Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Oysa Ne Güzeldin Sen Diyarbekir


Aralık 2015 - 181. sayı
Bu makale 2015-12-22 15:31:32 eklenmiş ve 982 kez görüntülenmiştir.
Cevdet NASIRANLI

Bölgede yaşanan ve yaşatılan ölüm ve acının nedeni ne? Kürt halkına hizmet mi ? Kürt halkı adına hareket edenler, bu gün Kürt halkı adına mecliste siyaset yaptığını söyleyenlerle beraber Kürt halkının desteğini almadığını söylemek isterim çünkü Kürt halkı son zamanlarda yaşanan kirli oyunun farkına vardı bu kirli oyunun iç yüzünü görmeye başladı. Şimdi birileri diyecek ki HDP’nin bölgeden aldığı oy oranına bakın nasıl destek verilmiyor diyorsunuz diyecek bunu his ediyorum; öncelikle şunu belirtmek isterim ki BDP’ye oy vermiş her vatandaş PKK’ya destek vermiyor veya onların yaptıklarını tavsif etmiyor ve yine BDP’ye bu süreçte oy verenler olayların biteceğini düşünerek ve BDP’nin aktif siyasetin dışına itilmeden PKK’nin pasivize edileceğini yani artık şiddetten uzak kalınacağını düşünerek BDP’ye oy vermişlerdir. Bazılarıda bu bölgedeki diğer siyasi aktör olan AK Parti’ye. Bölgedeki eksiklikleri  ara ara yazdım anlattım.


Peki bölge buraya nasıl geldi? Bu sıradan bir gelişme mi? Bunlara bakmak gerekir. 


Elbeteki yaşananlar sıradan gelişmeler değildir bunlar bu gün planlanan oyunlar da değildir, tek amaç bölgeyi kaosa sürüklemek. Suriye ve Irak ortamı yaratılarak Türkiye’nin geleceği, Türkiye’nin Ortadoğu üzerinde ve İslam alemi açısında yaptığı siyasi adımlarını zayıflatmak ve bir diğeri de bölgemiz ve Ortadoğu üzerindeki son beş yıldır uygulanacak planlar olduğunu ve en az 50 yıl önce hazırlanmış planlar olduğunu bilmek gerekir. Bu planlar diğer ülkelerde tuttu ancak Türkiye de istedikleri sonucu alamıyorlar. Gezi de tökezlediler, 17-25 Aralıkta tökezlediler, şimdiler de PKK ve uzantıları üzerinden yürütülüyor, burada da tökezlediklerini belirtmek isterim çünkü Kürt halkı yaşanan oyunların farkın da ve Kürt halkının desteğini alamadıkları için bugünler de daha da vahşileşiyorlar. Burada devlete düşen haklı sahiplenmesidir. Bunun adımlarının da atıldığını görüyoruz. Yeterli mi bence yeterli değil, hükümetin daha aktif olması gerekir.


Peki bu ölümler bitecek mi?

Keşke bu soruya birileri nitelikli/makul bir cevap verebilseydi, ama ne çare! Çünkü bu halkı ölüme ve göçe  mahkum edenler yine tarih önünde bir gün hesap vereceklerini biliyoruz. 


Öz yönetim diyorlar, katil TC diyorlar, İstilacı devlet diyorlar, hepsi içi boş laflar olduğunu halk görüyor ve dile getiriyor bu dile getirildikçe birileri çıldırıyor.


Elalem bilsin ki, birileri kazancını, bir başkası konumunu kaybetmek üzere olup, kudurdukça kuduruyorlar. 


Kadınlara özgürleşmeyi vaat ederek erkeklerin ortak malı haline getirmek istiyorlar, Komünist sistemin kalıntıları Kürtler üzerinde uygulanmak isteniyor.


Zorumuza giden şudur ki bu mücadeleyi Kürtler adına yaptıklarını söylüyorlar. Tarzına bakıyorsunuz tarz yamuk, eğer ben Kürt isem öz vatanımda savaşırsam, haklıysam orada burada saklanmam, başım dik mücadele eder, ölürüm öldürürüm. Erkekliğin payına bazen bu da düşüyor. Ama orada burada saklananlar, barikatların arkasına sığınanlar, ya haksızdırlar ya da Kürt değiller, dilleri Kürt de olsa şahsiyetleri Kürt değildir.


Ya şu kepenk kapamaya ne demeli? Yıllardır aynı usulle kepenk kapama talimatıyla esnafımız kan ağlıyor ve bunun zararını herkes ödüyor. 


Bugünü özetleyen bir Diyarbekir şiirimizi de paylaşmak isterim...


Ah Diyarbekir!

Güneşin doğduğu esmer gülüşlü şehir!

Oysa ne güzeldin sen Diyarbekir!

Dağkapıda ciğer,

Sıtkı ustada kadayıf,

Gazi Köşkünde muhabbet 

Erdebil köşkünde iftar,

Haşim Ustada mumbar,

Hevsel Bahçeleri’ne verdin miydi sırtını 

senden huzurlusu yoktu 


Ama şimdi;

Dicle hüzünlü..

Karacadağın başı dumanlı, karlarını 

eritiyor gönlünün ateşinden.. 

On Gözlü köprünün on gözü birden

gözyaşlarını akıtıyor çağlayarak..


Küçeler.. 

Ah küçeler.. 

Birbir sessizleşti geceler, 

Gecenin 2’sinde cıvıl cıvıldı oysa..

Dört Ayaklı Minare..


Çok cevvâldi.. 

Ne savaşlar, ne asırlar geçmişti ama 

yıkılmamıştı. Direnmişti senelere.. 

Ayakları yaralı şimdi.. 

Oysa ne güzeldin Sen Diyarbekir,

Osmanlı’nın ilk eseri

Duvarları nâdide Osmanlı 

çinileriyle kaplı

Tonozları, mihrâbı, minberiyle eşsiz bir

kültürel mirâstı Kurşunlu Camii,

Nâm-ı diğer Fatih paşa Camii.. 

Ama onun da başından dumanlar 

yükseliyor şimdi.

Ne çok yara var üzerinde hey gidi 

cân eskisi!

O da çığlıklarını, haykırışlarını anlatıyor 

artık her ezan vakti çağlara..

Ama doğrulacak yine..

Yine beş vakit yükselecek imânın sesi

Çünkü yakışmaz ona başını eğmek,

Yakışmaz ona enkâzında kalmak

Doğrulacak yine küheylân gibi

Arşa değecek nûrdan sesi.

Çünkü Bir olanın sesi o!

Birliğin sesi!


Diyarbekir ey!

Haydi at ölü toprağını üzerinden

Silkin!

Sahabelerin var senin!

Cânını vermiş şehitlerin!

Hz. Süleymân’ın duası var üzerinde

Hz. Yunus’un rüyâsı 

Surların var senin,

Duaların var yediden yetmişe 

Kalesin sen!

Kalkarsın,

Bunu da atlatırsın,

Çünkü sen Diyar-ı Bekirsin!

..ve hâla çok güzelsin sen Diyarbekir!

Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer yazıları...
Dergilerimiz
Baş Yazar
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ