmezsiniz.”35

Bu ayete göre talak (boşama) bitmiş, boşama sürecinden sonrasını anlatıyor ve bizleri uyarıyor.  Bu ayetin iki farklı muhatabı vardır. Birisi eski kocaya, şöyle ki; ikinci boşamanın da iddet müddetini bitiren hanımının eski eşine helal olmayacağını öğrenmiştik.36
 
Hatırlarsanız daha önce boşanmış kadının kim olduğu konusuna değinmiştik. Hanım kocasının evini terk ettiği anda, kendisinin boşanmış olduğunu yazmıştık.

İşte bu boşanmış hanımın üç kur’u kendi kendine sayacağını da hatırlatalım.37  İşte bu hali ile bekleme sürelerini dolduran bir kadına, başka (yeni) bir erkekle meşru şekilde nikah yapabileceğini görüyoruz. Nikah ile yeni bir eş alacaksa kadını eski eşine Allah tarafından bir ültimaton gibi ciddi bir uyarı geliyor; “nikahlanmalarına engel olmayın” diyor. Gerçekten de çıkar bir serseri koca, hanımının başka bir kimse ile evlenmesine Rıza göstermez, sorun çıkarır, engel olmaya çalışır veya tehdit edebilir. Allah’ın bu kimseyi imanı ve ahireti ile tehdit ederken en güzelini anlatıyor zaten. Ayetin devamında;  “Bu, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlar için bir öğüt (uyarıdır) ; bu, sizin için en erdemli ve en temiz (yol)dur.”

Bu ayetin ikinci muhatapları ise kadının birinci derecedeki ailesi yani anne, baba veya kardeşleridir. Diyelim ki kadın iki boşama ile kocasından boşanmış ve başka bir evlilik yapmıştır. Kadın bu yeni evlilikten vefat veya herhangi bir nedenle yeni eşinden boşandığı durumlarda olabilir. Kadının tarafı olan akrabalarına ayet şunu söyler; Şahitlerin huzurunda ve sizin bilginiz dahilinde olan “Kadınları (yeni eşinden) boşadığınızda, (kadınların kendi kendine) bekleme sürelerini tamamladıklarında, (eski eşi ile) aralarında uygun bir şekilde (bilinen meşru biçimde) anlaştıkları taktirde, (eski ) eşlerine (yeniden) nikahlanmalarına engel olmayın.”  Burada şu sonuca da varıyoruz; her talaktan sonra eski veya yeni koca ile evlenen kadına bekleme sürelerini aşarsa yeni bir nikah yapılaması lazımdır.  Ve ayet şöyle biter; “Bu, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlar için bir öğüt (uyarıdır) Allah her şeyi aslıyla bilir, ama siz bilmezsiniz.”
 
Bizim anlayabildiğimiz ve yazabildiğimiz kadarıyla Allah (c.c) boşamaya dair hiçbir açık kapı bırakmamış ve hiçbir şeyi de unutmamıştır. Buraya kadar yaptığımız izahat Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de koyduğu hükümleri ana hatlarıyla ortaya koymak olmuştur. Bunları daha fazla detaylar veya örneklerle çoğaltmak mümkün. Biz sadece ayetleri hatırlatıp hepimizin üzerinde biraz daha fazla düşünmemiz gerektiğini hatırlatmak ve göstermek istedik. Selam ve dua ile…

1Talak Suresi 65/1         2Talak Suresi 65/2
         3Bakara Suresi 2/241         4Bakara Suresi 2/228
5Talak Suresi 65/1
         6Talak Suresi 65/1         7Ahzab Suresi 33/49         8Bakara Suresi 2/234
9Talak Suresi 65/4
         10Bknz Rum Suresi 30/30         11Talak Suresi 65/4         12Bakara Suresi 2/226-227         13Mücadele Suresi 2-3         14Talak suresi 65/1
15İstanbul Güngören İlgi Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Türkan Tandoğan
16Talak suresi 65/4
         17Bakara Suresi 2/234         18Bakara Suresi 2/235         19Bakara suresi 2/229
20Bakara Suresi 2/226
         21Mücadele Suresi 58/3
22Bknz Kefaretin yükümlülükleri, yemin kefareti Maide Suresi 5/89 ve zıhar kefareti Mücadele 8/4  
23Bakara Suresi 2/229
         24Nisa Suresi 4/20         25Bakara Suresi 2/229         26Nisa Suresi 4/130
27İbni Mace, Talak: 22
         28Bakara Suresi 2/230         29(240) İbni Mace         30Bakara Suresi 2/231
31Maide Suresi 3/151
         32Tin Suresi 95/8         33Talak Suresi 65/1         34Bakara Suresi 2/231  
35Bakara Suresi 2/232
         36Bknz Bakara Suresi 2/230         37Bknz Bakara Suresi 2/228

Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 203. Sayı
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
DOST SİTELER
ŞALT ÜRETİCİLERİ