Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

İslam’da Modernleşme Bedri Gencer


Bu haber Teknik Elektrik Postası, Teknik Elektirk Postası - 237sında yayınlanmıştır.
Bu haber 2020-08-31 12:01:51 eklenmiş ve 2397 kez görüntülenmiştir.

İslâm’da Modernleşme, 1839-1939, hem keyfiyet, hem kemiyet itibariyle büyük bir eser. Eserin büyüklüğü, yazarın konuyu “evrensel” bir perspektiften incelemesinden kaynaklanıyor. Bundan kasıt, Doğu ve Batı’yı kuşatan, bütüncül, çok-katlı bir mukayeseli perspektiftir. İslâm dünyasının modernleşmesi, temelde Batı’nın kültürel etkisinden kaynaklandığı için akültürasyon kaynağı Batı’daki dönüşüm kavranmaksızın Doğu dünyasının zorlandığı modernleşmenin de kavranamayacağı tabiidir. Bu yüzden Gencer, önce bizzat Batı’nın yaşadığı modernleşme tecrübesinin mukadderatını tespit ediyor. Onun tespitine göre “sekülerleşme” de denen Batılı modernleşme, bir “evrensel âdil düzen” kurma fikrinden kaynaklanıyor. O, Batılı modernleşmenin arkasında yatan bu “kozmopolis ve teodise” münasebetini keşfetmek suretiyle modernleşmelerin etkileşimini bir medeniyetler karşılaşması olarak ele alıyor.


Eserin büyüklüğü, ikinci olarak, yazarın seçtiği bütüncül perspektifin gerektirdiği vukufla konuyu işlemesinden kaynaklanıyor. Tabiatıyla konunun işleneceği perspektifin seçimiyle gerekli entelektüel donanım birbirine bağlıdır. Kendisinin de dikkat çektiği gibi bugüne kadar bu denli kuşatıcı bir perspektiften modern İslâm’ ın incelenememiş olması, bunun gerektirdiği Doğulu ve Batılı kültür veya İslâmî ve sosyal bilim formasyonlarını terkipteki zorluktan kaynaklanıyor. Bedri Gencer, değil sosyal bilim disiplinleri, felsefî ile dinî ilimler arasında bile ayırımın tanınmadığı geleneksel “ilm-i küll” anlayışını benimseyerek bu terkibin optimal ölçüde başarıldığı istisnaî formasyona ulaşmış biri.


Bu eser, çağımızda sayısız araştırmaya konu edilen lslam’ın modernleşmesi hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve derinlikli incelemedir. “Hristiyanlaştırmadan modernleştirmeye Batılı kozmopolis projesinin sekülerleşmesinin modern Batı/Doğu karşılaşmasını nasıl etkilediği” merkezî sorusundan hareket eden eser, lslam’da modernleşmeyi ilk kez Batı ile Doğu’nun bu büyük karşılaşması bakımımdan ele alıyor. Eser, Batı ile İslam düşüncesi,geleneksel ile modernm İslam düşüncesi ve Osmanlı ile sair İslam düşüncesi arasında mukayeseli ve kuşatıcı, sosyolojik bir perspektiften sosyal ile düşünsel değişim arasındaki etkileşim bakımından on dokuzuncudan yirminci yüzyıla İslâm dünyasının modernleşmesi sürecini derinlemesine inceliyor.


Çalışmada on dokuzuncu asır İslam dünyasında modernleşmeye karşı alınan butun tavırlar modern İslam incelemelerinde yararlanılacak analitik bir çerçeve oluşturmak üzere kategorileştiriliyor ve İslam düşüncesindeki değişimin mahiyetini gostermek için Osmanlı ve Mısır İslam düşüncesinin temsilcileri olarak alınan Namık Kemal ve Muhammed Abduh örneklerinde “gelenekselcilik/modernizm” olarak iki ana tipe dönüştürülerek karşılaştırılıyor. Farklı İslam yorumlarının, ozellikle sömürge-sonrası paradigmalara meydan okuyan tek örnek olarak Osmanlı İslam yorumunun modernizmle hesaplaşmadaki etkisini vukufla gösteren eser. modern İslam incelemelerine yepyeni bir boyut getiriyor.


Batı’da olduğu gibi Doğu’da da “Hıristiyan ümmeti” ve “islâm ümmeti” ideallerinin sönmesinden sonra ulusal-üstü birliğin kaynağı olarak medeniyetçilik, bir “ulus-devleti ideolojisi” olmuştur. XIX. asırda bir taraftan ingiliz oryantalizminin “islâm hilâfeti” fikrini çürütürken, diğer taraftan Fransız oryantalizminin “Arap-is-lâm medeniyeti” kavramını icat etmesi bir tesadüf değildi. Müslüman aydınlar, “islâm hilâfeti” fikrinin tarihe karışmasından sonra onun yerine islâm dünyasını birleştirebilecek bir ulusal-üstü kimlik kaynağı olarak oryantalizmin icat ettiği “islâm medeniyeti” kavramına sarılmıştır.


islâm hilâfeti, ulus-devletinin gerçek, islâm medeniyeti ise sanal alternatifidir. Dolayısıyla bugün islâm dünyasında hikmetin yeniden keşfi, onun yerine medeniyetin ideoloji haline geldiği siyasî konjonktürün değişmesine, Abbâsîler devrinde olduğu gibi ulusal-üstü, kozmopolitan bir siyasî şuurun doğmasına, ulus-devleti yerine islâm hilâfeti fikrinin gündeme gelmesine bağlıdır. Ulus-devle-tinin çözülmesinden sonra bütün dünyada olduğu gibi islâm dünyasında da islâm hilâfeti gibi ulusal-üstü birleşmelere ve bunun kaynağı olarak hikmete olan acil ve hakikî ihtiyaç ortaya çıkacaktır. Yoksa bugün Türkiye’nin sadece islâm hilâfetine değil, Ortodoks ekümenikliğe duyduğu tepki ve ürküntü de aynı şekilde bir ulus-devleti refleksinden kaynaklanıyor. Aynı coğrafyadan geçmişte Bî-rûnî, çağımızda ise Gandhi’nin temsil ettiği hikmetin keşfiyle ancak kalıcı bir barış ümidi doğacaktır. Lâfzen “barıştırmak” anlamına gelen islâm’ın mensuplarına düşen de çağımızda Beytü’l-Hik-me’yi yeniden kurmaktır.


ETİKETLER :
Diğer KİTAP haberleri
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 237
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ