Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Kartaca Yıkıldı Ayasofya İbadete Açıldı


Teknik Elektirk Postası - 237
Bu makale 2020-08-31 11:15:43 eklenmiş ve 2347 kez görüntülenmiştir.
Atilla YEĞİN

Ceterum censeo Carthaginem esse delendam. Anlamı: “Bu arada, kanaatime göre, Kartaca yıkılmalıdır.” Romalıların meşhur tekerlemesidir. O zaman dilimi içerisine en büyük düşmanları olan Kartacalılar için dillerinden düşürmedikleri tekerleme idi. Bizimde içimizde ki yara olan 1934 de dönemin koşulları gereği müzeye çevrilen ‘’Ayasofya ibadete açılacak zincirler kırılacak’’ cümlesi aynı anlamı taşıyor. Ayasofya’yı sadece bir ibadethane olarak görmek olaya yüzeysel bakmamızı sağlar. Fatih, İstanbul’u fethettiğinde kendisini Roma’nın devamı, mirasçısı olarak görmüştü. Bizans’ın Pagandan Hristiyanlığa geçince Pagan tapınağı üzerine kilise yapması gibi o da kiliseyi camiye çevirmişti.


Ayasofya’nın girişinde sol tarafında, Cağaloğlu’na giden yolun üzerinde bir milyon taşı vardır. O aslında, uzun bir süre Dünyanın Sıfır noktası olarak kabul edilmiş. Oradan Kudüs’e, Roma’ya olan uzaklıklar ölçülmüş. Onunla ilgili kitabeler var: Kudüs şu kadar, Roma şu kadar fersah uzakta diye. Meridyenler ve paraleller, ölçümleme için kullanılır biliyorsunuz, gerçekte yoklar. Ayasofya’nın kubbesinden geçen bir meridyen sayılmış. Bugün Greenwich’in yaptığı koordinat yerine alınmış. Ayasofya’nın böyle bir özelliği var. Ayasofya’yı sadece Doğu Roma’ya, sadece Osmanlı’ya, sonra sadece Cumhuriyet’teki değişikliğe bağlayarak yorumlamaya kalkarsak onun gerçek önemini ortadan kaldırmış oluruz. Aslında biraz da neden bir panteon (çok tanrılı dinlerin tapınağı) üzerine inşa edildi. Bir açıdan hem paganizme bir başka açıdan da kendinden önce inmiş olan Museviliğin tapınağına nazire yaparcasına Bizans İmparatoru 1. Justinian, Mescid-i Aksa’nın inşa edilmesine yaklaşık iki yüzyıl varken onun bulunduğu yerdeki Süleyman Tapınağı’nı aşacak bir yapı inşa etmek istedi. Bu yüzden Ayasofya mimarisinde Süleyman Tapınağı’nın derin izleri var. Bina, tıpkı Süleyman Tapınağı gibi dikdörtgen biçiminde inşa edildi. Ayasofya’da kimi Pagan sembollere rastlanması ise bir başka seçkincilik ürünü. Binanın yapımında yalnızca Anadolu’dan değil, dünyanın çeşitli yerlerindeki pagan tapınaklarından (Efes’teki Artemis Tapınağı, Mısır’daki Güneş Tapınağı, Lübnan’daki Baalbek Tapınağı ve Tarsus’taki Pagan Tapınağı) pek çok sütun ve malzeme getirildi. Hem bu yüzden, hem de inşaatında yaklaşık 10 bin kişi çalıştığından ötürü Ayasofya’nın inşaatı beş yıl gibi kısa bir sürede bitti. İnşaatı tamamlayanlar aslında mimar olmayan fizikçi Miletli İsidoros ile matematikçi Trallesli Anthemius idi. Bir efsaneye göre İsodoros, Ayasofya’nın planını rüyasında görmüş ve planı öyle çizmiş. Anthemius inşaatın daha birinci yılında terk-i dünya eylediği için işi İsidoros tamamlamış. Daha sonra değişik zamanlarda hasarlar gören yapı fetihden sonra camiye çevrilerek Mimar Sinan tarafından gerekli yapı destekleri yapılarak bugüne kadar fiziki varlığını devam ettirdi. Çok şükür ki sene 2020 bizler Ayasofya’nın tekraren ibadete açıldığını gözlerimizle gördük, yaşıyoruz ve seviniyoruz. Bizimle beraber inanmış gerçek Hristiyanlar da seviniyorlar. Size bu satırlardan geçen yıl Leyla Alaton’un özel izinle açtırıp Ayasofya’da yaşanan pagan ayini rezaletinden bahsetmiştim. Bu yüzden paganizm ve putlarla insanoğlunun savaşı bitmeyecek. 


Satırları sonlandırırken sosyal medyada Lat,Menat ve Uzza hakkında çok güzel özet izah görmüştüm sizlerle paylaşayım. Many, menat, men, kökü ve anlamı ve diğer putlar. Kur’an’da Araplara ait üç putun “ismi” özellikle veriliyor. “Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 53/19-20) Sonra bunların aslında ne olduğu açıklanıyor: “Onlar”, gerçekte “Sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 53/23) Yine “Onlar” , “Zanna ve nefislerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 53/23). Lât “isminin” bugünkü karşılığı “otorite”, Uzza isminin bugünkü karşılığı “güç, kuvvet” , “Menat”ın bugünkü karşılığı “para” demektir. Demek ki Kâbe’de bulunan üç put: Lât(Otorite), Uzza(Güç), Menat(Para)ymış! O zaman puta tapmak; içimizdeki otorite hevesine, gücü elimde bulundurma arzusuna ve paraya(Altın, petrol, pırlanta, mal-mülk edinme) râm olmak, tabi olmak ve bu uğurda savaşlar dâhil her türlü yolu ve zulmü normal görmekmiş! Otarite, Güç ve Para’ya tapmadan sadece gerçek ilah kâinatın yüce yaratıcısına ram olmak gayreti içinde olmayı nasip eylesin. 


Hayırlı işler dileği ile Allah yar ve yardımcımız olsun.


Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 237
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ