Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Dünya Beşten Büyük


Nisan 2016 - 185. sayı
Bu makale 2016-04-25 15:49:40 eklenmiş ve 356 kez görüntülenmiştir.
Atilla YEĞİN

İngiliz doğa bilimci Charles Darwin, 1859’da yayınlanan “Türlerin Kökeni” onu 1871’de takip eden “İnsanın Türeyişi” adlı kitaplarıyla büyük bir tartışma başlatmış ve Avrupa düşüncesinin farklı dallarını aynı anda etkilemiştir... Darwinizm’in toplumsal gelişmeye en çok uygulanabilir olan yönü ise, dünyada doğal kaynakların besleyemeyeceği bir nufüs fazlası bulunduğu ve bunun her zaman güçlülerin veya “uygunların” galip çıkacağı daimi bir yaşam mücadelesi gerektiği yönündeki inançtır. Bazı sosyal bilimciler için, bu noktadan hareketle, en “uygun” kavramına ahlaki bir mana katmak ve dolayısıyla yaşam mücadelesinde üstün gelen türlerin veya ırkların ahlaken üstün olduklarını savunmak çok 

kolay olmuştur. 


Görüldüğü gibi Darwin “İnsanın Türeyişi” isimli kitabında, Avustralya yerlilerini ve zencileri gorillerle aynı seviyede görmüş ve bu ırkların yok olacaklarını ileri sürmüştü. Diğer “aşağı” gördüğü ırkların ise çoğalmalarının engellenmesi ve böylece bu ırkların yok edilmeleri gerektiğini savunmuştu. İşte günümüzde halen kalıntılarına rastladığımız ırkçı ve ayrımcı uygulamalar, Darwin tarafından bu şekilde onaylanmış ve meşrulaştırılmıştır. Darwin’in bu ırkçı fikirlerine göre “medeni insana” düşen görev ise bu evrimsel süreci biraz daha hızlandırmaktı. Bu durumda zaten yok olacak olan geri kalmış ırkların şimdiden yok edilmelerinin “bilimsel” açıdan hiçbir sakıncası kalmamıştı! İşte Batı düşüncesinin insanlık tarihin de hakim olmaya başlamasından itibaren Batı’nın kendi dışında kalanları ötekileştirdiği bakış açısı budur. Astekleri, Oborjinleri, Kızılderelileri ve dünyada yaşamını devam ettiren kadim kavimlerle olan münasebetleri necisinde. Dünyada kendisine dönüştürmediği bütün insan topluluklarını veya medeniyetlerini yakıp yıkmış teslim olanlarınıda köleleştirmiş ve köleleştirmeye devam etmektedir. 


Darwin’in ırkçı görüşlerinden en çok çıkar sağlayan ülke, Darwin’in kendi vatanı İngiltere oldu. Darwin, teorisini ortaya attığı yıllarda, İngiltere dünyanın bir numaralı sömürge imparatorluğunu kurmuş durumdaydı. Hindistan’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan dev bir coğrafyanın tüm doğal kaynakları, İngiliz İmparatorluğu tarafından sömürülüyordu. “Beyaz adam”, kendi çıkarı için dünyayı yağmalıyordu. Ama elbette başta İngiltere olmak üzere sömürgeci ülkelerin hiçbiri “yağmacı” olarak görülmek ve tarihe öyle yazılmak istemiyorlardı. Bu nedenle yaptıkları işi haklı gibi gösterecek bir açıklama arıyorlardı. Bu açıklama, sömürülen insanları “ilkel insanlar”, hatta “hayvanımsı canlılar” gibi gösterebilmekti. Böylece katledilenler veya insanlık dışı muameleye maruz bırakılanlar, insan değil, yarı insan yarı hayvan canlılar olarak görülebilecek ve onlara karşı yapılanlar bir suç teşkil etmeyecekti. 


Bügünde aynı değil mi Afganistan,  Irak, Suriye ve Afrika’da yaptıkları zalimlikleri bu şekilde kamufle etmiyorlarmı. Tüm bunları 1. Dünya savaşından sonra mirvana seviyesine çıkardılar. Savaşın galibi taraflardan oluşturdukları güvenlik konseyi ile beşli veto devletleri eliyle kendileri çalıp kendileri oynadılar. Bu adaletsiz sömürü sistemi şu an hale devam etmekte. Bu paradigmanın değişmesini isteyeni de boğup susturdular bugüne kadar. Soğuk savaş döneminde SSCB ve ABD ile Batı karşı ekip gibi gözükse de paylaşım hep üstün ırklar arasında olmuştu. İşte ‘’Dünya beşten büyüktür’’ sloganı bu paradigmanın yakasına yapışıp sallamak ve daha ileriye götürüp bu adaletsiz sistemi alaşağı etmek için söylenmiş gerçekten bu çağda sarfedilmiş en sihirli cümle. Onun için Recep Tayyip Erdoğan’dan bu kadar nefret ediyorlar ve saldırıyorlar. Tabi sevmeyenler kadar ezilen çoğunluk da sesini yükseltiyor artık değişim zamanı geldi diyor. Dünya beşten büyüktür cümlesini Üstad Necip Fazıl destan şiirinde ne güzel de anlatır Şiirden iki kıta paylaşarak sözümüzü bitirelim bu ay. 


Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! 

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak: 

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden, 

Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden, 


Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; 

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. 

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; 


Hayırlı işler dileği ile rabbim yar ve yardımcınız olsun.

Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 201. Sayı
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ