Teknik Elektrik Postası - Sektörün Kalbinden

Dobriç (Hacıoğlu Pazarcık) Bulgaristan


Bu haber Teknik Elektrik Postası, Teknik Elektirk Postası - 237sında yayınlanmıştır.
Bu haber 2020-08-31 12:00:02 eklenmiş ve 2396 kez görüntülenmiştir.

Dobriç  (Bulgarca: Добрич / Dobriç, Rumence: Bazargic), Osmanlı Devleti zamanında ve bölgede yaşayan Türkler arasında Hacıoğlu Pazarcık olarak adlandırılan, Bulgaristan’ın kuzeydoğusunda, Tuna düzlüğünün doğusunda, Dobruca platosunun güneyinde 43˚34’ kuzey enlemi 27˚50’ doğu boylamında bir şehirdir. Aynı adı taşıyan eyaletin (oblast) merkezidir. Sahil şeridinde önemli turistik merkezler bulunmaktadır.


Târihi


Kaynaklarda adı Hacıoğlu Pazarcık, Hacıoğlu Pazarı, Pazarcık şeklinde de geçer. Bugün Dobriç adıyla bilinmekte olup XVI. yüzyılda Dobruca’nın iç kesiminde bir Osmanlı kasabası olarak denizden 260 m. yükseklikte kurulmuş, camileri, medreseleri ve tekkeleriyle neredeyse tamamen bir Türk-İslâm merkezi halinde gelişme göstermiştir. Romanya’nın Köstence Limanı’nı Bulgaristan’ın Varna Limanı’na bağlayan kara ve demiryolu üzerinde bulunması önemini arttırır. 1970’lerde yapılan arkeolojik kazılarda geç antik tabaka ile XVI. asırda şehre yerleşenlerin izleri arasında tamamen boş bir alanın bulunması şehirde 600-1500 yılları arasında yerleşim bulunmadığını ortaya koydu. Burada yerleşim ilk olarak XVI. yüzyılda yörüklerle başladı. Bu durum bölgenin en eski Osmanlı tahrir kayıtlarıyla da teyit edilmektedir. 1444’teki Haçlı işgalinden ve 1462’deki Eflak Voyvodası Vlad Tepeş’in kanlı saldırısının ardından Dobruca’nın kurak ve neredeyse susuz iç kısımları boşalmış, geriye sadece Tuna nehri kıyıları ile Karadeniz sahilleri boyunca uzanan, direnmeyi her nasılsa başarabilmiş küçük toplulukların yaşadığı köyler kalmıştır. Bugünkü şehrin yakınlarındaki Odartsi köyü yapılan kazılara göre böyle bir yerleşme yeri durumundaydı.


Bu eski yerlesiminin ikinci kez iskânı 16. yüzyılda Hacıoğlu isimli bir Türk taciri tarafından kurulmuştur. Bulgaristan’da Türkçe ismi Pazarcık kelimesini içeren başka yerleşimler de bulunduğundan Tatarpazarcık gibi Hacıoğlu Pazarcık şeklinde anılmıştır.


93 Harbi sırasında 27 Ocak 1878’de Osmanlı yönetiminden çıkmış ve 19 Şubat 1882’de adı Dobriç olarak değiştirilmiştir.


10 Ağustos 1913 tarihli Bükreş Antlaşması ve 27 Kasım 1919 tarihli Neuilly Antlaşmasıyla Romanya’ya verilmiş ve adı Güney Dobruca’nın diğer kısımları gibi Bazargic olarak değiştirilmiştir.


II. Dünya Savaşı sırasında 7 Eylül 1940 tarihinde imzalanan Craiova Anlaşması gereği 25 Eylül’de Bulgaristan’a geri verilmiş ve adı tekrar Dobriç olmuştur.


Komünist döneminde, II. Dünya Savaşı’nda Bulgaristan’ı “kurtaran” Kızıl Ordu Mareşali Fyodor İvanoviç Tolbuhin’in anısına Tolbuhin (Толбухин)olarak değiştirilmiştir.


10 Kasım 1989’da Todor Jivkov yönetimi devrildikten sonra 19 Eylül 1990’da devlet başkanının emriyle tekrar Dobriç olarak değiştirilmiştir.


Etnik yapısı

2001 Bulgaristan Nüfus Sayımı verilerine göre Dobriç ili nüfusu 215.200 kişidir. Etnik kökenini 164.200 kişi Bulgar, 28.200 kişi Türk, 18.200 kişi Roman olarak beyan etmiş, yaklaşık 3.500 kişi de başka etnik gruplara mensup olduğunu belirtmiş veya bu konuda bildirimde bulunmamıştır. Anadil söz konusu olduğundan Romanların sayısından Türklerin sayısına yaklaşık 5.000 kişilik bir kayma olmakta, 33.600 kişi Türkçeyi anadili olarak beyan ederken, anadili Romanca olanların sayısı 13.800’e inmektedir. Diğer gruplardaki sayılar aşağı yukarı aynı kalmaktadır. Dini aidiyet konusunda yaklaşık 7.000 kişi için bu bilgi açıklanmamış iken, Müslümanlar’ın 44.200 kişilik bir topluluk oluşturdukları görülmektedir. Obroçişte (eski adı Tekke) köyünde, Bektaşi babası Akyazılı Baba’nın türbesi bulunmaktadır. Rositsa (еski adı Saraca) köyünde Saraca Şah Veli Baba Türbesi bulunmaktadır. Kendisi 15.-16.yy.da İran’dan göç etmiş bir Türkmen’dir.


Hacıoğlupazarcığı’nın ortaya çıkışıyla ilgili Felix Kanitz tarafından 1879’da derlenen yerel efsanelere göre burası ilk evi inşa eden seyyar tâcir Hacıoğlu Bakkal tarafından 300 yıl önce kurulmuştu. Ancak Osmanlı tahrir kayıtları buranın kuruluş tarihiyle ilgili sağlam veriler sunar. Silistre sancağına ait günümüze ulaşan en eski kayıtlar, 924’te (1518) yapılan tahrire dayalı olarak 1530’da düzenlenen muhasebe defterinde olup kasaba hakkındaki ilk bilgileri ihtiva eder (BA, TD, nr. 370, s. 418-433). Burada Varna kazasına bağlı Hacıoğlu adını taşıyan bir köye rastlanır (s. 426). Bu köy o dönemde on dört hânelik (yaklaşık altmış yetmiş kişi) küçük bir yerleşim birimiydi ve hâne reislerinin dokuzu yerel askerî birliğin yedek askerleriydi. Varna kazası o devirde, XVI. yüzyılın ikinci yarısında Hacıoğlu’nun küçük bir pazar merkezine (pazarcık) dönüştüğü döneme göre daha geniş sınırlara sahipti. 1518’de Varna kazası 1820 müslüman, 651 hıristiyan hânesinden müteşekkildi ve hıristiyanlar genellikle kıyı şeridinde yaşıyordu. Bu rakamlara göre Varna kazasının % 74’ü müslümandı (askerî gücü, sipahileri ve Varna Kalesi’nin müstahfızları hariç). 1518-1550 yılları arasında Varna kazasındaki Hacıoğlu köyü giderek bir kasaba durumuna geldi. Bundan ilk bahseden kişi 1557 yılında Polonyalı seyyah Otwinowski’dir. İstanbul’a giderken uğradığı bu küçük kasaba hakkında günlüğüne “4 Ağustos’ta Pazarcık adlı küçük kasabaya vardık” şeklinde not düşmüştür. Eksik kısımları olan, 977 (1569-70) tarihli bir başka tahrir ise bu küçük kasabanın bir mezraa/köyden civar bölgeler için bir pazar fonksiyonuna ve camilere sahip küçük bir şehre dönüştüğünü dolaylı biçimde gösterir. Söz konusu tahririn başında yer alan Silistre sancağı kanunnâmesinde Pazarcık köyünün pazar vergilerine ve yine Pazarcık’ın pazar vergilerini düzenleyen bir önceki kayıtlara atıflar bulunur. Burada zikredilen ve bugüne ulaşmayan bir önceki tahrir defteri (defter-i atîk) muhtemelen yirmi ile otuz yıl önceye, 947’lerde (1540) gerçekleştirilen tahrirlere dayanmaktadır. Bu durum kasabanın XVI. yüzyılın ikinci çeyreğinde bir köy olmaktan çıktığına işaret eder. 977 (1569-70) tarihli tahririn vakıflarla ilgili kısmı, burada Câmi-i Atîk ile Hacı İbrâhim Camii adlı iki cuma camiinin ve kurucularının isimlerini taşıyan dokuz mescidin bulunduğunu gösterir. Hacı Nasuh Mescidi’nin bir de mektebi vardır. 996 (1588) tarihli Hacı Hamza vakfiyesi ise bu zatın Hacıoğlupazarcığı’nda inşa ettirdiği mescidin durumunu belirler. Aynı yıl Pazarcık’ın Hacı Hamza mahallesinin su şebekesi ve köprüsünün bakımı için özel bir vakıf kuruldu. XVI. yüzyılın ikinci yarısında kasaba gelişme kaydederken merkezi olduğu bölgeye (nahiye) 1569’da Türkçe ad taşıyan, tamamı Türkler’den ibaret toplam 2876 hâneli (14.000 kişi) yetmiş altı köy bağlıydı.


XVII. yüzyılda daha da gelişen Hacıoğlupazarcığı 1051 (1641) tarihli Avârız Defteri’nde (BA, KK, nr. 7086) on dokuz mahalleli bir kasaba olarak zikredilir. Bu mahalleler toplamda hepsi müslüman olan 564 hâneye (yaklaşık 2700-2800 kişi) sahiptir. O dönemde henüz hıristiyanlar Hacıoğlu’nda yaşamamaktadır. Hatta 1573’te Dobruca’nın diğer yerlerinde (Balçık, Hırsova, Provadiya, Silistre, Tekfurgölü ve Varna bölgeleri) koyun çobanlarının üçte ikisi müslümanken bu oran Pazarcık nahiyesinde % 100’e ulaşır. Dobruca hıristiyanlarının cizyeleri için derlenen 1025 (1616) ve 1030 (1621) tarihli icmal sicillerinde de hem kasabada hem nahiyede hıristiyanların varlığından bahsedilmemektedir. Hıristiyanlar bu bölgeye çok daha sonraları gelip yerleşecektir. 1667’de Evliya Çelebi, Hacıoğlupazarcığı’nı “kasaba-i ma‘mûr” diye tanımlar ve Başvezir Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın kethüdâsı İbrâhim Ağa’nın muazzam eserinden takdirle bahseder. İbrâhim Ağa, 50.000 altın sikkeye mal olan bir yer altı sistemiyle iki saatlik mesafeden kasabaya su getirtmiş ve çeşmelere dağıtmıştı. 1956’da Petar Miyatev, o tarihteki ismi Tolbuhin olan Hacıoğlupazarcığı’nda Evliya Çelebi’nin bahsettiği Kethüdâ İbrâhim Ağa’nın çeşmelerinden birinin kitâbesini bulup yayımladı. 1075 (1664-65) tarihli olan kitâbe İbrâhim Ağa’dan bir hayır sever olarak söz eder. Aynı zamanda bir hamam ve özellikle de Sultan Çarşısı kadar devâsâ bir bedesten yaptıran İbrâhim Ağa’nın eserleri kasabayı zenginleştirmiştir.


1970’te kasabanın Eskicami çevresindeki eski merkezi etnolojik müze kompleksi ilân edildi ve büyük çapta restore edilerek yeniden yapıldı. Karadeniz kıyılarından gelen turistlerin ilgisini çekecek geleneksel tarzda bir otel, kafeler, barlar ve eski zanaatkârların, dokumacıların, çömlekçilerin, nalbantların sergilendiği birçok dükkân ve birçok restoran yapıldı. Eskicami de restore edildi, ancak minaresi kaldırıldı ve bütün yapının İslâmî bir ibadethâne olarak tanınması imkânsız hale getirildi. Komünizmin çöküşünden sonra kasabaya XIX. yüzyıldan kalma Bulgarca ismi (Dobriç) tekrar verildi. 2012 verilerine göre şehrin nüfusu 90.375’tir. Vilâyette ise bu sayı 112.203’e ulaşır. Nüfusun % 87,5’inin Bulgarlar’dan, % 6,8’inin Türkler’den oluştuğu kaydedilir.

ETİKETLER :
Diğer BENİM ŞEHİRLERİM haberleri
Dergilerimiz
Baş Yazar
Mustafa ALBAYRAK
Teknik Elektirk Postası - 237
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Anket
Dergimizi nasıl buluyorsunuz?
Güzel
Çok Güzel
İdare Eder
Daha iyi olabilir
Beğenmiyorum
© Copyright 2013 Teknik Elektrik. Tüm hakları saklıdır.
ELEKTRİK
AYDINLATMA
TEKNİK BİLGİ
ENERJİ
GÜNEŞ ENERJİSİ
RÜZGAR ENERJİSİ
NÜKLEER ENERJİ
TEKNOLOJİ
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
EĞİTİM
DÜNYA
DOST SİTELER
ANAHTAR -PRİZ
KABLO ÜRETİCİLERİ
ŞALT ÜRETİCİLERİ