Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Bizim Tarlaları Sürmüşler


Mayıs 2017 - 198. Sayı
Bu makale 2017-05-31 12:28:19 eklenmiş ve 329 kez görüntülenmiştir.
Atilla YEĞİN

Öyle  puslu ki hava; şeytan bile Müslüman’’ mintanı giyiyor. Allah sonumuzu hayretsin.’’ Diyordu Kazım Karabekir ülke bir kaosun içinde iken Kurtuluş Savaşı yıllarında. Nasıl bir duygu ile söyledi ki insan bu cümleleri duyunca bugünde aynı değişen bir şey yok diyesi geliyor.


 Geçenlerde eski Diyanet İşleri Genel Başkan Yardımcısı görevden alınmadan önce şu röportajı vermiş. Aslında ne kadar doğru söylemiş. Mehmet Emin ÖZAFŞAR: “Cemaatler; denetimsiz, kontrolsüz, dini meşruiyeti her zaman tartışmalı yapılardır. Gasp edilmiş dini kavramlar üzerinden, insanlar yine gasp edilmiş, üretilmiş dinimsi yapılar içinde esir alınıyor.” “Bu mekanizma (cemaatler) öncelikle bireylerin iradelerini ve rasyonel düşünme mekanizmalarını tahrip ediyor. Daha sonra bir güven ve samimiyet ortamı oluşturuluyor. Ardından sanal manevi haz ortamları oluşturuluyor. Böylece insanların sağlıklı düşünmesi, sorgulaması, eleştirmesi imkânsız hale getiriliyor. Bireyin, birey olması engelleniyor. Hz. Peygamber’in rehberliğinde ortaya çıkan yapılanmanın dışına itiyor.” “Sade Müslümanlık neyimize yetmiyor da biz daha ileri şeyler bekliyoruz” “Fethullahçı yapı bir günde ortaya çıkmadı, bu yapının Türkiye’de Cumhuriyet öncesine dayanan tarihi var. Geldiği gelenek belli, bu geleneğin din söylemi belli, bu geleneğin İslam’ın aydınlık çizgisi ile arasındaki mesafe belli…” 


Aslında eğip bükmeden hoca lafı ortadan söylemiş. Tabi ki bu guruplar arasında halisane Allah yolunda kendi dinini yaşamak isteyen insanlar ağırlıkta.  Hiç şüphesiz İmparatorluk mirasından kalan bakiye olan yaşadığımız bu coğrafyada çok çeşitli tarikat ve cemaatler var. Bir çoğunun artık eskisi kadar takipçisi olmasa da Türkiye’de ana akım Kadirilik, Rufailik,  Halvetilik, Nakşibendilik devam etmektedir. Bunların içinde de Nakşibendilik ana omurga tarikattır. Nakşibendiliğin kollarından olan bugün de canlı taraftarları olan İskender Paşa, Erenköy, İsmailağa, Menzil, Süleymancılar,  Işıkçılar, Nurcular aktif olarak devam etmektedir.  Nurcular Nakşibendi köklerinden daha sonra ayrılan  Said Nursi’yi takip edenler daha sonra Yeni Asya, Gülenciler, Kırkıncılar, Medzehracılar, Aczedmediciler, Sungur Ağabey, Kurtoğlu Ağabey guruplarını oluşturdu. İşte Türkiye’de oluşmuş ana akım tarikatlar bunlar kısaca özetledim sizlere. Tabi bunların dışında farklı akım dini guruplar var bir kısmı ana akım tarikatlar kadar Türkiye’de yaygın onlara konu uzamasın diye girmedim .  Şimdi sizlerin sorduğunu hissediyorum  ne var bunlarda kime zararları var . Tabi ki kimseye zararları yok. Ya da biz öyle zannediyoruz ta ki Rahip Santoro ve Hırant Dink cinayetlerinde BBP’li gençlerin kullanılmasından dolayı rahmetli Muhsin  Yazıcıoğlu “Bizim tarlayı sürmüşler... Haberimiz olmadan...” dediğinde insanın zihninde şimşekler çakıyor. İşte 15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştirince hizmet ehli görüntülü mankurt tayfayı ne zaman sürmüşler diye insan merak ediyor.


Bunun için bu mankurtların başı Müslüman mintanı giymiş şeytanın ‘’Küçük Dünyam’’ isimli anılarını yazdığı kitaba gidiyoruz. Ne diyor Şeytan orada ‘Ben daha 18 yaşındayım  Mehmet Kırkıncı, Cemalettin Kaplan, Cevdet Bilica, Mehmet Kırkıncı Hoca bizden evvel de başka yerlerde okumuştu; ancak Osman Hoca’dan aynı dersi takip ettik. Cemalettin Kaplan Hoca yaşça benden büyüktü. İki sene okudum…(1957’de) Kırkıncı Hoca; bana, Selahaddin ve Hatem’e ‘Bediüzzaman Hazretlerinin yanından birisi gelmiş, akşam sohbet yapacak oraya gidelim’ dedi. Teklifini kabul ettik. Bediüzzaman’ın yanında bulunmuş bir insanı ilk defa görecektik. Mehmet Şergil’in terzi dükkanına geldik. Burası, iki kilimden biraz daha genişceydi. İlk gece ve ikinci gece orada bulunanlardan aklımda kalan isimlerden bazıları şunlardı: Mehmet Şevket Eygi, Üstteğmen Esat Keşafoğlu (Türkiyeden 1948 de Amerikaya özel harp eğitimi için gönderilen). Mehmet Şevket Eygi yedek subaylık yapıyordu.


İşte NATO ile beraber içimize giren Gladio bizim  tarlaların santimetrekaresine kadar sürmüş. Bu hatıratta geçen şahıslardan Mehmet Şevket Eygi  Gladio görevini 1960’larda gereğince yerine getirmiş halkı galeyana çağırmıştır. Bu ekipten Cemalettin Kaplan’ın 1980’lerde Türkiye’nin gündemini meşgul ediş şeklini hatırlayın. Aczmendilerin 28 Şubattaki köpürtücü rolleri hala hafızalarımızda.  Bu arada bu sistemin içine girmeyen tarikatler cemaatler büyük çoğunluğu oluşturuyor. Onlara feci operasyonlar çekildi. İşte İskenderpaşa Cemaatinin lideri Avusturalya da trafik kazasında öldürüldü. Ondan önce Gladio bu tezgâhına çekilmek istenen Mehmet Kutluların kızı altın vuruşla uyuşturucu ile öldürüldü.  Burada sağ cenah içerisinde tarikat olmayan siyasi yapılanmalardan bahsedebiliriz. Özellikle Hizbullah daha sonra ayrılarak İlim ve Menzilciler diye iki ayrı guruba ayrıldılar. 1960 yıllarda öğrenci yapılanması şeklinde başlayan Milli Mücadeleciler (Kominizm ile mücadele maksadıyla başlatılan örtülü Gladyo projesidir.) gurubu ve onlardan ayrılan ekipleri sayabiliriz. Sizlere bu yazımızda Türkiye tarlasının sağ tarafını yazdık. Solu başka bir yazıda inşallah anlatırız. 


Hayırlı işler dileği ile rabbim yar ve yardımcımız olsun.


Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ