Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Üst Akıl


Şubat 2016 - 183.Sayı
Bu makale 2016-02-24 15:26:25 eklenmiş ve 2066 kez görüntülenmiştir.
Nurcan Şahin Alevli

Sömürgeci güçlerin uzun vadeli planlar yaparak ilerlediği herkesçe bilinen bir gerçek. Son yıllarda bunun en güzel ve en belirgin örneğini PKK, PYD, YPG, TAG diye devam eden örgüt isimlerinde görmekteyiz. PKK’yı Türkiye’nin gözünü boyamak niyetiyle terör örgütü olarak kabul eden devletler, harflerini değiştirerek terör örgütü olduğunu kabul etmekten kurtulacakları gizli müttefikleriyle daha doğrusu kuklalarıyla yollarına devam etmenin planını belli ki uzun yıllar önce hazırlamışlardı. “Üst Aklın hakkını vermek gerek. Hep derslerine iyi çalışmış oluyorlar. Biz hikayeye yeni başladığımızı ve baştan sona kendi kalemimizle kendi hikayemizi yazacağımızı düşünürken onlar hikayenin son paragrafını bitirmiş imza atmaya hazır hale getirmiş oluyorlar. Burada “Hep üst akıl” diyorsunuz da PKK, PYD, YPG vs..gibi örgütler gerçekten kendi davası olan insanlar tarafından kurulmuş olamaz mı? Kukla değil kendi amacını savunan, bunu yaparken de yanlarında olabilecek her kişi, her örgüt, her devletle ittifak yapan, karşılıklı çıkarlarla güçlenen örgütler olamazlar mı?” gibi soru ve söylemlerle karşılaşılabilir. Evet elbette her kurulan örgüt üst aklın ürünü olmayabilir. Ama öyle bir akılla karşı karşıyayız ki bir ülke ya da bir coğrafya içinde legal ya da illegal tüm olayları yakından takip ederek ona göre anında pozisyon alarak, planlar yaparak, devletlerin resmi kurumlarından tutun terör örgütlerine kadar içlerine yerleştirdiği adamlarıyla bu yapıları farkettirmeden kendi çizgisine oturtmakta inanılmaz maharetli. Bana göre Kürt sorununda bizim yaşadığımız en büyük çıkmaz; Türkiye isminde bir devlette yaşamaktansa kendi seçtiği isimde, kendi anadilinde konuşabileceği bir devlete sahip olma hayalinin Doğu ve Güneydoğudaki “özellikle” gençlerimize aşılanıyor olması. 1000 yıllık ortak tarih, ümmet birliği, akrabalık bağı olan Anadolu insanının birbirleriyle kan davasından başka bir geçmişi olmadığı gibi bir düşünce hakim kılınmaya çalışılıyor. Pek çok etnisiteyi içinde barındıran Osmanlı’nın Cumhuriyetle birlikte Türk kimliğini almasıyla “üst akıl” da bu yeni duruma göre pozisyon belirlemekte gecikmeyecekti ellbette. Burada Kürtler’in üst akılca seçilmiş olmasının en önemli nedeni nüfus çoğunluğu bakımından Türk kökenli vatandaşlardan sonra en etkin etnik köken olmaları ve çevre ülkelerdeki demografik, coğrafik yapının da ileride başgöster(til)ecek saha çatışmalarına müsaitliği olacaktı muhakkak ki. 


Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarında Birleşik Kürdistan adında bir devlet kurmak amacı güddüğünü iddia eden ayrı ayrı isimlerde ama aslında aynı el tarafından yönetilen örgütler var. Bu örgütler her ne hikmetse içinde barındıkları bu devletler tarafından bir türlü ortadan kaldırılamamışlar. İşin daha da garip tarafı amaçları kendilerinden toprak alarak, İslam Coğrafyasını parçalayarak devlet kurmak olan bu örgütlerin toprak almak istediği devletler “bir araya gelemiyor” ve bu örgütleri ortak bir akılla ülkelerinden defetmeyi başaramıyorlar. Hatta öyle ki kendileri de aynı örgütün farklı kollarıyla senelerdir mücadele eden Irak, İran ve Suriye  senelerce Türkiye’ ye karşı terör faliyetlerinde bulunan PKK’ yı ve Öcalan’ı kendi topraklarında barındırdı ve destekledi. Bu ülkelerin kafa kafaya verip aynı anda ortak bir operasyonla bu örgütleri topraklarından tamamen temizleyememesinin gerekçesi ise mezhepsel farklılıklar?! Yeri geldiğinde Hristiyan Batı veya Yahudi İsrail ile bile müttefik olabilen devletlerimiz, ortak bir tarihe, farklılıklar olsa da aynı dinin ağırlıkla yaşandığı devletlerimiz, yani; Suriye, İran, Irak, Türkiye teröre karşı birleşememiş (!?) Dedikya; “akıl” dersine çalışıyor. En son bu oyuna Beşer Esad geldi maalesef; İlk başlarda 1982’ de Hama’da 40 bin kişiyi katlettiren babası Hafız Esad’dan farklı bir yol izliyormuş gibi görünse de maalesef ayarı şaştı Onun’ da. Şayet Erdoğan’ ı dinleyip ülkesindeki mezhepsel baskılarla halkını bezdirmese idi, çatışmaları alttan alta körükleyen bir çete üyesi gibi değil de halkına kol kanat geren bir devlet başkanı olarak davranabilseydi, kendisine “kardeşim” diyen Erdoğan’ ın gördüğü oyunu anlayabilse ve Erdoğan’ın ısrarla “Halkına hakkaniyetli davran ben kardeşin olarak hep senin yanında olacağım” ikazlarını dinlemiş olsaydı bugün Suriye bu durumda olmaz, Türkiye’ de ateş çemberi içinde kalmazdı. 


Ülkesinde yarım milyona yakın insanın ölümünün baş sorumlusu Esad’ a ülkesini savunan adam muamelesi yaparken, devletin uzattığı barış eline ihanet edip güneydoğuyu silah deposuna çeviren PKK’ ya karşı mücadele eden Erdoğan’a diktatör yaftasını oturtmaya çalışmak (?!) Boşuna Hitler, Saddam yada Kaddafi hatırlatmaları yapılmıyor sürekli. 


Plan işliyor. Toplumlara demokrasi ninnisi söyleyen kan emici devletler kendileri dünyanın efendisi olmak için tüm insanlığı ateşe vermekten zerre kadar imtina etmiyorlar. Ne acı değil mi? İç içe geçmiş ilmekler gibi heryerden tuzaklanmış bir İslam coğrafyası. İşte biz bunu bize yapabilenlere “üst akıl” diyoruz. Demirtaş; YPG Türkiye’ ye bir taş bile atmadığı halde, Türkiye’ ye karşı hiçbir düşmanlığı olmadığı halde Türk devleti YPG’ye savaş açtı diyor. Aynı Demirtaş çözüm süreci boyunca PKK’nın barış istediğini ve Türk hükümetinin barışı tesis etmesi gerektiğini söylerken Doğu ve Güneydoğu’yu silah ambarı haline getiren bir PKK ne kadar barışcıl ise YPG’ de ancak okadar zararsız bize karşı. Türkiye yüzlerce kilometre sınırımızın olduğu Suriye’ de konuşlanan YPG’ ye karşı top atışlarına başladığında “Çatışmayı durdurun” çağrısı yapan Amerika okyanus ötesinden yüzlerce kilometre yol gelip burada her türlü operasyonu yapma hakkını kendinde bulacak kadar yüzsüz. Ekonomik iflasın eşiğindeki Rusya savaş uçaklarıyla sivilleri katledecek kadar acımasız. Ama tüm bu kirli oyunların ve ittifakların içinde meşru müdafa hakkını kullanma cesaretini gösteren Türkiye’ nin “ne işi var Suriye’ de” öylemi? Şu anda hem CHP hem de HDP gibi görünüşte ideolojileri birbirleriyle tamamen zıt iki görüş ile Erdoğan’ı bertaraf etmeye çalışıyor “üst akıl”. Ülkede barışın ancak içeriden tesis edilebileceği düşüncesiyle başlatılan çözüm sürecine nefretleri yüzünden isimlerinin önüne TC’ leri koyarak, ellerine ayyıldızlı bayraklarımızı alarak sokaklara inip AK Partililere hain, bölücü diye hakaret edenler bugün devlet doğuda katliam yapıyor diye Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dünyaya şikayet edenlerin ta kendisi. Onların derdi ne Kürtler ne de vatanın birliği. Tek dertleri var o da Erdoğan. Amaca giden yolda her yol kutsaldır mantığı ile bir anda PKK’yı savunanlar konumuna geldiler. Şu anda Ortadoğuyu kendi amaçları doğrultusunda dizayn etmeye soyunan üst aklın elbette ki tek bir planı yok.. Gezi olaylarından bugüne pekçok planlarını ülkemizdeki kripto ajanlarıyla sırayla devreye sokan bu akıl ne yaptıysa da 

bugüne kadar Erdoğan’ı saf dışı edemedi. Türkiye aslında 90 yıldır batı’nın kendisine biçtiği rolu bu ülkeye yerleştiren bir zihniyetin kontrolü altında. Yüzyıllarca İslamın sancaktarlığını yapan Osmanlı’nın çöküşüne de önayak olan batı hayranı bu zihniyet İslam dünyası ile gayrimüslim dünya arasında bir tampon bölge olmayı bir devlet politikası haline getirmiş ve İslam Coğrafyasında yaşanan hiçbir olayda söz sahibi ol(a)mamayı benimsemiştir. Bu zihniyetin amaçları dışında hareket etmeye niyetlenen her iktidar, her lider darbelerle, ayaklanmalarla ya da ekonomik krizlerle bertaraf edilmiştir. Bu zihniyet bu ülkede seçimle başa gelmemiş olsa da AK Parti iktidarından önce hep ülkeyi onlar yönetmiştir aslında.


Şimdi ülkedeki bu ayrışmanın nedeni de tamamen Erdoğan’ın tekrar hayata geçirmeye çalıştığı Osmanlı misyonu ile bu zihniyet arasındaki çatışmadır. Şayet CHP ve üstlendiği misyon Erdoğan’ı gönderme başarısını gösterirse aynı görevi tekrar devralacaktır. Ancak bunun tek başına yetersiz olacağını hisseden “akıl” alternatif plan olarak PKK, PYD, YPG, TAG gibi örgütlerle’ de hem Ortadoğu dizaynını hem de Türkiye’ de Erdoğan’ a karşı bir tehtit oluşturmayı amaçlıyor. Olmaz denilen oluyor ve CHP, HDP aynı safta yer alabiliyor. Böylesine kirli bir savaşın içinde olmak kolay değil elbette. Ortada açık kartlar ve dürüst oyuncular yok. Senelerce birbirlerine düşman bildiğimiz ülkeler sarmaş dolaş, bizimle omuz omuza sandıklarımız kalleş, vatanı uğruna can verir dediklerimiz hain. Rusya-Amerika gibi, İran-Amerika gibi Aynı yolda yürüdüğümüzü sandığımız FETÖ gibi, kendisine Müslüman deyip sadece İslam Coğrafyasını kana bulayan DAEŞ gibi. 


Dediğim gibi “aklın” hakkını teslim etmek gerek. Derslerini iyi çalışıyorlar. Ama unutulan birşey var; Bizler!  Bizler yüzlerce yıldır şehit kanlarıyla sulanmış, imanla yoğrulmuş bir Coğrafya’nın çocuklarıyız. Bizler Peygamber övgüsüne mazhar olmuş bir Millet’in torunlarıyız. Esaret altında yaşamaktansa ölüm bize özgürlük! “Nereye kaçacaksınız?” diyorlar. Kaçmak için mi emanet edildi bu topraklar bize Kurtuluş Savaşı’nı kazandık deyip masada 100 yıldır Batı’nın kaymağını yediği Musul ve Kerkük’ü İngiliz’e veren zihniyet yok artık başımızda madem biz Kurtuluş Savaşı’nı kazandık masada da bizim kazanmamız gerekmiyor mu sorusunun cevabını arayan bir kitleyle karşı karşıyasınız. Yalan yanlış tarih kitaplarınızdan yalan yanlış hikayelerinizi okuyup kandıracağınız cahil halk devri de kapandı. Hem imanlı hem diplomalı olurlarsa Batı’nın piyonluğunu niye yapıyorsunuz diye bize hesap sorarlar korkusu yaşadığınız diplomalılar artıyor gittikçe. 


Batılılara özenmediği için okullara almayıp cahil bıraktığınız başıörtülü kadınlarımız heryerde artık okuyor, görüyor, analiz ediyorlar. Engel olamadınız Bu ülkeyi kukla ettiğiniz. Yeter diyecek bir güç var karşınızda. 


Güneyimizde bir PKK devleti kurdurup Ortadoğu’yu, Müslümanları ve enerji akışını kontrol etmelerine izin vermeyeceğiz! Türkiye’yi bölmelerine izin vermeyeceğiz! Böl ve yönet politikalarına sessiz kalmayacağız! İslam Coğrafyasına yaşattıkları yetmedi mi bu kan emicilerin? Hepi topu bir dünyalık ömür için menfaat ve nefis peşinde koşmayıp ahiretini yakmayacak milyonlar hala var bu ülkede. Allah yolunda toprağa düşüp şehadet şerbetini içmeyi hiçbir dünya nimetine değişmeyecek Çanakkale’nin, Antep’in, Maraş’ın, Sakarya’nın evlatları sahip çıkacaktır atasının mirasına. Yeryüzünde haala Allah Allah diye ölüme kucak açan Müslümanlar kalmış olmasaydı zaten helak olur giderdi bu dünya..

Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Mobil
Hayriye Ökdem 2016-03-22 15:15:32
Bir sonraki yazınızı merakla bekliyoruz
Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 203. Sayı
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ