Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Cum‘a-i Bâlâ (Blagoevgrad) Bulgaristan


Bu haber Teknik Elektrik Postası, Teknik Elektirk Postası - 238sında yayınlanmıştır.
Bu haber 2020-09-30 09:33:28 eklenmiş ve 12487 kez görüntülenmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun hakim olduğu zamanlarda adı Cuma-i Bala (Bâlâ) idi. Bugünkü Türkçe ile Yukarı Cuma. Bulgar Komünist Partisi’nin kurucusu Dimitar Blagoev’in anısına adı Blagoevgrad yapılmış. Ama orası bizim için hala Cuma-i Bala. Osmanlı İmparatorluğu’nun Makedonya’yı fethi ile Anadolu’dan getirilen Atalarımızın yerleştirildiği ve şimdi Bulgaristan Devleti’nin sınırları içinde kalan bir Balkan şehrimiz.


SAYISIZ KAHRAMANLAR ŞEHRİ


Diğer tüm Balkan Şehirleri gibi sayısız kahramanlar, devlet adamları yetiştirmiştir Cuma-i Bala. Bu şehir aynı zamanda Sultan 2.Abdülhamit Han devrinde en uzun süre valilik yapmış bir insanın doğup büyüdüğü bir şehirdir. Buna tarih kitaplarında pek yer verilmemiştir. Verilmesi de gerekmemektedir. Çünkü Balkan tarihi, isimsiz hizmet insanları ile doludur ve onlar hizmetleri ile var olmuştur. Sözünü ettiğim kişi Cuma-i Bala’nın yetiştirdiği en büyük devlet adamlarından Müşir Arif Paşa. Kayıtlara geçen son adıyla “Edirne Vali Vekili ve 2.Ordu-yu Hümayun Müşiri Arif Paşa Hazretleri”.  Arif Paşa, 1848 yılında Cuma-i Bala’da doğmuş ve Sultan 2.Abdülhamit Han zamanında (Asr-ı Hamidi) ordu kumandanlığı ve en uzun süre Müşirlik (Mareşal),Valilik ve Ordu Kumandanlığı yapmıştır. Adı tarihte çok yer almaz Arif Paşa’nın.  Osmanlı İmparatorluğu’nun isimsiz kahramanları ve devlet adamları arasındadır. Sultan 2. Mahmud devrinde başlayan Osmanlı İmparatorluğu’nu modern ve merkezi bir devlete dönüştürmek için çok iyi eğitilmiş ve güvenilir memurlardan oluşan yönetici kadrosu oluşturulmaya başlanmasının meyvelerinden birisidir Arif Paşa. Bir hizmet adamı olduğu 61 yaşında teftiş için gittiği Hicaz’da görevi başında vefat etmesinden dahi anlaşılabilir. Arif Paşa, 1868 yılında Harbiye’den erkânı harp yüzbaşısı olarak mezun olmuş aynı okulda muallim muavini, İstanbul Öğretmen Okulu’nda Coğrafya muallimi, Erzincan ve Rumeli vilayetlerinde müfettişlik,  İkinci Ordu Müşiri (Mareşal) ve Yaveri Ekrem tayin edilmiş uzun yıllar Edirne Valiliği yapmıştır. 1909 yılında Hicaz demiryollarını teftişe gittiği sırada vefat etmiştir. 1909 yılında Hicaz demiryollarını teftişe gittiği sırada görevi başında 61 yaşında iken vefat etmiştir. Sultan 2.Abdülhamit Han zamanında Arif Paşa kadar uzun süre Valilik yapan bir paşa çok azdır. Zamanında bazen yılda birkaç valinin değiştiği bir dönemde bu kadar uzun süre Valilik yapan bir insanın adının pek bilinmemesinin nedeni zamanın birçok valisi gibi sık sık Sadaret Kethüdası’na giderek boy göstermemesi, sadece işini yapması, hizmet etmekten adını duyurmaya vakti kalmamış olması olabilir mi?


GERİYE KALAN


Şimdi kendisinden geriye kalan hizmetleri, yetiştirdiği evlatları, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki kayıtları ve bir de Edirne’de bir sokaktaki 300 yıllık Amcazade Çeşmesi üzerindeki onarım kitabesinde yazanlardır. “Binüçyüz Yirmibir Seneyi Hicriyesinde Yaver-i Ekrem Hazret-i Şehriyarı Edirne Vali Vekili ve İkinci Orduyu Hümayun Müşiri Devletlu Arif Paşa Hazretleri tarafından tamir ve suyu isale ettirilmiştir.1321“ Ruhu şadolsun.

Yukarı Cuma adıyla da bilinen, Bulgarlar tarafından önce Türkçe ismine dayalı olarak Gorna Dzaumaja denirken 1950’de adı Blagoevgrad’a çevrilen Güneybatı Bulgaristan’da 39.789 nüfuslu bir kasabadır. Struma vadisinde Sofya’dan Dupniçe güzergâhıyla Selânik’e giden yol üzerinde bulunan kasaba, XVI. yüzyılın ilk yarısında, eski Bulgar-Sırp beyliği ve 1395’ten beri bir Osmanlı sancağı olan Köstendil’in (Velbuzad) bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. 922 (1516) tarihli Tahrir Defteri’nde (BA, MAD, nr. 170) ismi zikredilmemektedir. Nitekim o dönemde bütün Dubniçe kazasında henüz çok az müslüman nüfus bulunmakta olup 133 köyden sadece beşinde müslüman nüfusa ve Türkçe yer adlarına rastlanmaktadır. 935 (1529) tarihli Tahrir Defteri’nde (BA, TD, nr. 167) ilk defa on beş müslüman hâne ile “nefs-i Cum‘a Pazarı” zikredilmiştir. Burası başından itibaren büyük Dubniçe kazasının güneyinde pazar yeri olarak kurulmuştur. 957 (1550) tarihli Tahrir Defteri’nde (BA, TD, nr. 267), on biri özel statüye sahip yörük hânesi olmak üzere otuz üç müslüman hâne kaydedilmiştir. Bunlar Ege sahillerinden göç eden Türk aileler olup aralarında ihtidâ sonucu müslüman olanlar görülmemektedir. Bu sahaya ait son tahrir 978 (1570-71) tarihlidir (TK, TD, nr. 90); buna göre Cum‘a-i Bâlâ’da kısmen yörük, kısmen de müslüman çeltikçilerden oluşan yetmiş iki müslüman hâne bulunmaktadır. Bu sırada müslüman nüfus içerisinde sekiz mühtedi aile de yer alıyordu. 978 tahriri, ilk defa dört hânelik hıristiyan ailenin bu küçük kasabada yerleştiğini göstermektedir. Aynı tahrir, Cum‘a-i Bâlâ’da bir de Cuma Camii’nin mevcudiyetini bildirmektedir. 957 (1550) tarihli tahrire göre Cum‘a-i Bâlâ aynı zamanda bir nahiye merkezi durumundaydı. Nahiyeye bağlı kırk beş köyden yirmi üçü Türkçe isim taşıyordu ve çoğu yörük olan müslümanlar tarafından iskân edilmişti. Bu sırada nahiyede % 23’ü müslüman olmak üzere 2236 hâne bulunuyordu. Bunlardan kendi adlarıyla yeni köyler teşkil edenler ve bazı yörük cemaatleri, mevcut hıristiyan köyleri içerisinde veya çevresinde de yerleşmişlerdi. 1550’de Türk köylerinde mühtedi aileler bulunmuyordu. Ancak eski Bulgar köylerindeki müslüman nüfusun dörtte biri mühtedi idi. Dolayısıyla bu gibi köylerin tedrîcî olarak İslâmlaşmaya başladığı söylenebilir. Osmanlı dönemi sonunda bu mahallî ihtidâlarla kazadaki toplam müslüman nüfusu % 46’ya ulaşmıştı.


XVII. yüzyıl süresince kazaya birçok hıristiyan nüfus yerleşti. 1060 (1650) tarihli cizye defterinde bu şekilde yerleşen otuz iki hâne görülmektedir. Aynı dönemde hemen yakınında yer alan Bulgar Bana köyü ile birlikte benzer şekilde yavaş yavaş büyümeye başladı. Bana’da birkaç maden suyu kaynağı bulunuyordu ve Osmanlılar döneminde bunların üzerine kubbeli kaplıcalar inşa edilmişti. 1570 tahririne göre Bana yirmi iki müslüman, 109 gayri müslim hâneye sahipti.


Kâtib Çelebi ve Evliya Çelebi’nin eserlerinde zikredilmeyen Cum‘a-i Bâlâ’yı XVIII. yüzyıl sonunda gören Felix Beajour, burayı Djoumaia adıyla anarak Osmanlı ordusunda ileri karakol hizmetinde bulunan yörüklerle iskân edilmiş bir kasabacık (bourg) olarak belirtir. 1847’de yöreye gelen Viquesnel ise burada 730 evin bulunduğunu, bunların 250’sinin hıristiyan Bulgar, geri kalanının da Türkler’e ait olduğunu yazar.


1864’te vilâyetlerin yeniden düzenlenmesi sırasında eski Köstendil sancağı lağvedildi; Cum‘a-i Bâlâ Sofya sancağına bağlı bir kaza haline getirildi. 1877-1878’den sonra kaza Osmanlı idaresinde kaldı ve Selânik vilâyetinin Serez sancağına bağlandı. 1290 (1873) tarihli Tuna vilâyeti salnâmesinden şehirde 615 müslüman ve 390 hıristiyan hâne bulunduğu, toplam nüfusun 3800 olduğu anlaşılmaktadır. 1289 (1872) tarihli Tuna vilâyeti salnâmesinde ise şehirde mevcut beş cami, 260 dükkân, bir kilise, beş kaplıca kayıtlıdır. 1878’den sonra şehir Bulgaristan’ın çeşitli yerlerinden müslüman nüfusun göçüne uğradı. Hıristiyan nüfusun sayısı nisbeten azaldı. 1900’de şehrin nüfusu 6440 olup bunun 4500’ü Türk, 1600’ü hıristiyan, 180’i yahudi, 200’ü de Çingene idi. Aynı yılda Vasil Kǎnçev’in güvenilir istatistiklerine göre Cum‘a-i Bâlâ kazasının nüfusu 31.478 olup bunun 4575’i Türk, 3900’ü Pomak, 21.282’si hıristiyan Bulgar, az bir kısmı ise Çingene, Rum, yahudi ve Eflak idi. Balkan savaşlarında bölgenin Bulgarlar’ın eline geçtiği sıralarda şehrin ve köylerin hemen bütün nüfusu Anadolu’ya kaçtı. Onların terkettiği yerler, Yunanlılar’ın işgal ettiği yerlerden kaçan Bulgarlar tarafından iskân edildi.


1926 Bulgar nüfus sayımına göre şehirde 7485 hıristiyan Bulgar ve sadece 424 Türk bulunuyordu. Bu miktar sonraki sayımlarda giderek daha da azaldı. 1950’de şehrin Gorna Dzaumaja (Yukarı Cuma) olan adı, bu şehirde doğan Bulgar Sosyalist Partisi’nin kurucusu Dimitar Blagoev’e nisbetle Blagoevgrad olarak değiştirildi. Bugün modern tarzda yeniden inşa edilen şehrin nüfusu 40.000’e ulaşmıştır. Osmanlılar tarafından kurulan ve İslâmî karakter taşıyan şehrin bu hüviyetinin burayı tanıtan kitaplarda tamamen inkâr edilmesine karşılık son on beş yıl içinde eski Bulgar Mahallesi (varoş) 1844 tarihli kilisesiyle birlikte çok güzel bir şekilde onarılmıştır. Bu da hıristiyanların XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde nasıl yaşadıklarını göstermektedir. Şehirdeki müslüman yapılarından ise bugün sadece uzun zaman dükkan ve ev olarak kullanılan ve 1992’de onarılmakta olan XIX. yüzyıla ait bir cami ayakta durmaktadır. Bugünkü şehrin birkaç kilometre kuzeyinde Romalılar’ın Skantopara şehrinin harabeleri bulunmaktadır.

ETİKETLER :
Diğer BENİM ŞEHİRLERİM haberleri
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 240
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ